# Gece Rüzgarları - Sevinç Çokum Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gece Rüzgarları kimin eseri? Gece Rüzgarları kitabının yazarı kimdir? Gece Rüzgarları konusu ve anafikri nedir? Gece Rüzgarları kitabı ne anlatıyor? Gece Rüzgarları PDF indirme linki var mı?  Gece Rüzgarları kitabının yazarı Sevinç Çokum kimdir? İşte Gece Rüzgarları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gece-ruzgarlari-sevinc-cokum-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-04T22:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-04-04T22:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/04/sevinc-cokum-kimdir-sevinc-cokum-kitaplari-ve-sozleri-193506.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sevinç Çokum 
 Yayın Evi: Ötüken Neşriyat 
 İSBN: 9799754374710 
 Sayfa Sayısı: 261 
--reklam--
Gece Rüzgarları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevinç Çokum, bu kez Tepeşehir düğümünü ve Himmet olayını çözmeğe çalışan Süsen Divitçi'nin gözlemleriyle oluşturuyor romanını. Gece Rüzgârları'ndan birisi intihar çizgisine gelecektir; fakat kim? Roman boyunca buna cevap arayan yazar, Süsen'in 126. rüyasındaki intihar kuşkulanndan yola çıkıyor. Özal devrinde geçen iç içe fakat birbiriyle bütünlenen iki ayrı hikâyede koşturuyor okuyucuyu.
Toplumun çarpilaşan çehresi içinde ideoloji kargaşasından sonra çıkarlarına koşan kesimler... Gece Rüzgârları Sevinç Çokum'un mizah, eleştiri, ironi cephesinin de su yüzüne çıktığı ve yeni derinlikler kazandığı bir çalışması. Sevinç Çokum, üzerinde konuşulacak ve nasıl yazıldığını düşündürecek Gece Rüzgârları'm romanları arasında özgün yerine yerleştiriyor.
--reklam--
Gece Rüzgarları Alıntıları - Sözleri
"Hiçbir şey ilk güzelliğiyle, tazeligiyle, yeniliğiyle kalmıyordu; fikirler de eskiyordu, duygular da...
"...Gerçeği kabullenmek onun açtığı yaranın aynı zamanda merhemi oluyor..."
"...Siz kendi kurallarınızın romanını mı yazayım istiyorsunuz?Yani sizin saplantılarınızın, sizin doğrularınızın romanını...Yani sizin kilise mantığınızın." diye çıkışmamış mıydı?"Homoseksüeller insan değil mi, hayat kadınları insan değil mi? Siz hep toplumun ideal, sakin, düzenli, mutlu yanları mı dile getirilsin istiyorsunuz?Öyleyse romana ne ihtiyacınız var?Oturun mutlu yuvanızda sıcak ve şişkin kuştüyü yumuşaklığundaki kurallarınıza yaslanıp yaşayın!Biz romancılara da karışmayın!.."
Zamanın güzel bir noktasındaydık;zaman bizi karalamamıştı henüz ;ülkemiz karalamıştı. Ülkemiz bizi gözden çıkarmamıştı henüz.
"Hayatı bir karikatür gibi görüyorum. Böyle olunca da kocaman bir hiç kalıyor geriye.
Neden bu kadar ciddiye aldık dersiniz?
Neyi?
Yaşamı..."
--reklam--
Gece Rüzgarları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gece Rüzgârları, roman kahramanı Süsen Divitçi’nin 126.rüyasıyla başlıyor ve eser bu rüya etrafında şekilleniyor. Süsen Divitçi, daha önce Çokum’un Tren Burdan Geçmiyor kitabından tanıdığım bir karakter. Süsen, hayatını yazmaya adayan, bu uğurda eşinden ayrılan, yalnız yaşayan bir yazar. Komşusu Nilece’in yazdığı hikâyenin esere dahil olmasıyla okura farklı mekânlar ve farklı hayatlar sunuluyor.Usta yazar; 1980 sonrası Türkiyesini, Özal dönemindeki sosyal sınıf farkını ve bu ortamda yaşamlarını sürdüren insanları son derece gerçekçi bir dille kaleme alıyor. Aşk, evlilik ve yayın dünyasının çıkmazlarını ortaya koyarken bireyin toplumla ve kendisiyle çatışmasını merkeze alıyor. Kitapta toplumun her yerini kanser gibi saran “ikiyüzlülük” kavramına yer veren yazar, bilinçaltının rüya ile anlatımı konusunda da oldukça başarılı. (Berna Karakaya) 
GECE RÜZGÂRLARI ( Sevinç Çokum )
 2020 Necip Fazıl Kısakürek Öykü ve Roman Yazarı Ödülü'ne layık görülen yazarın okuduğum sekizinci kitabıdır.
 Hali vakti yerinde olanlarla gecekondu insanlarını bir araya getirmiş. İntihar, rüya, insan ilişkileri, eski aşkları, yeni dostlukları çok iyi işleyen bir roman okudum.
 Romanın ana kahramanı Süsen ünlü bir yazar. Alt komşusu Nilece'nin kısa öyküsü ile Süsen'in hayatı iç içe girer. Nilece'nin hikaye kahramanı Himmet ve Abbas'ın peşine düşer. Polis memuru Adem kurguya girer. Süsen'in ayrıldığı kocası Sungur da romanda oldukça yer alıyor.
 Üst kurgu ilahi bakış açısıyla yazılmış. Bazı bölümler Süsen'in penceresinden anlatılmış. Alt kurgu ise Nilece'nin hikâyesinden oluşuyor.
 Sevinç Çokum'un kendine özgü edebî bir dili var. Kahramanlarını bazen yerel ağızla bazen de süslü dille konuşturabiliyor. Karadeniz ağzında biraz eksikler gördüğümü söyleyebilirim.
"Kimleri tanıdım ben, 'Kimse bana smokin giydiremez,' diyen ne cemaat liderleri, sayın cumhurbaşkanının birkaç saniyelik el sıkma töreninde birkaç cümlesine mazhar olabilmek için smokin de giydiler, papyon da taktılar. Atatürk'e hiç de sempatik bakmayan birilerinin sırf orduya şuna buna şirin görünmek için birbirlerine Atatürkçü kesilmeleri de öyle. . . Bürolarına, sandalyelerinin arka duvarlarına kocaman çerçevesiyle bir Atatürk resmi asınca denizler duruldu. Ama kafa dengi biriyle yan yana geldiler mi atıp tutarlar yine. İtibar, ödüller, unvanlar bile satın alınır bu ülkede."
( s.63, 64 ) Toplum ve birey psikolosini iyi işlenmiş.
"Hiçbirimiz şiirlerini sobada yakarak ısınan biri olmadık." ( s. 112 )
Meram Ulubey uzun konuşmasıyla kendisiyle röportaj yapmak isteyen delikanlıya hayat dersi verir. "Dünyadan savaşlar eksilmeyebilir ama toplumları, devletleri her zaman tek sermayesi yurtseverlik olan birileri değil, askerler hiç değil, hesap yapmasını iyi bilen, yani matematiği iyi bilen, dünyayı tanıyan yani çok gezmiş, bir sürü kitap karıştırmış, bir sürü adam dinlemiş kimseye pabuç bırakmaz hinoğlu hinler yönetir. Yurtseverler ya kahramanca ölürler yahut bir yerde duygularının kurbanı olup hata yaparak, ülkelerinin, toplumlarının başını belaya sokarlar." ( s. 156 )
"Bu anların geçip gideceğini biliyordum. Mutluluğun her zaman tükenesi bir şey olduğunu. . . Bunun için biraz buğulu baktım çevreme. Otuz yaşında bile değilim, otuz üç bile değilim, otuz beş bile. . . diye geçirerek içimden." ( s. 261 )
Yaş kırkı geçince mantık duyguların önüne geçiyor. Rüzgârın savurduğu iki yaprak birbirlerine kanmıyor.
 Çok severek okuduğum Gece Rüzgârları'nı herkese tavsiye ederim. (Mutlu Özçelik) 
Romanda en üzüldüğüm karakter Eda. Kocasinin başka bi kadını sevdiği için ağlarken teselli eden Anadolu kadını. Genel olarak güzel bi kitap okumanızı tavsiye ederim yüreğine sağlık Sevinç Çokum! (Elif) 
--reklam--
Gece Rüzgarları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sevinç Çokum - Gece Rüzgarları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gece Rüzgarları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sevinç Çokum Kimdir?
Sevinç Çokum  25 Ağustos 1943’te  İstanbul  Beşiktaş’ta dünyaya geldi. Üç kız evlada sahip olan ailenin en küçük çocuğudur. Beşiktaş Büyük Esma Sultan İlkokulunu, Beşiktaş Ortaokulu ve Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu; ayrıca Umumi Sosyoloji dalında öğrenim gördü.  Acıbadem Özel Anadolu Lisesinde ve Etfal Hastanesine bağlı hemşire okulunda Türkçe ve Edebiyat dersleri verdi.

Orta öğrenimi sırasında bir süre İstanbul Radyosu çocuk korosunun haftalık programlarına katıldı.   Klasik Batı müziği dalında özel keman dersleri alarak Türk ve değişik ülkelerin temsilcilerinden  oluşan A. Kavafyan yönetimindeki  İstanbul Amatör Senfoni Orkestrasında ikinci kemanlarda çaldı, konserlere katıldı. Üniversitedeyken politikayla ilgilenmeğe başladı. Bir siyasi partinin ilçe gençlik kolu başkanı oldu, daha sonra İl Gençlik Teşkilâtına geçti, bir süre sonra politikada aktif rol almaktan  vazgeçti.  Öğrenimi sırasında evlenen  Sevinç Çokum, 1968 çalkantılı döneminde öğrenci hareketlerine fikirleriyle katıldı.

Edebiyata sevgisi  ortaokul sıralarında Türkçe Öğretmeni Necmi Seren’in, lisede ise Suzan Karamanlıoğlu’nun   yönlendirmeleriyle  yol aldı. Necmi Seren öğretmenliğin dışında Macarca’dan çeviriler yapmış, ünlü “Pal Sokağı Çocukları” romanını Türkçeye kazandırmıştı. Sevinç Çokum daha o tarihlerde günlük tuttu, şiirler yazdı. Lisede öğrenciyken büyüklerin katıldığı Kudret Gazetesindeki bir yarışmaya girerek ikinci oldu. Üniversitede hikâyeler yazmağa başlayan yazarın  Bir Eski Sokak Sesi adlı öyküsü Hisar Dergisinde (Şubat 1972) yer aldı. O sıralarda Yelken ve Eflatun Dergilerinde de birkaç hikâyesi görüldü, Ahmet Nadir Caner’in yönettiği Başkent Gazetesinde  şiirlerinden bazıları  neşredildi. İlk hikâyelerini  Eğik Ağaçlar adlı kitabında toplayan yazar,  Behçet Necatigil’in  tavsiyesiyle öyküde yoğunlaştı. Bu kitabın ardından Hisar Dergisinin yanısıra  Türk Edebiyatı Dergisinde de yazmağa başladı. 1975-76 yıllarında Kültür Bakanlığı bünyesinde düzenlenen komisyonlardan Halk ve Çocuk Yayınları Kurulundaki çalışmalara katıldı. 1977-79 yıllarında Türk Edebiyatı Dergisinin yazı işleri müdürlüğünde bulundu. Daha sonra,  (1981-85)  eşi Rıfat İzzet Çokum’la kurdukları Cönk Yayınlarını yönetti. Sevinç Çokum’un öykü, söyleşi ve diğer yazıları, Hisar, Türk Edebiyatı, Gösteri,  Varlık Dergilerinde ve Dünya- Kitap’ta yer aldı.

Öyküleri:
Eğik Ağaçlar (1972), Bölüşmek (1974), Makina (1976), Derin Yara (1984),Onlardan Kalan (1987 ) Bu kitaplar birleştirilerek, Bir Eski Sokak Sesi, Evlerinin Önü, Onlardan Kalan adlarıyla yeniden yayımlandı. Rozalya Ana  (1993- Türkiye Yazarlar Birliği Armağanı), Beyaz Bir Kıyı (Fas’ta geçen hikâyeleri 1998), Gece Kuşu Uzun Öter (2001 ), Al Çiçeğin Moru (2010).

Romanları:
Zor (1977), Bizim Diyar (1978), Hilal Görününce (1984- Milli Kültür Vakfı ve TYB Armağanları), Ağustos Başağı (1989), Çırpıntılar  (1991), Karanlığa Direnen Yıldız (1996), Deli Zamanlar (2000),  Gülyüzlüm (Tefrika roman olarak yazılışı 1988, kitaplaşması 2003 ), Gece Rüzgârları (2004), Tren Burdan Geçmiyor (2007),  Arada Kalmış Tebessüm (2010), Lacivert Taşı (2011- Eskader Roman Armağanı)

Gazete Yazıları: Güzele Bakan Karınca (1997), Vaktini Bekleyen Tohum (2000 )

Anlatı:  Hevenk- Kayıp İstanbul (1993-TYB Armağanı)

Radyo programları ve TV senaryoları da bulunan Çokum, Yeniden Doğmak adlı dizi senaryosuyla  Ankara Gazeteciler Cemiyeti, 1988 Basın Şeref Belgesine lâyık görülmüştür.

Çevrilmiş Eserleri:
Çarmıh,Bir Geminin Getirdikleri, Der Neu Mensch İn Der Türkei – Almanya(Seçkiye Katılan Öyküler)
BizimDiyar, Prof.Dr.  Azize Cefarzade’nin çevirisiyle- Azerbaycan-Baku.(Roman)
Tarifsiz Bir Sesin Hikâyesi, Moderne Turkse Verhalen- Hollanda (Seçkiye Katılan Öykü)
Denizin Dalgası Saçların, Racconti dell Anatolia-İtalya (Seçkiye Katılan Öykü)
Deli Zamanlar  Arapçaya çevrilerek Mısır’da yayımlandı (Roman)
Tarlabaşı’nda Sabah Oluyor, Istanbul In Women’s Short Storıes – England ( Seçkiye Katılmış Öykü)
Deli Zamanlar Arnavutluk, Bulgaristan ve Hindistan’da yayımlanmak üzere çevrilmektedir.

Eserleri üniversitelerde araştırma konusu olan Sevinç Çokum’un yurt dışında da bazı eserleri üzerinde çalışmalar gerçekleşti. Ayn Şems Üniversitesinden Ayşe Abdülvahid Çırpıntılar romanıyla ilgili, Batıda Türk Göçmenlerinin  Sorunları  adıyla  yüksek lisans yaptı.(2008-2010) Ayrıca yine Mısır’da Kahire Üniversitesinden Muhammed Eyd, yazarın  Beyaz Bir Kıyı  adlı eserini dil bakımından inceleyen bir çalışma ortaya koydu.(2010-2011)

İlk kitabıyla insan sevgisi ve hümanizma çizgisinde görünen Sevinç Çokum, zaman içerisinde öykü ve romanlarında değişimler yaşadı. Toplum ve birey arasındaki ilişkileri kurcalayan yazar, ilk romanlarında ulusun değerlerini kişilerine aktararak onları tarih perspektifi içinde ele aldı. Giderek insanın iç yapısındaki  derinliklere yönelen yazar,  sanatın sınırları olmayacağını savunarak evrenselliğe ulaştı. Deli Zamanlar romanıyla birlikte hikâyelerindeki ince gözlemleri, dil özenini ve ironik bakışı romanlarına taşıdı. Tren Burdan Geçmiyor ve Arada Kalmış Tebessüm, Lacivert Taşı  gibi  son romanlarında sosyal-psikolojinin verileriyle insanı anlamaya çalıştı. Abukiz adını verdiği bir felsefe ortaya atarak, çok renkli ve prizmatik bir yapı içinden dünyaya baktı. İçtenliği önemseyerek öğretilerin dışındaki doğruları aradı.

 
--reklam--
Sevinç Çokum Kitapları - Eserleri
Hilal Görününce
Ağustos Başağı
Lacivert Taşı
Bizim Diyar
Rozalya Ana
Gece Kuşu Uzun Öter
Tren Burdan Geçmiyor
Bir Eski Sokak Sesi
Al Çiçeğin Moru
Arada Kalmış Tebessüm
Deli Zamanlar
Gece Rüzgarları
Onlardan Kalan
Çırpıntılar
Evlerinin Önü
Yüzünü Sıyır Karanlığından
Kırmalı Etekler
Hevenk - Kayıp İstanbul
Güzele Bakan Karınca
Karanlığa Direnen Yıldız
Gülyüzlüm
Zor
Vaktini Bekleyen Tohum
Çok Yapraklı İlişkiler
Beyaz Bir Kıyı
Gözyaşı Çeşmesi
Bölüşmek
Tek Kalan Fincan
Makina
Eğik Ağaçlar
İskele Gazinosu
Beyaz Bir Kıyı
--reklam--
Sevinç Çokum Alıntıları - Sözleri
Varsın adları "göçmen " olsun. Çok sürmez , Avustralyalı olurdu onlar da. Ne kadar olunabiliyorsa tabii. (Çırpıntılar)
İnsanın, kimi zaman canını veresiye önemsediği birinin ya da bir nesnenin gün gelip kendisi için anlamını yitirdiğini anlaması doğal yaşanmışlıklardan değil miydi? (Tren Burdan Geçmiyor)
Hani bazen bir kuşa sevgiyle coşkuyla bağlanirsin, sonra kuşa bir hal olur. Hani yemez de yermiş gibi yapar, durmadan uyur; kanatları düşer. Hani solmakta olan bir çiçeğe dönüşür... gayrı parlatamaz tüylerini, matlaşır o tüyler, belki çoktan ölür derisi, yenilemez kendini geri dönülmezliklerde. Sonra bir bakarsın... (Gülyüzlüm)
Sevgi belki de milyonlarca anlardan birindeki birkaç saniyedir; fakat o birkaç saniye aslında ömürleri içine alabilir. (Arada Kalmış Tebessüm)
"Gül alır, gül satarlar..
Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tatarlar
Çarşı pazar güldür gül.." (Ağustos Başağı)
Hayat pişmanlıklar zinciridir. Ama yıllar sonraki doğruların, sana bazı şeyler anlatır. (Yüzünü Sıyır Karanlığından)
Gece ışığı umuttu çünkü, umuydu. Umularla ürerdi hayat; hele umumun bir parçası isen... (Al Çiçeğin Moru)
Zamanın güzel bir noktasındaydık;zaman bizi karalamamıştı henüz ;ülkemiz karalamıştı. Ülkemiz bizi gözden çıkarmamıştı henüz. (Gece Rüzgarları)
“Siz bilimsel çalışmalarınızı sürdürürken bunlar olmaktaydı ve sonra sis diye bir hastalık icat ettiler; sözüm ona başka ülkelerde de bu hastalığın var olduğuna dair düzmece haberler çıkmaya başladı. Hayır, hayır, bin kere hayır!

Kendileri gibi düşünmeyenlerin parlak zekâlarını söndürmeye çalışıyorlardı düpedüz. Çünkü karşı çıkan çoğu insanda itiraz eden aykırı bir gene rastlanıyordu. İtiraz geni, evet! Sözgelimi diğer hücreler maviyse aykırı gen her renge dönebiliyor. Maviden mora, mordan kırmızıya, yeşile ve sarıya... İşte o dayatılmış sistemlere uymayan gen...” (Çok Yapraklı İlişkiler)
Savaş bizim irademizden doğsa da kaderimiz gibidir. (Gözyaşı Çeşmesi)
Seni gezemediğim, keşfedemediğim, bozulmamış çok yakın bir kent gibi hatırlamalıyım. (Arada Kalmış Tebessüm)
Belki de ölmüşsündür, nerden bileyim, bilmeyi de istemiyorum. Ben benim işte aylardır bunu söylemeye çalışıyorum. Kimse bana hangi renkleri seveceğimi, hangi tatlardan hoşlanacağımı anlatmasındı. Beni bir makine addedip her parçamı değiştirebileceğini sanmasındı. Duvarın arkasında annen var demek! Aramızda hep bir duvar vardı zaten ve bizi hangi sersem esinti yanlışlıkla bir araya getirdi, bilemiyorum. Neyse, geldi geçti. (Kırmalı Etekler)
Eskiden daha bakımlıydı bahçemiz. Bahçıvan da yaşlandı. Bakamıyor. Ah o kamelyaları, ortancaları, zambakları görseydiniz. Ben o zamanlar daha meraklıydım böyle şeylere şimdi çiçekleri seyretmek bile yoruyor beni. (Zor)
Kırılsın varsın hayalleri. Pek çabuk kırılan hayal de zaten barınmamalı insanda. (Bizim Diyar)
İnsanların uçsuz bucaksız gaddarlığını anlayamadan öleceğim. Tutkuların sonsuzluğunu da... (Kırmalı Etekler)
.. '' O çiçekleri neden yaşatmaya çalışıyorum sanki? Çiçekler de ölür elbette. Yaşayan sadece tohumlarıdır. Yaşayan ve devam eden... " (Çırpıntılar)
Sevdiğim, yağmurla ayrıldık biz ve yine yağmurla kavuştuk. (Yüzünü Sıyır Karanlığından)
Kırılsın varsın hayalleri. Pek çabuk kırılan hayal de zaten barınmamalı insanda. (Bizim Diyar)
Ah ne olur bir gün şu trenlerden değişmiş olarak insem. Evimin kapısından, bir başka ben olup girsem... (Onlardan Kalan)
Gurur... Aşkın hem dostu hem düşmanı. Dostu, çünkü onunla yaşar ve ayakta durur o bağ. Düşmanı, çünkü yaprak uçurtmaz ortalıkta, yaprak kıpırdatmaz ki öteki ruh anlasın, sezsin, sevildiğini bilsin. (Tren Burdan Geçmiyor)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gece-ruzgarlari-sevinc-cokum-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)