# Gelenek Sanat ve Medeniyet - Sadettin Ökten Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gelenek Sanat ve Medeniyet kimin eseri? Gelenek Sanat ve Medeniyet kitabının yazarı kimdir? Gelenek Sanat ve Medeniyet konusu ve anafikri nedir? Gelenek Sanat ve Medeniyet kitabı ne anlatıyor? Gelenek Sanat ve Medeniyet PDF indirme linki var mı?  Gelenek Sanat ve Medeniyet kitabının yazarı Sadettin Ökten kimdir? İşte Gelenek Sanat ve Medeniyet kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gelenek-sanat-ve-medeniyet-sadettin-okten-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-10T15:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-07-10T15:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/10/sadettin-okten-kimdir-sadettin-okten-kitaplari-ve-sozleri-265852.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sadettin Ökten 
 Yayın Evi: Sufi Kitap 
 İSBN: 9786055215828 
 Sayfa Sayısı: 160 
--reklam--
Gelenek Sanat ve Medeniyet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sâbitâ gam yeme kim her mihnet içinde lezzet Gökyüzü ebr-i feşân bağlasa bârân getirir. Her medeniyet anlayışı, insanını kendi ufku ve dünyası içinde yetiştirir. Toplum, sanatıyla kendini ifade eder; hem halde var olmanın hem istikbalde devam etmenin yolu sanattan da geçer.

Gelenek, Sanat ve Medeniyet, zamanı, mekânı, hayatı ve insanı kendi medeniyet dairesinde anlamlandırmaktan uzaklaşan günümüz insanını, vahiy medeniyeti ile Batı medeniyetini doğru yorumlayıp içinde yaşadığı toplumun ihtiyacı olan sanatı üretmeye davet ediyor. Eski değerlerinden vazgeçemeyen bir yandan da zihin ve gönül dünyasında Batı'ya ait kavramların hayat bulduğu bizlere, bir araya gelmesi imkânsız görünen bu değerlerin sentezinde ufuk açıyor.

Çocukluk yılları, "Bir ulu rüyayı görenlerin" dizi dibinde geçen Prof. Dr. Sadettin Ökten, kitap boyunca zarif üslûbuyla, "Ben kimim?" sorunsalına, "kendi gök kubbemiz" altındaki, bağlı bulunduğumuz medeniyet tasavvurunun anlam katmanlarını aralayarak bir cevap bulmamıza rehberlik ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Gelenek Sanat ve Medeniyet Alıntıları - Sözleri
“Sâbitâ gam yeme kim her mihnet içinde lezzet Gökyüzü ebr-i feşân bağlasa bârân getirir”
Batı toplumunda muharref Hıristiyanlık değerini yitirdiğinden beri onun yerini bilim alacaktır. Vahyin ürünü, aklın ürününe feda edilmiştir ve insanlara mutlak bir şeyler söylemek gereklidir, bu işi de bilim yapmaktadır. Bizdeki Batı takdirkarlarının ise bu tahlil ve tartışmalara girecek halleri yoktu. Onlar sabırsızlıkla şimendifere binmek istiyorlardı, bindiler de ... Yalnız çok büyük bir bedel ödeyerek. Bedel, kimlikleri idi.
Söyleyen Sabit, okuyan Cevdet Bey. Söyleten
kim? Okutan kim? Bizim medeniyetimiz Asıl Fail'e taliptir. Görünen ve yaşayan öznelerin güzelliğinin o asıldan geldiğini bilir ve bunu hiç unutmaz.
Gayb aleminden bi-behre olan kimseler, aşk şiirinden bir şey anlamazlar ancak bu şiirin kendilerinin erişemediği bir iklimin ürperiş ve esintilerini getirdiğinin de farkındadırlar.
Çağın idraki ve güzellik anlayışı zamanla değişir ama insanın mutlak güzelliğe olan mecburiyeti asla. İnsan, her ne ahval ve şerait içinde olursa olsun, mutlak güzelliğin meftunu ve meczubudur.
Geleneğin sanatkarı, başlangıçta tanımlayamadığı ancak eksikliğini çok kuvvetli bir biçimde algıladığı yeni bir açılımı yakalamak için, sadece ve sadece O'na iltica etmek gerektiğini, varlığının derinliklerinde hisseder. Bu iltica ise tam bir teslimiyetle gerçekleşir. O'na teslimiyetin dış aleme yansıyan belirtisi tecrittir. Sanatkar, kendisinde ne varsa hepsini bırakmak zorundadır ki sadece O'nunla birlikte olabilsin.
Bu medeniyet mücadelesi, Yahya Kemal Bey'in zihninde ve gönlünde 1927 yılına kadar devam eder. Bu tarihte Varşova' da elçi iken Noel zamanı yazdığı Kar Musikileri şiiri, bu çetin ve asil medeniyet mücadelesinin nihayetini ifade etmektedir. Şair, Kar Musikileri şiirinde, her şeye ve herkese rağmen kendi medeniyet ufkunu tercih ettiğini ve kendi medeniyet değerlerinin oluşturduğu dünyaya döndüğünü söylemektedir.
"İlk bakışta gelenek, biçimsel bir mahiyet arz eder, bu yönü ile kolay öğrenilir ve kolay uygulanır. Ancak unutulmamalıdır ki her geleneğin arkasında ona hayat veren, onu biçimlendiren ve ve anlamlı kılan bir öz yani sistematik bir değer vardır."
"İnsan, her ne ahval ve şerait içinde olursa olsun, mutlak güzelliğin meftúnu ve meczûbudur. "
Çağın idraki ve güzellik anlayışı zamanla değişir ama insanın mutlak güzelliğe olan mecburiyeti asla. İnsan, her ne ahval ve şerait içinde olursa olsun, mutlak güzelliğin meftunu ve meczubudur.
Geleneksel Türk şiirine geniş ve derin bir umman açan gayb alemi, şair için bir hazinedir; derinliklerine dalıp binbir kıymeti çıkaracağı bir hazine. Çıkardıklarını, çağının idraki içinde, çağının estetik kaygı ve duruşuna göre sunacağı bir hazine. Lakin bu sunuşta mutlak güzelliğin de tecelli etmesi gereklidir ancak bu sayede çağını aşan şiir ortaya çıkar. Çağın idraki ve güzellik anlayışı zamanla değişir ama insanın mutlak güzelliğe olan mecburiyeti asla. İnsan, her ne ahval ve şerait içinde olursa olsun, mutlak güzelliğin meftunu ve meczubudur.
Seküler dünya buna "yaratma" diyor. Bunun İslam dünyasındaki karşılığı ise ibda' dır.
sâbıtâ gam yeme kim zillet içinde izzet
gökyüzü ebri kaçan bağlasa bârân getirir
#GöreceliAhmedEfendi
Albert Sorel, Sırp gençlerine, kendilerine bugün lazım olan kimliğin mazinin derinliklerinde saklı olduğunu, milli sanatlarında, tarihlerinde ve inançlarında mündemiç bulunduğunu söyler. Bugüne ait olan ve yaşanan zamana bir şeyler söyleyebilen bir kimlik inşa edebilmek için mazinin derinliklerine uzun, meşakkatli ve sabırlı bir yolculuk yapılması gerektiğini ve buralardan süzülerek elde edilen değerlerin halihazırda bir kimlik inşa edebilmek için sağlam ve ciddi bir temel teşkil edeceğini uzun uzun tafsil eder.
Sanatkar, duygu dünyasını yetkin ve özgün bir biçimde ifade edebilen kimsedir. Hatta o kadar ki, o vakte kadar hiç kimse böyle ifadeye muktedir olamamıştır. Sanatkar olabilmek için duyguların mutlak surette fiziksel dünyamızın maddi objeleri ile ifade edilmesi gerekiyor; dil, ses, renk ve madde ile.
--reklam--
Gelenek Sanat ve Medeniyet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Her medeniyet anlayışı İnsanı kendi ufku ve dünyası içinde yetiştirir. Toplum sanatı ile kendini ifade eder. Hem halde var olmanın hem istikbalde devam etmenin yolu sanattan da geçer. (Büşra Adiyaman) 
Öncelikle kitabı beğenerek okuduğumu, sanatla ve şiirle ilgili birçok bilgi edindiğimi söylemeliyim. Kitabın içeriğine gelirsem başlangıcında şiir ve şair üzerinde duruluyor, ikinci kısmında ise geleneksel sanatlarımız anlatılıyor. Sadettin Ökten'in çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarından oluşan bu güzel ve faydalı olan kitabını okumanızı tavsiye ederim. (Fatma) 
Kitabın içeriğinde başlangıçta şiir ve şair üzerinde duruluyor,sonraki kısımlarda ise geleneksel sanatlarımız anlatılıyor. Sadettin Ökten'nin çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarından oluşan; güzel ve faydalı bir kitap diyebilirim.. (Vhp 34) 
--reklam--
Gelenek Sanat ve Medeniyet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sadettin Ökten - Gelenek Sanat ve Medeniyet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gelenek Sanat ve Medeniyet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sadettin Ökten Kimdir?
Sadettin Ökten 1 Eylül 1942’de Beyazıt’ta dünyaya gelmiştir. 1949 senesinde Koska’daki Koca Ragıp Paşa İlkokulu’na okumayı bildiği için ikinci sınıftan başlayan Ökten’in ikinci okulu ise, başlangıçta Arapça, daha sonrasında Kabataş, Darüşşafaka ve Vefa Liselerinin unutulmaz edebiyat hocası ve İmam Hatip okullarının kurucusu Mahmud Celaleddin Ökten’in yani babasının dost sohbetleridir. 1953 senesinde Vefa Lisesi’ne kaydolan Ökten, lise tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazanır. Yüksek inşaat mühendisi olmasına rağmen şehir ve medeniyet, özellikle de İslâm medeniyeti konularındaki entelektüel birikimiyle tanınan Prof. Dr. Sadettin Ökten Mimar Sinan Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesidir.
--reklam--
Sadettin Ökten Kitapları - Eserleri
Fincanımda Cola Var
İçimde Avm Var!
Örselenmiş Osmanlı'dan Medeniyet Umuduna
Gelenek Sanat ve Medeniyet
Aslında Bir Sanat Var
Hayatımdan Portreler
Yahya Kemal'den Bugüne İstanbul
Yahya Kemal'in Rüzgarıyla Düşünceler ve Duyuşlar
Yahya Kemal'in İstanbul'u ve Devamı
--reklam--
Sadettin Ökten Alıntıları - Sözleri
Tevfik Fikret Batıya hiç gitmemişti ama Batıyı biliyordu. Ziya Paşa gitmişti ama hiçbir şey görmemişti. (Örselenmiş Osmanlı'dan Medeniyet Umuduna)
Ruhumuz, aklî dünyanın dar ve sıkışmış sınırları içerisine hapsedilemez; kendine sığınacak bir liman arar. İşte sanat, fark etsek de etmesek de o limanlardan biridir. (Aslında Bir Sanat Var)
Gayb aleminden bi-behre olan kimseler, aşk şiirinden bir şey anlamazlar ancak bu şiirin kendilerinin erişemediği bir iklimin ürperiş ve esintilerini getirdiğinin de farkındadırlar. (Gelenek Sanat ve Medeniyet)
“Şehirde yaşayan, para kazanan insana şehirli demiyoruz.” (İçimde Avm Var!)
Ben hâlâ bulutlara bakarım. Ve bulutlara bakarak biçimlerinden bir küçük dünya kurarım içimde. Özellikle sonbaharda ve güneş gurûb ederken. Sonbaharı çok severim... (Hayatımdan Portreler)
Gözün ve ruhun istirahati belki bedenin istirahatinden daha önemliydi.. (Yahya Kemal'in İstanbul'u ve Devamı)
Geçende yine söyleşi tarzında bir kitabım neşredildi. Orada "dini nasıl öğrendiniz?" diye bana sordular. Ben dedim ki "biz dini yaşayarak öğrendik." Bize dinî bilgi telkin edilmedi. Çünkü etrafımızdaki bütün insanlarda hayatın akışı dinî esaslar üzerineydi. Çok abartı da değildi, çok gevşek de değildi. Böyle akıyordu hayat; yumuşak, tabiî, mûnis. (Hayatımdan Portreler)
Albert Sorel, Sırp gençlerine, kendilerine bugün lazım olan kimliğin mazinin derinliklerinde saklı olduğunu, milli sanatlarında, tarihlerinde ve inançlarında mündemiç bulunduğunu söyler. Bugüne ait olan ve yaşanan zamana bir şeyler söyleyebilen bir kimlik inşa edebilmek için mazinin derinliklerine uzun, meşakkatli ve sabırlı bir yolculuk yapılması gerektiğini ve buralardan süzülerek elde edilen değerlerin halihazırda bir kimlik inşa edebilmek için sağlam ve ciddi bir temel teşkil edeceğini uzun uzun tafsil eder. (Gelenek Sanat ve Medeniyet)
(...) Her yerde bozulmak vardır. Onun hiç üzerinde durmayın! Bu âlem kevn ü fesad âlemi.. Yapılır, bozulur, böyle gider. Biz yaşarken hangi safhaya rast geldik bunu bilemeyiz, bilsek de değiştiremeyiz. Ömür kısa, güzelliklerden istifade etmeye bakalım düşüncesindeyim. (Hayatımdan Portreler)
En büyük fakih , insanın kalbidir (Fincanımda Cola Var)
İstanbul’daki uğultu, çağdaş olduğunu zanneden ama çağın teknik ve toplumsal yaşama için vazettiği uyulması mecburi kurallarına uymakta zorlanan bir kitlenin ortaya koyduğu bir gerçekliktir...
Hassas bir kulak ve derunî dünyayı araştıran bir gönül için bu uğultunun bir işkenceden farkı olamaz.Lakin modern hayat,konfor ve teknoloji namına sunduğu nimetlerin bedelini ruhumuza ve gönlümüze ödetiyor. (Yahya Kemal'den Bugüne İstanbul)
Bir medeniyet tasavvurunun sahibi iseniz hayatın bütün alanlarında söz söyleyeceksiniz.Ve söylediğiniz her sözün davranışa yansıması gerek. (Fincanımda Cola Var)
Doldur ey sâki bu cem bezminde bir gün mey biter
Boş kalır fani kadehler tel susar hey hey biter
Dem geçer devran döner hicran biter her şey biter
Boş kalır fânî kadehler tel susar hey hey biter (Aslında Bir Sanat Var)
Ve biz belki o basit şeylerle, kağıt, bez, pamuk gibi şeylerle kendimize ayrı bir dünya inşa ederdik. Şimdi bunun tam tersi yapılıyor. Biz dünyayı kurgulardık. Şimdi ise bütün çocuklar kurgulanmış bir dünyada esir ediliyor. Neredeyse tümüyle bitmiş bir hikaye seyrediyorlar. (Hayatımdan Portreler)
Bilim size niçin sorusunun cevabını vermez.O cevabı felsefeyle araştırırsınız yahut tasavvufla, dinle ulaşırsınız ona.Bilim ise size nasıl sorusunun cevabını verir.Dolayısıyla hayatınızda bilime biçeceğiniz paye, ona vereceğiniz rol, sizin hayata nasıl baktığınızla, yani bakış açınızla çok ilgilidir. (Örselenmiş Osmanlı'dan Medeniyet Umuduna)
"Bazıları bireyin duygusal birikiminin fiziksel bir ifadeye kavuşmaksızın bir ötekinin iç âlemine yansıyabileceğini söylüyor. Dilimizde ise bu olguyu ifade eden "Kalpten kalbe yol vardır. " özdeyişi vardır." (Aslında Bir Sanat Var)
Ey garib bülbül diyarın kandedir
Bir haber ver gülizârın kandedir
Sen bu ilde kimseye yâr olmadın
Bir haber ver gülizârın kandedir

Gökte uçarken seni indirdiler
Çâr ânâsır bendlerine urdular
Nûr iken adın Niyâzî koydular
Şol ezelki itibârın kandedir

 Niyâzî-i Mısrî (Aslında Bir Sanat Var)
Rahat yaşıyorum ve güvendeyim (İçimde Avm Var!)
İnsanın her hareketi bir seçime ve bir tercihe tâbidir.Yani her hareket aklî bir bilinç eseride olabilir, duygusal bir tercih eseri de ... (İçimde Avm Var!)
"Çünkü insanın bir kutsala ihtiyacı var." (İçimde Avm Var!)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gelenek-sanat-ve-medeniyet-sadettin-okten-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)