# Genlerimizden İbaret Değiliz - Steven Rose Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Genlerimizden İbaret Değiliz kimin eseri? Genlerimizden İbaret Değiliz kitabının yazarı kimdir? Genlerimizden İbaret Değiliz konusu ve anafikri nedir? Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı ne anlatıyor? Genlerimizden İbaret Değiliz PDF indirme linki var mı?  Genlerimizden İbaret Değiliz kitabının yazarı Steven Rose kimdir? İşte Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/genlerimizden-ibaret-degiliz-steven-rose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-07T05:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-07T05:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/07/steven-rose-kimdir-steven-rose-kitaplari-ve-sozleri-284372.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Steven Rose 
 Yazar: R. C. Lewontin 
 Yazar: Leon j. Kamin 
 Çevirmen: Kolektif 
 Yayın Evi: Yordam Kitap 
 İSBN: 9786051722962 
 Sayfa Sayısı: 384 
--reklam--
Genlerimizden İbaret Değiliz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Biyoloji, psikoloji ve toplum bilimlerinin kesişim noktasında çığır açan bir yapıt.

İlk baskısını 1984 yılında yapan ve büyük tartışmalar yaratarak alanında bir klasik haline gelen Genlerimizden İbaret Değiliz, uzun yıllar boyunca tartışılmazlık mertebesine erişmiş olan bir bilim dalını, biyolojiyi konu ediniyor ve biyolojik determinizmin bilimsel, toplumsal, politik kökenlerini analiz ediyor.

“Sınıf, ırk veya toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler, genetik kalıtımın sonuçlarıdır” savını ortaya atan biyolojik determinizm, hemen ardından kötü haberi verir: Bu konuda yapacak bir şey yok! Öyle ya, biyolojiyi değiştiremiyorsan biyoloji kaynaklı şeyleri de değiştiremezsin. Gerçekten öyle mi peki? İşte yazarlar bu sorunun cevabını arıyor. Evrimsel biyolog ve genetikçi Richard C. Lewontin, biyoloji ve nörobiyoloji profesörü Steven Rose ve psikolog Leon J. Kamin’in bu klasikleşmiş eseri, biyoloji ile ideoloji arasındaki ilişkiye daha önce bakmadığınız bir pencereden bakmanızı istiyor.

“Bilim, burjuva toplumunun nihai meşruiyet sağlayıcısıdır. Biyolojik determinizm sınıflar arasındaki mücadelede kullanılacak silah ise, o zaman üniversiteler silah fabrikasıdır.”
Yayımlandığı günden itibaren tartışmalar yaratmış, Stephen Jay Gould, Richard Dawkins, Edward Osborne Wilson gibi yazarların hakkında eleştiri ve değerlendirmeler kaleme aldığı Genlerimizden İbaret Değiliz şimdi Türkçede!
--reklam--
Genlerimizden İbaret Değiliz Alıntıları - Sözleri
Bu inanç açısından kötü haber ise, eğitimde son seksen yıl­ da yaşanan muazzam eşitliğin aynı oranda bir toplumsal eşit­likle sonuçlanmamış olmasıdır. 1900 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde 17 yaşındaki nüfusun yalnızca yüzde 6,3'ü lise mezunuyken, günümüzde bu oran yüzde 75'e çıkmış fakat ser­vet ve toplumsal iktidar dağılımındaki eşitsizlik süregelmiştir. Aslında kültürel indirgemecilik, halk eğitiminin bu sınıfsal ya­pıyı ortadan kaldırmadaki büyük başarısızlığı sebebiyle doğru­ dan eleştiriye uğramaktadır. Arthur Jensen'ın 1969' da Harvard Educational Review'da IQ üzerine yazdığı ve biyolojik determi­nizmin yeniden yükselişinin işareti olan makalenin anafikrini açılış cümlesi ortaya koyar: "Yardımcı eğitimler denenmiş ve başarısız olmuştur." Yardımcı eğitimlerin denenip denenme­diği, başarısız olup olmadığı bir yana, şunu söyleyebiliriz: Batı dünyasında herkes Kant'ın Arı Usun Eleştirisi yapıtını okuyup anlayabilseydi, buna bağlı olarak işsizlerin sayısı azalmayacak, sadece işsiz kalmış olan bu insanlar daha eğitimli olacaktı.
Aslında, bugün "mülkiyet" dediğimiz kişi ile mal arasında kurulan ilişki, Avrupa'da sadece birkaç yüzyıllık geçmişi olan hukuki bir kurgu ve insanlar arasındaki toplumsal ilişkileri maskelemeye yarıyor.
Yaşadığımız toplumun yapısı, biyolojimizi ve davranışlarımızı büyük oranda etkiler. Acı, hastalık ve ölüm hiçbir zaman son bulmayacaktır ama daha adil ve sağlıklı bir toplumda biyolojimiz de her şeye rağmen farklı ve daha sağlıklı olacaktır.
"(...) bugün çoğu bilimin toplumsal işlevinin; egemen sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve ırkın çıkarlarını korumaya çalışmak ve daha adil bir toplum yaratılmasını engellemek olduğuna da inanıyoruz."
Tüm testler - en çok da sözsüz olanlar -, test edilen kişinin; içeriksiz, bağlamsız zihin egzersizleriyle, bir otoritenin gözetiminde ve her türlü testin değişmezi olan örtük ödül vaadi ya da ceza tehdidi altında uzun süreler harcama becerisini edinmiş olup olmamasına bağlı.
İnsanın koşulların ve yetiştirilme tarzının ürünü olduğu, dolayısıyla farklı koşulların ve değişen yetiştirilme tarzının insanı değiştirebileceği şeklindeki materyalist doktrin, koşulları değiştirenin insan olduğunu ve eğitenin de eğitime ihtiyacı olduğunu unutuyor.
"Yeni Sağ ideolojisi, salt muhafazakarlık anlayışının ötesine geçmiş ve bireylerin karşılıklı yükümlülüklere sahip olduğu
organik toplum anlayışından uzaklaşmıştır. Devlet gücünün artması ve otoritenin azalması karşısındaki serzenişlerinin -hatta Milton Friedman'ın monetarizminin bile- altında, bireyin topluluk karşısında önceliğine vurgu yapan felsefi bir bireycilik geleneği yatar. Bu felsefede, örneğin kısa vadeli karı en üst seviyeye çıkarmak için ormanların yok edilmesi gibi, birey haklarının toplum hakları karşısında mutlak bir önceliğe sahip olduğunu savunan ahlaki bir yönün yanında, toplumun kendisini oluşturan bireylerin toplamından ibaret olduğunu ileri süren ontolojik bir yön de vardı."
"Biyolojik determinizm (biyolojizm), sanayileşmiş modern kapitalist toplumlarda rastlanan statü, zenginlik ve güç eşitsizliklerinin açıklanmasında ve insan davranışlarının "temel özellikleri"ni toplumların doğal nitelikleri olarak tanımlamada etkin bir yol olmuştur. Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan Yeni Sağ, bu görüşe bir siyasi meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır çünkü eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir."
"İnsan, bazı an, kaderinin efendisidir:
Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil,
Suç bizdedir; kul olduğumuz için..."
Kişinin davranışını, ruh halini değiştirebilen ilaç kullanım süresi ve şekli, çoğunlukla toplumsal bağlamla ilişkilidir. Aslında, sadece verilen ilacın duygu durumunu değiştireceğini, depresyonu ve acıyı azaltacağını söylemek bile birçok vakada hastanın iyiye gittiğini söylemesine yol açmaktadır.
"Avrupa ve Kuzey Amerika, 1960'lı yıllarla 1970'lerin başında bir kısmı gerçekten de devrimci nitelik taşıyan yeni hareketlere sahne olmuştu: Meritokrasi yanlısı yönetici seçkinlere karşı işçilerin, Beyaz ırkçılığına karşı Siyahların, ataerkil düzene karşı kadınların, eğitimdeki otoriterliğe karşı öğrencilerin ve sosyal yardım bürokratlarına karşı bu hizmetten yararlananların tepkileri sözkonusuydu."
Statükocu savunmanın ilk şekli daima ideolojik olmuştur; insanlar, ne kadar eşitsizlik barındırırsa barındırsın, mevcut toplumsal düzenin kaçınılmaz ve doğru olduğuna inandıklarında onu asla sorgulamazlar.
Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan yeni sağ, bu görüşe bit siyasi meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır çünkü eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir.
"Aileyi, ekonomik açıdan kendine yeten bir birim olmaktan çıkardık ve yerine devleti koyduk."
Çocukluk dönemi IQ testi sonucu en yüksek yüzde 10 içinde yer alan birinin gelir sıralamasında ilk yüzde 10'a yerleşme ihtimali, IQ testi sonucu en düşük yüzde 10 içinde olan çocuktan elli kat fazladır. Ama asıl soru bu değil. Asıl sorulması gereken şudur: Yüksek IQ'lu bir çocuğun gelir sıralamasında ilk yüzde 10'a yerleşmesi, tüm diğer şartlar eşit olduğunda ne kadar mümkündür?
--reklam--
Genlerimizden İbaret Değiliz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ideolojilerin, inançların insani hem bedenen hem ruhen hem de zihnen nesnelestirip kendi iktidarlaiklarini sağlamak ya da oluşturmak için istedikleri forma sokmasi konusunda bilgi sahibi olan okuyucu için okunması uğraşmalı ve uzun uzadıya anlatimlardan(Okurken hem aklima yüksek lisans tezleri geldi onlar da bazen çok gereksiz teorik bilgilerle doldurulurken tezin konusu belki 1 sayfa hatta bir paragrafa sigdiriliyor) oluşuyor zaten 1984 yılında ilk defa basilmis ve yaklaşık 34 yıl sonra Türkçe ye çevrilmiş . Ama konuya vakıf olmayanlar için kitap tanıtımında da bahsedildiği gibi ezber bozucu.
Bu arada bu fikri Biyopilitika:bedenlerin kontrolü ve nüfusun her anlamda kontrol altına alınıp iktidarın gücünü korumak ve yaşatmak amacıyla hizmet eden bir meta ya da nesne olduğunu Focuoult yazmış. Ama Byung Chul Han ise Psikopolitika tezi ile artık iktidarların yönetmek için Biyoloji den daha cok Psikoloji ile ilgilendiklerini de yazıyor. (Mehmet Emin Çiçek) 
Ah şu aptal insanlar...: Fransız ihtilalinin sonrasındaki yıllarda artan milliyetçiliğin etkisiyle oluşan Sağ determinizimin etkisiyle, insanlar olmayan meziyetlerini birtakım doğuştan gelen şeylere bağlayarak bunlara "Üstünlük" atfetmişler. Maalesef bu sefer işler değişmiş ve eski çağlarda olduğu gibi din adamlarını referans almak yerine sahte bilim adamlarını, sahte tezleri referans almışlar. Burada suç bilimde değildir burada suç aptal kişilerdedir. IQ testinin ilk amacı ayrımcılıktır. İnsanları sahte salakça şeylerle etiketleyerek birtakım zekasal faaliyetleri ırklara indirmişlerdir. Ailesinin IQ seviyesi 86 olan iki çocuğu doğduktan sonra başka bir çevreye, aileye verildiğinde çocukların IQ sonuçları 117 çıkmaktadır yani genler bize sınırlama getiremez, genler bencil, hırsız, aptal değildirler. Bunlar sadece insan organizmasına ait olan şeylerdir. Sağlıcakla bilimle kalın... (artiste explorateur) 
--reklam--
Genlerimizden İbaret Değiliz PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Steven Rose - Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Genlerimizden İbaret Değiliz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Steven Rose Kimdir?

--reklam--
Steven Rose Kitapları - Eserleri
Genlerimizden İbaret Değiliz
Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?
21. Yüzyılda Beyin
Akıl Kutusu
--reklam--
Steven Rose Alıntıları - Sözleri
"Yeni Sağ ideolojisi, salt muhafazakarlık anlayışının ötesine geçmiş ve bireylerin karşılıklı yükümlülüklere sahip olduğu
organik toplum anlayışından uzaklaşmıştır. Devlet gücünün artması ve otoritenin azalması karşısındaki serzenişlerinin -hatta Milton Friedman'ın monetarizminin bile- altında, bireyin topluluk karşısında önceliğine vurgu yapan felsefi bir bireycilik geleneği yatar. Bu felsefede, örneğin kısa vadeli karı en üst seviyeye çıkarmak için ormanların yok edilmesi gibi, birey haklarının toplum hakları karşısında mutlak bir önceliğe sahip olduğunu savunan ahlaki bir yönün yanında, toplumun kendisini oluşturan bireylerin toplamından ibaret olduğunu ileri süren ontolojik bir yön de vardı." (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Sinapsların 20. yüzyılın başlarında nörofizyolog Charles Sherrington tarafından bulunuşu ve adlandırılışından sonra bile uzun yıllar boyunca , beyindeki sinyal iletiminin de başlıca elektriksel yolla gerçekleştirildiği düşünülmüştü. (21. Yüzyılda Beyin)
21.yüzyıldaki nörobilimcilere göre zihinsel aktivite beynin işlemlerine indirgenebilir; bu, insan beynindeki nöronlar tarafından oluşturulan katrilyonlarca bağlantı arasında gerçekleşen sürekli dalgalanan nöro-iletici akışıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
"Biyolojik determinizm (biyolojizm), sanayileşmiş modern kapitalist toplumlarda rastlanan statü, zenginlik ve güç eşitsizliklerinin açıklanmasında ve insan davranışlarının "temel özellikleri"ni toplumların doğal nitelikleri olarak tanımlamada etkin bir yol olmuştur. Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan Yeni Sağ, bu görüşe bir siyasi meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır çünkü eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir." (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Doğduğunuzda beyniniz oluşumunu neredeyse tamamlamıştır; vücutlarının diğer kısımlarıyla kıyaslandığında bebeklerin kafalarının o kadar büyük olmasının nedeni de budur. (Akıl Kutusu)
Psikofarmakaloglar ve birçok biyolojik psikiyatr tarafından neşeyle göz ardı edilmesine rağmen günümüzde halen mevcut olan temel teorik ve pratik problem, DSM'nin hastanın dinlenilip gözlemlenmesine dayanan , yani özünde fenomenolojik olan sınıflandırmalarını varsayılan nöro-kimyasal nedenlere bağlamaktı. Ne var ki, DSM'nin teşhislerine uyan nöro-kimyasal belirteçler o gün de yoktu, bugün de yok.
DSM: Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
Tüm testler - en çok da sözsüz olanlar -, test edilen kişinin; içeriksiz, bağlamsız zihin egzersizleriyle, bir otoritenin gözetiminde ve her türlü testin değişmezi olan örtük ödül vaadi ya da ceza tehdidi altında uzun süreler harcama becerisini edinmiş olup olmamasına bağlı. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Bir zamanlar nörobilimciler tarafından beynin hareket ve tecrübeye yanıt olarak kendini değiştirmek kapasitesini tamamlamak için kullanılan teknik bir terim olan 'esneklik' [plastisite], 'nöro-umut'un mottosu haline geldi. Kişisel gelişim kitapları ve ergenler ile onların stres altındaki ailelerine önerilen tavsiyeler tarafından kucaklanmış esneklik, beynin içine gerçek anlamda gömülmüş bir umuttur. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
1990'larda "mutluluk ilacı" olarak tanıtılan ve kullanılan "iyiden daha iyi... daha çok kendileri gibi yapan" Prozac aylık 650.000 paket ilaç yazımıyla dünyanın en popüler antidepresanı konumuna yükseldi. İlacın yan etkilerine -ki bunlara şiddet ve intihar bile dahildi- rağmen Lilly yılda 350 milyon dolar kazanıyordu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
Aslında beyninizin yaptığı işlerin çoğunda düşünmenize gerek yoktur; çünkü bunların büyük bir bölümü otomatik olarak yapılmaktadır. (Akıl Kutusu)
"...belirli bir kültüre özgü incelikli farklılıklar gösteren gülümseyişler" (21. Yüzyılda Beyin)
1969-1982 yılları arasında ABD'de en çok satan ilaç olan "diazepam"ın zirve noktası 2.8 milyon tablet ile 1978 yılıydı. "Annelerin küçük yardımcıları" olarak adlandırılıp menopozdaki kadınlar için ideal bir ilaç diye reçete edilen şiddetle hem doktorlara hem de ABD'de halka arz edildi. İlacın aşırı kullanımıysa yaygın şekilde bağımlılık sorunlarına neden oldu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
Nörobilimci için esneklik(plastisite), ne sınırları olmayan ne de beyni yeniden inşa etme kapasitesinde mutlaka pozitif etki yaratacak bir süreçtir; bunun yerine, tüm canlı organizmaların yaşam döngüsü boyunca kendi çevreleriyle etkileşim kurmalarını sağlayan zengin ve çeşitli dinamik süreçlerin bir parçasıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
"İnsan, bazı an, kaderinin efendisidir:
Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil,
Suç bizdedir; kul olduğumuz için..." (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Hevesli nörobilimciler ve psikologlar; casus olduğundan şüphelenilenler, hatta CIA'nın kendi ajanları üzerinde gizlice uygulanan LSD'nin potansiyelini keşfetmek amacıyla görevlendirilmişti. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
"(...) bugün çoğu bilimin toplumsal işlevinin; egemen sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve ırkın çıkarlarını korumaya çalışmak ve daha adil bir toplum yaratılmasını engellemek olduğuna da inanıyoruz." (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Kişinin davranışını, ruh halini değiştirebilen ilaç kullanım süresi ve şekli, çoğunlukla toplumsal bağlamla ilişkilidir. Aslında, sadece verilen ilacın duygu durumunu değiştireceğini, depresyonu ve acıyı azaltacağını söylemek bile birçok vakada hastanın iyiye gittiğini söylemesine yol açmaktadır. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Nörobilim yoğun pazarlanmış ekonominin ayrılmaz bir parçası olan eşitsizliği ve yoksulluğu hafifletemez, her ne kadar iyi niyetli savunucuları olsa da. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
Aslında, bugün "mülkiyet" dediğimiz kişi ile mal arasında kurulan ilişki, Avrupa'da sadece birkaç yüzyıllık geçmişi olan hukuki bir kurgu ve insanlar arasındaki toplumsal ilişkileri maskelemeye yarıyor. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
Beyin büyüme oranları, sinaps sayıları, hassas periyodlar ve kortizol düzeyleri hakkındaki velveleci iddialar en uygun koşullar altında bile hâlâ çok uzaktaki bir köprüdür ve en kötüsü de bunlar dayanaklarını ideolojik olarak yapılandırılmış, kötü veya aşırı yorumlanmış bilimden almaktadır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/genlerimizden-ibaret-degiliz-steven-rose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)