# Gogol - Henri Troyat Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gogol kimin eseri? Gogol kitabının yazarı kimdir? Gogol konusu ve anafikri nedir? Gogol kitabı ne anlatıyor? Gogol PDF indirme linki var mı?  Gogol kitabının yazarı Henri Troyat kimdir? İşte Gogol kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gogol-henri-troyat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-13T18:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-09-13T18:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/13/henri-troyat-kimdir-henri-troyat-kitaplari-ve-sozleri-311897.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Henri Troyat 
 Çevirmen: Bedia Kösemihal 
 Yayın Evi: Multılıngual Yabancı Dil Yayınları 
 İSBN: 975726274 
 Sayfa Sayısı: 488 
--reklam--
Gogol Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Avrupalı okuyucular Rus edebiyatında hep Dostoyevski ile Tolstoy'u tercih ederler. Oysa Rus okuyucusu, bu iki yazarı gölgede bırakan bir başka yazarı Gogol'ü beğenir. Gogol gaga burunlu, kuş bakışlı, alaycı, ufak tefek bu adam, spontane dehası ile devrinin yazarları arasında asla görülmemiş bir mucizedir. Tüm etkilerden sıyrılıp okuyucuları bir kabus dünyasında gülme ve ıstıraba boğar.
Yaşamı, içini kemiren çelişkileri halletmek için korkunç bir savaştır. Mücadeleci yüzü, birbiri üzerine konmuş on maskenin ağırlığı altında ezilmektedir. Samimi olmak isteğiyle işkence çeken bir mitomandır. Cömertlik duygusu içinde yanan bir bencildir, inzivaya açlığı rüyası ile gururlu, kendini insanlıpa zorlayan, etrafını saran kadınlara fazilet dersi veren bir iktidarsız; dünya nimetlerine bağlı bir dindardır. İşte Gogol bana böyle göründü; onu bu gözle resmetmeye çalıştım.
Çevremdeki yazarlardan, o dönemin Rusyasını çok dinledim: kaynayan ve kalabalık bir Rusya. Elimden geldiğince dostlarını, düşmanlarını, salonlarını, sayfiyelerini, ipokondriya içinde dolaştığı Alman kaplıca kentlerini, Ölü Canlar'ın birçok bölümünü yazdığı 1836 Paris'ini, ikinci vatanı saydığı Roma kentini anlattım. Ve birden anladım ki, Gogol, eserlerindeki keşiş şahsiyetten başka biri değil.

--reklam--
Gogol Alıntıları - Sözleri
Her felaketin derinliklerinde mutluluğumuz yatmaktadır...
Mutlu evlilikler, beşeri mantık üzerine kurulmaz. Elimizde olmayan nedenlerle Tanrı tarafından kararlaştırılmıştır.
Göreceksiniz, bana yaptıkları tüm kötülükleri, iyiliklerimle ödeyeceğim onlara.
Kimileri için akıllı, kimileri için budalayım.
Nasıl da tuhaf nasıl da
anlaşılmaz oyunlar oynuyor
alın yazımız bize ! Acaba arzuladığımız
bir şeye hiç kavuştuğumuz olmuş mudur….
Felaketler asla sebepsiz gelmez bize. Onlar bize içimize kapanmamız ve kendimizi dikkatle denetlememiz için gönderilmiştir.
"Gogol öldü" diye yazar Turgenyev: "Hangi Rus'un ruhu bu üç kelimeyle sarsilmiyor ki? Evet o öldü. Kaybımiz öylesine korkunç ce ani oldu ki, hala buna inanamiyoruz. Evet o öldü, şimdi ona büyük bir adam demeye acı bir biçimde hakkımız var! Bu adam çağımızın edebiyat tarihine damgasını vurmuştur; bu adamdan, zaferlerimizden biriymis gibi gurur duymaktayız. O, genç yaşta, en verimli çağında, tıpkı en asil selefleri gibi giriştiği yapıtı bitiremeden göçtü."
'Palto' hikayesinin orijini otantik bir olaya bağlıdır. Gogol bu olayı 1832'ye doğru bir arkadas çevresinden isitmistir: Küçük bir memur çetin mahrumiyetlerle katlanarak kendisine bir av tüfeği satın alır ve daha ilk çıkışta tüfeği yitirir, öyle üzüntüye düşer ki, arkadaşları duygulanir, bir araya gelerek bir başka silah satın alırlar kendisine.
"Burada ben ruhumun vatanını buldum... Doğmadan evvelki vatanıma tekrar kavuştum. Her nefesim uçuşarak burun deliklerimin içine doluyor!... Vallahi kimi zaman bir burun olmak, sadece bir burun şekline girmek istiyorum... Artık ne kulaklarim, ne kollarim ne de bacaklarım olsun istiyorum... Sadece kocaman delikli, kova gibi bir burnum olsun, o mis gibi baharı alabildigince çekebilen, sadece bir burnumun olmasını istiyorum."
Ne garip ve çekici, hatta ne gerçekdışı ve büyüleyici çağrışımları vardır şu "yol" sözcüğünün... Yolun kendisi ne ilgi çekicidir!
--reklam--
Gogol İncelemesi - Şahsi Yorumlar
ESRARLI CÜCE: Nikolay Vasilyeviç Gogol, 1809 yılında Ukrayna'da toprak sahibi orta halli bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi Gogol'ü, kendisinden önce aile iki ölüm doğum yasadigindan dolayi ailesi, onun üzerine çok düşerek buyuttuler. Her ne kadar kendisinden sonra erkek kardeşi ve kız kardeşleri dünyaya gelse de evin prensi özelliği devam etti.

Evin prensi, 1819'da Poltava Bölge Okulu'na gönderildi. Yatılı olan bu okulda, oldukça zorlanan Gogol, bu esnada erkek kardeşi Ivan'i kaybetti. 1821'de bu sefer de Nejin Lisesi'nde yatılı olarak öğrenimine devam etmeye başlayan Gogol, okulda hem içine kapanık, gizemli hem de oldukça dağınık bir izlenim biraktigindan dolayı arkadaşlarının fazlaca alayina maruz kalmış ve kendisine 'esrarli cüce' lakabı takılmış. Lakin Gogol, her ne kadar kendisinden bahsetmeyi sevmeyen içe dönük bir yapısı olsa da, arkadaşlarının alaylarina zekice cevaplar(alaya almalar) ve onların oldukça komik taklitlerini yaparak karşılık vermekten geri kalmiyordu. Aynı zamanda oyunculuk yeteneklerinin ilk örneklerini de vermiş oluyordu böylelikle. Başkasının taklidini yaparken veya kurguladigi tiplere burunurken Gogol, bambaşka biri oluyor ve adeta kendini buluyordu ya da kendinden uzaklasiyordu. Nitekim bu uzaklasmayi, çevresine kendisi hakkında söylemekten haz duyduğu yalanlariyla da kat be kat artırıyordu. Bu yalan söyleme ve buna ek olarak kalemi eline aldığında anlatılarini abartma huyu, ömrü boyunca devam edecektir.

İlk edebiyat denemesini bu lisede yapan Gogol, edebi kariyerinde ilk sansure ve tepkiye yine burada maruz kalacak; hakkında idari soruşturma açılacaktı. 1825'te babasını kaybeden Gogol, intiharı bile düşünecek ancak Tanrıya derin bağlılığı ve annesine olan sonsuz sevgisi buna mani olacaktı. Bununla birlikte Gogol, bu sefer de aile reisi rolüne burunerek abartılı öğütlerle dolu mektuplar kaleme alacaktır annesine.

1828'de hiç faydasını gormedigini ifade ettiği ve zorlukla okuyarak bitirdiği liseden ayrıldı ve aile mülkü Vasilyevka'ya döndü lakin Gogol'e buralar dar gelir ve soluğu başkent Petersburg'da alır. İlk başta ressam olmak isteyen Gogol bu isteğinden çabuk vazgeçer ve memur olmaya çalışır. Öte yandan da lisede başladığı edebiyata da ilgisi devam eder. İlk eseri ve daha sonra yakacagi ilk eseri de olan Hans Kuchelgarten'ini kaleme alır, ardından da kendi parasıyla bastirir. Bu esnada İçişleri Bakanlığında memur olur, ardından da adalet Bakanlığına geçer; is kariyerinin bundan sonraki adiminda enstitude tarih öğretmenliği yapar; bu kariyerini de Petersburg tarih kürsüsü Asistanlığıyla noktalar. Bu memurluk hayatını oldukça sıkıcı ve memurları da robotlasmis bulan Gogol'ün memurluk hayatından göreceği tek fayda, belki de ileride eserlerinde yer vereceği karakterleri ve konuları bizzat gozlemleme şansı bulması olacaktı.

Gogol, liseden beri hayranlık duyduğu ve bu uğurda öğretmenlerinden fırça yediği Rus edebiyatının en büyük isimlerinden Puşkin'le 1831'de tanışma fırsatı bulur. Bundan sonra da Puşkin'le sık sık görüşür ve Puşkin onun için yolunu ve ufkunu aydınlatan bir rehber olacaktır. Nitekim en önemli iki eseri olan Ölü Canlar ve Müfettiş eserlerinin konularını kendisinde bizzat Puşkin verecektir. Keza öyküleri, Puşkin'in yayımladığı Sovremnik dergisinde yayınlanacak ve çalışmaları her zaman Puşkin'den övgü alacaktır. Tabi arada Puşkin'in dostça uyarılarına da maruz kalacaktır. Bununla birlikte Müfettiş'in ilk sahnelenmesinin önündeki engel de Çar ile yakınlığı olan Puşkin'in eşinin girişimi ile aşılacaktir. İlk gösterime Çar da katılacaktır. Bu gösterimde özellikle memur kesimi oldukça rahatsızlık duyacak; çünkü eserde merkezden denetleme için gelecek Müfettiş'in beklendiği küçük bir muhitte, oradan rastgele geçmekte olan Hlestakov adındaki kişinin kendisini müfettiş olarak tanıtmasinin ardından, bu kişinin yalanları ile özelikle muhitin memur sınıfı alaya alınıyor ve hicvediliyordur. Buz tutan tiyatroyu Çar'in kahkahalarindan sonra memurların da zoraki gulumsemeleri ile isitacaktir.

Müfettiş oldukça begenilmis, özellikle ülkede değişim yanlısı (Belinsky) taraflardan yoğun övgüler alacaktır. Buna karşın gerici kesim tarafından ise yogun tepki alacaktır. Doğası itibarıyle yergilere ovgulerden daha sıcak olan Gogol ise daha çok anlasilamamaktan yani yanlış anlasilmaktan rahatsız olacak; dogasindaki yer değiştirme tutkusu da buna eklenince soluğu yurt dışında alacaktır. Ancak yurt dışındayken de övgü mektupları kendisini rahat bırakmayacak ve bundan bunalan Gogol, kendisine artık bu eserden bahsedilmemesini keza kendisinin bu eseri tamamen aklından sildigini söyleyecektir.

Hayatının yaklaşık 18 yılını yurt dışında geçiren Gogol'ün ruhuna en yakın bulduğu şehir ise Roma olacaktır. Dindar hatta biraz sofu, politikadan ve değişimden hazzetmeyen, gelenekten taraf bir kişilikteki Gogol, Paris'i değişim rüzgârına kapılmis ve herkesin politikadan bahsettiği huzurun olmadığı bir şehir olarak görecek ve buradan hiç hazzetmeyecektir. Ancak sık sık da buraya ugrayacaktir. Almanya'yı da herhalde her Rus gibi sevmeyecek; Roma'yı ise tarihini korumuş ve bu tarihle bütünleşmiş durağan, geleneksel ve ruhani bir şehir olarak gördüğü için sık sık ovecektir. Hatta burada yaşarken Katolikliğe de ilgi duymaya başlayacaktır. Bunda yanında sık sık kaldığı dindar bir kadının da katkısı olmuştur. Gogol, Roma dışında edilen duaların, Roma'da edilen dualara kıyasla sönük kalacağını düşünecektir. Ayrıca ülkesinde de Petersburg'u bir türlü sevemeyecektir. Çünkü burayı memur kenti ve soğuk bulacaktır. Nitekim Rusya'nın yüzünü, yaptığı köklü yeniliklerle Batiya çeviren Çar 1. Petro'nun, bu yeniliklerinin simgesi ve yeni başkenti olarak Batı örnek alınarak inşa edilen Petersburg'u, Gogol'ün sevmesi oldukça sürpriz olurdu. Gogol, eski başkent ve geleneksel Rusya'yı yaşayan ve temsil eden Moskova'yi kendisine yakın buluyor ve seviyordu. Gogol'ün görmeyi arzuladığı başlıca şehir ise Kudüs yani kutsal topraklardi. Neden burayı görmek istediği aşikar olsa da bu konu hakkında bir iki kelam edelim: Gogol kucuklukten beri sesler duyduğunu ara ara dile getirmiştir. Sonraki zamanlarında ise eserlerini yazarken Tanrıdan ilham aldığını hatta bunları yazmak için kendisini tanrının görevlendirdigini ve hayatındaki her engelin ve eylemin de Tanrının bu kutsal görevi için karşısına çıkardığı birer yol, işaret olduğunu düşünüyordu. Bunda, kendisine henüz ufakken cennet ve özellikle cehennem azabı içerikli dini hikayeler anlatan annesinin etkisi büyüktür diye düşünüyorum. Nitekim Gogol'ün de bu yöndeki sözleri düşüncemi destekliyor. Haliyle Gogol, yurttaşlarıni doğru yola iletecegini düşündüğü en büyük eseri Ölü Canlar'i Tanrısal bir vazife olarak görüyor ve görevini bitirdiğinde Tanrıya yani Kudüs'e şükran ve minnetini sunmak için gururla gitmeyi planliyordu. Planladığı şekilde mi olmuş, bunu öğrenmeden evvel başka birtakım noktalara deginelim.

Gogol, aşık olduğu Roma'da başyapıtı Ölü Canlar'in ilk cildini 1841'de tamamlar. Eser Moskova'da sansurden geçemez, şansını yüksek düzeydeki insanları araya sokarak Petersburg'da deneyip bunda başarılı olan Gogol, eserini 1842'de yayinlamayi ve satışa sunmayı başarır. Gogol, bu eserinden beklenilen yüklü miktarda bir para kazanamaz. Bunda yayın işini yapan kişinin bu işlerdeki acemiliginin de etkisi olsa da aslan payını, Gogol'ün arkadaşlarına olan yüklü miktardaki borcu alır. Az önce degindigim gibi on sekiz yılını yurt dışında geçiren ve sık sık seyahat eden ve girdiği memuriyetlerde de tutunamayan Gogol hep parasız kalmasına karşın bu yüklü harcama isteyen işleri nasil yapmıştır sorusu akla takılır doğal olarak. Sorunun cevabı ise Gogol'ün 'arsızlığı' diyebiliriz. Çünkü Gogol, eserlerini yazmak için seyahat etmesini ve özellikle yurtdışında olmasi gerektiğini düşünür ve buna da arkadaşlarını inandirirdi. Onlara abartılı ve görkemli mektuplar yazar ve her defasında da onlardan para desteği almasını bilirdi. Çar'dan bile bu şekilde para almıştır. Arkadaşları ve Çar ise onun gibi yetenekli ve önemli bir yazarın heba olmasını istemediklerinden ve ona saygı duydukları için sürekli destek olurlardi. Gogol, Moskova'ya gider A.. arkadaşında, Petersburg'a gider B... arkadaşında, Roma'ya gider Bayan S..'de, Frankfurt'a gider Bay T..'de konuk olur dururdu sürekli. Hatta arkadaşları, Gogol'ün haber bile vermeden elinde bir iki paket makarna ile sık sık evlerine geldiğini ve doğruca mutfağa geçip yemek yapıp çay beklediğini söylüyorlar. Gogol mektuplarında, sanki kendisini agirlamalari onların vazifeleri -hatta en önemli vazifeleri- olduğunu onlara açıkça hissettirirdi. Tabi arada arkadaşları da kendisine sitem ederlerdi ve Gogol de Ölü Canlar romanının gelirinin büyük kısmını bu yüzden arkadaşlarına vermek zorunda kalmıştır.

Gogol'ün bu arsızlığınin arkasında ise giderek daha çok kendini bir peygamber olarak konumlandirmasi yatiyordu. İlk olarak babasının kaybiyla ailesine öğütler içeren mektuplar yazmaya başlamış ve bu hali, giderek Tanrıya olan sonsuz ve derin bağlılığının yogunlasmasiyla, kendisini Tanrısal vazifede bir peygamber olarak görmek ile sonuclanmistir. Ayrıca Gogol'ün gerçek manada arkadaşı yoktu. Çünkü aynı sebeple; Gogol bir peygamberdi ve peygamber herkesten üst bir ruh halinde ve konumdadir; onları ogutleriyle kurtarmak için görevlidir. Onun aşk olsun dostluk olsun bu tarz insani (dünyevi) ilişki ve zevklerle işi olamazdı. Nitekim Gogol, hiç evlenmemis hatta herhangi bir kadınla da ilişkisi olmamıştı, hayatı boyunca kadınlara uzak olmuş, sadece tahayyulunde utopik kadın imgesine sahip olmuştur. Ayrıca Gogol, insanları sadece kendisine faydali oldukları için severdi. Buna istisna teşkil eden üç isim vardı -annesi hariç tabi- : rehberi ve ışığı Puşkin, ressam İvan ve ölümüne şahit olduğu Yosip. Bunun dışında Gogol için insanlar kendisine hizmet veya yardım etmekle vazifeli birer kişilerdi. Böyle gördüğü arkadaşlarıyla ve hatta genel olarak hayatı için kırılma noktasıni "Arkadaşlarımla Yazismalarimdan Seçme Parcalar"(kısaca Seçme parçalar)'i kaleme alıp ve yayinlamasi teşkil eder diyebiliriz.

Gogol, aslında Ölü Canlar'in ikinci cildi için çalışıyordu ama bir türlü bu cilt istediği gibi olmuyordu. Bunun sonucunda önce 1843'te sonra da 1845'te Ölü Canlar'in ikinci cildinin yeni versiyonlarını yaktı. Sonra da Seçme Parcalar'i kaleme almakla kendisini vazifeli gördü. Bu eserinde arkadaşları hakkında, din, kilise, memurlar, valiler, kadınlar, köylüler, hiyerarşik düzen ve kölelik gibi birçok konuda samimiyetle ve peygambervari şekilde fikirlerini yazdı. Ancak bu eser her kesimden yogun tepki aldı. Özelikle de yenilikçi liberal kesimden ve bu kesimin öncüsü Belinsky'den... Belinsky çok ağır bir mektup yazdi; öyle ki Gogol bunu okurken fenalasti. Bu mektupta Gogol'ü gerici, softa olarak niteler; çareyi mistisizmde ve bu zamana kadar yüzlerce yıldır Rusya'nın uyguladığı dua ve kilisede bulduğu için halkın onun asla affetmeyecegini ifade eder. Aslında Ölü Canlar ve Müfettiş eserleriyle Belinsky'nin ovgulerini almisken bu yoğun tepkinin nedeni neydi? Nedeni kısaca; Gogol'ün hiyerarsiden taraf olan tutucu tutumuydu. Gogol, Rus halkına, herkesin doğduğu konumda kalmasını ve daha fazlasını istememesini istiyordu. Nitekim bu meşru bir istek ve mümkün olsaydı Tanrı zaten o şekilde yaratirdi her şeyi. Ancak bulundukları konumda en iyi şekilde vazifelerini ifa ederek ve İsa'ya ve Çar'a derin baglilikla Rusya'yi olduğundan daha ileriye tasiyabileceklerini ifade eder. Hatta köylülerin okumamasi gerektiğini, okuyup da Batının yıkıcı eserlerine kapilmamalari gerektiğini yazmıştır. Hatta hayatı boyunca çok çektiği sansür kurumunu bile savunur. İşin garip tarafı gerici kesim bile tepki verir Gogol'e. Heralde onu samimi bulmamislardir ve belki de biraz da kibirli bulmuş olabilirler. Çünkü Gogol, eserlerinin yayımı için ve işlerinin yürümesi için her kesime yaklaşan birisiydi.

Açıkçası hiciv ustası Gogol'ün bu şekilde fikirleri olduğuna çok şaşırdım. Ancak ona duyduğum yakınlık zedelenmedi. Çünkü Gogol'de kötü bir şey yapsa da bunu saf ve cok iyi niyetle yapan biri portresi hakim. Kucuklugunden beri kendini arayan ancak bunu yaparken kendini hiç açmayan, maskeler takan, kimseye yakınlık duymayan ancak ve ancak yarattığı karakterleri ve sahnede canlandırdığı tiplerle kendisinden izler serperek kendisini mutlu hisseden birisi gibidir. Yalnızlığı hiç sevmez ama hep de yalnizdir aslında. Yalnızlıktan kaçmaya çalışan ancak bunun için kendi ördüğü duvarları yıkmaya yıkmaya cesareti de olmayan ve bundan dolayı -gecici- kurtuluşu yerdegistirmede -seyahat- bulan; topluluk içinde silik, tutuk ve soğuk, lokal ortamlarda açılan, bencil, faydaci, mukemmeliyetci, iyi bir gözlemci, hayalci ve bir o kadar gerçekçi, sofu, sevimli, garip yüzlü -burunlu-, zeki, içine kapanık, şakacı, iyi oyuncu ... yani zitliklari içinde barındıran 'esrarli cuce'....

Gogol, yine kurtuluşu seyahatte bulacaktır. Adres: Kudüs'tur. Yani, başta şükran ve minnet için gururla gideceği Kudüs, ancak planlar değişmiş, Ölü canlar bitmemiş yani gidişin nedeni, ilham aramak ve ruhunu bulmaktır. Ancak Kudüs onu etkilemez. Tanrı, topraklarını terk etmiş gibi gelir Gogol'e ve Tanrı belki de anayurdu Rusya'dadir diye düşünür. Bir süre Kudüs'te kaldıktan sonra Rusya'ya döner. Bir süre de Rusya içinde seyahat eder. Sık sık yer değiştirir ve Moskova'da Kont Tolstoy'un ruhi yardımcısı -koçu- papaz Matvey ile tanışır (malesef). Bu papaz oldukça sofu ve bagnazdir, ateşli vaazlar verir. Papaz ona yazarlığı bırakmasıni, ruhunu kurtarmasini; bunun içinde oruç tutmasını ve ruhunu tamamen perhize sokmasını telkin eder. Gogol de malesef onu dinler ve tuttuğu oruclar onun sağlığını oldukça bozar. Arkadaşları onu zor tanirlar.

4 Şubat'ta papazi son kez ziyaret eder.
11 Şubat'ta Ölü Canlar'in ikinci cildinin üçüncü versiyonunu yakar!
Doktorlar da hem bedenen hem de ruhen çökmüş yazarı yanlış tedavi ederler. Gogol, Delinin Ani Defteri'ndeki karakterin son hallerini yaşar adeta!
Ve 21 Şubat 1852'de hayatını kaybeder.
Moskova'ya gömülür.

Gogol'den geriye eski bir redingot ve üç beş bunun gibi giysi kalır. Ve tabiki eserleri! Puşkin'le birlikte Rus edebiyatının yolunu açmis ve o yoluna ışık tutmus; bu sayede artlarindan gelen tüm Rus yazarlarını etkileyen büyük bir usta ve öncü olmuştur.

Klişe olmuş tabirle, Rus edebiyatı onun "Palto"sundan ve Puşkin'in satirlarindan çıkmıştır.

Keyifli okumalar..

Notlar:

1) Palto hikayesinin orijini:

gonderi/55426487

Ayrıca Gogol, Petersburg'taki ilk yıllarında çok yoksulluk çekmiş ve paltosuz kalmıştır. Bir arkadaşı kendisine palto hediye etmiştir.

2) Belinsky'nin mektubu:

gonderi/55438332

3) Gogol'ün Dostoyevski değerlendirmesi (Insanciklar romanı özelinde):

gonderi/55434117

4) Gogol'ün burun takıntısı ve Roma aşkı:

gonderi/55321753

5) Gogol'ün ölümünün ardından Turgenyev'in sozleri:

gonderi/55477530

6) Palto, Burun ve Delinin Anı Defteri öykülerine yaptığım inceleme yazısi:

gonderi/55085862

7) Müfettiş eseri hakkındaki inceleme yazım:

gonderi/55548162

8) Ölü Canlar hakkındaki incelemem:

gonderi/55848253 (Kaan) 
Beni karalarımla sev.: Gogol'un iç dünyasına giriyor yazar, yabancı topraklara gitme isteğini, tanıdık topraklardan kaçışını, Müfettiş adlı oyunu sergilendiğinde tiyatroda yaşadığı hayal kırıklığını, hastalıklarını, borçlarını, dehasının yarattığı bencil ve huysuz davranışları, bir evde konuk edildiğinde kendisine nasıl özenli davranıldığını, çoğu kez sofralarda suskun, ortamlarda suskun, resmiyette suskun bir adamken konuştuğunda insanları nasıl büyüsü altına aldığını, o komikliğini, tebessümünü hissettiriyor. 
Gogol'a kulak verelim:"Aklarımla herkes sever beni, sen karalarımla sev." (tolgahan çaptuğman) 
Ölü Canlar Yazar: Nikolay Vasilyeviç Gogol: KİTAP YORUMUM: Bir dönem Rus siyasetini anlatır. Yapılan yanlışlar, yolsuzluk, rüşvet devlet adamlarının yaptıklarını anlatılır kitapta.
Çiçikov ise , daha ılımlı, kişiliklere göre davranan yani günümüze göre söyleyecek olursak nabza göre şerbet veren bir kişiliktir. İnsanların güven ve saygısını böylelikle kazanır. Her insan gibi o da bolluk bereket içinde yaşamayı hayal etmektedir. Ama bunu kolay yoldan ve hileli yoldan yaparken başaracak mı işte sorun burada. Topraklarını aldığı köylüler ile arasında nasıl bir işbirliği vardır. Ölü canlar satmak ve almak kimin işine yarayacaktır?
Murazov haklı yoldan kazanan bir zengindir. Çiçikov 'e doğru yolu gösterir ve ona yardımcı olur.
Kitaptan öğrendiğim öğretiler yine çok değerliydi. Zengin ile fakirin ve dürüst ile dürüst olmayanın yaşadıklarından yola çıkarsak hangi yerde olmak istiyorsak yine o yere geliriz ama ister düzgün yoldan gideriz ister kötü yolu seçer sahte yoldan gideriz.
Tabi ki yazarın yaşadıklarına değinecek olursak, bu kadar başarılı bir kalemin o zamanki yanlış tedavi sonuçları ile belki de yazdıklarını yakması bana şunu düşündürdü. Bu yazılımların meydana çıkmaması kimin işine gelir? Kesinlikle içeriğinde yer alan dürüst olmayan siyasetçilerin işine gelir diye düşünüyorum. o zaman bilerek yazarın yanlış tedaviler ile çıldırtıldığını ve o seviyeye geldiğini düşünüyorum ben. Bu benim kişisel hissiyatım tabi ki yanılmışta olabilirim. Sonuçta orada ve o dönemde yaşayıp bizzat gözümüz ile görmedim. Ama her dönemde her hastalıkta yanlış tedavilerin yapıldığını hepimiz biliyoruz. Ben en çok her yanlışlıkta kimin işine geliyor diye düşünürüm. Mesela günümüzde Kanser rahatsızlığının bir çok tedavi şeklinin saklanıp inatla kemoterapi verilmesi ilaç firmalarının işine geldiği gibi.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN (Duygu Songül Kahraman) 
--reklam--
Gogol PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Henri Troyat - Gogol kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gogol PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Henri Troyat Kimdir?
Henri Troyat (Lev Aslanovitch Tarassov) 1911'de Moskova'da doğdu. Tanınmasını sağlayan Fax Jour (1935) ve Araigne'den (Goncourt ödülü 1938) sonra, eski Rusya'yı yeniden canlandırdığı (la Lumière des justes, 1959-1962; les Héritiers de l'avenir, 1968-1970; le Moscovite, 1974-1975; la Gouvernante française, 1989; Aliocha, 1991) ya da bugünkü Fransız toplumunun resmini çizdiği (les Semaille et les Moissons, 1959-1962; les Eygletière, 1965-1967) geleneksel tarzdaki romanlarla geniş bir çevreye ulaştı. Aynı zamanda biyografiler (Tolstoï, 1965; Catherine la Grande, 1977; Pierre le Grand, 1979; Ivan le Terrible, 1982; Tourgueniev, 1985; Gorki, 1986; Flaubert, 1988; Maupasant, 1989) ve tiyatro piyesleri yazdı: les Vivants (1946). 1959'da Académie Française'e seçildi.
--reklam--
Henri Troyat Kitapları - Eserleri
Dostoyevski
Gogol
Lev Tolstoy
Rasputin
Gorki
Ölçüsüz Dostluk
Çehov
Yaslı Kar
Guy de Maupassant
Dört Çariçe
Örümcek
Yeşil Sinek
Yalancı Işık
Yıkık Umutlar
Mutlu Damlalar
Barones ve Müzisyen
Puşkin-II
Puşkin-I
--reklam--
Henri Troyat Alıntıları - Sözleri
Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar;ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir . (Lev Tolstoy)
'Palto' hikayesinin orijini otantik bir olaya bağlıdır. Gogol bu olayı 1832'ye doğru bir arkadas çevresinden isitmistir: Küçük bir memur çetin mahrumiyetlerle katlanarak kendisine bir av tüfeği satın alır ve daha ilk çıkışta tüfeği yitirir, öyle üzüntüye düşer ki, arkadaşları duygulanir, bir araya gelerek bir başka silah satın alırlar kendisine. (Gogol)
Puşkin Gogolü sevmiyordu. Ama kabiliyetini anlayınca onu teşvik etti, yazılarını düzeltti. Rus dilinin zenginliklerini ona öğretti, hatta Ölü Canlar'la Müfettiş'in konusunu verdi. (Puşkin-II)
Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri kuruntulu olur. (Guy de Maupassant)
Kurulan hayaller ! Yıkılan umutlar ! Birbirimizi bir daha ne zaman ve hangi şartlar altında görecektik ? Gelecek karanlıktı ve ben kötü önsezilerin pençesindeydim. (Rasputin)
…. insanın aşağılık içgüdülerle cömertçe hamlelerin bir karışımı olduğunu ve hiç kimsenin tam manasıyla masum ya da suçlu olmadığını anlıyordu. (Gorki)
Biraz sabredin, dedi. Her şey düzelecek. (Yaslı Kar)
Işık saçan bir güneş karşısında
Nasıl bir lamba sönük kalırsa
Sahte bilgi de zeka güneşi karşısında
Titrer, yok olur gider. (Puşkin-I)
Bu hayatta zamandan etkilenmeyen bir dostluk olabilir miydi? Henüz yaşamın eşiğindeyken, her şey güven, düşünce ve duygu birliği içinde doğuyor; sonra ortam genişleyip değişiyor, herkes eğlence ile zorunluluklar, uzlaşma ile doğruluk arasında kendine bir yol çiziyordu. (Ölçüsüz Dostluk)
Dostoyevski aşırı duyguların adamıdır. Olağanüstüde rahat eder. Fırtınada soluk alır. “Nasıl yaşadığıma gelince, sizin kendi yaşamınızda yarıda bıraktığınız şeyleri ben sonuna kadar götürdüm.” diye yazacaktır Yeraltından Notlar’da. (Dostoyevski)
Tolstoy diyor ki:"Bir insana devamli aynı iyiliği yap, göreceğin tek şey; muazzam bir nankörlük." O kadar haklı ki (Lev Tolstoy)
Engelli aşklar, kurbanlarının kalbinde büyülü bir değer kazanır. (Puşkin-II)
Prens Feliks , tırnaklarının ya da saçlarının şekliyle olduğu kadar , düşünceleriyle de dandyliğe özenmektedir.İnce uzun bir fiziğe , narin bir yüze ve baygın bakan gözlere sahip olan bu adamın , ergenlik yaşlarındayken kadın kılığına girmekten hoşlandığı söylenmektedir.Şimdi bile olgun erkeklerin bakışları , iltifatları ve kendisiyle dostluk kurmak için yanına yaklaşmaları onun gururunu okşamaktadır . Bununla birlikte kadınları da hor görmemektedir.Yalnızca , soyları ya da eğitimleri gereği gönül okşayıcı söz ve davranışlarla sürekli etraflarında dolaşmasını istedikleri için kadınlar onu biraz sinirlendirmektedir. (Rasputin)
Kuvvetli bir zeka ile doğup, tehlikeli yollara sapmamak için dinde, ahlakta destek aramayanlar, hem kendilerini hem yurttaşlarını felakete sürüklemişlerdir. (Puşkin-I)
Mücadele ediyoruz, umutsuzluğa kapılıyoruz. Ve birdenbire hayat çok basit, gökyüzü çok huzurlu, çare çok yakın ve çok tatlı. (Örümcek)
‘’Yaşamda küçük burjuvalardan daha fena düşman tanımadım, diye yazıyordu. Cellat ve kurbanı uzlaştırmak isterler. Kurbana sabır telkin ederek, kendisine uygulanan şiddete karşı gelmekten caydırırlar, varlıklı ve yoksul arasındaki ilişkileri değiştirmenin imkânsızlığını ispatlamaya çalışırlar, halka çalışma ve zahmetleri için Tanrı katında bir ödül vaat ederler ve dünyadaki zorlu varoluşuna hayran olsalar da, yaprak bitleri gibi, canlı kuvvetlerini emerler. Çoğu doğrudan doğruya baskının hizmetindedir, diğerleriyse tevekkül, uzlaşma, bağışlama ve aklanma vaaz ederek buna dolaylı katkıda bulunurlar.’’ (Gorki)
“Her şeyin farkındayım ve bu beni öldürecek” (Dostoyevski)
Soğuk bir rüzgar bulutları sürüyor ve açılan gökyüzünde , sayısız yıldızların parıldamakta olduğu görülüyordu. Bir müddet sonra, yıldızların parlaklığı soluklaşıyor ve gökyüzü, doğu tarafından olmak üzere pembeleşiyordu. (Guy de Maupassant)
Aşk bana önce taze göründü,
Sonra önümden uçup gitti... (Puşkin-I)
"Ne doğa, ne anıtlar, ne de sanat yapıtları onu ilgilen­diriyordu,” diye yazıyor Strakhov. “Tüm dikkatini insanlara yö­neltiyordu.” (Dostoyevski)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gogol-henri-troyat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)