# Gölgeler - Zülfü Livaneli Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gölgeler kimin eseri? Gölgeler kitabının yazarı kimdir? Gölgeler konusu ve anafikri nedir? Gölgeler kitabı ne anlatıyor? Gölgeler kitabının yazarı Zülfü Livaneli kimdir? İşte Gölgeler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/golgeler-zulfu-livaneli-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-09T00:43:58+03:00
- Güncelleme: 2022-02-09T00:43:58+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/09/zulfu-livaneli-kimdir-zulfu-livaneli-kitaplari-ve-sozleri-147851.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Zülfü Livaneli 
 Yayın Evi: Doğan Kitap 
 İSBN: 9786050952544 
 Sayfa Sayısı: 112 

Gölgeler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler

Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta…

Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...

Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek son kelimeyi…

(Tanıtım Bülteninden)

Gölgeler Alıntıları - Sözleri
Hep bir umut vardı, hep bir direnç. Yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi.
Yeterki kararmasın sol memenin altındaki Cevahir! demek ki kalın duvarların ardında insan böyle ayakta kalıyordu.hep bir umut vardı, hep bir direnç. yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi.
“Şenlik dağıldı Bir acı yel kaldı,bahçede yalnız”
Ardımdan ağlayacak Yalnızlar Rıhtımı...
Dans edemediğim devrim devrim değildir.
“Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle”
Yalnızım yalnızlık tutuyor kan gibi
Bu korku yalnızlık korkusu gözlerimdeki
Bu sabah yapayalnız öleceğim belki
Ardımdan ağlayacak Yalnızlar Rıhtımı
Unutabilir miyim seni hiç?
Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim.
"Ne şairler sevdim; zaten yoktular"

Gölgeler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Livaneli'nin kaleminden oldukça farklı tarzda bir eser okudum bugün...

Gölgeler her yönüyle dopdolu, bana çok şey katan bir kitap oldu. Kitaba adını veren Gölgeler, yazar ve şairlerin eserlerini sunarken tutuklanma korkusu, toplum baskısı ve daha pek çok sebeple sığındıkları mahlas ve müstearları temsil ediyor

Livaneli'nin kalemi her zamanki gibi akıcı ve sade. Oldukça kısa olmasına rağmen pek çok bilgi barındırıyor kitabımız. Orhan Kemal'den tutun da Atatürk'e varan pek çok ünlü ismin kullandıkları takma adları (müstear) öğreniyor, bu takma adları kullanarak verdikleri şahane eserlerden örnekler görüyoruz.

İçinde pek çok çizim ve şiir bulunduran bu kitabı, edebi şahsiyetlere ve onların yaşam hikayelerine ilgi duyan herkese gönül rahatlığı ile önerebilirim.

Yalnız belirtmeliyim ki yalnız şair ve yazarların hayatına bir dokunuş niteliğinde olan bu eser, olay örgüsü içermediginden, bir kurguya dahil olmanın heyecanını seven okuyucuların ilgisini çekmeyebilir

İşte bu mükemmel kitaptan sizler için seçtiğim birkaç alıntı :

"Yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi."

"Dans edemediğim devrim, devrim değildir."

"Ne garip, şehirlerde pembe panjurlu, köylerde beyaz badanalı evler. Umutlarımız da, hayallerimiz de köyün çitlerini, evin duvarlarını aşamamış; nasıl da çocukmuşuz, nasıl da masum!" (Aycan) 
Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Cemal Süreya, Nazım Hikmet, Reşat Nuri, Yaşar Kemal, Halide Edip ve Sabahattin Ali dahil tarihimizin çok kıymetli şahsiyetleri bu uzun hikâyede bir araya getirilmiş. Ancak kendileri değil, kitabın isminden de anlaşılacağı gibi Gölgeleri ile. Üstelik gölgeler müstear (takma) isimleriyle yer alıyor hikayede. Yaşantılarının, düşüncelerinin, eserlerinin bilindik hikayelerinde bölümler içerdiğinden bazı Gölgelerin kime ait oldukları hemen anlaşılıyor. Ama karışıklık yaşanması ihtimali düşünülmüş olmalı ki, hikayeye başlamadan hangi müstear isim hangi şahsiyete ait belirtilmiş.
Yazarımız yazar/zulfu-livaneli’nin, kitabın önsözünde de aktardığı gibi, kitap/konstantiniyye-oteli--34618 ‘nden bir bölümün genişletilmiş hali bu kitap. Daha anlaşılabilir bir okuma olacağını düşündüğüm için bu kitabı okumadan önce Konstantiniyye Oteli’ni okumanızı tavsiye ederim. (yağmur) 
Bir hevesle kitaplığımdan çıkarıp okumaya başladığım bir kitaptı kendisi fakat benim yanlış zamanda okumaya çalışmam mı yoksa odaklanamamamdan mı bilinmez aradığım şeyi kitapta bulamadım ve yeterince tatmin olmadım.Fakat sayfalar arasına iliştirilmiş illüstrasyonlara hayran olmamakta elde değil.Onun dışında bence Livaneli’nin kaleminden çıkan bu kitap sakin bir anda ve doğru zamanda okunmalıdır. (Aymila) 

Kitabın Yazarı Zülfü Livaneli Kimdir?
Zülfü Livaneli, (d. 20 Haziran 1946, Ilgın), Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmen.

İlk yılları

Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır.

Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir.

Kariyeri

Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu.

Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı.

Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti.

Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı.

Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı.

Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu.

1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi.

"Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir.

Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir.

19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır.

Siyasi kariyeri

Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi:

"CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."

Zülfü Livaneli Kitapları - Eserleri
Serenad
Son Ada
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
Leyla'nın Evi
Engereğin Gözü
Mutluluk

Edebiyat Mutluluktur
Arafat'ta Bir Çocuk
Harem
Sevdalım Hayat
Bütün Kuşların Uykusu
Kardeşimin Hikayesi
Son Ada'nın Çocukları

Veda
Konstantiniyye Oteli
Diktatör ile Palyaço
Sanat Uzun Hayat Kısa
Orta Zekâlılar Cenneti
Yaşar Kemal
Dünya Değişirken

Arkadaşıma Veda
Gorbaçov'la Devrim Üstüne Konuşmalar
Huzursuzluk
Atatürk’ün İzinde
Elia ile Yolculuk
Sosyalizm Öldü mü?
Gölgeler

Nefesim Nefesine
Rüzgarlar Hep Gençtir
Sis
Şapka
Gökyüzü Herkesindir
Bizi Sürükleyen Nehir
Balıkçı ve Oğlu

Mutluluk

Zülfü Livaneli Alıntıları - Sözleri
Halkın "Kurtar bizi baba." diye sığındığı bir başbakan, depremde çöken hastane için "Canım, 29 yıl ayakta durmuş ya!" derse, kıyamet niye kopmaz? Deprem bölgesinde can çekişen insanların çadırını, ekmeğini dağıtamayan devlet, nasıl bir devlettir? Ve halk, televizyon kamerası karşısında, neden "Allah devletimizden razı olsun." der? Dünyanın her köşesinden gönderilen yardım malzemesini çalan halk, nasıl bir halktır? Erzincan'da gördükleri kabalık, becerisizlik, cehalet ve kötü niyet kargaşasından dehşete düşen İsviçreli ekip "Ne haliniz varsa görün!" diyerek çekip gitmekte haklı mıdır, değil midir? Dış ülkelerden gelen yardım ve ekip gönderme taleplerini 48 saat cevaplamayan Dışişleri Bakanlığı, ne derece başarılı bir bakanlıktır? Siz bu soruları soranlardan mısınız, yoksa bu sorulara kızanlardan mı? (Diktatör ile Palyaço)
Her şeyi bırakıp uzaklara gitmek isteğim büyüyordu içimde... (Serenad)
Nesine yar nesine
Ölürüm ben sesine
Bir daha vursa idi
Nefesim nefesine" (Nefesim Nefesine)
İyiler her zaman kötüleri yenecek kadar güçlüdür.
 Yeter ki, güçlerinin farkına varıp birleşsinler. (Son Ada'nın Çocukları)
bu yaşam, en ufak bir çabaya bile değmezdi (Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm)
"Aşk diye ballandıra ballandıra göklere çıkardıkları şeyin anlamıyor bir türlü." (Leyla'nın Evi)

" Bir yer var iyiliğin ve kötülüğün ötesinde.
Seninle orada buluşacağız."
 Mevlana (Huzursuzluk)
Hep umutlu hep iyimsersin. Bunlar güzel özellikler ama bazen gerçekleri görmeni engelliyor (Son Ada'nın Çocukları)
Her şeyini yitiren bir insanın son sığınağı onurdur. (Bizi Sürükleyen Nehir)
Düşmanlık dolu bir dünyaydı bu. Niye bu kadar anlayışsızdı insanlar, birbirine karşı? Niye sırtlan gibi dişlerini gösteriyorlardı? (Arafat'ta Bir Çocuk)
üzüntü çürütür insanı diye uyarıyor, ama kızmak iyi gelir, ferahlarsın diyordu: “Sakın ola hiçbir şey için üzülme ama bol bol kız, öfkelen, dövüş, savaş, küfret ama üzülme. İnsanı üzüntü çürütür.” (Elia ile Yolculuk)
Köydeyken, çocuğun çok karnı agrirdi. Ağrıyı çeksin diye sabahları yalınayak toprakta yürütürlerdi. (Bütün Kuşların Uykusu)
Keşke; kan revan, hapis, zulüm, ölüm orucu yerine, binbir çiçekli kültür bahçesinin mis kokuları arasında yaşayabilseydik. Yaşar Kemal'in türkülerini paylaşabilseydik. (Yaşar Kemal)

"Tıpkı baban gibisin. Hep umutlu hep iyimsersin. Bunlar çok güzel özellikler ama bazen gerçekleri görmeni engelliyor." (Son Ada'nın Çocukları)
Alçalmaya başladık, diyor pilot
ah diyorum, çoktan be kaptan
çoktan alçalmaya başladık biz. (Gökyüzü Herkesindir)
Zayıflığını gösterecek kadar güçlü ol. (Bizi Sürükleyen Nehir)
Doğrudur; kitap okumak karın doyurmuyor. Ancak karnı tok, beyni boş adamlardan çektiğimiz kadar hiç kimseden çekmedik. (Serenad)
...yüreğim sızlayarak seni özlediğimi bilmeni isterim. (Son Ada)
Aşk, insanın içindeki karanlığa da çok yakın, aydınlığa da. (Sanat Uzun Hayat Kısa)
"Ağzımı açtım sonra kapadım; o kadar korkmuştum ki bir şey söyleyemedim. Bildiğim tüm sözcükleri unutmuştum." (Şapka)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/golgeler-zulfu-livaneli-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)