# Gölgelerin Lordu - Cassandra Clare Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gölgelerin Lordu kimin eseri? Gölgelerin Lordu kitabının yazarı kimdir? Gölgelerin Lordu konusu ve anafikri nedir? Gölgelerin Lordu kitabı ne anlatıyor? Gölgelerin Lordu PDF indirme linki var mı?  Gölgelerin Lordu kitabının yazarı Cassandra Clare kimdir? İşte Gölgelerin Lordu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/golgelerin-lordu-cassandra-clare-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-16T12:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-03-16T12:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/16/cassandra-clare-kimdir-cassandra-clare-kitaplari-ve-sozleri-177554.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Cassandra Clare 
 Çevirmen: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur 
 Orijinal Adı: Lord of Shadows 
 Yayın Evi: Artemis Yayınları 
 İSBN: 9786053042938 
 Sayfa Sayısı: 735 
--reklam--
Gölgelerin Lordu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Ruhunuz için ruh eşinizi feda eder miydiniz?”

Bir Gölge Avcısı’nın yaşamının sınırları, görevle belirlenmiş, onurla kısıtlanmıştır. Bir Gölge Avcısı’nın sözü, ciddi bir vaattir ve hiçbir yemin, parabatai’leri birbirine bağlayan yeminden daha kutsal değildir. Birlikte savaşmaya, birlikte ölmeye ama birbirlerine asla âşık olmamaya yemin etmişlerdir.

Emma Carstairs, parabatai’si Julian Blackthorn’la aralarındaki aşkın yalnızca yasaklanmadığını, ikisini de yok edebileceğini öğrenmişti. Julian’dan kaçabileceğini biliyordu. Ama Blackthorn’lar dört bir yandan düşmanlarla kuşatılmışken onu nasıl yalnız bırakabilirdi ki?

Tek umutları, korkunç bir büyü gücünü barındıran Ölülerin Kara Kitabı’ydı. Herkes o kitabı istiyordu. Bulabilecek olansa yalnızca Blackthorn’lardı. Bu yolda kanlı tehlikeler onları bekliyordu ve hiçbir söze güven olmazdı. Ancak birileri Julian’ın sırlarını ortaya çıkarıp Los Angeles Enstitüsü’nün yönetimini ele geçirmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaktı.

Aşağı Dünyalılar, Meclis’le karşı karşıya geldiğinde ise Gölgelerin Lordu onlar için yeni bir tehdit oluşturacaktı. Unseelie Kralı, en iyi savaşçılarını, Blackthorn kanı taşıyan herkesi avlamaya ve Kara Kitap’ı bulmaya göndermişti.

Tehlike giderek yaklaşırken Julian, kimsenin tahmin edemeyeceği bir düşmanın iş birliğine bağlı olan riskli bir plan yaptı. Ama başarı, ancak bir bedel karşılığında onun olabilirdi. Ve ne Julian ne de Emma olabilcekleri hayal edebilirdi. Sevdikleri herkesi ve her şeyi etkileyecek, kanlı bir mücadele onları bekliyordu...

GERÇEK AŞK, BÜTÜN BÜYÜLERİ ETKİSİZ KILAR.
--reklam--
Gölgelerin Lordu Alıntıları - Sözleri
Her zaman kahramanlar kazanmaz. Bazen de kaybederler. Ama savaşmaya devam ederler. Asla pes etmezler.
"Biz toz ve gölgeyiz," dedi Ty kitabından başını kaldırmadan.
"Ama bazılarımız çok yakışıklı tozlarız." diye ekledi Jace
Ama Diego'nun huzursuz olduğu kesindi, çünkü tam iki kere bifteğini kaşığıyla kesmeye çalışmıştı.
Sonra bir gün kumsalda Emma'yla gülüşürken Emma tokasını çıkarmış ve saçları sırtına dökülmüştü. Güneş gibi parlıyorlardı.
Julian'ın vücudu bu manzaraya tepki vermişti. Biri kalbine bir bıçak saplamış gibi acı çektiğini hatırlıyordu. Yunanlılar'ın aşkı vücudu delip geçen ve ardında özlem dolu bir sızı bırakan bir ok gibi tanımlamalarını anlamıştı.
"Beni öldüremezsiniz." Julian'ın sesi sakin ve kendinden emindi. "Casus değilim. Beni Konsey gönderdi. Bana zarar vermeniz onlara açıkça savaş ilan etmeniz demek."
Kral duraksadı. Emma o an çılgınca gülmek istedi. Julian öyle inandırıcı konuşmuştu ki, neredeyse o bile yutacaktı yalanını. Kral hâlâ düşünüyordu.
Benim parabatai'im Karanlık Saray'ın Kralı'na bile kafa tutuyor ve daha sadece on yedi yaşında, diye düşündü Emma.
“Yaran, ışığın içine sızdığı yerdir.”
"insanlar öldüğünde, dönüşebilecekleri kişilerle ilgili hayallerimiz de ölüyor. bizim ellerimizde can verseler de bu olasılığı asla unutamıyoruz."
“Bir arkadaş uğruna ölmekten ziyade, uğruna ölecek bir arkadaş bulmak daha zordur.”
"Ve Jules. Tanısan en çok onu seversin. Bize o bakıyor. Halâ birlikte ve güvendeysek onun sayesinde. Bunu bildiğimizden haberi yok ama biliyoruz işte. Bazen bize emirler yağdırır. Bazen de anlattıklarımızı dinlemez. Ama bizim için yapmayacağı yoktur. Annesiz ve babasız olduğumuz için insanlar bize actyor. Ama bizimki gibi bir abileri olmadığı için asıl ben onlara acıyorum."
"Çocuklarla delilerin perilerle bağlantılı olduğu söylenir." dedi Julian. "Biz de çocuğuz."
Emma, Jules'a üzerinde gülümseyen bir boynuzlu at resminin olduğu mavi ve mor bir tişört satın aldı. Bunu ona gösterdiğinde, Julian'ın suratı dehşetle çarpıldı. Emma yine de tişörtü onun sırt çantasına koydu.
Julian derin bir iç çekti. "Son bir soru. Aşkı yok eden bir büyü var mı?"
"Lex malla, lex nulla," dedi Julian. Bu Blackthorn'ların aile sloganıydı: Kötü bir yasa, yasa değildir.
"Diğer ailelerin sloganları ne acaba?" diye sordu Emma. "Aralarından bildiklerin var mı?"
"Lightwood'larınki, niyetimiz iyi."
"Çok komik."
Julian ona baktı. "Şaka değil. Ciddiyim."
"Ya Herondale'ler? Sert görünürüz, ama endişeliyiz mi?"
Julian omzunu silkti. "Soyadını bilmiyorsan, muhtemelen bir Herondale'sindir."
Julian öfkesini kimselere belli etmek istemezdi. İnsanlar onu sessiz sakin ve soğukkanlı biri sanırdı ama bu doğru değildi. Emma bir keresinde okuduğu bir şeyi hatırladı. Volkan dağları diğer dağlardan daha yeşil ve güzel olurdu. Zira içlerinde yanan ateş toprağın donmasını engellerdi.
"Oğlumun boğazını kesemezsin," dedi Unseelie Kralı. Julian'ı küçümseyen bakışlarla süzüyordu. "Sen bir Gölge Avcısı'sın. Onurunla dövüşmek zorundasın."
"O eskidendi," dedi Julian. "Ben Karanlık Savaş'ı gördüm. Ateş ve kanla yoğruldum."
"Boyundan büyük laflar ediyorsun ama bütün melekler gibi zayıfsın."
Julian hançeri hafifçe Erec'in boğazına batırdı. Peri prensi kan ve korku kokuyordu. "Öz babamı öldürdüm," dedi. "Oğluna acır mıyım sanıyorsun?"
--reklam--
Gölgelerin Lordu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Karanlık sanatlar serisinin ikinci kitabı... tam anlamıyla ömrümü yedi

Öncelikle artemis yayınevine rica ediyorum, grafikerlerle konuşma bitince çevirmenlerinizle de bi konuşun.
"The sight" nasıl olmuş ta "geleceği görmek" diye çevirilmiş ve "mundane" kelimesi hangi akla hizmet "ölümlü" olmuş...
1) Kitapta geleceği gören yok! The sight büyünün ardını görmek ve "görü" diye çevirilmeliydi.
2) Daha önce kendisini normal insan sanan çocuk "hiç bir zaman sıradan olduğumu düşünmedim" diyor, çevirmen bunu yapmış "ben ölümlü olduğumu hiç düşünmedim"
Ne sanıyordu çocuk kendini?! Büyücü mü vampir mi?
Ayrıca başka bir yerde "siz" yazılması gereken yerde "sen" yazılmıştı..
Bakın ben dikkat eksikliği olan biriyim. Böyle hatalar benim için işkence...

Sonraki sorum da Cassandra Clare'e.. neden?!? Neden beni böyle ağlatmak zorundasın T^T
Kitap boyunca kaç kişinin aşkının ızdırabını yaşadım, ne aşk üçgenleri, dörtgenleri arasında kaldım bir de üstüne bu son...
Son kitaba başlamaya korkuyorum şu an... (Aichan) 
Cassandra Clare yarattığı aynı dünyadan yazmaya devam etmesine ve bu kadar çok kitap yazmasına rağmen nasıl oluyorda her kitapta coşkusundan bir gram bir şey kaybetmiyor anlayamıyorum. Şöyle bir tahmin yürütebilirim ama; iyi bir yazar olmak bunu gerektiriyor!
Ölümcül Oyuncaklar'ı okuyanlar bilir ki, serinin ilk kitabında olaylara direkt giriş yaptığınız için mi bilinmez, anlamakta zorluk çekebiliyordunuz. Bu yüzden de sıkılıyor ve okumakta zorlanıyordunuz. Sonra özellikle ikinci kitabın ortasından sonra olaylar öyle bir gelişiyor ve okuyucu kendini öyle bir kaptırıyordu ki, seri su gibi akıp gidiyor, siz bitince olağanüstü bir şok ve aşk ile kaldığınızla kalıyordunuz. Aynı tutku, aynı güzellik yan serisi diyebileceğimiz Cehennem Makineleri'yle devam ediyordu. Şimdilerde de, devam etmekte olan Karanlık Sanatlar'la da kaldığı yerden sürüyor. Karanlık Sanatlar'ın ikinci kitabının da birinci kitabından hiçbir farkı olmadığını belirteyim. Hikâye tüm mükemmelliği ile devam ediyor!
Emma ve Julian -siz ne düşünürsünüz bilemem ama- benim gözümde yeni Clary ve Jace'ler. Kendileri için verdikleri savaş, sevdiklerini, ailelerini korumanın gerisinde ilerlese de, onlar ne olursa olsun savaşmaktan hiç vazgeçmiyorlar. Umulmadık zamanda umulmadık olaylarla karşılaşmaları bir yana bir de istemedikleri misafirler tarafından başları amma ağrıyor. Bu zorunlu misafirler yüzünden de Arthur, artık basit(?) bir sorundan daha fazlası oluveriyor. Bir de konseyden gizli yaptıkları şeyler ve anlaşma var tabii. Üstelik hiç olmaması gereken biriyle... Julian ve Emma'nın yanı sıra yeni hayatına adapte olmaya çalışan Kit'i tanımaya çalışmak da ayrı bir keyifliydi. Christopher, sen tam bir Herondale'sin bebeğim!
Mark'ı da unutmamak lazım. Vahşi Av'da yaşadığı onca şeyden sonra, ailesinin yanında da olsa, nefilimlik ve ağabeylik sandığı kadar kolay bir şey gibi gelmiyor. Hele bir de Kieran faktörü varken.
Emma ve Julian'ın birbirlerine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyarken, birbirlerinden uzak durmaya çalışmaları da, taktir edersiniz ki fazla fazlasıyla zor oluyor.
Herkese keyifli okumalar! (Sevâl Topçu) 
Bol Spoiler İçeren İnceleme: Bir Cassandra Clare hayranı olarak böyle bir puan vermek beni çok üzüyor.

Açıkçası Geceyarısı Leydisi'ni de okuduktan sonra bir nebze hayal kırıklığı yaşamıştım ancak kurgu güzel olduğu için serinin ikinci kitabını da okudum ve yine aynı şekilde hissettim. Peki kurguyu beğendiysem neden bu puanı verdim? Öncelikle, Gölgelerin Lordu'nu okurken CC'nin bazı yerleri sırf hayranlar sevinsin diye yazdığı gerçeğini görmemek imkansızdı. Kurgunun gidişatına hiçbir faydası olmayan ve kimi zaman alakasız duran bazı yerler. Ana serimizdeki aşk olayları oldukça yerindeydi mesela, gidişatla alakası vardı. Aynı şey Mekanik serisi için de geçerli. Ancak bu serideki karışık aşk olayları (Julian ve Emma'dan bahsetmiyorum tabiki) okurken beni çok yordu. Kieran, Mark ve Christina üçlüsüne diyecek sözüm yok. Keşke CC ya sadece Kieran×Mark ya da sadece Mark×Christina yapsaydı. Christina ve Kieran arasındaki etkileşim açıkça olabilecek en olmadık şeydi, sinirlendim. Okurken serinin orijinal kitabını değil de fanfiction okuyormuş gibi hissettim.

Tüm kitap boyunca kurgunun ne kadar güzel olduğunu ama gereksiz aşkların aynı kurguya nasıl gölge düşürdüğünü düşündüm. Ancak Ty ve Kit enfes, hakkını verelim. Ancak bence CC JulianxEmma ve KitxTy'dan sonra durmalıydı. Bir yerden sonra Dallas mı CC kitabı mı karar veremedim. Üstelik savaşın ortasındalar, önlerinde ciddi görevler var. Kurgu fantastik bile olsa yine de gerçekçilik kaybedilmemeli. Tüm bu çiftler olmasaydı kitap çok daha ince olurdu, bittiğinde de daha doyurucu hissettirirdi.

Tüm bu incelemeyi henüz üçüncü kitabı okumadan yaptığımı hatırlatayım. Üçüncü kitabı da okuyacağım çünkü diğer serilerin kahramanlarını tekrar görmek istiyorum. Ve hâlâ içimde tüm bu aşkların düzeltileceğine dair bir umut var, artık nasıl olacaksa.

Ve Annabel'e cidden bayıldım, Malcolm'a da çok üzüldüm. Zira benim favori karakterimdi.

Umarım diğer kitapta CC artık herkesi memnun etme çabasına bir son verip olduğu güçlü yazarı ortaya koymuştur.

Ayrıca Jace de çok şirindi. (Rain) 
--reklam--
Gölgelerin Lordu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cassandra Clare - Gölgelerin Lordu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gölgelerin Lordu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cassandra Clare Kimdir?
Cassandra Clare, ilgisini romanlara yöneltmeden önce uzun yıllarca Hollywood Reporter’da gazeteci olarak çalıştı. “Ölümcül Oyuncaklar” serisi birçok çoksatar listesinde yer aldı. 2009’un yıldızlarından birine dönüştü. Cassandra, Brooklyn’de yaşıyor.

 
--reklam--
Cassandra Clare Kitapları - Eserleri
Mekanik Melek
Kemikler Şehri
Düşmüş Melekler Şehri
Kayıp Ruhlar Şehri
Mekanik Prens
Camlar Şehri
Küller Şehri
Mekanik Prenses
Cennet Ateşi Şehri
Ebedi Öpücük
Demir Yılı
Gölge Avcısı’nın El Kitabı
Bane Günlükleri
Geceyarısı Leydisi - Karanlık Sanatlar Birinci Kitap
Yazdan Geriye Kalanlar
Gölge Avcısı Akademisi'nden Hikayeler
Bakır Eldiven
Bronz Anahtar
Gölgelerin Lordu
Gümüş Maske
Hava ve Karanlık Kraliçesi
What Really Happened in Peru
Chain of Gold
Kırmızı Büyü Yazmaları
The Lost Book of the White
Ghosts of the Shadow Market
Kayıp Ak Kitap
Chain of Iron
The Golden Tower (Magisterium 5)
--reklam--
Cassandra Clare Alıntıları - Sözleri
"Ya, gerçeği söylediğim için onu kaybedersem?"
"Ya, sakladığın için kaybedersen?" (Kırmızı Büyü Yazmaları)
Christopher looked terribly alarmed. “Oh, what ho, tears,” he said helplessly. (Chain of Iron)
Ben mutlu şeylerle bağ kurma konusunda hep sorun yaşamışımdır. (Yazdan Geriye Kalanlar)
"Bir dost, seni asla tehlikeye atmaz." (Bronz Anahtar)
Şimdi sırrı gün yüzüne çıkmaya her zamankinden de yakınmış gibi geliyordu. Keşke onlara gerçekleri anlatabilseydi. Keşke Call'un Constantine'den farklı olduğuna inanabilselerdi. (Bronz Anahtar)
"Güzelliğin solmadığı, hiçbir şeyin eskiyip çürümediği, neşenin bilgelik ve zamanın sonsuz bir şarkı olduğu yerde seni öpüyorum ve dünya yitip gidiyor."
-William Butler (Chain of Gold)
Her nereye gidersen, geleceğim;
Öldüğün yerde ölecek ve orada gömüleceğim:
İzin versin buna Meleğim ve fazlasına
ölüm bizi ayırana dek
—Parabatai andı (Gölge Avcısı’nın El Kitabı)
"Çoğu kimse üzüldüğünde veya korktuğunda değil hayal kırıklığına uğradığında ağlar." (Kemikler Şehri)
Herkes sevdiğini öldürür,
Bu böyle biline, kimi bir bakışla yapar
Kimi iltifatkar kelimelerle.
Korkak, bir öpücükle öldürür,
Cesur olansa kılıcının darbesiyle.
 - Oscar Wilde, Reading Zindanı Baladı (Mekanik Melek)
"Hadi yarın bisikletle Robin Ridge'e gidelim."
"Hep beraber mi?"
Eli'ın kaşlarının arasındaki çizgi göründü. "Eh, tabii," dedi. "Sen ve ben."
Hep beraber. (Yazdan Geriye Kalanlar)
İyiler acı çeker, kötüler serpilip gelişir ve bütün ölümlüler dünyayı terk eder. (Mekanik Prenses)
'Her biri konuştu büyük bir kibirle
Ve gönlünün en aziz kardeşine hakaretle...
Ayrıldılar ki bir daha hiç görüşmemecesine!' (Mekanik Prens)
"Kimse gerçekleri sahiplenemez," diye mırıldandı Cristina. "Onlar asla değişmez." (Hava ve Karanlık Kraliçesi)
"Bu oğlanlara bir borcum var. Bu borcu da bir sonraki Makaris nesline zarar gelmemesini sağlayarak ödeyeceğim. Ben yaşlı bir kadınım ve büyük kayıplar yaşadım fakat ölmeden önce ikinizin de güvende olduğunuzdan emin olmak istiyorum. Callum ve Aaron, siz daha iyi bir gelecek ümidimsiniz." (Bronz Anahtar)
İki dünya arasında hayat bir yıldız gibi parlar
Gece ve yas ufkun sınırında bekler
Kim olduğunu insan ne kadar geç anlar
Kim olabileceğini ne kadar geç çözer
 - Lord Byron (Mekanik Melek)
"Sana kimse değer vermezse gerçekten var olabilir misin?" (Mekanik Prens)
"Ayrıntılara takılmasak?" dedi Magnus. "Sorun şu ki... Pardon, adınız neydi?"
Goblin burnunu çekti. "İlla öğrenmek istiyorsan, Kethryllianalæmacisii."
"Sahi mi? Pekala, Keth... Size Keth diyebilir miyim?"
"Hayır." (Kayıp Ak Kitap)
"Aile üyeleri sarmaşıklar gibi sıkıca bağlıdır. Ve bazen, sarmaşıklar gibi, öldürecek kadar sıkıca bağlanırlar." (Küller Şehri)
Savaşı kazanmayı sağlayan bir silah değildir, silahı kullanan Nefilim’dir. (Gölge Avcısı’nın El Kitabı)
"Eylemlerden söz etmiyorum," dedi Julian. "Sana karşı duygularım hep aynıydı. Hiçbir şey beni seni sevmekten vazgeçiremiyordu. Yavaşlatmıyordum bile. Bir çare bulmalıydım."
Emma'nın boğazı düğümlendi. "Ne yaptın?"
"Magnus'a gittim," dedi Julian. "Bana bir büyü yapmayı kabul etti. Ama bu tür büyülerin, insanların duygularıyla oynayanların yani, tehlikeli yan etkileri olabilirmiş ve..."
"Duygularla oynayanlar mı?" Emma bir adım gerilediğinde, Julian'ın elleri düştü. "Ne demek bu?"
"Magnus duygularımı aldı, Emma. Senin için hissettiklerimyok oldu."
"Anlayamıyorum." Emma insanların gayet iyi anladıklanı durumlarda bu lafı etmelerini saçma bulurdu. Ama şimdi nedenini biliyordu. Aslında bir tepkiydi. Söylediğin gerçek olamaz, sana inanamıyorum, demek istiyorlardı. Bana bunun gerçek olmadığını söyle. (Hava ve Karanlık Kraliçesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/golgelerin-lordu-cassandra-clare-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)