# Gül ve Ben - Nurullah Genç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gül ve Ben kimin eseri? Gül ve Ben kitabının yazarı kimdir? Gül ve Ben konusu ve anafikri nedir? Gül ve Ben kitabı ne anlatıyor? Gül ve Ben PDF indirme linki var mı?  Gül ve Ben kitabının yazarı Nurullah Genç kimdir? İşte Gül ve Ben kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gul-ve-ben-nurullah-genc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-19T14:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-06-19T14:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/19/nurullah-genc-kimdir-nurullah-genc-kitaplari-ve-sozleri-250267.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nurullah Genç 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9753624114 
 Sayfa Sayısı: 82 
--reklam--
Gül ve Ben Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kan ve gözyaşlarıyla beslenen çağımızda, şerha şerha çatlamış çorak topraklarımıza bir rahmet gibi Yağmur düştü önce...
Ve çiçeklerin adını unuttuğumuz bir zamanda Gül ve Ben geldi...
Renksiz kokusuz naylon çiçeklere gül adını koyduğumuz bir zamanda, bülbüllerin sustuğu, gülzarın tarûmar olduğu bir zamanda. Yağmur′la yıkanmış topraklarımıza gül dikmeye geldi Nurullah Genç...
Ve gördük ki, ′Gül, Yağmur′un bir sonraki adıdır′...
gül sesleri geliyor; her yer duâ ve niyâz
açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri
adımları parıltı, alınları bembeyaz
dağılıyor evrene gülün mestâneleri
sen ki, en büyük Gül’sün, en çok gülü seversin
söyle bahçıvanına, bir gül de bana versin
--reklam--
Gül ve Ben Alıntıları - Sözleri
kurşundan beterdir gülün yarası.
Meğer bir yanılgının zinciriymiş umudum
Güvenimi yitirdim şimdi her dermana gül.
Bakanlar baktı sana;
Ben, uzaktan uzaktan......
Kezzap atsan bile filizlenir yüreğim
Ölüm canda gül olur, can bende diken diken
Gül açmayan kalbin olmaz kapısı,
Târihte kaybolan hülyâdır sevgi,
Sevgisiz kalp âhûları çatlatır...
Mesafeler gül alırken gönülden,
Neden böyle uzaksın ki sen gülden...
.
Bitir bu işkenceyi, sende artık bana gül,
Dokundurma elini pıhtılaşan kana gül...
.
Gözüme gül dumanı çöktü yine bu akşam.
Baktığım her noktada yalnız senin güllerin.
İçimde gül pınarı aktı yine bu akşam.
İrinli dertlerime şifa oldu ellerin...
Gülün mecnûnudur bütün çiçekler,
Sonsuzluk gül, sensizlik gül, gül pusat.
Gül cemresi, gül yağmuru, gül hasat,
Gülü sevenlerin yoktur karası,
Kurşundan beterdir gülün yarası...
Uzandığım her hayal tutuşturdu ömrümü
Her yangınla yeni bir yangın düştü cana gül
Gülü sevenlerin yoktur karası,
Kurşundan beterdir gülün yarası....
.
"Gül, yağmurun bir sonraki adıdır"
Acıların birikir birikirde içimde
Her şey bende gül olur ,ben bende diken diken...
--reklam--
Gül ve Ben İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gül diğer çiçeklerden çok farklı.. Gülü gül yapan o güzel kokusu mu, dikenleri mi veyahut rengi mi? Bence gülü gül yapan bizde uyandırdığı o güzel duygu.. Hani şair diyor ya " gül yağmurun bir sonraki adıdır,
gülün mecnunudur bütün çiçekler ".. Acaba sadece bütün çiçekler mi gülün mecnunu? (Hilal Yeşilyaprak) 
"imlâsı bozuk aşkın sonu elbette hüzün": İmlâsı sağlam sonu hayranlık olan bir Nurullah Genç eseri daha.
Gül ve Ben' de satırları okuyup geçmek pek mümkün olmuyor, üstünde düşünmek bazen de tekrar tekrar okumak gerekiyor çünkü bu kitap bir şiir kitabından çok daha fazlasını içeriyor. Her şiirde 'Gül' işleniyor fakat hiçbir şiir birbirine benzemiyor.
Nurullah Genç, 'Gül' sembolünü kullanarak Türk tarihine, İslam' a, Divan Edebiyatı' na, tasavvufa, mitolojiye ve efsanelere atıfta bulunuyor. Satırları okurken önünüze hangi ismin çıkacağını, hangi tarihe gideceğinizi ve hangi olayla karşılaşacağınızı kestiremiyorsunuz. Birde bakmışsınız ki yıllar öncesinden bir efsanedesiniz. İşin garip tarafı bu olayların gül ile alakası ne diyemiyorsunuz çünkü aradaki köprü muazzam şekilde kurulmuş. Kitabın sonunda Abdulkerim Dinç' in kaleme aldığı Gül ve Ben'i Okurken kısmına da değinmeden olmaz çünkü tespitleri ve çözümlemeleri fazlasıyla kaliteli. Şiirleri okuduktan sonra ancak bu kısım da okunursa şiirler tam olarak anlaşılır gibi geldi bana. Yani bu kısım şiirlerin bir nevi tamamlayıcısı.
Gül'e ve Gül ve Ben' e dair daha çok şey söylenebilir fakat işin özü kitap buram buram emek kokuyor.
Nurullah Genç' in kalemine sağlık. (Fatma Esin) 
Kan ve gözyaşı ile beslenen çağımızda şerha şerha çatlamış çorak topraklarımıza bir rahmet gibi yağmur düştü önce.. Ve çiçeklerin adını unuttuğumuz bir zamanda Gül ve Ben geldi.. Renksiz ve kokusuz naylon çiçeklere gül adını koyduğumuz bir zamanda, bülbüllerin sustuğu, gülzârın tarumar olduğu bir zamanda "Yağmur" ile yıkanmış topraklarımıza Gül dikmeye geldi Nurullah Genç.. Ve gördük ki gül yağmurun bir sonraki adıdır.

Gül ve ben yağmur'un devamı. Daha uzun soluklu bir poem. Bir mesnevi, alegorik bir eser.. Üç bölümden oluşan senfonik bir eser Gül ve ben.
Eser üç bölümdür. Dramatik kurgulu üc bölüm..
Birinci bölüm kur'an'daki hurûf-u mukâtaa benzeri her biri bir harf taşıyan üç alt bölümden müteşekkildir: Elif- Lâm - He.. "Allah" kelimesi de bu harflerden oluşmakta..
"Arzuhal" üst başlığını taşıyan ikinci bölüm yedi bölümden oluşmaktadır: Irmaga, Serviye, Geceye, Aya, Sabaha, Güneşe, Ulu Tanrıya..

Irmağa yaklaştım akarak gitti
Servi gözyaşlı bakarak gitti
Gece, tenha koydu beni dünyaya
Kanlı çığlığımı duyurdum aya
Acıdı halime gökte her yıldız
Sabah saçlarımı okşadı yalnız
Güneş bile derman olmadı bana
Son bir ümid ile yöneldim sana
Boynumu kırdım da kapına geldim..

Dr. Abdülkerim Dinç (Nur sena) 
--reklam--
Gül ve Ben PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nurullah Genç - Gül ve Ben kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gül ve Ben PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nurullah Genç Kimdir?
09.09.1960 yılında Erzurum'un Horasan ilçesinde doğdu. İlkokulu, köyünde okul olmadığı için, akrabalarının yanında iki ayrı köyde iki yıl üç ay okuyarak bitirdi. Ortaokul birinci sınıf için Kars'a gitti; teyzesinin yanında Merkez Ortaokuluna devam etti. Amcası köyden Horasan'a evini taşıyınca, ortaokul 2 ve 3. sınıfları onun yanında okudu ve Horasan Ortaokulundan diploma aldı. Ortaokul 2. Sınıftan itibaren çalışmaya başladı. Boyacılık, garsonluk, bulaşıkçılık yaptı. Ayakkabı boya fiyatını 50 kuruştan 25 kuruşa düşürdüğü ve kaliteyi de üst düzeyde tuttuğu için Horasandaki kahvehanelerin aranan boyacısı oldu. Ayakkabısının rengine, oturduğu kahvehaneye gidiş saatine ve hangi sıklıkta boya istediğine göre müşteri arşivi oluşturdu. Bu durumdan rahatsız olan diğer boyacılar sonunda dayanamadılar ve piyasalarını bozan bu yeni boyacıyı bir kenarda kıstırıp darp ettiler. Boya sandığını kırıp dağıttılar. Boyacılık yapmaktan mecburen vazgeçti. 3. Sınıfta gece fırında çalıştı, gündüz okula gitti. Yakınları sınıfta kalacağını düşünürken, okul birincisi oldu; fırıncılığı öğrendi ve daha sonra üniversiteyi bitirene kadar her yaz fırında çalıştı.

Parasız yatılı sınavlarına girdi. Sonuç belgesi gelmediği için kazanıp kazanamadığını bilemedi. Babası, ahırındaki 10 koyundan sekizini satarak onu paralı yatılıya kaydettirdi ve böylece Erzurum İmam - Hatip lisesindeki okul yılları başlamış oldu. İki ay paralı yatılı da kaldı. Sonra parasız yatılıyı kazanmış olduğunu öğrenince, Lisenin hemen bitişiğindeki yurt binasına yerleşti. Babası, paralı yatılıdan ayrılırken yatırdığı ücreti geri almadı ve ihtiyaç sahibi çocuklar için harcanmasını istedi. Babasının bu davranışı karşısında çok duygulandı ve bir süre sonra yeni bir boya sandığı yaptırarak ders çıkışlarında yurt kantininde boyacılık yapmaya başladı. Ödev yapma zamanı olmayan öğrenciler için para karşılığı ödevler yaptı. Dört yıl böyle devam etti.

Lise yılları boyunca derslerin dışında çok sayıda kitap okudu. Gözlük takmaya başladı. Şiir çalışmaları yaptı ve ödüller aldı. Tarım ve Orman Bakanlığının şiir yarışmasında Türkiye ikincisi oldu. Milli Türk Talebe Birliği Hicri 1400 konulu şiir yarışmasında Hicret isimli şiiriyle Türkiye birincisi oldu ve bu şiir Nesil dergisinde yayınlandı. Tiyatroya ilgi duydu. Her yıl takdirname aldı ve 1978-1979 eğitim-öğretim yılı sonunda Erzurum İmam – Hatip Lisesini birinci olarak bitirdi. Boyacılıktan kazandığı paralarla 10 tane koyun alıp köyüne, babasının ahırına götürdü ve lise süreci böylece tamamlanmış oldu.

O yıl yapılan üniversite sınavları sonucunda Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni kazandı ve okul hayatına orada devam etti. Üniversite yurtlarında kalmaya başladı. İlk yıl yurt kantininde boyacılık yapmayı sürdürdü. Siyasi bir kavganın ortasında kalıp boya sandığı kırılıp dağıtılınca, bunu yapmaktan vazgeçti. İnşaatlarda ve fırınlarda çalıştı. İşten geç çıkıp yetişemediği için kapısı kapanan yurtlara giremediği zamanlar, daha sonra Siyah Gözlerine beni de Götür şiirinin yazılacağı Erzurum tren garında, bankların üzerinde uyudu. Üniversite yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başladı. Aylık derginin daimi kadrosunda yer aldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Genç Kuşak dergisini çıkardı ve orada şiirleri yayınlandı. Yeni Devir Gazetesi Genç Kalemler Makale yarışmasında Yaşar Garip Koyuncu mahlasıyla Türkiye ikincisi oldu.

İlk stratejik planını üniversitenin birinci sınıfında yaptı. Vizyonunu ve misyonunu belirleyerek dolabının kapağına, "20 yıl sonra yönetim ve organizasyon profesörü ve Türkiye'nin tanıdığı bir şair olacağım" diye yazdı. Bu durum arkadaşları tarafından garip karşılansa da, düşüncesinden ve kararından vazgeçmedi. Çalışmalarını, gelecek için oluşturduğu bu zihni tasarıma göre yürüttü.

Üniversite yıllarında edebi çalışmalarının yanında tiyatro ve satranç çalışmaları da yaptı. Yurt-Kur Bölge tiyatrosu adına Moliere'in Cimri isimli oyununu sergiledi. Harpagon adlı cimri karakterini oynayıp büyük beğeni kazandı. Erzurumda bulunan ve oyunu izleyen devlet tiyatroları yönetmeni, kendisine profesyonel tiyatro yapma teklifinde bulundu. Fakat şartlar dolayısıyla kabul edemedi. Yine aynı yıllarda satranç oynamaya başladı. Ve daha sonra Erzurum satranç şampiyonu olarak Türkiye Satranç liginde yer aldı.

1983 yılında fakülteyi bitirdi. 1984 yılında aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak girdi. Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yaptı. İki yıl doktora programı açılmasını bekledi. 1990'da doktor, 1995'te doçent, 2001 yılında profesör oldu. 2003 yılında Kocaeli Üniversitesine geçti ve orada yedi yıl çalıştı.

1994-2013 yılları arasında kamu ve özel sektör kuruluşlarına danışmanlık hizmetlerinde bulundu. Çok sayıda işletmenin reorganizasyonunu gerçekleştirdi ve stratejik planını yaptı. Aile işletmelerine ortaklık bilinci ve yapısı hususunda hizmet verdi, aile anayasaları hazırladı. Kocaeli Üniversitesinin stratejik planlama çalışmalarında bulundu. Bologna Eşgüdüm Komisyonunda yer aldı. 2010 yılında emekli oldu ve İstanbul Ticaret Üniversitesinde çalışmaya başladı. Bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde bulundu. İstanbul Ticaret Üniversitesinin 2012-2017 Stratejik Planı'nı hazırlama kuruluna başkanlık etti.

31 Aralık 2012 de Sermaye Piyasası Kurulu'na Üye olarak atandı. 10 Şubat 2015 tarihine kadar Sermaye Piyasası Kurulu üyesi ve Başkan vekili olarak görev yaptı. 1 Mayıs 2015 tarihinde Merkez Bankası Meclis Üyesi olarak göreve başladı. Halen bu görevini sürdürmektedir.

1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü Sahibi (Yağmur şiiri ile).
1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Roman Teşvik Ödülü sahibi (Tutkular Keder Oldu romanı ile).
1996 Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Kültür Hizmet Ödülü sahibi.
1998 Tuzla Belediyesi Gül Şiirleri Armağanı Ödülü sahibi(Gül ve Ben isimli eseri ile ile).
1999 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü sahibi(Hüznün Lalesidir Dünya eseriyle).

Yıllardır işletme yönetimi kapsamında pek çok işletmeye danışmanlık yapan ve eğitimler gerçekleştiren Genç, proje uygulama ve stratejik planlama alanlarında da hizmet vermektedir.

 
--reklam--
Nurullah Genç Kitapları - Eserleri
Rüveyda
Yağmur
İntizar
Söyle Bana Hindiba
Siyah Beyaz Tabletler
Omuzlarımda Dünya
Çiçekler Üşümesin
Hüznün Lalesidir Dünya
Mahrem ve Münzevi
Harflerin Simyası
Siyah Gözlerine Beni de Götür
Nuyageva
Aşkım İsyandır Benim
Yankı ve Hüzün
Gül ve Ben
Bilardo Telmihleri
Aşk Ölümcül Bir Hülyadır
Çanakkale - Her Şey Yanıp Gül Oldu
Bahar Buselik
Tutkular Keder Oldu
Denizin Son Martıları
Yürüyelim Seninle İstanbul'da
Yollar Dönüşe Gider
Ateş Semazenleri
Müpteladır Gemiler Benim Denizlerime
Yanılgı Saatleri
Sensiz Kalan Bu Şehri Yakmayı Çok İstedim
Birkaç Deli Güvercin
Zirveye Götüren Yol: Yönetim
Omuzlarımda Dünya
Başarı Bedel ister
Hüznün Lalesidir Dünya
Çiçekler Üşümesin
Birkaç Deli Güvercin
--reklam--
Nurullah Genç Alıntıları - Sözleri
“Hep aynı kelime dalgalanır sessizce
 Tahammül” (Nuyageva)
Nasıl gülümsüyor gözlerin bilsen (Harflerin Simyası)
Neye yanıyorum, biliyor musun
Birleştiremedik kalplerimizi... (Denizin Son Martıları)
Bir ben varım dünyada
Sanki bir de yalnızlık (Aşkım İsyandır Benim)
Simsiyah bir dünya ortasındayım.. (Yankı ve Hüzün)
Her defasında şunu öğrendim: Bir hayale, bir hedefe doğru gidiyorsan asla pes etmeyeceksin. Engel çıktığında vazgeçmek yok, devam edeceksin. Bütün kapıları zorlayacaksın. Bütün kapıları zorladın, açılmadı mı? "Benden bu kadar Rabbim," diyeceksin ve yakarışta bulunacaksın. "Gideceğim başka kapı yok; senin ikramın ve lütfun tek kapımdır benim. Çünkü ben, verdiğin irade ile vazifemi yaptım. İrademin dışında kalanlar sana ait. Hayrı da şerri de sen bilirsin. Hayırlı olanı ver Rabbim." (Omuzlarımda Dünya)
“Alaca bir at koşar içimde
Zamansız mekansız nefese doğru...” (Omuzlarımda Dünya)
Sabır dedikleri, her başa gelene katlanmak mıdır? O zaman bir taş par­çasıyla ne farkımız olur? O da, her şeye ağızsız, dilsiz katlanır. (Tutkular Keder Oldu)
Gülümsedin; kalmadı kederim, burukluğum (Müpteladır Gemiler Benim Denizlerime)
Neden hep gidenleri gösteriyor yalnızlık
Bu kadar mı çaresiz yeryüzünde aynalar (Bahar Buselik)
Bir de, bana geldiğin hayaller kuruyorum (Hüznün Lalesidir Dünya)
iyiki kitaplar var... (Siyah Beyaz Tabletler)
“Tarçın koksun saçların ki, şâd olam
Göğü sarsın hayalin, âbâd olam...” (Söyle Bana Hindiba)
“Bir gün insanlar bizi taşlar kadar anlasa” (Nuyageva)
Bilemezsin, içimde bir denizdir yaşamak… (Denizin Son Martıları)
.
Çalışacaksınız ve okuyacaksınız.
Dua edeceksiniz ve kendinizi yetiştireceksiniz.
. (Omuzlarımda Dünya)
.
Allah’ım onu bir gül gibi baharımda tut.
. (İntizar)
Unutulursa şair, sen de unutulursun (Hüznün Lalesidir Dünya)
insanlığı arıyorum her sabah
başım dönüyor (Siyah Beyaz Tabletler)
Her kuş bir tüy bırakıp giderken kanadından
Avcı hep yüreğime savururdu kendini Sen yokken ne ay vardı göğümde ne yıldızlar. (Müpteladır Gemiler Benim Denizlerime)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gul-ve-ben-nurullah-genc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)