# Gulyabani - Gönül Ticareti - Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gulyabani - Gönül Ticareti kimin eseri? Gulyabani - Gönül Ticareti kitabının yazarı kimdir? Gulyabani - Gönül Ticareti konusu ve anafikri nedir? Gulyabani - Gönül Ticareti kitabı ne anlatıyor? Gulyabani - Gönül Ticareti PDF indirme linki var mı?  Gulyabani - Gönül Ticareti kitabının yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? İşte Gulyabani - Gönül Ticareti kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gulyabani-gonul-ticareti-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-10T08:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-05-10T08:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/10/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-huseyin-rahmi-gurpinar-kitaplari-ve-sozleri-218626.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar 
 Yayın Evi: Everest Yayınları 
 İSBN: 9789752894549 
 Sayfa Sayısı: 280 
--reklam--
Gulyabani - Gönül Ticareti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar, günlük yaşamı dile getirirken mizah ögesini her zaman ön plana çıkartmıştır. Bu kitapta yer alan Gulyabani ve Gönül Ticareti adlı yapıtları genç okurlarımız için özenle sadeleştirilmiştir. Türk edebiyatının ilk korku romanı olma özelliği taşıyan Gulyabani'de Hüseyin Rahmi Gürpınar, Osmanlı toplumunun son dönemlerinde geçen bu romanında batıl inançları ele alırken güncelliğini hala koruyan bir başyapıt ortaya koymaktadır. Gönül Ticareti adlı öykü derlemesinde ise yine döneminin İstanbul halkının mahalle aralarında yaşadıkları, evlerin içinde olup bitenler büyük bir canlılıkla çizilir.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Gulyabani - Gönül Ticareti Alıntıları - Sözleri
"Şekerim, gönül kimi severse güzel odur. Aşk ile büyülenen gönüller, kendi ruhlarının tanıdıklarından başkasıyla ateşlerini yatıştıramazlar."
Ben periyim sen insan,
Muhabbetime inan.
Kabul et inat etme,
Olursun sonra pişman.

Zım zım da zım zım,
Zım zım da zım zım.
Âlemin aklını satışa çıkarmışlar da gene herkes kendininkini beğenip almış. Akilcığımı kimselerinkine değişmem vallahi... Bana deli diyenlerin, dilerim Tanrıdan tepeleri delinsin.
Bazılarımızı şairleştiren, bazılarımızı canileştiren bu aşk kapanına içimizde tutulmayanımız da yok gibidir.
Dünya ne kadar büyük değişimlerle alt-üst olursa olsun, dünyada erkek hakim, kadın onun emireridir. Kocan, kardeşin, oglun tepende birer küstah amirdirler. Hayat piyasasında kadının değeri düşüktür. Her gün sokaklarda kıskançlık vahsetiyle kocaları, aşıkları tarafından bıçaklanarak cesetleri kaldırıma serilen kadınların felaketlerini gazetelerde okumuyor musunuz? Bu satısız vakalarda hiç bir erkeğin cinayetinin cezasını işittiniz mi?
Nihayet Ahu Baba' yı gördüm. Aslını değil, gölgesini. Hay Yaradana sığındım. O ne boy... O ne pos... O ne kavuk, o sakal...
Meretin gölgesi böyle, ya kendisi nasıl olacak?
On iki santim topuk üzerine bindikten sonra kendilerini selvileşmiş sanan bodur kadınların saflıkları, bu kötü modayı sürdürüp gidiyor.
Kadın bırak beni feryatlarıyla anasının evine kaçıyor. Denizaşırı bir yere kayboluyor. Fakat ne yapsa kurtulamıyor. Kokuya saldıran aç bir kurt gibi belde silah herif kurbanın peşine düşüyor. Nihayet susadığı kanı avuçla içiyor. Bazen aşığı da beraber öldürüyor. Sorarım size, nefret olunmuş kaba bir erkeğin karşılık göremeyen çirkin aşkı yoluna iki cana birden kıymak doğru mudur? Kanun bu haksızlığa niçin şaşı bakıyor? Daha doğrusu baktırılıyor? Niçin bu cinayetler bu kadar sık oluyor? Çünkü katil hafif bir cezayla, yahut da hiç cezasız kurtulacağından emindir.
Dünya ne kadar büyük değişimlerle altüst olursa olsun,dünyada erkek daima hakim, kadın daima onun emir eridir.Kocan,kardeşin,oğlun tepende birer küstah âmirdirler.Hayat piyasasında kadının değeri düşüktür.Her gün sokaklarda kıskançlık vahşetiyle kocaları , âşıkları tarafından bıçaklanarak cesetleri kaldırımlara serilen kadınların felaketlerini gazetelerde okumuyor musunuz?Bu sayısız vakalara karşılık hiçbir erkeğin sehpada cinayetinin cezasını çektiğini işittiniz mi?
Ufuktaki kızıl fener
Yanar söner yanar söner
Gündüz alev gece ejder
Bütün ömürleri yerler
Yerler yerler doymaz devler
'İnsan kumru tabiatında bir tekeşli değildir. Erkek ve kadın çiftlerin özgürlüğe olan düşkünlüğü yaratılıştan beri mevcuttu. Bazı evliler arasında dumanı gizli tütüyordu. Şimdi açığa vurdu. Yalan kalkıyor. Bu daha doğru, belki de daha ahlaki değil mi? Toplumsal kanun, tabiat kanunlarına üstün gelebilir mi?
"Hay hay... Çünkü benim yanımda iştahın yok, fakat bensiz pekâlâ yer içersin. Âlemle güler konuşursun. Yalnız bana karşı somurtkan ve dilsizsin. İnsanlardan kaçıyormuşsun... Hayır... Toplum içinde kaçtığın tek insan var. O da benim..."
Refahı kuran malzemenin hangi zehirli ticaret kaynaklarından geldiği ehemmiyet götürür bir şey değil. Zenginlik, sahibini yaşattığı anlarda eski ve yeni günahların bütün kirlerini de yıkıyor.
Biz her olduğumuz şeyi iklimin, muhitin doğuşlarımızdaki soyluluk, soysuzluk tesadüflerinin tesirleriyle oluyorsak zenciye niçin siyahsın, Mecnun'a niçin delisin, zekiye, aptala niçin böylesiniz diyebilecek miyiz? Fakat katile niçin öldürüyorsun? Hırsıza neye çalıyorsun diyebiliyoruz.
Daha dün sinirlerimi bir uzmana akort ettirdim.... Doktor parmağıyla çekiçledikten sonra önümü arkamı dinledi. Besbelli gevrek miyim, kabak mı? Hışır mı? Anlamak istiyordu. Sessizce yüzünü buruşturdu, söyleyeceklerini yuttu... Afiyet olsun.
--reklam--
Gulyabani - Gönül Ticareti İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gulyabani ismi herkesin aşina olduğu bir isim. Süt Kardeşler filmi yıllardır izleye izleye bıkmadığımız, sıkılmadığımız ve hâlâ keyif aldığımız çok güzel bir filmdir. Film direkt Gulyabani kitabından esinlenmiştir fakat belirtmek gerek ki Gulyabani ögesi dışında roman ve film arasında pek benzerlik yok. Filmin ayrı romanın apayrı bir tadı var.

*Gulyabani, Arapça kökenli bir kelimedir ve karanlıkta, ıssız yerlerde insanın gördüğünü sandığı hayalet anlamına gelir.

*Aynı zamanda "gul" kelimesi Araplar'da islamiyet oncesindeki dişi cinin adıdır.

*Gulyabani, eski Anadolu kültüründe Ahubaba olarak da bilinen ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı, asalı, dev bir yaratığın da tezahürüdür. Kitap içerisinde de zaten eş kullanım olarak her iki ismi de görüyoruz.

1913 yılında Hüseyin Rahmi Gürpınar tarafından halkın batıl inançlarıyla dalga geçmek amacıyla yazılmıştır. Gulyabani yapısı gereğiyle, eleştirel bir tavır takınmaktadır. Peri, cin, gulyabani inanışlarıyla alay etmek ve hicvetmek kitabın var oluş amacıdır. Kitap bir korku romanı sayılabilir fakat beni oldukça fazla eğlendiren yer yer kahkahalarla güldüren bir kitap. Zaten Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan aldığım çok güzel bir komedi hissi var. Adeta bir tat bırakıyor damağımda. Aynı Kemal Sunal filmlerinde gördüğümüz küfürsüz, tertemiz,sımsıcak bir komedi. Film gibi bir çırpıda okunup bitiveriyor.

Diğer eser ise Gönül Ticareti isimli farklı hikayelerden oluşan bir kitap. Everest Yayınları tarafından bu roman ve hikaye olan aslında iki farklı eser tek bir kitapta birleştirilerek basılmış. Gönül Ticareti toplam 12 hikaye barındırıyor içerisinde. Birkaç hikayede dikkatimi çeken bir konu vardı ; Kadın Cinayetleri !
Yaklaşık 100 yıl önce yazılmış hikayelerin de aynı şu zamanlarda, günümüzde olduğu gibi kadın cinayetlerine hiddetli bir eleştirisi var.
"Hayat piyasasında kadının değeri düşüktür. Her gün sokaklarda kıskançlık vahşetiyle kocaları, aşıkları tarafından bıçaklanarak cesetleri kaldırımlara serilen kadınların felaketlerini gazetelerde okumuyor musunuz? Bu sayısız vak'alara karşılık hiçbir erkeğin sehpada cinayetinin cezasını çektiğini işittiniz mi?" alıntısı beni 100 yıllık Türkiye tarihinde kadının ecelinin çoğu zaman bir erkeğin ellerinden acımasızca çıktığını görmek beni bir hayli sarstı. 100 yıldır eğitilemeyen erkek nesli... İnsanlığını tanımakta çok geri kalmış yobaz erkekler diyor Hüseyin Rahmi..
Yıl 2019 hâlâ öyle sayın yazar, hâlâ sayısız kadın cinayeti okuyoruz bu çağda bu topraklarda. (Aslı) 
—GULYABANİ—
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Türk edebiyatındaki ilk korku romanı olarak bilinen romanıdır. Roman, anlatıldığına göre Gürpınar’ın okuyucusu tarafından ısrar üzerine yazılmıştır.

Romana başlamadan önce Gürpınar, hanımnene ile mektubunun kısımlarına yer vermiştir. Hanımnene, meşrutiyet dönemindan çok bunaldıklarını ve romanlarda okudukları konulardan tatmin olamadıklarını anlatmıştır. Hanımnene, kendini geliştirme fırsatı bulmuştur, Okuma yazmayı da bilmektedir. Hanımnene, mahallesindeki koca kadınları etrafına toplayıp onlara sesli bir şekilde kitap okur. Okurken kendisi ve arkadaşları eğlenmek, heyecanlanmak ister ama dönemden dolayı yazılan kitapların içeriği de sıkıcı hale gelmiştir ve Gürpınar’dan bunu bir mektup ile ricasını iletmiştir.

Romanın içeriğinde ise Muhsine Hanım yaşadıklarını kendi ağzıyla anlatmıştır.
Özet olarak: Muhsine Hanım, dul bir kadın olduğunda evde oturmaktan ziyade bir iş yapıp para kazanmak istemiştir. Komşularından sayıp güvendiği bir kadın olan Ayşe Hanım’ın, Üsküdar’ın içlerinde olan bir çiftlik evinde bulduğu işi Muhsine Hanım’a söylemiştir ve ona güvenip birlikte yola koyulmuşlardır. Tüm roman akışı aslında bu temel üzerinde kurulmuştur.

Gürpınar’ın herzamanki mizahi dili sayesinde roman o kadar akıcı ve eğlenceli bir metne dönüyor ki sizin için nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk edebiyatımızdaki velinimetlerimizdendir. (Ayşenur) 
Gerçekten adıyla özdeşen bir kitap hocalar bize okulda bu kitabı verdiklerinde ilk önce ön yargılı davranmıştım.Ama okunmaya bir başladım o okuyuş kelimeler uçtu ağzımdan gerçek söylüyorum mükemmel akıcı kitappp (metehan otluoğlu) 
--reklam--
Gulyabani - Gönül Ticareti PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Gulyabani - Gönül Ticareti kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gulyabani - Gönül Ticareti PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Gulyabani
Efsuncu Baba
Mürebbiye
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
Şık
Şıpsevdi
Hazan Bülbülü
Melek Sanmıştım Şeytanı
Hakka Sığındık
Gulyabani - Gönül Ticareti
İki Hödüğün Seyahati
Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Ben Deli miyim?
Cadı
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
Kadınlar Vaizi
Gönül Ticareti
İffet
Sevda Peşinde
Kesik Baş
Mürebbiye - Şeytan İşi
Şeytan İşi
Deli Filozof
Meyhanede Kadınlar
Dirilen İskelet
Kaderin Cilvesi
Utanmaz Adam
Nimetşinas
Tesadüf
Boşanmış Kadın
Hayattan Sayfalar
Öldüren Öpücük
Kokotlar Mektebi
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
Mezarından Kalkan Şehit
Cehennemlik
Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
İnsan Önce Maymun muydu?
Acı Gülüş
Ölüler Yaşıyorlar mı?
Can Pazarı
Toraman
Metres
Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
Billur Kalp
Eşkıya İninde
Bir Sevda Denklemi
Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
Tünelden İlk Çıkış
Nimetşinas - Toraman
İmrenilecek Bir Ölüm
Namuslu Kokotlar
Kesik Baş - Utanmaz Adam
Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
Kadın Erkekleşince
Aşk Batağı
Namusla Açlık Meselesi
Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
Gulyabani
Eti Senin Kemiği Benim
Son Arzu - Tokuşan Kafalar
Gazetecilikte İlk Yazılarım
Tesadüf / Şeytan İşi
Gazetecilikte Son Yazılarım 3
Gazetecilikte Son Yazılarım 2
Şehirde Bir Şekavet
Tutuşmuş Gönüller
Son Arzu
Gazetecilikte Son Yazılarım 1
Muhabbet Tılsımı
Gazetecilikte Son Yazılarım 4
Mezarından Kalkan Şehit
Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
Salgından Allah'a Sığındık
Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
Çocuk Yüreklerde Gulyabani
Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın?
- Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
"Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir.

Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
-
"Bana bir kelime yalan söylemenin
ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
insan yasak edildiği şeye
şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
"Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
— Tayfur, yolumdan çekil...
— Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden

"Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
"Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gulyabani-gonul-ticareti-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)