# Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gulyabani kimin eseri? Gulyabani kitabının yazarı kimdir? Gulyabani konusu ve anafikri nedir? Gulyabani kitabı ne anlatıyor? Gulyabani PDF indirme linki var mı?  Gulyabani kitabının yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? İşte Gulyabani kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gulyabani-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-10T08:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-10T08:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/10/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-huseyin-rahmi-gurpinar-kitaplari-ve-sozleri-218626.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar 
 Çevirmen: Hacer Er 
 Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9786052957462 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Gulyabani Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Muhsine geçimini sağlamak üzere şehrin epey dışındaki bir köşke hizmetçi olarak gider. Bu “netameli” köşkün sakinleri arasında çalışanları ve delirdiği söylenen zengin hanımının yanı sıra türlü çeşit periler, yaratıklar, bir de gulyabani vardır. Muhsine, sonunda öldürülmek, delirmek, iyi saatte olsunlara karışmak ihtimalleri olmasına rağmen merakını susturamaz ve kapalı kapıların ardına geçer. Hüseyin Rahmi cin, peri, cadı gibi doğaüstü varlıkları konu edinerek masalın romana, romanın masala dönüştüğü bir teknikle halkın batıl inançlarını ele alır. Ve bizi bütün bu tuhaf yaratıkların, garip mahlûkatın ötesinde yaptıklarıyla daha şaşılası, daha acayip bir varlıkla tanıştırır: İnsanla. Baştan sona heyecanla okunan Gulyabani, o devir İstanbul halkını bütün özellikleriyle yansıttığı gibi bilmeceleri, tekerlemeleri, mahalli kelimeleriyle de Türkçenin en güzel örneklerini barındırır.
--reklam--
Gulyabani Alıntıları - Sözleri
“Aşkla bağlanan kalpler kendi ruhlarının tapındıklarından başkasıyla ateşlerini söndüremezler.„
Seni çıldırasıya seviyorum.
Gönül kimi severse güzel odur. Aşkla büyülenmiş olan kalpler kendi ruhlarının tanıdıklarından başkasıyla ateşini sakinleştiremezler.
Benim artık senden başkasına muhab­bet gösterebilmeme ihtimal yoktur. Sevdiğim yalnız sensin ve ebediyen sen olacaksın.
--reklam--
Gulyabani İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gulyabani kitabını okudum ama ne okumaydı öyle. Yazarın diline hayran olmamak mümkün değil. Bir film izliyormuşsunuz gibi tüm olaylar kafanızda canlanıyor, yer yer korkuya kapılır gibi oluyor ardından da gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. Bu kitabın öncelikle bir döneme ışık tuttuğunu söylemek gerek. O dönemin İstanbul’una ışık tutuyor, insanların yer yer batıl inançlarını dile getiriyor. Kitabın sonunda da yaşanan olayları çözümlemesi ayrı bir keyifti benim için. Muhsine adında zavallı bir kadın eşlik ediyor bize kitapta. Zavallı diyorum, çünkü okurken ona o kadar üzülmüştüm ki. Çaresiz bir kadın, ortalıkta kalmış. Etrafta kötü insanlar var. Temiz, namuslu da bir kadın. Hiçbir devirde öyle namuslu kalınmaz kolay kolay. Türlü engeller çıkar karşına insanın. Dul Muhsine’nin de karşısına çıkmamış mı engeller, çıkmış elbet. Kitabı birlikte okuduğum, değerli kitap arkadaşım ovodsever ‘e bu yolculukta beni yalnız bırakmayıp eşlik ettiği için içten teşekkürlerimi borç bilirim.

Muhsine’nin bu namuslu haline aşık olup gitmiştim. Başına ne tür maceralar geleceğinden habersiz kitapta akıp gidiyordum. Gelmiş bir konağa, orda çalışmış. Ne iş mi yapıyormuş? Çok fazla işi yokmuş konağın. Ee bu kitabı özel kılan neymiş peki? Gulyabani’ymiş tabiki de. Gulyabani nedir peki? Wikipedia’dan araştırıp bulduklarımı aşağıya ekliyorum.

“Gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur.”

“Korkunç bir varlık olup, karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir. Gündüzleri mezara girer. Geceleri ise hortlayıp çıkar. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak, onları güldürmeye çalışır. O aynı anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. O, yolcuları yollarından döndürüp mahvederdi.”

“Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık, dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çıkar. Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Bir şeyler ister sonra onlara güreş yapmayı önerir. Avcı kazanırsa "Gulyabani" sessizce çekip gider. Ama eğer o kazanırsa avcı, uzun zaman hasta yatacak demektir. Ya da çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına yatan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar inceltir. Sonra ölünceye kadar kanını içer.”

Osmanlıca gûl kelimesi; hortlak, şeytan anlamına gelmektedir. Gûl-i beyâbinî ise Gulyabani demektir. İşte efendim bu Gulyabani diye tarif ettiğimiz canavar pek korkunçtur. Aman ha karşınıza çıkmasın, maazallah. Kitapta başka neler var derseniz, neler yok ki derim. Periler var bi kere, perisiz konak, köşk mü olurmuş? İyi saatte olsunlar var bi kere. Onlar da mı kim? ovodsever ‘e sorun o söyler size. Bana çok söyledi çünkü. Çok söyledi de bu yüzden bu kadar aksilik yaşadık resmen. O kadar da uyarmıştım onu, iyi saatte olsunlar de onlara diye :D Cin bunlar canım ya, cin. Üç harfliler diyorum ben onlara, korkunun ecele de faydası yok mu, yoktur tabi ama siz yine de okurken dikkat edin. Korkmamaya çalışın, yani korkun ama öyle çok da değil. Arada gülmeyi deneyin, korkunuzu alacaktır. Ee bazı yerlerinde su da için. Su önemli çünkü, korkunuzu alır.

Çok mu korktum bu eserde, hayır. Çok mu güldüm bu eserde, evet. Hem niye gülmeyeyim ki? Kafa dengim bir arkadaşla birlikte okumuşum, her ara verdiğimde kitap üzerine sohbet etmişiz, kitabı yaşamışız, korktuysak da birlikte korkmuşuz, gülmüşsek de birlikte gülmüşüz. Bazı kitapları böyle kitap arkadaşlarıyla birlikte okumak gerekiyor. Bence o kitap bu kitaptır.

Kitabı okuduğumda, hatta adını ilk duyduğumda aklıma “Süt Kardeşler” filmi gelmişti. Hani Kemal Sunal’ın, Şener Şen’in, Halit Akçatepe’in, Ayşen Gruda’nın, Adile Naşit’in oynadığı film. Bu güzel kadrodan geriye hayatta kalan sadece Şener Şen var. Diğerlerine de Allah’tan rahmet diliyorum. Ne zaman denk gelsem gülerim o filme. Özellikle bir sahnesi vardı ki, ben onu buraya eklemesem içim rahat etmeyecek. :) Gulyabani’yi gören Ayşen Gruda’nın onu tarif edişini izliyoruz.
https://www.youtube.com/watch?v=FsucnTuy6YM

Gulyabani’nin görselini ekleyeyim de siz de biraz korkun, değil mi?
https://i.hizliresim.com/ni6r5v7.jpg

Filmi de varmış Gulyabani’nin, izlemedim ama kitabı okuduktan sonra bir şans verilebilir belki. Filminin izleme linkini de ekliyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=arYEiPWJPoE

Beni kitapta en çok güldüren şeyler kesinlikle o tekerleme tarzı şiirler oldu. Onlar neydi öyle ya, okurken ne kahkahalar attım bi bilseniz :) Filminde de onların seslendirileceğini bilmek bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. Çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Hoş bir vakit geçirmek ve kafa dağıtmak istiyorsanız bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. İçinden öyle derin anlamlar falan aramayın, okuyun ve eğlenin ha arada da korkmayı ihmal etmeyin. Kitabının sonunda neler oluyor, kendiniz okuyup görün canım aa :) Ama size tavsiye, benim gibi yapın. Bu kitabı değer verdiğiniz, sizin kafanızdan bir arkadaşınızla birlikte okuyun. Kitaptan alacağınız hazzın kat be kat yükseleceğine inanıyorum. En azından bende öyle oldu diyebilirim. Kitabı okumaya başlamadan önce, okuduğumuz esnada ve bitirdikten sonra da yaşadığımız tuhaf durumlardan dolayı ovodsever ile birlikte bu kitap bizim için unutulmazlar arasında yerini aldı. Muhnise değil Muhsine :D Bu da böyle bir anımızdır, herkese şimdiden keyifli okumalar dileriz. Ha kitapta aşk da var, aşkın gücünü tatlılıkla yüreğinizde hissedeceksiniz. Ama cin aşkı mıdır, peri aşkı mıdır, insan aşkı mıdır bilmem. Buraya kadardı bu incelemem, kitaplarla kalın, hoşçakalın :) (Պḙℏᖱİℵ) 
~72° | Gulyabani: Merhaba.

Okumaktan ayrı bir heyecan duyduğum yazarlardan biri de yazar/huseyin-rahmi-gurpinar olsa da ancak 7 ay sonra bir başka kitabını okuma şerefine ulaşabildim. Aslında bu platforma üye olduğum ilk günlerde art arda üç kitabını okumuştum. Bunlar sırasıyla kitap/kuyrukluyildiz-altinda-bir-izdivac--4520, kitap/murebbiye--62314 ve kitap/efsuncu-baba--4519 idi. Şimdi de kitap/gulyabani--153896'yi okumuş oldum.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, kendisine cin, peri, gulyabani gibi doğaüstü varlıklar hakkında bir kitap yazmasına dair isteğini bir mektup aracılığıyla bildiren bir hanımnineyi kırmayıp daha önce bulaşmadığı böyle bir tarza bulaşmaya karar vermiş ve ortaya yaklaşık 100 yıl öncesine ait bu Osmanlı usulü korku romanı çıkıvermiş. Kitap ikisinin birbirlerine gönderdikleri o mektuplarla açılıyor. Daha sonra da hikâyeye geçiyoruz.

Muhsine Hanım geçimini sağlayabilmek için bir iş arayışı içerisine giriyor. Onu küçüklüğünden tanıyan, annesinin dostu Ayşe Hanım'ın önerisiyle Dudullu Köyü'ndeki Yedi Çobanlar Çiftliği'ne hizmetçi olmaya karar veriyor. Uzun bir yolculuğun ardından buradaki köşke ulaşıyor. Halkın bu köşk hakkında fikirleri pek de olumlu değil. Tam tersine ''netameli'' olarak nitelendirilen bu köşk hakkında pek çok dedikodu dönüyor. Dedikodular, cinlerin, perilerin, bir de eski Anadolu kültüründe Ahu Baba olarak geçen, âdeta bir minare boyutunda, dev ak sakallı, kocaman asalı ve insan etiyle beslenen, özellikle de güzel kızları yemeyi seven bir gulyabaninin geceleri bu köşk ve civarında cirit attığı yönünde. Bu kitap boyunca Muhsine Hanım'ın günler boyu yaşadığı maceralara tanıklık ediyoruz.

Bu bir korku romanı olsa da şahsen ben hiç korkmadım. Gerilimi de hissedemedim. Aslında korku ve gerilim arka planda tutulmuş. Olacaklar tahmin edilebilse de gizem bir miktar daha fazla ön planda tutulmuş. Ancak bu kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek gerekiyor ve ben o dönemdeki okurların bu kitabı okuduktan sonra belki de en azından birkaç gün için karanlıkta uyuyamadığını tahmin edebiliyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar bile, her ne kadar batıl inançları olmayan ve bilimsel düşünceyi savunan bir yazar olsa da, bu kitabı yazarken bazı korkular yaşamış. Bunu çok sevimli bir dille aşağıdaki gibi açıklıyor:

''Eserin yazılışında bu acayip ve korkutucu mahlûkatla o kadar meşgul oldum ki bazı akşamlar hane halkı derin uykudayken, gecenin sükûneti içinde bana yazı odamda gürültüler patırtılar oluyor gibi gelirdi. Kendi kendime, 'İşte periler geldi! Roman müsveddeleri içinde haklarındaki tariflerimden memnun olmadıkları sayfaları alıp götürüyorlar' derdim. Sabahleyin kalkınca ilk işim büyük bir arzuyla müsveddelerimi saymak olurdu. Bütün kağıtlarımı numara sırasıyla tamam bulunca 'Oh, hele dokunmamışlar!' diye geniş bir nefes alırdım.''

Akıcı ve sürükleyici. Kitabın ana amacı okurları, yaptıklarıyla doğaüstü varlıklardan bile kötü olabilen bir başka varlıkla, yani insanla tanıştırmak. Bu anlamda değerli bir eser.

Yukarıda bahsettiğim kitaplara yazdığım incelemeleri de aşağıya koyacağım. Okumak isteyen biri olabilir. Onlar da gayet güzeldir. Hele Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç epey güzeldir.

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç: gonderi/105316845
Mürebbiye: gonderi/105459818
Efsuncu Baba: gonderi/105475985

Keyifli okumalar! (Kaan Ata Önder) 
Kitabı hem dinledim hem okudum.
Çok eğlenceli ve merak uyandırıcı. Gulyabani filmini izlemiştim ama filmle yakından uzaktan alakası yokmuş ve kitap daha güzel. Çocukken okumuş olsam kesin korkardım ama akıl baliğ olunca gülerek eğlenerek okudum.

Olaylar güzel bağlanmış. Gizem sürekli dorukta. Sonunu çoook merak ederek okudum gerçekten. Bu kitabı ileride tekrar okurum. (﹏Mᴀvi⸙﹏) 
--reklam--
Gulyabani PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Gulyabani kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gulyabani PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Gulyabani
Efsuncu Baba
Mürebbiye
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
Şık
Şıpsevdi
Hazan Bülbülü
Melek Sanmıştım Şeytanı
Hakka Sığındık
Gulyabani - Gönül Ticareti
İki Hödüğün Seyahati
Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Ben Deli miyim?
Cadı
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
Kadınlar Vaizi
Gönül Ticareti
İffet
Sevda Peşinde
Kesik Baş
Mürebbiye - Şeytan İşi
Şeytan İşi
Deli Filozof
Meyhanede Kadınlar
Dirilen İskelet
Kaderin Cilvesi
Utanmaz Adam
Nimetşinas
Tesadüf
Boşanmış Kadın
Hayattan Sayfalar
Öldüren Öpücük
Kokotlar Mektebi
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
Mezarından Kalkan Şehit
Cehennemlik
Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
İnsan Önce Maymun muydu?
Acı Gülüş
Ölüler Yaşıyorlar mı?
Can Pazarı
Toraman
Metres
Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
Billur Kalp
Eşkıya İninde
Bir Sevda Denklemi
Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
Tünelden İlk Çıkış
Nimetşinas - Toraman
İmrenilecek Bir Ölüm
Namuslu Kokotlar
Kesik Baş - Utanmaz Adam
Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
Kadın Erkekleşince
Aşk Batağı
Namusla Açlık Meselesi
Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
Gulyabani
Eti Senin Kemiği Benim
Son Arzu - Tokuşan Kafalar
Gazetecilikte İlk Yazılarım
Tesadüf / Şeytan İşi
Gazetecilikte Son Yazılarım 3
Gazetecilikte Son Yazılarım 2
Şehirde Bir Şekavet
Tutuşmuş Gönüller
Son Arzu
Gazetecilikte Son Yazılarım 1
Muhabbet Tılsımı
Gazetecilikte Son Yazılarım 4
Mezarından Kalkan Şehit
Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
Salgından Allah'a Sığındık
Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
Çocuk Yüreklerde Gulyabani
Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın?
- Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
"Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir.

Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
-
"Bana bir kelime yalan söylemenin
ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
insan yasak edildiği şeye
şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
"Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
— Tayfur, yolumdan çekil...
— Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden

"Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
"Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gulyabani-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)