# Gün Ne Günü? - Tahsin Yücel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Gün Ne Günü? kimin eseri? Gün Ne Günü? kitabının yazarı kimdir? Gün Ne Günü? konusu ve anafikri nedir? Gün Ne Günü? kitabı ne anlatıyor? Gün Ne Günü? kitabının yazarı Tahsin Yücel kimdir? İşte Gün Ne Günü? kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gun-ne-gunu-tahsin-yucel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-12T02:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-03-12T02:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/12/tahsin-yucel-kimdir-tahsin-yucel-kitaplari-ve-sozleri-173954.jpg

Kitap Künyesi

Yazar: Tahsin Yücel

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750712357

Sayfa Sayısı: 256

--reklam--

Gün Ne Günü? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Her biri kendi takımının Hagi'si gibi görür kendini; sağın içinde, patronun çıkarı gerektirdikçe, örneğin laiklikten dinciliğe, açılmadan tesettüre geçmeleri patronun bir koltuktan kalkıp başka bir koltuğa oturması kadar çabuk, kabak çiçeğinin kabağa dönüşmesi kadar doğaldır. En değişmez özellikleriyse, her an her konunun uzmanı kesilivermeleri, daha kendi anadillerini bile doğru dürüst kullanamazken, cumhurbaşkanından hukuk bilginine, romancıdan tarihçiye, bu ülkede "aydın", "bilgin", "düşünür" diye bilinen kim varsa, hepsine yüksek perdeden ders verebilmeleri, fırça çekip alaya alabilmeleridir."

Edebiyatımızın saygın ismi Tahsin Yücel'in bu kitabı öncekilerden bir hayli farklı. Yücel, Gün Ne Günü'nde bir araya getirdiği denemelerinde Türkiye'nin güncel sorunlarına eğiliyor. Laiklik anlayışından türban sorununa, terörden aydınların Türkiye sorunları üzerindeki tutumlarına, yakın tarihimizin önemli başlıklarına uzanan yazılar bunlar. Tahsin Yücel, yaşadığımız sancılı döneme aydın sorumluluğuyla yaklaşıyor. Mutlaka okunması, üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

--reklam--

Gün Ne Günü? Alıntıları - Sözleri


Unutulmaz ressam ve ozanımız Bedri Rahmi Eyuboğlu yıllar önce "Aydın mı, kaç mumluk?" diye sormuştu. Günün birinde ülkesinin bunca mumsuz aydın yetiştireceğini nereden bilecekti?

Bizim bildiğimiz kadarıyla, gerçek aydınlar önem verdikleri bir toplumsal sorunun çözülmesi için kapalı kapılar ardında başbakanlarla görüşmeye kalkmaz, yazılarıyla, bildirileriyle, eylemleriyle açık açık verirlerdi savaşımlarını. Emile Zola Alfred Dreyfus'un uğradığı büyük haksızlığa son verilmesi için cumhurbaşkanı Felix Faure'la görüşme yollarını aramamış, kendisi de hapsi boylamayı göze alarak Suçluyorum'u yayımlamıştı. Aynı konuda "Aydınlar Bildirisi"ne imza koyan ünlü sanatçı ve düşünürler de öyle.

Kurşun gibi bir umutsuzluktur çöküyor üstümüze.

Alt kimlik, üst kimlik, ön kimlik, arka kimlik, iç kimlik, dış kimlik kargaşası içinde ipin ucunu öylesine kaçırdık ki bir kimliksizlik yönelimidir başladı çoğu yurttaşımızda, temel kimliklerini üstlenmekten kaçınır oldular: "Türküm!" diyemiyorlar.

İsterseniz, Zola'yı bir kez daha analım: "Ve bu insanlar uyuyorlar, eşleri ve çocukları var, onları seviyorlar!"

"Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni çizgi-roman okuyarak, Amerika'da beyin yıkatıp kilo düşerek kurmadı. Yaşadı, gördü, duydu, düşündü, okudu, tartıştı, savaştı. Ankara'ya yolları düşerse, Anıtkabir'e dek uzansınlar da yıllar yılı okuduğu, okuyup sayfa kenarlarına ince ince not düştüğü kitapların bir bölümünü içeren kişisel kitaplığına şöyle bir göz kararıyla baksınlar, sonra da ellerini yüreklerinin üstüne koyup söylesinler: babaları, dedeleri, amcaları, dayıları, halaları, teyzeleri, enişteleri arasında bu kadar kitap okumuş olan biri var mı? Kendileri de o gördüklerinin dörtte birini okuyabilecekler mi?"

AKP döneminde yazılmış ders kitaplarından "feyz alacak" öğrencilerimiz "kaplumbağa" yazıp "tosbağa" okur gibi olmayacaklar mı?

Daha birkaç yıl önce, ünlü bir başbakanın bu halkın çok değerli bir varlığını babasının malıymış gibi yok pahasına yakın bir dostuna verdiği basının diline düşünce, göğsünü gere gere "Verdimse ben verdim!" deyişi hâlâ kulaklarımızdadır.

Gerçekte, ne tümden bilgisiz olduğumuz söylenebilir, ne de her şeyi bildiğimiz. Bir anlamda, her birimiz birer bilir-bilmeziz, ya da bilmez-bilir.

" 'Sozlukle yazı mi okunur?' diye yakindiklarini görürüz sık sık.Hicbir şeyi doğru dürüst sorgulayamadiklari gibi kendi kendilerini,kendi düşünsel düzeylerini de sorgulayamaz,bunun sonucu olarak da sorunun bir sözlük sorunu olmadığını anlayamazlar."

"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysanız, Türk'üm demeniz gerekir."

"Bildik yolun yolcuları düşüngülerin öbür dünyasında yaşamaktalar."

Sual eylen bizden evvel gelene Kim var imiş biz burada yoğiken Karacaoğlan

"Aydın mı, kaç mumluk?" Bedri Rahmi Eyüboğlu


--reklam--

Gün Ne Günü? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yazarın din, siyaset,toplumsal yaşam, tarih, dil gibi her konuda yazdığı denemelerinin bir araya getirilmiş hali Gün Ne Günü.. “Bizlere de, sonucu ne olursa olsun, akıntıya kapılıp gidenlerden olmamak, sorgulamak ve saptamak düşüyor.” (Nehir)

Tarih, dil, din ve özellikle siyaset alanında, genellikle mevcut hükümetin ilk yıllarındaki yozlaşma ve belli değerlerden yola çıkarak siyaset üretme çabasını küçük denemeler şeklinde ele aldığı bir kitaptır. Öz Türkçe kullanımı bir hayli dikkat çekici iken "Türkçe " kelimesini küçük yazması ılginç geldi. En akılda kalıcı yeri ise beyni çıkarılan balığın yaptığı değişik hareketlerden ötürü grubun lideri olması. (Falanca)

Tahsin Yücel'in genellikle 2003-2007 dönemleri arasında geçen bu denemelerde bir çok konuda eleştiri incelemelerini buluyorsunuz. Bulunduğumuz bu yıllar için yazacak olsa ortaya neler neler çıkardı diye düşünmeden duramıyor insan. (Fatma Erol)

--reklam--

Gün Ne Günü? PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Tahsin Yücel - Gün Ne Günü? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gün Ne Günü? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Tahsin Yücel Kimdir?

Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.

Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı.

Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı.

Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı.

1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi.

Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.

--reklam--

Tahsin Yücel Kitapları - Eserleri


Kumru ile Kumru

Gökdelen

Peygamberin Son Beş Günü

Yalan

Mutfak Çıkmazı

Bıyık Söylencesi

Sonuncu

Vatandaş

Komşular

Golyan Devrimi

La Fontaine Masalları

Haney Yaşamalı

Salaklık Üstüne Deneme

Aykırı Öyküler

Gün Ne Günü?

Kimim Ben?

Anadolu Masalları

Dil Devrimi ve Sonuçları

Yazın, Gene Yazın

Yazın ve Yaşam

Kendine Doğru Yolculuk

Yüz ve Söz

Ben ve Öteki

Yapısalcılık

Göstergeler

Eleştiri Kuramları

Alıntılar

Yazının Sınırları

Tartışmalar

Dönüşüm

Türkçenin Kurtuluş Savaşı

Ayna

Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı

Anlatı Yerlemleri

İnsan Yazdığı Şeydir

Uçan Daireler

Söylemlerin İçinden

Anadolu Masalları

Peygamberin Son Beş Günü

Düşlerin Ölümü

Meyvecilik Bilgisi

İnsanlık Güldürüsü'de Yüzler ve Bildiriler

Yapısalcılık


--reklam--

Tahsin Yücel Alıntıları - Sözleri


“ İnsanların insanlara sonradan taktıkları adların kağıt üstündeki adlardan çok daha güçlü ve çok daha uzun ömürlü olduğunu anlattı ona. Kağıt üstündeki ad kağıt üstündedir diye daha güçlü ve kapsamlı sanılırdı, ama yasal bir addı yalnızca, insanların taktığı ya da benimsediği adsa kişinin tüm yaşamıyla özdeşleşirdi. “ (Bıyık Söylencesi)

Gül bakalım, gül gülebildiğince! Hiç çekinme, bu gülmeler ne kızdırır, ne de şaşırtır beni. Bilirim, başka türlüsü beklenmez sizlerden: her zaman, her yerde böylesiniz: olduğu gibi görmek istemezsiniz hiçbir şeyi, kendi küçük dünyanıza sığmadı mı her şeyi gülünç bulursunuz. (Vatandaş)

“Birim dolar, kural serbest pazar olduktan sonra, İzmir’e pasaportla gitsek kıyamet mi kopardı?” denilebilir. Yakındır, ağızdan dolma dâhilerimiz oraya da gelirler. Fikir Adamı 23.8.1994 (Alıntılar)

Yoksullukta çok yaşamıştı Divitoğlu, ama bu boşlukta yaşayamıyordu. (Mutfak Çıkmazı)

"Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti," dedi: "Her şeyini satabilir, donunu bile." (Gökdelen)

“Su, ne tadın, ne rengin, ne kokun var, anlatılamazsın, tadılırsın yalnız, anlaşılamazsın. Yaşam için zorunlu değilsin, yaşamsın. Duyularla açıklanması olanaksız bir hazla işlersin içimize. Tüm güçler de seninle birlikte varlığımıza dolar. Senin yüceliğin sonucu, yüreğimizin tüm kurumuş pınarları yeniden gürülder içimizde.” (Kimim Ben?)


--reklam--


Şu gökyüzünün altında hiçbir şey yeni olmadığına göre, en iyisi okurlara "güzel ve anlamlı alıntı demetleri" sunmaktı. (Golyan Devrimi)

“.., bir yandan, bilgi ve ölçüyü yadsımak pahasına, herkes ülke tarihini kendi paşa gönlüne göre yazmaya kalkıyor, bir yandan da belleksiz bir toplum olduğumuz söyleniyor. Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır?” (Salaklık Üstüne Deneme)

İnsanlar kafamı çok karıştırdı: yeryüzünde işim ne, bilemiyorum, şu yaşadığımız yaşama bir anlam veremiyorum, insanların çoğu davranışlarına akıl erdirmekte güçlük çekiyorum. (Yalan)

Hep dönmüş kendi çevresinde, yaşamı boyunca yaptığı gibi (Peygamberin Son Beş Günü)

“Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti,” dedi: “Her şeyini satabilir, donunu bile.” (Gökdelen)

"Uçmak için kuş olmak gerekmiyor Küçük sevinçler olsun yeter" (Alıntılar)

Hz. Ali ne güzel söylemiş ; "Kalbiniz üç şeyin evi olsun, İmanın, ümidin, aşkın... (Alıntılar)


--reklam--


dilimde ve düşüncemde çağıma tutsak etme beni, ama ondan çok da uzak düşürme. (Yazın, Gene Yazın)

Hiçbir yeni sözcük öyle bir çırpıda,TDK önerdi ya da ünlü bir yazar yazılarında kullandı diye benimsenmemiştir.Her birey kendi gereksinimlerini,kendi yönelimlerini izler bu konuda. (Dil Devrimi ve Sonuçları)

-Neden kitap okuyorsun? -Olduğum yerden başka yerde olmak için. (Kumru ile Kumru)

"Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam erkenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu." (Mutfak Çıkmazı)

Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez, kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir. (Kimim Ben?)

Kesintisiz bir borç benimki: Yalnızca ödenir, hiçbir zaman tükenmez. (Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı)

Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır ? (Salaklık Üstüne Deneme)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gun-ne-gunu-tahsin-yucel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)