# Günlük'ten Seçmeler - Franz Kafka Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Günlük'ten Seçmeler kimin eseri? Günlük'ten Seçmeler kitabının yazarı kimdir? Günlük'ten Seçmeler konusu ve anafikri nedir? Günlük'ten Seçmeler kitabı ne anlatıyor? Günlük'ten Seçmeler kitabının yazarı Franz Kafka kimdir? İşte Günlük'ten Seçmeler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gunlukten-secmeler-franz-kafka-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-08T02:11:52+03:00
- Güncelleme: 2022-02-08T02:11:52+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/08/franz-kafka-kimdir-franz-kafka-kitaplari-ve-sozleri-147038.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Franz Kafka 
 Yayın Evi: Ezr Yayınları 
 İSBN: 9780201379049 
 Sayfa Sayısı: 110 

Günlük'ten Seçmeler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Günlük'ten Seçmeler Alıntıları - Sözleri
Olabildiğince yalnız kalmalıyım. Başardığım ne varsa ancak yalnızlığımın karşılığıdır.
Önceleri olduğumdan daha kuşkuluyum, yaşamın gücünü duyumsuyorum ancak, anlamsızca boşum.
Benim olan her şey benden uzaklaşmış gibi ve sanki tümü de geri dönse artık beni doyurmayacakmış gibi.
Bu yönden de umutsuzluk, bir hoş geldin yok hiçbir yerde.
Dip köşeyi araştırıyor ve bulamıyorsun kendini
Güçlü tutkuları olan bir gençtim, güçlüydüm o sıralar.
Bir kez daha avazım çıktığı kadar bağırdım dünyanın içine.
Kahrolmuşum, sis içinde soluk alma savaşı vermekteyim.
Bir kez daha avazım çıktığı kadar bağırdım dünyanın içine
Gün boyu yardım eder görünen sözcükler, geceye sıra gelince karşı konulmaz biçimde parçalıyor beni.
Olabildiğince yalnız kalmalıyım. Başardığım ne varsa ancak yalnızlığımın karşılığıdır.
Acı çekmekten öte bir şey gelmiyor elimden artık.
Olabildiğince yalnız kalmalıyım. Başardığım ne varsa ancak yalnızlığımın karşılığıdır.
Gerçekten de, gece içinde ve dağ başında yitmiş bir koyun gibiyim. Böylesine yitmiş olmak ve bundan hayıflanacak gücü bile kendinde bulamamak...

Günlük'ten Seçmeler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Franz Kafka'nın kafasının içinin karışık ve farklı çalışıyor olduğunu biliyordum fakat bu kadarını beklemiyordum.
Kafka yaşadıklarını anlatırken bazen çok basit cümlelerle anlatıyor bazen insanı derin düşüncelere sevk ediyor.
Basit bir olayı anlatırken bile kendine has imgelere ve metaforlara başvuruyor.
Dikkatimi çeken bir nokta ise hayatın her alanında tat almıyor, hep bunalım havası var, sonlara doğru azalsa da başta sürekli intihara yönelik çağrışımlar yapıyor. Bir cümlesi dikkatimi çekmişti,
 "...Kendimi atmak için değil de pencereden düşmek için çok büyük bir istek duydum."
Sonradan bu fikir gittikçe azalıyor, yazılarında bile içine çekiliyor sanırım.
Bir başka dikkatimi çeken nokta da bazen bir fikir onu aşırı rahatsız ediyor, karşı çıkıyor. Sonra kabulleniyor ve kabullenişini bir çok sebebe dayandırıyor. Sonra yine bu kabullendiği şey onu buhrana sürüklüyor. Bunu en çok evlilik konusunda farkettim. Besbelli aşık ama evlilikten korkuyor, istemiyor veya gereksiz buluyor. Birkaç sayfa geçiyor görüyorsunuz ki tüm evlilere özeniyor, ev bakarken heyecanlanıyor mutlu oluyor bile denebilir. Sonra kopukluklar yeniden başlıyor.
İlerde belki onu ve karmaşık dünyasını daha net anlayabilirim. Bu defa çok başarılı olamadım.(:
İyi okumalar... (sema) 
Ben Dostoyevski yi bağlanması zor bulurdum, onu okumadan önce. Ancak Kafka, onun psikolojisini anlamam konusunda beni fazlasıyla yordu ve kitaptan kopuşlarım söz konusuydu diyebilirim. Günlük saydamlığıyla yazdığından olsa gerek, kafası hayli karışık ve bu karışıklığı yansıtmış. Üstelik Kafka'yı ilk kez okumuş değilim, ona aşinayım. Dikkatlerden kaçmayan tek şey bence gerçekten bir psikolojik çıkmazda olduğu. Çünkü kitabın ilerleyen sayfalarında Kafkanın yazdığı eserlerin aslında kendi yaşamının bir yansıması, yaşanan olayların ise yine kendi hayatının sembolleştirilmiş hali olduğunun altı çiziliyor, sağlam kanıtlarla. Bence metaforların çokça kullanılması onu hiç şüphesiz anlaşılmaz yapıyor.
Kafası karışık, bunu belli etmekten hiç çekinmeyerek yazmış ve Kafkanın bu karışıklıktan kurtulmak için çaba sarf ettiğini zannımca söyleyemem. Acılarına, travmalarına gömülmüş ve çıkmak için mücadeleyi bırakmış. Kafka başlı başına bir duayen ve onu önemli yapan da karmaşık üslubu diye düşünüyorum. Ona neden yüzü gülmeyen adam dendiğini çok iyi anlayacaksınız. Siz neler düşüneceksiniz merak ediyorum iyi okumalar dilerim. (Gülce) 
Kafka'nın eserlerinin ağır olduğunun izlenimi esasen yazarın kendisinin çözülmez bir his uyandırdığını dış dünyaya kendi penceresinden baktığını nasıl ki Tolstoy'un Bisikleti kavramı var Kafka'nın Penceresi diye bir kavramdan da söz edebilirdik. Kafka gerek Dönüşüm de gerek Dava adlı eserinde olayları bir pencereden anlatır. Kitap okuyorsam pencere kenarında okurum aksi taktirde okumam diyen Kafka için Kafka'nın penceresi tabirini kullanmasaydık olmazdı. Hayatı pencereden izleyip sadece seyirci olmak değişim ve dönüşüme ayak uyduramamak bir evin içerisinde bir böceğe dönüşüp hayatı yaşayanları pencereden seyretmek gibiydi. Ölüm gelene dek.
Kafka'nın günlüğünde mütemadiyyen ölüm ve pencereden atlama tasavvurları söz edilmesi
kendisiyle mektuplaştığı Felice'ye veda mektubunu vermeye gittiğinde de intihar edeceğinden söz etmesi.
İşin özü Kafka'nın karmakarışık dünyasına hoş geldiniz.. (հɑʍՀɑ) 

Kitabın Yazarı Franz Kafka Kimdir?
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor.
Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı.

1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu.

1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı.

1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı.

1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı.

1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı.

1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı.

1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak,

1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı.

1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi.

1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı.

1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektuplarında Kafka şöyle dile getirir durumunu;

"En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..."

Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü.

1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu.

1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü.

1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu.

Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı.

Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir".

Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.

Franz Kafka Kitapları - Eserleri
Dava
Şato
Dönüşüm
Milena'ya Mektuplar
Babaya Mektup
Mavi Oktav Defterleri

Ceza Sömürgesi
Açlık Sanatçısı
Aforizmalar
Çin Seddi'nin İnşası
Amerika
Akbaba
Bir Savaşın Tasviri

Bütün Öyküler
Günlükler
Hayvan Öyküleri
Kovalı Süvari
Ottla’ya ve Aileye Mektuplar
Özdeyişler
Bir Köy Hekimi

Dava (Çizgi Roman)
Felice'ye Mektuplar
Yeni Bulunmuş Mektuplar
Bir Köpeğin Araştırmaları
Bir Kardeş Cinayeti
Küçük Bir Kadın
Öyküler

Kafka Öyküler 1
Kafka Öyküler 2
Ofis Yazıları
Üç Uzun Hikaye
Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu
Hayata Yön Veren Sözler
Ceza Sömürgesi (Çizgi Roman)

Mutsuzluk
Kafka
Yakılmamış Öyküler
Seçme Eserleri
Taşrada Düğün Hazırlıkları
Günlük'ten Seçmeler
Dönüşüm

Anlatılar
Köy Öğretmeni - Ateşçi
Seçme Yazılar
Kanun Önünde
The Sons
Ateşçi
İn

Grete Bloch'a Mektuplar
Dönüşüm ve Diğer Hikayeler
Dönüşüm (The Metamorphosis)
Bir Dostluk
Kafka'nın Kedisi
Contemplation
Günlükler 2

Gammaz Yürek - Dönüşüm (2 Kitap Birden)
Yargı
Vəsiyyət
Blumfeld: Geçkin Bir Bekar
Kafkadan Rilkeyə qədər 12 Hekayə
İmparatordan Bir Haber
On Bir Oğul

Kararlar
Milena'ya Mektuplar, Cilt 2
Erzählungen
Dönüşüm
The Metamorphosis

Franz Kafka Alıntıları - Sözleri
Hiç eksiğim yok. Kendime muhtacım yalnızca. (Hayata Yön Veren Sözler)
"Evet, dünyada hâlâ sadakat diye bir şey var." (Amerika)
Değer vaktinde bilinmeli. (Dönüşüm (The Metamorphosis))
"İyi kitap en iyi arkadaştır." (Taşrada Düğün Hazırlıkları)
Oysa biliyorum, uyuyamayacağım. Sana yazmaktan vazgeçtiğim için uyuyamayacağım. (Milena'ya Mektuplar)
"Yargılama adaletsizlik kokuyordu, infaz da insanlık dışıydı." (Ceza Sömürgesi)

hiç senin dengin değildim; (Babaya Mektup)
Adalet rahat olmalı, yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm verilemez. (Dava)
Keşke varlığımı unutsaydı.. (Açlık Sanatçısı)
Gittiğim her yerde benden önce bir şairin orada bulunduğunu görüyorum. (Hayata Yön Veren Sözler)
Kanepeye yatsın, ona kimse dokunmasın, yaşam boyu tavana bakıp dursun, daha ne ister? (Bir Köy Hekimi)
"Hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!” (Dönüşüm)
Bizde in­sanlar şimdiki zamanı yok etmeye bu kadar ha­zırdır işte. (Akbaba)

Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim. (Kafka)
Evlilik korkusunun bazen, kişinin kendi ebeveynine karşı işlediği günahlarının acısını ileride kendi çocuklarının ondan çıkaracağı yolunda duyduğu endişeden kaynaklandığına dair bir görüş vardır. (Babaya Mektup)
Dünyanın fakir insanlardan beklediği her şeyi yerine getiriyordu. (Dönüşüm ve Diğer Hikayeler)
Bırakın, boş sokaklar mutsuz kılacaktır onları, biliyorum. (Anlatılar)
"Ah" dedi fare, "Dünya daralıyor günden güne. Başlangıçta o kadar genişti ki, korkuyordum, koştukça koşuyor ve nihayet uzakta, sağlı sollu duvarlar görünce mutlu oluyordum; ama bu uzun duvarlar o kadar hızla birbirine yaklaşıyor ki, son odaya gelmişim bile, şu köşede de koşup gireceğim tuzak duruyor." (Kararlar)
Sizi çok iyi tanımak benim koruma altında olmam anlamına gelmez, sadece sizi önümde numara yapma zahmetinden kurtarır. (Ateşçi)
Pencereyi açıp kendimi dışarıya atmak çok yararlı bir şey gibi görünürdü bana. (Felice'ye Mektuplar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gunlukten-secmeler-franz-kafka-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)