# Güvercine Ağıt - Gürsel Korat Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Güvercine Ağıt kimin eseri? Güvercine Ağıt kitabının yazarı kimdir? Güvercine Ağıt konusu ve anafikri nedir? Güvercine Ağıt kitabı ne anlatıyor? Güvercine Ağıt PDF indirme linki var mı?  Güvercine Ağıt kitabının yazarı Gürsel Korat kimdir? İşte Güvercine Ağıt kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/guvercine-agit-gursel-korat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-01T11:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-07-01T11:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/01/gursel-korat-kimdir-gursel-korat-kitaplari-ve-sozleri-259495.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gürsel Korat 
 Yayın Evi: İletişim Yayınevi 
 İSBN: 9789754707380 
 Sayfa Sayısı: 261 
--reklam--
Güvercine Ağıt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Her şey Kayseri'ye, Toroslar'a, Ürgüp'e, Ihlara Vadisi'ne ve Beyşehir'e yağan yağmurla başlıyor... 1294 yılının Ağustos ayının son günü patlayan bu küçük tufan, Gürsel Korat'ın zamanla didişen oyunbaz hayalini tetikliyor:
Yağmur altında yol alan beş ayrı yolcunun Ihlara'da yolları kesişiyor, yazgıları birbirlerine düğümleniyor. Sade, olağanüstü dingin bir metin, "hayat kadar derin" bir sona eşlik ediyor...
"Hoş geldiniz," dedi. "Burada yalnız değilsiniz."
Ak saçlı adamın aynı dilden yanıt veren tok sesi duyuldu:
"Kaç kişiyiz?"
"Sizinle ben varız burada, bir de Tanrı."
Ak saçlı adam alaycıydı, "Tanrı'nın tutsaklar arasında olmasına sevindim,"
dedi.

Türkçe romanın "Kapadokyalı" yazarı, Anadolulu olmanın bilinmeyen ve edebileşmemiş yüzünü bir kez daha karşımıza getiriyor. Her biri özgün deyiş, tekerleme, nefes veya vecizeyi eşine az rastlanır bir dönem diliyle resmediyor. Korat'ın ironik ve sağlam diliyle tanışmak için yeni bir fırsat daha...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Güvercine Ağıt Alıntıları - Sözleri
O benzersiz bakışlarında yardım dileyen bir yalnızlık vardı…
Gözlerini kapatınca güneş ve bahar…
Gözlerini açınca karanlık ve rüzgar…
Ama neden şimdi yüreğinde huzur yerine acı vardı?
“Bütün bunlar gerçekse” diyordu, “ insanın bir ömür boyu arayıp durduğu hakikat kadınlarda gizli olmalı.”
“Bizi dinleyecek biri bir gün karşımıza çıkar; içimizi.”
Acaba kıyamet kopmuştu da, o mu anlayamıyordu?
Çünkü, kadının acıyla bakan gözleri iki derin uçuruma benziyor, boşluğun derinlerine ulaşma arzusu uyandırıyordu.
Kendini sakındıkça ona doğru sürüklenen zihnini nasıl durduracaktı?
Tanrı insanları birbirini ezsinler diye yaratmış olamazdı.
“Ne büyük yanılgı! İnsan ölümün avucunda, haberi yok.”
İşte gerçek, sonsuz bir hiçlikten başka neydi?
Beklenmedik bir karanlıkta yolunu kaybetmek olacak iş miydi şimdi?
Çünkü insan annesini yitirdiğinde karşılıksız aşkı veren tek insanı yitirmiş olur. Artık sönmesi olanaksız bir sevgiye hoyratlık yapma şansın kalmamıştır.
Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi.
Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi?
--reklam--
Güvercine Ağıt İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap gerçekten akıcıydı birbirlerinden farklı hayatların beklenmedik olaylarla kesişmesi ve ardından yaşananlar anlatılıyor. Moğollar,Türkmenler,Rumlar tam bir kültürel çeşitlilik ile 13. Yüzyıl Anadolu’sunda geçiyor.
Stavro karakterine gerçekten acıdım insanın şeytanı kendi içinde biriktirdiği korkular maalesef… (Merve Tezcan) 
“Oh, peristeri!”*: ‘Kulakları uyuşturan serçe sesleri onlara özellikle kulak vermedikçe işitilmez.’
Onüçüncü yüzyıl, orta anadolu bozkırları.
Bir erkek bir kadın derviş, bir keşiş, Venedikli ve Endülüslü tüccarlar ve melek kalpli türkmenlerin hayatlarının, hikayelerinin arapsaçı gibi birbirine dolanıp, dönemin iktidar kavgası ve güç hırsıyla kopartılarak çözüldüğü sarsıcı, vurucu, hüzünlü hikâyesi bu.
Sonbahar rüzgarının önüne katıp götürdüğü hayatların hikâyesi.
Daha önce üzerine hiç okumadığımı fark ettiğim Kapadokya ve orta anadolunun 8 yüzyıl öncesinin tarihi zemininde kaleme alınmış hikâyesi.
Saruca Abdal ve Gülbeyaz’la adanmışlığı, Civan ve Şamnalika ile aşkı, Fâzıl ile Mihayıl ile dostluğu resmediyor Gürsel Korat.
Ama ne güzel resmediyor!
Her birini bir güvercinin kanatlarına ilmek ilmek dokuyor sanki. Belki de hikâyesinin uçabilmesi bu yüzden.
Yazarı daha önce okumamış olmama hayıflanırken, kitabı elimden zor bırakıyorum.
Gönül bağı kurduğum her eser gibi, bir dostu yitirir gibi.
*yunanca: ‘Güvercin, ah!’ (Nurcan Şeyma) 
#kitapyorum ,güvercine ağıt,Gürsel Korat
Bazı yazarlar vardır üç beş sayfa okuyunca kimin yazdığını anlayacak kadar karekteristik yazım ,anlatım ,hikaye özellikleri taşır ,bu yazar da öyle ,eğer bir kitabın okuduysanız tüm özellikleri mevcut ,13. Yy Anadolu'da Derviş'ler ,keşişler ,Selçuklular ,Moğollar ,Venedikli tüccarlar içinde iktidar savaşları ,çıkar ilişkileri ,hayatın sorgulanması ile tabi ki aşk hikayesi,bazen sizi çok cezbedip bağlarken bazen çok ağırlaşıyor ,kötü mü hayır mükemmel mi hayır tam böyle kararsızlık durumu . (Ümit güder) 
--reklam--
Güvercine Ağıt PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gürsel Korat - Güvercine Ağıt kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Güvercine Ağıt PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gürsel Korat Kimdir?
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.

Edebi Dünyası

Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.

Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.

Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:

1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.

2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.

3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.

4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.

5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
--reklam--
Gürsel Korat Kitapları - Eserleri
Unutkan Ayna
Zaman Yeli
Güvercine Ağıt
Rüya Körü
Kalenderiye
Yine Doğdu Tanyıldızı
Ay Şarkısı
Çizgili Sarı Defter
Kunday - Gölgeler Çağı
Kapadokya
Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı
Gölgenin Canı
Sokakların Ölümü
Pof Kuyruk
Bir Ayı Ne İster
Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
Kristal Bahçe
Dil, Edebiyat ve İletişim
Gözlüklü Karga
Ayaşan Kem Gözler Çağı
Yün Sultan ve Yedi İbiş
Ay Şarkısı
--reklam--
Gürsel Korat Alıntıları - Sözleri
Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı. (Rüya Körü)
Sen, ellerinle eski zamanı getiren, yüzüme bakıp beni tanıyamayan bir belleksin. Her bellek gibi acımasız, açık sözlü ve tarafsızsın . (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
"insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
“İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?” (Zaman Yeli)
Düşünce Suçlarını İzleme Komiteleri veya Sovyet Yazarlar Birliği artık yok; ama korkarım neyin yazılacağını söyleyen bir piyasamız ve yayınevlerimiz var. (Kristal Bahçe)
Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun. (Kalenderiye)
Çünkü edebiyat, her insanın deneylediği şeyin, yazarlar tarafından farkına varılmasına dayanır. Edebiyat, tüm insanlığın deneyimlerini bir duygu estetiği içinde paylaşmaktır. Bu, şüphesiz yüksek nitelikli ve özel bir iletişim yoludur ve bir iletim halini gerektirir. (Dil, Edebiyat ve İletişim)
Aşkın amacı yalnızca kendisidir. Aşk sorumsuzdur, sorumluluk anımsanınca aşkın sonu gelir. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
"Bir bütün olarak kişiliğimizin, dilimizin ve hatta aksanlınızın oluştuğu bir toprak parçasında “bizi biz yapan değerler”
olarak sunulan ve kurmaca bir ideolojik tasniften öte bir şey
olmayan “millî, dinî ve ahlâkî şuur”dan başka şeyler olduğunu görebilmek için kesinlikle ayrı bir “frekans ayarı”nda durmak şarttır. Bu ülkenin içtenlikle tutkunu olan bir insan olmak yeterli değildir; bu ülkenin insanlarının kültürel oluşumunu bütün insanlara değer veren bir enternasyonalizmle
kavramak da gerekir. İnsanı insan olarak kavram ak için nasıl
doğa bilim lerinin nesnelliği gerekiyorsa, kentleri ve uygarlıkları da dinin, ırkın ve ulusun dışında kalan bir nesnellikle
gözleyebilmeliyiz. " (Sokakların Ölümü)
Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz. (Rüya Körü)
Gördüğü düşü kendisinin sanması için hiçbir neden yok. Çünkü bu şehir, ''başkalarının'' düşüdür. (Sokakların Ölümü)
... insan aşık olduğu zaman, içindeki gerilimi birisine anlatmak ister, bu yüzden saklı kalmış tek aşk yoktur. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi. (Güvercine Ağıt)
"Bilmiyor musun, aşk hep hemen şimdi der. Ya şimdi, ya hiç." (Gölgenin Canı)
Bir aşk engelleri oraninda büyür. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
"Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden." (Kalenderiye)
"İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
"Biz" neydik? Biz tarih boyunca önüne gelen bütün surları yıkıp yerine sosyal konut yapan insanlar mıydık? (Sokakların Ölümü)
Dünya benim için,yalnızca bir resim. (Zaman Yeli)
Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi? (Güvercine Ağıt)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/guvercine-agit-gursel-korat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)