# Hah - Birgül Oğuz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hah kimin eseri? Hah kitabının yazarı kimdir? Hah konusu ve anafikri nedir? Hah kitabı ne anlatıyor? Hah PDF indirme linki var mı?  Hah kitabının yazarı Birgül Oğuz kimdir? İşte Hah kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hah-birgul-oguz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-21T07:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-10-21T07:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/21/birgul-oguz-kimdir-birgul-oguz-kitaplari-ve-sozleri-338111.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Birgül Oğuz 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753428880 
 Sayfa Sayısı: 88 
--reklam--
Hah Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Çünkü onlar 'annelerini erken, babalarını ölümlerine yakın seviyor'. Onlar en çok bunu biliyor. Babalarsa sevilmeye gelmiyor. Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor. Buna önce yas, sonra yasa deniyor. Böyle oluyor: Çocuk tüfeği eline alıyor. Namlunun ucunda: okunaksız bir baba. Sonra korkunç şeyler oluyor. Kırık cıncık ve leke. Saçma ve kül. Ve bir de bakmışsın, baba gökte soluk bir amblem. Tedavülden kalkmış delik para."
Birgül Oğuz'un kitabı yas üzerine. Ancak yalnızca kişisel bir kaybın yasını tutmuyor Hah. Hafızalardan silindi silinecek "yılbindokuzyüzeylül" devrini şimdiye fırlatmak arzusunu da duyuyor. Temsil, telafi ve idrak edilemez olanı temsil, telafi ve idrak etmeye çalışıyor. Zamanın yas'a müdahalesi, halden hale geçen öykülerin dilinde buluyor karşılığını.
--reklam--
Hah Alıntıları - Sözleri
Madem kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde, kuşanacağım kılıç, çıkıp gideceğim kapı nerede?
"Bir daha asla" ölümsüzün sözüdür
Pis faşistlerin göbekleri çatlamıştı işçi köylü kanı içmekten ama gün doğmuş hep uyanmıştık.
" ... kimseye kalmaz, sabır, ah, irmik, zaman, falan..."
Kaç hece bu "biz" dedikleri, diyordum. Kaç kişi sığar bir heceye?
Anımsamak için unutmak gerek.
.... Gerektiğinde çakılların üstünde de uyunabileceğini düşünmüştü..
Uzun sürmüş her günün önünde sonunda kendi akşamına kavuşacağını, susmanın ve anlatmanın, kalmanın ve kaçmanın boşunalığını.
Anımsamak için unutmak gerek.. Ben anımsayamam..
Ama bu yasa eski, bu gergef ondan eski. Ve herkes biliyor:
Anımsamanın ilk hecesi ah, ikincisi vah. Peki unutmak kaç hece, Akasya?
Ya benim takatim nereye kadar?
..... Ama hiçbir şey olmadım.
Sonra el kaldırdım ve kalktım, kalbimin karatahtasına koca koca harflerle
EY
SENİN DEĞİLİM yazdım.
Acı insanları bir araya getirir ama bir arada tutmaz.
--reklam--
Hah İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Zaman sadece zaman mı? Yoksa yükte hafif maneviyatta güçlü şeyleri alıp giden vefasız bir dost mu?
Doğgrusu bilemıyorum, bildiğim nzamanında vefasız olduğu..

Neydi akan, zaman mı mesafeler mi.
Kitaptan (S:19)

Hah, bir ağıtı, terkedilişin ardından yaşanan hayalkırıklığını anlatan bir kitap. Öyle bir hayal yitkinliği ki kendi benliğinden ödün verip, yaşama dair umutlarını yitirişi, umutsuzluk acı hüzün ne ararsanız var
Küçük ama hüzün tadında okunması zor bir kıtap oldu, Benım adıma.. İsmi dikkatimi çekti o yuzden alıp okumk istedım.. Okumasamda olurmuş kimse duymasın yinede...
Öyle bir kıtap işte... (Hande gunkut) 
Birgül Oğuz'un Hah kitabını çok uzun zaman önce aldım. Kısa bir öykü kitabı 79 sayfa. Kitap üç ana bölümden oluşuyor. Gerek ana bölümlerin gerekse ara bölümlerin başlıkları çok ilginç. Birinci bölüm "Tuz Ruhun", ikinci bölüm " Dan" ve son bölüm de "Su Ruhu" isimlerini taşıyor. Yani Tuz ruhundan su ruhu diye birleştirdim ben. Kitap 2014 yılında Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'nü almış. Kitabın konusu ise çok acı. Bir babanın ölümü ve bu ölümün ardından yaşanan yas. Sanırım yazar babasını kaybettikten sonra yazmış ve kitabı da babasına ithaf etmiş.
Okurken içim daraldı. Bu nedenle tavsiye edip etmemekte kararsızım. Yazarın kalemi sıra dışı. Kitapta sanırım en çok bunu sevdim. Bambaşka ama zor okunan bir tarzla karşı karşıyaydım. Bazı bölümleri tekrar tekrar okudum. Paragraf sonlarının noktasız cümleleri, kopuk sözcükleri, anlamsız hecelerin ve harflerin içinde zaman zaman kayboldum. Fakat bu üslubun yas tutmaya çok yakıştığını söyleyebilirim. "Yazarımız tuttuğu yastan bir sanat yaratmış." demiş eleştirmenler ben de aynen katılıyorum bu görüşe. Kayıp duygusu çok zor bir duygu ve yazar bunu her satıra çok güzel aktarmış. Kitabı herkese öneremem ama edebiyatla yakından ilgisi olanların ve edebiyat öğretmenlerinin okumasını tavsiye ederim. (Fatoş Kesici) 
Hah hah hah! :(: Kitap tam bir bilmece. Bir olayın, bir kişinin öyküsü yok kitapta. Kitap yas üzerine kurulmuş duygu anlatımından ibaret.İsmi bile şifreli gibi. HAH! Hikayedeki bölüm isimleri keza öyle. Bu anlatımı iyice bilmeceleştiren de yazarın kelimelerle l-ego gibi oynaması. Edebiyat bu değil ya.Cin olmadan adam çarpmaya teşebbüs etmek bu.Cümle mühendisliği,kelimelerle çok anlamlı cümleler oluşturmaktır. O cümleler zor anlaşılıyor olabilir kabul ama o zorluğun ardından bir tat bırakmalı. Tatsız tutsuz bir 90 sayfa okudum.Yazarın değişik bir anlatımı yok,kendine ait bir üslubu da yok.Kendisi rap şarkı sözü yazsa (ki rap müzik çok severim) çok başarılı olabilir ama edebiyat olmamış.Kitaptaki hikayelerin anlatmak istediklerini anladım ama bu sağ elinle sol kulağını göstermek gibi olmuş.Ödüllü bir yazar galiba pek araştırmadım yazarı ama ödülü iyi laf yapmasından ve full 90 sayfa kelime cambazlığından almış olabilir. Sosyal hayatta konuşması da umarım yazı yazması gibi değildir.

"Çünkü onlar annelerini erken, babalarını ölümlerine yakın seviyor. Onlar en çok bunu biliyor. Babalarsa sevilmeye gelmiyor. Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor. Buna önce yas, sonra yasa deniyor. Böyle oluyor: Çocuk tüfeği eline alıyor. Namlunun ucunda: okunaksız bir baba. Sonra korkunç şeyler oluyor. Kırık cıncık ve leke. Saçma ve kül. Ve bir de bakmışsın, baba gökte soluk bir amblem. Tedavülden kalkmış delik para.İşte bana da yenik düşürecek bir baba lazımdı. Sütten kesilince gözümden düşürürdüm onu. Kasıklarım tüylenince dilimden düşürürdüm. Ayağı mı kaydı, hemen basardım üstüne, boyum uzardı. Sonra tüfeğimi alırdım elime, bıyığım çıkardı. Sonra sonra, dünyanın rengine kandım, derdim, ah ah ah, ama çok sonra, bu sefer başka bir namlunun uğursuz ucunda: Gençliğin coşkun ve korkunç kanatlarıydı onlar! Ki haklılığıma ne hayat ne dünya halel getirebilirdi: Kulağı geçmeyen boynuzun neye faydası olur ki?
Bense bir kurşunun kazasıyım. Zaten vurulmuş bir babanın kırık boynuzuyum."

Kitapta en etkili paragraftı ve verilen 6 puanın hatırı sadece bu kısımdı. (kitabın hatırını kitaba gömdüm. Aaa kelimelerle oynadım)

Kelimelerle oynamayın bu kadar, bozuluyor! (Çağlayan ASLAN) 
--reklam--
Hah PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Birgül Oğuz - Hah kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hah PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Birgül Oğuz Kimdir?
Birgül Oğuz, Türk yazar. 1981'de İstanbul'da doğdu. Bir süre müzikle uğraştıktan sonra bu ilgisini devam ettirmedi. Lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümünde tamamladı. Üniversite yıllarında tiyatroyla ilgilenerek oyun yazarlığı ve dramaturgluk yaptı
--reklam--
Birgül Oğuz Kitapları - Eserleri
Hah
İstasyon
Fasulyenin Bildiği
--reklam--
Birgül Oğuz Alıntıları - Sözleri
..... Ama hiçbir şey olmadım.
Sonra el kaldırdım ve kalktım, kalbimin karatahtasına koca koca harflerle
EY
SENİN DEĞİLİM yazdım. (Hah)
birbirlerini severlerdi ama damak tatlarına aykırı bir lezzetin özgünlüğünü sever gibi... (İstasyon)
Anımsamak için unutmak gerek. (Hah)
"Ne kadar uzaklaşırsam her şeyin o kadar netleşeceği düşüncesi ilk kez o an çaktı zihnimde." (İstasyon)
Ne kadar uzaklaşırsam her şeyin o kadar netleşeceği düşüncesi ilk kez o an çaktı zihnimde. (İstasyon)
Anımsamak için unutmak gerek.. Ben anımsayamam..
Ama bu yasa eski, bu gergef ondan eski. Ve herkes biliyor:
Anımsamanın ilk hecesi ah, ikincisi vah. Peki unutmak kaç hece, Akasya?
Ya benim takatim nereye kadar? (Hah)
"Bir daha asla" ölümsüzün sözüdür (Hah)
.... Gerektiğinde çakılların üstünde de uyunabileceğini düşünmüştü..
Uzun sürmüş her günün önünde sonunda kendi akşamına kavuşacağını, susmanın ve anlatmanın, kalmanın ve kaçmanın boşunalığını. (Hah)
Başıbozukluk bazılarının cennetidir. (İstasyon)
İnsanın anlamını tam olarak kavrayamadığı davranışları olabilir. (İstasyon)
"Hikâyeler hep güzeldir," dedi başka biri, "dinleyecek biri kaldıysa tabii." (Fasulyenin Bildiği)
Kaç hece bu "biz" dedikleri, diyordum. Kaç kişi sığar bir heceye? (Hah)
Madem kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde, kuşanacağım kılıç, çıkıp gideceğim kapı nerede? (Hah)
Basit isteklerimden daha kıymetli bir şeyim yoktu şu hayatta. (İstasyon)
" ... kimseye kalmaz, sabır, ah, irmik, zaman, falan..." (Hah)
Bazen küçücük bir sarsıntı, her şeyi bir arada tutanı yerinden oynatmaya yeter. (İstasyon)
Acı insanları bir araya getirir ama bir arada tutmaz. (Hah)
…
Gözlerimi Pepe’den alamıyorum. Pepe bir köpeğin yasını tutuyor; adım gibi biliyorum. Gömülmemiş bir ölüyü gömmeye çalışıyor. Toprak değil, yüzlerce ad atıyor ölünün üstüne. Ve yetmiyor. Çukur dolmuyor.
… (Fasulyenin Bildiği)
Ne kadar uzaklaşırsam her şeyin o kadar netleşeceği düşüncesi ilk kez o an çaktı zihnimde. (İstasyon)
Pis faşistlerin göbekleri çatlamıştı işçi köylü kanı içmekten ama gün doğmuş hep uyanmıştık. (Hah)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hah-birgul-oguz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)