# Hakikat İncinmesin - Fatma Barbarosoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hakikat İncinmesin kimin eseri? Hakikat İncinmesin kitabının yazarı kimdir? Hakikat İncinmesin konusu ve anafikri nedir? Hakikat İncinmesin kitabı ne anlatıyor? Hakikat İncinmesin PDF indirme linki var mı?  Hakikat İncinmesin kitabının yazarı Fatma Barbarosoğlu kimdir? İşte Hakikat İncinmesin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hakikat-incinmesin-fatma-barbarosoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-08T15:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-07-08T15:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/08/fatma-barbarosoglu-kimdir-fatma-barbarosoglu-kitaplari-ve-sozleri-264735.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Fatma Barbarosoğlu 
 Editör: Zeynep Ekşi 
 Tasarımcı: Ömer Faruk Yıldız 
 Tasarımcı: Adem Şenel 
 Yayın Evi: Profil Kitap Yayınları 
 İSBN: 9786057525833 
 Sayfa Sayısı: 208 
--reklam--
Hakikat İncinmesin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“İnsan kaderine doğru mu gider yoksa kaderi mi her hâlükârda insanı gelip bulur? Kader kendisine gittiğimiz midir, kendisinden kaçtığımız mı? Gidişlerin ve gelişlerin yolu sandığımız kadar net değil. Bazen gidiş zannettiğimiz şey, kaçmaya çalıştığımız yere hızlı bir dönüş olabiliyor.”

“Hakikat İncinmesin” dört kadının iç içe geçen hayatlarını; ölüm, mahremiyet, masumiyet, hatıralar, yaşlılık ve gençlik üzerinden başlatılan bir sorgulamaya dönüştürüyor. Fatma Barbarosoğlu bu romanında okuyucusunu yakın tarihin değil, yakan tarihin bellek duraklarında ağırlıyor.
--reklam--
Hakikat İncinmesin Alıntıları - Sözleri
70 li yaşlar orta yaş artık. Yaşanacak yıllarımızı sağlıklı yaşamak istiyoruz.
İnsan kaderine doğru mu gider yoksa kaderi mi her halükarda insanı gelip bulur? Kadar kendisine gittiğimiz midir, kendisinden kaçtığımız mı? Gidişlerin ve gelişlerin yolu sandığımız kadar net değil. Bazen gidiş zannettiğimiz şey, kaçmaya çalıştığımız yere hızlı bir dönüş olabiliyor.
Ben o günlerde Müdür Bey'in vedalaşma cümlesi olarak zikrettiği , " Her dem yeniden doğarız , bizden kim usanası" mısrasına sığındım en çok..
" İnsanın kendisi , kendisine bile uzak. "
" Bazen de bazı şeyler hatır için yapılır." dedi.
 Hatır mı ?
 Kimin kimde hatrı vardı! .
Gören göz sorgular, yargılar, gördüğünün yalan yanlış kaydını tutar.
"Zihnim sonbahar mısraları ve şarkılarıyla doluydu.."
Hafıza çok ilginç.Bazı hayat sahnelerini bütün teferruatıyla hatırlıyor,bazı sahneleriyse tamamen sıfırlıyor.Kaydı tutan ne? Ya da kim?
"Bu dünyada Araf'ı yaşamak bu kadar zor ise Allah öbür dünyanın Araf'ından cümlemizi korusun.."
"İçimdeki enkazı kaldırmam çok uzun sürdü."
" Hakikat incinmesin yeter ki... "
"Ben bir ayna idim
 Baktılar , baktım
 Gördüler , baktım
 Baktılar gördüm
 Ne düğünler , ne doğumlar
 Ne ölümler gördüm
 En çok yalanlara öldüm
 Kırdılar
 Kırıldım artık "
/Özdemir Asaf
" Anneler kendi acısı içinde kavi , evladının başına gelenlerle mağluptur daima. "
" Hatıraların sadece birilerinin bize anlattıklarıyla değil , bizim de birilerine anlattıklarımızla inşa olduğunu fark ettiğimde , yaşadıklarımı anlatabileceğim hiç kimsenin olmadığını henüz bilmiyordum."
Bazen gidiş sandığımız şey, kaçmaya çalıştığımız yere hızlı bir dönüş olabiliyor.
--reklam--
Hakikat İncinmesin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bilge’nin anlattıklarını okurken acı acı tebessüm ettim. Sonra Müberra’nın anlattıklarını okurken yüzümdeki tebessümler kayboldu, ama acısı kaldı. Yüreğimde acı en çok da bu bölümde kaldı. Devletin kızı Müberra’nın kendine bir geçmiş inşa etmesi, saklaması, saklanması. “Hakikat incinmesin.” diyen Nurullah Paşa’nın mezarıyla ünsiyet kurması. Kaderinin ince ince örülmesi bu arada. Müberra’nın penceresinden, Bilge’nin anlattıklarıyla beni tebessüm ettiren kayın validesi Naciye Paşa’yı tanımak. Bilge’nin anlattıklarının, çatır çatır yıkılması zihnimde. Müberra’daki sakinliğinin içinden nehirler akan şehirlerin sakinliğiyle özdeşleştirilmesi. Ve derken Naciye Paşa’nın anlattıklarıyla önyargıların, peşin hükümlerin, değerbilmezlik hallerin pişmanlığa bürünmesi. Ve en çok da Evren Hoca’nın yani Lale’nin anlattıklarıyla yaşadıklarının ve onun son halinin içimde bıraktığı büyük hüzün.

Yazarın günlük olayları, günceli romanlarına konu olarak alması yeni değil. Birçok romanında bunu yapıyor. Onun okuduğum her bir romanı içimde derin boşluklar oluşturuyor. Ve ben bu boşlukları romanın etkisinden çıkana kadar derin derin nefesler alarak dolduruyorum.

Kitap yeni çıktı. Tavsiye ederim.

Hakikat İncinmesin, Fatma Barbarosoğlu, Profil Kitap, İstanbul, 2020 (Sait Köşk) 
“Hakikat incinmesin” okuduktan sonra bu cümleyi çok sevdim.
İlk başlarda çok sıradan başladı ‘ne basit anlatım’ diye düşündüm ama kitabın yarısından sonuna kadar olan kısmı soluksuz okudum diyebilirim. Birçok köşe yazısını, dergilerdeki yazılarını okumuş olmama rağmen ilk kez bir kitabını okudum yazarın ve çok beğendim, etkilendim.
Müberra ve Evren hanımın olduğu bölümler içimi sızlattı,Bilge’nin akıbetini ise merak ettim.
Tavsiye ederim. (Nur) 
‘Naciye Paşa’, gelini, torunu ve son yıllarında Naciye Paşa’nın hayatına farklı bir yön getiren ‘Evren Hoca’ farklı üsluplarla anlatılmış. Bu yüzden romandan çok, birbirleriyle ilişkili hikayeler okuduğunuz intibaına kapılıyorsunuz. Yazar günümüz insanının önde gelen eğilimlerine ve sosyal problemlerine de temas etmiş. Barbarosoğlu köşe yazılarında tefrika ederken ilk kısmını okuduğum romanın sonrası meğer çok farklı ilerliyormuş ve özellikle son kısmı ‘tahmin edilemezmiş’. Yazarın son yılların (bazı kesimler tarafından görmezden gelinen) en ciddi sosyolojik travmasına temas etme cesaretini göstermesini takdir ettim. Fatma Barbarosoğlu’nun bu romanı “hakikat incinmesin” diyerek yazdığını ve böylece tarihe (ne anlama geldiği sonradan anlaşılacak) bir not bıraktığını düşünüyorum. (Hakkı G.) 
--reklam--
Hakikat İncinmesin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu - Hakikat İncinmesin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hakikat İncinmesin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.

Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.

Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri
İmaj Ve Takva
İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
Şov ve Mahrem
Hakikat İncinmesin
Gün Akşamsızdır
Ahir Zaman Gülüşleri
Son On Beş Dakika
Senin Hikayen
Sözün ve Sükûtun Renkleri
Moda ve Zihniyet
Hayat Teselli Olmaktır
İki Kişilik Rüyalar
Mutluluk Onay Belgesi
Hiçbiryer
Fatma Aliye: Uzak Ülke
Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
Uzak Ülke
Acı Deniz
Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
Rüzgar Avı
Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
Okuyucu Velinimetimizdir
Ramazanname
Medya Senfoni
Kamusal Alanda Başörtülüler
Bahçeler Sokaklar
Sözüm Söz
Medya Senfoni
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri
Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor.￼ (Senin Hikayen)
Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
“Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
“Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
"Sanki çok yakındasın.
Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir.
Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır,
 "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
"Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
"Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hakikat-incinmesin-fatma-barbarosoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)