# Halama Benzediğim İçin - Cihan Aktaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Halama Benzediğim İçin kimin eseri? Halama Benzediğim İçin kitabının yazarı kimdir? Halama Benzediğim İçin konusu ve anafikri nedir? Halama Benzediğim İçin kitabı ne anlatıyor? Halama Benzediğim İçin PDF indirme linki var mı?  Halama Benzediğim İçin kitabının yazarı Cihan Aktaş kimdir? İşte Halama Benzediğim İçin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/halama-benzedigim-icin-cihan-aktas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-24T17:00:26+03:00
- Güncelleme: 2022-06-24T17:00:26+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/24/cihan-aktas-kimdir-cihan-aktas-kitaplari-ve-sozleri-254097.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Cihan Aktaş 
 Yayın Evi: İz Yayıncılık 
 İSBN: 9786053260233 
 Sayfa Sayısı: 160 
--reklam--
Halama Benzediğim İçin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Usta edebiyatçı Cihan Aktaş`ın, naif kahramanlardan kurguladığı 10 farklı ve çarpıcı öykü... Bu öykülerde yalın anlatımların dinginliği, okurun karşısına aniden çıkan çarpıcı bir metafor veya yükselen tempo ile değişiyor, kayboluyor. Bir solukta bitecek, insan yüreğinde kalıcı tatlar bırakacak öyküler...
--reklam--
Halama Benzediğim İçin Alıntıları - Sözleri
Cihan Aktaş'ın "halama benzediğim için" kitabından alıntılar;

S 22- Fakat ne kadar da sevmeye başladı küsülü olmayı insanlar... Kırgınlıklarında küskünlüklerinde hep kendilerinin haklı olduğunda diretiyorlar. Özür dilemek istemiyorlar.

S 23,24- Yüzümde bir tebessümle dolaşmamalıydım ortalıkta, güler yüz fitme kaynağı olabilirdi. Zaten gülünecek ne vardı ki Filistin'de öz yurdunda paryalaştırılan Müslümanlarını düşünecek olursak ya da Afganistan'ı veya Moro direnişçilerini.. Yeryüzünün en ufak köşesinde acı çeken bir Müslüman veya herhangi bir insan varken nasıl gülebilirdim ben?

S 25- Mücahitler Afgan dağlarında Rus işgalcilere karşı ölüm kalım savaşı verirken, Mescidi Aksa işgal altındayken nasıl gülebilirdim, kaygısızca, sorumsuzca...

S 26- Bir açıdan alışkanlıktı gülüşüm, üzüntü ve sıkıntılarımı örten bir maske!

S 28- Kim perişan, ben mi, derdi, perişan değilim ben. Yeteri kadar uyuyorum, daha ne kadar uyuyacağım.

S 33- En yıkıcı hadiselerde bile örtüsünü kaldırmanızı bekleyen hoş ayrıntılar vardır; işte o hoş ayrıntının bir ucundan yakalayarak yeniden yürümeye başlayabilir, hayatınızın ana yoluna çıkabilirsiniz, Halam bunu öğretmişti bana.

S 78- Bütün ailenin iyiliğini istediği için, sırf bu nedenle, herkesin hayatına karışma, planlarına müdahale etme hakkı olduğunu hissettirirdi etrafına; başka türlüsü düşünmenizin çok saçma ve manasız olduğunu düşündürtürdü size bakışları ve davranışları...

S 100- Babamın hayat dersi böyle sürer giderdi ama çoğu kez onun ters hareketleri, söylenmeleri nedeniyle duyduğum utanç yüzünden, bu dersin büyük kısmını dinlesem bile anlayamazdım ya da ona hak vermeyecek şekilde anlardım her şeyi. Cimri bir adam şu babam, derdim, dar görüşlü, çocuk psikolojisinden anlamayan kaba saba bir adam.

S 108- Düşünmek istiyordum çünkü, daha doğrusu, tıkanıklığından kuşku duyduğum düşünce kanallarımı açmaya çalışıyor, bunu da en iyi yürüyerek yapabiliyordum. Saatlerce yürüyor ve düşünüyordum. Düşünüyor ve düşlüyordum.

S 109- Çok gezen pabuca pislik bulaşır.

S 115- Son zamanlarda sokaklarda kendi kendine konuşan insanlara daha fazla rastlıyorum. Ne yapsın insanlar! Çok ciddi şeyler bir yana dursun, dereden tepeden içinden geldiği gibi perdesiz pervasız konuşabilmek herkesin yanında mümkün mü?

S 140- Kitap okumak istemiyorum, ama ne istiyorsun diye soranlara da canımı bunca sıkıntı sokan herhangi bir şeyin ismini veremem.

S 147- Ancak ilk izlenimlerim kolay kolay yakamı bırakmaz benim.
Sevmeyi sevmekti benimki, bir bedeni sevmek veya bir bakışı sevmek değil, bakışta ki ruhu sevmek. Anlatamıyorum ya işte öyle birşey.
Halamın ona benzetildigim yıllardaki yaşına yaklaştıkça, bu benzerlige aklım yatmaya başladı. Mesela halam rahmetli sohbet etmeyi severdi. Sohbet sırasında sözü ele geçirip de bir hikaye anlatırken küçük hikaye sokaklarına da dalardı ama bu küçük sokakları canla başla tasvir ederken ana hikayeyi asla ihmal etmezdi ve her zaman ustalıkla dönüş yolunu buldugu için dinleyenleri sıkmazdı. Ben de seviyorum uzun uzun sohbet etmeyi ve bir de bakıyorum ki söz sırasını ele geçirmişken gereğinden çok konuşmuşum, gereğinden çok açmışım kendimi, karşımdaki can kulagıyla dinliyor diye ona bunu borçlanmışım gibi bir duyguyla.....
Ferhat’ın aramızdan ayrıldığı acısı tarif edilemez o anlar hepimizi birbirimize yaklaştırırken ,bir tek görümcem aramızda değildi;oğluyla birlikteydi sanki hala.Ya da...tek başınaydı.
--reklam--
Halama Benzediğim İçin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap , toplam on öyküden oluşuyor. Her öykü hayattan alınmış ayrı bir kesit. Bize gercek hayatın maceralarını sunuyor Cihan Aktaş bu öykülerinde . Toplam on öyküyü ayrı ayrı anlatmayacağım ama içlerinden en sevdiğim öykü ‘’Halama benzediğim için’’ ve ‘’Gugu’’ oldu. Öyküleri cok samimi . Eminim siz de okurken benim gibi o öykülerin herhangi bir kahramanı olarak göreceksiniz kendinizi. (Hazan) 
--reklam--
Halama Benzediğim İçin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cihan Aktaş - Halama Benzediğim İçin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Halama Benzediğim İçin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cihan Aktaş Kimdir?
Yazar Ümit Aktaş'ın kardeşi.Beşikdüzü Öğretmen Lisesi’ni (1978) ve İstanbul DGSA Mimarlık Fakültesi’ni (1982) bitirdi. Mimar, basın danışmanı ve gazeteci olarak çalıştı. Yeni Devir’de köşe yazıları yazdı. Halihazırda Taraf gazetesi ve Dünya Bülteni internet sitesinde köşe yazıları yazıyor. Hayal Perdesi e-dergisinde sinema yazıları, www.sonpeygamber.info'da ise dini içerikli makaleleri yayınlanıyor. 1995’te TYB (Türkiye Yazarlar Birliği), 1997’de Gençlik Dergisi tarafından ‘Yılın Hikayecisi’, 2002’de TYB tarafından yılın romancısı olarak ödüllendirildi. 2009’da “Kusursuz Piknik” isimli hikaye kitabı ESKADER tarafından yılın hikaye kitabı ödülüne lâyık bulundu. Halihazırda Tahran’da Tabatabai Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde dersler veren Aktaş evli ve iki çocuk annesidir.
--reklam--
Cihan Aktaş Kitapları - Eserleri
Üç İhtilal Çocuğu
Hz. Zeyneb
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Kızım Olsan Bilirdin
Hz. Fatıma
Duvarsız Odalar
Bacıdan Bayana
Suya Düşen Dantel
Son Büyülü Günler
Ayak İzlerinde Uğultu
Halama Benzediğim İçin
Kusursuz Piknik
Şark'ın Şiiri: İran Sineması
Fotoğrafta Ayrı Duran
Acı Çekmiş Yüzünde
Sistem İçinde Kadın
Şirin'in Düğünü
Ağzı Var, Dili Yok Şehrazat
Azize'nin Son Günü
Seni Dinleyen Biri
Kılık - Kıyafet ve İktidar
İslamcılık
Şehir Tutulması
Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği
Şair ve Gecekuşu
Unutulmayan
Bir Hayat Tarzı Eleştirisi: İslamcılık
Turuncu Günler
Sınıra Yakın
Mahremiyetin Tükenişi
Türbanın Yeniden İcadı
Kardeşliğin Dili
Tesettür ve Toplum
Hayallerin Ötesi
Hatırladığım Filmler
Kadının Serüveni
Dünün Devrimcileri Bugünün Reformistleri
Vahiy Sürecinde Kadın
Yakın Yabancı
İktidar Parantezi
Veda Hutbesi İnsanın Temel Hakları
Seattle Günlüğü
Pakistan Dosyası
Rüzgarla İyi Geçinmek: Esenler'in Kuruluşu
--reklam--
Cihan Aktaş Alıntıları - Sözleri
Y a Ümmü Gülsüm? O, Hz. Ali ve Fatıma’-
nm ikinci kızlan ve Allah Resulünün öpüp kok-
ladığı bir yavru... Küçük yaşta diğer kardeşleri
gibi anasını ve dedesini yitiren bu küçük kız,
babasının denetiminde büyüdü. (Hz. Fatıma)
“İlk tanıdığı insana hemen güvenip içinde ne varsa dökmek gibi onu hep belalara sürükleyen bir huyu vardı.” (Acı Çekmiş Yüzünde)
Mahalle aslında aileden kamuya öğretici bir geçiş rolü üstlenen "sıcak kamu" alanı. (Şehir Tutulması)
“Bir zamanlar düşler, ümitler, sunulmayı bekleyen sevgiler vardı. Geçmiş diye bir zaman yoktu, her şey gelecekti bir zamanlar. Geleceğin renkleri canlı, pırıl pırıldı. O zamanlar...” (Üç İhtilal Çocuğu)
Konuşmak istediği, kendisini anlayabilecek, kendisine destek verebilecek birinin özlemi içinde. (Üç İhtilal Çocuğu)
"Icsellestirilmemis, şekilde kalan bir dindarlıkla veya dini fanatizmle ruhsal iflas arasındaki mesafe çok kısadır. Ne kadar ilkelerimize bağlı olduğumuzu söylersek söyleyelim, bu bağlılığın sahiciligi ancak, ilkelerimizin sınandığı seçim ve karar anlarında anlaşılacaktır. (Bacıdan Bayana)
Gerçek insanlar tanımak istiyorum, diye haykırmış babasının yüzüne; bunu duymuştum. (Duvarsız Odalar)
"Çok çok oku, senin süsün okuduğun kitaplar olsun," diyor babam... (Son Büyülü Günler)
“İran sineması ile ilgili bilinçli bir cehaletin sürüldüğü görüşü yaygındır.” (Şark'ın Şiiri: İran Sineması)
Kadının örtünmesi, cinsi içgüdünün tahrikine, kışkırtılmasına meydan vermeyen bir korunma biçimidir ve örtülü bir kadının toplumsal katılımı, gerçekçi bir gözle bakılacak olursa, daha çok yararlı olacaktır insanlığa (Sistem İçinde Kadın)
Bu dünyada kurduğu hayallere tamamen kavuşan insan var mıdır bilmiyorum. (Şair ve Gecekuşu)
Dünyevileşme ve mahremiyetin yitimiyle aşk da anlam kaybına uğramıştır. (Mahremiyetin Tükenişi)
Örtülü Üniveriste Mezunları adına da Dr. Aysel Çelikkol Sadi Irmak'a şöyle yazmıştı:
....
Şuna emin olmanızı isteriz ki, Türk halkı kızının " imanla yaşamak mı?" yoksa "tahsil mi?" tercihine mecbur tutulmazsa, ilmin kadın ve erkek her Müslüman'a farz olduğu bilinci içinde yavrusunu okutacak, yurdumuzda tek cahil fert kalmayacaktır. (Türbanın Yeniden İcadı)
'...büyük hayaller kurmadığı için mutlu olmayı başarmış bir adam, diye düşündü.' (Son Büyülü Günler)
"...korkunçtu hayat... Gelecek ne, belirsizdi. Ürperdi; insan yükü ağır olur, derdi annesi hep. Başkalarına muhtaç, sığıntı, göze diken olan yaşlı bir kadın olarak yaşmak düşüncesi bile böyle ağırken ne zordu kim bilir?" (Acı Çekmiş Yüzünde)
Birine kendini sevdirip sonra da ondan uzaklaşmanın bir cezası olmalı, bu dünyada olmasa bile, öteki dünyada. (Duvarsız Odalar)
Ulaşılması zor, yasak, yanlış bir yerde duruyordun. (Son Büyülü Günler)
Gelecek kuşaklara daha hafif binalar ve şehirler borçluyuz. (Şehir Tutulması)
Kadını çalışma hayatına zorlayan sistem, bununla birlikte gerekli hizmetleri vermediği için; çalışma hayatı Türkiyeli kadınların ekseriyeti için yorucu ve yıpratıcı, para kazanmak ve emekli olmak üzere katlanılan bir yük, bir çile anlamına geliyor. (Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği)
“Haram yemek tatlıdır.” (Şark'ın Şiiri: İran Sineması)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/halama-benzedigim-icin-cihan-aktas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)