# Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması - Celal Şengör Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kimin eseri? Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kitabının yazarı kimdir? Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması konusu ve anafikri nedir? Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kitabı ne anlatıyor? Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması PDF indirme linki var mı?  Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kitabının yazarı Celal Şengör kimdir? İşte Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hasan-ali-yucel-ve-turk-aydinlanmasi-celal-sengor-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-06T09:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-09-06T09:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/06/celal-sengor-kimdir-celal-sengor-kitaplari-ve-sozleri-305773.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Celal Şengör 
 Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9786053325918 
 Sayfa Sayısı: 192 
--reklam--
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Milletvekili, Milli Eğitim Bakanı, Tercüme Bürosu ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın kurucusu, Köy Enstitüleri'nin fikir babası, tarihçi, musikişinas, edebiyatçı, eğitimci ve gazeteci... 

Cumhuriyet tarihinin en önemli isimlerinden Hasan-Âli Yücel'in hemen sıralanabilecek unvan ve özelliklerinden sadece birkaçı.

Prof. Dr. A.M. Celâl Şengör, bu çok yönlü Cumhuriyet aydınını akademisyen titizliğiyle kaleme aldığı Hasan-Âli Yücel ve Türk Aydınlanması kitabında derinlemesine inceliyor ve tartışıyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün başlattığı eğitim reformlarının destekçisi ve uygulayıcısı, aydınlanma ideallerinin şaşmaz takipçisi Yücel'in, yalnızca geçmişe değil, bugüne ve hatta yarınlara ışık tutacak zenginlikteki düşünce dünyası gözler önüne seriliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması Alıntıları - Sözleri
"Ancak düşündüğü şekilde hare­ket eden insan hürdür. Hiçbir riyakar, hiçbir yalancı hür olamaz. ...Doğrudan doğruya hakikati ve hayrı kendi ruhuna amaç bilmiyen, belki kurnaz bir adam olabilir. Fakat hiçbir zaman akıllı sayılamaz ve hür olamaz."
"Özgürlük, özgürlüğü ortadan kaldıracak fikir ve uygulamalarla mücadele etmek zorundadır."
"Cehaletten, ancak esaret çıkar."
"Bırakma, zaman dar; çünkü hayat kısadır. Bu kısa mesafelere sonsuzluğu sığdırabilmek, herkese müyesser olmaz."
Gözlemle denetlenebilmek kaydıy­la bilim her türlü fikir ve spekülasyona açıktır.
"Efendiler.
Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir. Yalnız, ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının tekamülünü idrak etmek ve terakkiyatını zamanında takip etmek şarttır. Bin, ikibin, binlerce sene evvelki ilim ve fen lisanının
çizdiği düsurları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbika kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir."
Hiçkim­senin otoriteye sahip olamaması, her bireyin özgürlüğü­nün garantisidir. Buna mukabil, zamanın en ileri bilimsel dü­zeyinin yanlış olarak kabul ettiği şeylerden kaçınılması da, bi­reylerin özgürlüklerinin sınırsız olamayacağını garantiler.
"Şüphe etmesini bilmiyenler, düşünüp doğruyu bulmaya hiç bir zaman
muktedir olamazlar."
"Türk demokrasi tarihinin ilk kurbanı" Hasan-Ali'nin tüm hayalleri duman olup gitti. Tabii O'nunkilerle beraber Atatürk'ünkiler de. Kırklı yılların sonunda Hasan-Ali'ye saldıran kafalar, o aynı bilgisiz, gerici kafalar, şimdi bizzat Atatürk'e saldırmaya ka­dar getirdiler işi. Zaten Hasan-Ali daha sağlığında Türkiye'de­ ki mücadelenin politik uçlar veya etnik gruplar arasında değil, gericilikle ilericilik arasında cereyan etmekte olduğunu söyle­mişti.
"Geçmiş ile günümüz, bir su damlasının diğerine benzediği derecede bir­birlerine benzerler."
--reklam--
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hasan Ali Yücel sanırım en sevdiğim Türk aydın, zaten klasiklerine edebiyat katması "Klasik" kavramını doğru anladığını gösterir.Klasik toplumdaki her ferdin okuması şart olan eserlerdir.
Herkesin, Bilim klasiklerini okuması şart değildir, az buz felsefe az buz psikoloji ve sosyoloji ve en çok da edebiyata ihtiyacı vardır toplumun.
İnsan olay üzerinden öğrenen varlıktır ve kabul etsek de etmesek de düşünceden çok duygusal bir varlıktır.
Celal Şengör'ün kendisi kurgu okumayı pek sevmiyor, eh bu da çok doğal, bir otistiğin kurgu sevmesi anormal olurdu zaten.
Ancak sonuç olarak ortalama bir fert, Hasan Ali Yücel Klasikleri'nin tümünü okumalıdır.

Bir de şöyle bir tespit yapmak gerektiğini düşünüyorum, Atatürk de Hasan Ali Yücel de inanılmaz entelektüel adamlar, yani gerçekten de devletin başına geçmeyi hak edecek olan iki insan.
Bir de şu gündeki siyasetçilerin tümünün vizyonuna bakıyorum, bu iki şahıs kadar etmezler kesinlikle.
Aslında ülkedeki sorunların kolaylıkla çözülebileceğini gösteren iki insan bunlar.
Atatürk döneminde yaşamış olsaydım ülkenin o halden kurtarılabileceğine asla inanmazdım, ancak şu andan o tarihe bakabiliyor olduğum için ülkenin kurtulmasının birkaç düzgün adam ve düzgün çalışmaya baktığını fark edebiliyorum.
Yalnızca artık birilerinin göz boyamak istemeyi bırakıp, gerçek icraatlerin peşinden koşmaları gerek diye düşünüyorum. (Polycephaly) 
okumasaydınız şimdi ne durumda olurdunuz hiç düşündünüz mü? ben kendi adıma cevap vereyim: bilmem gerekenleri öğrenmez, sadece duyduklarımdan ibaret olurdum. kendim okuyup araştırmasaydım, bilme ve anlama merakım olmasaydı eğer hiçbir şey öğrenemezdim. aynı hasan ali yücel'i öğrenemeyeceğim gibi. çünkü ne gariptir ki bu ülkede atatürk'ün fikirlerinin taşıyıcısı ve azimli bir uygulayıcısı olan hasan ali yücel anlatılmıyor. kitabın sonunda celal şengör'ün de belirttiği gibi, türkiye olarak idoller yenilip yutuluyor, sindirmesi ise zamana bırakılarak en sonunda unutuluyor. belki de unutturuluyor demeliydim, kelimeler birçok şeyi değiştirebilir, öyle değil mi?

hasan ali yücel'i lisede tanımış olmayı ne çok isterdim. bana okutulsun, anlatılsın isterdim. fikirlerim henüz yavaş yavaş oluşma aşamasındayken tanıyıp eğitim hakkındaki görüşlerini bilmek, bilim ve felsefe konusundaki fikirlerini anlamak isterdim. şimdiyse tek tesellim, en azından tanımak için bir adım attım, demek oluyor.

okurken hasan ali yücel'i tanıdım, bir yandan da atatürk'ü daha iyi anladım. şengör, yücel'den "atatürk'ü anlamaya en yakın kişi" diye bahsediyor. kitap boyunca da bunun teyidini hasan ali yücel'in yazılarında, konuşmalarında ve uygulamalarında görüyoruz. sadece atatürk ile fikir ortaklıkları değil, birçok düşünür ile benzer görüşleri de ortaya seriliyor. hatta karl popper ile aynı dönemlerdeki fikirleri hayret uyandırıcı. peki neden hayret uyandırıcı diye düşünüyorum? karl popper çünkü milleti tarafından yenilip sindirilmemiş, aşağıya çekilmemiş. sadece maarif vekili unvanıyla değil bilim ve felsefe konusundaki görüşleriyle de gündeme gelmesi, en azından bu ülkede gündeme gelmesi gereken hasan ali ise kendi döneminde dahi açık şekilde uzaklaştırılmıştır. sanıyorum ki düşünen her insan farkındadır, artık açık şekilde cehalete sürükleniyoruz. gizli çabalar ortadan kalkalı çok oldu.

okuyalım istiyorum, en azından kendimiz okuyup öğrenelim. yakın zamanda olmasa da inanıyorum ki bir gün yine güzel günler görecek ve atatürk'ün, hasan ali yücel'in ulaşmamız için o çok çabaladığı çağdaş seviyeye geleceğiz. eleştirel düşünce olmadan, sorgulamadan, araştırmadan gelişmeyi beklemek ise zaman kaybından başka bir şey değil. bir düşünün, hasan ali'nin görevden alınmasından bu yana zaten bilim yolunda zaman kaybediyoruz, daha kaybetmemiz gereken ne kadar zaman kaldı elimizde? (zehra) 
Köylü milletin efendisidir!: Attığı her adımda eğitimi yücelten, oğlu Can Yücel'in deyişiyle "çağın en güzel gözlü maarif müfettişi",
https://youtu.be/bvfezIq0rAs Celal Şengör'ün bir konuşmasında "görebildiğim kadarıyla Atatürk'ü en iyi anlayabilen biri" dediği, https://youtu.be/T9QC7Gh0GCk Ertuğrul Fıkrateyni'nin kaptanı Ali Bey'in torunu, çok saygılı, sevgili, değerli hocam Hasan Âli Yücel...
https://youtu.be/Nfvy5NTZoxE
https://youtu.be/RP5_5BY5i-o

Dünya klasiklerini Türkçe'ye tercüme ettirerek yurttaşlara kocaman bir kütüphane kurdu.
Ankara Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi'ni açtı.
UNECO'nun kuruluşuna imza attı.
İlk imla kılavuzu, Türk ve İslam Ansiklopedileri hazırladı...

Eğitimde en etkili ve verimli olduğu, halkını aydınlattığı, geliştirdiği, ilerlettiği yıllarda ülkenin gericileri tarafından komünistlikle suçlandı. Daha sonrasında görevinden uzaklaştırıldı. Ama o, tüm bu suçlamalara rağmen yazmaya, araştırmaya ve Atatürk'e bağlı kalmaya devam etti...

Aydın, çağdaş, ilerici, modern, yenilikçi, kültür insanıdır Hasan Âli Yücel. "Köy Enstitüleri'nin bütün günahı omuzlarıma, sevabı başkalarına olsun. O kurumların günahı bile bana yeter." diyebilecek kadar da güzel gönüllüdür...

Şengör, Yücel'in konuşmalarını ve yazılarını incelemiş, açıklamış ve yorumlamış bu kitapta. Daha önceden beri tanıyorum dediğim Yücel'i asıl bu kitapta daha iyi tanıdım ve öğrendim diyebilirim. Yücel'in filozof yönünü çok iyi göstermiş, dünyaca tanınan filozofların fikirleriyle karşılaştırmış.

Hasan Âli Yücel söz konusu olduğunda elbette ki sadece Köy Enstitüleri'nden bahsetmek adil olmaz ama bu kitabın son sayfalarında yazar anlatmış ve ben de fikirlerimi yazmalıyım.

Köy Enstitüleri, yıllarca süren emperyalist güçlere karşı direndikten sonra kurulan genç cumhuriyetin en büyük devrimi olmuştu. Halk aydınlanmaya, düşünmeye, sorgulamaya, eleştirmeye başlamıştı. Çocuklar ve gençler yılda en az yirmi beş dünya klasiği okuyordu. Geleneksel ve Batı enstrümanları beraber öğretiliyordu. Enstitülerde ayrıca bir "eleştirme günü" vardı. "Üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim" diyip hep birlikte çalıştılar.  Kendi okullarını, dersliklerini yüzme havuzlarını, amfi tiyatrolarını kendileri yaptı. Şu an tüm eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarına kazandırılmak istenen "yaparak yaşayarak öğrenme ilkesi"ni aslında onlar, dünya ikinci bir savaş içindeyken, Anadolu'da, bozkırda yapıyorlardı...

Şu an bazı kişilerden duyuyorum; "Köy Enstitüleri'ni Kinyas Kartal kapattırdı." diye. Asla değil! Köy Enstitüleri, asla bir toprak ağasının gücüyle kapanacak bir kurum değildi, olamaz. Elbette ki etkisi var ama en büyük etki aslında, Türkiye'nin gelişmesini istemeyen, geri kalmasını isteyen emperyalist güçlerdi. Evet, cephe savaşlarını emperyalistlere karşı kazandık ama eğitim savaşında maalesef yenildik.

Köy Enstitüleri kapanmasaydı bugün neler oldu? Eğitim, ekonomi, kültür, sanat, bilim alanlarında tüm ülkeleri geride bırakmıştık. Abarttığımı sanmayın, çünkü Köy Enstitüleri, UNESO tarafından dünya ülkelerine "örnek eğitim sistemi" olarak gösterilmişti. Kapanmasaydı kadınlar her alanda başarılarına başarı katardı. Kapanmasaydı İnce Memedler, Abdi Ağalar olmazdı...
https://youtu.be/DEhrwmM9PcE

Şu an, hâlâ köylerde yoksulluk çeken, ekmeğe bile ihtiyacı olan yurttaşlarımız var. Köy Enstitüleri kapanmasaydı, köylülerin, işçilerin sorunları olmayacaktı. Burjuva kesim, asla halkı ezemeyecekti. Bir Ege dizisinden bir sahne ekliyorum. Bu sahnede köylünün ve halkın durumu çok iyi özetlenmiş.
https://youtu.be/Od4QyaCG8NQ

Bu alanda izlenebilecek belgesel/film de ekleyeyim;
https://youtu.be/ENHfGoaPzV0
https://youtu.be/OjlqlgUwCiE

Değerli Hasan Âli Yücel Hocam. Kattığın, kazandırdığın her için teşekkürler. Işıklar içinde uyu. Minnetle... (duygu) 
--reklam--
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Celal Şengör - Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Celal Şengör Kimdir?
24 Mart 1955'te İstanbul'da doğdu. 1973 yılında Robert Kolej'i bitirdi. 1978'de State University of New York at Albany'den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversiteden 1979'da yüksek lisansını bitirdi. 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982'de de State University of New York at Albany'den doktora aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda profesörlüğe yükseltildi. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi en genç kurucu üyesi oldu ve Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada "XIX. Yüzyılda Tektoniğin Gelişmesine Fransız Jeologlarının Katkısı" konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyasını tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rus Bilimler Akademisi'ne Fuad Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türktür. Ayrıca 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir.

Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür. Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye'nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazmıştır. Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır. 86 ülkenin Bilimler Akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki "Zümrütten Akisler" köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da "Zümrütnâme" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.

Fransa, İngiltere, Avustarya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesörlük yapmıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır.

Özel hayatı
Jeolojiye olan merakının nasıl başladığı, "Bir Bilim Adamının Serüveni" adlı kitapta, Şengör'ün "Ben jeolojiyi küçük yaştan yani Jules Verne'in Arzın Merkezine Seyahatkitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 'ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne'in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi..." şeklindeki ifadeleriyle anlatılmıştır.[6] Bir röportajında kendisine ait kütüphanesinde 30000'in üzerinde kitabı olduğunu söylemiştir.

Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir. "Şengör Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" adlı bir şirketi de vardır.

Çalıştığı üniversiteler
State University of New York At Albany, A.B.D - "Yüksek Lisans, Doktora"
Collège de France, Fransa - "Misafir Profesör"
Oxford Üniversitesi, İngiltere - "Misafir Profesör"
Caltech, A.B.D - "Misafir Profesör"
Salzburg Lodron-Paris, Avusturya - "Misafir Profesör"
İstanbul Teknik Üniversitesi - "Öğretim Üyesi"

Kitapları
Kendi yazdıkları:
"Zümrütname" (Yapı Kredi Yayınları, 1999)
"Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması" (TÜBİTAK Yayınları, 2001)
"Yaşamın Evrimi" (İstanbul Teknik Üniversitesi Yayınları, 2004)
"99 Sayfada İstanbul Depremi" (İş Bankası Kültür Yayınları, 2006)
"Zümrüt Ayna: Bilimsel Düşünce Üzerine Denemeler" (Yapı Kredi Yayınları, 2003)
''Bilgiyle Sohbet - Popüler Bilim Yazıları'' ( İş Bankası Kültür Yayınları, 2014)

Hakkında yazılanlar:
"Bir Bilim Adamının Serüveni - Celal Şengör Kitabı" (Söyleşi: Sefa Kaplan) (İş Bankası Kültür Yayınları, 2010)

Katkıda bulundukları:
"Pîrî Reis 1513 Dünya Haritası" (Boyut Yayıncılık, 2013)

Ödülleri
Yurtdışında birçok üniversitede bulunmuş olan Prof. Şengör, birçok uluslararası ödülün de sahibidir. Ayrıca, TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazanan en genç bilim adamıdır.

Ödüllerinin bazıları:
Londra Jeoloji Cemiyeti, Başkanlık Ödülü [1984]
TÜBİTAK, Bilim Ödülü [1986]
Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi, Şeref Bilim Doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) [1988]
Kültür Bakanlığı, Bilgi Çağı Ödülü [1991]
Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı, Rammal Madalyası [1994]
Collège de France Madalyası [1998]
Londra Jeoloji Cemiyeti, Bigsby Madalyası [1999]
Guztav-Steinman Madalyası [2010]
--reklam--
Celal Şengör Kitapları - Eserleri
Dahi Diktatör
Aptalı Tanımak
Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?
Bilgiyle Sohbet
Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması
Bilimin Büyüsü
Zümrüt Ayna
Cehennemdeki Üniversiteliler
Newton Neden Türk Değildi?
Zümrütname
Yaşamın Evrimi
Jeolojinin Eduard Suess'e Kadarki Kısa Tarihi
Tectonic Evolution of the Tethyan Region
Globale Geologie und ihr Einfluss auf das Denken von Eduard Suess: Der Katastrophismus-Uniformitarianismus-Streit
Une Autre Histoire De La Tectonique
The Large Wavelength Deformations of the Lithosphere
The Face of the Earth: The Legacy of Eduard Suess
The Permian Extinction and the Tethys: An Exercise in Global Geology
Cimmeride Orogenic System And The Tectonics of Eurasia
Is the Present the Key to the Past or the Past the Key to the Present?: James Hutton and Adam Smith Versus Abraham Gottlob Werner and Karl Marx in ...
Revising the Revisions
--reklam--
Celal Şengör Alıntıları - Sözleri
Evrim, yalnız yaşamın zaman içinde değişimi değil, doğadaki tüm süreçlerin sürekli açınımı ve dönüşümü olarak düşünülmediği takdirde anlaşılamaz. (Yaşamın Evrimi)
İnsanoğlu düşünmeye başladığı en eski zamanlardan beri ölüm olgusuyla başa çıkabilmek için beden-ruh ikiliğini icat etmiştir. Ölüm sonucu bedeni yok olsa da ruhunun ebediyen yaşayacağını var sayarak kendini avutmuştur. (Bilgiyle Sohbet)
icat çıkarma'’ gibi bir deyimi üretecek kadar salaklaşmış bir toplumun üyesidir. (Aptalı Tanımak)
Bizi kurtaracak ne romantik solculuk, ne de gariban sağcılıktır! Unutmayalım: En hakiki mürşit ilimdir, fendir, ondan ayrılmak gaflettir, dalalettir. (Cehennemdeki Üniversiteliler)
Anaksimandros bütün dünya bir zamanlar sularla kaplı idiyse, ilk canlılar arasında insanın olamayacağını düşünmüştür. Ona göre ilk canlılar balık gibiydi. Daha sonra kabuklu canlılar türedi ve bunlar ortaya çıkmaya başlayan karalara göç etti. Bunlardan da insan türedi. (Bilimin Büyüsü)
Evet, din de sosyolojik bir olgudur, bunun öğrenilmesi, bilinmesi gerekir. Ama devletin yapacağı şey en fazla dinler tarihini okutmak, din felsefesini, sosyolojisini öğretmek olabilir. Bu kadar. (Dahi Diktatör)
"Bu hurafelerin üzerine bir toplum bina edemeyiz. Sen
buna inanmak istiyorsan inanabilirsin, ama bunu dayatmana müsaade
etmeyeceğim. Sizin dayatmanızdır ki, toplumu felakete götürdü, çürüttü, yok
etti. Ben bu çökmüş toplumun çocuğuyum, yeni nesillerin bu felakete doğmasına
müsaade etmeyeceğim.” (Dahi Diktatör)
Marx ve Engels, Darwin'in evrim kuramını 'insanlık hakkında acı bir hicviye' olarak nitelemiştir. (Yaşamın Evrimi)
"Ancak düşündüğü şekilde hare­ket eden insan hürdür. Hiçbir riyakar, hiçbir yalancı hür olamaz. ...Doğrudan doğruya hakikati ve hayrı kendi ruhuna amaç bilmiyen, belki kurnaz bir adam olabilir. Fakat hiçbir zaman akıllı sayılamaz ve hür olamaz." (Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması)
"Cehaletten, ancak esaret çıkar." (Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması)
Yaşam basit şekillerle başlamış, giderek daha karmaşık, giderek daha gelişmiş türlere doğru evrimleşmişti. (Yaşamın Evrimi)
— Lan, ananı da al git..
— (Şikâyetçi bir yurttaş hakkında) ...bak bakalım ne istiyor bu sahtekâr…
— (Muhalefet partisi hakkında) Kadrolaşmanın en kaşarlanmışını...
— (Muhalefet partisi başkanına) Sevsinler seni...
Yerim olsa daha da uzatacağım bu listeyi. Çocuğunuzun terbiyesinin bozulmaması için duymamasını isteyeceğiniz bu sözlerin sahibi ülkemizin Başbakanlık Makamı’nda bulunan zattır. (Aptalı Tanımak)
Ülkemizde de hele son son yirmi-otuz yılda "kampüsleşmek," yani okulları şehirden kırsala kaçırmak pek moda oldu. Öğrenciyi şehrin, yani uygarlığın dışına, kırsal ortamın içine atan bu saçma sapan eğilimin nedenlerini acaba birileri sorguladı mı? Şehrin içindeki kütüphanelerden, kültür yuvalarından, hatta lokanta ve sinemalardan çocuğu niçin koparıp aldık? (Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?)
Marx ve Engels'in savundukları şekliyle diyalektik, bilimsel (ve mantıki) bir düşünce tarzı değildir.Bir kere, doğada hiçbir şey gerekli olarak içinde kendi çelişkisinin tohumlarını taşımaz. Bazı süreçlerin ortadan kalkması, kendi iç mekanizmalarının bir ürünü değil, çevredeki tesadüfi değişimlerin sonucu olarak gelişir. (Yaşamın Evrimi)
doğa bilimiyle çelişen, insanın çocukluk çağlarındaki cehaletin ürünü olan envai çeşit inançlara göre yaşamı düzenlemeye kalkmak, eninde sonunda doğa ile çarpışmaya mahkum bir projedir. (Newton Neden Türk Değildi?)
Bizi, insan uygarlığından nasibini alamamış bilgisiz kişiler yönetiyor. Her yeni hükümetle biraz daha dünyanın alay konusu ve şamar oğlanı oluyoruz; Atatürk'ün bize bahşettiği dünyayı hayran bırakan Türk imajının yerine tekrar Osmanlı' nın hasta adam imajı geliyor. (Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?)
Cahille tartışma, dışarıdan bakanlar aranızdaki farkı anlayamayabilirler!” (Aptalı Tanımak)
Her kitabın bir maksadı vardır. Kur’an’ın maksadı insanların kafasını anlamadığı seslerle doldurmak değildir. Bir mesaj vermektir. Atatürk bunun farkında, yaptığı ilk işlerden biri de Kur’an’ı tercüme ettirmek oluyor.
Şunu söylemek istiyor aslında: İnanıyor musun? Evvela neye inandığını bil, bunu bilmen lazım. (Dahi Diktatör)
Yanlışlanabilir teoriler ortaya atan ve bu teoriler yanlışlandığı zaman da yanıldıklarını kabul edip doğrunun peşinde koşan toplumlar bilimsel toplumlardır.￼ (Zümrüt Ayna)
İhvan al Safa ve Hillan al Vafa üyelerinin Kur'an'ın yanılmaz bir kılavuz olmadığını düşündükleri kesindir. Kur'an'ın içine karıştığını düşündükleri yanılgı ve çelişkileri akıl yönetiminde felsefenin temizleyebileceğine inanıyorlardı. (Yaşamın Evrimi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hasan-ali-yucel-ve-turk-aydinlanmasi-celal-sengor-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)