# Hayat Atölyesi - Murathan Mungan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hayat Atölyesi kimin eseri? Hayat Atölyesi kitabının yazarı kimdir? Hayat Atölyesi konusu ve anafikri nedir? Hayat Atölyesi kitabı ne anlatıyor? Hayat Atölyesi kitabının yazarı Murathan Mungan kimdir? İşte Hayat Atölyesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hayat-atolyesi-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-09T02:04:56+03:00
- Güncelleme: 2022-02-09T02:04:56+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/09/murathan-mungan-kimdir-murathan-mungan-kitaplari-ve-sozleri-147900.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murathan Mungan 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753427012 
 Sayfa Sayısı: 284 

Hayat Atölyesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hayat Atölyesi, adını, Murathan Mungan'ın 2002 yılında Milliyet gazetesinin kültür-sanat ekinde tam sayfa olarak yayımlanan köşesinden alıyor. Farklı konularda gözlemler, notlar, değiniler ve irili ufaklı yazılardan seçilenler "Hayat Atölyesi" başlıklı bölümde bir araya geliyor.
Kitabın diğer bölümü "İstediler Yazdım", çoğu süreli yayınlar olmak üzere, çeşitli nedenlerle, çeşitli konularda yazardan istenen yazılardan oluşuyor: Sempozyum bildirisi, sergi kataloğu yazısı ya da bir müzik albümü kartoneti için bir tanıtma... "Sordular Söyledim" bölümünde bir araya gelen yazılar ise süreli yayınların isteği üzerine yapılan kimi yazılı açıklamaları kapsıyor.

Tanıtım Yazısı'ndan

Hayat Atölyesi Alıntıları - Sözleri
Memleketimizde insanların her şeyi zamana bırakması, bir yaşama bilgeliği, bir olgunluk belirtisi olmaktan çok, unutturma kurnazlığına dayalı bir hayat sürdürme taktiğidir. En kanlı katillerden deprem müteahhitlerine kadar ömrü boyu hapislerde çürüyecek sandığınız insanların üç gün sonra aramızda ferah ferah dolaşmaları da bundandır.
Kim ne derse desin, zaman geçer. Zamana direnenler yalnızca kendilerine kötülük etmekle kalmaz, dünyanın geri kalanına da zaman kaybettirirler.
"Hafızayı diri tutan adalettir. "
Edebiyat bir yal­nızlık sanatıdır elbet. Ama içimizi kalabalıklaştırmadan yalnızlığı­mızı yaşayamayız ki...
Maç sonrasında ya da bir dü­ğün sırasında havaya sıkılan kurşunlara "kader" denilen bir ülkede, "olmak" yalnızca karar ve ısrar işi, ölmekse bir anlık dalgınlıktır.
Neden ölmeden haklı olamıyoruz bu ülkede? Neden ancak ölünce haklı oluyoruz?
"Sevginin sahtesi olur, ama nefretin olmaz. Nefretin göz­leri karanlıkta da görür."
"Kim bilir, belki de gerçek, kaydını tutamadıklarımızdır."
"Boş zaman" kavramı, tıpkı "yaz tatili" kavramı gibi, insanlığın var oluşundan beri bildiği, yaşamında yer alan bir kavram değil. Sa­nayi sonrası toplumunun, kafa ile kol emeğinin ayrıştığı, uzmanlaş­manın ortaya çıktığı, zamanın sekiz saatlik iş günü diye bölündüğü "asri zamanların" bir kavramı. .. Bu yüzden iş, meslek, uğraş, hobi gibi kavramların ortaya çıkmasıyla birlikte, zamanın ve mekanın bu anlamdaki bölünmüşlüğü, bir "yabancılaşma" olarak değil, yaşamın doğal bir parçasıymış gibi algılanıyor.
Türkiye gibi ülkelerde solcu olmak, sağcı olmaktan daha zordur.Solcu olmak için çok şey yapmanız gerekir; sağcı olmak için ise neredeyse hiçbir şey. Solcu olmaya karar verdiğinizde, birçok cephede savaş yürütmek zorunda kalırsınız; bu cephelerin en amansızı ise o güne kadar ki öğrenmelerinizi ve ezberlerinizi değiştirmeye çalıştığınız kendi bünyenizdir.
Bilirsin, geçmişte de böyleydi gününe kızanlar, küsenler hep ölülere sığınırlar, sana da öyle yapılı­yor.
Türkiye'nin yakın tarihinin kalp ve duygu haritasında Sezen'in şarkılarının büyük hakkı vardır.
Ben aşklarımı yazıyla helal ettim.
Karşınızdaki kişinin taraftarı olduğu bir politikacıya "Onun hırsız olduğu söyleniyor," dediğinizde, "Sanki diğerleri değil mi?" cevabına benzeyen bir durumla karşı karşıyayız. Biz hırsızlardan hırsız beğenmek istemiyoruz. Kısacası hırsızlık istemiyoruz.

Hayat Atölyesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Murathan Mungan zaten çok sevdiğim bir yazar. Dili olsun, düşünceleri olsun çok değerli şeyler kattı onu okuduğum süreçte bana. Bu kitabı bugün ikinci kez bitirdim. Deneme kitaplarının birçoğunda olduğu gibi bu kitap da dünyayı sorgulamama, kendimi sorgulamama sebep oldu.
Hayat atölyesi ismiyle paylaştığı köşe yazıları döneminden ismini alan kitap, adının hakkını verir nitelikte.
Herkesin okumasını tavsiye ediyorum, pişman olmayacaksınız :) (Ayşe) 
Kitap Murathan Mungan'ın 2002'de Milliyet'in Kültür Sanat ekinde yazdığı yazılardan oluşuyor. Sadece kültür-sanat yazılarıymış gibi düşünmemek gerek. aslında hayatla, kendi hayatıyla, yaşama telaşıyla ilgili birçok düşüncesine yer veriyor.. ve tabi ki birçok konuda bilgi var, okurda bir merak uyandırıyor..Çoğu yerde bunu araştırmalıyım diye not aldım.
 Sanırım Murathan Mungan'ın denemelerinden çok keyif aldığımdan, kitap bence çok iyi ve ilgi çekiciydi. Sevdiğiniz yazarın birçok konudaki fikrini okumak, aaa bu konuda da mı bu kadar bilgiliymiş diye şaşırmak ve bir daha böyle bir şeye şaşırmanın anlamsız olduğunu düşünmek kitabın güzelliklerindendi.
 Ayrıca kitap farklı konuları çok uzun olmayan sayfalarla anlattığından, elden bırakıldığında geri dönmesi oldukça kolay. Bu açıdan da keyifli bir süreçti.
 Özetle, Murathan Mungan sevenler için okunması gereken bir kitap ama Murathan Mungan'ın okurları için çok büyük nimet. (Dila.) 
Hayat Atölyesi kitabı adını, 2002 yılında Milliyet gazetesinin kültür sanat ekinde yer alan Murathan Mungan'a ayrılan köşeden alıyor.
İlk bölüm, çeşitli konularla ilgili, farklı farklı yayınlardan ( çoğunluğu süreli yayın) istenen
yazılardan oluşmuş.
İkinci bölümde ise süreli yayınların isteği üzerine yapılan yazılı açıklamalar bulunuyor.
Murathan Mungan'ın Hayat Atölyesi sayfasında yayımlanmış yazılardan yapılmış bir seçme aynı isimle kitabın son bölümünde toplanmış.
Büyük bir zevkle okudum kitabı.Zaman zaman (evdeysem eğer) kitabı elimden bırakıp, kitaplığıma koştum.Bahsedilen kitabı bulmak için.
Pek çok kitabı not aldım.Bazılarının bende olmasına çok sevindim.Sırma Köksal'ın Okumanın Halleri kitabını okuyalı epey oluyor. Onu tekrar karıştırayım, annesi Ayhan Bozfırat'ın Bütün Hikâyeleri'ni ve Dört Yol Ağzındaki Ev'ini tekrar okuyayım, diye düşündüm.1990'lı yıllarda iyi bir öykü okuyucusu değildim.
Doris Dörrie'nin Düşlerimde Erkek kitabının tam bir novella olarak nitelendirildiğini gördüm.Bende Mavi Elbise'si var, bunu da yazdım kenara.Doris Dörrie kitaplarına daha bir dikkatle bakacağım bundan böyle.
Barbara Pym yine listemde olan bir yazar.Onu da öne çekmeli.Geçenlerde sahaftan aldığım Ingrid Noll kitabı Zehir Dolabı'na ayrı bir sevindim.
Michel del Castillo eklendi yine yazar listeme.Bruno Schulz'un Tarçın Dükkânları ve Giorgio Manganelli'nin Centuria Yüz Küçük Irmak Romanı da zaman kaybetmeden okunmalı.Jane Bowles'un Ağırbaşlı İki Hanımefendi kitabını da unutma Özlem, dedim.Ortak zevklerimiz de varmış.Marguerite Duras, Marguerite Yourcenar, Flannery O'Conner gibi...
Paul Auster kitapları üzerine de benzer düşüncelerimiz varmış.️
Reşad Ekrem Koçu ve bir süredir okumayı planladığım Münevver Ayaşlı, Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol gibi isimleri görmek de mutlu etti beni.
Kitaplığımda hazine bulmuş gibi sevindiğim diğer bir kitap da Kosta Tahsci'nin Üçüncü Düğün Çelengi oldu.
Çok sevdiğim Tarjei Vessas'ın Buz Sarayı kitabının Murathan Mungan tarafından da çok sevildiğini görmek sürpriz oldu benim için.
Çok saydım biliyorum ama bakın
Murathan Mungan Almanya'da yayımlanan Erlanger Nachrichten gazetesinin "Okumadığınız için en çok utanç duyduğunuz kitap hangisidir?" başlıklı soruşturmasına 2007'de nasıl yanıt vermiş...
"Soruyu doğru anlamışsam eğer, şöyle yanıtlamak isterim:Hâlâ okumadığım için utanç duyduğum demeyeyim de, mahcubiyet duyduğum kitap Marcel Proust'un Geçmiş Zamanın İzinde başlıklı romanlarıdır.Nedense bu kitapları belki de Proust'un yazarken yaptığı gibi, dünyadan elini eteğini çekip bir köşede arka arkaya okumam gerektiğini düşünürüm.Ne zaman niyetlensem, bunun henüz zamanının gelmediğini düşünürüm." ( syf 129)
Murathan Mungan geçen yıllarda bu kitapları okudu mu bilmiyorum fakat yazının devamında dediği gibi " Hep bazı kitaplar eksik kalacaktır.Bu kitaplar okunması gereken klasiktir elbet, ama siz ölümlüsünüzdür."️
Sonuç olarak Murathan Mungan'ın Hayat Atölyesi beni pek çok kitaba götürdü.Elbette pek çok müzisyene ve filme de.İyi ki okumuşum.Bu hızla Soğuk Büfe'ye başladım.
Ben bir ölümlüyüm istediğim her kitabı elbette okuyamayacağım ama niye bu dünceye saplanayım, elimden gelenin en iyisini yapabilirim en azından. (Özlem Akbaş) 

Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.

Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.

Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.

1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.

1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.

Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.

İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.

Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.

Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.

Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.

Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.

Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.

Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.

Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.

Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.

Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.

Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.

Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.

2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Murathan Mungan Kitapları - Eserleri
Aşkın Cep Defteri
227 Sayfa
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
Başkasının Hayatı
Yüksek Topuklar
Üç Aynalı Kırk Oda

Paranın Cinleri
Kaf Dağının Önü
Kadından Kentler
Yaz Geçer
Şairin Romanı
Mahmud ile Yezida
Lal Masallar

Kırk Oda
Bir Garip Orhan Veli
Tuğla
Meskalin 60 Draje
Kibrit Çöpleri
Erkekler İçin Divan
Elli Parça

Çador
Eldivenler, Hikâyeler
Mırıldandıklarım
Geyikler Lanetler
Cenk Hikayeleri
Eski 45'likler
189 Sayfa

Mutfak
Doğu Sarayı
Doğduğum Yüzyıla Veda
Yedi Kapılı Kırk Oda
İskambil Destesi
Kullanılmış Biletler
Başkalarının Gecesi

Dağ
Stüdyo Kayıtları
Dağınık Yatak
Dört Kişilik Bahçe
Metal
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
Son İstanbul

Timsah Sokak Şiirleri
Mezopotamya Üçlemesi
Kum Saati
Omayra
Yazıhane
Eteğimdeki Taşlar
Soğuk Büfe

Güne Söylediklerim
Gelecek
Harita Metod Defteri
Metinler Kitabı
Söz Vermiş Şarkılar
Yaz Sinemaları
Balgifa Mar - Yılan Yastığı

Mürekkep Balığı
Solak Defterler
Bir Kutu Daha
Hayat Atölyesi
İkinci Hayvan
Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
Küre

Sahtiyan
Taziye
Kağıt Taş Kumaş
Aşk İçin Ne Yazdıysam
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
7 Mühür

Şahmeran'ın Bacakları
Ulak ile Sadrazam
Makas
Kağıttan Kaplanlar Masalı
Aynalı Pastane
Kapan Metin
Dumrul ile Azrail

Osmanlı'ya Dair Hikayat
Murathan'95
Çağ Geçitleri
Hamamname
Aile Albümü
Ressamın Sözleşmesi
Kum Saati

Devam Ağacı
Erkekler Yalnızlıklar

Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri
ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
ve son bir uyarı sana:
Ait olmadığın her iki dünyadan da
Bir sentez yapmaya kalkma

makas değiştirmez son trenler (Metal)
Kalbi katildir bazılarının
Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
Güzellik, başlı başına bir faşizmdi;
Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
Durup Baktığında

Azalmış zaman demlenmiş kıymet
Günde kimi gördün, elde neyi sevdin
Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)

"Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
“Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
kimsenin kimsesi yok ki
herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
"İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)

Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
yaşarken ve yazarken
yarım kalmış şiirler
yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
"Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
"Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
"Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır.
mardin kal'asının alnına düşen leke,
-dağlardan izinsiz, nurdan murakıp-
güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne
ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt
bakıp utancından ışımayan geceye
kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hayat-atolyesi-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)