# Hayata Uzun Veda - Ataol Behramoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hayata Uzun Veda kimin eseri? Hayata Uzun Veda kitabının yazarı kimdir? Hayata Uzun Veda konusu ve anafikri nedir? Hayata Uzun Veda kitabı ne anlatıyor? Hayata Uzun Veda kitabının yazarı Ataol Behramoğlu kimdir? İşte Hayata Uzun Veda kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hayata-uzun-veda-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T06:00:17+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T06:00:17+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/ataol-behramoglu-kimdir-ataol-behramoglu-kitaplari-ve-sozleri-159600.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ataol Behramoğlu 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789944610230 
 Sayfa Sayısı: 56 

Hayata Uzun Veda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Ataol Behramoğlu'nun şiirleri çağdaş bir tragedyada yaşatır okuru... Mutluluk duygusu, aşk, güzellik arayışı, hepsi vardır, ama bir tragedyadaki gibi...”
(Oktay Akbal, Cumhuriyet, 18.6.1983)
“Onu okurken birey sorunlarıyla karşı karşıya geldiğimiz kadar; çağını kavramaya açılmış, hayatı ölçüp biçen bir zekâya rastlıyoruz.”
(İsmet Özel, Ant, 23 Aralık 1969)
“Behramoğlu'nun şiiri derinliğine insan ve insancıldır.”

Hayata Uzun Veda Alıntıları - Sözleri
Zaman akıp gidiyor
Zaman, bana hem ait
Hem ait olmayan
İnsan neden ölüme yazgılı
Ölümün matematiği neden￼￼￼￼
Zamana ayarlı￼
Saatli bomba gibidir￼
Beni acıtan o şeyi anlayamıyordum
Geçip giden zaman mıydı neydi
"insan kendini ne sanıyor ?
 Ben kendimi ne sanıyorum ? "
Gökyüzü beni hep iyileştirir
Mavilik sonsuzluğa eşittir￼
'' hem varmış hem yokmuş gibiyken "
İnsan kendi yüzünü de unutabilir
Ve sesinin nasıl bir şey olduğunu
Zaten en az ezbere bildiği şey
Kendisidir
Bazen yıkık dökük olmaya hakkım yok mu
Kırık, yıkık dökük olmaya￼
Hayatım baştanbaşa hatalarla yüklü
Ve onları düzeltme çabasıyla￼
"ölümü
kandırabilir miyiz ? "
Hesaplaşmamız için
Şiirlerimi eldiven gibi
Çarpacağım yüzüne
Bu bilinmezlikle Görülecek hesabım var
 Ya al diyeceğim.
Büsbütün
Hiç vermemişçesine
Ama gökyüzünü içmek isterim
Gökyüzü beni hep iyileştirir
Mavilik sonsuzluğa eşittir
Uçup giden, eriyen mavilik
Bir bardakta eridiğinde
Bu mavilikten geriye kalan nedir
Tek bir şiir dizesi belki
Eritilemeyecek olan
Tek bir söz aşka dair..
"her şey hem her şeye benziyor
 Hem kendisiydi."
Bir fısıltı olarak geçtim bu dünyadan ben
Bir çığlık olarak , bir gülüş
Bir kahkaha olarak geçtim
Tükettim ömrümün bütün sözcüklerine
...
''bir şeyi o şey olmaktan çıkarmak "

Hayata Uzun Veda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ataol Behramoğlu; şiirlerini bir matematik kurgusuyla ve felsefi bakış açısıyla yazan şair benim için. Daha önce okuduğum Aşk İki Kişiliktir'de bu kadar dikkatimi çekmemişti bu konu ama Hayata Uzun Veda'da o kadar ön planda ki görmemek, hissetmemek mümkün değil.

Matematik kurgusu olması sakın şiirsellikten uzak bir yaklaşım sergilediğini düşündürtmesin size aksine, son derece şiirsel, son derece duygularını okuyucuya da geçirebilen, sorgulatan bir yapısı mevcut şiirinin.

Hayata Uzun Veda, her ne kadar bölümlere ayrılsa da tek bir şiir aslında ve hakikaten hayata uzun bir vedayı anlatıyor. Çok keyif alarak okuduğum bir şiir kitabı oldu. İncelemede şiirden bölümler paylaşmayacağım bu noktada, meraklılarının kitabı okuması beni daha çok mutlu edecektir.

Keyifli okumalar... (Ferda & Murat) 
Biribirinden alakasız dizelerle yazılan, yapmacık şiirlerden çok farklı şiirler okudum bu kitapta. Her biri Bir hikaye anlatıyor ve müziğini dinletiyordu. Pek şiir sevmeyenler dahi sever diye düşünüyorum. (Kalemistik) 

Kitabın Yazarı Ataol Behramoğlu Kimdir?
Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan1942, İstanbul), şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı.

Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan bir edebiyatçıdır.

1942'de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli olan ailesinin soyadı 'Gürus' idi. Aile, soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım'dır. 'Nihat Behram' olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu'nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu'nun ağabeyidir.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars'ta öğrenim gördükten ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı'da tamamladı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General", 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan 'Bir Gün Mutlaka' adlı kitabı 60'lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi 'İvanov' (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970 yılında siyasi nedenlerle yurtdışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris'te yaşadı. Paris'te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon'un yönetimindeki "Les Lettres Françaises"de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971'de Paris'te Théatre de Liberté'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" için bölümler yazdı.
Sovyet Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova'da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri (Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972) ve yurtdışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de yayımlandı.

1974'te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi 'Militan' büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu'nun "Ne Yağmur Ne Şiirler'(1976)", 'Kuşatmada (1978)', 'Mustafa Suphi Destanı" (1979), "Dörtlükler" (1980) adlı kitapları yayımlandı.
1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. "Ne Yağmur'Ne Şiirler'"'in yeni basımının mahkemece 'toplatılması ve imhası'na karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti. 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye'de 'siyasal kabare' türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan'da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı (1981). "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"nin ilk çalışmalarına başladı.

1982'de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı.1983'te 8 yıl hapse mahkum edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurtdışına çıkardı.

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris'te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi 'Anka'yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.

Almanya'da "Kızıma Mektuplar (1985)", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" (1985) adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988de Budapeşte'de 'Europa' yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" (Özdemir İnce ile birlikte); "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca 'Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)', şiir üstüne yazılarını biraraya getiren 'Yaşayan Bir Şiir' (1986) ile 'Eski Nisan', 'Bebeklerin Ulusu Yok' adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989'da Türkiye'ye döndü.

Türkiye'ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi'nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları'nda editörlük yaptı. 90'lı yıllarda 'Sevgilimsin' (1993) adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını biraraya getiren, "İki Ateş Arasında" (1989), "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" (1989), "Mekanik Gözyaşları" (1990), "Şiirin Dili-Ana Dil" (1997) yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" (1995); yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" (1996) adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova'nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan 'Lozan' adlı eseri vardır.

1995'te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999'a kadar iki dönem sürdürdü. 2002'de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

1992'de İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ataol Behramoğlu Kitapları - Eserleri
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Sevgilimsin
Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği
Benim Prens Adalarım
Aşk İki Kişiliktir
Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki

Bir Gün Mutlaka
Sivil Darbe
Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar
Yalancının Ampulü
Kendin Olmak Ya da Olmamak
Yarım Yüzyıldan Şiirler
Uçur Diye Ey Aşk

Aziz Nesin'li Anılar
Şiir Hayatın Neresinde?
Hayata Uzun Veda
İki Ağıt
Rus Edebiyatı Yazıları
Dünya Halk Masalları
Rus Edebiyatının Öğrettiği

Okyanusla İlk Karşılaşma
Sali Antik Kentlerde
Mustafa Suphi Destanı
Kardeş Türküler
Nazım Hikmet Tabu ve Efsane
Kimliğim: İnsan
Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı

Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi
Seçme Şiirler
Kızıma Mektuplar
Yurdu Teninde Duymak
Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla
Yeni Ortaçağın Saldırısı
Yeni Aşka Gazel

Yaşayan Bir Şiir
Toplu Oyunları 1
Özlem ve Yaz
Mekanik Gözyaşları
Gerçeklik Duygusunun Kaybolması
Düşler Kuruyorum
Biriciktir Aşk

Bir Çocuğa Layık Olmak
Başka Bir Açı
Ne Çok Hain
Şiirin Dili Anadil
Ne Yağmur... Ne Şiirler...
Ataol Behramoğlu Şiirler 1959-1982
Utanıyorum

Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri
Başka Gökler Altında
Eski Nisan
Bebeklerin Ulusu Yok
Dörtlükler
Şiirin Kanadında Mektuplar
Ali Suavi

İyi Bir Yurttaş Aranıyor
İki Ateş Arasında
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi
Kuşatmada
Çocuklar İçin 1920 Dersleri
Nazım'a Bir Güz Çelengi
Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum

Köprülere Şiirler

Ataol Behramoğlu Alıntıları - Sözleri
Puşkin "Çingeneler'de, (toplumsal bağımlılıktan tam ve sınırsız bir özgürlüğe sıçramayı kendilerinin organik ödevi olarak gören romantiklerin tersine), hiç kimsenin, toplumsal önbelirlenmişliğinden hiçbir yere sıçramayacağını gösteriyor..." (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
''Yetenek ne kadar büyük ve kendine özgüyse, o ölçüde bilinmez kalacaktır.'' (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. (Seçme Şiirler)
Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
 1974 (Dörtlükler)
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 26 Mayıs (6 Haziran) 1 799'da, köklü, aydın bir soylu ailesinin çocuğu olarak Moskova'da doğdu. Anne tarafından büyük dedesi, çocukluğunda Osmanlılarca tutsak edildikten sonra Rus sarayına armağan edilerek, Büyük Petro'nun sevgisini kazanarak gene­ralliğe kadar yükselen, Petro devrimlerinin savunucuların­dan ve çarın en yakın yardımcılarından Habeşistanlı prens Hannibal'dir. (Aleksandr Puşkin'in farklı, özellikli kişilik yapısında, birinci derecede olmasa bile, bu "genetik" öz­günlüğün de bir etkisi olduğu düşünülebilir.) (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)

Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Taşa biçim veren sanatçı gibi
Görünmez bir elle yontuyorum
Kendi ses tonumun biçimini (Okyanusla İlk Karşılaşma)
Bir bakıma her şey boş ve aptalca belki
Ama her şey korkunç anlamlı ve korkunç güzel bir bakıma... (Dörtlükler)
Sevgilimsin, arasına bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Düşündüm sonra
Belki dedim, insanca gereksinimlerimizi
hiçbir zaman
insanca doyumuyla yaşayamadık.
Hep bir şeyler burktu, çelmeledi.
Ama çırpındık yine de
insanca bir şeyler için.
Ömrümüzün tarihi böyle..
Öyleyse yitirilmiş zamanımız yok...
Acıların, kederlerin bulandırdığı
zamanlarla dolu da olsa
ömrümüzün tanımı
yitirilmiş diye yapmamalıyız...
Böyle bir düşünceler yumağı işte. (Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var)
Zaman, yeni koşullar, yaraları az çok onaracak, fakat sızlayan bir şey hep kalacaktır. (Biriciktir Aşk)
Ve ben - - aptal gibi-- hala
 diye düşünüyorum.. (Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum)

Dilimin altında özlem var
Ve karışık bir dua
Boğulmuş anılar
Seni getiremez bana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Ve eğer
Tek bir hayatın
Önemi yoksa
Bütün bir evrenin
Bütün bir geçmişin
Ve geleceğin
Önemli olduğunu
Bana kim kanıtlanabilir? (Bir Gün Mutlaka)
Adı Kars Çayı Köprüsü müydü
Çocukluğumdaki o köprünün?
Biliyorum hâla yerli yerinde
Belki biraz daha yoksul ve üzgün (Köprülere Şiirler)
Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini (Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki)
Şili artık
 tanıyordum seni
 Koklamış olmasam da
 bir çiçeğini
 yağmurunda ıslanmasam da (İki Ağıt)
Ruhi Su, bütün kır çiçeklerini, bitkileri, yaban otlarını tek tek tanıdığını, adlarını bildiğini söylemişti bir gün. Bu bilgiye sahip olan kişiyle olmayanın doğadan aynı hazzı alabileceği söylenebilir mi? (Kimliğim: İnsan)
Bazen yıkık dökük olmaya hakkım yok mu
Kırık, yıkık dökük olmaya￼
Hayatım baştanbaşa hatalarla yüklü
Ve onları düzeltme çabasıyla￼ (Hayata Uzun Veda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hayata-uzun-veda-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)