# Hayvan Mitosları - Deniz Gezgin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hayvan Mitosları kimin eseri? Hayvan Mitosları kitabının yazarı kimdir? Hayvan Mitosları konusu ve anafikri nedir? Hayvan Mitosları kitabı ne anlatıyor? Hayvan Mitosları PDF indirme linki var mı?  Hayvan Mitosları kitabının yazarı Deniz Gezgin kimdir? İşte Hayvan Mitosları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hayvan-mitoslari-deniz-gezgin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-05T18:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-09-05T18:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/05/deniz-gezgin-kimdir-deniz-gezgin-kitaplari-ve-sozleri-305534.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Deniz Gezgin 
 Yayın Evi: Sel Yayınları 
 İSBN: 9789755703206 
 Sayfa Sayısı: 184 
--reklam--
Hayvan Mitosları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hayvanlar, mitolojinin en çok rol verdiği kahramanlardır. Mitoslarda hayvanlar bizler gibi konuşabilir, şekilden şekle girebilir, ağızlarından ateş çıkartabilir, büyük kahramanlara bakıcılık yapabilir, hatta büyük ırkların atası olabilirler. İsimleri çağları aşmış kahramanların en önemli güç sembolleri hayvanlarla gösterilir. Masallarda hayvanlar kişileştirip kimi zaman kötülükleriyle can yakar; kimi zaman ise iyi yürekliliğiyle örnek olurlar.Bu kitap, mitolojideki hayvanların renkli dünyasına inerek onları yakından tanımamızı ve doğadaki ortaklarımıza daha anlayışlı bir pencereden bakmamıza fırsat tanıyacaktır.

--reklam--
Hayvan Mitosları Alıntıları - Sözleri
Mısır' da Anka, ölümsüzlüğün sim­gesidir. Ölüm zamanı yaklaşan Anka, hoş kokulu bitki dallarından bir yuva yapar ve sonra kendisini ateşe verir, Anka'nın yanan külle­rinden yeni Anka kuşu dünyaya ge­lir. Genç kuş öncelikle doğduğu külleri Hierapolis'e (Güneş'in Kenti) götürerek buradaki güneş tapınağın­ da Ra'ya sunar (Hançerlioğlu 1993).
İslam dininde an kutsal bir hayvan olarak bilinmektedir. An İslam' da Allah'ın ordusunu simgelemektedir. Ayrıca rüyada bal görmek, Kuran okumak ve Allah'ın kelamından du­yulan zevk ile eş değerdir (Schim­mel 2005).
Kuran-ı Kerim'de arı şu şekilde geçmektedir; "Rabbin bal arısına:
Dağlardan, ağaçlardan ve insanla­rın yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra mey ­velerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yolları­na gir, diye ilham etti. Onların ka­rınlarından renkleri çeşitli bir şer­bet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır "(Nahl Süresi, 68.ve 69.ayetler).
Alevi inancında tavşanın uğursuz
olduğuna inanılır. Pis olarak görülen
tavşanın eti yenmez. Bir söylence
ye göre Havva ve Adem aralarında
tartışmaya başlamışlardı. Hangisinin cinselliği tükendi diye anlamak
için ikisi de nefeslerini bir küpe
üflemişlerdi. Havva'nın üflediği
küpten tavşan çıkmıştı. Bu yüzden
tavşan Havva'nın çocuğudur ve bir kadın gibi aybaşı görür. Tavşanın
eti pişirilirse tamamen kana dönüşeceği düşüncesi bundan ileri gelmektedir. Tavşanın uğursuz ve kötü sayılmasının bir nedeni de Yezit'in ruhunun tavşanın vücuduna girdiği düşüncesindendir. Aleviler tavşanın Hz. Ali'nin atı düldülü ürküttüğüne ve Kerbela'da Hüseyin'in yerini düşmanlara gösterdiğine inanırlar. Bu inanç Anadolu' da yaygınlık kazanmış, bir yolcunun önüne tavşan çıkması uğursuzluk kabul edilmiştir
"Her yeni gün doğan güneşin gün sonunda batışı ölümdür ancak bu bitmeyen bir döngüdür yerin altına giren güneş doğuya doğru çıktığı yolculukta değişir, dönüşür, yenilenir ve yeni bir günle yeniden doğar. İşte bu mısırlıların yeniden doğum inançlarının dayanağıdır."
Peygamber Muhammed fareye küçük fahişe anlamına gelen fehuşe adını vermiştir. Bu sebepten olsa gerek rüyada fare görmek ahlaksızlığa işaret etmekteydi.
"Günah keçisi" deyiminin kökeni
Yahudilikteki bir geleneğe dayan
maktadır. Yahudiler yılda bir kez düzenledikleri bir törende insanların tüm günahlarını bir keçinin üzerine yıkıp bu keçiyi çöle salarlardı. Böylece kendi günahlarının sorumluluğunu keçiye yüklemiş olurlardı. Bu keçi temsili bir günah keçisi olarak hesap verirdi
Ağustos böceklerinin bir diğer şaşırtıcı özelliği ise yumurtadan çıkan yavruların olgunluk evresinin yerin altında neredeyse 17 yılı bulabiliyor olmasıdır. Bir böceğin gençlik sürecini bu kadar uzun yaşaması, ölümsüzlükle benzeştirilebilir.
Yunanca bir isim olan Melissa, arı demektir ve Yunan mitolojisinde birçok yerde Melissa adında kahramanlara rastlanmaktadır
Yunan mitolojisinde bir ineğin tayin
ettiği yerde kurulan şehirler meşhurdu. Bu şehirlerden birisi de ünlü Troya (İlion) şehridir. İlios tarafından kurulan Troya şehrinin de yeri bir inek aracılığıyla saptanmıştı. İlios Fhrygia'ya düzenlenen oyunlara katılması için davet edilmişti. Oyunlarda galip gelerek her iki cinsten ellişer köle ödülü ve yanında da kralın özel armağanı olarak benekli bir inek kazanmıştı. Kral İlios'a ineği verirken
bir kahinin tavsiyesiyle bu ineği takip
etmesini ve ineğin duracağı ilk yere
bir şehir kurmasını söyledi. Bu tavsiyeye uyan İlios ineği takip etti ve
onun durduğu yerde Phrygia'da Ate
tepesi olarak bilinen tepenin üzerine
Troya şehrini kurdu
yıllar geçtikçe Eos'un içini bir endişe kaplar. Kendisi ebediyen yaşayacak bir tanrıça olmasına rağmen biricik aşkı olan adam ne yazık ki bir ölümlüdür. Geçen yıllar Titonos'un üzerinde izlerini bırakmaya başlamıştır. Eos çareyi güçlü
ve ulu tanrı Zeus'a yalvarmakta bulur. Eos'un döktüğü inci gibi yaşlara dayanamayan Zeus, Titonos' a ölümsüzlük bahşeder. Seviçten havalara uçan Eos aşkını sonsuzluğa taşıma heyecanıyla Güneş Ülkesi'ne döner ve içi rahatlamış olarak sevgilisinin fizlerinde günlerini geçirir. Ne var ki geçen günler beraberinde beklenmedik bir şey getirir, tanrıçanın güçlü yağız aşkı Titonos yaşlanmaya ve hastalanmaya başlamıştır. Zaman
tanrıçanın güzelliğine tek bir gölge
bile düşürmezken Titonos hastalıkların pençesinde yavaş yavaş erimeye başlamıştır. Sevgilisinin durumu karşısında dehşete kapılan Eos, Zeus'tan ölümsüzlük isterken ebedi gençlik istemeyi unuttuğunu anladığında artık çok geçtir. Ölümsüzlük gün geçtikçe çürüyüp bükülen Titonos için bir azap olmuştur adeta. Bu duruma dayanamayan Eos, sevgilisini sarayına kapatıp ah çekerken
Titonos burada geçirdiği yüzlerce yıl sonunda tüm insansı görünümünü yitirip kara kuru sert kabuklu bir ağustos böceğine dönüşmüştür
--reklam--
Hayvan Mitosları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
A'dan Z'ye hayvanlarla ilgili mitleri derlemiş Deniz Gezgin.
 Ne yazık ki aceleye mi gelmiş ne olmuşsa korkunç bir redaktör hışmına uğramış kitap. Yazar adına da kendi adıma da üzüldüm. Çoğunu okuduğum halde korona geçirdiğim günlerde böyle bir özensizliğin okuyucuya saygısızlık olduğunu düşünüp sinirlendim ve kitabı okumayı bıraktım. Daha sonra bir gayret edip bitiririm belki. (Beşir) 
beni, sürekli google’a mitoloji hikayeleri yazıp hikaye aramaktan, aynı şeyleri okuyup durmaktan kurtaran bir kitap. içerik olarak birçok hayvanın mitolojide ne anlama geldiğinden, ne konumda olduğundan bahsedilmektedir. aynı zamanda o hayvan ile ilgili mitolojik hikayelere yer verilmiştir. sade, akıcı ve güzel (Melike K.) 
--reklam--
Hayvan Mitosları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Deniz Gezgin - Hayvan Mitosları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hayvan Mitosları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Deniz Gezgin Kimdir?
1981'de, İstanbul'da doğdu. On yaşında ailesiyle İzmir'e taşındı. Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan kısa süre sonra Çeşme Dalyanköy'e yerleşti. Kültür tarihi ve mitoloji üzerine çalışan yazarın bu alanda yayımlanmış kitapları (Bitki Mitosları, Sel, 2007; Hayvan Mitosları, Sel, 2007; Su Mitosları, Sel, 2009) ve makaleleri bulunmaktadır. Bunun yanı sıra çeşitli dergi ve seçkilerde öyküleriyle yer almıştır. Şimdilerde Metro Gastro dergisi için kültür tarihi konulu makaleler ve Psikeart dergisine öyküler yazmaktadır. Ahraz yazarın ilk romanıdır.
--reklam--
Deniz Gezgin Kitapları - Eserleri
Ahraz
YerKuşAğı
Bitki Mitosları
Hayvan Mitosları
Su Mitosları
Doğa Defteri - Kuşlar
--reklam--
Deniz Gezgin Alıntıları - Sözleri
Ya tanrı da ahrazsa?
Öyleyse içimizden geçenleri duyuyordur demek. (Ahraz)
''...hayal gücü doğaüstüdür.'' (YerKuşAğı)
Hepsi boş bu işlerin…seni bana yabancı yapan ne varsa boşa,kuleler dikiyorlar boyuna,askerler diziyorlar karşılıklı,neymiş sizin taraf bizim taraf…O kulelerin arkasında herkes birbirini yiyor,set de çeksen,araya derya deniz de sığdırsan fark etmez çiğ süt emmişiz hepimiz hiçbir şey bulamazsak kendi kendimizi yeriz. (Ahraz)
Devedikeni, Hristiyanlıkta günah ve İsa'nın ıstırabını simgeleyen bir bitkidir. Bunun yanı sıra kanaatkarlık ve kindarlığı da temsil ettiği bilinmektedir. (Bitki Mitosları)
Tantalos, en eski İzmir' in (Tantalis) kurucusu olan kahramandır. Zeus ve
Pluto'nun oğlu olan Tantalos tanrıların her şeyi bilebileceklerine kuşkuyla
bakıyordu. Bir gün tanrıların bilgilerini sınamak için bir plan yapan Tantalos, kendi öz oğlu olan Pelops'u keserek öldürmüş ve onun etinden yemek
yaparak tanrıların sofrasına sunmuştu. Bütün tanrılar bu alçak numarayı fark etmiş bir tek Tanrıça Demeler aklı ölüler ülkesine kaçırılan kızı Persephone 'de olduğu için dalgınlığa düşerek yemeğe uzanmış ve Pelops'un bir omzunu yemişti. Zeus hemen bu oyuna bir son vererek fildişinden yaptığı parçayı Pelops'un eksik omzunun yerine takmış ve delikanlıyı diriltmişti. Tantalos ise küstahlığının bedelini ağır bir cezayla ödemişti. Cehenneme gönderilen Tantalos burada bir suyun kenarında, dalları meyvelerin ağırlığından
sarkan ağaçların yanma kondu. Ancak Tantalos suya uzandığında sular, dallara uzandığında meyveler ondan geriye çekiliyorlardı. Tantalos'un yanı başındaki nimetlere rağmen yaşadığı açlık ve susuzluk sonsuza dek çekeceği bu cezayla sürdü. Tantalos işkencesi, işkencelerin en beteri olarak kabul
edilmiş ve daha pek çok ağır işkence Tantalos işkencesi olarak hikayeleştirilmişti. Bugün İngilizce'de çok isteyip elde edememe durumunu anlatan tantalise fiili buradan kaynaklanmıştır. (Su Mitosları)
Echo ve Narkissos

Yunan mitolojisinin kendini beğenmişliği ile nam salmış kahramanı Narkissos tanrı Kephisos ile bir su perisi Liriope'nin oğlu olarak dünyaya gelmişti. Annesinin tanrı olmayışı onun ölümsüz olmasına engel olmuştu. Ancak o da olduğunda, bir kahin, ailesine Narkissos'un kendi yüzünü hiç görmediği takdirde çok uzun bir ömür süreceğini söylemişti. Narkissos yakışıklı ve kibirli bir gençti. Aşka inancı yoktu ve aşk tuzağına düşenlerin akılsız olduğunu düşünüyordu. Bu sebeple kendisine aşık olan perilerle acımasızca alay ediyor, hiçbir şekilde yüz vermiyordu. Günlerden bir gün genç ve güzeller güzeli bir peri olan Echo, Narkissos'un büyülü yüzünü gördü ve tüm periler gibi ona aşık oldu. Ancak ne yazık ki Echo da diğerleri gibi aşkına karşılık alamadı, hatta düştüğü durum yüzünden alaya alındı. Bu acıyla kimseyle konuşmaz, ormanda gezmez, şarkı bile söyleyemez olmuştu. Karşılıksız aşkından eriyip muma dönen zavallı güzel peri, sonunda tamamen eridi ve tüm güzelliğini yani bedenini yitirdi. Ondan geriye sadece inilti halindeki sesi kaldı. Echo'nun çektiği bu ıstırap sonunda, tüm periler toplanıp Narkissos'a haddini bildirecek ve güzel arkadaşları Echo'nun intikamını alacak bir yol düşündüler. İntikamlarını alabilmeleri için onlara yardım edecek güçte tek kişi vardı: öç tanrısı Nemesis. Tanrıça Nemesis duydukları karşısında, kızlara hak verdi ve hemen bir plan yaptı. O gün Narkissos ava çıkmıştı ve çok yorulup bir pınarbaşına dinlenmeye çekildi. Su içmek için pınara eğildiğinde durgun suya yansıyan bir yüz ona bakıyordu. Narkissos kusursuz güzellikteki bu yüze o anda aşık oldu. Narkissos, suyun üstüne yansıyan yüze bakmaktan kendini alamıyordu. Böylece geceler, günler, haftalar geçti. Narkissos, sonunda sudaki aksine baka baka öldü. Onun öldüğü yerde açan hoş kokulu çiçeğe kendini beğenmiş kahramanın adı olan Narkissos (Nergis) denildi.

Su Mitosları - Deniz Gezgin (Su Mitosları)
Kuran-ı Kerim'de Nur Suresinde zeytin şöyle geçmektedir; "Allah göklerin veyerin nurudur. o 'onu nu­runu temsili içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, do­ğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değ­mese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. . ." (Nur Suresi 35. ayet). (Bitki Mitosları)
Her uyanış, bir unutuştu. (Ahraz)
Büyükbalığım’a (Su Mitosları)
''...dünya bir yere gitmiyor. Tarihöncesinden bir adım kıpırdamış değil, dönüyor lakin ilerlemiyor.'' (YerKuşAğı)
Bahar kuşunu ilk gören bileğindeki ipi çözecek. Suyun, rüzgârın, yaprağın, tozunda bir sesi olduğu bolluktan bilinecek. Kırlangıçotlarının sarı sütle dolduğu mevsimde, ota adını veren kuş, yavrusunun gözünü onun sütüyle yıkayıp dünyaya açıyor şimdi. Haşhaşlar çiçeklendi, fırtınalar baş döndürüyor. Yaz uykusu, bu etrafı dolaşan. Canlıları unutuşa yatırıyor. Bu yüzden rüzgârları tozlu, yağmurları çamurlu. Ancak bundan sonra, öldü sandığımız ne varsa bir bir dirilecek. (Doğa Defteri - Kuşlar)
Unutmak sağ çıkmaktı. (Ahraz)
Kaşgarlı Mahmud, Divanu Lugat-it Türk adlı eserinde bu taştan söz etmiştir. Yat adını verdiği bu taşın, Yağma ülkesinde yaşayan Türkler tarafından yağmur yağdırma amaçlı kullanıldığını anlatan Mahmud, bizzat kendisinin şahit olduğu bir olayı da anlatmıştır. (Su Mitosları)
Apollon çok usta bir ok atıcısıydı. Eros ok atma talimleri yaparken Apollon onu küçük gö­rerek alay etmişti. Eros buna içer­leyerek Apollon’un yüreğine im­kansız bir aşk saldı. Böylece Apollon, ırmak tanrı Peneios’un kızı Daphne’ye aşık oldu. Ancak güzel nympha Apollon’la birlikte olmak istemiyordu. Apollon ken­disini yakalamasın diye dağa kaç­tı. Ancak yakalanacağını anlayın­ca babasına kendisini başka bir şeye dönüştürmesi için yalvardı. Böylece Peneios kızı Daphne’yi, Apollon tam yakalayacakken bir defne ağacına dönüştürdü. Defne ağacı aşkına karşılık bulamayan Apollon’a adandı.. (Bitki Mitosları)
Peygamber Muhammed fareye küçük fahişe anlamına gelen fehuşe adını vermiştir. Bu sebepten olsa gerek rüyada fare görmek ahlaksızlığa işaret etmekteydi. (Hayvan Mitosları)
Oysa o kulaklarıyla dahi değil bilgisiyle duyuyordu, unutamadığıyla, nereye gitse beraberinde götüreceği bilinciyle, açık gözleriyle. (YerKuşAğı)
Aphrodite'nin kusursuz çıplaklığının bir ölümlü tarafından görülmesi
yasaktı. Aphrodite aşığı Ares 'le seviştikten sonra vücudunu berrak sularda tazelerken Apollon 'un oğlu Erymanthos onu gördü. Tanrıça Erymanthos'u bu suçu işlediği için kör etti. Apollon da oğlunu kör ettiği için Aphrodite'den intikam aldı ve tanrıçanın çok sevdiği Adonis'i bir yabandomuzunun darbesiyle öldürttü. (Su Mitosları)
Belki de ömründe ilk kez rüya görüyordu; parıldayan yaldızlı bir kâğıt örtüyordu her şeyi. (Ahraz)
Dünyayı taşıyan balık simgesi Türk mitolojisinde yaygın olarak görülür. (Su Mitosları)
''...bazı sözcükler vardır ilaç gibi örter yarayı...'' (Ahraz)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hayvan-mitoslari-deniz-gezgin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)