# Hep Aynı Hikaye - Ömer Faruk Dönmez Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hep Aynı Hikaye kimin eseri? Hep Aynı Hikaye kitabının yazarı kimdir? Hep Aynı Hikaye konusu ve anafikri nedir? Hep Aynı Hikaye kitabı ne anlatıyor? Hep Aynı Hikaye PDF indirme linki var mı?  Hep Aynı Hikaye kitabının yazarı Ömer Faruk Dönmez kimdir? İşte Hep Aynı Hikaye kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hep-ayni-hikaye-omer-faruk-donmez-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-28T02:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-08-28T02:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/28/omer-faruk-donmez-kimdir-omer-faruk-donmez-kitaplari-ve-sozleri-299656.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ömer Faruk Dönmez 
 Yayın Evi: Hece Yayınları 
 İSBN: 9789758988747 
 Sayfa Sayısı: 135 
--reklam--
Hep Aynı Hikaye Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Şu Hayatın anlamını arıyordum, biraz felsefe okudum. Hah hah ha! Felsefe bir işe yaramaz bayım, tıpkı diğer bilimler gibidir. Yolunu bulmak için basit bir el lambası bundan daha iyidir. Hem unutma, yürekte aşk olmazsa felsefe beyinde hararet yapar. Şimdi obsessif nevroz mu tercih edersin yoksa servet-i fünûn’dan kalma bir verem mi? Mendillere kan tükürebilirsin, ilaç kokulu hastanelerde sabahlayabilirsin ya da örneğin, romanlara yakışır bir şekilde saat başı alman gereken ilaçların olabilir. Hımm sanırım doktor haklıydı, uyumak üzereyim... Şu beynimi bir durdurabilsem. Bir fişi olsa. Fişi çeksem ve kurtulsam. Uyusam. Her şeyi unutsam. Uyusam...

--reklam--
Hep Aynı Hikaye Alıntıları - Sözleri
Bir mutluluk bazen nasıl da bir tek cümleyle yıkılabiliyor...
Hiçbir devrim duygularla gerçekleşmez.
Bu dünyanın sivrisineğin kanadı kadar bile değeri yoktur bayım. İnsanlar da öyledir, değersizdirler yani.
Âşık olduğunu söyleyen kişi, artık kendi istediği gibi değil, aşkının gerektirdiği gibi yaşamalıdır!
İnsan hep eksiklidir.
Bir kalbi yoksa, insan nereye gidebilir ?
İfade edilmeyen bir düşünce,hiç düşünülmemiş gibidir..
Neden böyle düşündüğümü bilmiyorum: ben bazen neden öyle düşündüğümü bilmeden bazı şeyler düşünürüm.
Çünkü isteklerine gem vurmayı bilmeyenleri büyük mutsuzluklar bekler bayım.
--reklam--
Hep Aynı Hikaye İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kızgınım O Anlamayanlara: Hikayelere metin altlarına saklamaktansa açık açık ortaya serilmiş bir kapitalizm ve ahlak eleştirisi hakim. Sabahtan akşama kadar televizyon başında vaktini "değerlendiren"lere, gazetenin spor ve magazin sayfalarına gömülen "okuyucu"lara, eşinden çok iş yerindeki zevata süslenen ve yine orada kibar bir tavır takınıp evde, mağaradan yeni çıkmışcasına hareket eden "hayırlı"lara, sırf okuyor gözükmek için çok satanlar listesindeki kitapları alıp ezberleyen "entelektüel"lere, hayatını bir gergedanın yaşadığı hayattan daha fazla anlamı olmayacak şekilde yaşayan "insan"lara kızıyor yazar. Açık açık gereksiz diyor bunlara. Zaten yaşamayan bu insanların ne diye nefes aldıklarını düşündürmek istiyor ama bunu algılayacaklarından da şüpheli. Yok yok. Yanlış oldu. Şüphe değil ondaki, kesin bir yargı; anlamazlar! İşte bu sebepten kimi hikayelerde daha en baştan öldürüyor bu budalaları.

Yazarın kullandığı dil ve anlatımıysa olağan olarak gösterilenlerden biraz farklı. Bir konu esnasında, modern mahkeme salonunda anayasanın maddeleri arasında ilerlerken birden kralın şaşaalı şatosunun zeminine ayak basabilirsiniz. Enteresan ve hoş. Zaten böyle olmasa o da bu dünyanın zorunlu kıldığı işleme mahkum olmuş olurdu. Bu sebeple kendini parmaklıklar arkasına atsalar "siz gereksizleri dışarıya hapsediyorum" diye nidada bulunur. Bulunuyor da. İyi de yapıyor.

Son olarak, Hamza adlı kitabında bulunan o dini estetik ve hassasiyeti bulamadığımdan ötürü ve hikayelerde yer yer kendini tekrar ettiği için (belki o ahmakların beynini çivileyip uyandırmaktır amacı, belki de okuyucuya kitabın ismini ezberletmek) istediğim zevki alamadım. Tamam yazarın bu yolda birinci kitabı ama bu yönden bir eksiklik var benim adıma.

Kısacası, yazarın ilk kitabı olduğu göz önünde bulundurulur ve Hamza'dan önce okunursa etki ziyadesiyle artar. (erhan) 
Bilinç Akışı Tekniğiyle Tanışmak İsteyen Okurlara “Çerezlik” Hikâyeler: “Hep Aynı Hikâye” Ömer Faruk Dönmezʼden okuduğum ikinci eser. İlk okuduğum kitabı “Hamza”.
Kitap sekiz öyküden/hikâyeden oluşuyor.
Benim hassas kalbime dozajı fazla gelen şiddet ve barbarlık içeriyor.

Yazarʼa tüm (sistem) eleştirilerinde hak versem de, tutumunu ve üslubunu tasvip etmiyorum. Aynı şeyi “Hamza”yı okurken de düşünmüştüm. Çok büyük eleştirileri, çok basit denklemlerle açıklamaya çalışıyor çoğu zaman. Bu yaklaşım fazlasıyla ütopik geliyor bana; çünkü hayat düşündüğümüzden daha karışık... Farklı yerlerden aynı şeyleri eleştirdiğimiz için yazarla bir bağ kurabiliyorum. Birçok konuda çok sığ düşündüğü kanaatindeyim.
Yine de keyifle okunabilir bir kalemi, eğlenceli bir mizah anlayışı, hoşlandığım laf cambazlığı ve kaliteli kurgu yeteneği var.

Bilinç akışı tekniği ile yazılan büyük yazarların büyük eserlerini (örneğin Virginia Woolf, Oğuz Atay gibi...) okumak isteyen arkadaşlara bu tarza alışmak için "çerezlik" bir eser. Bilinç akışıyla yazılan eserlerden kaybolurum korkusuyla uzak durdum/duruyorum.
Bu kısa öyküler sayesinde bu tekniği okuma üzerine pratik yapabildim diyebilirim. Bu teknikle tanışmak isteyen okurlara başlangıç olarak bu hikâyeleri önerebilirim.

Ömer Faruk Dönmezʼden okuyacağım sıradaki eser
arkadaş tavsiyesiyle sipariş ettiğim “Ölü Bir Yazarın Anlattıkları” olacak. Okuduğum son eseri olmayacağını da biliyorum.

Yine de Ömer Faruk Dönmezʼi okuma hayatımın tam olarak neresine koyacağımı bilemiyorum. Okudukça göreceğim bakalım, henüz kesin konuşmak için erken.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Altını çizdiğimiz cümlelerde buluşmak dileğimle... (Seda [صدا] :) 
Yazarın kalemini gerçekten çok beğeniyorum. Her okuduğum kitabında 'Evet bu bir Ömer Faruk Dönmez kitabı' diyebildiğim gibi, ele aldığı konulara bakışındaki farklılıklar merak ve heyecan uyandırıyor. Bir zaman sonra yazarın bağımlılık yaptığını hissediyorum. Arada birkaç doz okumak lazım. (Ayşenur özkurt) 
--reklam--
Hep Aynı Hikaye PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez - Hep Aynı Hikaye kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hep Aynı Hikaye PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ömer Faruk Dönmez Kimdir?
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.

Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Kitapları - Eserleri
Hamza
Bir Kitap Bir Balta
Bir Yobazın Günlüğü
Dervişan
Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
Hep Aynı Hikaye
Ab-ı Hayat
Paradigma Sonsuzluk
Ab-ı Hayat 2
Yolcu ve Burjuva
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Alıntıları - Sözleri
Ulan ne iş be. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştayım ve dershaneye gidiyorum. (Hamza)
İfade edilmeyen bir düşünce,hiç düşünülmemiş gibidir.. (Hep Aynı Hikaye)
"Hayatın hakkını vermeden yaşayanın, varlığı haramdır." (Ab-ı Hayat)
İçindeki eğrilikle uğraş. (Ab-ı Hayat)
Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir. (Dervişan)
Dağ dağa kavuşmuştu fakat insan insanı anlamamıştı... (Bir Kitap Bir Balta)
Beni geçelim azizim. Uzun mevzuyum. Anlatmakla bitmem ki. (Bir Yobazın Günlüğü)
İlginçtir; Yusuf aleyhisselam bir kadının şerrinden kurtulmak için senelerce hapiste kalmayı göze almış; torunu Musa aleyhisselam ise bir kadına ulaşabilmek için senelerce işçilik / çobanlık yapmıştır.
Demek ki kadın vardır, yüzünü görmektense zindana girmek evlâdır; kadın vardır, ona ulaşmak için uğrunda yıllarca çalışılsa sezâdır. (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
Yolcu bu dünyaya sırnaşmayan ve yerleşmeyen onurlu insandır.. (Yolcu ve Burjuva)
Ruhu örseleyen yıpratan yoran parçalayan tüketen iki şey var: arzular ve korkular. (Yolcu ve Burjuva)
Modern edebiyat hikmete hakka hakikate iyiye bünyesinde yer veremiyor metinden bir ders ve ibret almayı bir hisse ve nasihat çıkarmayı asla istemiyor çünkü tam da bunları reddetmekle varlık buldu biz dertli yazarlar da hikmeti hakkı hakikati iyiyi güzeli anlatmak istediğimizde modern edebiyatın bu gizli ve otoriter tehdidiyle ve reddiyle baş etmek zorunda kalıyoruz
 Sanatta mesaj olur mu diyenler işte bu tezgaha düşenlerdir.
 Bir meselesi olmayan bu kadar geveze işte bu yüzden piyasaya doldurmuştur. (Yolcu ve Burjuva)
Bir mutluluk bazen nasıl da bir tek cümleyle yıkılabiliyor... (Hep Aynı Hikaye)
“Mevla görelim neyler/
Neylerse güzel eyler” (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
Edeb başka şey azizim; kitaptan okumakla öğrenilmiyor. (Dervişan)
Her şeyi yanlış anlıyorlar. Aptal oldukları için mi?
 Bilmi­yorum. Kafaları az çok çalışıyor. Fakat kalpleri? Kalpleri? Bir kalpleri var mı ki dersin canımın içi? (Bir Yobazın Günlüğü)
Gönlünü her gün tazelendireceksin; ‘ölümlü dünya’ diyeceksin, hepsini senin mülküne verseler ne olur, bir gün gelecek öleceksin: bu vaaz gönlü tazelendirir. (Ab-ı Hayat)
yani mensubiyetin değil samimiyetin belirleyici olduğunu yani insanları iddialarına göre değil ahlâklarına göre tanımlamak gerektiğini evet zaman içinde daha iyi anladım ve ilginçtir anneden babadan tevarüs edilmiş hocadan ezberlenmiş din sadece mensubiyet doğuruyor oysa varlık nedir var eden kimdir gayesi nedir diyerek bedeli ödenmiş emek verilmiş din samimiyet doğuruyor bu denklem tersten de kurulabilir yani mensubiyet sadece tevarüs edilmiş ve ezberlenmiş biçimi üretirken samimiyet bedeli ödenmiş emek verilmiş bir inanma biçimi üretiyor (Paradigma Sonsuzluk)
Zamanın birinde bir memlekette, ağzından küfür ek­sik olmayan bir adam yaşarmış. Nerde hoşuna gitmeyen bir durum görse basarmış küfrü. Memleketin en küfürbaz adamı olarak nam salmış tabi. Herif bu kötü namından rahatsız­lık duymaya başlamış; fakat küfretme alışkanlığından da bir türlü vazgeçemiyormuş. Gitmiş bir tekkeye. Şeyh efen­diden derdine bir çare dilemiş. Şeyh buna bir avuç bak­la vermiş. Al bunları demiş, birini ağzına koy, tam küfredeceğin zaman bakla diline değer; küfretmemen ge­rektiğini hatırlayıp, kendine hâkim olursun. Bizim adam uygulamaya başlamış. İşe yarıyormuş da. Neyse bir gün yine bu şeyhle bizimki gezerlerken müthiş bir yağmur başlamış. Acayip ıslanmışlar. Tam tekkeye doğru ko­şarlarken bir evin penceresinden bir kadıncağız seslen­mesin mi: "Hocaefendi bir bakıver!" Ulan koskoca ke­ramet sahibi şeyh, yağmur yağıyor diye halkın talebini geri mi çevirecek: durmuşlar tabi. Ama yağmur nasıl ya­ğıyor! Penceredeki kadın kaybolmuş, bizimkiler de ka­pıyı açmaya geliyor sanıp beklemişler. Neyse, 5 daki­ka sonra kadın bir daha belirmiş pencerede: "Biraz bekleyiver hocaefendi!" Haydaaa! Ulan yağmur sırılsıklam etmiş bunları, kadın bekletiyor, bizim küfürbaz homur­danmaya başlamış tabi. Şeyh de 'ya sabır' çekmeye ko­yulmuş. Kadın birazdan tekrar görünmüş pencerede, "Ta­mam hocaefendi gidebilirsiniz." demiş. Hayda ki haydaaa! "İyi de hanım, bizi niye beklettin boş yere şu yağ­murun altında?" diye kızmış şeyh. "Yok." demiş kadın gülümseyerek, "Boş yere bekletir miyim hiç hocaefendi; bizim tavuklar kuluçkada. Yumurtayı tavuğun altına ko­yarken kapıdan bir şeyh geçerse, yumurtadan horoz çı­kar derler, o yüzden beklettim sizi." İyi mi. Dangalaklı­ğın bu kadarına artık dayanamayan şeyh, bizimkine dön­müş, "Ulan arkadaş demiş, çıkar ağzından baklayı!" Hah ha. (Bir Yobazın Günlüğü)
Emperyalistlerin en çok korktukları şey, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Şehit olacağım!” cevabını veren bir neslin yetişmesidir. (Hamza)
Mülk kimindir
Tasarruf hakkı kime aittir
O'nun adaletine mi güvenmiyorsun merhametine mi
İlmine mi inanmıyorsun hikmetine mi
Geç yunus endişeden.. (Yolcu ve Burjuva)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hep-ayni-hikaye-omer-faruk-donmez-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)