# Hermeneutik ve Şiir - Doğan Özlem Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hermeneutik ve Şiir kimin eseri? Hermeneutik ve Şiir kitabının yazarı kimdir? Hermeneutik ve Şiir konusu ve anafikri nedir? Hermeneutik ve Şiir kitabı ne anlatıyor? Hermeneutik ve Şiir PDF indirme linki var mı?  Hermeneutik ve Şiir kitabının yazarı Doğan Özlem kimdir? İşte Hermeneutik ve Şiir kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hermeneutik-ve-siir-dogan-ozlem-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-14T17:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-09-14T17:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/14/dogan-ozlem-kimdir-dogan-ozlem-kitaplari-ve-sozleri-312679.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Doğan Özlem 
 Yayın Evi: Notos 
 İSBN: 9786055904418 
 Sayfa Sayısı: 65 
--reklam--
Hermeneutik ve Şiir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir edebiyat yapıtını yorumlamada aslolan nedir?

Şiir, edebiyatın en eski türü. Sevilen, yadırganan, içe kapalı gelen -dolayısıyla yoruma en muhtaç olan. Aslında yalnızca şiirin değil, bütün yazınsal metinlerin ömrü yoruma ne kadar açık olduklarına bağlı.
Hermeneutik ve Şiir felsefi bir bakış açısıyla, bir edebiyat metnini yorumlama sorununu şiir özelinde tartışıyor. Öncelikle, bir edebiyat metnini anlama ve yorumlama sürecinde yapılan seçimlere değinen kitap, tarihselliğin altını özellikle çiziyor. Yazınsal bir metnin en iyi biçimde ancak yazıldığı tarihsel-toplumsal koşullar göz önünde bulundurulduğunda anlaşılabileceğini vurguluyor. Başka bir deyişle, Grek tinini anlamadan Homeros'u, Rönesans ile Reform'un kesiştiği noktayı göz önünde tutmadan Shakespeare'i yorumlamanın eksik yorumlama olacağını öne sürüyor.
Hermeneutik ve Şiir, edebiyatı yeniden üçboyutlu düşünmek için iyi bir fırsat.

--reklam--
Hermeneutik ve Şiir Alıntıları - Sözleri
Platon, Greklerin Homeros'tan sonraki en büyük sanatçısıdır.
Sözcükler sınırsız olmalıdır.
"Dehayı en iyi ancak deha anlar"
Filozoflar, özellikle her şeyi zapturapt altına alma hevesindeki sistemci filozoflar kurama, theoriaya öncelik ve üstünlük tanırlar; fakat edebiyatın ele avuca sığmazlığı, tam da bu yüzden kuramın buyruğuna girmesinin olanaklı olmaması, bu sistemci filozofları ona kuşkuyla bakmaya ve gitgide öfkelendirmeye başlar. Platon, şairi ideal devletinden kovar; Hegel'in, kuramın edebiyat (ve genel olarak sanat) karşısında er geç muzaffer olacağına duyduğu güvenle, “sanatın ölümü'nü ilan ederken bir çeşit intikam duygusuyla hareket etmiş olduğu düşünülebilir. Sistemci olmayan filozofların önemli bir kısmının edebiyatla (ve sanatla) arası hiç de kötü değildir.Hatta bunların bir kısmı edebi dile severek başvurmaktan da sakınmazlar.
"Artık şu söylenebilir ki, Homeros'un şiirinde şairin .... içinde hareket ettigi sınırlar bizzat zamanının ve çağınin sınırlarıdır. Onun tüm ufku aristokratik toplum tarafından kuşatılmıştır. .....Kişiler arasındaki farklar bu aristokratik toplumda doğaldır, soya, yaşa, mizaca; atılganlığa, daha yüksek menşeye ve şecereye, gücün ve iktidarın ve kahramanlara özgü kuvvetin derecesine göre belirlenir.
Tüm bu aristokrat karakterler, kendilerini doğrudan etkileyen sert motiflerle harekete geçerler. Öyle ki, III Richard, IV Henry ve Macbeth başta olmak üzere, Shakespeare'in kahramanlarıyla karşılaştırıldığında Homeros'un kahramanlarının hepsi, normal koşullarda bir sükûnete ve huzura sahiptirler; bunlardan hiçbiri, onlara kendisine ulaşma tutkusu aşılayan ve hep göz önünde bulundurdukları bir amaç bağlamından hareketle enerji, güç iradesiyle dopdolu, planlı bir şekilde ileriye doğru süreklenmezler. Buradan bakıldığında, buna en iyi omek bizzat Akhilleus'tur.0, Phitia'da sükün içinde yaşamayı tahayyül eder ve sadece koşullar dolayısıyla öne itildiğini, lider konumuna sürüklendigini düşünür. Ve Homerosun kahramanlarının hepsi, ortalama insanın mütevazı planlanyla ve beklentileriyle donatılmışlardır. Bu kahramanlardan hiçbiri birey olarak kendilerini diğerlerinden ayıracak özelliklerle donatılmış değildirler ve onları birey kılacak yönleri, kendilerine ait bir dilleri, üslupları, düşünceleri, bu düşüncelerin yontup biçimlendirdiği birer kişilikleri yoktur. Homeros'ta birey yoktur"
"..sanat, yaşantılarımızı ve dolayısıyla içlerinde kuşatılmış halde olduğumuz bu yaşantıların dar çerçevesini genişletir. O, karanlık ve sert iç gözlemde içerilmiş yaşama bağlamını, yeniden üretimin aydınlık, yumuşak sferine yükseltir. O, yaşamın bizim duyusal/doğabilimsel kavrayışımızdan daha güçlü bir kavrama potansiyeli içerisinde nasıl göründügünü gösterir ve yaşamımızı özgül, gündelik faaliyetlerimizin dar çerçevesinden daha öte lere çeker, varoluş ufkumuzu genişletir. Sanat sayesinde kendimizi yaşam karşısında serbest bir konumda buluruz (Schiller sanatı oyunla karşılaştırır). Böylece varoluş ufkumuz, birbirlerini bütünleyen birçok dahinin yarattıklarıyla hatta sınırsızca genişler. Birçok yönüyle sanatçıyla ayn hamurdan olmak zorunda olan tarihçinin yaratıcılığının hakkı yukarıda zaten teslim edilmişti. İnsan yaşamının en içsel, en kişiye özel sayılan yönleri bile tarihsel bir konum ve durum içerisinde yaşanabilir. İnsanın kendi psişik potansiyellerini edimselleştirme şansı da aynı tarihsel konum ve durum içerisinde bulunabilir. Ve insan sahip olduğu psişik potansiyeli, en üst düzeyde ancak tarihsel konum ve durum içerisinde gerçekleşebilen sanatsal yaratmada edimselleştirebilir. Sanat, insanı ve yaşamı anlamanın bu yüzden organonudur."
Mimesis mi, Poiesis mi?
Sözcükler sınırsız olmalıdır.
"Dehayı en iyi ancak deha anlar"
Gadamer’e göre, geçmişte kalmış bir anlamı ihya etmek, ona tam olarak ulaşmak olanaklı değildir. Yazılı bir metni anlamak, geçmişteki bir şeyi tekrarlamak değil, onu şimdiki bir anlama ortak etmektir.
--reklam--
Hermeneutik ve Şiir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Hermeneutik ve Şiir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Doğan Özlem - Hermeneutik ve Şiir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hermeneutik ve Şiir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Doğan Özlem Kimdir?
1944 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi'nde başladığı lise ögrenimini tamamlayamadan kunduracı kalfası ve tezgâhtar olarak çalışmak zorunda kaldı. 1965'te Sivas'a er olarak askere gitti. Liseyi askerliği sırasında dışarıdan sınavlara girerek bitirdi. Yine askerliği sırasında üniversite giriş sınavını kazandı. 1967'deki terhisinden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde yükseköğrenime başladı ve bu bölümden 1971'de mezun oldu. 1971-1974 arasinda Almanya'da bulundu ve çesitli islerde çalisti. Mezun oldugu bölümde 1974'te baslayip daha sonra Max Weber'de Bilim ve Sosyoloji (1990) adiyla yayimlanan doktora tezini 1979'da tamamladi. Yüksekögrenimi ve doktora çalismasi sirasinda (1967-1979) Almanya'da ve Türkiye'de isçi, büro memuru, sendikaci, muhasebeci ve yönetici olarak çalisti. 1980'de, 36 yasindayken, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde asistan olarak göreve basladi. 1988'de doçent, 1993'te profesör oldu. 2001'de kendi istegiyle emekliye ayrildiktan sonra, aynı yıl içerisinde Mugla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde akademik hayata yeniden döndü. Burada 2007 yılına kadar bölüm başkanlığını yürüttü. Şu anda Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesidir.

2004 yilinda adina Anlama ve Yorum: Dogan Özlem Armagan Kitabi hazirlanmis, 2005 yılında ise TÜBA-Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü'ne lâyik görülmüstür.
--reklam--
Doğan Özlem Kitapları - Eserleri
Mantık
Etik
Tarih Felsefesi
Bilim Felsefesi
Hermeneutik ve Şiir
Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi
Kant Üstüne Yazılar
Kavramlar ve Tarihleri
Max Weber'de Bilim Ve Sosyoloji
Felsefe ve Doğa Bilimleri
Metinlerle Hermeneutik Dersleri 1
Felsefe Yazıları
Evrensellik Mitosu
Metinlerle Hermeneutik Dersleri 2
Persona
Bilim Felsefesi (Ders Notları)
Türkçede Felsefe
Tarihselci Düşünce Işığında Bilim, Ahlak ve Siyaset
Felsefe Yazıları
Anlamdan Geleneğe, Kimlikten Özgürlüğe
Söyleşiler
Baykuş Felsefe Yazıları Dergisi Sayı: 3 (Eylül 2008)
Siyaset, Bilim ve Tarih Bilinci
Bedia Akarsu Armağanı
Tartışmalar
Kavram ve Düşünce Tarihi Çalışmaları 2
Felsefe Tartışmaları
--reklam--
Doğan Özlem Alıntıları - Sözleri
İnsanda "toplum olma eğilimi" kadar, bu eğilime karşı "sürekli bir direnç" de vardır. İnsana akıl yoluyla yeteneklerini geliştirme olanağı ancak toplum içinde açıktır; ama o, birey olarak bencil ve toplum dışı isteklere de sahiptir. (Kant Üstüne Yazılar)
Özgürlük, olan değil, oluşturulan bir şeydir. (Tarih Felsefesi)
Değerler, uyulması "zorunlu" yasalar değil, uyulması "gerekli" ilke veya buyruklar olarak birey tarafından hissedilirler. (Kavramlar ve Tarihleri)
İlk iki tanımda mantığın düşünme, son iki tanımda ise dil (söz) ile bağıntısına ağırlık verildiği saptanabilir. Düşünme ile dil arasında kopmaz bir bağ olduğu açık bir olgudur. Ancak, düşünülmüş olan şey, yani düşünce ile, dile getirilmiş olan şey,
yani dilsel ifade arasında tam bir örtüşme ve çakışma olmadığını da biliriz. Yine de, düşünülmüş olan şeyin, düşüncenin dışavurulma, açığa çıkma ortamının dil olduğu, düşüncelerimizi dil ortamında ve dil aracılığıyla tanıyabildiğimiz ve aktarabildiğimiz açıktır. (Mantık)
(...)felsefe-din ve felsefe-devlet ilişkileri üstüne Kant’ın bildirdikleri, hâlis bir felsefecinin katılmazlık edemeyeceği görüşleri içermektedir.(...)

( Kant’ta Felsefe-Din ve Felsefe-Devlet İlişkisi Üstüne ) (Felsefe Yazıları)
Değerler öznel ve değişkendirler. bu nedenle de bilimsel faaliyete bulaştırımamaları gerekir. (Kavramlar ve Tarihleri)
"Mantık, bir akıl yürütmede kanıtlayan durumundaki öncül veya öncüllerle, kanıtlanan durumundaki sonuç önermesi arasındaki kanıtlama bağıntısını inceler." (Mantık)
"..sanat, yaşantılarımızı ve dolayısıyla içlerinde kuşatılmış halde olduğumuz bu yaşantıların dar çerçevesini genişletir. O, karanlık ve sert iç gözlemde içerilmiş yaşama bağlamını, yeniden üretimin aydınlık, yumuşak sferine yükseltir. O, yaşamın bizim duyusal/doğabilimsel kavrayışımızdan daha güçlü bir kavrama potansiyeli içerisinde nasıl göründügünü gösterir ve yaşamımızı özgül, gündelik faaliyetlerimizin dar çerçevesinden daha öte lere çeker, varoluş ufkumuzu genişletir. Sanat sayesinde kendimizi yaşam karşısında serbest bir konumda buluruz (Schiller sanatı oyunla karşılaştırır). Böylece varoluş ufkumuz, birbirlerini bütünleyen birçok dahinin yarattıklarıyla hatta sınırsızca genişler. Birçok yönüyle sanatçıyla ayn hamurdan olmak zorunda olan tarihçinin yaratıcılığının hakkı yukarıda zaten teslim edilmişti. İnsan yaşamının en içsel, en kişiye özel sayılan yönleri bile tarihsel bir konum ve durum içerisinde yaşanabilir. İnsanın kendi psişik potansiyellerini edimselleştirme şansı da aynı tarihsel konum ve durum içerisinde bulunabilir. Ve insan sahip olduğu psişik potansiyeli, en üst düzeyde ancak tarihsel konum ve durum içerisinde gerçekleşebilen sanatsal yaratmada edimselleştirebilir. Sanat, insanı ve yaşamı anlamanın bu yüzden organonudur." (Hermeneutik ve Şiir)
Gerçeklik bilince bağlıdır; bir şeyin benim için orada olduğu bilincine. (Metinlerle Hermeneutik Dersleri 1)
Modern dönemle birlikte büyük bir sıçrayışa geçen
doğa bilimleri uzunca bir süre kesin bilginin ölçütü ve
referans noktası oldu. Buna göre, bilimsel geçerlilik iddiasındaki bir bilginin doga bilimlerini model alması
neredeyse bir zorunluluktu. Hiç kuşkusuz, doga bilimlerinin sonuçlarının endüstriyel ve teknolojik uygulamalarla toplum yaşamına getirdiği katkıların bunda
büyük rolü vardı. Buna karşılık felsefe, doğa bilimlerinin
bütün serüvenlne baştan berl eleştirel blr mesafeden
tanıklık ettl, Zaman zaman bilim karşısında gerekslz ve
metafizik sayılan feksefenln vazgeçilmez rolü, bilimlerin
özellikle 20. yüzyılda düştükleri kriz esnasında yeniden ortaya çıktı.
Felsefe ile doğa bilimleri arasındaki bu ilişkiler ağını
ortaya koyan Felsefe ve Doğa Bilimleri modern bilim
kavramının yeni blr bakış açısıyla ele alınmasında farklı
bir kapı aralıyor. . (Felsefe ve Doğa Bilimleri)
"Artık şu söylenebilir ki, Homeros'un şiirinde şairin .... içinde hareket ettigi sınırlar bizzat zamanının ve çağınin sınırlarıdır. Onun tüm ufku aristokratik toplum tarafından kuşatılmıştır. .....Kişiler arasındaki farklar bu aristokratik toplumda doğaldır, soya, yaşa, mizaca; atılganlığa, daha yüksek menşeye ve şecereye, gücün ve iktidarın ve kahramanlara özgü kuvvetin derecesine göre belirlenir.
Tüm bu aristokrat karakterler, kendilerini doğrudan etkileyen sert motiflerle harekete geçerler. Öyle ki, III Richard, IV Henry ve Macbeth başta olmak üzere, Shakespeare'in kahramanlarıyla karşılaştırıldığında Homeros'un kahramanlarının hepsi, normal koşullarda bir sükûnete ve huzura sahiptirler; bunlardan hiçbiri, onlara kendisine ulaşma tutkusu aşılayan ve hep göz önünde bulundurdukları bir amaç bağlamından hareketle enerji, güç iradesiyle dopdolu, planlı bir şekilde ileriye doğru süreklenmezler. Buradan bakıldığında, buna en iyi omek bizzat Akhilleus'tur.0, Phitia'da sükün içinde yaşamayı tahayyül eder ve sadece koşullar dolayısıyla öne itildiğini, lider konumuna sürüklendigini düşünür. Ve Homerosun kahramanlarının hepsi, ortalama insanın mütevazı planlanyla ve beklentileriyle donatılmışlardır. Bu kahramanlardan hiçbiri birey olarak kendilerini diğerlerinden ayıracak özelliklerle donatılmış değildirler ve onları birey kılacak yönleri, kendilerine ait bir dilleri, üslupları, düşünceleri, bu düşüncelerin yontup biçimlendirdiği birer kişilikleri yoktur. Homeros'ta birey yoktur" (Hermeneutik ve Şiir)
Mimesis mi, Poiesis mi? (Hermeneutik ve Şiir)
Bilim, ancak mantıktan yararlanarak iş görebilir ve bu yüzden bizzat mantığı inceleyemez. (Bilim Felsefesi)
Pozitivist bilim modelinin kabul edilmesi insanın bu anlama edimini dışta bırakıyor. İnsan anlamaz, insan ne yapar pozitivist bilim modelinde? Açıklar sadece açıklar. Saptar, bir anlamda saptayıcı bir konumdadır. bu durumda anlama edimi tümden ortadan kalkmış oluyor. (Metinlerle Hermeneutik Dersleri 1)
...Uğrunda pek çok mücadelenin verildiği ve verilmekte olduğu düşünce özgürlüğü insanın her istediğini, her aklına geleni söylemesi özgürlüğü değildir.

(*) Türkiye Felsefe Kurumu Bülteni Sayı: 1, Aralık 1994, ss-4-5 (Bedia Akarsu Armağanı)
"Günümüzde felsefe, benim 'düşünce piyasası' dediğim bir piyasa çeşidinde dolaşıma sokuldu ve felsefî ürünler kişinin düşünsel olgunlaşmasındaki önemlerinden çok, benim 'düşünce tüketimi' dediğim özel bir tüketim tarzının nesnesi olmaya başladılar. Neokapitalizmin ahtapot kolları, her yeri olduğu gibi, felsefe alanını da sardı. Oysa düşüncenin, hele felsefî düşüncenin metalaşması, insanlığın bugünü ve geleceği açısından çok tehlikeli." (Kavramlar ve Tarihleri)
H. G Gadamer

"Tarih, olmuş ve olmakta olduğumuz her şeydir; o kaderimizin bağlayıcısıdır." (Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi)
Platon, Greklerin Homeros'tan sonraki en büyük sanatçısıdır. (Hermeneutik ve Şiir)
Dilin mantığını doğru kavramak, önce mantık-evren ayrılığını kavramayı gerektirir. “Felsefe”nin yeniden konumlanması ﻿ da buna dayanır. Bir “bilgi kaynağı”, bir “öğreti” olamayacağına göre, “felsefe” nasıl bir “etkinlik” olacaktır? Bilgi elde etmek bilimlere (doğa bilimlerine) ait bir iştir; felsefe bilgi elde ﻿ etmeyi, evren üzerinde konuşmayı bilimlere bırakmalıdır. Evren bilimlerin konusudur, felsefenin değil. Felsefe ancak dilsel ﻿ yapıları, dili mantık bakımından aydınlatma işini yüklenebilir. ﻿ Öyle ki, felsefe mantıktır. (Bilim Felsefesi)
...Asıl aydınlanma insanın, "bağımsız bilen" insan olduğu bir durum, çeşitli bilme etkinliklerinin "bağımsızlık" içinde yani biri ötekine indirgenmeksizin, kendi "değeri" neyse o olarak varolduğu, Nietzsche'nin deyişiyle bilginin ve bilmenin "yaşam" açısından işlev gördüğü bir ortamdır. Bunun olabilmesi için felsefenin işlevine, Heidegger'in deyişiyle "düşünme"nin yeniden "düşünme" olmasına büyük gereksinim vardır. Bu noktada, modern çağın, aydınlanma "ideali" içinde "kültürsüz insanı" ortaya çıkarmasının yani kültür ve uygarlık yaratmadaki başarıszlığının nedenlerine ilişkin olarak Nietzsche'nin şu sözleri üzerinde bir daha düşünmekte yarar vardır: "Felsefe, kendisine nerede tam hakkı verilmezse, orada tehlikeli olur.*"

(*) Nietzsche, Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe, s. 23. (Bedia Akarsu Armağanı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hermeneutik-ve-siir-dogan-ozlem-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)