# Hermenötiğin Kökeni - Michel Foucault Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hermenötiğin Kökeni kimin eseri? Hermenötiğin Kökeni kitabının yazarı kimdir? Hermenötiğin Kökeni konusu ve anafikri nedir? Hermenötiğin Kökeni kitabı ne anlatıyor? Hermenötiğin Kökeni PDF indirme linki var mı?  Hermenötiğin Kökeni kitabının yazarı Michel Foucault kimdir? İşte Hermenötiğin Kökeni kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hermenotigin-kokeni-michel-foucault-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-20T06:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-04-20T06:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/20/michel-foucault-kimdir-michel-foucault-kitaplari-ve-sozleri-203922.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Michel Foucault 
 Çevirmen: Şule Çiltaş 
 Tasarımcı: Arslan Kahraman 
 Orijinal Adı: L'origine de L'hermeneutique de Soi 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9786053141877 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Hermenötiğin Kökeni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Foucault’nun eleştirel çalışmalarında kendilik problemi esaslı bir yer teşkil eder, elinizdeki kitap bu problemi enine boyuna tartışan, araya spekülatif düşüncesinin de dahil edildiği, zihin açıcı ve kışkırtıcı bir çalışma... Foucault, Kasım 1980’de, Dartmouth College’da “Hakikat ve Öznellik” ve “Hıristiyanlık ve İtiraf” başlıklı iki İngilizce konferans vermiştir. Bu konferanslarda, Antik Yunan ve Roma dönemindeki kendilik teknikleri, kendilik incelemesi ve vicdan yönetimi gibi konuları işlemiş, modern öznenin soykütüğünün ve bugün bile karakterimizi oluşturan kendilik meselesinin izinden gitmiştir.

Foucault, Dartmouth College’da verdiği bu konferansın bir benzerini Berkeley’de, Kaliforniya Üniversitesi’nde de vermiştir. Bunların yanı sıra, Foucault’nun daha önce hiç yayımlanmamış iki mülakatı da bu çalışmaya dahil edilmiştir.

Modern felsefi tartışmalarda önemli yer teşkil eden bir kitap.
--reklam--
Hermenötiğin Kökeni Alıntıları - Sözleri
Bize gerçek olarak, doğru olarak, iyi olarak sunulan şeyi aslında hareketsiz ve dokunulmaz kılmaya eğilimli olan her şeye "iktidar" adını veriyorum.
Bir fikrin kendi kendine bir iktidara sahip olmadığının doğal olduğunu düşünmüyor musunuz?
"Ruhunun utancını, arzusunu, rahatsızlığını, cimriliğini gizleyen insanın ilerleme şansı çok azdır."
Gösterişçi hazırlanma eylemlerinde exomologesis'teki kendiliğin ifşası, aynı zamanda, kendiliğin yıkımıdır.
Evet bütün bunlar yalnızca delilikten.
Hakikatin bütün gücüyle ortaya çıktığı ve bireyi hem bilgi hem de irade öznesine dönüştürerek, insanların ruhuna iyiden iyiye yerleştiği kısa bir cümle...
"Size ahlakımın üç unsurundan bahsedeceğim: [ ilk olarak ] bize önerilen şeyleri sorgulamadan kabul etmeyi reddetme; ikinci olarak analiz etmenin ve bilmenin gerekliliği — zira yapmak zorunda olduğumuz hiçbir şey, bir bilgi gibi bir düşünce olmaksızın yapılamaz; bu, merak ilkesidir — ve üçüncü olarak yenilik ilkesi, yani önceki hiçbir programdan esinlenmemek ve şimdiye kadar düşünülmemiş, tasarlanmamış, bilinmemiş vs şeyleri düşüncelerimizin kimi unsurlarında ve davranışlarımızda arama... Yani reddetme, merak, yenilik."
Eğer yönetilmeyi kabul ediyorlarsa yönlendirilmeyi de kabul ederler.
Marx'ın şanssızlığı, doktrininin daima politik örgütlenmeler tarafından dikkate alınması olmuştur.
Yönetim, bir tahakküm hedefiyle insanların kendiliğini ve insanların kendi tutumunu kullanmaya izin veren bir tekniktir.
--reklam--
Hermenötiğin Kökeni İncelemesi - Şahsi Yorumlar
" Bir anlamda ahlakçıyım. Size ahlakımın üç unsurundan bahsedeceğim: [ ilk olarak ] bize önerilen şeyleri sorgulamadan kabul etmeyi reddetme; ikinci olarak analiz etmenin ve bilmenin gerekliliği -zira yapmak zorunda olduğumuz hiçbir şey, bir bilgi gibi bir düşünce olmaksızın yapılamaz; bu, merak ilkesidir -ve üçüncü olarak yenilik ilkesi, yani önceki hiçbir programdan esinlenmemek ve şimdiye kadar düşünülmemiş, tasarlanmamış, bilinmemiş vs şeyleri düşüncelerimizin kimi unsurlarında ve davranışlarımızda arama... Yani reddetme, merak, yenilik."

s:128

Foucault un zihin yapısını biraz anlayabilmek adına ufacık bir bilgi, kendisi hakkında.. (DeliBilge) 
Batıda öznenin kendiliği hakkında konuşmaları barındıran kitap, aslında konferans ses kayıtlarının İngilizceden tercümesidir. Anadili Fransızca olan ve İngilizce konusunda tutuk olduğu bilinen Foucault, bu sebeple kendini ifade etmekte zorlanıyor.⠀
⠀
Ancak bunlara rağmen bireyin kendiliğini Antik Yunan döneminden Hristiyanlığa dek girift biçimde açıklamaya çalışıyor. Konunun girift hale gelmesindeki bir önemli sebep de Foucault’nun düşünsel olarak kendisini savrulmuş hissetmesinden kaynaklanıyor.⠀
⠀
Antik Yunan felsefesinde öznenin felsefesinin kişinin kendiliğinde yönetici olmadığını ve öğretilerde ekseriyetle tavsiyelerde bulunduğu; bunun aksine Hristiyanlığın öznenin kendisine doğrudan müdahale ettiğini ve onu yönetmek için çalıştığını savunuyor.⠀
⠀
Pedagoji ve Psikoloji gibi çocuk ve insanların düşünsel yapısını çözmeye uğraşan bilimlerin eleştirisi yüzeysel olarak ele alırken, Hristiyanlıktaki “günah çıkarma” şeklinde meydana gelen “itiraf” ritüelinin politik boyutlarını inceliyor. Elbette bunu Cinselliğin Tarihi adlı kitabındaki kadar detaylı anlatmıyor. ⠀
⠀
Tam olarak emin olmasam da, konunun anlaşılması bakımından, kültürümüzdeki “vicdan” olgusunun Batıdaki sistemli yönetiminin nasıl oluştuğunu anlatıyor diyebilirim. İnsanı konuşmaya, itiraf etmeye ve böylece kendinden koparmaya çalışan ve bunu şeytan, kötülük, delilik, hırsızlık gibi adli ve tıbbi yollarla denetlemek isteyen kurumların Hristiyanlıktan gelen geleneğini anlatıyor.⠀
⠀
Yine Kelimeler ve Şeyler’indeki kadar olmasa da, kişinin itiraf aşamasında kanıtladığı görsel ve temsili itirafını bence çok güzel noktalardan yakalıyor.⠀
⠀
Kitap, daha önce bu alanlarda çalışma yapmamış kişiler için anlamsız ve teolojik gelebilir. (Onur Kızıloğlu) 
Bu eseri okuduğum neredeyse her sayfada "keşke orijinalinden okuyabilme fırsatım olsaydı" diye haykırıyordum kendime..:(
Foucault "Kendilik" felsefesini bambaşka bir aşamayagetiren bir adam. Ama ne yazık ki çeviri dilinin yetersizliğinden tam anlamak zor... Ya fransızca ya da hint avrupa dillerinden birinin çevirisini okuma fırsatım olsa hemen okurum. Nitekim bu adam yabana atılacak biri değil. satırlardaki derinlik çekiyor insanı ama anlayabildiğini söylemek için bağlanntıdan kopmamaya çok özen göstermek gerek... (The Reader) 
--reklam--
Hermenötiğin Kökeni PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Michel Foucault - Hermenötiğin Kökeni kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hermenötiğin Kökeni PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Michel Foucault Kimdir?
Michel Foucault Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog. 15 Ekim 1926’da Poitiers'de doğdu. Babası, oğlunun kendi kariyerini takip etmesini isteyen bir cerrahtı. Foucault, Saint-Stanislas Okulunu bitirdikten sonra, saygın bir okul olan Paris’teki 4. Henry Lisesi’ne girdi. 1946’da, daha önce sınavlarında başarısız olduğu École Normale Supérieure’e kabul edilen dördüncü öğrenciydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Poitiers, Alman ordularının işgali altında kaldı.

Maurice Merleau-Ponty ile felsefe çalıştı. 1948’de felsefe diplomasını, 1950’de psikoloji diplomasını aldı ve 1952’de psikopatoloji diplomasıyla ödüllendirildi. 1950-1953 yılları arasında Fransa Komünist Partisi'nde yer almıştır. Partiye girişi Louis Althusser aracılığıyla olmuştur. Ancak Stalin'in Sovyetler Birliği'nde izlediği politikalar onu partiden soğutmuş ve bir süre sonra partiden ayrılmıştır.

1954’ten itibaren dört yıl İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde doktora tezini yazdı. Zamanın Uppsala Üniversitesinin pozitivist damarı Foucault'un tezini bilimsel bulmayıp kabul etmedi. Birer yıl da Varşova ve Hamburg Üniversitelerinde Fransızca öğretti. 1960’da Fransaya Clermont-Ferrand Üniversitesine felsefe bölüm başkanı olarak döndü. "Delilik ve Medeniyet" (Folie et déraison. Histoire de la folie à l'âge classique) kitabındaki teziyle doktorayla ödüllendirildi. Aynı yıl Foucault, kendinden on yaş küçük olan felsefe öğrencisi Daniel Defert’la tanıştı. Defert’ın politik aktivizmi çalışmalarında ona yol gösterdi. Foucault, Defert’la aralarındaki ilişki için çok sonraları bunun zaman zaman da aşka benzeyen uzun soluklu bir tutku ilişkisi olduğunu söyledi.

Foucault’nun ikinci önemli eseri "Kelimeler ve Şeyler" (Les mots et les choses) 1966’da yayımlanan karşılaştırmalı bir ekonomi, doğa ve dil bilimleri çalışmasıydı. Çok satan bu kitap Foucault’nun adının tanınmasında büyük rol oynadı.

1966-1968 arasında Defert’la birlikte Tunus’a gitti ve birlikte tekrar Paris’e döndüler. Foucault, Vicennes’deki Paris-VIII Üniversitesi’nde Felsefe bölüm başkanı oldu, Defert da sosyoloji bölümünde ders vermeye başladı. 1968 öğrenci hareketinden oldukça etkilendiler. Aynı yıl Foucault başka aydınlarla beraber Hapishane Bilgilendirme Grubu’nu (Groupe d'information sur les prisons) kurdu.

1969’da "Bilginin Arkeolojisi"’ni (Archéologie du savoir) yayımladı. 1970’de en önemli araştırma enstitülerinden biri olan Fransa Koleji’ne Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçildi. 1975’te belki de en etkili kitabı olan "Hapishanenin Doğuşu"’nu (La naissance de la prison) yayımladı.

Ömrünün kalan yıllarında kendini "Cinselliğin Tarihi" (Histoire de la sexualité) çalışmasına adadı. 1976’da ilk cildini yayımladı, çalışmasını tam bitirememiş olsa da ikinci ve üçüncü ciltler 1984’teki ölümünden hemen sonra yayımlandı.

1978'li yıllarda İran'da Şah karşıtı gösteriler ayyuka çıktığında Foucault, Corriere della Sera ve Le Nouvel Observateur dergilerine muhabirlik yapmış, İran'ı ziyaret etmiştir. Paris'te Ayetullah Humeyni ile görüşmüş, İran'daki muhalefet liderleri ve gösteriye katılan insanlarla mülakatlar gerçekleştirmiştir. İran'a ilişkin "Ruhsuz dünyanın ruhu" gibi yazdığı makaleler ve kullandığı "siyasi ruhanilik" kavramı ilginçtir. Bu makaleler İngilizceye çok sonradan tercüme edilmiş, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından ilgi görmüş; siyasal İslam, İran-Batı ilişkileri bağlamında incelenen metinler olmuştur.

Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini söylemiştir.

25 Haziran 1984'te Paris'te yakalandığı AIDS hastalığı nedeniyle vefat etmiştir.

Foucault' un felsefi yönünün anlaşılması, bir sosyal bilimler öğrencisi için aşılması ayrıcalık getirecek bir eşiktir. Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir (modernite bu kavramları asla kabul edemezdi). Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler.
--reklam--
Michel Foucault Kitapları - Eserleri
Bu Bir Pipo Değildir
Hapishanenin Doğuşu
Deliliğin Tarihi
Cinselliğin Tarihi
Doğruyu Söylemek
Kelimeler ve Şeyler
Akıl Hastalığı ve Psikoloji
Bir Aile Cinayeti
Güzel Tehlike
Büyük Yabancı
Bilginin Arkeolojisi
Özne ve İktidar
İktidarın Gözü
Toplumu Savunmak Gerekir
Entelektüelin Siyasi İşlevi
Büyük Kapatılma
Hermenötiğin Kökeni
Kliniğin Doğuşu
Yapısalcılık ve Post Yapısalcılık
Rezil İnsanların Yaşamı
Söylemin Düzeni
Eleştiri Nedir? - Kendilik Kültürü
Psikoloji ve Ruhsal Hastalık
Deliliğin Tarihine Giriş
Sonsuza Giden Dil
Felsefe Sahnesi
Raymond Roussel: Ölüm ve Labirent
Biyopolitikanın Doğuşu
Güvenlik, Toprak, Nüfus
Yedinci Meleğe Dair Yedi Bahis
Manet
Kliniğin Doğuşu
Marx'tan Sonra
Ders Özetleri
Öznenin Yorumbilgisi
Bilme İstenci Üzerine Dersler
Öznellik ve Hakikat
Dostluğa Dair
Nietzsche, Freud, Marx
Of Other Spaces, Heterotopias
Özgürlük ve Bilgi
Hakikat Cesareti Kendinin ve Başkalarının Yönetimi 2
Kliniğin Doğuşu
Söylem ve Hakikat
Religion and Culture
Language, Madness, and Desire
Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi
İqtidar. Nəzarət. Cəmiyyət
Dream and Existence
The Order of Things
--reklam--
Michel Foucault Alıntıları - Sözleri
''[...] Psikanalizin size öğretebileceği tek şey, sizin bir efendi aradığınızdır.'' (Felsefe Sahnesi)
Geleneksel biçimi içinde tarih,geçmişin anıtlarını "belleğine yerleştirmek",onları doküman haline dönüştürmek ve çoğunlukla kendiliğinden sözlü olmayan ya da sessizce söylediği,söylediklerinden başka olan bu izleri konuşturmak girişiminde bulunuyordu;tarih,günümüzde dokümanları anıtlar haline dönüştürürken,insanlar tarafından bırakılmış izlerin çözüldüğü ve bulundukları oyukta tanınmaya çalışıldıkları yerde,ayırımın,gruplandırmanın,anlamlı kılmanın,ilişkiye sokmanın,birlikler oluşturmanın söz konusu olduğu bir öğeler yığınını gösterir. Tarih,dilsiz anıtların,cansız izlerin,bağlantısız nesnelerin ve geçmişe terk edilmiş şeylerin disiplinli olarak,arkeolojinin tarihe yöneldiği ve ancak tarihsel bir söylemin yeniden kurulmasıyla anlam kazandığı bir zamandı;kelimeler üzerinde biraz oynamak suretiyle denilebilir ki günümüzde,tarih arkeolojiye,anıtın esas tanımına yönelir. (Bilginin Arkeolojisi)
Hastalık, doğanın karşısında değildir, tersine çevrilmiş bir süreçte, doğanın ta kendisidir. (Akıl Hastalığı ve Psikoloji)
Sıradan olanı oluşturan her şey, önemsiz detaylar, siliklikler, görkemsiz günler, o bildik yaşam anlatılabilirdir ve anlatılmalıdır, hatta daha iyisi, yazıya geçirilmelidir. (Rezil İnsanların Yaşamı)
bilgi faydaya karşıttır,zira onaylamaya ve itiraza yer verilmesi gereken bir oyundur. (Bilme İstenci Üzerine Dersler)
"Birbirimizi yorumlamaktan başka bir şey yapmıyoruz" (Kelimeler ve Şeyler)
Yaşamın ta kendisinin siyasi stratejilerde ortaya sürülmesi Foucault’ya göre bir toplumun “modernliğe girme eşiği”dir. “İnsan, binlerce yıl boyunca Aristoteles için neyse o olmuştur, yani yaşayan ve buna ek olarak siyasal bir varlık olma yeteneğine sahip olan bir hayvan; modem insan, bir canlı varlık olarak yaşamını kendi siyaseti dahilinde söz konusu eden bir hayvandır." (Özne ve İktidar)
''Tırtıklanmış bir söylemin göbeğinde yaşıyoruz.'' (Felsefe Sahnesi)
Düşüncelerin tarihi,... başlangıçların ve bitimle­rin disiplini, belirsiz sürekliliklerin ve geri dönüşlerin betimlen­mesi, tarihin çizgisel biçiminin içindeki gelişmelerin yeniden kuruluşudur. Fakat düşüncelerin tarihi aynı zamanda her alanda­ki bütün karşılıklı ilişkiler ve aracılar oyununu betimleyebilir: o bilimsel bilginin nasıl yayıldığını, felsefî kavramlara nasıl yer verdiğini, ve muhtemelen edebî eserlerde nasıl biçim ka­zandığını gösterir; problemlerin, kavramların, temaların dile ge­tirildikleri felsefî alandan bilimsel ya da siyasal söyleme doğru nasıl yer değiştirebildiklerini gösterir; eserleri kuramlarla, alış­kanlıklarla ya da sosyal davranışlarla, tekniklerle, ihtiyaçlarla ve sessiz pratiklerle ilişkiye sokar; söylemin en çok özümsenmiş biçimlerini, somut görünüm içinde, onların doğuşunu gör­müş olan büyüme ve gelişme ortamında, yeniden canlandırmaya çalışır. Bu durumda düşüncelerin tarihi birbirinin içine girmele­rin disiplini, eserleri çevreleyen, onları belirginleştiren, yeniden birbirlerine bağlayan ve kendileri olmayan her şeyin içine onları yerleştiren aynı merkezli dairelerin betimlenmesi olmaktadır. (Bilginin Arkeolojisi)
“Dünya özü itibarıyla her noktada farklıdır; tüm noktalar üzerinde ağırlığa sahiptir, tüm noktalar direnç gösterir ve sonuç olarak ortaya çıkanlar her durumda birbirleriyle mükemmel bir uyumsuzluk halindedir.” (Bilme İstenci Üzerine Dersler)
Nihayetinde eleştiri ,kendinden başka bir şeyle ilişki içinde var olur ancak .Bilmeyeceği ve olmayacağı bir gelecek ya da hakikat için bir araç bir vasıtadır polislik yapmak istediği ama yasa yapma kudretinin olmadığı bir alanda gözetmenliktir. (Eleştiri Nedir? - Kendilik Kültürü)
Sağlık, ahiret mutluluğunun yerini alıyor, diyordu Guardia. (Kliniğin Doğuşu)
... hakikate erişmek üzere işleme konan bilgi biçimleri gibi, ortaya çıkan bilgi içerikleri ve özneleşme etkileri de her çağda farklıdır. Demek ki genel ve evrensel bir özne tarihi yapılamaz: Kişinin kendisiyle ve hakikatle kurduğu ilişkinin biçimine bağlı olarak, ortaya çıkacak özne de değişecektir. (Öznellik ve Hakikat)
Mutluluk, hayatta insanın kendisini ne kadar güzel oyalabildiği ile doğru orantılıdır. Mutlu hissediyorsanız siz bu işi güzel yapıyorsunuz demektir. (Deliliğin Tarihi)
Ölmek için acele ediyorum (Bir Aile Cinayeti)
Günümüzün dünyası şizofreniyi mümkün kılmaktadır, bu dünyanın, olayları yoluyla insani olmayan ve soyut olmasından dolayı değil, aksine kültürümüzün bu dünyayı, onun içinde insanın artık bizzat kendisini tanıyamaması şeklinde okumasından dolayıdır. (Psikoloji ve Ruhsal Hastalık)
“Ben iktidar mekanizmasını düşündüğümde, iktidarın bireylerin tohumuna kadar ulaştığı, bedenlerine eriştiği, hâl ve tavırlarına, söylemlerine, öğrenimlerine, gündelik yaşamlarına sindiği kılcal var olma biçimini düşünüyorum.” (İktidarın Gözü)
Akıl bilgiyi defalarca ve defalarca ikiye ayırdı. (Yapısalcılık ve Post Yapısalcılık)
Kopuk olayların ortaya çıktığı alanı saflığı içinde göster­mek, onu hiçbir şeyin üstesinden gelemeyeceği bir yalnızlığın içine yeniden yerleştirmeye girişmek değildir. Bu onu yeniden kendi üzerine kapatmak değildir; bu kendisinde ve kendisindeki ilişki oyunlarını betimlemek için kendini serbest bırakmaktır. (Bilginin Arkeolojisi)
Bir fikrin kendi kendine bir iktidara sahip olmadığının doğal olduğunu düşünmüyor musunuz? (Hermenötiğin Kökeni)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hermenotigin-kokeni-michel-foucault-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)