# Herr Sommer'in Öyküsü - Patrick Süskind Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Herr Sommer'in Öyküsü kimin eseri? Herr Sommer'in Öyküsü kitabının yazarı kimdir? Herr Sommer'in Öyküsü konusu ve anafikri nedir? Herr Sommer'in Öyküsü kitabı ne anlatıyor? Herr Sommer'in Öyküsü kitabının yazarı Patrick Süskind kimdir? İşte Herr Sommer'in Öyküsü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/herr-sommerin-oykusu-patrick-suskind-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-10T06:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-03-10T06:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/10/patrick-suskind-kimdir-patrick-suskind-kitaplari-ve-sozleri-172181.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Patrick Süskind 
 Çevirmen: Tevfik Turan 
 Orijinal Adı: Die Geschichte von Herrn Sommer 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750713569 
 Sayfa Sayısı: 96 
--reklam--
Herr Sommer'in Öyküsü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş Alman edebiyatının önde gelen yazarlarından Patrick Süskind, bu kitabında, büyümekte olan bir çocuğun gözüyle dünyanın ve insanlığın fotoğrafını çekiyor sanki. Bir çocuk, dünyayı ve kendini nasıl tanır? Sevgi ve adalet duygusunu nasıl keşfeder? Öteki insanlar -ana-baba, ağabey, abla olsalar da- kimlerdir? Başkaları cennet midir, yoksa cehennem mi? Büyümekte olan bir insanın karşılaştığı engellere karşı gösterdiği, aslında bütün insanlığa yönelik o acımasız tepki. Ve ona gereksinim duyulduğunda insanın yardımına koşmayan Tanrı. Yaşam ve ölüm düşüncesi... Özetlersek: Herr Sommer'in Öyküsü, yediden yetmişe her yaşta insanın bir solukta okuyacağı, çarpıcı, neşeli ve kederli bir uzun öykü. Üstelik bu güzel öyküyü, ünlü çizer Sempé resimlemiş.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Herr Sommer'in Öyküsü Alıntıları - Sözleri
Yükselmek hiç sorun değildi. Ama sonra yere nasıl inerdi insan?
Yükselmek hiç sorun değildi. Ama sonra yere nasıl inerdi insan?
Sürekli bir şeyler yapmak “zorundaydı” insan, yapmalı mıydı, yapmamalı mıydı, keşke yapsaydı ya…Kendisinden hep bir şeyler bekleniyor, isteniyor, alınıyordu:Onu yap!Bunu yap!Ama şunu unutma!Ötekini hallettin mi?Neredeydin şimdiye kadar?..Hep baskı , hep üsteleme,hep zaman darlığı,hep gözünün önüne tuttukları saat…O zamanlar pek ender oluyordu insanı rahat bıraktıkları.
Düşlerimde daha az utangaçtım.
Güzel düşlerdi gerçi,ama yakınmak gibi olmasın; bir yerde düşten başka birşey değildi işte ; bütün düşler gibi bi de, insanın gönlünü gerçekten doyurmuyorlardı...
Ancak ne paltomun düğmelerini çözdüm, ne de gerçekten havalanıp uçtum.Uçmaktan korkuya kapıldığım için değil, nasıl ve nereye ineceğimi, bırakın onu, bir daha yere inip inemeyeceğimi bilmediğimden.Yükselmek hiç sorun değildi.ama sonra yere nasıl inerdi insan..?
Neyime gerekti böyle bana karşı birleşmiş koca bir kalabalık? Bana neydi böyle bir dünyadan? Böyle aşağılık bir dünyada, hayır, benim yerim olamazdı.
"Düşlerimde daha az utangaçtım."
Ancak ne paltomun düğmelerini çözdüm, ne de gerçekten havalanıp uçtum.Uçmaktan korkuya kapıldığım için değil, nasıl ve nereye ineceğimi, bırakın onu, bir daha yere inip inemeyeceğimi bilmediğimden.Yükselmek hiç sorun değildi.ama sonra yere nasıl inerdi insan?
Yükselmek hiç sorun değildi. Ama sonra yere nasıl inerdi insan?
...öğretmen hanımın adı Marie-Luise
Funkel'di, daha doğrusu, Matmazel Marie-Luise Funkel. Bu "Matmazel'in unutulmamasına alabildiğine önem verirdi; oysa ben Marie-Luise Funkel'den daha az matmazelimsi görünen bir dişi yaratığa ömrümde rastlamamışımdır. Yaşlı mı yaşlıydı, beyaz saçlı, kambur, derisi pörsümüş, üst dudağında hafif, siyah bir bıyığı olan tahta
göğüslü bir kadın.
Neyime gerekti böyle bana karşı birleşmiş bir koca bir kalabalık? Bana neydi böyle
bir dünyadan? Böyle aşağılık bir dünyada, hayır, benim yerim olamazdı. Boğulacaksa ötekiler boğulsundu kendi kalleşliklerinin içinde! Onlar sıvasındı sümüklerini her
istedikleri yere! Ben yoktum buna! Oyunlarına artık katılmayacaktım. Bu dünyaya elveda diyecektim ben.
Sürekli bir şeyler yapmak "zorundaydı" insan, yapmalı mıydı, yapmamalı mıydı, keşke yapsaydı ya... kendisinden hep bir şeyler bekleniyor, isteniyor, alınıyordu: Onu yap! Bunu yap! Ama şunu unutma! Ötekini hallettin mi? Neredeydin şimdiye kadar?.. Hep baskı, hep üsteleme, hep zaman darlığı, hep gözünün önüne tuttukları saat...
--reklam--
Herr Sommer'in Öyküsü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Herr Sommer'e kadar Patrick Süskind deyine burnuma hoş olmayan ama olağanüstü "koku"lar gelirdi. Şimdi ise olağanca saflığıyla ve Sempé'nin benzersiz çizgileriyle Can'ın çağdaş serisinden çıkan ama aklı başında her çocuğun da okuması gereken bir öyküyle karşı karşıyayız. Bu kez bir çocuğun aklına giren yazar benzersiz saptamaları ve çıkarımlarıyla, okuyanda seslendirdiği çocukla tanışma isteği uyandırıyor. (haldun genç) 
Yaşımız büyüdükçe dünyaya bakışımız da değişiyor ve birçok konuyu çok basit görmeye başlıyoruz. Halbuki bizim basit gördüğümüz şeyler, çocukların gözünden bakıldığında çok büyük meseleler... (BarışKucukSeymeN) 
Ah ya ah. Ne kadar naif bir hikaye bilseniz... Okumadıysanız kesin tavsiyemdir. Çocuk kitabı falan diyenler oluyor. Onlara sakın inanmayın. Sizden de bir şeyler var içinde... (Tuğçe) 
--reklam--
Herr Sommer'in Öyküsü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Patrick Süskind - Herr Sommer'in Öyküsü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Herr Sommer'in Öyküsü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Patrick Süskind Kimdir?
Patrick Süskind (d. 26 Mart 1949 - ), Alman, roman, senaryo ve radyo oyunu yazarı.

Hayatı
Almanya'nın Bavyera eyaleti sınırları içinde kalan Münih'in 30 km güneyindeki Starnberger Gölü kıyısında, Ambach'ta dünyaya geldi. Babası Wilhelm Emanuel Süskind de bir yazardı.

Patrick Süskind, lise olgunluk sınavının ardından sivil olarak askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra 1968-1974 yılları arasında, yine babası gibi, üniversitede tarih eğitimi aldı. Münih Üniversitesi'nde ortaçağ ve modern çağ tarihi öğrenimi gördü. Tarih eğitimini Magister bitirme sınavı ile tamamladı. Üniversite yıllarında düzyazılar ve senaryolar yazmaya başladı, ancak bunlar bügüne kadar hiç yayınlanmadı.

Üniversite eğitiminin ardından gittiği Fransa Aix-en Provence'de Fransızcaya ve Fransız kültürüne ilişkin bilgisini arttırdı.

Patrick Süskind, babası gibi, serbest yazar olarak çalişmakta, yazı işleri ve düzeltmenlik yapmakta, roman, kısa hikâyeler ve televizyon senaryoları yazmaktadır.

Eserleri
Süskind'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir, ve birçok kez sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Yine kendisinin elinden çıkan kısa ve alaycı bir biyografisinin dişında hakkında pek az bilgi vardır. İnsan içine çıkmaktan hoşlanmayan Patrick Süskind, Münih, Paris ve güney Fransa'da Montolieu'da yaşamaktadır. Süskind, kendisine verilen edebiyat ödüllerini dahi almamakta ve reddetmektedir.

Patrick Süskind, 1981 tarihli bir monolog olan "Der Kontrabass" (Kontrabas) adlı oyununun Münih Cuvilliee tiyatrosunda sahneye konulması ile meslek hayatının ilk büyük çıkışını yaşadı. "Der Kontrabass" 1985 yılında Tevfik Turan tarafından dilimize çevrildi ve Can Yayınları tarafından yayınlandı.
1985 tarihli "Das Parfum" adlı ilk romanı ile Süskind dünya çapında şöhrete kavuştu ve Almanca konuşulan ülkeler İsviçre, Avusturya ve Almanya'nın en önemli çağdaş yazarlarından biri oldu. "Das Parfum" 1987 yılında "Koku" adıyla Tevfik Turan tarafından dilimize çevrilerek Can Yayınları tarafından yayınlandı. "Das Parfum" bir "çok satan" olduğu gibi aynı zamanda yazarı henüz hayatta olmasına rağmen klasikleşerek "uzun satanlar" arasındaki yerini de aldı. 100 bin adet olarak basılan "Das Parfum"'ün ilk Almanca baskısı birkaç hafta içerisinde tükendi ve roman tam dokuz yıl boyunca Almanya'nın önemli dergilerinden biri olan Der Spiegel'in çok satanlar listesinde yer aldı. Bugüne kadar 33 ayrı dile çevrilen "Das Parfum" tüm dünyada tam sekiz milyon adet satılmıştır. Yine Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından sinemaya uyarlanarak 14 Eylül 2006 tarihinde Almanya'da gösterime girmiştir.
--reklam--
Patrick Süskind Kitapları - Eserleri
Koku
Güvercin
Kontrbas
Aşk ve Ölüm Üzerine
Üç Buçuk Öykü
Herr Sommer'in Öyküsü
--reklam--
Patrick Süskind Alıntıları - Sözleri
Kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki, sözden, gözle görmekten, duygudan, iradeden daha güçlüdür. Savılıp atılamaz bu inandırıcılık, soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi, o da içimize işler, doldurur bizi, hepten ele geçirir, çaresi yoktur. (Koku)
"Düşlerimde daha az utangaçtım." (Herr Sommer'in Öyküsü)
-"Bana pantolonu önümüzdeki pazartesi verirseniz üç hafta sonra hazır olur."

-"Üç hafta?"...

-"Evet,... üç hafta. Daha erken olmaz." (Güvercin)
Ah, kendini aşkta olumlayan akıl almaz hayat! (Aşk ve Ölüm Üzerine)
Bittim ben, içim ölmüş benim,ölmek istiyorum. Yardım edin de öleyim! (Koku)
Neyime gerekti böyle bana karşı birleşmiş bir koca bir kalabalık? Bana neydi böyle
bir dünyadan? Böyle aşağılık bir dünyada, hayır, benim yerim olamazdı. Boğulacaksa ötekiler boğulsundu kendi kalleşliklerinin içinde! Onlar sıvasındı sümüklerini her
istedikleri yere! Ben yoktum buna! Oyunlarına artık katılmayacaktım. Bu dünyaya elveda diyecektim ben. (Herr Sommer'in Öyküsü)
--reklam--
Düşlerimde daha az utangaçtım. (Herr Sommer'in Öyküsü)
“Bu zamanda hiç kimseye güvenip yaklaşmaya gelmiyordu aslında.” (Koku)
Âşık olma halinde ve aşkta büyük bir ahmaklık tezahür eder. (Aşk ve Ölüm Üzerine)
¶¶

Bu zamanda hiç kimseye güvenip yaklaşmaya gelmiyordu aslında (...)

¶¶ (Koku)
"Düşünmek," der, benim bir arkadaşım -kendileri yirmi iki yıldır felsefe okuyor, şimdi doktora yapmakta- "düşünmek, herkesin acemice uygulamasına gelmeyecek kadar güç bir şeydir." O da -benim arkadaş yani- oturup Hammerklavier Sonatı'nı çalmaya kalkmaz ki. Yapamaz çünkü. Ama her önüne gelen düşünebileceğini sanıyor, üstelik doludizgin, üstüne üstüne giderek, günümüzün büyük hatası bu işte, diyor arkadaşım; ve bu yüzden oluyor onca felaket, hep beraber canımıza okuyacak olan felaketler. Ve ben derim ki: Hakkı var. (Kontrbas)
Öyle sorular vardır ki, sırf sorulmalarıyla kendi kendilerine hayır yanıtını verirler. Öyle dilekler de vardır ki, insan bunları dile getirir ve bu arada başka bir insanın gözlerinin içine bakarsa iyiden iyiye boşuna oldukları ortaya çıkar. (Güvercin)
Ölüm sessizleşti; artık bizden sessizlik talep ediyor ve biz de memnuniyetle bu emre uyuyoruz; gerçekten de ölümcül sükûnetimizi muhafaza ediyoruz. (Aşk ve Ölüm Üzerine)
--reklam--
Tanrı gönderir iyi zamanları da kötü zamanları da, ama kötü zamanlarda yanıp yakılalım istemez, erkekçe göğüs gerelim ister. (Koku)
İnsanın aklını kullanabilmesi için en başta iç güvenine, huzura ihtiyacı vardı. (Koku)
Aşk genel olarak ölümle doğal bir ilişki içindedir. (Aşk ve Ölüm Üzerine)
Yükselmek hiç sorun değildi. Ama sonra yere nasıl inerdi insan? (Herr Sommer'in Öyküsü)
...öğretmen hanımın adı Marie-Luise
Funkel'di, daha doğrusu, Matmazel Marie-Luise Funkel. Bu "Matmazel'in unutulmamasına alabildiğine önem verirdi; oysa ben Marie-Luise Funkel'den daha az matmazelimsi görünen bir dişi yaratığa ömrümde rastlamamışımdır. Yaşlı mı yaşlıydı, beyaz saçlı, kambur, derisi pörsümüş, üst dudağında hafif, siyah bir bıyığı olan tahta
göğüslü bir kadın. (Herr Sommer'in Öyküsü)
“Öyle sorular vardır ki, sırf sorulmalarıyla kendi kendilerine hayır yanıtını verirler. Öyle dilekler de vardır ki, insan bunları dile getirir ve bu arada başka bir insanın gözlerinin içine bakarsa iyiden iyiye boşuna oldukları ortaya çıkar.” (Güvercin)
Neyime gerekti böyle bana karşı birleşmiş koca bir kalabalık? Bana neydi böyle bir dünyadan? Böyle aşağılık bir dünyada, hayır, benim yerim olamazdı. (Herr Sommer'in Öyküsü)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/herr-sommerin-oykusu-patrick-suskind-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)