# Hikaye Anlatıcısı - Walter Benjamin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hikaye Anlatıcısı kimin eseri? Hikaye Anlatıcısı kitabının yazarı kimdir? Hikaye Anlatıcısı konusu ve anafikri nedir? Hikaye Anlatıcısı kitabı ne anlatıyor? Hikaye Anlatıcısı PDF indirme linki var mı?  Hikaye Anlatıcısı kitabının yazarı Walter Benjamin kimdir? İşte Hikaye Anlatıcısı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hikaye-anlaticisi-walter-benjamin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-29T22:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-06-29T22:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/29/walter-benjamin-kimdir-walter-benjamin-kitaplari-ve-sozleri-258225.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Walter Benjamin 
 Çevirmen: Ebru Arıcan 
 Yayın Evi: Heretik Yayınları 
 İSBN: 9786059436472 
 Sayfa Sayısı: 237 
--reklam--
Hikaye Anlatıcısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Benjamin, dört dörtlük bir hikaye anlatıcısı olan Proust hakkında şöyle der: “Sıla özlemiyle kıvranır bir halde yatağında yatıyordu; benzerlikler durumu içinde çarpıtılmış bir dünyaya, varoluşun hakiki gerçeküstü yüzünün göründüğü dünyaya bir özlemdi bu.”

Benjamin’in belli ilgi alanlarını biçimsel olarak nasıl sahnelediğini, canlandırdığını ve oynadığını ortaya koymak için bir araya getirilen bu kitaptaki metinlerini okuduğunuzda, Proust hakkında söylediklerinin kendisi için de geçerli olabileceğini fark edeceksiniz. “Bu kitap, Benjamin okumamıza çok şaşırtıcı yollarla yeniden yön verecek şahane bir hediye.”
Judith Butler

“Benjamin, hikaye anlatıcılığının bütün melek ve şeytanlarıyla muhataptı. Tam da bu
yüzden hikaye anlatıcılığının edebi sırlarını bilirdi. Ona kulak verin.”
John Berger
--reklam--
Hikaye Anlatıcısı Alıntıları - Sözleri
Sesin karanlığa selamıydı bu.
Öpmek için sevgilime doğru eğildim. Bana dudaklarını değil de yanağını uzattı. Onu öptüğümde fildişinden yanağını; siyah süslü bir ışık saçan ve güzellikleriyle aklımı başımdan alan damarların yanağının her yerine yayıldığını fark ettim.
Orada oturuyordu. Bu saatlerde hep orada otururdu ama bu şekilde değil. Normalde kımıldamadan uzaklara bakan adam bugün boş boş kendine bakıyordu. Bu bir fark yaratmış gibi görünmüyordu çünkü burada da bir şey görmüyordu. Gümüş topuzlu maun baston yanında değildi; genellikle yaptığı gibi bankın kenarına iliştirmişti. Onu tuttu, yönlendirdi. Kumda kaydı: O ve ben bir meyve düşündük, L ve ben durduk, Y ve ben utandık; yasak bir şey yaparken yakalanmışım gibi. Şeyleri, okunmayı isteyen biri gibi yazmadığını fark ettim. Aksine, işaretler iç içe geçmişti; sanki her biri metne katılmak istiyordu: MPIA önceki gibi aynı noktada yan yana ve ilk işaretler, sonuncular belirirken çoktan ortadan kaybolmuş oluyordu. Daha da yakma geldim. Bu da onun yukarı bakmasını ya da uyanmasını mı demeliyim sağlamadı. Benim varlığıma o kadar alışkındı ki. "Yine hesap yapıyorsun değil mi?” diye sordum onu izlediğimi belli etmeden. Hiç yapmadığı yolculuğu Semer kant ya da Izlanda kadar uzak bir yere yapmak için kafasında hayali bütçeler yapıp durduğunu biliyordum. Ülkeden hiç ayrılmış mıydı? Adını dalgın dalgın kuma karaladığı çılgın, söylendiği kadar aşağılık ve aslında utanılacak genç sevgilisi Olympia'nın hatırasından kaçmak için yaptığı gizli yolculuk haricinde elbette.
Sokağımı düşünüyorum ya da istersen seni; ikisi de aynı. Senin bir kelimenin, daha öncesinde ya da sonrasında duyduğum herhangi bir kelimeden daha canlı hale geldiği sokak. Tam da bir zamanlar Travemündeş’de söylediğin gibi: Her yolculuk ve macera önünde sonunda bir kadınla ya da en azından bir kadının adıyla ilgili olmalıdır çünkü elden ele geçirmek için kırmızı deneyim ipinin gerektirdiği kavrama budur. Haklıydın. Ama bu sokaktan yukarı doğru yürürken adımlarımın,yankılanan ve terk edilmiş bir sokak arasından gelen bir ses gibi son üç saniyedir bana seslenmesinin ne kadar tuhaf olduğunu ve sebebini henüz idrak edememiştim. Çevredeki binaların, bu güney İtalya şehirlerini ünlü yapan binalarla çok az ortak yönü vardı. Ne yıkık dökük olacak kadar eskilerdi ne de davetkar olacak kadar yeni. Mimarlığın acı çektiği dönemlerden kalma geçici heveslerin bir toplamıydı bu. Kapalı panjurlar gri cephelerin inatçılığını vurguluyordu. Güneyin görkemi deprem desteklerinin ve ara sokaklardaki kemerlerin altına yerleşmiş gölgelere çekilmiş gibiydi. Attığım her adım görmeye geldiğim her şeyden daha da uzaklaştırıyordu beni. Resim galerisini ve katedrali arkamda bıraktım. Kırmızı tahta kolların görüntüsü -görünüşe göre ve benim de henüz fark ettiğim üzere, sokağın her iki tarafındaki duvarlardan düzenli arkalıklarla çıkmış gibi görünen kollu büyük şamdanlar yeni bir hayale dalmama neden olsa da yolumu değiştirmek için neredeyse hiç gücüm yoktu. Tam olarak hayale dalmaktan söz ediyorum çünkü yoksul olmalarına rağmen elektriği ve suyu olan bu dağ şehrinde böylesi antik aydınlatma formlarından izlerin nasıl kalabildiğini anlayamıyordum ve hatta anlamaya dahi çalışmadım. Birkaç adım ötede yeni yıkanmış şallara, perdelere, eşarplara ve kilimlere rastlamak bana bu yüzden çok mantıklı geldi. Civardaki evlerin kirli pencerelerinde asılı olan birkaç buruşuk kağıt fener; acınası, saçma ev işi görüntüsünü tamamlıyordu. Şehre farklı bir güzergâhtan nasıl döneceğimi birine sormak istedim. Bu sokaktan bıkmıştım.
Attığım her adım görmeye geldiğim herşeyden daha da uzaklaştırıyordu beni.
"Gün, her sabah temiz bir gömlek gibi serili durmaktadır yatağımızın üstünde.
Gün, her sabah temiz bir gömlek gibi serili durmaktadır yatağımızın üstünde.
Gün, her sabah temiz bir gömlek gibi serili durmaktadır yatağımızın üstünde...
Dinleyici hikâyeyi dinlerken kendini ne kadar unutursa, dinledikleri hafızasında o kadar yer eder.
- " (...) Hiç kimse, arkasında bir şey bırakmayacak kadar yoksul ölmez..."
-Pascal-
- " (...) Zaman deposuna girersiniz ve dünyayı bin yıl önce rafa kaldırılmış olan kullanılmamış günler yığınını bulursunuz..."
--reklam--
Hikaye Anlatıcısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Walter Benjamin'in Thomas Mann ve Borges'a fazlaca benzettiğim bir dili var. Öte yandan rüyalarını ele almış olması bariz bir saydamlık örneği... Kelime seçimleri büyülü ve cümlelerin akışı insanı rüyadaymışçasına düşündürüyor. Kitabı beğenmekle beraber, vazgeçilmez bir eser değil. (Elif Gök) 
--reklam--
Hikaye Anlatıcısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Walter Benjamin - Hikaye Anlatıcısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hikaye Anlatıcısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Walter Benjamin Kimdir?
Walter Benedix Schönflies Benjamin, (15 Temmuz 1892, Berlin - 26 Eylül 1940, Portbou İspanya), Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı.

Yaşamı

Asimile olmuş bir Yahudi ailesinden gelmektedir. Antika ve sanat galericisi babası Emil Benjamin ve annesi Pauline (Schönflies), Berlin-Charlottenburgdoğumludur.

Walter Benjamin, aynı zamanda Doğu Almanya’nın 1950’li yıllarda adalet bakanlığını yapmış Hilde Benjamin’in eniştesi ve Gertrud Kolmar ile Günther Anders’in kuzenidir. Çocukluğunu Berlin’de geçirmiştir. Lirik ve felsefik bir dille yazdığı “Berliner Kindheit um Neunzehnhundert“ (Berlin Çocukluğu, 1900’lü yıllar) adlı eseri onun bir anlamda otobiyografidir. 1905-1907 yılları arasında Thüringen’de reformist bir okulda okudu. Burada kendisini derinden etkileyen ve öğrenci hareketlerine katılmasını sağlayan öğretmeni Gustav Wyneken ile tanıştı. 1912’de liseyi bitirdi ve Freiburg (Breisgau)’da, Albert Ludwigs Üniversitesi’nde felsefe, Alman Dili ve Edebiyatı (Germanistik) ve sanat tarihi okudu. Ardından şair Christoph Friedrich Heinle ile sıkı bir arkadaş oldu. 1912-1913 kış sömestirinden itibaren üniversite öğrenimine Berlin’de devam etti.

8 Ağustos 1914’de arkadaşı Christoph Friedrich Heinle’nin intihar etmesi Benjamin’i büyük bir şoka sokmuştu. Üzüntüsünü hafifletmek isteminden dolayı kendini Heinle’nin bıraktığı eserlerini yayımlamak amacıyla bir yayınevi aramaya vermişti. Wyneken’in giderek artan savaş heyecanı Benjamin’in öğretmeni ile olan ilişkisinin 1915’den itibaren bozulmasına neden olmuştur. Aynı yıl üniversitede matematik öğrenimi gören kendisinden beş yıl genç Gershom Scholem ile tanıştı ve yaşamı boyunca onunla olan dostluğu devam etti. 1917'de İsviçre Bern Üniversitesi'nden Alman Romantizminde Sanat Eleştirisi Kavramı teziyle doktora yaptı. Aynı yıl Dora Kellner ile evlendi. Evliliği 13 yıl sürdü. 1918’de dünyaya gelen oğlu Stefan Rafael, 1972’de de ölmüştür.

Benjamin, Berlin’e döndüğünde serbest gazeteci ve yazar olarak çalışmaya başladı. 1921’den itibaren Baudelaire’nin hikâyelerinin çevirilerini yaptı. Eseri “Die Aufgabe des Übersetzers (Çevirmenlerin Sorumlulukları)“ adı altında yayımlandı. Yine 1921’deki “Zur Kritik der Gewalt (Şiddetin Kritiğine Dair)“ adlı eseri büyük dikkat çekti.

Paul Klees’in Angelus Novus adlı resminden yola çıkarak Angelus Novus adında bir dergi çıkarmak isteyen Benjamin, bu girişiminde başarısız olunca 1924’de doçentlik yapmak üzere Frankfurt’a gitti. Bu dönemde Theodor W. Adorno ve Siegfried Kracauer ile tanıştı. Doçentlik için Almanların yas törenlerinin kaynağı üzerine 1925’de yazdığı tez çalışmasının akademik dünyadaki ortodokslar bağlamında resmi olarak geri çevrileceğini tahmin ettiğinden kurula girmekten vazgeçti.

1926-1927 yıllarını Paris’te geçirdi. Franz Hessel ile birlikte Marcel Proust’un çevirilerini yaptı. Özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine. Komünizme olan ilgisi onu 1927 kışındaMoskova^ya taşır. Ve burada kız arkadaşı Asja Lacis’i ziyaret eder. 1930’lu yılların başlangıcında Bertolt Brecht ile beraber radyo yayınları planlar. 1932’de “Berliner Kindheit um Neunzehnhundert“ adlı kitabını yazmaya başlar.

1932 ve 1933 yılları arasında İspanya’nın Balearen Adası’nda yaz mevsimini geçirir. Jean Selz ile tanışması onun uyuşturucuyla tanışması olur. Aynı zamanda Hollandalı ressam Anna Maria Blaupot ten Cate’ye aşık olur. İbiza ve Balearen arasında geçen bu zamanı yazar.

Nasyonal sosyalistlerin yaptırımı Benjamin’in Eylül 1933’de Paris’e sürgün olarak gitmesinin nedenidir. Burada kendisine destek olan Hannah Arendt ile buluşmuştur. Finansal olarak kısmen New York’daki göçmen Max Horkheimer uzantılı Frankfurt Okulu’ndan gelen parayla geçimini sağlıyordu.

Ernst Bloch, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in etkisiyle 1930’larda giderek Marksizm’e yakınlaşan Benjamin, 1933’te nasyonal sosyalistlerin baskısıyla Almanya’yı terk ederek sürgün hayatı yaşadığı diyebileceğimiz Paris’e yerleşti. Burada edebiyat dergilerine ve New York’ta Adorno ile Horkheimer tarafından yayımlanan Zeitschrift für Sozialforschung’a (Sosyal Araştırmalar Dergisi) eleştiri ve denemeler yazdı. Geri döndüğünde kendisine ait olan son çalışması olan Die Thesen über den Begriff der Geschichte (Tarih Kavramı Üzerine Tezler)'i yayımladı. 1939 yılında, Almanmülteciler tarafından yayımlanan bir dergide çıkan yazısı nedeniyle Alman vatandaşlığından çıkarıldı. Almanların Fransa’yı işgal etmesi ve Paris’teki evini Gestapo’nun basması üzerine 1940’taFransa’nın güneyindeki Portbou kentine kaçtı; burada polis tarafından Gestapo’ya teslim edileceğini öğrenince aşırı derecede morfin alarak intihar etti. İntiharı üzerindeki spekülatif söylentiler vardır. Kendisinin şizoid olduğu ve bu yüzden intihar ettiğine dair tek kaynak Theodor W. Adorno'ya verilmek üzere Henny Gurland'a dikte ettirdiği veda mektubudur. Öte yandan Stalin'in ajanları tarafından morfin verilerek öldürülmüş olduğu da diğer bir başka söylentidir.

Son dönemin yaşamış en büyük Marksist ideologlarından bir tanesidir. Her ne kadar Karl Marx'ı kendi okuma listesinin son sırasına bıraksa da, getirmiş olduğu eleştiriler Marksist kuram açısından çok önemlidir.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Adorno ve Scholem, Benjamin’in yazdıklarını büyük oranda yeniden düzenlediler ve her şeyden önce 1970-1989 arası geniş kapsamlı olarak yayımlattıkları Gesammelten Schriften “Toplu Yazılar”, Benjamin’in yaşadığı yıllarda yazın dünyasında başarısız gibi görünen ortamı ters yüz etti. Oysa doktora tezi neredeyse hiç dikkate alınmamıştı. Doçentliğine dair yazdıkları hatta, Frankfurt Üniversitesi’nce kismen reddedilmişti. Ancak ölümünden sonra Benjamin’in bıraktıkları, sosyologların ve toplum bilimcilerin başvurduğu önemli bir kaynak olarak hâlâ tazeliğini korumaktadır.
--reklam--
Walter Benjamin Kitapları - Eserleri
Pasajlar
Son Bakışta Aşk
Tek Yön
Fotoğrafın Kısa Tarihi
Masalcı
Brecht'i Anlamak
Teknik Olarak Yeniden
Estetize Edilmiş Yaşam
Kafka Üzerine
Hikaye Anlatıcısı
Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine
Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin'de Çocukluk
Parıltılar
Esrar Üzerine
Yalnızlık Anlatıları
Moskova Günlüğü
Kitaplığımı Yerleştirirken
Flanör
Fotoğraf Yazıları
Proust ve Brecht
Sanatta ve Edebiyatta Eleştiri
Radyo Benjamin
Rüzgarda Asılı Arp
Uyuşturucu Deneyleri Tutanakları
Epik Tiyatro Üzerine Üç Metin
File Neden "Fil" Deriz
Tarih Kavramı Üzerine
Walter Benjamin Kitabı
--reklam--
Walter Benjamin Alıntıları - Sözleri
Bir aşkın tip ve niteliği, onun insanın adı -önadı- için hazırladığı alınyazısında en keskin çizgileriyle belli eder kendini.” (Parıltılar)
''Anımsama ile uyanış arasında son derece sıkı bir bağ vardır..'' (Pasajlar)
Benzerlikleri keşfetme yeteneği zaten o eski, benzeme ve benzer davranma zorunun zayıf bir kalıntısından başka bir şey değildir. (Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin'de Çocukluk)
"Herkesin gözü dışarıdadır, ben gözümü içime çevirir, içimde gezdiririm. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım: Benim işim gücüm kendimledir. Hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım." (Son Bakışta Aşk)
Bir aşkta çoğu insan ebedi yurdunu arar. Ama başkaları, çok azı, ebedi yolculuğu. (Tek Yön)
- " (...) İnsan daima yalnızca kendini yaşar..." (Walter Benjamin Kitabı)
.
En küçük hikayeyi bile anlatmanın ne kadar özgürlük gerektirdiğini nadiren düşünürüz.

... (Walter Benjamin Kitabı)
"Deneyim yoksulluğu: Bu, insanların yeni bir deneyimin özlemini duydukları biçiminde anlaşılmasın. Hayır, insanların özledikleri deneyimlerden kurtulmak... İnsanlar, dışsal ve de içsel de olsa kendi yoksulluklarını tertemiz ve açıkça ortaya koyarak doğru dürüst bir şeylerin ortaya çıkmasını sağlayacak bir çevreyi özlüyor. " (Parıltılar)
Uzun tarihsel dönemler boyunca, insan topluluklarının varoluş biçimi nasıl değiştiyse, algı biçimi de aynı şekilde değişmiştir. (Teknik Olarak Yeniden)
"Kendine geri dönen etkinlik yetisi, Ben'in Ben'i olma yeteneği, düşüncedir. Bu düşüncenin bizzat kendimizden başka nesnesi yoktur." (Sanatta ve Edebiyatta Eleştiri)
.
Geçmiş şeylerin geleceği vardır.

... (Walter Benjamin Kitabı)
“Yolculuk yapmak, tanınanı geride bırakmaktır.” (Yalnızlık Anlatıları)
"Ben'in belirlenişi, kendisi üzerinde düşünsemesi... ancak kendisini, kendisine karşı bir Ben koyarak sınırlandırması koşuluyla olanaklıdır." (Sanatta ve Edebiyatta Eleştiri)
İnsan nasıl, birinin oturduğu meskenden ve yaşadığı semtten onun tabiatı ve mizacı üzerine bir tasavvura varırsa, [...] (Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin'de Çocukluk)
Asıl ahlaksal olanın mecburen yanından geçip gidilir. (Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine)
Bir insanın gençliğinde arzu ettiği şey, ilerleyen yaşlarda bolca oluyor. (Masalcı)
“Yüzlerimizdeki kırışıklıklar ve buruşukluklar, bizi ziyarete gelen büyük arzuların, kötülüklerin, sezgilerin tescilidir; fakat biz, ev sahipleri, evde değiliz.” (Proust ve Brecht)
Mal denilen fetişe hangi dinsel tören kurallarıyla tapılacağını moda saptar. Grandville, modanın istemlerinin kapsamını, günlük kullanım eşyalarını ve evreni de içine alacak biçimde ge­ nişletir. Modayı en uç noktalarında izleyerek doğasını gün ışığı­ na çıkarır. Moda, organik dünyayla çatışkı içersindedir. Canlı beden ile anorganik dünya arasında bir tür pezevenklik yapar.
Cesetlerin hakkını canlılarda gözetir. Anorganik dünyanın cin­ sel çekiciliğinin boyunduruğundaki fetişizm, modanın can da­ marıdır. Mal kültü, bu can damarını kendi hizmetine alır. (Pasajlar)
Geleneksel kitap edinme yollarından bir koleksiyoncu için en münasip olanı iade etmemek şartıyla kitap ödünç almaktır. (Kitaplığımı Yerleştirirken)
Eski ve güzel günleri değil, kötü ve yeni olanları temellendirin. (Proust ve Brecht)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hikaye-anlaticisi-walter-benjamin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)