# Hikayede Büyük Boşluklar Var - Hakan Bıçakcı Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hikayede Büyük Boşluklar Var kimin eseri? Hikayede Büyük Boşluklar Var kitabının yazarı kimdir? Hikayede Büyük Boşluklar Var konusu ve anafikri nedir? Hikayede Büyük Boşluklar Var kitabı ne anlatıyor? Hikayede Büyük Boşluklar Var PDF indirme linki var mı?  Hikayede Büyük Boşluklar Var kitabının yazarı Hakan Bıçakcı kimdir? İşte Hikayede Büyük Boşluklar Var kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hikayede-buyuk-bosluklar-var-hakan-bicakci-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-15T19:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-05-15T19:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/15/hakan-bicakci-kimdir-hakan-bicakci-kitaplari-ve-sozleri-223182.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hakan Bıçakcı 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9788750518201 
 Sayfa Sayısı: 179 
--reklam--
Hikayede Büyük Boşluklar Var Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gözlerimi açtığımda yataktaydım. Ancak bu benim yatağım değildi. Yumuşacık, açık renk yorganın ortasına gömülmüştüm. Tepemde bembeyaz ışıklar vardı. Gözlerim acıyla kamaştı. Bakışlarımı spotların kör edici beyazlığından kurtarıp sağıma baktım. Alışveriş yapan müşteriler... Soluma baktım. Yine alışveriş yapanlar... Büyük bir mağazanın orta yerindeydim. Teşhir amaçlı sergilenen iki kişilik yataklardan birinin üzerinde... Ürün kataloğuna sızıp karşıma çıkan ilk mobilyaya uzanıvermişim gibi. Sahipsiz, satılık bir döşekteydim.

Hakan Bıçakcı, gezinen, bir görünüp bir kaybolan insanları anlatıyor, fısıl fısıl konuşuyorlar. Küçük takıntıları, manasız paniklemeleri, yenilgileri, gelip geçenleri resmediyor.Tuhaf suçlulukları, belki de Sartre okuyan kızı, genişleyen gökyüzünü, köprü trafiğini, beyaz masa örtülerini, baş ağrısını, tesadüfleri, uğultuları, İstanbul'u, metroyu…

Hikâyede Büyük Boşluklar Var, kafa karıştırıcı, hatıra didikleyen Bıçakcı hikâyeleri… Hayaller Paris, Gerçekler Eminönü…
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Hikayede Büyük Boşluklar Var Alıntıları - Sözleri
Kimse bilmeyecekse eğer, insan her şeyi kendisine yakıştırıyor.
Geriye dönüp bakmıyorum artık. Geriye dönüp yatıyorum.
Bilimlerin en zoru, kendini bilmektir.

Miguel de Unamuno
Eski Türk filmlerinde fotoğrafın yarısını caart diye yırtıp eski sevgiliyi fırlatıp atarlar ya. Öyle bir şey yok işte. Fotoğraf ya tam ya da hiç yok. O kadar kolay yırtamazsın. Yarım bir fotoğraf olarak yaşayamazsın.
Derdimi çok iyi biliyorum da, hiç iyi anlatamıyorum. Kendi kendime çok güzel anlatıyorum da, oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen.
Seviye düşünce eğlence artar. Bu kural asla değişmez.
"Kendimi mi öldürsem, kahve mi içsem?"

—yazar/albert-camus
Derdimi çok iyi biliyorum da hiç iyi anlatamıyorum. Kendi kendimeyken çok güzel anlatıyorum da. Oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen.￼
" Eve dönerken öyle bir hüzün çöktü ki, ne bu çöken tam olarak hüzündü ne de bu hissin içimdeki hareketi çökmeye benziyordu. Onun en sevdiği müzisyendi Rufus Wainwright. Takıntılı bir ilgisi vardı bu adamın şarkılarına ve sesine karşı. Beni de o tanıştırmıştı kendisiyle. İlk başta çok ağlak gelmişti ama ne yalan söyleyim, benim de kanıma girdi yavaş yavaş. Ankaralı bir metalciden İstanbul'da yaşayan Rufus Wainwright dinleyen sofistike bir sevgiliye terfi edildim bir anda. Biradan çok şarap içer oldum. Sabahları uyanır uyanmaz çay yerine kahve... Okuduğum gazeteyi bile değiştirdim. Ankara'yı bırakıp yanına taşındım. İş yok, güç yok. Her gece sabahlara kadar Rufus'un dokunaklı şarkılarını dinleyerek öpüştük,seviştik,hayaller kurduk."
Bir hafta sonra yeni bir haber geldi. Bu sefer daha enteresan bir gelişme... Düğünlerine Rufus Wainwright'ı getirtiyorlarmış. Çıkıp şarkı söyleyecekmiş. ''Oha, herif gerçekten zenginmiş,'' oldu ilk tepkim. Arkadaşlarım bozulmayıp dalga geçmeme sevindiler. Nasıl arkadaş lan bunlar? Rol yapıyorum işte. İçim parçalanıyor. Kalbim duracak neredeyse. İş ciddiydi. Masaya kapanıp ağlamamak için alay etmeye devam ettim: ''Rufus'a bak sen. Aç köpek seni. Kanada'dan kalkıp İstanbul düğününe çalmaya mı gelinirmiş? Gelinle damadın ayaklarını da yıkayaydın bari.''
Yeni olanın hiçbir kıymeti yoktu artık. Yeni, doksanlı yıllarda kalmış demode bir kavramdı. Artık kıymetli olan, kendini yeninin yok edici ve köksüzleştirici saldırganlığından koruyabilmiş olandı. Ve değerli olan her şey gibi zor bulunuyordu. Çok zor.
Artık sona yaklaşıyoruz. Sen geride kaldın gibi. Dünyada hayat olduğu zamanlarda...
Ömrü boyunca ironiyle, şakayla, mizahla, hicivle hiçbir işi olmamasının kahredici huzuru vardı yüzünde.
--reklam--
Hikayede Büyük Boşluklar Var İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tamız ayının 4.betiği (2021 yılında okuduğum 68.betik): Genellikle yolda seyir halindeyken yazılmış hikayeler gibi, yani kişi bir bakıyorsunuz metro da, bir bakıyorsunuz taksi de, bir bakıyorsunuz uçakta, tren de, her yer de seyahat halinde. Karşılaştığı farklı yüzlerden kendine bir hayal dünyası kurup onların üzerine kurgulanmış kısa hikayeler kaleme alınmış.

Aslına bakarsanız seyir halinde okunabilecek trajı komik hikayeler de diyebiliriz. Yazarın yarattığı hayali kahramanlar bizim de gündelik yaşantımızın rutin akışı için de karşılaştığımız ve aklımız da yer tutmayan insanlar gibi.

Metrobüste Candy Crush öyküsünde kendime dair izler buldum. Arkadaşlarım olmadığı şehirde çalışırken ben de OSM adlı oyunuyla ilgilenirim. Bir dönemin Komşu Çiftliği düşününüz. Arkadaşlarım olduğu şehirde onlarla buluşurken telefon ve OSM hiç aklıma gelmez. O anı dolu dolu yaşarım. Belki de telefonkolik olmadığımda ortaya çıkıyor. Sürekli arz eden bir durum olsa telefon sadece iletişim aracına dönüşür benim için.

Yalnız Personel öyküsü de iş hayatımda 3.5 yılın özetine benziyor. Dindar görünümlü Kürt kafatasçı müdür, düşünceden dolayı başka fırsat tanımadı. Şans verilseydi benden verim alacağını anlardı. Burada geldiğin yerin kiymetini kat ve kat bileceksin. Dışlayarak bir sonuca varamayacağız. Hayatım boyunca insanlarda kalbe bakmışım. Kafalarımız farklı olsun ama gırgır şamatamız eksik olmasın.

Oturup kırk öyküyü tek yorumlarsam kısır döngünün içinde çıkamam. Ben de hayatıma dair izleri bulduğum öyküleri yorumlamaya çıktım. "Hayvan Gibi Bir İntikam Masalı", "Falda İddialıyız", "Ağlatan Ayna", "Kulak Boğaz Burun Vicdan" ve "Selfie Dedektifi” öyküleri de çok beğendim. Yazarla iletişimim olsaydı belki bu öyküleri yorumlarını sıcak sıcağına yazardım. Oldukça kısa ve farklı bulduğum bu eseri yolculuk esnasında uzun seyahatleriniz de okumanızı tavsiye edebilirim. İncelemeyi yazarken büyük çoğunluğu alıntı yaptığım Dilek Şahin'i teşekkür ediyorum. Aklın yolun her daim birdir.

#BetikEli #HikayedeBüyükBoşluklarVar #HakanBıçakçı #İlişkiDurumu #YalnızPersonel #NasılOlurdu? #AraBölge #İletişimYayınları (Bleda Gəncay SÖNMƏZ) 
birilerinin kafasından geçen kimi zaman gerçeklikten uzaklaşan, kimi zaman deliliğe, akıl kaybına kadar giden düşüncelerin yer bulduğu kısa kısa hikayeler. Tanımadığımız ama bir yerlerde var olan insanların rüyalarını dinlemek gibi... (Cem KÖROĞLU) 
Kaliteli bir kitap olmadığımı düşünüyorum. Okuduktan sonra kitabın bana bir şey kazandırmadığını düşünüyorum. Belki de yazarı anlamamışımdır. :( (Erhan Özlü) 
--reklam--
Hikayede Büyük Boşluklar Var PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hakan Bıçakcı - Hikayede Büyük Boşluklar Var kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hikayede Büyük Boşluklar Var PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hakan Bıçakcı Kimdir?
1978’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1996 yılında üniversite eğitimi için Ankara’ya gitti. 2001’de Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirerek İstanbul’a döndü.

İlk romanı “Romantik Korku” 2002, ikinci romanı “Rüya Günlüğü” 2003, üçüncü romanı “Boş Zaman” 2004, ilk öykü kitabı “Bir Yaz Gecesi Kâbusu” 2005 yılında ve dördüncü romanı “Apartman Boşluğu” 2008 yılında Oğlak Yayınları’ndan çıktı.

Beşinci romanı “Karanlık Oda” 2010 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2011 yılında "Apartman Boşluğu", "Boş Zaman" ve "Rüya Günlüğü" İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Yeni ve eski öykülerden oluşan öykü kitabı "Ben Tek Siz Hepiniz" 2011’de İletişim’den çıktı.

"Apartman Boşluğu", 2009 yılında Arnavutçaya, 2010 yılında Arapçaya, 2011 yılında Bulgarcaya ve İngilizceye çevrildi.

Çeşitli dergi ve gazetelerde edebiyat, sinema, popüler kültür konulu yazıları yayımlandı.

Yayımlanmış Kitaplar:

Ben Tek Siz Hepiniz / öykü / 2011
Karanlık Oda / roman / 2010
Apartman Boşluğu / roman / 2008
Bir Yaz Gecesi Kâbusu / öykü / 2005 
Boş Zaman / roman / 2004 
Rüya Günlüğü / roman / 2003 
Romantik Korku / roman / 2002
--reklam--
Hakan Bıçakcı Kitapları - Eserleri
Ben Tek Siz Hepiniz
Uyku Sersemi
Rüya Günlüğü
Apartman Boşluğu
Doğa Tarihi
Boş Zaman
Hikayede Büyük Boşluklar Var
Karanlık Oda
Otel Paranoya
İki Rüya Dokuz Gerçek
Normal Nefes Almaya Devam Edin
Romantik Korku
Bir Yaz Gecesi Kâbusu
--reklam--
Hakan Bıçakcı Alıntıları - Sözleri
Cevabı bende olmayan karmaşık soruların ve dağınık düşüncelerin yoğun sıvılar gibi birbirine karışarak yer ve şekil değiştirdiği bir bataklığın içine gömüldüğümü hissediyordum. (Boş Zaman)
Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi. (Apartman Boşluğu)
Gerçekçi düşler ve düş gibi bulanık bir gerçeklik algısı birbirine karıştı. Kontrol, televizyon kumandalarından, platonik aşkın dirilttiği tesadüfi umudun eline geçti. Yetişkinliğin yıllar süren karanlığında zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve zihin aradaki boşluklara girebilmek için direksiyonu gizemli bir yola, kirli ucuz bir otele, terk edilmiş bir lunaparka kırdı.
Dışarıda ısıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgâr vardı. (İki Rüya Dokuz Gerçek)
Her insan uyanıkken ortak bir dünyadadır. Fakat uykuda herkes kendi dünyasındadır. (Karanlık Oda)
Saatine baktı: On bir buçuğu geçiyordu. İşe gidenlerin telaşlı kesmekeşiyle, öğlen yemeğine çıkanların açgözlü kalabalığının arasındaki tenha zaman dilimi... (Apartman Boşluğu)
Kendi ülkesinde heykelleri yakıp yıkan politikacılara işleri yolunda gidiyor diye oy verip, yurtdışı gezilerinde heykellere sokulup otuz iki dişini göstererek gururla poz veriyordu... (Doğa Tarihi)
Bir yerde işler kötüye gitmeye başladı mı, orada böcekler gözükmeye başlar. Sağda solda, irili ufaklı böcekler... Zaten böceklerin bulunduğu bir yerdeyse sayıları artar. Kimseyle paylaşmadığım bu ipe sapa gelmez inanış çocukluğumdan beri sürmekte. (Boş Zaman)
"Bu gezegende korkmamız gereken tek yaratık insandır." (Apartman Boşluğu)
Güldü. Gülüşünde hiçbir kendini beğenmişlik izi yoktu. Aksine
sanki bu kadar çok şey bilmesi onu incitiyor, utandırıyor, ürkütüyordu. (Rüya Günlüğü)
"Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi." (Apartman Boşluğu)
Herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Hem fazla ayrıntı bir süre sonra insanın ayağına takılıyor. (Otel Paranoya)
Artık sona yaklaşıyoruz. Sen geride kaldın gibi. Dünyada hayat olduğu zamanlarda... (Hikayede Büyük Boşluklar Var)
Sessizliğimiz renk değiştirdi. (Rüya Günlüğü)
İçi kaçma hissiyle doldu. Kendinden kaçmak istiyordu. Tüm hızıyla koşarak... (Doğa Tarihi)
'' Herkes güler. Kurumsal kahkahalarını ortalığı dağıtmamaya özen göstererek etrafa saçar. Bu, sosyal gülmedir. Sadece ağızla yapılır. Gerçek gülmede olduğu gibi gözler devreye girmez. Sosyal sosyal gülünür, sonra dağılınır. '' (Doğa Tarihi)
Sıkılıyordum ama içimde gizli bir sevinç vardı. Seviniyordum ama içimde gizli bir sıkıntı vardı. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine. (Doğa Tarihi)
Genelde pek bir cazibesi olmayan insanlar gülünce güzelleşirler. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
Tam da o hat için bomba ihbarı yapılmış bir sabah, metroya binmiş insanlar gibi. Şefkatle yaklaşıyordu herkes birbirine. Hep birlikte ölümü göze almanın yatıştırıcı ve yakınlaştırıcı ruh hali. Yıkılacak binaların sakinleri. (Uyku Sersemi)
Seviye düşünce eğlence artar. Bu kural asla değişmez. (Hikayede Büyük Boşluklar Var)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hikayede-buyuk-bosluklar-var-hakan-bicakci-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)