# Hikemiyat - Ebubekir Sifil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Hikemiyat kimin eseri? Hikemiyat kitabının yazarı kimdir? Hikemiyat konusu ve anafikri nedir? Hikemiyat kitabı ne anlatıyor? Hikemiyat PDF indirme linki var mı?  Hikemiyat kitabının yazarı Ebubekir Sifil kimdir? İşte Hikemiyat kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/hikemiyat-ebubekir-sifil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-14T15:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-05-14T15:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/14/ebubekir-sifil-kimdir-ebubekir-sifil-kitaplari-ve-sozleri-222249.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ebubekir Sifil 
 Yayın Evi: Rıhle Kitap 
 İSBN: 9786055634285 
 Sayfa Sayısı: 487 
--reklam--
Hikemiyat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İslam Dünyası ve Türkiye olarak Din’in anlaşılması noktasında son iki asırdır hep bir arayışın, tereddüdün, şüphenin ve tartışmanın içinde bulunuyoruz. Sürekli tartışıyor, bölünü-yor, azalıyoruz. Doğru nerede, kim haklı, ne yapmalıyım?… Bunun adı “kriz”dir ve biz, bizi bu krizin içine kimlerin ittiğini dahi düşünmeden tabir yerindeyse başımızı bir o yana bir bu yana vurup duruyoruz.

Bu hay-huy içinde bizi yakîne, itmi’nana ve felaha götürecek olanın “kalb-i selîm” olduğunu akılda tutacak mecalden yoksunluğa da mahkûm ediyoruz kendimizi. Bu sebeple öğrendiğimiz hiçbir yeni bilgi, yaşadığımız hiçbir yeni durum bize sekinet getirmiyor.

Yaşadığımız aldatıcı huzur durumları olmuyor değil; ama dürüstlük gibi bir derdi olanlar, hissettiğimizin, bir “kopuş”un, bir “savruluş”un aldatıcı hazzı olduğunu itirafta tereddüt göstermeyecektir.

Bizi dışa dönük yaşamaya; ötekini, dış dünyayı, “ümmeti” kurtarmaya, Din’i “yeniden keşfetmeye” kilitleyen bu tehlikeli gidişat, yaklaşan felaketimizin işareti aslında. Kalbimizi bu şekilde ihmale devam ettikçe, genişleyen malumat dağarcığımızla birlikte hızla eriyen takva hassasiyetimiz, bilgimiz art-tıkça artan cesaretimizle beraber gittikçe yüzümüzü ahiret istikametinden çevirecek ve bir “oyun ve eğlenceden ibaret” “dünya hayat”a râm eden bu “çürüme” süreci devam edecek.

Malumat dağarcığımız genişledikçe cesaretimiz artıyor; takvamız ve ahiret endişemiz azalıyor. Oysa elde ettiğimiz “ilim” olsaydı, bizi daha temkinli/ihtiyatlı cümleler kurmaya zorlayacaktı; dünyadan uzaklaştırıp ahirete yaklaştıracaktı. Özellikle genç nesil… En iyi durumda olanlar “bu dini daha iyi nasıl yaşarım; ne yaparsam kâmil bir imana ve takvaya ulaşır ve kurtulurum”dan ziyade, “ne yaparsam daha çok şey bilen ve başkalarını kurtaran insan durumuna gelirim” diye bir arayışın içinde.

“Önceleri kişinin ilmi, dünyaya buğzunu ve onu terkini artırırdı. Bugünse kişinin ilmi, dünya sevgisini ve arzusunu artırıyor. Önceleri kişi, ilmi doğrultusunda malını infak ederdi. Şimdi ise ilmiyle para kazanıyor. Önceleri alim kişi, zahiren ve batınen kendisini geliştirirdi, bugünse pek çok ilim ehlinin, zahiren ve batınen fesada uğradığı görülüyor.”

Zünnûn el-Mısrî (rh.a) kendi dönemi için bu tesbiti yaparken bugünü de görmüş müdür bilemeyiz, ama bir şeyi çok iyi biliyoruz: Bu tesbit o günden ziyade bugünü anlatıyor.

Bizi içten içe çürüten bu gidişi durdurmak ve dengeyi ya-kalamak zorundayız. Modern hayat bizi vakum gibi içine çekerken ömür sermayesi her geçen gün biraz daha eriyor. Yol zorlu, yük ağır ve süre kısıtlı. Kendimiz için en hayırlı olanı yapmaya muvaffak olursak başkalarına da bir hayır ulaştırmamız mümkün olabilecek.

Elinizdeki kitapta yer alan yazılar, öncelikle yazarının şahsında bu dengeyi kurma amacına matuf olarak kaleme alınmıştır. Başkalarına da faydası olursa, lütf-u ilahî…
--reklam--
Hikemiyat Alıntıları - Sözleri
Varisi bulunduğumuz medeniyetin özellikleri, insanlığa neler kazandırdığı ve ortadan kalkmasıyla insanlığın neler kaybettiği, bırakalım yabancıları, bizim insanımız tarafından dahi yeterince idrak edilebilmiş değildir. Dolayısıyla elimizdeki her türlü imkânı seferber ederek öncelikle kendi insanımıza ve toplumumuza, ardından da insanlığa İslâm’ın diriltici soluğunu ulaştırmak için eğitimli insan yetiştirmenin üzerimize farz olduğunu unutmamalı.
“Müminin hayat tarzı bellidir: Gücünün yettiği tedbirleri alır ve Âlemlerin Rabbi’ne sığınır. Yaşadığı her olay onun İçin bunalım ve stres kaynağı değil, Yüce Allah’la bir irtibat sebebidir. Yani duâ için vesile…”
“Hukukullâh: kelime anlamı itibariyle Allah Teâlâ’nın hukuku demektir. Hukukullâhı oluşturan unsurların başında, O’na layıkı veçh ile iman etmek ve küfürden/şirkten sakınmak gelir.”
Hz. Ali (r.a)'in evlatlarından Muhammed b. Ali (r.a) der ki: “Kimin kalbine -az veya çok- ne kadar kibir girerse, o kimsenin aklı o miktarda eksilir."
Hz.Ali ra.’ın evlatlarından Muhammed b.Ali (ra.) der ki:
“Kimin kalbine -az veya çok -ne kadar kibir girerse, o kimsenin aklı o miktarda eksilir.”
“Gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından, sokaktan gözlerimize ve gönüllerimize kasvet akıyor. Sıkılıyoruz, bunalıyoruz; etrafımızı çepeçevre kuşatan karanlıktan şikâyet etmekle geçiyor günlerimiz.”
.... kendisinden isteyeni seven, her istenene gücü yeten Yüce Rabbimiz'den bir şey isterken devamlı sevinçli, ümitli ve tevazu içinde olmalıyız.

Bir arifin dediği gibi, eğer Allahu Teala kullarına vermek istemeseydi, benden isteyiniz diye emir ver mezdi.
“Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.”

Nisa 79
“Seleften bazıları, yıl içinde 6 ay Ramazan’a kavuşmak İçin dua eder, Ramazan’ı idrak ve ihya ettikten sonra da senenin kalanında bu ayda işledikleri amellerin kabulü İçin dua ederlerdi.”
Peygamber Efendimiz sav.:
“Sizin yapacağınız şey, Allah’ı zikretmektir. Böyle bir kimse, düşmanın hızla takip ettiği, sonunda muhkem bir kaleye rastlayıp kendisini düşmandan koruduğu kimse gibidir.
Kendini şeytandan ancak Allah’ı zikretmek suretiyle koruyan kul da böyledir.”

Ahmed b. Hanbel, el- Müsned, 28/405
Tirmizî, Emsal, 4
--reklam--
Hikemiyat İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kıymetli Ebubekir Sifil hocamızdan hikmetli sözler; her satırında hocamıza has aktarım tarzıyla, çok zengin içeriği ile hikmetli sözlerinin hikmetine bir mıknatıs gücüyle düçar olan okur gönüller ve zihinler için bu değerli kitab vazgeçilmez hâle geliyor. Tek solukta okumak isteyeceğiniz bir eserdir, içimizin betonlaşmış duvarlarını şeffaflaştırıp okurun usul usul ama bi o kadar da sağlam bir şekilde can bulan teslimiyetini o duvarları yıkıp hasret kalınmış şifânın inşasını mümkün kılıyor. Kısaca, kalbi selîm için hikemiyât adlı bu kıymetli eser direk olarakta bu maksat ile okurunun kalbinde bir nevi teslimiyet, ihlâs, tevekkül, tefekkür ve feraset ameliyatına koyuluyor. Gününüze dokunan bir satırından bir nasib dahi bu gününüzü diğerlerinden çok farklı kılıyor. Her cümlesi çok tatlı bir nakış, mühim bir ders ve ince ince yağan bir huzur yağmuru. Hayatı durdurup mutlaka okuyunuz efendim.. (Esvedu) 
Sifil hocamızın içe içe okunası eserlerinden birisidir. Kitapta özellikle ilgimi çeken başlıca konular arasında toplumun burçlar ve tasavvuf hakkında yanlış düşünce ve inançları geldi. Bunun yanında günlük hayat akışımızda bize yön verecek konular titizlikle ele alınmış. Sifil hoca ilmi ve samimiyeti ile dini meselelerde güven veriyor. (Fatih) 
Âbid yıldız gibidir, âlim ise ay..: İslam’ı salt bir din olarak gördüğümüzde sadece emir ve yasaklardan oluşan helal ve haramlarla hayatımızı kısıtlayan bir hale koyarız. Ama İslam bu değildir. İslam bir hayattır, fıtrata uygunluktur. İnsanı insan kılan yaşam anahtarıdır. Bu düşünceye sahip olduğumuzda mükellefiyet ve sorumluluk olmaktan çıkacak kendimizi, türümüzü gerçekleştirmeye başlayacağız.. Çoğumuzun bildiği ama hayata geçirmekte sıkıntı yaşadığımız meseleler âyet ve hadisler ışığında gayet açık bir şekilde bizlere sunulmuş.. Sayfa olarak az ama muhteva bakımından dolu dolu her konuya değinilmiş. Herkes kendine, hayatına katacacak bi şeyler muhakkak bulacaktır.. (~Burcu~) 
--reklam--
Hikemiyat PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ebubekir Sifil - Hikemiyat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hikemiyat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ebubekir Sifil Kimdir?
25.12.1960 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Sarıkamış’ta, Lise’yi Kars İmam-Hatip Lisesi’nde okudu. 1978 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne (şimdiki adıyla Eğitim Fakültesi) girdi.

1980 yılında bu okuldan ayrıldı ve aynı yıl Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki adıyla İletişim Fakültesi) girdi. 1984-85 öğretim yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu.

1986 yılına kadar serbest çalıştı. Bu arada kısa bir süre bir özel şirkette Arapça mütercimlik yaptı.

Aralık-1986 – Nisan-1987 tarihlerini kapsayan askerlik dönüşü bir süre yine serbest çalıştıktan sonra 1989 yılından 1993 yılı sonuna kadar Türkiye Diyanet Vakfı’nda yayın editörlüğü yaptı.

1993-1996 arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Van) ve 1998-1999 arası Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Eskişehir) Araştırma Görevlisi olarak çalıştı; her iki görevinden de kendi isteğiyle ayrıldı.

Hadis Bilim Dalı’nda yaptığı Yüksek Lisansını (Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) 1996, Doktorasını 2006 yılında bitirdi.

Halen Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

1999-2000 arası Yeni Mesaj gazetesinde, 2000-2013 yılları arasında Millî Gazete‘de günlük yazılar yazdı.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.
--reklam--
Ebubekir Sifil Kitapları - Eserleri
Ehl-i Sünnet Akaidi
Böyle Seslendiler
Çağdaş Dünyada İslami Duruş
Sana Din’den Sorarlar - Cilt 1
Hikemiyat
Nüzul-i İsa
Müslümanca Bir Hayat İçin
İdrak ve Tasdik
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi
Modern Fetvalar Çağdaş Hurafeler
Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet
İslam ve Modern Çağ - Cilt 1
Sözü Müstakim Kılmak 1
İhya ve İnşa
İslamî Bilincin İhyası
İstikamet Yazıları -II. Cilt
Sözü Müstakim Kılmak 2
İslam ve Modern Çağ - Cilt 2
İslam ve Modern Çağ (3 Cilt)
İslam ve Modern Çağ - Cilt 3
Sana Din'den Sorarlar - Cilt 2
İstanbul Celseleri 1
İstikamet Yazıları -I. Cilt
Muvatta Nüshaları Muhteva Analizi
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi - 1. Cilt
--reklam--
Ebubekir Sifil Alıntıları - Sözleri
Şîa Ehl-i Sünnet’ten “Kerbela’nın intikamı”nı almak için asırlardır kendilerini zincirlerle döverek içlerinde biriktirdikleri kin ve nefreti bugün mazlum Müslümanların üstüne boşaltıyor. (İstanbul Celseleri 1)
Geçmişte ulemanın, muhtelif zaman, biçim ve seviyelerde yaşanan travmaları teşhis ve tedavide benimsediği anlayış şuydu:
Dini/toplumsal hayatta yozlaşmaya yol açan her oluşum, düşüncede, zihniyette, inanç ve icraatta bir "bid'at"ın revaç bulmasındandır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den ve Selef'ten tevarüs edilenlerle çelişen her anlayış "bid'at"tır ve Din'den bir unsuru devre dışı bırakarak onun yerini almıştır. (İslamî Bilincin İhyası)
Allah û Teâlâ'ya itaatin yolu, O'nun Resulüne itaatten geçmektedir ve Resule itaat olmadan Allah'a itaat olmaz. (Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet)
Ne olmuştur da şahitlik ve diğer meseleler,hayatı Allah'ın rızasına kavuşma hedefiyle ve "ahirete dönük" olarak yaşayan "geleneksel" kadın için değil de, "cebri bir ihtiyar"la niçin ve nasıl sekülerleştiğini fark edemeyen "modern" kadın için bir "problem" olmuştur? (İslam ve Modern Çağ - Cilt 2)
Evet, Ehl-i Beyti savunduğunu kabul etmiyoruz. Evet, Ehl-i Beyt adına hareket ettiklerini söylüyorlar, ama biz, Şîa’nın Ehl-i Beyt’i “savunduğuna” değil, “istismar ettiğini” söylüyoruz. (İstanbul Celseleri 1)
Varisi bulunduğumuz medeniyetin özellikleri, insanlığa neler kazandırdığı ve ortadan kalkmasıyla insanlığın neler kaybettiği, bırakalım yabancıları, bizim insanımız tarafından dahi yeterince idrak edilebilmiş değildir. Dolayısıyla elimizdeki her türlü imkânı seferber ederek öncelikle kendi insanımıza ve toplumumuza, ardından da insanlığa İslâm’ın diriltici soluğunu ulaştırmak için eğitimli insan yetiştirmenin üzerimize farz olduğunu unutmamalı. (Hikemiyat)
İlahî vahyi ideal biçimde anlamanın garanti edilebilir tek yolu, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ontik varlığı ile doğrudan ilişki içinde bulunmaktan geçmektedir.

Şu hâlde klasik İslamî anlama yöntemleri ve daha genelde temel İslam bilimleri, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "tarihsel kişiliği" ile değil, "ontik hakikati" ile irtibat hâlinde bulundukları için geçerliliğin ve doğruluğun/meşruluğun biricik adresidir.

Bu temel gerçeğin gözden kaçırılması sebebiyle yeni anlama yöntemi arayışları, Kur'an'ın "tarihsel bir metin"e, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in de "tarihsel bir kişilik"e indirgeyerek seküler/profan bilim anlayışının "nesne"leri hâline dönüştürme eğiliminde olmakla maluldür. (İslamî Bilincin İhyası)
Talha Hakan Alp: ...
Demek ki nüzûl-i İsâ'yı inkâr edenlerin veya bu konuda kuşkuya düşenlerin o zaman İslam tarihiyle Hristiyanlık ve Yahudilik tarihini birbirine karıştırma gibi bir net olamama durumları var. Yani Yahudilik ve Hristiyanlıktaki bazı aksaklıkları sonradan dine eklemlemeleri bizde de olabileceğine ihtimal veriyorlar ki böyle bir sapma içine düşebiliyorlar. (Sözü Müstakim Kılmak 1)
Yoksulun elinden tutulması İslam'ın emridir. (Sözü Müstakim Kılmak 2)
Hasılı günümüzde âlim olmak demek, eski alimlerin yazdıklarını öğrenmek demektir. Yani günümüzün alimleri, geçmiş ulemanın talebesi seviyesinde bile değil. Niyetimiz kimseyi karalamak ya da küçümsemek değil, ama vakıa bu. (Sözü Müstakim Kılmak 1)
"İnsanların, dünya işlerini yoluna koymak amacıyla dinlerinden terk ettikleri her nokta için Allah onların başına düzeltmek istedikleri o işten daha zararlısını getirir."

Hz. Ali (Çağdaş Dünyada İslami Duruş)
"Mu'aviye, kapının halkası mesabesindedir.Onu yerinden oynatanı,ondan yukarıdakilere kasdetmekle itham ederiz." (Sana Din’den Sorarlar - Cilt 1)
Televizyonlardan ABD patentli aksiyon filmi gösterir gibi bütün dünyaya seyrettirilen bu "naklen vahşet" karşısında, yabancılaşma duygusu yaşamadan kaçımızın ağlayarak secdeye kapandığı ve dua ettiği meraka değer doğrusu... (İslam ve Modern Çağ (3 Cilt))
Modern dönem Müslümanlarının belki de en temel problemi şu: İçinde bulunduğumuz duruma nasıl geldiğimiz, niçin bu şartlarda yaşamak zorunda olduğumuz, dünyanın gidişatını tayin etme, ya da en azından etkileme konumuna gelebilmek için global ölçekte neler yapmamız gerektiği... gibi meselelere kafa yormak yerine, hasbelkader yaşamakta olduğumuz durumu Din’e onaylatarak rahatlamanın yollarını arıyoruz.

Sanki Din bizi, ne halde bulunuyorsak o halde rahatlatmak ve her hal-u kârda tercihlerimizi onaylamak için gönderilmiş gibi, hayatımızı Din'e göre değil, Din'i hayatımıza göre ayarlamanın peşindeyiz sürekli. (İstikamet Yazıları -I. Cilt)
İslam dünyasının son ikiyüz yıldır "değerler" bağlamında yaşadığı aşınma ve çürüme, İslam'la ilişkimizi "hissederek yaşama" seviyesinden, "öğrenmeye çalışma" seviyesine indirgedi. Bu, meyvenin tadını posasından almaya çalışmak gibi bir şey. (İslam ve Modern Çağ (3 Cilt))
Acaba Modernizm'i üzerimizde bu denli etkili ve söz sahibi kılan, bizzat onun doğasında var olan kuvve/ler miydi, yoksa onunla muhatap olduğunda birden cin çarpmışa dönen ve "şu işi bir anlayalım" diyerek Modernizm'i sorgulamak yerine, bir "sevk-i tabii" ile dönüp kendi dinlerini ve tarihsel tecrübelerini "sorgulama" kolaycılığını seçen Müslümanlar'ın yaşadıkları özgüven bunalımı mıydı? (İslamî Bilincin İhyası)
Kur'an'ın vahiy olduğuna iman eden bir kimse, onun 'tarihsel' olduğunu düşünebilir mi?
 Tarihsellik tartışmalarının, köken itibariyle Batılı olduğunu ve İslam ile herhangi bir irtibatı bulunmadığını bilenler için bu sorunun cevabı açıktır. (İslam ve Modern Çağ - Cilt 2)
Allah Teala'nın hidayete erdirmesi, hidayeti elde etmek gibi bir problemi bulunanlar için söz konusudur. (İslamî Bilincin İhyası)
Ali bin Ebu Talib (r.a) dedi ki: "İnsanlara anlayacakları şeyler söyleyin, anlamadıklarını bırakın." (Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi)
Hz. Ömer önceleri parmakların diyetinin miktarı konusunda şöyle bir karar vermişti:
Başparmak için 15, işaret parmağı için 10, orta parmak için 10, yüzük parmağı için 9 ve serçe parmağı için 6 deve.
Ancak Hz. Peygamber sav.'in diyet miktarında parmaklar arasında herhangi bir farklılık gözetmediği ve bütün parmakların diyetini 10'ar deve olarak belirlediği rivayet edilmiştir. Kaynaklar, konuyla ilgili rivayetlerden haberdar olduktan sonra Hz. Ömer'in kendi içtihadını terk edip, hadisin bildirdiği hükmü aldığını bildirmektedir. (Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/hikemiyat-ebubekir-sifil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)