# İbni Sina ve Aristotelesçi Sol - Ernst Bloch Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kimin eseri? İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kitabının yazarı kimdir? İbni Sina ve Aristotelesçi Sol konusu ve anafikri nedir? İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kitabı ne anlatıyor? İbni Sina ve Aristotelesçi Sol PDF indirme linki var mı?  İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kitabının yazarı Ernst Bloch kimdir? İşte İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ibni-sina-ve-aristotelesci-sol-ernst-bloch-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-17T09:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-17T09:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/17/ernst-bloch-kimdir-ernst-bloch-kitaplari-ve-sozleri-224166.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ernst Bloch 
 Çevirmen: Tanıl Bora 
 Orijinal Adı: Avicenna und die Aristotelische Linke 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750521522 
 Sayfa Sayısı: 120 
--reklam--
İbni Sina ve Aristotelesçi Sol Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Maddeye, çoktan unutulmuş, taze ve yeni bir bakış söz konusudur burada. Bu bakışın edası ne mekanistlerinki gibi yavan ne öte dünyadakilerin arzuladığı gibi mahçuptur; İbni Sina onu enerjiyle yükleyerek aktarmıştır bize.”

Ernst Bloch bu kitabında, İbni Sina ve İbn Rüşd üzerinden İslâm felsefesinin altın çağına bir bakış atıyor ve bu parlak dönemde, özgürleşmeci düşüncenin önemli bir uğrağını görüyor. Ona göre bu düşünürler vahiy, meseller, mitler, mecazlar âleminden aklın olanaklarına uzanan sağlam köprüler kurmuşlardır. Bloch, bu düşünce birikimine, mekanik olmayan bir materyalist anlayışın gelişmesinde tarihsel bir rol atfediyor.

İbni Sina-İbn Rüşd çizgisini, Aristoteles’in düşünsel mirasının sol kanadı olarak görüyor Bloch. Onun anlayışında bu yönelimin ana dayanağı, gelişme-değişme istidadı içeren, bir imkân/mümkün içeren, bir kuvve içeren “canlı” bir madde kavramıdır.

Bu küçük kitap, somut ilgi alanının ötesinde, Marksizm içinde bir metafizik inşa eden Ernst Bloch’un kendi felsefesi için de bir giriş, bir kılavuz niteliğindedir.
--reklam--
İbni Sina ve Aristotelesçi Sol Alıntıları - Sözleri
Zekice olan her şey, daha evvel yedi defa düşünülmüş olabilir. Ama bir daha düşünüldüğünde, başka bir zaman ve başka bir durumda, artık aynısı değildir. Sadece düşünürü değil, her şeyden önce üzerine düşünülen şey değişmiştir bu arada. Zekice fikir, kendini bu değişimde yeniden sınamalı, kendisini bir Yenilik olarak kanıtlamalıdır. Bu icap, bilhassa Şark’ın büyük düşünürleri örneğinde zengin sonuçlar doğurmuştur. Onlar Yunan’ın ışığını hem kurtardılar hem dönüştürdüler.
“… İbni Sina’nın eseri, mistisizm ortodoksiyle bileşip felsefeyi takibata aldığında bizzat buna maruz kalacaktı. Bunu başlatan, Bağdat’ta felsefe çalışmaya başlayan fakat önemli sonuçlar doğuran eseri Filozofların Tutarsızlığı felsefeye karşı bir mistisizm lehine (krekteristik biçimde akla karşı kuşkuculukla birleştirerek) yazan ve yaşlılığını sufi olarak geçiren Gazalî oldu. Bunu öyle bir biçimde yaptı ki, panteist yönelimle beraber entelektüel yönelimi de sufilikten tamamen kovalayıp Ortodoks aşkıncılıkla ikame etti. “Güneş doğuyorsa,” diyordu felsefenin döneği, “Satürn’den feragat edebiliriz” - yani derin düşünmenin, gece uyanık kalmanın, bilimin gezegeninden. Onun güneşi Kur’an, Satürn’ü ise İbni Sina’nın lanetli saydığı ana öğretileridir…” s. 26-27
“… İbni Sina’nın tarzı içinde [kutsal] metin imanının idrakin hakikatine tabi kılınmasını destekleyen bir mistisizm vardır. Zaten, sonunda açığa çıktığı gibi, alegorik bir kılıf olarak tüm dinsel öğreti en azından biçimsel olarak saf aydınlanmadan değil, mistisizmden teşekkül eder.” s. 27
“İnanma alışkanlığı, der Aristoteles Bilgelik Kitabı’nın ikinci kitabının sonunda, insan zihninin, apaçık ortada olan nice şeyi algılamasını engelleyen bütün sebeplerin kaynağındaki ana sebeptir. …”
İbni Sina hekimdi, keşiş olmadı. Tıpkı diğer önemli İslam düşünürleri gibi - hepsi dünyevi yaşadılar ve doğa
bilimsel düşündüler. Evet, tüm İslam toplumu feodal biçimlerine ve ruhani savaş ateşine rağmen, Ortaçağ Avrupa'sınınkinden farklı bir kanuniyet altındaydı. Bir tür erken burjuva toplumuydu bu, kabile düzeninin bir bakiyesi kalmıştı, fakat ticaret sermayesi hüküm sürüyor ve asli itkiyi o veriyordu.
İbni Sina'nın ulema çevrelerinde hiç eksik olmayan düşmanları, onun aşk ve şarapta aşırılığa teslim olduğunu ileri sürerler; şayet doğruysa bu onun bünyesinin sağlamlığına dair imgeyi tamamlar. Esas aşırılık onun eserinin genişliğindedir. İbni Sina arkasında doksan dokuz yazı bırakmıştır.
Aristoteles'ten Thomas'a [Aquinolu] ve öte dünya tinine değil de, Giordano Bruno'ya ve çiçek açan tüm/ evensel-madde'ye (vahdeti mevcut) uzanan bir çizgi vardır. İşte, İbni Sina bu çizgide İbn Rüşd'le birlikte ilk ve en önemli köşe taşlarından
biridir.....
İbni Sina´nın başlattığı kopuş, maddenin biçimini de , hem potansiyel hem kuvve, hem kuvve hem potansiyel olarak içkinleştirir.
Zekice olan her şey, daha evvel yedi defa düşünülmüş olabilir. Ama bir daha düşünüldüğünde, başka bir zaman ve
başka bir durumda, artık aynısı değildir. Sadece düşünürü değil, her şeyden önce üzerine düşünülen şey değişmiştir bu arada. Zekice fikir, kendini bu değişimde yeniden sınamalı, kendisini bir Yenilik olarak kanıtlamalıdır. Bu icap, bilhassa Şark'ın büyük düşünürleri örneğinde zengin sonuçlar doğurmuştur. Onlar Yunan'ın ışığını hem kurtardılar hem dönüştürdüler.
"Felsefenin işi dini ileri akılla sınamak, yani vahyin telkini yerine kanıtı konuşturmaktır"
İbn-i Sina'nın yakın dostu olan Ebu Said şöyle der "camiler tamamen yerle bir edilmeden, dervişlerin işi bitmiş olmaz: iman ve imkansızlık tamamen bir olmadıkça hiçbir insan hakiki müslüman olamaz".
(...)Dinin zihni sıçrayışıyla onun aşılması, insanın tanrının varlığında yok olmasıyla tanrının insanın varlığında yok olması, bu kadar yakındır birbirine.
"Güneş doğuyorsa" diyordu felsefenin döneği (Gazali-dy), "Satürn'den feragat edebiliriz".-yani derin düşünmenin, gece uyanık kalmanın, bilimin gezegeninden.
Felsefede temel eseri manidar bir biçimde Kitab eş-Şifa adını taşır; böylece bedenin tedavisini ve idaresini aklınkine aktarır. Şifa Kitabı bir ansiklopedidir, on sekiz kitapta dört temel bilimi
ele alır: Mantık, fizik, matematik ve metafizik.
Zaten İslam'ın hem Şark'taki hem Batı'daki egemenleri, hem Bağdat'taki Abbasiler hem Cordova'daki Emeviler, iktidarlarını süslemek için en tercih ettikleri ihtişam unsuru, dünyevi bilimdi; Halife, bir Papa değildi bu bakımdan.
çok sonraları, Arap toplumunun ticaret politikasına dayanan temelinin çökmesinin ardından, ortodoksinin akıl düşmanı nüfuzu devreye girdi. O zamana kadar "pagan" antikitenin neredeyse engelsiz kullanımı ve tekamülünün yanı sıra, Roger Baco'nun bilhassa methettiği "scienta experimentalis" (deneysel bilim) olma vasfı parıldıyordu Arap biliminde. Hatta Alexander von Humboldt iyice ileri giderek Arapların düşünülmüş ve hedefli deneyin mucidi olduğunu söyler.

Demek, İslam Ortaçağ'ının büyük hekim-filozofunun
temelinin ve dolayısıyla ruhbanvari olmayan düşünüş tarzının feodalite-ruhban Avrupa'sından tamamen farklı teşekkül etmiş olduğu gayet açıktır.
--reklam--
İbni Sina ve Aristotelesçi Sol İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
İbni Sina ve Aristotelesçi Sol PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ernst Bloch - İbni Sina ve Aristotelesçi Sol kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İbni Sina ve Aristotelesçi Sol PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ernst Bloch Kimdir?
Çok genç yaşta sosyalizmi benimsedi. Berlin'de Georg Simmel'in ve Heidelberg'te Max Weber'in öğrencisi oldu. 1915 yılında İsviçre'ye gidip Walter Benjamin'le dostluk kurdu. Almanya'ya dönünce Geist der Utopie`i (Ütopyanın Ruhu - 1918), tez konusu olan Thomas Münzer; Theologe der Revolution`u (Devrimin Tanrıbilimcisi Olarak Thomas Münzer - 1922), ve daha sonra da Durch die Wüste`yi yayımladı. 1920'lerde Berlin'de serbest gazeteci olarak çalıştı. Siyasal mücadelesi tam bir nazi karşıtlığı niteliği taşıyan Bloch, tartışma yazılarını biraraya toplayan Erbschaft dieser Zeit (Bugünün Mirası -1935) adlı kitabı yayımlanınca ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. New York'ta Bertolt Brecht ve Thomas Mann ile birlikte "Aurora Verlag" yayınevini kurdu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1949'da Frankfurt'ta Goethe Enstitüsü'nde kendisine önerilen kürsüyü değil, Leipzig'deki Karl Marx Üniversitesi'nde bir felsefe kürsüsünü kabul etti. Burada en önemli yapıtı olan Das Prinzip Hofnung`u (Umut İlke, 3 cilt, 1954 - 1957) yayımladı ve hukuk tarihi konusundaki kitabı olan Abriss der sozialen Utopien` (Toplumsal Ütopya Taslağı) ikinci baskısını gerçekleştirdi.
Ernst Bloch, 1957 yılında revizyonizmle, 1959'da da gençliği kötü yola sürüklemekle suçlanarak görevinden alındı ve emekli edildi. Aynı süreçte bütün yapıtlarının yayımlanması sürüyordu. 1961 yılında bir ziyaret için gittiği Beyrut'tayken, Berlin duvarının inşasına başllanınca, Batı'da kalmaya karar vererek Tübingen'e yerleşti. Burada Tübingen Üniversitesi'nde görev alarak yazarlığı sürdürdü. 1968 öğrenci hareketine eleştirel ama güçlü bir destek verdi. 1972’den itibaren sayısız ödülle onurlandırıldı. Öldüğünde üç bine yakın öğrencinin meşaleli yürüyüşüyle uğurlandı.
Bloch, en çok inançlar sorunu üzerinde durdu. Marksist bir görüş açısından Stalinizm'e karşı çıkarak, "ütopyalar"ın her zaman varolduğunu ve varolması gerekliliğini savundu. Ernst Bloch'a göre toplumsal ütopya, yabancılaşmanın tersine insanın bilinçlenmesine yardımcı olan temellerden biridir ve ona bütünsel bir tarih görüşü kazandırır.
--reklam--
Ernst Bloch Kitapları - Eserleri
İbni Sina ve Aristotelesçi Sol
İzler
Umut İlkesi
Rönesans Felsefesi
İbn Sina Aklın Ustası
Umut İlkesi
Hıristiyanlıktaki Ateizm
--reklam--
Ernst Bloch Alıntıları - Sözleri
Felsefede temel eseri manidar bir biçimde Kitab eş-Şifa adını taşır; böylece bedenin tedavisini ve idaresini aklınkine aktarır. Şifa Kitabı bir ansiklopedidir, on sekiz kitapta dört temel bilimi
ele alır: Mantık, fizik, matematik ve metafizik. (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
“… İbni Sina’nın tarzı içinde [kutsal] metin imanının idrakin hakikatine tabi kılınmasını destekleyen bir mistisizm vardır. Zaten, sonunda açığa çıktığı gibi, alegorik bir kılıf olarak tüm dinsel öğreti en azından biçimsel olarak saf aydınlanmadan değil, mistisizmden teşekkül eder.” s. 27 (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
İbni Sina'nın ulema çevrelerinde hiç eksik olmayan düşmanları, onun aşk ve şarapta aşırılığa teslim olduğunu ileri sürerler; şayet doğruysa bu onun bünyesinin sağlamlığına dair imgeyi tamamlar. Esas aşırılık onun eserinin genişliğindedir. İbni Sina arkasında doksan dokuz yazı bırakmıştır. (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
... "kaynaktan gelen ışığın" yansıması, ışığın kendisinden çok daha önemlidir, çünkü yansıma güzelliktir. Kutsallık, yücelik, gizem, bilinmeyen şey, bu dünyanın ötesi, bizde bu dünyanın
güzelliğini ortaya çıkarıyor. Bize ışığın tanıklığını yapan güzelliktir, dünyanın olağanüstü güçlerce yönetildiğini o bize gösterir. (Rönesans Felsefesi)
"İnsan, henüz bulunması gereken bir şeydir." (İzler)
Zekice olan her şey, daha evvel yedi defa düşünülmüş olabilir. Ama bir daha düşünüldüğünde, başka bir zaman ve başka bir durumda, artık aynısı değildir. Sadece düşünürü değil, her şeyden önce üzerine düşünülen şey değişmiştir bu arada. Zekice fikir, kendini bu değişimde yeniden sınamalı, kendisini bir Yenilik olarak kanıtlamalıdır. Bu icap, bilhassa Şark’ın büyük düşünürleri örneğinde zengin sonuçlar doğurmuştur. Onlar Yunan’ın ışığını hem kurtardılar hem dönüştürdüler. (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
Doğanın ölümden sonra dirilişini sağladığı oranda felsefe de yenilik gerektirir. (Umut İlkesi)
Insan geleceğe gelir,kendinde olanla girer onun içine. (Umut İlkesi)
Zekice olan her şey, daha evvel yedi defa düşünülmüş olabilir. Ama bir daha düşünüldüğünde, başka bir zaman ve
başka bir durumda, artık aynısı değildir. Sadece düşünürü değil, her şeyden önce üzerine düşünülen şey değişmiştir bu arada. Zekice fikir, kendini bu değişimde yeniden sınamalı, kendisini bir Yenilik olarak kanıtlamalıdır. Bu icap, bilhassa Şark'ın büyük düşünürleri örneğinde zengin sonuçlar doğurmuştur. Onlar Yunan'ın ışığını hem kurtardılar hem dönüştürdüler. (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
“İnanma alışkanlığı, der Aristoteles Bilgelik Kitabı’nın ikinci kitabının sonunda, insan zihninin, apaçık ortada olan nice şeyi algılamasını engelleyen bütün sebeplerin kaynağındaki ana sebeptir. …” (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
Hölderlin erkek kardeşine yazdığı bir mektupta gençliği şöyle tanımlamıştır. " Bu dönem aslında terin ve öfkenin ve uykusuzluğun ve ürkekliğin ve fırtınanın dönemidir ve hayattaki en acı dönemdir. " (İzler)
Bir şeyin vukua gelişinde de, kendi ardında kalan bir ‘Bir Şey’ vardır. Gerçekleştirmenin faili ve fiili dışarıya çıkıp gitmez, kendi içlerinde yaşamaya devam ederler. Onlardan kopan fiilden ayrı dururlar, aletin tamamlanmış cihazdan veya şairin şiirinden ayri durması gibi. Ve her gerçekleştirmede, hatta ereksel imgeye neredeyse onunla karıştırılacak kadar benzer görünende bile, Aktif olanın bir yamalı eseri saklıdır (Umut İlkesi)
Ne var ki bir şeylerin iyileştiği yerde, çok az kimse gene de hala dik durabilmektedir. Tanrım verdiklerin için sana şükürler olsun;
iyi de, tavuk sürüsü arasında, bugün kendine verileni cennetten kendisine daha doğuştan ayrılıp yollanmış sayan kim var ki hala? (Hıristiyanlıktaki Ateizm)
"İnsan kendiyle yalnızdır!
Başkalarıyla birlikteyken çoğu kişi kendiyle de değildir. Her ikisinden de sıyrılıp, çıkmak gerekir." (İzler)
Aristoteles'ten Thomas'a [Aquinolu] ve öte dünya tinine değil de, Giordano Bruno'ya ve çiçek açan tüm/ evensel-madde'ye (vahdeti mevcut) uzanan bir çizgi vardır. İşte, İbni Sina bu çizgide İbn Rüşd'le birlikte ilk ve en önemli köşe taşlarından
biridir..... (İbni Sina ve Aristotelesçi Sol)
"Aptallıklarının akıl sayıldığından emin iki üç cahil arasındaysan sen de eşek ol. Yoksa eşek olmayanı, kâfir olmakla karalarlar." İbn Sina (İbn Sina Aklın Ustası)
Fazlasıyla güzel günler, pek de incelikli resmedilen erdemler bir yanılsamadır ;coşkusuyla kendimize moral verebiliriz ama, gülünçlük raddesine dek varabilen zıddına dönüşmeden de hiç kimse uzunca bir süre [yanılsama] içinde yaşamaya dayanamaz -içimizdeki Tanrıların çekememezliğindendir bu (e, belli ki, henüz tam olamamış Tanrıların) (İzler)
Kaybın en trajik biçimi […] şeylerin farklı olabileceğini hayal etme kapasitesinin yitirilmesidir. (Umut İlkesi)
Düşünmek sınır aşmak demektir.
Dinin en iyi tarafı heretikler doğurmasıdır. (Hıristiyanlıktaki Ateizm)
Düşünmek,sınırları aşmak demektir. (Umut İlkesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ibni-sina-ve-aristotelesci-sol-ernst-bloch-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)