# İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar - Arno Gruen Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kimin eseri? İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kitabının yazarı kimdir? İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar konusu ve anafikri nedir? İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kitabı ne anlatıyor? İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar PDF indirme linki var mı?  İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kitabının yazarı Arno Gruen kimdir? İşte İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ihanete-ugrayan-sevgi-sahte-tanrilar-arno-gruen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-06T13:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-07-06T13:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/06/arno-gruen-kimdir-arno-gruen-kitaplari-ve-sozleri-263070.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Arno Gruen 
 Çevirmen: İlknur İgan 
 Tasarımcı: Deniz Akkol 
 Orijinal Adı: Verratene Liebe-Falsche Götter 
 Yayın Evi: Çitlembik Yayınları 
 İSBN: 9789944424271 
 Sayfa Sayısı: 260 
--reklam--
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevgiyi kabul etmekten duyduğumuz korku biz sahte tanrılar aramaya iter. 
Günümüzün "yükselen değeri" milliyetçilik içindeki kimlik oluşumları, tanrı yaratma yoluyla kendini bulma sıkıntısının ne denli ağır olduğunu ortaya koyuyor. Bugün tüm dünyada azınlıklar eziliyor ve aşağılanıyorsa, bu milliyetçiliğin sevgiyle hiçbir ilişkisi bulunmadığını; kendine ihaneti bastırmak için yaratılan şiddet duygusundan beslendiğini görmemiz gerekiyor. 
Sevgisizliğe karşı koymadığımız sürece kendi kimliğimize ulaşamayız. Arno Gruen birey oluşumuzu kabul etmek ve buna değer vermek için geçmemiz gereken kapıları aralayarak, gerçek sevgiyle karşılaşınca korkmadan kucak açabilmemiz ve tanrıyı kendi içimizde aramamız için yüzümüze kocaman bir ayna tutuyor. Terör ve savaş, nefret ve tehdit yüklü dünyamızı barışa taşıyabilmek, özgürlük ve adaleti öncelikle kendi içimizde geçerli kılmakla mümkün olabilir.
 
--reklam--
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar Alıntıları - Sözleri
Gerçek sevgi korku verir, çünkü kendimizi buna layık hissetmeyiz.
Sevilmemenin acısını ve yarasını herkes bir kez yaşamıştır.
İnsan anne-babası tarafından kendi varlığı temelinde sevilmiyorsa, sevgiyi kurallara uyma sonucu elde edebileceğini hızla öğreniyor.
Biri kendisini bize '' güçlü '' gibi sunduğunda hiç kuşkuya düşmüyoruz. Hepimiz böyle birinin peşindeyiz ve bu arayışımız resmi görüş tarafından da onaylanıyor. Buna karşın, sorunlar üzerinde konuşanlar, bizi durumumuzla yüzleşmeye zorlayanlar ''düşmanımız'' haline geliyor. Ve bu şekilde insanlık tarihi tekrar edip duruyor; aslında zayıf olanlar tanrılarımız haline gelip bizi yıkıma sürüklüyorlar.
peki '' tarih'', şiddetin, cinayetin, hırsızlığın ve tecavüzün yüceltilmesi değilse, nedir?
Sevginin anlamı, bir başka varlığın birey oluşunu kabul etmek ve buna değer vermektir; bir başkasının gelişiminden sevinç duymaktır.
Temelde hepimiz yetersiz sevgi yüzünden yara aldık. Bunu atlatabilmek için yaralarımızın derinliğine göre her yolu deniyoruz. " Hasta" olanlar, ancak başkalarını yanlarına yaklaştırmayarak yaşamlarını sürdürebiliyorlar
Kendini yok etmek özgür olmaktır.
Hakkında geniş bilgi sahibi oldukları bir şey var : adaletsizlik.
Sevgisiz bir varoluşun katlanılmazlığı, insanların, sahte sevgiye dayalı manevralar yapan demgogların vaatlerine kapılmalarına neden oluyor. Gerçek sevgiye asla katlanmadığımız ve kendimizi çocukluğumuzdan beri kandırmaya alıştığımız sahtesinin peşinden gittiğimiz için bunlar başarılı oluyorlar.
 Gerçek sevgiden, bizi, başta anne sevgisi olmak üzere anne-baba sevgisinin yetersizliğinin üstünü en başından beri örtmüş olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya bırakacağı için korkuyoruz. Kendimizle ve dünyayla gerçekçi biçimde başa çıkmaktaki yetersizliğimizin kaynağı burada yatıyor.
Sürekli sevgi peşinde koştuğumuz için yakınlık istediğimizi sanırız. Ama sevgiyle karşılaştığımızda, sevgiyi getiren kişi birden bize sıkıcı, hatta ağır gelmeye başlar. Birdenbire onun gülümsemesini yadırgadığımızı hissederiz. Bizi yağmaladığını ve bir şeyler almak istediği hissine kapılırız.
Bu yüzden, kendilik değeri duygumuzun eksikliğinin sevgiyi kabul etmemizi engellediğini fark edemeyiz.
İnsanlığı en fazla küçümseyenlere hayranlık duyar ve boyun eğeriz.
''Güçleri'' zayıflıklarıyla yüzleşememekten kaynaklanan bu ''üstün insanları'' arıyoruz. Kültürümüz bunu destekliyor bizi kısır bir döngünün içine hapsediyor. Çaresiz insanlar her zaman , aslında boş ve yıkıcı olan ama güçlülük görüntüsü veren böyle kişileri lider ve tanrıları haline getirir.
Sakıngan davranan ve hiçbir şey vermeyen insanların sevgisini isteriz. Bu durum, eskiden örnek aldığımız insan gibi yetersiz veren ya da hiçbir şey vermeyen kişilerin, şayet biz gerekli anahtarı bulursak bir şeyler verebileceği inancından kaynaklanır. Sevgiyi kolayca verenlerin sevgisi kuşku vericidir. Ya değersiz ya maksatlıdır.
(...) bir çocuğun yaşayabileceği en korkunç yaralanma söz konusudur: Sevilmemek. Bu öylesine derin bir umutsuzluk yaratır ki, bunu hatırlamamak için her yola başvurulur
--reklam--
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Temelinde sevgi ve ilgi yoksunluğunun yer aldığı, bazan da sevgi adı altında aşırılaşmış ve yanlış duygu yoneltmeleri sonucunda, buna maruz kalan kişinin benlik yapısında oluşan bozulma, yıkım ve ardından gelen değersizlik duygusuyla dünyamızın nasıl cehenneme çevrildiğini/cevirdigimizi anlamamız acısından müthiş yardımcı bir kitap. Sahte tanrılara ihtiyaç duymak yahut sahte tanrıya dönüşme sürecinde insani etkileyen daha doğrusu buna yol açan faktör pek tabii anne-baba olarak belirtilmiş. Müthiş bir kısır döngünün içine sıkışıp kalan "insan" kendini bulma, tanıma, anlama yoluna giderse bu döngüyü kırmak mümkün aksi halde oncelikle ebeveynleri tarafından kendini eksik, yetersiz, değersiz görmesi sağlanmış çocuk yetişkinlik sürecinde de ya itaat edecek liderler (sahte tanrılar diyor Gruen) arayışında ve tahakkümünde yaşamını sürdürecek ya da hüküm vermek, yok etmek, ele geçirmek gibi yıkıcı faaliyetler sağlayacak olanaklar arayacak/bulacaktır. Köle olmaya istekli olan birey kadar hükmetmek isteyen (psikopat karakterler başat) birey de özünde kendi benliğinde oluşan yıkıntılar, aldıkları yanlış mesajlar, sevgisizlik veya yanlış sevgi yoneltmeleri ile (ki bu sevgi değildir aslinda) bir nevi kurbandır.

Düşünmek gerek, yarattığımız sahte tanrılar kimler? Bu gücü onların ellerine verirken kendimizde tolere etmeye, yatıştırmaya çalıştığımız, kacindigimiz esas mesele ne? Ihtiyaç duyduğumuz fakat ihmal ve istismara uğrayan duygularımız, korkularimiz neler? Bunlarla birlikte, şayet (sahte) tanrı konumunu amaç edinmiş isek; guc ve iktidar saglama arzusu , siddet ve yikicilik arzusu hasar gören benlik yapimizda neyi iyileştirmeye, kanitlamaya çalışıyor ?

Gerçekle yuzlesmenin korkutucu olduğunu da söylüyor Gruen. Bir cok insanin yüzleşme yerine inkara ve siddete yönelmesinin temelinde de bu korku yer alıyor. Kabullenisin sancılı bir süreç olduğu kesin lakin kendi benliğini bulma yolunda, kendini hatırlama, yaralarını iyileştirme yolunda da kişiye yardımcı olabilecek tek şey korkunc da olsa, sancılı da olsa bu yüzleşmeyi sağlayabilmektir.

Insan yaşamının en temel evresi çocukluk dönemi; kalanı ise tekerrür. (Gulan) 
Öncelikle şunu belirterek başlamalıyım ki kitabın türü kısmında belirtilen ''kişisel gelişim'' bu kitaba uygun bir tür değil. Her psikoloji türünde yazılan kitap kişisel gelişim konu başlığına maruz kalmamalı diye düşünüyorum.

Kitap, geçmişin, şimdinin ve geleceğin yetişkin bireylerinin kişilik yapıları üzerine eğilerek oluşan bu yapıların sevgisizlik temelli bir çocukluk döneminin eseri olduğunu ve işin kötü kısmı da yetişkin kesimin bu sorunlu yapılarının farkında bile olmayışları üzerine yazılmış ve hem toplum hem de birey nazarında mutlu ve huzurlu bir dünya yaratmanın yolunun sevgi-adalet, bilinç-özgürlük ekseninde bir yaşam şekliyle ancak geliştirilebilir olduğunu anlatmaktadır.

Gruen eserleri gerçekten haddinden fazla kaliteli ve içerik anlamında her satırı dikkatle okunması gereken kitaplar ortaya çıkarmış. Her anlatılanın yaşamdaki karşılığı bu denli önemli olunca dünyayı değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz sözünün tam karşılığı bu eser diyebilirim.

Çocukluk dönemi ekseriyetiyle sevgisizlik üzerinde yükselmiş olan insanların doğaya, hayvana, eşine, kendine, kısacası her şeye zarar vermeye başlaması işte bu sevgisizliğin tekrarından başka bir şey değil. Gruen bu noktada sevgisizlik konusunun sosyal yaşamdaki yansımasına değindiği gibi politik yaşamdaki yansımasına da değinmekte ve milliyetçilik, faşizm gibi fikirleri sadece bu sevgisizlik ortamında ortaya çıkabilen ideolojiler olarak tanımlamaktadır.

Doğaya bağımlı olarak olarak canlanan insanın yine ona bağlı kalarak yok olacağı bir ortamda algıladığı şeyler bu denli sınırlıyken, bu sınırlılık (sığlık) içinden çıkarak kendi kabuğunu parçalaması ve daha doğru bir bakış açısı geliştirebilmesi için yaşam alanında yaratmış olduğu idoller (Gruen kitapta sahte tanrılar diye tanımlıyor) ve onların davranışlarını rol model alarak kendi karakteristik yapısını yanlış şekilde oluşturmaya başladığını görmesinin ve kabul etmesinin değerini anlatmakta. Kitap her yönüyle çok çok dolu eser. Mutlaka okuyunuz. (Uğur De Molinari) 
Muhteşemdir! Arno Gruen kitaplarını okumak gerçekten zihninizi büyük ölçüde açar. İnsanın neden bu halde anlamak istiyorsanız Arno'ya ihtiyacınız var! (İrem Öz) 
--reklam--
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Arno Gruen - İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Arno Gruen Kimdir?
Arno Gruen, 1923 Berlin doğumlu Alman psikolog ve psikanalist.

Eğitim: New York Şehir Koleji
--reklam--
Arno Gruen Kitapları - Eserleri
Empatinin Yitimi
Normalliğin Deliliği
Kendine İhanet
İçimizdeki Yabancı
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar
Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör
İtaate Karşı
Soğuk Akla Karşı
Terörizme Karşı
Hayattan Yabancılaşmış
--reklam--
Arno Gruen Alıntıları - Sözleri
Vicdanı olmadan vicdandan söz ediyordu. (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
Kendine özgü bir kimliği olmayan bir insan için sürekli onaylanmaktan, kendisi için "iyi adamdır" denilmesinden daha önemli bir şey yoktur. (İçimizdeki Yabancı)
Gelişimi Marx tarafından teşhis edilmiş olan mevcut sorunumuz, insanların ihtiyaçlarının ötesine geçen ve onları ekonomik ve kişisel temellerinden mahrum bırakan küreselleşmedir. (Terörizme Karşı)
İtaat ve soyut düşünme, empati kabiliyetini zayıflatır. (Soğuk Akla Karşı)
Çevrebilimciler uzun süredir, Batı dünyasındaki insanların doğanın bir yılda üretebildiğinden 1,5 kat daha fazla kaynak kullandıkları konusunda uyarıda bulunuyor. Fakat ne elitler ne de ortalama vatandaşların çoğu bu konuyu dikkate almaz, çünkü keder ve acı ile ilişkisi olan her konu kötülük olarak görülüp baştan savılır. (Soğuk Akla Karşı)
Siyasi liderlerimiz intikam için vaaz verir ve bu şiddet ve ölüm arayışı hastalığının gerçek sebeplerini göremezler. Ve tam aksine, tıpkı terörist suikastçiler gibi, öldürmeyi yegâne çözüm olarak görürler. (Terörizme Karşı)
Öfkelerini saldırgan davranışa çeviremedikleri durumda kendilerini zayıf olarak nitelendiren insanlar da mevcuttur. (Terörizme Karşı)
Anne baba sevgisi, kendini kabul ettirmek için boyunduruk altına girmeyi ve bağımlı hale gelmeyi gerektirir şekilde ortaya çıkarsa, topluma uyum bir çeşit itaat sınavı haline gelir. Bunun sonucunda doğan istekler, gerçek duyguların kaybına yol açarak, insanı kendi kötülüğünün kaynağı haline getirmektedir. (Kendine İhanet)
Her birimiz orijinal doğduk ama kopya olarak öleceğiz.

Edward Young (İtaate Karşı)
"Eğer kendini bir başkasının düşüne kaptırırsan sonuçlarını göze almalısın." (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
... kadınların geçmişte genel ekonomiye erkeklerden daha az katkıda bulunduğunu varsaymak için elimizde hiçbir neden yoktur... Buradaki ironi, kadınların vejeteryan temel besin maddelerini toplamak için deri bir çantadan ve kazmak için sopadan başka bir şeye ihtiyaç duymamasında, ve korunamadığından dolayı kazı sırasında bu araçların hiçbirine rastlanmamasında yatar. Bununla birlikte, erkeklerin karmaşık avlanma donanımları ok uçları, zıpkın ve bıçak şeklindedir. Bu sebeple tarih öncesi meskenlerin yorumunda hem vejeteryan beslenmenin hem de kadınların topluma ekonomik katkısının küçümsenme eğiliminde olduğu gözlemlenebilir. (Soğuk Akla Karşı)
Gerçek dünyada insani değerlerin yitimine katlanamayanlar "deli" kabul edilirken insani köklerinden kopmuş olanlar "normal" olarak onay bulur. (Normalliğin Deliliği)
İşbirliği yapmaya hazır olma durumu anne ve çocuk arasındaki sağlıklı be empatik bir bağdan kaynaklanmaktadır. (Soğuk Akla Karşı)
Sevgisiz bir varoluşun katlanılmazlığı, insanların, sahte sevgiye dayalı manevralar yapan demgogların vaatlerine kapılmalarına neden oluyor. Gerçek sevgiye asla katlanmadığımız ve kendimizi çocukluğumuzdan beri kandırmaya alıştığımız sahtesinin peşinden gittiğimiz için bunlar başarılı oluyorlar.
 Gerçek sevgiden, bizi, başta anne sevgisi olmak üzere anne-baba sevgisinin yetersizliğinin üstünü en başından beri örtmüş olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya bırakacağı için korkuyoruz. Kendimizle ve dünyayla gerçekçi biçimde başa çıkmaktaki yetersizliğimizin kaynağı burada yatıyor. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)
Siyasi liderler, nüfusun çoğunun içsel mağduriyetlerini kendi hâkimiyetleri için kullanır. (Terörizme Karşı)
Başkasının hükmü altına girmek güya bizi kendiliğimize götürecekmiş! Bu öyle bir çeliş­ki, öyle bir dehşettir ki, kendiliğin çözülmesini yaşamın hedefi haline getirmektedir! Bizi ezenlerin işine yara­maktadır, çünkü bu "idealizm" ve "büyüksenmek" ar­zusunun altında özerkliği yaralanmış bir çocuğun bi­rikmiş öfkesi yatmaktadır. (Kendine İhanet)
Yalanlar sahici görünmeliydi! (Empatinin Yitimi)
Olağanüstü bir şekilde senin gözlerinde
Kendimi olurken gördüm. (Kendine İhanet)
Yanlış tanrılar, içi boş kahramanlar (İtaate Karşı)
İnsanlığı en fazla küçümseyenlere hayranlık duyar ve boyun eğeriz. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ihanete-ugrayan-sevgi-sahte-tanrilar-arno-gruen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)