# İki Ağıt - Ataol Behramoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İki Ağıt kimin eseri? İki Ağıt kitabının yazarı kimdir? İki Ağıt konusu ve anafikri nedir? İki Ağıt kitabı ne anlatıyor? İki Ağıt kitabının yazarı Ataol Behramoğlu kimdir? İşte İki Ağıt kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/iki-agit-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T06:00:19+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T06:00:19+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/ataol-behramoglu-kimdir-ataol-behramoglu-kitaplari-ve-sozleri-159600.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ataol Behramoğlu 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789944610421 
 Sayfa Sayısı: 68 

İki Ağıt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitapta yer alan ağıtlardan ilkinde Ataol Behramoğlu Şili trajedisini işliyor.

Bu ağıt, 1971 yılında Paris'te Pablo Neruda'yla tanışan, 1973 yılında Moskova Üniversitesi konferans salonunda Salvadore Allende'nin söylevini dinleyen Ataol Behramoğlu'nun hem Şili trajedisine tanıklığı hem de kendi yaşamından bir kesittir.

Bir gazete haberinden yola çıkarak oluşturulan "Savada Boğulan Türkler Bulundu" adlı ikinci ağıt ise, şairin kendi dizeleriyle, "kanayan bir ülkenin/boğulmasının öyküsü"dür...

"İki Ağıt"ın toplumcu şiirimize yeni konu ve biçim ufukları kazandırdığını düşünüyoruz.

İki Ağıt Alıntıları - Sözleri
Ve adil olmayan
 bu dünyada
 emeğin
 özgürlüğün
 adaletin
 türküsüdür söylediğim...
Hayata olanca
 sevgime karşın
 ölümü göze alarak...
Kazanacağız
 çünkü sadece
 inanç ve coşkuyla
 değil
 keder ve acıyla da
 yoğruldu mayamız...
Yaşamak neye yarar
Neye yarar, dövüşen arkadaşların
Omuz başında yer almadıktan sonra
Kazanacağız
 çünkü "biz halkız...
Ve yeniden
 doğarken
 ölümlerde"
şehitlerimiz de
 bizimle...
Ve onun için
 her dirilişte
 bir öncekinden
 daha çok insanız...
"Kazanacağız çünkü sadece inanç ve coşkuyla değil,
Keder ve acıyla da yoğruldu mayamız.
Kazanacağız, çünkü biz halkız."
"Tanrım,
 senin yarattığın dünya bu mu?" ...
"Zafer türkülerimiz içinde acılarımız da vardır... Kazanılan zafer, onun uğrunda çekilen acıları unutturmamalıdır..."
Şili artık
 tanıyordum seni
 Koklamış olmasam da
 bir çiçeğini
 yağmurunda ıslanmasam da
Savaş alıştırdı bizi
 Çürümüş insan cesedi kokusuna...
Sabah jandarmalar
üç erkek dört kadın bir çocuk
sekiz ceset saydılar...
Türk oldukları söylendi...
Suda boğularak
öldükleri
ceset torbalarının
iki kat ağırlığından belliydi...
Türkmüşler
Sava'da boğulmuşlar
İtalya'ya gidiyormuşlar...

Türkiye nere
Sava nere
İtalya nere...
Çocuk ağlayışları
ve kadınların
nicedir bastırılmış çığlıkları
geceyi
yırtarken
erkeklerin
son düşünce kırıntıları
belki pişmanlık
sözcükleri
belki kırık dökük
dualardı
boğulurken...
Santiago Kent Stadyumu..

Kadın erkek

 genç yaşlı

 gözetilmeksizin

 üst üste yığılan

 otuz beş bin tutuklu…

“Tanrım,

 Senin yarattığın dünya bu mu?”…

Santiago Kent Stadyumu…

Aynı dili

 konuştuğun

 aynı gökyüzü

 altında doğduğun

tarlada

 işlikten

 fabrikadan

 varoştan madenden devşirilmiş

sırtına üniforma giydirilip

 eline silah verilmiş

yurttaşlarınca düşman görülmek…

 dövülmek sövülmek öldürülmek…

“Tanrım,

 Senin yarattığın dünya bu mu?”…

Santiago Kent Stadyumu

– Bu gün Victor Jara

 adını taşıyan-

Ve kadın erkek

 genç yaşlı

 gözetilmeksizin

 üst üste yığılan

 on binlerce

 tutukludan

 Jara’ydı biri de

Ve gitarı da

 tutukluydu

 türkücüsüyle

Ve birden

 bir ses yükseldi

 on binlerden

“Venceremos”du söyledikleri

 Tutuklu

 gitarın eşliğinde…

Ve susturmak için

 Türkücüyü

Sonsuzca

 sussun diye

 “Yeni Türkü”

Dipçikle ezildi

 parmakları

Bilekleri

 parçalandı

Dövüldü

 sövüldü

 aşağılandı

Dört gün dört gece

 işkencenin

 her türü denendi bedeninde

Kent mezarlığında

 kimliksiz mezarsız

 binlerce ceset

 arasında

 karısı Joan

 tanıyıp onu bulmadan önce…

“Tanrım,

 Senin yarattığın dünya bu mu?”…
Ben ki
Kederden
Isırarak yumruklarımı
Ve bütün hücreleriyle
Bedenimin
Hazırken ölmeye
Hiçbir şey,hiçbir şey yapamamanın
Aczini duymaktayım

İki Ağıt İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanı oturup saatlerce dinleme isteğinde bulunan o şiirsel sesi ile sizi hayran bırakır, o şen kahkahası ile tüm gününüzü Mutlu kılabilecek bir insandır Ataol Behramoğlu... Her insanın hayatında bir Ataol Behramoğlu olmalıdır... Ondan bir şeyler alabilmeli ve bilgileriyle sıkı sıkı tutunmalıdır...

Nazım'ın eş yazarıdır diye düşünüyorum çünkü tarzı, konusu hatta vurguları aynı Nazım gibidir, sadece tek fark daha yaşamış, daha görmüş idir Nazım'dan ... En sevdiğim yabancı şair Pablo Neruda'yla tanışmış... Bir daha görebilirsem bu konuda kendisi ile konuşmayı çok istiyorum...

"Ve onun için
 her dirilişte
 bir öncekinden
 daha çok insanız..." (E F T E L Y A ...) 
İki ağıt...Ağlamamak için kendimi tuttukça düğümlendim.
Şiirlerinde geçen isimleri araştırınca biri şair,biri müzisyen,biri siyasetçi.Hepsinin hayatından acı fışkırıyor.
Ataol Behramoğlu kitabı ikiye bölmüş.İlk ağıt Şili'de yaşanan darbe.Darbenin alıp götürdüğü,şairin hayran olduğu bir şair,bir müzisyen ve bir siyasetçiye yapılan ağıt.
İkinci ağıt ise Sava'da boğulan 12 Türke yapılan ağıt.Gerçekten ağıt yakmış.Ağlayarak yazmış sanki...
İlk Ağıt...
1973'te Şili'de bir darbe oluyor.Neden mi?
(Şili, 1970'li yıllarda Latin Amerika'nın en yoksul ülkelerinden biridir. Zaten ülkenin kaynaklarını da bir avuç zengin ve ABD'li firmalar tüketiyordur. 1970 yılı Şili için bir dönüm tarihidir. Unidad Popular (Halk Birliği) cephesinin sosyalist lideri Salvador Allende seçimleri kazanmış, emek ve ulusal bağımsızlıktan yana radikal bir programı uygulamaya koymuştur. Ancak ABD'nin gizli desteğiyle 11 Eylül 1973 tarihinde Augusto Pinochet, kendisini Genel Kurmay Başkanı yapan Devlet Başkanı Salvador Allende'yi bir darbeyle devirerek iktidara gelir.)
Yine darbe ve yine Amerika...
İkinci Ağıt
2002 Mayısında yayınlanan bir haber.
Bosna-Hersek ile Hırvatistan arasındaki Sava Nehri'nde, Hırvatistan'a kaçak yollarla girmeye çalışan 16 kişinin bulunduğu bildirilen bir botun alabora olması sonucu boğulan 12 Türkün cesetleri bulundu. Hırvatistan Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, boğulan Türk vatandaşlarının arasında iki çocuk bulunuyor. Hırvat yetkililer, cesetlere Vinkovçi'de otopsi yapıldığını söylediler. Yetkililer, cenazelerin yarın başkent Zagreb'e, oradan da Türkiye'ye gönderileceğini bildirdiler. 8 cesedin Sava'nın Hırvat tarafında, 4'ünün Bosna tarafında bulunduğu belirtildi. Bot, Sava nehrinde geçen Pazartesi günü alabora olmuştu. Kurtulanların, İtalya'ya gitmek istediklerini söyledikleri bildirilmişti.

Sonuç:Hüzün...
Not:Solcu değilim.Ama şunu unutmamak gerekiyor Dünya çapına bakınca sol sağ karmaşası var.Bazı ülkelerde bizim sol dediğimize onlar sağ diyor.Ben Amerika nerde duruyorsa karşısında duruyorum olay o kadar basit aslında. (Hilal) 

Kitabın Yazarı Ataol Behramoğlu Kimdir?
Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan1942, İstanbul), şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı.

Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan bir edebiyatçıdır.

1942'de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli olan ailesinin soyadı 'Gürus' idi. Aile, soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım'dır. 'Nihat Behram' olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu'nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu'nun ağabeyidir.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars'ta öğrenim gördükten ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı'da tamamladı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General", 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan 'Bir Gün Mutlaka' adlı kitabı 60'lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi 'İvanov' (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970 yılında siyasi nedenlerle yurtdışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris'te yaşadı. Paris'te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon'un yönetimindeki "Les Lettres Françaises"de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971'de Paris'te Théatre de Liberté'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" için bölümler yazdı.
Sovyet Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova'da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri (Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972) ve yurtdışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de yayımlandı.

1974'te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi 'Militan' büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu'nun "Ne Yağmur Ne Şiirler'(1976)", 'Kuşatmada (1978)', 'Mustafa Suphi Destanı" (1979), "Dörtlükler" (1980) adlı kitapları yayımlandı.
1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. "Ne Yağmur'Ne Şiirler'"'in yeni basımının mahkemece 'toplatılması ve imhası'na karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti. 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye'de 'siyasal kabare' türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan'da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı (1981). "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"nin ilk çalışmalarına başladı.

1982'de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı.1983'te 8 yıl hapse mahkum edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurtdışına çıkardı.

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris'te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi 'Anka'yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.

Almanya'da "Kızıma Mektuplar (1985)", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" (1985) adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988de Budapeşte'de 'Europa' yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" (Özdemir İnce ile birlikte); "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca 'Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)', şiir üstüne yazılarını biraraya getiren 'Yaşayan Bir Şiir' (1986) ile 'Eski Nisan', 'Bebeklerin Ulusu Yok' adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989'da Türkiye'ye döndü.

Türkiye'ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi'nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları'nda editörlük yaptı. 90'lı yıllarda 'Sevgilimsin' (1993) adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını biraraya getiren, "İki Ateş Arasında" (1989), "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" (1989), "Mekanik Gözyaşları" (1990), "Şiirin Dili-Ana Dil" (1997) yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" (1995); yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" (1996) adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova'nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan 'Lozan' adlı eseri vardır.

1995'te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999'a kadar iki dönem sürdürdü. 2002'de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

1992'de İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ataol Behramoğlu Kitapları - Eserleri
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Sevgilimsin
Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği
Benim Prens Adalarım
Aşk İki Kişiliktir
Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki

Bir Gün Mutlaka
Sivil Darbe
Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar
Yalancının Ampulü
Kendin Olmak Ya da Olmamak
Yarım Yüzyıldan Şiirler
Uçur Diye Ey Aşk

Aziz Nesin'li Anılar
Şiir Hayatın Neresinde?
Hayata Uzun Veda
İki Ağıt
Rus Edebiyatı Yazıları
Dünya Halk Masalları
Rus Edebiyatının Öğrettiği

Okyanusla İlk Karşılaşma
Sali Antik Kentlerde
Mustafa Suphi Destanı
Kardeş Türküler
Nazım Hikmet Tabu ve Efsane
Kimliğim: İnsan
Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı

Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi
Seçme Şiirler
Kızıma Mektuplar
Yurdu Teninde Duymak
Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla
Yeni Ortaçağın Saldırısı
Yeni Aşka Gazel

Yaşayan Bir Şiir
Toplu Oyunları 1
Özlem ve Yaz
Mekanik Gözyaşları
Gerçeklik Duygusunun Kaybolması
Düşler Kuruyorum
Biriciktir Aşk

Bir Çocuğa Layık Olmak
Başka Bir Açı
Ne Çok Hain
Şiirin Dili Anadil
Ne Yağmur... Ne Şiirler...
Ataol Behramoğlu Şiirler 1959-1982
Utanıyorum

Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri
Başka Gökler Altında
Eski Nisan
Bebeklerin Ulusu Yok
Dörtlükler
Şiirin Kanadında Mektuplar
Ali Suavi

İyi Bir Yurttaş Aranıyor
İki Ateş Arasında
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi
Kuşatmada
Çocuklar İçin 1920 Dersleri
Nazım'a Bir Güz Çelengi
Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum

Köprülere Şiirler

Ataol Behramoğlu Alıntıları - Sözleri
Puşkin "Çingeneler'de, (toplumsal bağımlılıktan tam ve sınırsız bir özgürlüğe sıçramayı kendilerinin organik ödevi olarak gören romantiklerin tersine), hiç kimsenin, toplumsal önbelirlenmişliğinden hiçbir yere sıçramayacağını gösteriyor..." (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
''Yetenek ne kadar büyük ve kendine özgüyse, o ölçüde bilinmez kalacaktır.'' (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. (Seçme Şiirler)
Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
 1974 (Dörtlükler)
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 26 Mayıs (6 Haziran) 1 799'da, köklü, aydın bir soylu ailesinin çocuğu olarak Moskova'da doğdu. Anne tarafından büyük dedesi, çocukluğunda Osmanlılarca tutsak edildikten sonra Rus sarayına armağan edilerek, Büyük Petro'nun sevgisini kazanarak gene­ralliğe kadar yükselen, Petro devrimlerinin savunucuların­dan ve çarın en yakın yardımcılarından Habeşistanlı prens Hannibal'dir. (Aleksandr Puşkin'in farklı, özellikli kişilik yapısında, birinci derecede olmasa bile, bu "genetik" öz­günlüğün de bir etkisi olduğu düşünülebilir.) (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)

Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Taşa biçim veren sanatçı gibi
Görünmez bir elle yontuyorum
Kendi ses tonumun biçimini (Okyanusla İlk Karşılaşma)
Bir bakıma her şey boş ve aptalca belki
Ama her şey korkunç anlamlı ve korkunç güzel bir bakıma... (Dörtlükler)
Sevgilimsin, arasına bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Düşündüm sonra
Belki dedim, insanca gereksinimlerimizi
hiçbir zaman
insanca doyumuyla yaşayamadık.
Hep bir şeyler burktu, çelmeledi.
Ama çırpındık yine de
insanca bir şeyler için.
Ömrümüzün tarihi böyle..
Öyleyse yitirilmiş zamanımız yok...
Acıların, kederlerin bulandırdığı
zamanlarla dolu da olsa
ömrümüzün tanımı
yitirilmiş diye yapmamalıyız...
Böyle bir düşünceler yumağı işte. (Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var)
Zaman, yeni koşullar, yaraları az çok onaracak, fakat sızlayan bir şey hep kalacaktır. (Biriciktir Aşk)
Ve ben - - aptal gibi-- hala
 diye düşünüyorum.. (Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum)

Dilimin altında özlem var
Ve karışık bir dua
Boğulmuş anılar
Seni getiremez bana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Ve eğer
Tek bir hayatın
Önemi yoksa
Bütün bir evrenin
Bütün bir geçmişin
Ve geleceğin
Önemli olduğunu
Bana kim kanıtlanabilir? (Bir Gün Mutlaka)
Adı Kars Çayı Köprüsü müydü
Çocukluğumdaki o köprünün?
Biliyorum hâla yerli yerinde
Belki biraz daha yoksul ve üzgün (Köprülere Şiirler)
Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini (Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki)
Şili artık
 tanıyordum seni
 Koklamış olmasam da
 bir çiçeğini
 yağmurunda ıslanmasam da (İki Ağıt)
Ruhi Su, bütün kır çiçeklerini, bitkileri, yaban otlarını tek tek tanıdığını, adlarını bildiğini söylemişti bir gün. Bu bilgiye sahip olan kişiyle olmayanın doğadan aynı hazzı alabileceği söylenebilir mi? (Kimliğim: İnsan)
Bazen yıkık dökük olmaya hakkım yok mu
Kırık, yıkık dökük olmaya￼
Hayatım baştanbaşa hatalarla yüklü
Ve onları düzeltme çabasıyla￼ (Hayata Uzun Veda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/iki-agit-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)