# İlkçağ Tarihi - Cilt 1 - Vladimir Nikolaevic Diakov Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kimin eseri? İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kitabının yazarı kimdir? İlkçağ Tarihi - Cilt 1 konusu ve anafikri nedir? İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kitabı ne anlatıyor? İlkçağ Tarihi - Cilt 1 PDF indirme linki var mı?  İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kitabının yazarı Vladimir Nikolaevic Diakov kimdir? İşte İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ilkcag-tarihi-cilt-1-vladimir-nikolaevic-diakov-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-06-27T14:00:10+03:00
- Güncelleme: 2023-06-27T14:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/06/27/vladimir-nikolaevic-diakov-kimdir-vladimir-nikolaevic-diakov-kitaplari-ve-sozleri-434796.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Vladimir Nikolaevic Diakov 
 Yazar: Sergei Ivanovich Kovalev 
 Çevirmen: Özdemir İnce 
 Yayın Evi: Yordam Kitap 
 İSBN: 9789944122399 
 Sayfa Sayısı: 415 
--reklam--
İlkçağ Tarihi - Cilt 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlkçağ Tarihi, ilkel topluluk düzeni ve Ortaçağ arasında arasında yer alan uzun bir tarih kesitini materyalist bir bakışla incelemektedir.Bu dönemin incelenmesi, insanın kökeni, dinin doğuşu, sanatların ve bilimlerin ortaya çıkışı, sınıfların ve devletin oluşumu gibi çok önemli sorunların aydınlatılmasını sağlar. İnsanlığın aştığı o güç yolu, atalarımızın doğa karşısında verdiği kahramanca savaşı inceler.

İki ciltlik eserin bu ilk cildinde ilkel topluluk düzeninden başlayarak, insanlığın uygarlığa ilk admlarını oluşturan Sumer, Akkad, Babil, Mısır, İran ve Çin gibi Doğu uygarlıklarını inceledikten sonra Eski Yunan'a geçiliyor. Eski Yunan uygarlığı, ekonomik yapı, üretim ve bölüşüm ilişkileri, devlet yapısı bakımından olduğu kadar bilim, kültür, felsefe ve sanat açısından inceleniyor.
İlkçağ Tarihi - Cilt 1 Alıntıları - Sözleri
Bazen, yenilenler, zafer kazanan tribünün bir kalanına katılıyorlardı. Tören sırasında, tutsaklardan biri, anaerkil soydan akrabalığı simgelemek için dudaklarını yaşlı bir kadının göğsüne hafifçe dokunduruyordu.
Gerçekte devlet, “…bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki egemenliğini sürdürmeyi amaçlayan bir araç”tır. Sınıfların oluştuğu toplumlarda ortaya çıkan zorlayıcı bir aygıttır.
Dünya uygarlığının hazineleri Hint uluslarına çok şey borçludur. Matematikçileri, günümüzde evrensel olarak kabul edilen bir sayı yazma sistemini (rakamın değerinin sayı içindeki yerine göre değişmesi sistemi) getirdiler; önce Yakın Doğu uluslarının aldığı ve Avrupa’da biraz değişik şekliyle ve “Arap rakamları” adıyla bilinen bazı rakamları (özellikle “sıfır”ı) buldular. İlkçağ Hintlileri, kare ve küp kök almasını, “pi sayısını” oldukça doğru hesaplamasını biliyorlardı; trigonometrinin temel yasalarının temel bilgisine sahiptiler. Ortaçağ Avrupa ulusları cebirin ögelerini Araplardan aldılar, ama Araplar da bunları Hintlilerden öğrenmişlerdi.
Mezopotamya’da, M.Ö. IV. binlerin sonunda, Eneolitik dönemde devlet ortaya çıktı.
Pergeli bulmak onuru da Çinlilerindir. Sağlam matematik bilgileri vardı, kare ve küp kök kullanımlarını özellikle biliyorlardı.
Sınıflar oluştukça, özgür insanlar arasındaki eşitsizlik giderek daha çok ortaya çıkmaya başladı ve bu durumu onaylayan bir hiyerarşi oluştu. Özgür insanlar dört “varna” ya (buna genel olarak “kast” adı verilir) ayrılıyordu. Doğuştan soylular ile tribünün soyluları iki varna’yı oluşturuyordu. Brahmanlar ve kşatriyalar. Birincisine rahipler, ikincisine askerî aristokrasi bağlıydı. Toplulukların büyük özgür insanlar yığını vekyalar (vesiya) varnasını oluşturuyordu. Topluluk içinde bir şeye sahip olmayan, tribünün kararlarına ve dinsel törenlerine katılma hakkı olmayan özgür yabancılar son varnanın, sudralar’ın kapsamına giriyordu. “Üye” olmadıkları için “bir kez doğmuş” kabul ediliyorlardı Sudralar. Oysa, üst varnaların üyeleri “iki kez doğmuş” sayılıyorlardı. Bu “ikinci” doğuş için giriş törenleri vardı. Bir varnanın üyesi oluş doğumla belirlendiği için, bir varnadan bir başka varnaya geçiş genellikle olanaksızdı, değişik varnanın üyeleri arasında evlilik çoğunlukla yasaklanmıştı. Varnalar yasalar karşısında aynı haklara sahip değildi; aşağı varnaların üyeleri aynı suçu işleyen üst varnanın üyelerinden daha ağır cezalara uğruyordu.
Budizm, ruhgöçü anlayışlarını yeniden ele aldı. Ona göre, hayat kötülüktür, yaşamak acı çekmektir. Bu nedenle, ruhun sürekli doğuşu sürecini durdurmak, Nirvana’ya, yani ruhun yok oluşuna ulaşmak gerekir. Ruhun yeniden doğuşu, yaşarken yapılan eylemlerin niteliğine bağlıdır. İnsanın davranışı kendi arzularının bir sonucudur. Öyleyse insan isteklerinden vazgeçerek Nirvanaya erişebilir. “Kurtuluş”a kavuşmak isteyenler, dünyanın hiçliklerinden uzaklaşmalı ve keşiş olmalıdır.
Bir başka köle kaynağı da özgür insanların yasaları çiğnemek suçuyla mahkûm olmalarıydı. Mahkûm geçici olarak ya da ömür boyu köle oluyordu; bazen kölelik kişinin gelecek soyunu da kapsıyordu. Bir cinayet söz konusu ise, yalnızca suçu işleyen köylü değil bütün ailesi, dahası zincirleme güvence (kefil) nedeniyle komşuları bile köleleşiyordu.
İlkçağ Tarihi - Cilt 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
ceviri: Çeviri maalesef çok kötü. Bu yüzden ikinci kitabını okumayı düşünmüyorum. Ayrıca özellikle ilk bölümlere ait bilgiler de güncellenmeli. Çeviri daha iyi olsaydı, gerçekten daha akıcı, okunabilir bir kitap olacaktı. (Uğur Seren) 
ben açıkçası başarılı bulmadım.

paleolitik dönem çok kısa anlatılmış. ortalama bir okurun, ilk insanlardan mağara dönemine, mağara döneminden yerleşik tarıma nasıl geçildiğini tam olarak anlaması mümkün değil.

mısır yerine mezopotamyaya daha çok yer ayrılması gerekirdi.

kitabın belki de tek iyi yanı, antik yunan'ın detaylı bir şekilde işlenmesi. fakat anlatımda bir ruhsuzluk var bilmiyorum. bana gerçekten çok sıkıcı geldi. belki bildiğim konular olduğu içindir, belki tarzı sıkıcıdır.

bunun yerine a. şenel veya server tanilli okumayı tercih ederim. (Karakedi) 
HABERSİZ OLDUĞUNUZU DAHİ BİLMEDİĞİNİZ KONULAR ÜZERİNE BİR İNCELEME: Toplayıcılıktan tarıma geçiş, köleliğin başlaması, anaerki toplumdan ataerki-babaerki topluma geçiş, yazı, kazma, saban, döven, kirmen, çıkrık, değirmen gibi tarım ile dokuma aletlerinin ilk halleri, bu aletlerin gelişimi ve kullanımlarından doğan sonuçlar gibi, bu kitabı okumadan aklınıza dahi gelmeyecek daha pek çok soru enine boyuna araştırılmış, anlaşılır bir dille anlatılmış.
Büyük ihtimalle iki ciltlik bu eseri okuduktan sonra bende olduğu gibi sizin de kendinize, topluma ve hayata bakış açınız değişecek ve ne kadar çok şeyden habersiz olduğunuzu dahi bilmediğinizi öğreneceksiniz. (Halil Korkmaz) 
İlkçağ Tarihi - Cilt 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Vladimir Nikolaevic Diakov - İlkçağ Tarihi - Cilt 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İlkçağ Tarihi - Cilt 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Vladimir Nikolaevic Diakov Kimdir?

--reklam--
Vladimir Nikolaevic Diakov Kitapları - Eserleri
İlkçağ Tarihi - Cilt 1
İlkçağ Tarihi - Cilt 2
--reklam--
Vladimir Nikolaevic Diakov Alıntıları - Sözleri
Bazen, yenilenler, zafer kazanan tribünün bir kalanına katılıyorlardı. Tören sırasında, tutsaklardan biri, anaerkil soydan akrabalığı simgelemek için dudaklarını yaşlı bir kadının göğsüne hafifçe dokunduruyordu. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Dünya uygarlığının hazineleri Hint uluslarına çok şey borçludur. Matematikçileri, günümüzde evrensel olarak kabul edilen bir sayı yazma sistemini (rakamın değerinin sayı içindeki yerine göre değişmesi sistemi) getirdiler; önce Yakın Doğu uluslarının aldığı ve Avrupa’da biraz değişik şekliyle ve “Arap rakamları” adıyla bilinen bazı rakamları (özellikle “sıfır”ı) buldular. İlkçağ Hintlileri, kare ve küp kök almasını, “pi sayısını” oldukça doğru hesaplamasını biliyorlardı; trigonometrinin temel yasalarının temel bilgisine sahiptiler. Ortaçağ Avrupa ulusları cebirin ögelerini Araplardan aldılar, ama Araplar da bunları Hintlilerden öğrenmişlerdi. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Pergeli bulmak onuru da Çinlilerindir. Sağlam matematik bilgileri vardı, kare ve küp kök kullanımlarını özellikle biliyorlardı. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Bir başka köle kaynağı da özgür insanların yasaları çiğnemek suçuyla mahkûm olmalarıydı. Mahkûm geçici olarak ya da ömür boyu köle oluyordu; bazen kölelik kişinin gelecek soyunu da kapsıyordu. Bir cinayet söz konusu ise, yalnızca suçu işleyen köylü değil bütün ailesi, dahası zincirleme güvence (kefil) nedeniyle komşuları bile köleleşiyordu. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
I. İtalya ve Roma’nın eski tarihinin kaynakları (M.Ö. III. Yüzyıla kadar.) İtalya ve Roma’nın toplumsal ve siyasal örgütlenmesinin ilk dönemlerinin incelenmesi, kaynaklarımızın son derece az olması nedeniyle, büyük güçlükler sunar. Eski İtalyalılardan, Grek toplumunun kendi kaynaklarına yerleştirilebilmesi için son derece bol malzeme sağlayan Homeros’un şiirleri türünden, eski sözel halk geleneğinden bir tek yapıt bile kalmadığını hemen belirtmeliyiz. (İlkçağ Tarihi - Cilt 2)
Sınıflar oluştukça, özgür insanlar arasındaki eşitsizlik giderek daha çok ortaya çıkmaya başladı ve bu durumu onaylayan bir hiyerarşi oluştu. Özgür insanlar dört “varna” ya (buna genel olarak “kast” adı verilir) ayrılıyordu. Doğuştan soylular ile tribünün soyluları iki varna’yı oluşturuyordu. Brahmanlar ve kşatriyalar. Birincisine rahipler, ikincisine askerî aristokrasi bağlıydı. Toplulukların büyük özgür insanlar yığını vekyalar (vesiya) varnasını oluşturuyordu. Topluluk içinde bir şeye sahip olmayan, tribünün kararlarına ve dinsel törenlerine katılma hakkı olmayan özgür yabancılar son varnanın, sudralar’ın kapsamına giriyordu. “Üye” olmadıkları için “bir kez doğmuş” kabul ediliyorlardı Sudralar. Oysa, üst varnaların üyeleri “iki kez doğmuş” sayılıyorlardı. Bu “ikinci” doğuş için giriş törenleri vardı. Bir varnanın üyesi oluş doğumla belirlendiği için, bir varnadan bir başka varnaya geçiş genellikle olanaksızdı, değişik varnanın üyeleri arasında evlilik çoğunlukla yasaklanmıştı. Varnalar yasalar karşısında aynı haklara sahip değildi; aşağı varnaların üyeleri aynı suçu işleyen üst varnanın üyelerinden daha ağır cezalara uğruyordu. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Mezopotamya’da, M.Ö. IV. binlerin sonunda, Eneolitik dönemde devlet ortaya çıktı. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Budizm, ruhgöçü anlayışlarını yeniden ele aldı. Ona göre, hayat kötülüktür, yaşamak acı çekmektir. Bu nedenle, ruhun sürekli doğuşu sürecini durdurmak, Nirvana’ya, yani ruhun yok oluşuna ulaşmak gerekir. Ruhun yeniden doğuşu, yaşarken yapılan eylemlerin niteliğine bağlıdır. İnsanın davranışı kendi arzularının bir sonucudur. Öyleyse insan isteklerinden vazgeçerek Nirvanaya erişebilir. “Kurtuluş”a kavuşmak isteyenler, dünyanın hiçliklerinden uzaklaşmalı ve keşiş olmalıdır. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)
Gerçekte devlet, “…bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki egemenliğini sürdürmeyi amaçlayan bir araç”tır. Sınıfların oluştuğu toplumlarda ortaya çıkan zorlayıcı bir aygıttır. (İlkçağ Tarihi - Cilt 1)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ilkcag-tarihi-cilt-1-vladimir-nikolaevic-diakov-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)