# İnfaza Çağrı - Vladimir Nabokov Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İnfaza Çağrı kimin eseri? İnfaza Çağrı kitabının yazarı kimdir? İnfaza Çağrı konusu ve anafikri nedir? İnfaza Çağrı kitabı ne anlatıyor? İnfaza Çağrı PDF indirme linki var mı?  İnfaza Çağrı kitabının yazarı Vladimir Nabokov kimdir? İşte İnfaza Çağrı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/infaza-cagri-vladimir-nabokov-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-15T15:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-05-15T15:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/15/vladimir-nabokov-kimdir-vladimir-nabokov-kitaplari-ve-sozleri-222983.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Vladimir Nabokov 
 Çevirmen: Seniha Akar 
 Orijinal Adı: Приглашение на казнь (Priglaşenyi Na Kazn) 
 Yayın Evi: İletişim Yayınevi 
 İSBN: 9789750505171 
 Sayfa Sayısı: 205 
--reklam--
İnfaza Çağrı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yasa uyarınca, idam hükmü Cincinnatus C.'ye fısıldanarak bildirildi. Herkes birbirine gülücükler saçarak ayağa kalktı."
İnfaza Çağrı (...)

"Yaratıcı bilinci dolduran hilelerle imgelerin beraberce kurdukları bir oyun ya da daha doğrusu Cincinnatus'un yaratıcı cinnetinin hikâyesi"
-Vladislav Hodaseviç-

"İnfaza Çağrı' bir anlamda Gogol'un da çözemediği meselenin cevabıyla ilgilidir: Gölgeleri nasıl ete kemiğe büründürebilirsin? Ama Nabokov gerçek birinin gölgeler arasında da var olabileceğini kanıtlar."
-Andrew Field-
--reklam--
İnfaza Çağrı Alıntıları - Sözleri
Ah şu acım – kendimle nasıl baş edeceğim?
Yine de seni seviyorum.Kaçınılmazca, ölesiye, umarsızca...
Çevremi insanlar değil bir takım sefil hayaletler sarmış.
Üstelik korkumun üstündeki son ince zarı henüz kaldırmadığımın bal gibi farkındayım.
Madde yıpranmıştı. Zaman usulca uyukluyordu.
(...) belki de yalnız umarsızca şenlikli, sırıtkan bir dünyada bir karnaval maskarası olarak acı dolu bir yaşantı sürdürdüm–
Dinledi – bütün başı duyma organına dönüştü, bütün bedeni gergin bir yüreğe;
(...) tüm dünyanın dilsizliğine meydan okuyarak kendimi anlatmaktan başka tutkum yok.
Biliyor musunuz, şu ağır cilt safraymışçasına zamanın dibine çöktürdü beni. Harika bir duygu.
Kuramsal olarak insan uyanmak ister, değil mi? Oysa ben dışarıdan yardım görmeksizin uyanamıyorum, ancak bu yardımdan müthiş korkuyorum, öyle ki ruhum iyice miskinleşmiş, sıcacık kundaklarına fena halde alışmış durumda.
– Hayır, giz henüz açıklanmadı —daha bu yalnızca bir kıvılcım– henüz alevlerden, ateşin kendisinden söz etmeye başlamadım.
“Söylesenize, sizi de karanlıkta bırakıyorlar mı?”
(...) hiç umut olmadığını bildiği halde bu anda o tanıdık canlı sokaklarda bulunmak özlemiyle yanıp tutuşuyordu...
“Boşver, ruhum bu açığı kapatır.
On gün böyle geçti ve henüz delirmedim. Hem sonra, elbet her zaman için biraz umut vardır... Su altındaymışçasına belirsiz, ama bu yüzden daha çekici...
--reklam--
İnfaza Çağrı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir absürt drama: Vladimir Nabokov bir söyleşisinde onu tanınan eseri Lolita’yı yazarkenki motivasyonunda ‘kalplere dokunma gayesini’ taşıyıp taşımadığını soranlara şöyle cevap veriyor; “İlk olarak kalplere dokunmak ya da zihinleri etkilemek gibi bir gayem pek yok.Şahsen daha çok okuyucunun boğazında bir düğüm bırakmak istiyorum.

Nabokov’un Lolita için bahsettiği bu gayesini, İnfaza Çağrı’da da sürdürdüğünü, hatta bu sefer Lolita’ya nazaran daha kısa ve bir hicv havasında olmasının verdiği akıcılıkla hedefi daha iyi tutturduğunu düşünüyorum.

Henüz ikinci kitabını bitirmiş olmama rağmen, Nabokov kitaplarında en az karakterler kadar onun dehasını gösteren çok önemli bir unsur var; Mekan.Hatta -bu eser için- dekor dememiz daha doğru olur.Kitap daha çok teatral bir dekorun içinde sahnelenen absürt bir drama oyunu gibi.Hangi karakter zihinde, hangi karakter gerçek hayatta onu anlamlandırmak epey güç.Yazar gerçeklikle hayali kesin bir çizgiyle ayırmaktan imtina ediyor.Yine de dikkat çekmek istediği noktayı anlamak zor değil.Başlarken kitap/bir-idam-mahkumunun-son-gunu--117907‘nündeki gibi insanlık onuruna aykırı olan ölüm cezası üzerine yazılmış bir manifesto beklentisi, sayfalar ilerledikçe -bunu da içerisine alan- daha geniş bir perspektifle devam ediyor; Toplumsal yozlaşma.

1917 yılındaki Bolşevik Devrimi’nden sonra Almanya’ya kaçan, daha sonra orada yükselen faşizmden dolayı tutunamayıp çareyi Amerika Birleşik Devletleri’ne sığınmakla bulan Nabokov için, bu sancılı süreçlerin izlerini İnfaza Çağrı’da görmek mümkün.Toplumu tamamen homojen yapılar haline getirme amacı taşıyan bu iktidarlar, kitapta günün yirmi dört saati gözetlenen bir mahkumun cılız, pespaye bedeni üzerinden ustalıkla hicvediliyor.

Sürekli astın üste yaranmaya çalıştığı devlet memurlarından, mahkumları dansa kaldıran(!) gardiyanlara kadar; kokuşmuş bir sistemin sergilendiği acı bir pandomim gösterisi.Verilen infaz kararından çok, bu kararın yerine getirileceği tarihin belirsizliği altında ezilen zavallı Cincinnatus’un ruh hali, ne zaman karaya çıkacağını asla kestiremeyen hezeyanlar içindeki kayıp bir denizcinin ruh haline benziyor..

Sonunda Cincinnatus’un celladının kimliğinin bir şölen havasında açıklanması, ve gerçek hayatta bir entolomog olan yazarın ana karakter Cincinnatus ile hücresindeki örümceği özdeşleştirmesi -ya da örümceğin ağına yakalanan kurbanlarla kim bilir?- benim için en keyifli bölümlerdi.(Çünkü bu bozuk sistem için hepimiz zamanı gelince ezilmesi gereken bir böcekten ibaretiz, Gregor Samsa’ya selam olsun.)

Spoiler vermemek adına kitabın kafa karıştırıcı sonuyla ilgili fikirlerimi kendime saklıyorum :) Celladın arkasından okuyucuya gülümseyen Nabokov’un belki de en başından bize vermek istediği o boğazımızdaki düğüm, tam olarak budur.

Keyifli okumalar! (Bertha Mason) 
Karabasanın içinde okuyucu da umutsuzca uyanmayı bekliyor: Nabokov deha ile delilik sınırlarında gezen dünyanın en zeki yazarlarından biri benim gözümde. Okuması son derece zor ve çetrefilli; hem zaman, hem sabır, hem de dikkat istiyor; zira Nabokov’un uçuşan, iç içe geçen, oraya buraya konan cümleleri eşliğinde her bölüm birbiri içine giriyor, oyuncular bir görünüp bir kayboluyor ve hikayeyi hakkıyla takip edebilmek hatırı sayılır bir emek gerektiriyor. "Bir yazara üç noktadan bakılabilir” demiş yazar; “bir öykücü olarak görülebilir, bir öğretmen olarak, bir büyücü olarak. Büyük bir yazar üç niteliği -öykücü, öğretmen, büyücü- birleştirir, ama onda ağır basan, onu büyük yazar kılan büyücülüğüdür.”. Büyücü olarak yarattığı o renkli, karmaşık, şaşırtıcı dünyada gezdiriyor Nabokov okuyucusunu ve okurundan ziyade kendi için yazdığı izlenimini yaratıyor; bitmek bilmeyen uzun betimlemeleri, sonsuz uzunluktaki paragrafları ve diyalogsuz cesur akışı ile…

“İnfaza Çağrı” yazarın 1939 yılında basılan, erken dönem eserlerinden. Kafkavari, Orwell’i hatırlatan bir distopya; çarpıcı bir infaz hikayesi. İdam mahkumu Cincinnatus’un hücresine konuk ediyor yazar bizi ve idamdan önce hapishanede geçen son yirmi gününü anlatıyor. Cincinnatus’un somut bir suçu var mı bilmiyoruz, yazar arada bir pedofili hissiyatı yaratsa da merakımızı dozunda bırakıyor. Ancak bildiğimiz somut olmayan suçu, ve -acı ama gerçek!- toplumca bağışlanamayacak tek suçu, çevresindeki herkesten farklı olması! “Gizliliğin, dolayısıyla bireyselliğin olmadığı bir saydamlar ülkesinde saydamsızlığı savunan Cincinnatus düş kurmanın bile yasak olduğu bir hapishanede tek mahkum olarak idam edileceği günü beklemektedir” diyor yazar. Yıllarca hayatta kalmasını sağlayan “göze batmama” yeteneği onu yarı yolda bırakınca, çevresindeki bütün o yalancıların, rol kesenlerin, sahtekarların ortasında dürüst, gururlu ama çaresiz kala kalıyor ve şaşkınlıkla ölümünü bekliyor Cincinnatus.

Kendinden başka hiçbir mahkumun olmadığı garip bir eski zaman kulesinde tutuluyor Cincinnatus; çevresindeki herkes oyun oynuyor, her şey bir dekordan ibaret sanki. Örümcek besleyen gardiyan, hücreye her girişinde kızıl renkli takma saç sakalını kuşanan cezaevi müdürü, ortada dolanan tedirginlik verici bir çocuk, her önüme gelenle yatan karısı, karısının ucube ailesi, aniden ortaya çıkan annesi, yan hücreye yerleşen ve kendisi ile arkadaş olmaya çalışan celladı… İçlerinde en masumu olan Cincinnatus hangi gün idam edileceğini öğrenemeden kafayı yememek için kendini yazmaya vermişken, diğerleri tiksindirici bir çıkarcılık sergiliyorlar.

Bir karabasanın içinde, okuyucu da Cincinnatus gibi umutsuzca uyanmayı bekliyor.

Nabokov sert ve ilginç çıkışları olmasına rağmen popülerliği de seven, eğlenceli, komik ve garip bir adam. Zenginliğinin ve ömür boyu para kazanma ihtiyacında olmamasının da verdiği özgüvenle ders verdiği üniversitede rock yıldızı gibi görülüyor, kelebek avlıyor, Playboy dergisinde yazıyor, Vietnam Savaşı’nı destekliyor, Tolstoy dışında kimseleri beğenmiyor, rahat tavırları ve ukalalığı ile halkın ilgisini çekerken rakiplerinin şimşeklerini üzerine çekiyor. Sivri dili ile topa tutmadığı yazar sayısı sınırlı; Dostoyevski’den Freud’a, Thomas Mann’dan Sartre’a, Camus’ya, laf söylemediği yazar yok. Hele karakterlerinin iç dünyasına odaklanan eserlerinin Freud’dan, Dostoyevski’den, Kafka’dan etkilendiğine dair yapılan yorumlar çıldırtıyor Nabokov’u. Sivri dili ile herkese laf yetiştirirken belki kendi özgünlüğünün hakkı verilsin istiyor.

Ama ne derse desin “İnfaza Çağrı” -ve hatta “Cinnet”- bence yazar/fyodor-dostoyevski’den ilham almışa benziyor. Ölümü bekleyen çaresiz bir ruhun çırpınışlarını, insanın o derinlerdeki iç dünyasını etkileyici bir maharetle aktarıyor Nabokov. Dostoyevski’deki bu yeteneğin nörolojik sorunundan, sara hastalığından, kaynaklandığına inanırım. Nabokov da başka bir nörolojik farklılığın, sineztezyanın eşliğinde renkler üzerinde gezdiriyor bizi, o çok sevdiği kelebekler gibi…

Çok etkilenmesem de beğendim “İnfaza Çağrı”yı. Bu karabasanın içinde seyahat etmek ve Nabokov’un dünyasında gezmek hoşuma gitti. Yine de Nabokov tarzına özel ilginiz yok ise ve sürükleyici bir kitap okumayı hedefliyorsanız önceliği “Lolita” ya da “Cinnet”e verebilirsiniz. (AkilliBidik) 
Büyük beklenti içerisinde aldım, okudum. O kadar büyük beklenti içine girdiğim için kendime kızdım. Keşke beklentimi sağlamayacağını anladığımdan itibaren tuvalette okusaydım. (Ömer Çevik) 
--reklam--
İnfaza Çağrı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Vladimir Nabokov - İnfaza Çağrı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnfaza Çağrı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Vladimir Nabokov Kimdir?
Vladimir Vladimiroviç Nabokov (22 Nisan 1899 – 2 Temmuz 1977) Rus asıllı ABD'li yazar. İlk eserlerini Rusça yazdı, uluslararası ününü İngilizce yazdığı romanlarla kazandı. En tanınmış eseri Stanley Kubrick ve Adrian Lyne tarafından filme de çekilen Lolita adlı romanıdır.

1899'da St. Petersburg'da aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Özel eğitim gördü ve küçük yaşta İngilizce öğrendi. Bolşevikler iktidara geldiğinde aile Rusya'dan ayrılarak önce Londra, sonra Berlin'e gitti. Öğrenimini Cambridge Üniversitesi, Trinity College'de tamamladı. 1923 ile 1940 arasında anadilinde romanlar, hikâyeler, oyunlar, şiirler yazdı ve kuşağının seçkin Rus göçmen yazarlarından biri olarak ün kazandı. 1940 yılında karısı ve oğluyla ABD'ye göç etti ve 1941'den 1948'e kadar Wellesley College'de dersler verdi. 1955'te yayımlanan Lolita'nın dünya çapındaki başarısından sonra, 1959'da Cornell Üniversitesi Rus edebiyatı profesörlüğünden emekli olarak İsviçre'ye yerleşti. İngilizce ilk romanı olan The Real Life of Sebastian Knight'ı 1941'de yayımladı ve bu dili şaşırtıcı bir yaratıcılıkla kullanarak eserlerini İngilizce yazmaya devam etti.

Nabokov, 1977'de İsviçre'nin Montreux kentinde öldü. Yazarlığının yanı sıra, ünlü bir kelebek toplayıcısı ve satranç problemleri yaratıcısıdır.
--reklam--
Vladimir Nabokov Kitapları - Eserleri
Lolita
Göz
Karanlıkta Kahkaha
Maşenka
Solgun Ateş
Cinnet
Lujin Savunması
Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı
Saydam Şeyler
İnfaza Çağrı
Pnin
Edebiyat Dersleri
Ada ya da Arzu
Rus Edebiyatı Dersleri
Konuş, Hafıza
Bir Günbatımının Ayrıntıları
Nikolay Gogol
Rua, Dam, Vale
İhtişam
Yetenek
Don Quijote Dersleri
Çarpık Dünya
Laura'nın Aslı
--reklam--
Vladimir Nabokov Alıntıları - Sözleri
“Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.” (Göz)
Yanlışlıklar, beceriksizlikler, arayışlar, düş kırıklıkları... besbelli bizimkine hizmet eden aşk meleği solak, kararsız, hayal gücünden yoksun biriydi. (Karanlıkta Kahkaha)
'Koca adamlar ağlamaz,' dedi.
'Arna ben daha büyümedim ki,' diye cevapladı adam (Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı)
"Yarınlarımızı dünlerimizden gelen verilerle planlamak geleceğin en önemli özelliği olan var olmadığı gerçeğini göz ardı etmektir." (Çarpık Dünya)
Bir yazarın işinin ülkesinin ahlakını düzeltmek, sokak kürsüsünün muazzam yüksekliğinden ulvi ideallere parmak basmak, ikinci sınıf kitapları çalakalem yazarak ilk yardım uygulamak olduğunu asla kabul edemem. (Edebiyat Dersleri)
Sosyalizm ve Batı liberalizmi, Dostoyevski'nin gözünde Batı'nın kirliliğinin ve Slavik, Yunan-Katolik bir dünyanın yıkımına yönelik şeytani günahların tecessümüydü. (Rus Edebiyatı Dersleri)
İnsanlar, kapkara bir yükle, sancıyan kocaman bir kamburla yaşamayı öğrenmişlerdir: Bu yük, “gerçeklik”in yalnızca bir “düş” olabileceği varsayımıdır. (Saydam Şeyler)
"Hep düşünmüşümdür," dedi "İnsan acaba kimi daha iyi tanır: Beş saat aynı odada birlikte kaldığı birisini mi, yoksa bir ay boyunca her gün on dakika gördüğü birisini mi?" (Rua, Dam, Vale)
"Benim alçakgönüllü imzam,bu seçkin topluluğun imzalarıyla samimiyet kurmamalı.Ben hiçbir şey değilim. " (Çarpık Dünya)
Gözyaşları güzelliğini arttırmıştı. (Karanlıkta Kahkaha)
Doktor Lujin'e Dostoyevski'den herhangi bir şey verilmesini yasakladı, zira Dostoyevski, doktorun deyimiyle, çağdaş insanın ruhunda baskılı bir etki yaratıyordu, sanki korkunç bir aynaymış gibi. (Lujin Savunması)
"..Bazı kimseler
-ben de onlardan biriyim-
mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz.

Aslolan,

zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.." (Pnin)
Fakat Gogol'ü okuduktan sonra insanın gözleri Gogolleşebilir ve en umulmadık yerlerde, onun dünyasından parçalar görebilir. (Nikolay Gogol)
(...) tepedeki gökyüzü onun yıldızının parlamasını dört gözle beklemiyor muydu? (Karanlıkta Kahkaha)
Ve birden çok çok uzaklarda, insanların tamamen farklı bir yaşam sürdükleri düşüncesi bir kuş gibi uçuyor beynimden. Onlar benim gibi, bir kereste ormanında, küçük bir çiftlikte tıkılıp kalmıyorlar. (Maşenka)
Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir. (Pnin)
Var oluşumdan hiçbir şey anlamazdım, kendi kendimin bilincinde olmaktan vazgeçememe düşüncesi beni deli ederdi ve güvenle ve dikkatle küçük işleriyle meşgul olan o sade insanları kıskanırdım. (Göz)
Tarihçilerin kesin ve doğru olmaları, taraf tutmamaları gerekir. Ne çıkarın, ne korkunun, ne hıncın, ne sevginin, tarihçiyi gerçekten saptırmaması gerekir. Gerçeğin kaynağı, tarihtir; zamana denk olan, olayları saklayıp koruyan, geçmişe tanıklık, şimdiki zamana örnek teşkil eden, geleceğin habercisi tarih. (Don Quijote Dersleri)
...edebi şaheserleri inceleyecekti. Bu onun, artık özgürce tadına varabileceği bir merakıydı. (Solgun Ateş)
"... belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir; ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler." (Edebiyat Dersleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/infaza-cagri-vladimir-nabokov-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)