# İnsan Önce Maymun muydu? - Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İnsan Önce Maymun muydu? kimin eseri? İnsan Önce Maymun muydu? kitabının yazarı kimdir? İnsan Önce Maymun muydu? konusu ve anafikri nedir? İnsan Önce Maymun muydu? kitabı ne anlatıyor? İnsan Önce Maymun muydu? PDF indirme linki var mı?  İnsan Önce Maymun muydu? kitabının yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? İşte İnsan Önce Maymun muydu? kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/insan-once-maymun-muydu-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-10T08:00:25+03:00
- Güncelleme: 2022-05-10T08:00:25+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/10/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-huseyin-rahmi-gurpinar-kitaplari-ve-sozleri-218626.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar 
 Yayın Evi: Everest Yayıncılık 
 İSBN: 9789752899629 
 Sayfa Sayısı: 356 
--reklam--
İnsan Önce Maymun muydu? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlk dönem romanlarında genel olarak kapalı "konak" hayatını "tiye alan" Hüseyin Rahmi, cumhuriyetin ilanından sonra kendine yeni bir araştırma sahası bulmuştu. İnkılapların sosyal hayatta meydana getirdiği değişikliklere paralel olarak 1980larda mikroskobunu tüm çağrışımlarıyla "mahalle" kavramı üzerine çevirdi. Modernleşme adımlarının imparatorluk bakiyesi insanlar üzerindeki etkilerini yansıtabilmesi için halk nazarında bu reformların nasıl yorumlandığının anlaşılması gerektiğini savundu. Çağdaşlarına "daha gidilecek ne kadar yolları olduğunu" anlatmaya çalıştı.

Hastalıkları, kazaları cinlerden, perilerden, şeytandan bilen bir toplumda Evrim Teorisi'ni savunan bir filozof nasıl tutunabilir? Şeyhlerin, cinci hocaların karşısına bilim adamları; muskaların, büyülerin karşısına akademik çalışmalar konularak oluşturulan bu tablodan bugüne pay biçmek de mümkün. Hüseyin Rahmi, Filozof Mualla Efendi'nin şahsında Türkiye'de bilim adamı olmayı sorgularken acımasız üslubuyla yine zülfüyâre dokunmadan edemiyor.

"İnsan Önce Maymun muydu?" 1934'te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmişti. O zamandan bugüne kadar orijinal diliyle basılamadı. 77 yıl sonra bu önemli eseri ilk defa aslına sadık kalarak yayımlıyoruz.
--reklam--
İnsan Önce Maymun muydu? Alıntıları - Sözleri
" Seni çıktığın yere gömüyorlar, toprağa borcunu ödüyorsun..Hep beraber bu mayadan fışkırdık..Gene o asla dönüyoruz.. Ayrılığımız, gayrılığımız nerede.."
Bütün hayatları yalan dolandan ibaret olanlar tabii her duyduklarını da öyle telakki ederler.
Orman ağaçların örttüğü esrar dolu bir tabiat parçası..
Asırlardan beri hiçbir filozofun birbirini tenkitten başka bir temel dikemedikleri bu sonsuz boşluğun üzerine ben mi bina kuracağım?
İnsan, aslın gökten inme değildir. Ne meleksin, ne şeytan! Çöplükte biten ısırganlarla beraber sen de hayat özünü bu kadar topraktan aldın. Kendine ne kadar yüksek pareler ayırırsan sen de bizim gibi bir çeşit hayvansın.
Doğuşlarımız böyle, ya ölüşlerimiz başka türlü mü? Biz araya başkalıklar sokmaya uğraşmışız, insan ölüsüne cenaze, hayvanınkine leş diyoruz. Bunlar insanlığın şerefine, hayvanlığın aleyhine uydurduğumuz gülünç tabirlerdir. Kendi kendimizi böyle pohpohlamakla hakikaten hiçbir şey değiştirmiş olamayız.
"Vay biz maymun muymuşuz? Haşa sümme haşa!" bağırtılarına küfürler karıştırılarak kıyametler kopuyor. Dur behey kan dökücü insanoğlu! Maymunun bu işe erecek kadar aklı ve söz söylemesi olsa, bu akrabalığı kabul etmemek için senden önce o hayvan telaşa düşer.”
"insanlığının şerefini bilmeyip de maymunlukta iftihar arayanlara siz hayvan değilsiniz demek bize mi kaldı? Cenabı hak nelere kadir değildir! Belki insan suretinde maymun, maymun şeklinde insan yaratmıştır. Anamızı babamızı tenzihen söylüyorum ki bana da bi şüphe gelir gibi oldu..."
- Bu zamanda koca nerede? Ben kırk yıldır arıyorum da bulamıyorum.
Öldüreni öldürmezsen masumları kuduzların tecavüzlerinden nasıl koruyabileceğiz?
Hayvanlık isnadına kızıyorlar ama insanlığın ne olduğunu da henüz bilmiyorlar
Siz büyütmek istediğiniz Allah'ı ona izafe ettiğiniz insanî sıfatlarla küçültüyorsunuz
Hilkat mikyasında bizim alt tabakamızda maymunlar var. Bu akrabalığımızı tetkike kalkışınca ‘Vay biz maymun mu imişiz? Haşa sümme haşa!’ nidalarına küfürler karıştırarak kıyametler kopuyor. Dur behey kan dökücü insanoğlu! Maymunun bu işe erecek kadar aklı ve nutuk kudreti olsa bu akrabalığı red için senden evvel o hayvan telaşa düşer. Maymunlar bu kan kardeşliğini şeref bilmeyecek kadar kendilerini ahlaken insanlardan yüksek addetseler sezadır. İnsanoğlu sen ne patırtı edip duruyorsun. Bu nispetten hazer bizden önce o hayvanlara düşer...
Dur behey kan dökücü insanoğlu! Maymunun bu işe erecek kadar aklı olup konuşabilse bu akrabalığı kabul etmemek için senden önce o hayvan telaşa düşer. Maymunlar, bu kan kardeşliğini şeref bilmeyecek kadar kendilerini ahlakça insanlardan yüksek saysalar yerindedir. İnsanoğlu, sen ne patırtı edip duruyorsun, bizden önce, bu akrabalıktan çekinme o hayvanlara düşer.
— Tayfur, yolumdan çekil...
— Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir.
--reklam--
İnsan Önce Maymun muydu? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yav Kardeşim! Dinlesen ölür müsün?: Lisede bir gün bir hocamız sınıfa “Kesinlikle karşıyım dediğiniz bir fikir veya ideoloji var mı?” diye sordu. Arkadaşlardan biri:
 -Hocam benim var. Ben evrim teorisine karşıyım.
 -Peki evrim teorisini destekleyen veya ona karşı çıkan herhangi bir kitap okudun mu?
 -Hayır.
 -O zaman neye, niçin karşı çıktığından bile habersizsin.
 -...

 Fikirlerimiz Derebey şatoları gibi içinde timsahların yüzdüğü derin sularla çevrili. Yabancı fikirlere karşı korunaklı ve saldırgan. İnsan tanımadığı, bilmediği şeyin düşmanıdır. Düşmanlığını yenebilmesi için öğrenmesi lazım. Ama gel gör ki öğrenmeye de düşman. ‘Bir bilene danış’ sözü artık her şeyi bildiğimiz(!) için tedavülden kalkmış durumda. Her şeyin doğrusunu bildiğimiz kabulünden sonraki adım ise bu doğruları başkalarının da kabul etmesi. Ya kabul etmezlerse? Kendileri bilir. Faşizm neydi? Faşizm söyleme mecburiyetiydi.
 Hüseyin Rahmi bu romanda tutucu bir toplumda evrim teorisini anlatmaya çalışan bir filozofun başına gelenleri anlatıyor. Tahmin edeceğiniz üzere halk kendisini bir köşeye oturtup ‘ne diyor acaba bu insan’ demiyor. Tehditler, saldırılar, pusular, iftiralar... Gönül isterdi ki böyle şeyler yalnızca romanlarda olsun. Ama siyaset, din, akademi... tarihimiz aykırı fikir sahiplerinin ibret verici akıbetleriyle dolu. Mesela toplum olarak ‘Biz Mevlana’nın torunlarıyız’ hamasetini pek severiz. Halbuki Mevlana yaşadığı dönemde yerleşik dini kalıplara uymuyor diye kafir, eşcinsel, moğol ajanı olmakla suçlanmış. Bin yıl sonrasında Mevlana’yı sahiplenmenin riskli bir tarafı yok tabi. Mevlana’nın torunuyuz torunu olmasına da; ona -çok afedersiniz- ibne diyenlerin de nesli tükenmedi, bir kısmımız da onların torunlarıyız.(aramızda kalsın sayıları hiç de az değil)
 Bahsettiğim gibi kitapta bir yazar fikirleri yüzünden toplumsal lince uğruyor. Kitabı okurken Hüseyin Rahmi üstad halkımızın reflekslerini abartmış diyecekken aklıma yakın tarihimizden bir yazarımızın yaşadıkları geldi. Aziz Nesin toplumun çoğunluğuyla bazı konularda zıt fikirlerde. Bu sebeple kendisinin bir etkinlik vesilesiyle gittiği bir ilde kaldığı otel ateşe veriliyor(arada sebep sonuç ilişkisi kuramadıysanız bu sizin suçunuz değil). Dışarıda inançlı(!) ve coşkulu bir kalabalık,alevlerin daha da yükselmesi için mevlaya niyaz halindeler.(bkz. 32. Gün Madımak belgeseli). Kafirlerin yanmasıyla Allah’a biraz daha yaklaşmayı umuyorlar.( Ama o da halkı aşağılamış, tahrik etmiş, diyenler için zorunlu ara! Birinin karşı olduğu fikirlere sahip olduğunuzu ve sırf bu yüzden o birinin sizi yakarak öldürmeyi düşündüğünü hayal edin. Sonra da derhal saçmalamaya son verin.) Kurtarmada görevli bir itfaiye memuru kendisini tanıyınca ‘İşte kafir Aziz’ diyerek onu tutup aşağı atıyor. Yazar Halkın lincinden güç bela kurtuluyor. (Aziz Nesin’in tartışılan bir sözü vardır:”Bu halkın yüzde altmışı aptaldır” diye. Bence bu yaşadıklarına rağmen sinkaflı küfürler etmeyip aptalla geçiştirdiği için kendisine teşekkür bile etmemiz gerekiyor.). Karşımızdaki gördüğünüz üzere acil tedavi edilmesi gereken bir hastalık.
 Bağnazlığa örnek verirken dini çevrelerden örnek vermem yanlış anlaşılmasın.( Ee bakın ben de linçten korkuyorum.) Din ve dindarlıkla bir problemim yok. Aksine ben de bu muhitin çocuğuyum. Belki de bu kabahatlerin iştirakçisiyim. Zaten temiz çevre için ilk kural herkesin kendi kapısının önünü temiz tutması değil midir? Ben mesela dini ve etnik aidiyetimle bu ülkenin ezici çoğunluğu içerisinde yer alıyorum. Dolayısıyla bu kimliklerimle doğuştan avantajlı konumdayım. Ancak benimle aynı aidiyetteki bir Uygur Türk’ü ise asimilasyona ve kırıma maruz kalıyor. Benim burada susturabileceğim bir görüş farklı bir coğrafyada beni susturuyor. Burada yapacağımız azıcık bir empati bir şeyleri düzeltebilir gibi. ‘Benim düşünme ve konuşma hürriyetim var’ önermesi, içerisinde ‘Senin de düşünme ve konuşma hürriyetin var’ yargısını taşıyor.
 Bir sahabenin yaşadığı bir olayı okumuştum bir yerde. Yaşadığı bölgeye birinin islamı anlatmak için geldiğini haber alan bir inançsız, öfkeden deliye döner. Kılıcını kaptığı gibi onu öldürmek için yanına gider. Sahabe bu silahlı ve öfkeli adama şöyle der:Hoşgeldin. Anladığım kadarıyla beni öldürmek niyetiyle buradasın. Ama önce senden bir ricam var. Gel otur beni bir dinle, ondan sonra istiyorsan yine öldür. Adam bu teklifi makul bulur ve dinlemeye başlar.
 Fanatizm ve tahammülsüzlük hastalığımız için tedavinin ilk adımının dinlemek olduğunu düşünüyorum. Dinlediğimizde muhatabımızın da ‘insan’ olduğunu farkedeceğiz. Onun da bir hayatının, aklının, duygularının olduğunu anlayacağız. Mesele zaten ona inanmak, bu görüşleri doğru-yanlış bulmak değil. Aynı iletişim ağına girebilmek. Dinlemek...
 Evet arkadaş! Bugüne kadar senden ve görüşlerinden nefret ettim. Çünkü senin aykırı fikirlerin benim zihnimi rahatsız etti. Senin de bana karşı aynı hislerle dolu olduğunu biliyorum. Artık bir yerden başlamak lazım. Gel otur şöyle. Çay da hazır olmak üzere. Öfke ve önyargı geride kaldı. Nedamet ve heyecanla karşındayım.
 “Anlat dinliyorum...” (Çetin Öcalan) 
Hüseyin Rahmi’nin en az diğer kitapları kadar güzeldi bu kitabı da. Evrim konusunun Türkiye insanına nasıl yansıdığını, kişinin nasıl düşündüğünü bilmek istediğimden ve bu yönde okumalar yaptığımdan benim ekstra hoşuma gitti. Hüseyin Rahmi tarafları yine çok iyi yansıtmış. Kitap, 13-14 yaşlarında kişilerin kesinkile okuması gereken cinsten, ki kişi bu konuları düşünmek zorunda kalsın. Kesinlikle eğitici bir kitaptı. Mutlaka okunmalı. (İsmail Bayır) 
Pek edebi değeri olmayan, dönemin halk dilinde yazılmış eğlenceli ve hafif bir hikâye. Yazarın tipik bir eseri. Zaten çok da okuma alışkanlığı olmayan insanımıza ilginç gelebilecek, eğlendirip okuma alışkanlığı kazandıracak bir eser olabilir. Zamanında etkisi ne olmuştur bilmiyorum. Bugün okumak zaman kaybı olabilir. Ancak özellikle yazar veya dönem edebiyatıyla ilgilenenlere tavsiye edebilirim. (Levent Göven) 
--reklam--
İnsan Önce Maymun muydu? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - İnsan Önce Maymun muydu? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnsan Önce Maymun muydu? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Gulyabani
Efsuncu Baba
Mürebbiye
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
Şık
Şıpsevdi
Hazan Bülbülü
Melek Sanmıştım Şeytanı
Hakka Sığındık
Gulyabani - Gönül Ticareti
İki Hödüğün Seyahati
Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Ben Deli miyim?
Cadı
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
Kadınlar Vaizi
Gönül Ticareti
İffet
Sevda Peşinde
Kesik Baş
Mürebbiye - Şeytan İşi
Şeytan İşi
Deli Filozof
Meyhanede Kadınlar
Dirilen İskelet
Kaderin Cilvesi
Utanmaz Adam
Nimetşinas
Tesadüf
Boşanmış Kadın
Hayattan Sayfalar
Öldüren Öpücük
Kokotlar Mektebi
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
Mezarından Kalkan Şehit
Cehennemlik
Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
İnsan Önce Maymun muydu?
Acı Gülüş
Ölüler Yaşıyorlar mı?
Can Pazarı
Toraman
Metres
Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
Billur Kalp
Eşkıya İninde
Bir Sevda Denklemi
Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
Tünelden İlk Çıkış
Nimetşinas - Toraman
İmrenilecek Bir Ölüm
Namuslu Kokotlar
Kesik Baş - Utanmaz Adam
Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
Kadın Erkekleşince
Aşk Batağı
Namusla Açlık Meselesi
Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
Gulyabani
Eti Senin Kemiği Benim
Son Arzu - Tokuşan Kafalar
Gazetecilikte İlk Yazılarım
Tesadüf / Şeytan İşi
Gazetecilikte Son Yazılarım 3
Gazetecilikte Son Yazılarım 2
Şehirde Bir Şekavet
Tutuşmuş Gönüller
Son Arzu
Gazetecilikte Son Yazılarım 1
Muhabbet Tılsımı
Gazetecilikte Son Yazılarım 4
Mezarından Kalkan Şehit
Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
Salgından Allah'a Sığındık
Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
Çocuk Yüreklerde Gulyabani
Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın?
- Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
"Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir.

Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
-
"Bana bir kelime yalan söylemenin
ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
insan yasak edildiği şeye
şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
"Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
— Tayfur, yolumdan çekil...
— Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden

"Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
"Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/insan-once-maymun-muydu-huseyin-rahmi-gurpinar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)