# İnsan ve ''Herkes'' - José Ortega y Gasset Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İnsan ve ''Herkes'' kimin eseri? İnsan ve ''Herkes'' kitabının yazarı kimdir? İnsan ve ''Herkes'' konusu ve anafikri nedir? İnsan ve ''Herkes'' kitabı ne anlatıyor? İnsan ve ''Herkes'' PDF indirme linki var mı?  İnsan ve ''Herkes'' kitabının yazarı José Ortega y Gasset kimdir? İşte İnsan ve ''Herkes'' kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/insan-ve-herkes-jos-ortega-y-gasset-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-21T09:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-21T09:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/21/jos-ortega-y-gasset-kimdir-jos-ortega-y-gasset-kitaplari-ve-sozleri-294700.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: José Ortega y Gasset 
 Çevirmen: Neyire Gül Işık 
 Orijinal Adı: El Hombre Y La Genet 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753420952 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
İnsan ve ''Herkes'' Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İspanya’nın çağdaş Avrupa felsefesine en önemli katkısını oluşturan düşünür Ortega y Gasset üçüncü baskısını yaptığımız bu kitabında düşünürün toplumbilim konulu gözlem ve düşüncelerini temellendirdiği on iki adet makalesine yer veriyoruz. 1957 yılında yayımlanan İnsan ve "Herkes", Ortega’nın ölümünden sonra basılan ilk yapıtı.

Eğer bir halkın bu korkunç çağı sağ salim atlatabilmesi isteniyorsa, alınacak önlemlerden biri, karınca kararınca, ama vazgeçilmez bir tanesi şu: O halkın içinde yeterli sayıda kişinin, tüm o fikirlerin -adlarına öyle diyelim bari- üstünde konuşulan, tartışılan, uğrunda savaşılan ve insan boğazlanan tüm o fikirlerin ipe sapa gelmez ve son derece havada kalan şeyler olduğunu anlamasını sağlamaktır.
--reklam--
İnsan ve ''Herkes'' Alıntıları - Sözleri
Gerçekten de, yaşadığımız şeylerin pek büyük bir çoğunluğu yalnızca varsayımsal değil, aynı zamanda hayal ürünüdür.
"Ruhun aynası" olan gözler, bize öteki hakkında en fazla ipucu veren şeydir, çünkü bakışlar gibi içeriden gelen pek az şey vardır. Bakışlar yalnız içeriden gelmekle kalmaz, hangi derinlikten baktığını da görürüz.
Çünkü felsefe bir bilim değildir, belki bir saygısızlık biçimi olduğu da söylenebilir, çünkü şeyleri ve kendi kendisini çırılçıplak soymak, salt tenleriyle -salt neyseler ve neysem öyle- bırakmaktır.
-İşler nasıl gidiyor, ahbap? dermiş kör topala.
Topal da şöyle yanıtlarmış:
-Nasıl olsun, gördüğün gibi işte...
.. biraz kendi iç dünyasına dalmasıdır..
Normal yaşamımız prâgmata ile, yani aslında iddia edildikleri gibi gerçek değil de, salt başkalarının ve bizim sorumsuz yorumlarımız olan şeyler, işler ya da ilintilerle uğraşmakla geçiyor; demek istiyorum ki, yaşamımız boyunca hep o sözde-şeylerle bir şeyler yapar durumda kaldığımızdan, yaşamımızın da bir "sözde- yapmak" olması kaçınılmazdır, başlangıçta pek halk işi ama pek derin bir deyişle "yapar gibi yapmak" diye adlandırdığımız şey bu; yani yaşar gibi yapıyoruz, ama sahici yaşamımızı yaşıyor değiliz.
Yalnızlığı içinde insan kendi gerçeğidir, toplum içinde varlığını salt saymacalığa ya da sahteliğe yöneltir, insan yaşamının sahici gerçekliğine, sık sık kendi kendisinin yapayalnız derinliğine çekilme görevi de katılmalıdır.
Önümüzde hazır bulunan şey eylemseldir;
onunla birlikte bulunan şeylerse alışkanlıktandır.
Bilim yapar, sabreder, çiftliğini yönetir, şiir yazar, siyaset yapar, iş çevirir, yolculuk eder, sevişir, hasılı bir alay şey yapar, umut eder, kendine zaman tanır ve hepsinden fazla, hayal kurar.
toplum bir düzenek niteliğiyle ele alındığında, dört dörtlük bir insan üretme makinasıdır.
Tüm bunları göğüslemek zorundayım. Hoşuma gitsin gitmesin, iyi ya da
kötü, onlan bir hale yola sokmak zorundayım
Aralarında ömür sürdüğümüz o salt sahte gerçekler, bazen de düpedüz aldatmaca ya da hayallerden sahici gerçeklik olduklarını bize kanıtlamalarını istediğimiz o geri çekilme konumuna özentili, gülünç ve kafa karıştırıcı bir ad verilir: felsefe. Felsefeandbasis, yani içine çekiliştir, insanın kendi kendisi karşısında ürkütücü bir çıplaklıkta kalarak, kendi kendisiyle hesaplaşmasıdır.
Saymaca sözde yaşamımızdan aslında felsefe olan en sahici gerçekliğimize dönüş başka her biliminkinden daha titiz bir zihinsel taktik işler.
..
eski bir Hint kitabının yazdığı gibi: "İnsan ayağım nereye basarsa bassın, hep yüz tane yol üstündedir." Bu yüzden yaşam sürekli bir yol kavşağı, sürekli kararsızlıktır.
"..öteki insanlarla birlikte yaşadığımız, normalde dünya deyince anladığımız, gerçek dünya olan ortak nesnel dünya ... ne benimdir ne senin; açık seçik karşımızda bulunmaz, başkalarıyla birlikte yaşarken oluşturduğumuz muazzam bir yorumdur, ama o 'yorum' niteliğiyle, hiçbir zaman bize gerçek yüzünü göstermediğinden, o yüze hep el yordamıyla ulaştığımızdan ve hep bilmecelerle, bilinmedik kesitlerle, tedirginlik verici şaşırtmacalarla, hilelerle, tuzaklarla dolu olduğunu sezdiğimizden, hep sorunludur. Ötekinin benim için bilinmedik bir yabancı olarak varlığı, ikimize ortak olan o dünyanın üstüne yansır; o dünya da -daha önce söylediğimiz gibi- o nedenle, yani ötekilerden kaynaklandığı için gerçek 'bendışı'dır; bu yüzden de, benim gözümde büyük bilinmeyeni, resmen yabancılık durumunu oluşturur. Bir toplum oluşturduklarından ötürü tüm insanlara ait olan, nesnel dediğimiz dünya, toplumun, son elde insanlığın işlevindedir."
--reklam--
İnsan ve ''Herkes'' İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tam anlamıyla, 20. Yüzyıla hakim olmuş görüşlere (ideolojilere) karşı yazılmış bir eleştiri kitabı diyebilirim. İdeoloji-merkezci yaklaşımın karşısına, insan-merkezci bir tavırla çıkan yazar, akılcı, gerçekçi ve toplumcu bir duruş çerçevesinde insanın evrimsel, süreçlerinin, felsefi ve sosyolojik gelişiminin tüm ideolojilerle nasıl sınırlandırıldığını göstermesi açısından oldukça zengin bir kaynak niteliği taşıyor. Bir anlamda yine dönemin eleştiri okulu olan Frankfurt okulu gibi insanlık tarihinin başına gelmiş en güzel enstitüyü dışarıdan desteklemiş diyebiliriz. Okulun ‘’İdeoloji yanlış bilinçtir.’’ sloganı etrafında geliştirdiği kuramların kaba taslak halini Gasset’in makalelerinin bir araya getirilerek oluşturulmuş bu kitapta okumak mümkün.

Bir yandan bunu gerçekleştirirken, diğer taraftan toplumun ortaya çıkardığı kültür* olgusunun insanın ve benliğin gelişimi noktasında ne denli zararlı olduğunu anlatmaktadır. İnsanın kendini gerçekleştirmesi, kendini sürekli aşması, kendi benini yaratarak, benliğini sürekli yenmeye çalışmasının önünde hem düşünsel hem de toplumsal etkilere tek tek değinmiş. Bu anlamda kitap, psikoloji konusunda da giriş yapmış oluyor.

Yazarın, kendime göre eleştirdiğim, eksik gördüğüm yanı ise fazla pozitivist oluşu diyebilirim. Bilim konusunda bu tam yerinde olsa da felsefi ve sosyolojik analizlerde bu durum onu kısmen hataya sürüklemiş diyebilirim. Entüisyonist değerlendirmeyi yadsımasa belki muazzam bir eser olabilirdi. Tabi bu kendime göre değerlendirdiğim eksikliği. Belki siz bu noktada eksik olduğunu düşünmeyeceksiniz. Şimdiden ilgilisine keyifli okumalar dilerim. (Uğur De Molinari) 
...her kimsen o olmayı başar.: İspanyol filozof José Ortega y Gasset 1883 – 1955 tarihlerinde yaşamış, dönemin sorunlu yapısı, etnik çatışmalar, kültürel ve siyasal etkenlerin yanında ezilmiş, daha sonrasında ise Arjantin’e gitmek zorunda kalmıştır. Etkilendiği kişilere baktığımız zaman Kant’ı görüyoruz genellikle, lakin kitap içeriğine baktığımız zaman, sıkı bir Aristoteles takipçisi, iyi bir Descartes okuyucusu, karşıt ya da hemfikir olarak bazı bazı Husserl taraftarı ve insan antropolojisi düşünceleriyle Darwin savunucusu diyebiliriz.

“Doğayla baş başayken kendimizi öylesine rahat ve keyifli duymamızın nedeni, doğanın bizim hakkımızda bir görüşü olmayışıdır. #Nietzsche”

İnsan ve Herkes isminden de anlaşılacağı gibi; bir tekil ve diğerleri olan herkes – öteki - arasındaki kültürel, sosyolojik ve psikolojik durumların, bunların yanında insan evrimine, insan hayvan etolojisine ve insan etimolojisine kökten bir dalış ile kafasındaki düşünceleri bizlere kanıtlayarak, aktarmak istediği ve sürgün zamanında verdiği birkaç konferans ile İspanya’ya döndükten sonra siyasete, politikaya alet olmadan düzenlediği konferans konuşma metinlerinin ölümünden sonra düzenlenip, kitaplaşmış halidir.

Asıl konunun “kökten gerçeklik” olduğunu kitap içeriğinden de anlamaktayız. Toplamda on iki bölümden oluşmaktadır. Başlangıçta yazara ve hemen arkasında çevirmene ait bir sunuş bulunmaktadır. Akabinde kitabın yazılmasının amacı giriş başlığı altında okuyucuyla buluşup, asıl konunun yani “İnsan,” “ben” ve benliğin oluşturduğu ilkelerin tanımlamaları ile başlamaktadır.

“Cennetsi dünyanın yumuşacık ufkunda bir tehlike belirmekte: öteki insan.”

İnsanın kendi benliği, toplum, insan toplum içindeki varlığı ve toplumsal olay dediğimiz süreçlerin tanımları kitap içerisinde derinlemesine verilmektedir. İnsanın madde ile karşılaştırılması, hayvan ile karşılaştırılması ve etkileşimleri ise gerçekten okunmaya değer öğretilerdi.

Kültür dayatmaları, göreneklerin aslında insanların benliklerine etki ettikleri ve insana baskı uyguladıklarını, kanıtlarıyla bize sunmaktadır.

“Gerçek aşk iki yalnızlığı değiş tokuş etme çabasından başka bir şey değildir.”

Yalnızlığa da değinen filozofumuz “öteki” insanla yakınlığı kurduğumuzda, sahiplenmek istediğimizde artık onun öteki değil de “sen” olduğunu da güzel bir biçimde açıklamıştır.

“Sen öyle nedensizce bir insan değildir, eşsiz, başkalarıyla karıştırılamayan bir insandır… Sen'ler dünyasında, sen'ler sayesinde, benim olduğum şey, kendi ben’im gözümde biçimlenir.”

Son bölümlere yaklaştığımızda dilbilimi ve sesbilimi kuramlarını da açıklayarak “kamuoyu” ne olduğuna ve nasıl oluşturulduğuna dahi eleştirilerde bulunuyor. Günümüzün elâlem jürisini güzel bir dille, insana olan yaptırımlarını bilgi ve gözlem ile açıklıyor.

Kitap kapağı hakkında da konuşmak gerekirse; gerçekten muazzam düşünülmüş bir resimdir. Çünkü biz insanların ağzından çıkanın önce kulağından girdiğini bilmek yerine sanki doğuştan konuşma yetisine sahibiz ve dilbilimi görüp öğrendiğimiz vurgulanmaktadır. Yazarında dediği gibi “Düşünmek için yaşamayız, tersine: hayatta kalabilmek için düşünürüz.” Aynı şekilde konuşma da böyledir. Göreneklerimiz ve doğduğumuz çevreden edindiğimiz, bizim olmayan, bize ait olmayan sesler duyar ve kendimizi ifade edebilmek için bunları sarf ederiz.

Sözün özü; benim için akademik kalitede bir kitaptı. Gerek sosyoloji, gerek felsefe hatta ekoloji, evrim, fizyoloji, zooloji ve psikoloji bilimleri olarak ele alınacak bir kitaptır. İnsan ile bilimin arasındaki bağları ustaca ve kanıtlarla yorumlamaya çalışan filozofumuz okunulası ve tavsiye edilesidir.

Sevgi ile kalın. (Tayfun) 
Kitap genel olarak, insan ve toplumu ele almış. Göreneklerin insanları robotlaştırdığından bahsediliyor. Sebep ve sonuçları düşünülmeden, sorgulamadan yapılan davranışlar, toplumun en büyük sorunlarından biridir. İnsanın kendi benliği, toplum, insan toplum içindeki varlığı ve toplumsal olay dediğimiz süreçlerin tanımları kitap içerisinde derinlemesine verilmektedir. İnsanın madde ile karşılaştırılması, hayvan ile karşılaştırılması ve etkileşimleri ise gerçekten okunmaya değer öğretilerdi. Kitap kapağı hakkında da konuşmak gerekirse; gerçekten muazzam düşünülmüş bir resimdir. Çünkü biz insanların ağzından çıkanın önce kulağından girdiğini bilmek yerine sanki doğuştan konuşma yetisine sahibiz ve dilbilimi görüp öğrendiğimiz vurgulanmaktadır. Yazarında dediği gibi “Düşünmek için yaşamayız, tersine: hayatta kalabilmek için düşünürüz.” Aynı şekilde konuşma da böyledir. Göreneklerimiz ve doğduğumuz çevreden edindiğimiz, bizim olmayan, bize ait olmayan sesler duyar ve kendimizi ifade edebilmek için bunları sarf ederiz. Sözün özü; gerek sosyoloji, gerek felsefe hatta ekoloji, evrim, fizyoloji, zooloji ve psikoloji bilimleri olarak ele alınacak bir kitaptır. İnsan ile bilimin arasındaki bağları ustaca ve kanıtlarla yorumlamaya çalışan yazarı ben pek bir sevdim size de tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (MANSUP) 
--reklam--
İnsan ve ''Herkes'' PDF indirme linki var mı?
--reklam--
José Ortega y Gasset - İnsan ve ''Herkes'' kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnsan ve ''Herkes'' PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı José Ortega y Gasset Kimdir?
José Ortega y Gasset (9 Mayıs 1883 - 18 Ekim 1955), Madrid doğumlu İspanyol filozof.

Hakkında

Madrid ve Alman üniversitelerinde okudu. 1910'da doğduğu kente (Madrid) dönerek metafizik profesörü oldu. Çeşitli dergiler çıkararakİspanya'da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırma hareketinde önemli bir isim oldu. La Revista de Occidente bu dergilerin en tanınmışıdır.

İç savaşın çıkmasıyla İspanya'dan ayrılan Gasset, önce Fransa'da, sonra Arjantin'de yaşadı.

Yaşamının son yıllarında tekrar İspanya'ya döndü ve 1955'te Madrit'te öldü.

Ne söylediği kadar nasıl söylediğine de önem veren bu İspanyol filozof, Camus'ye göre "Nietzsche'den sonra belki de en büyük Avrupalı yazar"dır. Varoluşçu düşünce içerisinde anılması gereken önemli düşünürdür.

Kültürel ve siyasi açıdan muhafazakâr biri olan Gasset, tıpkı diğer varoluşçu düşünürler gibi, insan söz konusu olduğunda, varoluşun özden önce geldiğini söyler. Ona göre, taşa bir varoluş verilmiştir, onun olduğu şey olması için çarpışması, mücadele etmesi gerekmez. Oysa, insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.
--reklam--
José Ortega y Gasset Kitapları - Eserleri
İnsan ve ''Herkes''
Sevgi Üstüne
Kitlelerin Ayaklanması
Sistem Olarak Tarih
Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler
Tarihsel Bunalım Ve İnsan
Kütlelerin İsyanı
Quijote Üzerine Düşünceler
Avcılık Üstüne
Üniversitenin Misyonu
Kütüphanecinin Görevi
Çağımızın Meselesi
--reklam--
José Ortega y Gasset Alıntıları - Sözleri
Yaşam kökten yalnızlıktır. (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
"..öteki insanlarla birlikte yaşadığımız, normalde dünya deyince anladığımız, gerçek dünya olan ortak nesnel dünya ... ne benimdir ne senin; açık seçik karşımızda bulunmaz, başkalarıyla birlikte yaşarken oluşturduğumuz muazzam bir yorumdur, ama o 'yorum' niteliğiyle, hiçbir zaman bize gerçek yüzünü göstermediğinden, o yüze hep el yordamıyla ulaştığımızdan ve hep bilmecelerle, bilinmedik kesitlerle, tedirginlik verici şaşırtmacalarla, hilelerle, tuzaklarla dolu olduğunu sezdiğimizden, hep sorunludur. Ötekinin benim için bilinmedik bir yabancı olarak varlığı, ikimize ortak olan o dünyanın üstüne yansır; o dünya da -daha önce söylediğimiz gibi- o nedenle, yani ötekilerden kaynaklandığı için gerçek 'bendışı'dır; bu yüzden de, benim gözümde büyük bilinmeyeni, resmen yabancılık durumunu oluşturur. Bir toplum oluşturduklarından ötürü tüm insanlara ait olan, nesnel dediğimiz dünya, toplumun, son elde insanlığın işlevindedir." (İnsan ve ''Herkes'')
"Öyle bir olgu var ki günümüzde, iyiliği kötülüğü bir yana, Avrupa'nın kamusal yaşamında en büyük önemi almış durumda. Bu olgu topluma tümüyle kitlelerin hâkim olmasıdır. Oysa kitleler, tanımları gereği, kendi yaşantılarını yönetmemelidirler ve yönetemezler, hele topluma hükmetmeleri olacak iş değildir, dolayısıyla Avrupa, halklarının, ulusların, kültürlerin başına gelebilecek en ağır bunalımın içine düşmüş bulunuyor. Tarihte birkaç kez ortaya çıkmış bir bunalımdır bu. Çehresi de sonuçları da tanıdıktır. Adı da tanıdıktır. Kitlelerin ayaklanması denir adına." (Kitlelerin Ayaklanması)
"Yol üstü bir gerçek olan, özü gereği gezgin olan insanoğlunu anlamayı dileyen bir kimse, tüm durağan kavramları kaldırıp atmalı ve dur durak bilmeyen bir yolculuğun kavramlarıyla düşünmeyi öğrenmelidir." (Sistem Olarak Tarih)
Bu denemelerde arananlar şunlar: Bir olgu ele alındığında -bir insan, kitap, tablo, manzara, hata, sızı- onu en kısa yoldan anlamının bütünlüğüne eriştirmek. Hayatın daima kıyıya vuran dalgalarını geri çekmesiyle birlikte bir enkazın kifayetsiz kalıntıları gibi ayaklarımıza attığı her türlü malzemeyi öyle bir düzene sokup yerleştirmek ki güneş üzerlerinde sayısız yansımalar yaratsın. (Quijote Üzerine Düşünceler)
"... İnsan yalnız kaldığında zekâsının salt kendisi için, kendi münzevi hayatının hizmetinde işlemeye başladığını keşfeder, dışa dönük ilgilerden yoksun, ama güvertesine kadar yüklü bir gemi misali, deniz kazasına uğrama tehlikesinde bir yaşamdır o ve en derin ilgilerle dopdoludur." (Sistem Olarak Tarih)
"Politika denen şey, kişilerin kendilerine bir makam edinmek için ülke çıkarlarını öne sürdükleri çeşitli entrikalardan ibaretti." (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
"Neresi olursa, neresi olursa ... yeter ki dünyanın dışında olsun!" (Sevgi Üstüne)
"İnsan nasılsa, sevgisi de öyledir. Bu nedenle, bir insanın nasıl birisi olduğu konusunda en kesin belirtiyi sevgide bulabiliriz." (Sevgi Üstüne)
Öyle yüzyıllar vardır ki, dileklerini yenilemeyi bilmediklerinden doygunluktan ölürler... (Kitlelerin Ayaklanması)
"Sevgide varolan şey, büyülenme nedeniyle teslim olmaktır." (Sevgi Üstüne)
"İnsanoğlunun daima bizimle aynı şeyi sevdiğini ve seveceğini varsaymak kendini beğenmişlik olur. Hayır, bizlere yabancı olan bütün insanî şeyler içine sığsın diye kalbimizi genişçe yayalım. Dünya üzerinde tekdüze bir benzerlikten ziyade başa çıkılmaz bir çeşitliliği tercih edelim." (Quijote Üzerine Düşünceler)
Çevrenizdeki iyi veya kötü talihleri ortasında, kendilerinin ne olduğu hakkında zerrece şüpheye düşmeksizin, hayatta kaybolmuşcasına, uyur-gezer dolaştıklarını müşahade edeceksiniz. Onların, kafalarında fikirler taşıdıklarını gösterircesine, kendileri ve çevreleri hakkında kesin ifadelerle konuştuklarını göreceksiniz. Fakat bu fikirleri tahlil etmeğe başlarsanız, işaret ettikleri görülen realiteyi hiç de yansıtmadıklarını anlayacak ve daha da derinlere inerseniz, fikirleri bu realiteye uyarlamak için hiç bir teşebbüste dahi bulunmadıklarını keşledeceksiniz. Tam tersine; bu kimse, düşünceleriyle, realitenin her hangi bir şahsî görüntüsünü, hayatını kesmek istiyor. Hayat, başlangıçta, insanın içinde kaybolduğu bir kaostur. Fert bundan şüphelenir, fakat bu müthiş realite ile yüz yüze gelmekten ürker ve onu bir hayal perdesi ile örtmeğe çalışır. "Fikirler"in doğru olmaması onu düşündürmez, o bu “fikirler"ini kendi varlığını savunmak için siper, realiteyi korkutmak için bir bostan korkuluğu olarak kullanır. (Kütlelerin İsyanı)
"Seven kadın, ilgi görmemektense, sevgilisinin kendisine çektireceği acıları yeğler." (Sevgi Üstüne)
Fikirler olmadan insani seviyede bir hayat sürdüremeyiz. Yaptıklarımız onlara bağlıdır... Biz fikirlerimiz neyse oyuz. (Üniversitenin Misyonu)
Nitekim matematikte olduğu gibi psikolojide de bir önsel gerçeklik vardır, her iki düzlemde de hayali yapılandırmaya olanak veren odur. Yalnızca olayların yasalarının olduğu, ama bir imgelem yasası bulunmayan yerde yapılandırma olanaksızdır. Salt ve sınırsız bir kapris olur ki o bağlamda hiçbir şeyin varlık nedeni bulunmaz. (Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler)
1916'da Almanlar'ın savaşı kaybedeceklerini yazdığımı hatırlıyorum, çünkü onlar savaşa zaferden son derece emin olarak girmişlerdi; akılları tamamen işgal etmekteydi, sadece savaşmayı hiç düşünmüyorlardı. İnsan herhangi bir mücadeleye felaket ve mağlubiyet de dahil tüm ihtimallere hazır olarak girmelidir. Çünkü bunlar da zafer gibi hayatın her an için yüzüne geçirebileceği maskelerdendir. Her geçen gün, çok fazla güvenin insanı başka her şeyden fazla demoralize ettiğine olan kanaatım daha bir açıklıkla pekişiyor. Tarihin tüm aristokrasileri kendilerini çok fazla güvende hissettikleri için tedavisi imkansız yozlaşmalara maruz kalmışlardır.
Ve bu çağın, özellikle yetişen neslin, hastalıklarından biri teknolojik ilerleme ve sosyal yapılanma sayesinde hayattaki birçok şey hakkında kendisini fazla güvende hissetmeye olan eğilimidir. (Üniversitenin Misyonu)
Kütleler, azınlıklara itaat etmiyor, peşlerinden gitmiyor ve onlara hürmet etmiyor; bilakis, onları bir kenara itip yerlerine kendileri geçiyorlar. (Kütlelerin İsyanı)
Çünkü tarihte -hayatta- imkanlar kendi başlarına gerçeklere dönüşmezler; birisi bileğiyle, beyniyle, emeğiyle, fedakârlığıyla bunları gerçeklere dönüştürmelidir. Tarih ve hayat, bu sebepten ötürü sürekli bir yapmadır. Hayatımız bize hazır olarak verilmedi; asıl anlamında hayat, tamamen, bizim sürekli ve biteviye yaptıklarımızdır. Süreç her an işlemektedir. (Üniversitenin Misyonu)
Hayat bir kaostur, insanın içinde kaybolduğu bir arapsaçı ve karmaşık bir çengel. (Üniversitenin Misyonu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/insan-ve-herkes-jos-ortega-y-gasset-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)