# İnsan Yağmurları - Taşkın Tuna Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İnsan Yağmurları kimin eseri? İnsan Yağmurları kitabının yazarı kimdir? İnsan Yağmurları konusu ve anafikri nedir? İnsan Yağmurları kitabı ne anlatıyor? İnsan Yağmurları kitabının yazarı Taşkın Tuna kimdir? İşte İnsan Yağmurları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/insan-yagmurlari-taskin-tuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-14T04:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-02-14T04:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/14/taskin-tuna-kimdir-taskin-tuna-kitaplari-ve-sozleri-151644.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Taşkın Tuna 
 Yayın Evi: Şule Yayınları 
 İSBN: 9786054498949 
 Sayfa Sayısı: 240 

İnsan Yağmurları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Her şey bir nokta ile başladı. Kalem noktaları koydu. Noktaların birleşmesinden eğilen, bükülen, kesişen zarif çizgiler, göz alıcı şekiller ortaya çıktı. Bunlar harflerdi. Sayılamayacak kadar çok sayıdaki harflerden kelimeler üretildi. Kelimelerden cümleler, cümlelerden fikirler, özlü sözler oluştu. Bunlar toplandı, toparlandı, sıralandı, sınıflandı ve kitap oldu. İşte bu insandı! Âdem’di! Halifeydi! Şerefliydi! Sonra o ilk noktadan oluşan çizgiler uzadıkça uzadı, çoğaldıkça çoğaldı. Birbiriyle kesişen çizgiler alanları ortaya çıkardı. Ama iki boyut yetmezdi; çizgiler dikleşti, yükseldi yükseldi ve hacimler oluştu. Lâkin bu hacimlerin içi boştu. Bomboş bir uzay! Hiçlikten oluşan bir mekân! İşte bu mekâna o kitaplar yerleşti! Usulca, özenle! Evren yaratıldı! İnsan olan kitapla evren olan kitap bitişti, bütünleşti ve sıkıca kenetlendi! İşte şimdi bu kitabı okumak gerekiyordu: Bir kitabullah-ı âzamdır seraser kâinat / Hangi harfi yoklasan mânâsı hep Allah çıkar. Taşkın Tuna, Son çalışması İnsan Yağmurları’nda, insanın İlâhî âlemlerden süflî âleme inişinin hakikatini, evrendeki hayâl perdesine yansıyan titrek ve bulanık gölgelerle açıklıyor. Hayret duygusundan uzaklaşmış günümüz insanını, Tasavvuf düşüncesinin kalpleri ferahlatan, gönülleri aydınlatan esintisinden hareketle, hayranlık vâdisine açılan kapıdan huzurlu bir yola götürüyor.

İnsan Yağmurları Alıntıları - Sözleri
Dini ortadan kaldırın, medeniyetin temel unsuru olan bilim ve sanattan eser kalmayacaktır.
Kur'an'ı özne olarak değil de nesne olarak kabul edişimizin hüznünü yaşıyoruz.
"İnsan 'ben kimim'den başlayarak 'kim olduğumu bilmiyorum'a gider,orada tıkanır. Sonra 'kim olduğumu bilmiyorum' ile 'belki yokum' arasında bir süre dolaşır. Çaresizlik içinde bu kez 'belki yokum' ile 'kendimi bulacağım' arasında bocalar durur. Daha sonra 'kendimi bulacağım'la kalkar 'eğer ben varsam'a gider ve 'öyleyse ben kimim' diyerek en başa döner. "
~Ebu'l Hasan eş-Şâzili (1197-1258)
Ama siz zaten mevcuttunuz, vardınız! O İlâhî âlemlerde yüce Allah’ın ilminde hazırdınız. Bir mânâ olarak, soyut varlığınız buraya inmek için sabırsızlıkla“emir" bekliyordu. Çünkü “orası" Emir âlemidir, subût âlemidir. tevhiddir, mutlaktır. Burası ise "Halk" âlemi, “vücûd" âlemidir. Kesrettir, izâfîdir.
Hatalar bizdendir, güzellikler Allah'tan.
Sibernetik uzmanı olan Heinz Von Foerster şunu söylüyor. "İnsan aklı 'orada' olan şeyi değil de orada olduğunu 'sandığı şeyi algılar."
Ama biz unuttuk. Dünyaya nasıl geldiğimizi, nerelerden gelip geçtiğimizi, nelerle karşılaştığımızı, ne eziyetler çekip, ne zorluklara göğüs gerdiğimizi unuttuk. Bizler bir beden elbisesi giyinip bu süflî (düşük) âlemde somut bir varlık kazandıktan sonra aslımızı, özümüzü unutuverdik.
Sibernetik uzmanı olan Heinz Von Foerster şunu söylüyor. "İnsan aklı 'orada' olan şeyi değil de orada olduğunu 'sandığı şeyi algılar."
"Nefislerinizde, görmüyor musunuz?" (Zâriyât: 21)

Kimi görmüyoruz? Burada verilmek istenen mesaj nedir? Yüce Allah bizlere ne anlatmak istiyor?

Kişisel görüşümüze göre, bu kutsal âyet, asırlardan beri din büyüklerinin ciltler ve ciltler dolduran fikirlerinin en öz, en açık izahı ve ispatıdır. "Beni yukarılarda bir yerde, mekâna sıkıştırmayın, zaman içine sığdırmayın, ben aslında sizin içinizdeyim. Çünkü ben, yerlere göklere sığamadım, mümin kulumun kalbine sığdım. Sizinleyim, sizdenim!"
İsmine ister "fark", ister "Şehadet", ister "Mülk", ister "Nâsût", ister "Halk", ister "hariç", ister "fizik" denilsin bu izafî âlem içinde yüce Yaratıcı'nın esmasından (isimlerinden) başka hiçbir şey yoktur. Çünkü ilk (Evvel) odur, son (Âhir) odur, iç (Bâtın) odur, dış (Zâhir) odur.
Ancak  zamanla  meyveler  dökülür,  yapraklar  düşer,  dalgalar yer  değiştirir,  karlar  erir.  Tıpkı  insanlar  gibi.  Bu  bir  gidip  gelmedir. Sırlarla  dolu  bir  döngü  gibidir.  Yeni  gelenler  de  görünüşte  yapraktır,  kardır,  meyvedir,  dalgadır  ama  tümü  de  insandandır,  insandır!
Hakk’tır!  Hakk’ın  Zâhir  ismidir!
Tekrarlayalım, onlar temizdirler. Çünkü Allah, Ehl-i Beyt'e tertemizliği lütfetmiştir de ondan!
" İnsana sığabilene kainat; kainata sığmayana da insan derim. " ( Muhammed İkbal )
Bizler daima sabit kalan manevi (soyut) bir ruh ile sürekli değişen maddi (somut) bir beden veya cesetle yani iki değişik varlıkla hep beraberiz...

İnsan Yağmurları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sagopa kajmerın iyi bilirim adlı şarkısında dediği gibi sen her şeydesin en güzeli bendesin kelimesinin sayfalara dökülmüş hali asıl olan var olan her şey yaratıcısına dönmek ister (Selahattin Azgın) 
Arka kapak tanıtım yazısı ve kitabın ismi beni çok etkilediği için aldım bu kitabı. Önce çok güzel başladı, bir çok düşünürden alıntılar, düşündüren sözler okumak güzeldi. Okumak, evren, insan, düşünmek, yaratılış, bilim, Big Bang etrafında örülü, biraz deneme, biraz kişisel gelişim, biraz felsefe, biraz tasavvuf tadında diyebilirim. Daha sonra yazarın üslubu ya da üstüne basa basa "Vadeti Vücud" üzerinde durması veya anlattığı konuların derinliği üzerine pek fazla düşünemememden dolayı biraz sıkıldım. Biraz daha fizik ve insan üzerine yoğunlaşılsa daha güzel olabilirdi. Bir de okuyucuyu dinlendirme maksatlı aralara konulan fıkralara hiç gerek yoktu bence. Sonuç mu? Farklı bir pencere açmak için okuyun derim. (Bekir İstanbul) 
Taşkın Tuna'nın okuduğum üçüncü kitabı.Diğerlerinin çok gerisinde kaldı.Okurken biraz sıkıldığım oldu; tekrar konular nereye kadar!..Tavsiyem şu ki Taşkın Tuna okuyacaksanız ilk bu kitaptan başlayın, diğerlerini okuduktan sonra bu kitap sıkıcı gele bilir.Ama yine de bilimle tasavvufu karşılaştırma çabası takdir edilir.Okunursa okuyucusuna şaşırtacak bilgiler de veriyordur. (Ferman Mamedov) 

Kitabın Yazarı Taşkın Tuna Kimdir?
Taşkın Tuna, bürokrasinin üst kademelerinden gelen bir yazardır. 1962 yılında Ankara Fen Fakültesinden Fizik Yük. Müh. olarak mezun oldu. Daha sonra DMİ Genel Müdürlüğüne geçen Tuna, Almanyada staj ve eğitim aldı. 1969 yılında İngilterede Reading Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi gören Tuna, burada Master düzeyinde ihtisas yaptı. Yurda dönüşünde ODTÜde öğretim görevlisi olarak çalıştı. ABDde çevre sorunları konusunda da eğitim gören Tuna, 1987-1991 yılları arasında İngilterede Avrupa Meteorolojik Tahmin ve Araştırma Merkezinde uzman olarak hizmet verdi. Daha sonra Yurda dönen Taşkın Tuna Çevre Bakanlığına Genel Müdür olarak atandı ve burada da 3 yıla yakın bir süre çalıştıktan sonra emekli oldu.rnrnTuna’nın ses getiren kitapları arasında, ‘OKU AMA NEYİ’ Şule Yayınları tarafından kısa sürede sekizinci baskısı yapılmış ve geniş bir okuyucu kütlesi tarafından beğeni ile karşılanmıştır.rnrnTaşkın Tunanın, 1945-1960 yıllarındaki siyasi çalkantıları kapsayan ‘ADNAN MENDERES’İN ANILARI’ adlı bir kitabı da Şule yayınevi tarafından Ekim 2002 tarihinde basılmış ve çok satan kitaplar listesine girmiştir.rnrnYazarın SON BASAMAK adlı çalışması, 2003 Nisan ayı ortalarında piyasaya çıkmış ve basında geniş yer almıştır. SON BASAMAK, daha çok bilimsel gerçekleri; bu arada uzay, zaman, yaratılış ve atom altı parçacıkların davranışlarını ele alan bir popüler bilim kitabı olarak değerlendirilebilir.rnrnTuna’nın 2003 yılı sonlarında çıkan bir diğer kitabı da ‘BİR ELMA İKİ AYNA’ ismini taşıyor. Bu eserde Tuna, asırlara imzasını alan bazı öncü sufîlerin hayat hikâyeleri ile günümüze kadar ulaşan fikir ve düşünce tomurcuklarını sergiliyor.rnrnTaşkın Tuna, ‘BİR ÇARPI BİR’ adındaki eserinden sonra, bu kez Big Bang konusuna el attı. Evrenin yaratılışı, zamanımızdan yaklaşık 14 milyar yıl önce çok sıcak, çok yoğun bir madde ve enerji yumağının, birdenbire uzay boyutlarına taşması ile oluşan kozmik fırtınanın, akıllara idraklere ve zihinlere sığmayacak kadar muhteşem bir mucizenin, imanlı yürekleri titreten esintisidir! OL DEDİ OLDU isimli bu çalışmasından sonra ‘Büyük Patlama’nın ikinci kitabı da okuyucularla buluştu. ‘OL DEDİ OLDU’ ‘ama nasıl oldu?’ İşte bu soruyu ikinci kitapta bulacaksınız. Kara delikler, UFO’lar, uzayda hayat arama girişimleri, paralel evrenler, zaman ve zamanda yolculuk kavramı ve nihayet canlılık. Ve sonra ölüm! Yani kıyamet!rnrnTuna, 2007 yılında uzun yılların araştırmalarına dayanarak hazırladığı ‘Muhammedi Bilinç’ adlı kitabıyla, maddenin esasını bilinç boyutunun penceresinden bakarak anlatıyor. Madde, enerji, evren, uzay ve zaman konularında alışılmadık bir bilincin varlığı fizikî gerçeklerin nefes kesen yorumlarıyla şekil ve vücud buluyor. Önce ‘hayret’, daha sonra da ‘hayranlık’ vadisinde dolaşmak isteyenlere harika bir yapıt.rnrnGele gele geldik, 2008 yılına! Muhamedi Bilinç’in ikinci kitabı yerine, “ÖLÜ KÖPEĞİN GÜZEL DİŞLERİ” adlı yeni bir çalışma ile Tuna karşımıza çıkıyor. Sabır, sevgi, hoşgörü, güven, yardımlaşma, dayanışma; özetle İslamî Ahlak anlayışı çerçevesi içinde “sıratı mustakim” istikametinde bulunmak! Biraz zor, ama temiz vicdanlara çok kolay gelen bir çizgi!rnrnBu çizgide bulunanlar, hep güzel dişleri görürler de ondan!rn

Taşkın Tuna Kitapları - Eserleri
Ol Dedi Oldu 1
Oku Ama Neyi?
Ol Dedi Oldu 2
İnsan Yağmurları
Uzayın Sırları
Bir Elma İki Ayna

Adnan Menderes'in Günlüğü
Muhteşem Tasarım
Ölü Köpeğin Dişleri
1x1
Uzayın Ötesi
Muhammedi Bilinç
Son Basamak

Noktanın Seyri
Hayalin Hakikati
Sonsuz Uzaylar
Alem ve Adem
Şeytani Bilinç Muhammedi Bilince Karşı
Uzay ve Dünya
Yeryüzü Dengesi

Hayat Kaynağımız Güneş

Taşkın Tuna Alıntıları - Sözleri
Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah'ın var olmadığı bir zaman dilimi bulunamaz. (Bir Elma İki Ayna)
Tekrarlayalım, onlar temizdirler. Çünkü Allah, Ehl-i Beyt'e tertemizliği lütfetmiştir de ondan! (İnsan Yağmurları)
Eğer durmakta olan trenin arka vagonuna bir lokomotif usulca bağlanır ve lokomotif treni harekete geçirirse, vagonlar son vagonun yol almasıyla beraber peş peşe harekete geçerler. Bir süre sonra lokomotif en arkadaki vagonla bağını ayırsa bile, vagonlar uzun bir süre yol almaya devam edeceklerdir. Lokomotifi görmeyen bir gözlemci, hayretler içinde bu tren nasıl oluyor da hareket ediyor diye merak edecektir. Oysa treni harekete zorlayan lokomotiftir. Onun görünmez oluşu, bazı kişilerin aklını karıştırsa da, görebilenler için hayret verici değildir. (Muhammedi Bilinç)
Kur'an'ı özne olarak değil de nesne olarak kabul edişimizin hüznünü yaşıyoruz. (İnsan Yağmurları)
Evren yok olacak, yokluğa gidecek!

Siz isterseniz buna
"kıyamet" de diyebilirsiniz (Muhteşem Tasarım)
Bütün minicik proton, nötron ve temel parçacık olan kuarkları doğa alfabesinin "harfleri" gibi düşünebiliriz. Bu harflerin çeşitli şekillerde birleşmesinden atom dediğimiz "sözcükler" ortaya çıkar. Atomların birbiriyle kaynaşmasından molekül diye isimlendirdiğimiz "sahifeler" oluşur. Çevremizde moleküllerden meydana gelen milyonlarca türdeki madde de işte bu "Evren Kitabı"nı inşa eder! (Noktanın Seyri)

" ... maşrapan küçükse deryâyı suçlamaya hakkın yok ! " (Bir Elma İki Ayna)
"Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma. Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben."

// Ömer Hayyam (Ölü Köpeğin Dişleri)
"Ne kadar okursan oku;bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan, CAHİLSİN demektir..!" (Noktanın Seyri)
Ay'ın bir yıl boyunca yansıttığı aydınlanma, Güneş'in yalnızca 20 saniyedeki aydınlatma gücüne eşittir. (Uzayın Sırları)
"İnsan aklı, insan aklını yansıtan bir evreni yansıtır." J. G. Pearce (Muhteşem Tasarım)
Hubble'nin ortaya attığı genişleyen evren modeli, hayali ve soyut bir tez değil; aksine fizikteki Doppler olayına dayanan, matematik değerlere bağımlı, şaşırtıcı fakat kesin ve çarpıcı bir gerçektir.Doppler olayı bir dalganın, örneğin bir ses dalgasının bizden uzaklaşması halinde, dalga uzunluğunun artacağı esasına dayanır ve yüzlerce kez test edilmiş, doğrulanmış ve kesinleşmiş bir fizik kaidesidir...Genişleyen evren modeli, bize Evren'in her geçen gün büyüdüğünü anlatır.Bu gerçeğe göre Evren geçen yıl, bu yıla göre daha küçüktü.Bu yargıdan hareketle, evrenin bin yıl önce, bir milyon yıl önce, bir milyar yıl önce, bir önceki döneme göre daha ufak olduğu sonucuna ulaşılır.Bu kesin sonuç, bizi 14 milyar yıl geriye götürür ve evrenimizin yaratılış anı ile baş başa bırakır. (Ol Dedi Oldu 2)
"Dünyayı isteyen ilme sarılsın; âhireti isteyen ilme sarılsın."

Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) (Oku Ama Neyi?)

Neyin peşindeyiz? Bizler kimiz? Bizi biz yapan nüfus idaresinin verdiği kimlik numarası mı? "Ben" dediğim zaman kimi anlayacağım? Atom yığınından ibaret olan anatomik bedenimi mi? İçimde korkunç girdapların, şiddetli fırtınaların hüküm sürdüğü ruhsal varlığımın bilinç yapısını mı? Kimi? (Muhammedi Bilinç)
"Bilimde kesinlik yoktur, ancak doğruya yakın bir yaklaşım vardır. " (Son Basamak)
"Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona!" (Ölü Köpeğin Dişleri)
Andromedea Galaksisi, bize en yakın olanıymış! Onun gibi sistemlerden evrenimizde 300 milyar galaksi daha varmış.Uzaklıklar, zaman, mekân, uzay ve sonsuzluk! Belki şaşırmak, hayret etmek, belki en iyisi hayranlık duymak!
Peki sonra?
Sonra sadece iki kelime yeter!
Allahu ekber! (Alem ve Adem)
Hakikatte, Mutlak Vücûd yönünden her damla bir okyanus, her bir zerre güneş kadar büyük ve parlaktır. (Şeytani Bilinç Muhammedi Bilince Karşı)
"Güneş de yörüngesinde belli bir vakit için hareket halindedir... Bu üstün hüküm ve hikmet sahibi Allah'ın (c.c) takdiridir. "
 - Yasin,38 (Uzayın Sırları)
"İnci de denizin dibinde iken acaba deniz nerede diye sorup durur.Sedef gibi olan hayâl, ona bir perdedir."
(Not : İnci tanesi, kendisini tamamen kapatan sedef kabuğu içinde kaldığından, denizi göremiyor ve deniz nerede diye soruyor. Bunun gibi , İlâhî Nûr içinde bulunduğumuz hâlde, sırf dünya hevesleri ve aşırı maddi ilişkilerimiz yüzünden bizi örten bir kabuk gibi hicap denilen perde arkasında kaldık.) (Hayalin Hakikati)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/insan-yagmurlari-taskin-tuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)