# İnsanın Bir Dakikası - Stanislaw Lem Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İnsanın Bir Dakikası kimin eseri? İnsanın Bir Dakikası kitabının yazarı kimdir? İnsanın Bir Dakikası konusu ve anafikri nedir? İnsanın Bir Dakikası kitabı ne anlatıyor? İnsanın Bir Dakikası PDF indirme linki var mı?  İnsanın Bir Dakikası kitabının yazarı Stanislaw Lem kimdir? İşte İnsanın Bir Dakikası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/insanin-bir-dakikasi-stanislaw-lem-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-03T04:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-07-03T04:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/03/stanislaw-lem-kimdir-stanislaw-lem-kitaplari-ve-sozleri-260691.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Stanislaw Lem 
 Çevirmen: Saliha Nilüfer 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789754707915 
 Sayfa Sayısı: 123 
--reklam--
İnsanın Bir Dakikası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanın Bir Dakikası, olmayan üç kitap hakkındaki eleştirilerden oluşan bir eser. Eleştirilen kitaplardan ilki, bir dakika içinde yeryüzünde kaç şimşek çaktığı, kaç ton su fışkırdığı, kaç kişinin seviştiği, kaç kişinin doğal nedenlerle öldüğü gibi niceliksel bilgiler veriyor. "Tersine Evrim" adını taşıyan ikinci kitap klasik Lem metinlerine en çok benzeyeni; büyük usta "yirmibirinci yüzyılın askerî tarihine ilişkin" gizli bir kitap ele geçirdiğini öne sürüyor ve söz konusu kitabı eleştirirken bizlere mikro ve nano-robotlardan oluşan orduların kimyasal ve genetik silahlarla çarpıştığı bir savaş senaryosu çiziyor. Yenilmez (The Invincible), Cyberiad, Fiyasko ve Dünya Barışı (Peace on Earth) adlı kitaplarındaki temaları anımsatan bu senaryoya ilişkin spekülasyonlarıyla Lem, son dönem eserlerinde rastladığımız tavrını sürdürüyor ve sık sık kurgu dışına çıkarak olası bir gelecekteki silahlanma yarışına ilişkin görüşlerini bir deneme havasında anlatıyor. Üçüncü kitap olan "Dünya: Bir Afet Bölgesi"nin eleştirisi tümüyle deneme tarzında; varoluşumuzun gizini istatistiksel verilerle açımlama yolunda bir girişim. Bugün yetmişdokuz yaşında olan bilim-kurgu yazarı, düşünür Stanislaw Lem'in 1986 tarihli bu yapıtı onun deneme tarzına yönelişinin ilk örneklerinden biri. Üstadın meraklı kafasıyla geleceğin denizlerinde dolaşmak isteyenler bu kitabı ellerinden bırakmayacaklar.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İnsanın Bir Dakikası Alıntıları - Sözleri
Silahlanma teknolojisinde gelişmelerin doğurabileceği her olasılık, "Biz yapmazsak onlar yapacak" ilkesine bağlı olarak gerçeğe dönüştü.
Artık doğal protein ile yapay protein,doğal zeka ile yapay zeka arasında bir fark kalmadığına göre -bilgikuramcılar,filozoflar böyle diyordu-kimse kasıtlı yaratılan felaket ile faili meçhul felaketi birbirinden ayıramazdı.
“Kimse okumuyor, okusa da anlamıyor, anlasa bile unutuveriyor.”
Bir insanın yaşadıkları, bütün insanların yazgıları yanında okyanustaki bir damla kadardır.
Zamanla bilgisayar sistemleri imdada yetişti. Ama insanlar bir süre sonra bilgisayarların ağzına bakar hale geldiklerini fark etmekte çok gecikti. Bilgisayar hafızasına bağlı verilere dayansalar da akıl yürütme,yargıya varma işini kendilerinin yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa aslında bilgisayar merkezleri tarafından işleme sokulmuş malzemeleri değerlendiriyorlardı ve bu malzeme insanlığın kaderini tayin eden kararları saptıyordu.
A ulusu B ulusunun bilgisayarokrasisine hakim oluyor; B ulusu da aynısını karşısındakine yapıyorsa böylelikle uluslararası denge yeniden sağlanıyordu. Güncel bir gerçeklik haline gelmiş olan bu durum artık eski geleneksel politikayla açıklanamazdı. Hatta dolu fırtınası gibi doğal bir felaketlerle bombardıman gibi insan elinden çıkma felaketleri hala ayırt edebilen sağduyu bile bu noktada aciz kalırdı.
Her parti karargahı dev bir ana bilgisayar edindi. Yirmibirinci yüzyılın ikinci yarısında bir parti iktidara geldiğinde,bilgisayar da evraksız bir başbakanlık makamına kuruluyordu.(nasılsa bir bilgisayarın evrak çantasına ihtiyacı yoktur.) Böylesi demokrasilerde kilit konumda olanlar da programcılardı. Programcıya sadakat yemini ettirilse de bunun pek etkili olduğu söylenemzdi. Nitekim demokrasi,pek çoklarının uyardığı gibi,bilgisayarokrasi haline geliyordu.
Artık barış savaş demekti,savaş da barış. Böylesi bir eğilimin gelecekte yol açacağı felaketler gayet aleni olsa da -karşılıklı zafer toptan bir yıkım demekti-dünya aynı yolda ilerlemeyi sürdürmekteydi. Orwell'ın vaktiyle hayal ettiğinin aksine savaşı barışa dönüştüren sebep totaliter bir komplo değil;insan yaşamının her alanında -uzayda bile-doğal ile yapay arasındaki sınırı silen,teknolojik ilerlemelerdi.
Bir politikacı, şayet biraz da özgünse, bir uzman sayılır. Vasat zekâlı, öngörüsüz politikacıların, işinin ehli uzmanlardan yardım almaları da ne yazık ki başlı başına bir sorun çünkü uzmanlar kendi aralarında önemli dünya meseleleri üzerinde bile görüş birliği sağlayamazlar.
Bilgisayar mühendisleri, sivrisineklerin ve eşekarılarının sinir sistemleriyle yarışacak boyutlarda hesap makineleri geliştirirken yapay zekanın ateşli taraftarlarının çoğu hâlâ pek parlak zekalı olmayan insanlarla aptalca tartışmalar yürüten bilgisayarlar proğramlamakla meşguldü. Yeri gelmişken bilgisayar türlerinin mamut ve dinazor nesilleri, satranç ustalarını onlardan daha zeki olduklarından değil, sadece verileri Einstein'dan milyar kez daha hızlı işleme sokabildiklerinden yeniyorlardı.
Zekâ, ortaya çıkışını doğal seçilim yasasına borçludur. Yani bir yerde, ölüme borçludur; bazı türlerin yok olması sayesinde hayatta kalanlar güçlenir, evrim çizgisi böyle felaketlerle aniden akıllı canlıların lehine çevrilebilir
Sessizlik en kolay çözüm gibi görünüyordu.
hiçbir şey komik değil.
Her yeniliğin bir öncekine kıyasla daha pahalıya mal olduğu görülmüş, çok geçmeden bu yenilikler zarar hanesine yazılıp kullanımdan kaldırılmıştır. Bu tablo kesintisiz devam etmiştir. Yeniliğin kendi başına bir çözüm getirmediği açıktı; önemli olan, onların endüstriyel uygulamasında yakalanacak hızdı. Bu olgu, yeni yüzyılın eşiğinde silahlanma yarışının son paradoksu oldu.
Kontrol ve hedefleme sistemleri, kamuflaj ve iletişim ağlarının bozulması, sözümona konvansiyonel silahların ( bu gerçekten tarihi geçmiş ve yanıltıcı terimdir) bombalama yeteneği gibi şeylerin hepsi de daha sahaya sürülmeden çağdışı kaldı.
--reklam--
İnsanın Bir Dakikası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın okuduğum ilk kitabı, içinde genellikle evrim ve raslantılardan bahsettiğinden habersiz rastgele seçmiştim vardır bunda da bir hikmet deyip sıkılsam da inatla okumaya devam ettim. Kesinlikle sıkacak bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Benimki tamamen psikolojik, hastalık hastası gibi. Neyse incelememe geçeyim. :))

Kitap güya bilim kurgu ama ben öyle bir şeye sadece bir kere denk geldim onuda zaten alıntı olarak paylaşmıştım. Şöyleki kitap üç bölümden oluşuyor. Sonra bunlar birbirine evriliyor.:)))

*insanlığın bir dakikası
*tersine evrim
*Dünya: Bir afet bölgesi

İnsanlığın bir dakikasında alıntılara biraz kendi yorumu katarak anlatıcam şimdiden söyleyeyimde sonradan vay şöyle olmuş böyle olmuş konuşmayayım diye. Neyse olaydan koptu yine. Hemen geçiyorum.

Şimdi siz odanızda bir elinizde kitabınızdan bir sayfa okurken diğer elinizdeki kahveden bir yudum aldığınızda "dünyada binlerce insan o bir dakikada türlü işkenceler maruz kalıyor, zararsız meşrubat yerine zehir içerek yaşamına son veriyor, şoförler, doktorlar, anneler ya da hemşireler vb. İnsanlar kendi hatalarıyla ölüme smile atıyorlar, kazayla ya da kasten kaç yeni doğan bebek daha ilk nefesini almadan ölümün buz gibi sessizliğine kavuşuyor, ya da aynı zamanda kaç kişi kendini asıyor. Sonra kanserler, kalp krizleri, ilaçlar, dörtyüz önemli hastalıktan kaynaklanan ölümler, araba kazalarında ölenler, devrilen ağaçların, yıkılan duvarların, düşen tuğlaların altında kalanlar, tren altlarında ezilenler..." Evet bunları hepsi o bir dakikada oluyor ha güzel şeyler olmuyor mu elbette oluyor ama yazarımız bu açıdan bakmış. Ayrıca bu bölüm aslında hiç olmayan bir kitabın eleştirisi olarak yazılmış. ={

İkinci bölümüde bilim kurgu gibi deneme gibi olmuş :)) arada, ileride yani 21. yüzyılın sonlarına doğru bir öngörü yapmış bunuda askeri alanda savaşta kullanılan ve kullanılacak olan yapay zekalar hakkında o yıllarda mevcud olan ve daha da geliştirilcek silahların kullanılmaması taraftarı olduğunu belirterek güzel bir deneme olarak kaleme almış. Deneme diyorum çünkü olaydan kopuk bir şekilde daha çok kendi fikirlerinden bahsediyor.

Üçüncü bölüm içinse size bu belgeseli öneriyorum:
https://youtu.be/EyAYnfC8FB8
İyi seyirler ve keyifli okumalar. :)) (Kevser S.) 
Stanislaw Lem pek göz önünde olmayan, değeri bilinmeyen yazarlardan bana göre. Bilimkurgu, mizah ve eleştiriyi ustaca harmanlayarak okuyucuyu bağlar kendine.

Bu kitaba gelirsek; öncelikle kitap bittiğinde hissettiğim duygu insanlığın kötülüklerinin ne denli çok olduğundan kaynaklanan endişe oldu. Şuan bu satırları 1 dakika da kaç insan öldü veya öldürüldü, kaç insan doğdu hepsi istatiksel olarak verileri mevcut. enim bu kitaba eleştirim ise tamam bu matematiksel sayılar bizde mevcut ve onunla dünya üzerinde kötülüğün iyiliğe hakimiyetini görüyoruz ama bu durumu tersine çevirmek için gereken yöntem nedir mesela ? 3.bölümde yer alan galaksi anlatımları ilgi çekiciydi. Dünyadaki yaşamın bir dizi felaketler sonucu ortaya çıkması insana bir ders tabi.

Yaşamımızda olumsuz durumların varlığı azımsanamaz ve bu kitaptan çıkarılacak ders bana göre bu felaket dönemleri bittiğinde yeni yaşamlara, yeni mutlu edici durumlara evrileceğinin bilincinde olmak.

Son olarak Stanislaw Lem gibi yazarları okuyup okutmak gerekir. (Ali Osman) 
" 21. yüzyılın eşiğinde ben, hiçbir spekülasyonun aydınlatamayacağı bir karanlığa giriyorum. "
Kitap tam olarak bu söz ile bitiyor.

Peki ben az önce ne okudum ?

120 küsür sayfada sanki 600 küsür sayfalık bir kitap okumuş hissiyle beynim dopdolu şuan.
Ki bu doluluğun sanırım yarısından çok fazlası inkar ettiğim kabullenmediğim bilgilerle dolu.

Öncelikle kitapta bir anlam bütünlüğü yok. Yazarın ne yapmaya çalıştığını henüz anlayamadım, notlarımı inceledikten sonra belki bir karara varırım ama bir bakın şöyle :
Kitap 3 bölümden oluşuyor:

- İnsanın Bir Dakikası
- Tersine Evrim
- Dünya Bir Afet Bölgesi

3 bölüm de ayrı bir kitap konusu olabilir. Özellikle ilk bölümün diğer iki bölümle çok bir alakası olmamasına rağmen alakası var.

Tam da bundan dolayı yazarı anlayamadım diyorum.

Aslında bilim-kurgu ama aslında felsefik ve sosyolojik bir eser.
Ya da belki de üçü de değil.

Kitabın başında yazar popüler konulardan ve bu konularla ilgili eser yazmaktan bahsetmiş ama salt bu amaçla bu kitabın yazıldığına inanmıyorum, inanmak istemiyorum.

İlk bölüm gerçekten sarsıcı yazılar içeriyor.
Diğer iki bölüm ise bilime ilgi duymayalar için sıkıcı olabilir. Çünkü oldukça fazla bilimsel kavram var.
Ilgi alanım olmasına rağmen yer yer beynimin ağrısını duyumsadım, arada bir ofladım diyebilirim.

Görüşler kişiseldir; tesadüfi evrimi asla kabul edemem, etmeyeceğim.
Ki düşünceme fazlasıyla kanıt barındıran bu muhteşem evreni tutup da bir topla şampanya şişesi devirmeye benzetecek kadar alçaltmayı her tür yaratılmış uzvum sonsuza dek reddedecektir.

Onun dışında farklı görüş açıları veren bu eseri okumanızı tavsiye edebilirim.
Karar sizin. (Z.) 
--reklam--
İnsanın Bir Dakikası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Stanislaw Lem - İnsanın Bir Dakikası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İnsanın Bir Dakikası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Stanislaw Lem Kimdir?
12 Eylül 1921’de Polonya, Lwow’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940’ta Lwow Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya’yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945 yılında ailesiyle birlikte Sovyetler’e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakow’a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askeri doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ardından bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946’dan itibaren çeşitli dergilerde şiirler, kısa öyküler yayımlamaya başladı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci 1951’de yayımlandı. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya’da Barış ve Fiyasko’nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Edebiyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006’da Krakow’da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.
--reklam--
Stanislaw Lem Kitapları - Eserleri
Küvette Bulunan Günce
Solaris
Hayali Büyüklük
Fiyasko
Yıldız Güncesi
Ölümlü Makineler
Dünya'da Barış
İnsanın Bir Dakikası
Aden
Dönüşüm Hastanesi
Kör Talih
Yıldızlardan Dönüş
Yenilmez
Soruşturma
Gelecekbilim Kongresi
Siberya
Asker Kaçağı
Mükemmel Boşluk
Sahibinin Sesi
Yıldızların Dönüşü
The Mask
Seçilmiş Eserleri
The Cyberiad
Seçilmiş əsərləri
--reklam--
Stanislaw Lem Alıntıları - Sözleri
"Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli." (Aden)
-What do we do now?
-"Wait and watch," replied the prudent Kalpacius. "We may learn something." (The Cyberiad)
Önemli olacağını asla tahmin edemeyeceğim bir ayrıntı sayesinde inanılmaz bir şey keşfettim. (Kör Talih)
İnsan var ￼olduğu sürece, olgular boşlukta yer almaz. (Soruşturma)
Ne denli sakınsa da insan denen varlık kuram geliştirmeden duramazdı. (Solaris)
Uzay yolculuğu insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir. (Aden)
Sana ne kadar acıyorum, Evren’in kurbanı! Yaşamak ne kadar büyük bir ıstırap, ne kadar umutsuz bir kapan...” (Ölümlü Makineler)
"En önemli karşı çıkış nedeni, insanın Dünya üzerindeki sorunlarını çözmeden evreni fethetmek istemiş olmasıydı, zira kahramanca uçuşların insanların acı çekmesini, adaletsizliği, korkuyu ve yeryüzündeki açlığı ortadan kaldırmak konusunda bir işe yaramayacağı açıkça ortadaydı." (Yıldızlardan Dönüş)
Zamanla bilgisayar sistemleri imdada yetişti. Ama insanlar bir süre sonra bilgisayarların ağzına bakar hale geldiklerini fark etmekte çok gecikti. Bilgisayar hafızasına bağlı verilere dayansalar da akıl yürütme,yargıya varma işini kendilerinin yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa aslında bilgisayar merkezleri tarafından işleme sokulmuş malzemeleri değerlendiriyorlardı ve bu malzeme insanlığın kaderini tayin eden kararları saptıyordu. (İnsanın Bir Dakikası)
Silah kendi kendisini yenemez.￼ (Dünya'da Barış)
Senin bildiğini bildiğimi senin bildiğini biliyorum. (Dünya'da Barış)
"Her birimiz, zorunluluktan meydana gelmiş, bir olasılı­ğız, çokluğun içinden tekillik..." (Dönüşüm Hastanesi)
Ne var ki, her köşesi silahla donanmış bir dünyada her çocuğun askeri sorumluluk taşıdığı bir gezegende nereye kaçabilirdi ki? (Asker Kaçağı)
Kendi ellerimizle şu hale getirdiğimiz dünyada yaşamak zorundaydık, kendi düşen ağlamazdı. (Gelecekbilim Kongresi)
Burada her varsayım iflas ediyor. (Yenilmez)
"Mutlak bilgiye sahip olmasının yalnızca benim hayalimden ibaret olduğu anlamına geliyordu. Bir açıdan bunalıma sürükleyen bir keşifti bu; öte yandan da önümde yeni ve beklenmedik ufuklar açmıştı." (Küvette Bulunan Günce)
Kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, o da bilgilerinin felâketi önlemek için yeterli olmamış olduğu. (Yenilmez)
"Bu delilikten bir sonuç çıkaramamak, çıkarmaktan çok daha iyidir," (Aden)
Korkunun sadece gözleri büyük değildir, -beyni de küçüktür.￼ (Dünya'da Barış)
Saray mensuplarının yaşamı bir sahtekarlıktı. (Mükemmel Boşluk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/insanin-bir-dakikasi-stanislaw-lem-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)