# İntihar - Emile Durkheim Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İntihar kimin eseri? İntihar kitabının yazarı kimdir? İntihar konusu ve anafikri nedir? İntihar kitabı ne anlatıyor? İntihar PDF indirme linki var mı?  İntihar kitabının yazarı Emile Durkheim kimdir? İşte İntihar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/intihar-emile-durkheim-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-23T04:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-04-23T04:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/23/emile-durkheim-kimdir-emile-durkheim-kitaplari-ve-sozleri-206123.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Emile Durkheim 
 Çevirmen: Zühre İlkgelen 
 Yayın Evi: Pozitif Yayınları 
 İSBN: 9786054726097 
 Sayfa Sayısı: 468 
--reklam--
İntihar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen Emile Durkheim, sosyolojiyi özellikle bağımsız akademik bir disiplin haline getirmeye çalışmış bu alandaki kürsü sahibi ilk kişidir. Modern sosyolojideki temel perspektiflerden biri olan, yapısal işlevselciliğin kurulmasına katkıda bulunmuştur. 

Sosyolojik bir başyapıt olan bu kitabında Durkheim, 'ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağını bilerek olumlu veya olumsuz bir edimin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölüm olayına intihar denir' der. Durkheim intihar olayını açıklamak üzere önce o zamana değin bu konuda öne sürülmüş bütün belli başlı görüşleri irdelemekle işe başladığı bu kitabında, bunların geçersizliğini ve yetersizliğini birer birer kanıtladıktan sonra kendi önerisini ortaya koyuyor. 

Durkheim'in sosyolog olması konulara daha toplumsal bir gözle bakmasını sağlarken kitaptaki her eleştirisini bilimsel verilere dayandırıyor. Onun eleştirisi ve kuramı üzerine 100 yıldır yüzlerce çalışma yapılmasına rağmen Durkheim'ın bu kitabı intihar üzerine yapılmış en kapsamlı, en gerçekçi ve en başarılı çalışma özelliğini koruyor ve 'İntihar' bu alandaki en önemli kitap olmaya devam ediyor. 
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İntihar Alıntıları - Sözleri
...Bazen onun kendisine acı veren dünyadan kaçtığını, yalnızlığı aradığını görürüz.
Ruhumun yalnızlığı öyle bir kefendi ki insanları değil ,sadece doğayı ve Allah'ı görmek istiyordum.
Yazarın yerinde bulduğu karşılık Fransızca suicide sözcüğü. Gerçekten de anadili Fransızca olan bir kişi için soi (kendi) sözcüğünün ona çok benzeyen Latincesi ile öldüren ya da öldürme anlamları taşıyan birçok sözcüğün (homicide = cinayet, parricide = ebeveyn katili) ikinci parçası olan ‘-cide’den oluşan bu sözcük açık anlaşılabilir. Dilimizde kullanılan ve Arapça kesme, boğazlama sözcüklerinden gelen intihar ise onun gibi kendini anlatan bir sözcük değildir. Krş. Almanca Freitod = özgür ölüm, intihar.
Deliliğin kendisi ne derecede salt bireysel se, o ölçüde gerçekte delilik kısmen toplumsak bir olaydır
Deliliğin kendisi ne derecede salt bireysel se, o ölçüde gerçekte delilik kısmen toplumsak bir olaydır
Hiçlik bizi korkutur. Bu koşullarda yaşamak yani hareket etmek ve çaba göstermek için gerekli yürekliliğe sahip olamayız, çünkü gösterdiğimiz onca çabadan hiçbir şey kalmayacaktır.
Eğitim toplumu yansılar ve onu kısaca yeniden üretir. Topluluklar sağlıklı bir durumda bulunduklarında eğitim de sağlıklı olur; ama onlarla birlikte eğitim de bozulur, yoksa kendi başına değişemez. Ahlaki ortam bozulmuşsa, öğretmenlerin kendileri de orada yaşadıklarından, bundan etkilenmemeleri olanaksızdır; bu durumda yetiştirdikleri kimseleri kendilerininkinden farklı bir yöne nasıl yönetebilirler?
Bireylerin kendi yazgılarının efendisi oldukları ne dereceye kadar kabul edili yorsa, yazgının sınırı çizmek de o derecede bireylerin elindedir.
--reklam--
İntihar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Modern sosyolojinin kurucusu Durkheim, kitabında(1897), kendisinden öncekilerin
ırk, iklim, kalıtım gibi nedenlere bağladığı intiharı konu edinmiş ve bu nedenlerin etkisizliğini ispat etmeye çalışmış. Kendisine göre ise intihar; milliyet, medeni durum ve dini bağlılık ölçütleriyle ele alınmalıymış.
Kitap düz yorum kitabı değil. Kitapta çok fazla tablo, istatistiksel veri, harita gibi matematiskel ve coğrafi veriler de mevcut. Kendine ait SPSS kurmuş ve onu incelemiş diyebilirim.. Kitaptaki intihar verileri ise avrupa coğrafyasından. Kıtanın dışındaki bölgelerden de örnekler verse de kitap, avrupa odaklı.

Kitaptaki 3 ana bölüm ise;
1- Toplum dışı etmenler
2- Toplumsal nedenler ve toplumsal tipler,
3- Bir toplumsal olgu niteliğiyle intihar'dır..

Ilk bölümde; toplumla ilgisi bulunmayan intihar nedenlerinden bahseder;
* Dış dünya
* Psikopatik durumlar
* Ruhsal durumlar...
ve bunların intihar üzerindeki etkisini açıklamış.

2. bölümde de intiharı;

a) bencil : topluma aidiyetin kaybolduğu durumlarda ortaya çıkan intihar türü

b) özgeci : bencilin tam tersi, yani aşırı aidiyet duygusundan ötürü girişilen intihar turu.
(Canlı bomba olan manyaklar)

c) anomik : toplumda bir anda oluşan aşırı değişim. Örneğin kriz durumlarındaki ülkelerde yaşanan intiharlar (iskandinav ülkeleri) ya da aşırı refahtan ötürü girişilen intihar (ülkemizdeki gibi.)

((Gülmeyin, kaynak a haber .d.d))

d) kaderci : katı kurallar, aşırı disiplin, birey olamama gibi durumlarda yaşanan intiharlar.
Niyeyse aklıma bu geldi gonderi/66762628

Üçüncü bölümde ise, bireyleri intihara götüren toplumsal akımlardan bahsetmiş..

Eğer sosyal bilimlere meraklı, "böylesine yaşanılır" dünyada bireyler neden intihar eder ki diye düşünen ve istatistikle, verilerle, matematikle de ilgili, araştırmacı arkadaşlara tavsiye edeceğim kitap, üzerinden 120 yıl geçmiş olduğu için belki, kültürler, medeniyetler değişmesinden ötürü güncelliğini yitirmiş olabilir ancaaak olgunun nasıl yorumlanması gerektiği konusunda hala dimdik ayaktadır. (yy) 
Durkheim bu eserde intiharı psikolojik bir olay olmaktan çıkarıp sosyolojik bir olay olduğunu iddia etmiş. Buna göre; dine bağlılıkla intiharların azlığı ve çokluğu arasında ilişkiler vardır. İstatistiklerden hareketle intiharların en çok sanayileşmiş, çözülmüş toplumlarda baş gösterdiğini, Protestan toplumlarda, Katolik toplumlara göre intihar oranlarının daha yüksek olduğunu, zira Katolik kilisesinin insanı ve toplumu daha sıkı bir şekilde sararak kişileri birbirlerine bağlayıp bütünleştirdiğini iddia etmiştir. (Lütfullah Akman) 
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitabı okumadan önce intihara yönelik daha psikolojik ifadeler beklemekteydim. Durkheim kitabın başında intiharla ilgili Avrupa genelinde yaşanan intihar istatistiklerini ele alıyor ve bunların üzerine giderek intiharın sebeplerinin neler olabileceğini veya olamayacağını değerlendiriyor. İntihara sebep olan şeyin toplum olduğunu ifade ediyor kitap boyunca. Bireysel etkenleri devamlı biçimde ya toplumsal kökenli olarak ifade etmiş ya da o kadar da önemli değil diyerek göz ardı etmiş. İntihara sebep olabilecek bireysel yaşantıların aslında toplumsal kaynaklarının olduğunu bir bireyin köyü yaşantıları veya kötü maddi durumu olduğu için intihar ettiğinin söylenmesinin yetersiz olduğunu ifade etmiş. Bunun yanı sıra kitap genelinde verdiği istatistikleri görmekten çok keyif aldım. Her ne kadar sadece Avrupa genelinde istatiksellerle sınırlı da olsa o dönem için yazılmış ve belki de günümüzde de intihar üzerine yazılmış en büyük başyapıt... (Veli) 
--reklam--
İntihar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Emile Durkheim - İntihar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İntihar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Emile Durkheim Kimdir?
Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.
Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.

Hayatı ve Düşüncesi 

15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.
--reklam--
Emile Durkheim Kitapları - Eserleri
İntihar
Sosyolojik Yöntemin Kuralları
Sosyoloji ve Felsefe
Ensest Yasağı ve Kökenleri
Dini Hayatın İlkel Biçimleri
Toplumsal İşbölümü
Ahlak ve Toplum
Eğitim ve Sosyoloji
Sosyoloji Dersleri
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi
Ahlak Eğitimi
Hobbes Üzerine
Felsefe Dersleri
Meslek Ahlakı
Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau
Dinsel Yaşamın İlk Biçimleri
Sosyalizm Dersleri
Montesquieu ve Sosyal Bilimin Gelişimi
Pragmacılık ve Toplumbilim
Terbiye ve Sosyoloji
Eğitim ve Sosyoloji
Dini Hayatın İlk Şekilleri
Sosyoloji ve Eylem
--reklam--
Emile Durkheim Alıntıları - Sözleri
Kendi kendimize yaratmadığımız bir dilde konuşuruz; icat etmediğimiz araç gereçler kullanırız; kendi başımıza tesis etmediğimiz hakları savunuruz; her nesil kendileri bir araya getirmediği bir bilgi hazinesini miras olarak alır ve böylece devam eder...

İnsan ancak medenileştiği için insandır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
Özgürlük, kendi iradesini gerçekleştirmekten ziyade başkasının iradesine boyun eğmemeye dayanır, bir de başkasının iradesini kendi irademize boyun eğdirmemeye. Efendi olan kişi özgür olamaz. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
Ruhumun yalnızlığı öyle bir kefendi ki insanları değil ,sadece doğayı ve Allah'ı görmek istiyordum. (İntihar)
Kendi tanrısına boyun eğen ve bundan dolayı da tanrısının kendisiyle beraber olduğunu düşünen insan, dünyaya güvenle ve artan bir enerji hissiyle yaklaşır. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
bir vicdan ne kadar bilgisizlik karanlığında ise
değişime de o denli karşı çıkar .. (Toplumsal İşbölümü)
İnsan, medeniyet olmaksızın yalnızca bir hayvandır. (Ahlak Eğitimi)
Bugün bir hayli yükseklere çıkardığımız bilim ve eleştirel düşünce, uzun zamandır şüpheyle zapt edilmekteydi. (Eğitim ve Sosyoloji)
Kamu duygusunu inciten suçlar, ağırlık derecelerine göre genel tepkiler doğurabilecek güçte olan suçlardır. (Meslek Ahlakı)
Ekonomik fonksiyonlar millet kuvvetlerinin büyük bir bölümünü emmektedir. Birçok fertlerin hayatı ticaret ve sanat muhitlerinde geçiyor. Dolayısıyla da, bunların hayatının büyük bir bölümü her türlü ahlak faliyetinin dışında geçiyor. Çünkü bu muhitte ahlakın ancak pek zayıf bir izi vardır. Böyle bir durumun, büyük bir ahlak düşkünlüğü kaynağı olmaması mümkün müdür? (Meslek Ahlakı)
İnsan arzu ettiği her şeye sahiptir zira sadece sahip olduklarını arzu eder. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
Kendimizin icat etmediği bir dili konuşuruz; kendimizin bulmadığı aletleri kullanırız; kendimizin tesis etmediği haklardan söz ederiz. Her nesil, kendisinin biriktirmediği bir bilgi hazinesini miras alır vs. Medeniyetin bu türlü türlü menfaatl erini, topluma borçluyuz (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
Ancak din, vardır; o verili bir olgular sistemidir; bir başka ifadeyle, o bir gerçekliktir. (Dini Hayatın İlkel Biçimleri)
İnsanlık ilerleme kaydettikçe, fertler arasındaki anlaşmazlık artıyor. Öyleyse bugünden çıkaracağımız ders geçmiştekiyle aynı. Akıl, hakikate ulaşmaya muktedir değil. (Felsefe Dersleri)
Din başlarda yerine getirdiği iki işlevden birini ve sadece birini, yani spekülatif işlevi giderek terk etme eğilimindedir. Bilimin dinde karşı çıktığı şey, onun var olma hakkı değil, aksine şeylerin doğasını dogmatikleştirme talebi , insanı ve doğayı açıklayacak özel uzmanlığa sahip olduğu iddiasıdır. (Sosyoloji ve Felsefe)
"Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz" (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)
Rousseau, Hobbes'un teorisini reddeder; her ne kadar Hobbes'un dehasından övgüyle söz etse de teorisini sıklıkla eleştirir. Savaş durumu hipotezi¹ iki nedenle ona kabul edilemez gelmektedir: 1) Savaşın ortaya çıkış sebebi bile - yani giderilmemiş ihtiyaçlar - mevcut değildir. İnsan kendisine lazım olan şeylere sahipse, neden başkalarına saldırsın? Hobbes kendi sistemine ancak medeni insanın karmaşık hassasiyetini doğa insanına atfederek ulaşmıştı; 2) Hobbes haksız yere ilkel insanın tüm acıma duygusunu yok saymıştır. Böyle bir erdem her türlü düşünceden önce geldiğinden doğa durumunda olmadığını söylemeye hakkımız yoktur. (Sosyolojinin Öncüleri: Montesquieu ve Rousseau)
Baskıcılar, düşüncenin denetlenemeyen bir şey olduğunu her fark ettiklerinde, onu yok etmeye çalışırlar. (Felsefe Dersleri)
Öyle de kana her türlü doğaüstü özelliği atfettirmiş olan bu kaba batıl inancın insanlığın ahlaki gelişiminin üzerinde muazzam bir etkisi olmuştur. Bu işin süresi boyunca bu etkinin sadece ensest meselesini hissettirmekle kalmadığı bile görülmüştür. Aynı sebebe bağlı olan başka türden fenomenler var: Bunlar genelde cinsiyetlerin ayrımına dair örf ve adetlerdir. Yukarıda aktardığımız olgularla günümüzde gözlerimiz önünde cereyan edenler arasındaki benzerliğe okurun şaşırmaması mümkün değil. Bütün bu benzerlikten hareketle, eğer okullarımızda, gündelik toplantılarımızda cinsiyet arasında bir çeşit engel varsa, eğer her bir cinsiyet adetler hatta yasalarla kendisine dayatılan belirli bir giyim tarzına sahipse, erkeğin kadına yasaklı -kadın bunları yerine getirmeye muktedir olmasına rağmen- rolleri varsa, kadının da erkeğe yasaklı rolleri varsa, kadınlarla ilişkimizde özel bir dil, özel davranışlar benimsemişsek, bunun nedeni kısmen binlerce yıldır babalarımızın genelde kanın, özellikle de regl kanının, yani bahsettiğimiz kan algısının tesiri altında olmalarıdır. Her tür varoluş nedeninden uzun zamandır yoksun, bu eski önyargıları fark etmeden, hala açıklanamaz bir alışkanlıkla itaat etmiyor elbette. Bununla birlikte, bunlar ortadan kaybolmadan önce, kendilerinden sonra ayakta kalan ve bizim de bağlandığımız davranış biçimlerinin doğmasına yol açtılar. (Ensest Yasağı ve Kökenleri)
Gerçek iktidar ve özgürlüğün ilk koşulu kendine hâkimiyettir. (Ahlak Eğitimi)
... üzerinde yükseldiği sarsılmaz temeli görebilmek için yapıyı kuşatan tozu ve kumu bertaraf etmek gerekir. (Rousseau ve Toplum Sözleşmesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/intihar-emile-durkheim-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)