# İskenderiye Dilberi - Anatole France Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İskenderiye Dilberi kimin eseri? İskenderiye Dilberi kitabının yazarı kimdir? İskenderiye Dilberi konusu ve anafikri nedir? İskenderiye Dilberi kitabı ne anlatıyor? İskenderiye Dilberi kitabının yazarı Anatole France kimdir? İşte İskenderiye Dilberi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/iskenderiye-dilberi-anatole-france-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-01T06:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-03-01T06:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/01/anatole-france-kimdir-anatole-france-kitaplari-ve-sozleri-164497.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Anatole France 
 Çevirmen: Ali Taş 
 Yayın Evi: Kum Saati Yayınları 
 İSBN: 9786051000462 
 Sayfa Sayısı: 166 
--reklam--
İskenderiye Dilberi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yabancı köpeklere de filozoflara da küfretmek aynı derecede boştur. Biz köpeklerin de, kendimizin de ne olduğumuzu bilmiyoruz. Hiçbir şey bildiğimiz yok."
Zaten iyi ya da kötü bir yaşamın varlığından söz edilemez. Kişinin öz benliğinde hiçbir şey ne utanç vericidir, ne değildir, ne adalet vardır, ne adaletsizlik, ne hoşa giden vardır, ne can sıkıntısı, ne iyi vardır ne de kötü. Nesnelere nicelik veren de yemekte tat veren tuz gibi, insanların kendi düşünceleridir.
--reklam--
İskenderiye Dilberi Alıntıları - Sözleri
Hem, doğrusunu söylemek gerekirse, iyi ve kötü yaşantı diye bir şey yoktur. Hiçbir şey aslında ne dürüsttür, ne utanç verici, ne adaletsiz, ne iyidir, ne de kötü. Tuz nasıl yemeklere tat veriyorsa, eşyaya niteliklerini veren de insanların düşünceleridir.
Insanlar, dedim, bir nimet sandıkları şeyden yoksun kaldıkları için üzülürler yahut da bunu elde edince tekrar kaybedecekler diye hayıflanırlar veya kötü sandıkları bir şeye katlanmaktan ötürü azap çekerler.
Bu çeşit inançları yeryüzünden kaldırınız, bütün acıların yok olacağını göreceksiniz.
Ben kendim günahsız değilim ki sana ilk taşı atayım.
Mantıklı düşünüp mantıksız davranmak, insan yapısının özelliğidir.
Keşişlere göre, bedenimizi kemiren hastalıklar ruhlarımızı temizliyordu ve insanın vücudunu süslemek için yaralardan daha şerefli bir şey düşünülemezdi.
Insanlar doğar, acı çeker ve ölürler.
Yaşamla baş edemiyoruz, yine de sonsuz bir yaşam diliyoruz.
Babanın erdemleri, çocuğun servetidir.
Eğer şeytan sadece, bizleri baştan çıkarmaya çalışsaydı, bunun yarısı kadar korkunç olamazdı. Fakat ne çare ki, onun görevi daha çok umutsuzluğa sevk etmektir.
Nerede olursan ol, bulunduğun yeri terk etmek için acele etme.
Hiçbir şey aslında ne dürüsttür, ne utanç verici, ne adaletli, ne adaletsiz, ne iyi ne de kötüdür.
Tuz nasıl yemeklere tat veriyorsa, eşyaya niteliklerini veren de insanların düşünceleridir.
Ben hiç bir şeyi, ötekine tercih etmediğimden rahat yaşıyorum.
Onları sevmek ne kadar akılsızlık olursa olsun, kadınlar bize daima aşk ilham ederler.
Kadınlar, erkeklere zevk vermez; keder verir, dert verir, hüzün verir. Aşk, bizim en korkunç hastalığımızdır.
Benim beyaz menekşem, anan senin gibi bir tanrıçayı beslediği için mutlu değil mi?
--reklam--
İskenderiye Dilberi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ilk olarak söylemeliyim ki, "felsefe kitaplarından bunaldım, biraz roman okuyayım da kafam dağılsın." diye düşünüp kitaba başladım, ancak bir çok felsefe kitabından daha düşündürücü olduğunu öğrendim. Sayet bir gün etkileşim derdine düşüp kitap çekilişi yapmaya karar verirsem, göndereceğim 6 kitaptan biri kesinlikle bu kitap olacaktır.:))

Kitaba geçecek olursak;
Pafnüs, gençliğinde çılgınlar gibi eğleniyor ancak zamanla kendini dine adayarak keşiş oluyor. Dünyevi tüm zevklerden kendini mahrum bırakıyor ve halktan kopuk bir hayat yaşamaya başlıyor. Ancak bir gün Iskenderiye'de Thais adındaki bir kadının kötü yolda olduğunu öğreniyor ve O'nu dine, Isa'nın yoluna çevirmek için yola çıkıyor.
Çölde giderken, kendisi gibi hayat süren bir kişiye rastlıyor. Onunla sohbet etmek için yaklaşıyor ve sohbet sırasında fark ediyor ki, bu adam keşiş değil. Kendisi gibi yaşayan ama kendisi gibi inanmayan bu ihtiyar Septik düşüncedeki Timokles.
Yoluna devam eden Pafnüs, zengin ve alemci bir hayat süren, eski arkadaşı Nisyas'a uğruyor. Ona da dini tebliğde bulunuyor ama Nisyas da ikna olmuyor. Nisyas'tan şık giysiler alıp Thais'i aramaya devam ediyor. O'nun sahneeye çıktığı Amfi tiyatroya giderken Epikurcu Dorion ile arkadaş oluyor.
Oyun başlıyor, Thais'in büyüleyiciği güzelliği ile seyirciler kendinden geçiyor. Oyunun ardından Pafnüs, Thais'in kaldığı Nymphes mağarasına doğru yola çıkıyor.

Thais ise anne-babasını sevmediği bir çocukluk yaşantısında, evin hristiyan ve tutucu kölesi tarafından vaftiz edilmiş, çocukluk yıllarında son derece dindar olan ama giderek şehvet ve lükse alışmış, güzelliği dillere destan biri olmuş, ancak ölümden, yaşlılıktan korkan bir kadındır. Keşiş ile mağarada karşılaşır ve aralarında uzun bir konuşma geçer. Keşiş, kadının büyüsüne kapılmamak için kendini muhafaza etmeye gayret eder ve bunda başarılı olur. Thais, Keşişin bu durumundan ve söylediği sözlerden etkilenerek ona ilgi duymaya başlar.

Son olarak, kitabın hemen basında Pafnüs bir rüya görür. O rüyaya dikkat..

Gerisi de okuyacak olanlara sürpriz olsun :)) (yy) 
"Aldanma insanların samimiyetine!
Menfaatleri gelir her şeyden önce.
Vaad etmeseydi Allah cenneti;
O’na bile etmezlerdi secde.” (Mehmet Akif Ersoy)

 Farklı bir tarzı olan yazar, bu kitabında bir din adamının hayatını anlatır. Mitolojik kitap diye düşündürse de aslın da bir aşk hikayesidir. İnanışların ve davranışlarının temel nedeni sadece öldükten sonra güzel bir mevkiye ulaşmak olan bu din adamı, Tanrı sevgisini unutmuştur. Her şeyi tıpkı Üstad Mehmet Akif Ersoy ' un yukarıdaki dizesine uyacak bir yaşam tarzını sürdürmektedir.

Çöllere vurur kendini aşkı uğruna ama ne çare , sevdiği kadın hayat kadınıdır , bunu da yediremez kendine. Bu arayış esnasında ince bir detay vardır. Derviş mi delirmiş mi ayırt edilemeyecek bir kıvamdadır artık. Ve insanların kutsaliyeti olan her şeye olan zaafları üzerine çok güzel bir olay kurgulamıştır France.

Incelemeyi France ' nın bir sözü ile bitirmek iyi olacak.
" Hakiki sevgi , herkesin bahsettiği bir gül fakat pek az kimsenin gördüğü hayaletlere benzer"

Okunası, güzel bir kitap. (Metin Pir) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Anatole France Kimdir?
Anatole France (Anatole François Thibault, d. 16 Nisan 1844 Paris, ö. 12 Ekim 1924 Saint-Cyr-sur-Loire Tours) Fransız yazar. Klasik geleneğin önde gelen temsilcileri arasında kabul edilir. Edebiyatın her türünde eserler veren yazar, 1921 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülüne layık görülmüştür. 1924 yılında ölmüştür.
--reklam--
Anatole France Kitapları - Eserleri
Kırmızı Zambak
Tanrılar Susamışlardı
Penguenler Adası
Thais
İskenderiye Dilberi
Meleklerin İsyanı
--reklam--
Iokaste
Mavi Sakal'ın Yedi Karısı
Perde Arkası
Dostumun Kitabı
Penguenler Adası
Balthasar
Sylvestre Bonnard'ın Suçu
--reklam--
Dilsiz Kadınla Evlenenin Güldürüsü
Edebiyat Hayatı
Bay Bergeret Paris'te
Küçük Pierre
Mail'in Karaağaçları
Epikürün Bahçesi
Epikürün Bahçesi
--reklam--
İhtilalin Çocukları
Ermiş Claire'in Kuyusu
Kraliçe Pedaque Kebapçısı
--reklam--
Anatole France Alıntıları - Sözleri
Siz korku ekiyorsunuz, oysa kahramanları yaratan cesaretten çok korkudur. (Tanrılar Susamışlardı)
Asıl suçlular yasalardan kaçabilir. Onurlu insanlar gibi aramızda dolaşabilir. Bunun bizim toplumsal durumumuzla hiç ilgisi yok. Önemsiz bence. Düşün; ilkel okyanuslarda yaşayan büyük sürüngenlerin yerini, biçimleri daha güzel, içgüdüleri daha ileri hayvanlar alıyor. Bu arada da eski sürüngenlerden birkaçı gelip kumsalların çamuruna yığılıyor. Bunun ne önemi var?" (Bay Bergeret Paris'te)
"Sembobitis, insanın içindeki duyguları yok eden bilgiler ver bana. Ben de seni halkım arasında onurlandıracağım." (Balthasar)
"adli tıpta dedikoducu kadınların laflarıyla hareket edilmez" (Iokaste)
 ''... çatışma çatışmayı doğurur,kan kanı çağırır,zafer yenilginin ilk adımıdır.yenilen tanrı şeytan,yenen şeytan da tanrı olur!''

''muhalefet,muhelefet olduğu sürece yenilikçi ve devrimcidir,iktidar olduğu zaman ise eleştirdiği 'baskıcı iktidar'a dönüşür. '' (Meleklerin İsyanı)
Önyargılar ne kadar basit olurlarsa, o kadar güçlüdürler. Kolayca açıklığa kavuşmayan bir önyargı o insanları derinden etkiler. (Mail'in Karaağaçları)
--reklam--
Çocukluğumun en güzel dönemimde, kanun ve işadamlarının sonu gelmez soylarını tanıdım: her şey onların çevresinde gelişiyor ve birbirlerine çok benziyorlar. Onlar bugün de Rabelais'in anlattığı gibiler; gagalarını, pençelerini, hatta korkunç el kitaplarını da sakladılar. (Küçük Pierre)
Haksızlıkları yok etmenin o kadar kolay olmadığını ve her gün yeniden başlamak gerektiğini gördün. (Penguenler Adası)
Mutlu olmak mı istiyorsun bilmeyeceksin, gönlünü yalanlarla avutacaksın. (Tanrılar Susamışlardı)
Cinayet ve gasp dediğiniz şeylere savaş ve fetih denir, insanlık tarihinin ve büyük imparatorlukların en şanslı sayfaları bunlarla doludur. (Penguenler Adası)
...şu alçak dünyada insan ne hainler görüyor! (Iokaste)
"Mösyö Bergeret, birbirinden farklı iki görüş aynı konu içinde yer alabilir. Bunlardan biri, tanrısal kaynaklı teolojik görüş, diğeri insan kaynaklı rasyonel ya da deneyimsel görüş olabilir." (Mail'in Karaağaçları)
-Hayran olduğum tek pratisyen hekim, diyordu arkadaşlarına, Pinel'dir.
Hastalığın standart ilerleyişini bozmaktan yahut ilerleyişini durdurmaktan korktuğu için hastalarına hiçbir zaman ilaç vermezdi. Lezyonları tasvir edip sınıflandırarak tatmin olduğunda, ihtiyatı elden bırakmadan bir müddet tedaviden kaçınırdı. Aktif bir lezyonun inanılmaz ilerleyişi karşısında dikkatli, saygılı, hareketsiz kalırdı. Şu Pinel ne hekim ama! (Iokaste)
--reklam--
Tüm insan tanımları içinde en sevmediğim, insanın düşünen bir hayvan olduğu tanımıdır....Sıradan kişilerde az rastlanılan akla, büyük düşünürlerde çok daha az rastlanılır. (Küçük Pierre)
Dünyada zarar vermeden yaşamanın çaresi yoktur. Delilerden hiçbir zaman nefret etmemeliyiz. Onlar da bizim benzerlerimiz değil midir? Hiç de deli değilim diye kim güvenebilir? (Edebiyat Hayatı)
Evlilik her zaman meşalelerle çevrelenmez. (Dostumun Kitabı)
İnsan başına gelecekleri bilse, hayat çekilmez olur. (Tanrılar Susamışlardı)
Varlığımızı bize mülayim gösteren, hiç olmazsa tahammül edebilecek bir hale koyan duygular bir yalandan doğarlar ve hayallerle beslenirler. (Epikürün Bahçesi)
Güzel bir şey gördük mü, onu elde etmek isteriz. Yasaların göz önünde tuttuğu doğal bir eğilimdir bu. Béranger'nin "Görmek, sahip olmaktır" diyen Çingeneleri, az bulunur türden akıllı kimselerdir. Bütün insanlar onlar gibi düşünseydi uygarlık olmazdı ve biz, Macellan Adaları'nda oturanlar gibi çıplak ve sanatsız yaşardık. (Dostumun Kitabı)
Eğer üzüntü beni hiçbir şekilde etkilemeseydi, arzularım tüm yaşantımı yönetebilirdi. Varlığımın da büyük bir arzu olduğunu söyleyebilirim. İstemeyi severim; arzudan mutlu olmayı ve acı çekmeyi severim. (Küçük Pierre)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/iskenderiye-dilberi-anatole-france-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)