# İslamî Bilincin İhyası - Ebubekir Sifil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İslamî Bilincin İhyası kimin eseri? İslamî Bilincin İhyası kitabının yazarı kimdir? İslamî Bilincin İhyası konusu ve anafikri nedir? İslamî Bilincin İhyası kitabı ne anlatıyor? İslamî Bilincin İhyası PDF indirme linki var mı?  İslamî Bilincin İhyası kitabının yazarı Ebubekir Sifil kimdir? İşte İslamî Bilincin İhyası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/islami-bilincin-ihyasi-ebubekir-sifil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-14T15:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-05-14T15:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/14/ebubekir-sifil-kimdir-ebubekir-sifil-kitaplari-ve-sozleri-222249.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ebubekir Sifil 
 Yayın Evi: Rıhle Kitap 
 İSBN: 9786055634018 
 Sayfa Sayısı: 278 
--reklam--
İslamî Bilincin İhyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern zamanlarda bilincimize arız olan muhtelif illetler, İslâm’ın ve onun kaynaklarının doğru/sahih biçimde algılanmasını önemli ölçüde engellemektedir.

Bu “arıza” durumunun sadece algı seviyesinde kalmayıp, imana ve amelî hayata dolaysız biçimde etki ettiği ise izâhtan varestedir…

“Bahsedilen durumun bir “arıza” olarak tesbiti ne kadar doğrudur?” sorusu bu noktada önemlidir. Ancak bu sorunun cevabına burada eğilmektense, onu, makaleler okunduktan sonra okuyucuda oluşacak kanaate havâle etmenin daha doğru olacağı düşüncesindeyiz. Zira makalelerde sadece arızanın ortaya konmasıyla yetinilmemiş, onun niçin “arıza” olarak değerlendirilmesi gerektiği sorusunun cevabı da ortaya konmaya çalışılmıştır…

İslami ilimlerin muhtelif branşlarına taalluk eden makalelerde salt akademik endişelerle hareket edilmemiş, Müslümanlar'ın gündemini oluşturan meselelere neşter vurulması da hedeflenmiştir.
--reklam--
İslamî Bilincin İhyası Alıntıları - Sözleri
"Resulullah (s.a.v.), Şaban ayında tuttuğu orucu hiçbir ayda tutmadı. Kendisine 'Ya Resulullah! Senin, Şaban ayında tuttuğun orucu başka bir ayda tutmadığını gördüm' dedim. Şöyle buyurdu: 'Şaban, Receb ile Ramazan arasında insanların gafil bulunduğu ve amellerin, âlemlerin Rabbi olan Allah azze ve celle'ye yükseldiği aydır. Ben de amelimin (Allah Teala'ya) oruçlu olduğum hâlde yükselmesini seviyorum.'"
Modernistler'in, Kur'an'ı, onun ilk ve en yetkili mübeyyini olan Sünnet'ten bile arındırmayı telkin eden yaklaşımı, gelinen noktada "gayr-i İslâmî" bir Kur'ân anlayışını intaç etmiştir. Kur'ân'ın Sünnet'ten, nüzûl sürecinin canlı şahitleri olan Sahâbe'nin değerlendirmelerinden ve 1400 yıllık birikimden yalıtılması gerektiğini söylemek, aslında devre dışı bırakılmaya çalışılan unsurların yerine modern değer yargılarının Kur'ân'ı kuşatmasını istemektir.
Ne gariptir ki, müsbet ilimler konusunda yaşanan uzmanlık alanları ayrışması ve bu alanda genel çerçevede bilgi ve formasyon sahibi olanların dahi, uzmanlık isteyen noktalarda "bu benim saham değil" diyerek geri çekilmesi vakıası, nedense İslâmî ilimler söz konusu olduğunda birden kaybolmakta ve herkes "İslâm uzmanı" kesilmektedir.
Allah Teala'nın hidayete erdirmesi, hidayeti elde etmek gibi bir problemi bulunanlar için söz konusudur.
Ehil kimselerin sürekli olarak susmayı tercih etmesi ya da sesini yeterince yükseltememesi sonucunda halk, rüzgarın önündeki kuru yapraklar misali çaresiz bir o yana, bir bu yana savrulmaktan kurtulamamaktadır.
İlahî vahyi ideal biçimde anlamanın garanti edilebilir tek yolu, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ontik varlığı ile doğrudan ilişki içinde bulunmaktan geçmektedir.

Şu hâlde klasik İslamî anlama yöntemleri ve daha genelde temel İslam bilimleri, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "tarihsel kişiliği" ile değil, "ontik hakikati" ile irtibat hâlinde bulundukları için geçerliliğin ve doğruluğun/meşruluğun biricik adresidir.

Bu temel gerçeğin gözden kaçırılması sebebiyle yeni anlama yöntemi arayışları, Kur'an'ın "tarihsel bir metin"e, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in de "tarihsel bir kişilik"e indirgeyerek seküler/profan bilim anlayışının "nesne"leri hâline dönüştürme eğiliminde olmakla maluldür.
Geçmişte medeniyetimizi var eden iradenin aldatıcı/geçici dünya ile ilişkisi, Yaradan'a kulluk şuurunu diri bir şekilde yaşatmaya dönük ve "ölüm" vakıasını gölgelemeyecek denli nahif idi.
Modern çağa temel karakterini veren şeyin, bütün anlam ağırlığı ve boyutlarıyla "tasallut ve sömürü" olduğunu görmezden geldiğimiz sürece Batı'nın "ileri", Müslümanlar'ınsa "geri" olduğu, bu anlamda ileriliğin "iyi" ve geriliğin "kötü" olduğu kalıp yargısı tefekkürümüze hakim olmayı sürdürecektir.
Geçmişte ulemanın, muhtelif zaman, biçim ve seviyelerde yaşanan travmaları teşhis ve tedavide benimsediği anlayış şuydu:
Dini/toplumsal hayatta yozlaşmaya yol açan her oluşum, düşüncede, zihniyette, inanç ve icraatta bir "bid'at"ın revaç bulmasındandır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den ve Selef'ten tevarüs edilenlerle çelişen her anlayış "bid'at"tır ve Din'den bir unsuru devre dışı bırakarak onun yerini almıştır.
Acaba Modernizm'i üzerimizde bu denli etkili ve söz sahibi kılan, bizzat onun doğasında var olan kuvve/ler miydi, yoksa onunla muhatap olduğunda birden cin çarpmışa dönen ve "şu işi bir anlayalım" diyerek Modernizm'i sorgulamak yerine, bir "sevk-i tabii" ile dönüp kendi dinlerini ve tarihsel tecrübelerini "sorgulama" kolaycılığını seçen Müslümanlar'ın yaşadıkları özgüven bunalımı mıydı?
--reklam--
İslamî Bilincin İhyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İslamî Bilincin İhyası: Ebubekir Sifil hocanın ilk okuduğum kitabı. Kendisini severek takip ediyordum, bu kitapla da ilk kez yazdıklarını okuma fırsatı bulabildim.

Aslında kitabı alırken ' İslami bilinç nasıl oluşmalı ' bunun hakkında olduğunu sanıyordum ama bu şekilde değilmiş. Kitapta hocamızın kaleme aldığı akademik makaleler varmış. Bu makalelerde günümüzde belli başlı sorunları ele almış. Nesh, kader meseleleri gibi birçok sorun.

- Bu ve bu tür kitapların daha çok ele alınması ve okunması gerekiyor bence. Çünkü genelde bizler bir şeyi okurken temelini bilerek öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Akademik dil kadar ağır bir dil yerine daha çok halk dilinde anlatılması koşuluyla. -

Bu kitabın devamı var mı bilemiyorum ama varsa okumak istiyorum. Dini meseleleri az çok bilen kişilerinde okumasını tavsiye ederim, birde makale okumaya yatkın kişiler varsa. Yoksa kitap sizlere ağır gelebilir ve okurken sıkılabilirsiniz. (Fatma Nur) 
Selamünaleyküm sevgili okurlar;
Ebubekir hocamızın kaleme aldığı bu eser imana ve amele ciddi biçimde etki eden çeşitli fırkaların bilinçli veya bilinçsiz olarak yazıp iddia ettiği muhtelif meseleleri ayet-i kerimelerden ve hadislerden dellile ve kıyasla yazılıp açıklanan bir kitap.. kitabı hakiki manada anlayabilmek için ilim hususunda sağlam bir alt yapıya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.. aksi takdirde biraz ağır gelebilir.. kıymetli bir eser iyi ki okumuşum..
Öncelikle müellifinden ve sonra emeği geçen tüm herkesten Allah razı olsun..
#islamibilincinihyası #ebubekirsifil #kitaptavsiyesi (Zeynep) 
--reklam--
İslamî Bilincin İhyası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ebubekir Sifil - İslamî Bilincin İhyası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslamî Bilincin İhyası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ebubekir Sifil Kimdir?
25.12.1960 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Sarıkamış’ta, Lise’yi Kars İmam-Hatip Lisesi’nde okudu. 1978 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne (şimdiki adıyla Eğitim Fakültesi) girdi.

1980 yılında bu okuldan ayrıldı ve aynı yıl Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki adıyla İletişim Fakültesi) girdi. 1984-85 öğretim yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu.

1986 yılına kadar serbest çalıştı. Bu arada kısa bir süre bir özel şirkette Arapça mütercimlik yaptı.

Aralık-1986 – Nisan-1987 tarihlerini kapsayan askerlik dönüşü bir süre yine serbest çalıştıktan sonra 1989 yılından 1993 yılı sonuna kadar Türkiye Diyanet Vakfı’nda yayın editörlüğü yaptı.

1993-1996 arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Van) ve 1998-1999 arası Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Eskişehir) Araştırma Görevlisi olarak çalıştı; her iki görevinden de kendi isteğiyle ayrıldı.

Hadis Bilim Dalı’nda yaptığı Yüksek Lisansını (Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) 1996, Doktorasını 2006 yılında bitirdi.

Halen Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

1999-2000 arası Yeni Mesaj gazetesinde, 2000-2013 yılları arasında Millî Gazete‘de günlük yazılar yazdı.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.
--reklam--
Ebubekir Sifil Kitapları - Eserleri
Ehl-i Sünnet Akaidi
Böyle Seslendiler
Çağdaş Dünyada İslami Duruş
Sana Din’den Sorarlar - Cilt 1
Hikemiyat
Nüzul-i İsa
Müslümanca Bir Hayat İçin
İdrak ve Tasdik
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi
Modern Fetvalar Çağdaş Hurafeler
Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet
İslam ve Modern Çağ - Cilt 1
Sözü Müstakim Kılmak 1
İhya ve İnşa
İslamî Bilincin İhyası
İstikamet Yazıları -II. Cilt
Sözü Müstakim Kılmak 2
İslam ve Modern Çağ - Cilt 2
İslam ve Modern Çağ (3 Cilt)
İslam ve Modern Çağ - Cilt 3
Sana Din'den Sorarlar - Cilt 2
İstanbul Celseleri 1
İstikamet Yazıları -I. Cilt
Muvatta Nüshaları Muhteva Analizi
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi - 1. Cilt
--reklam--
Ebubekir Sifil Alıntıları - Sözleri
Şîa Ehl-i Sünnet’ten “Kerbela’nın intikamı”nı almak için asırlardır kendilerini zincirlerle döverek içlerinde biriktirdikleri kin ve nefreti bugün mazlum Müslümanların üstüne boşaltıyor. (İstanbul Celseleri 1)
Geçmişte ulemanın, muhtelif zaman, biçim ve seviyelerde yaşanan travmaları teşhis ve tedavide benimsediği anlayış şuydu:
Dini/toplumsal hayatta yozlaşmaya yol açan her oluşum, düşüncede, zihniyette, inanç ve icraatta bir "bid'at"ın revaç bulmasındandır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den ve Selef'ten tevarüs edilenlerle çelişen her anlayış "bid'at"tır ve Din'den bir unsuru devre dışı bırakarak onun yerini almıştır. (İslamî Bilincin İhyası)
Allah û Teâlâ'ya itaatin yolu, O'nun Resulüne itaatten geçmektedir ve Resule itaat olmadan Allah'a itaat olmaz. (Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet)
Ne olmuştur da şahitlik ve diğer meseleler,hayatı Allah'ın rızasına kavuşma hedefiyle ve "ahirete dönük" olarak yaşayan "geleneksel" kadın için değil de, "cebri bir ihtiyar"la niçin ve nasıl sekülerleştiğini fark edemeyen "modern" kadın için bir "problem" olmuştur? (İslam ve Modern Çağ - Cilt 2)
Evet, Ehl-i Beyti savunduğunu kabul etmiyoruz. Evet, Ehl-i Beyt adına hareket ettiklerini söylüyorlar, ama biz, Şîa’nın Ehl-i Beyt’i “savunduğuna” değil, “istismar ettiğini” söylüyoruz. (İstanbul Celseleri 1)
Varisi bulunduğumuz medeniyetin özellikleri, insanlığa neler kazandırdığı ve ortadan kalkmasıyla insanlığın neler kaybettiği, bırakalım yabancıları, bizim insanımız tarafından dahi yeterince idrak edilebilmiş değildir. Dolayısıyla elimizdeki her türlü imkânı seferber ederek öncelikle kendi insanımıza ve toplumumuza, ardından da insanlığa İslâm’ın diriltici soluğunu ulaştırmak için eğitimli insan yetiştirmenin üzerimize farz olduğunu unutmamalı. (Hikemiyat)
İlahî vahyi ideal biçimde anlamanın garanti edilebilir tek yolu, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ontik varlığı ile doğrudan ilişki içinde bulunmaktan geçmektedir.

Şu hâlde klasik İslamî anlama yöntemleri ve daha genelde temel İslam bilimleri, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "tarihsel kişiliği" ile değil, "ontik hakikati" ile irtibat hâlinde bulundukları için geçerliliğin ve doğruluğun/meşruluğun biricik adresidir.

Bu temel gerçeğin gözden kaçırılması sebebiyle yeni anlama yöntemi arayışları, Kur'an'ın "tarihsel bir metin"e, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in de "tarihsel bir kişilik"e indirgeyerek seküler/profan bilim anlayışının "nesne"leri hâline dönüştürme eğiliminde olmakla maluldür. (İslamî Bilincin İhyası)
Talha Hakan Alp: ...
Demek ki nüzûl-i İsâ'yı inkâr edenlerin veya bu konuda kuşkuya düşenlerin o zaman İslam tarihiyle Hristiyanlık ve Yahudilik tarihini birbirine karıştırma gibi bir net olamama durumları var. Yani Yahudilik ve Hristiyanlıktaki bazı aksaklıkları sonradan dine eklemlemeleri bizde de olabileceğine ihtimal veriyorlar ki böyle bir sapma içine düşebiliyorlar. (Sözü Müstakim Kılmak 1)
Yoksulun elinden tutulması İslam'ın emridir. (Sözü Müstakim Kılmak 2)
Hasılı günümüzde âlim olmak demek, eski alimlerin yazdıklarını öğrenmek demektir. Yani günümüzün alimleri, geçmiş ulemanın talebesi seviyesinde bile değil. Niyetimiz kimseyi karalamak ya da küçümsemek değil, ama vakıa bu. (Sözü Müstakim Kılmak 1)
"İnsanların, dünya işlerini yoluna koymak amacıyla dinlerinden terk ettikleri her nokta için Allah onların başına düzeltmek istedikleri o işten daha zararlısını getirir."

Hz. Ali (Çağdaş Dünyada İslami Duruş)
"Mu'aviye, kapının halkası mesabesindedir.Onu yerinden oynatanı,ondan yukarıdakilere kasdetmekle itham ederiz." (Sana Din’den Sorarlar - Cilt 1)
Televizyonlardan ABD patentli aksiyon filmi gösterir gibi bütün dünyaya seyrettirilen bu "naklen vahşet" karşısında, yabancılaşma duygusu yaşamadan kaçımızın ağlayarak secdeye kapandığı ve dua ettiği meraka değer doğrusu... (İslam ve Modern Çağ (3 Cilt))
Modern dönem Müslümanlarının belki de en temel problemi şu: İçinde bulunduğumuz duruma nasıl geldiğimiz, niçin bu şartlarda yaşamak zorunda olduğumuz, dünyanın gidişatını tayin etme, ya da en azından etkileme konumuna gelebilmek için global ölçekte neler yapmamız gerektiği... gibi meselelere kafa yormak yerine, hasbelkader yaşamakta olduğumuz durumu Din’e onaylatarak rahatlamanın yollarını arıyoruz.

Sanki Din bizi, ne halde bulunuyorsak o halde rahatlatmak ve her hal-u kârda tercihlerimizi onaylamak için gönderilmiş gibi, hayatımızı Din'e göre değil, Din'i hayatımıza göre ayarlamanın peşindeyiz sürekli. (İstikamet Yazıları -I. Cilt)
İslam dünyasının son ikiyüz yıldır "değerler" bağlamında yaşadığı aşınma ve çürüme, İslam'la ilişkimizi "hissederek yaşama" seviyesinden, "öğrenmeye çalışma" seviyesine indirgedi. Bu, meyvenin tadını posasından almaya çalışmak gibi bir şey. (İslam ve Modern Çağ (3 Cilt))
Acaba Modernizm'i üzerimizde bu denli etkili ve söz sahibi kılan, bizzat onun doğasında var olan kuvve/ler miydi, yoksa onunla muhatap olduğunda birden cin çarpmışa dönen ve "şu işi bir anlayalım" diyerek Modernizm'i sorgulamak yerine, bir "sevk-i tabii" ile dönüp kendi dinlerini ve tarihsel tecrübelerini "sorgulama" kolaycılığını seçen Müslümanlar'ın yaşadıkları özgüven bunalımı mıydı? (İslamî Bilincin İhyası)
Kur'an'ın vahiy olduğuna iman eden bir kimse, onun 'tarihsel' olduğunu düşünebilir mi?
 Tarihsellik tartışmalarının, köken itibariyle Batılı olduğunu ve İslam ile herhangi bir irtibatı bulunmadığını bilenler için bu sorunun cevabı açıktır. (İslam ve Modern Çağ - Cilt 2)
Allah Teala'nın hidayete erdirmesi, hidayeti elde etmek gibi bir problemi bulunanlar için söz konusudur. (İslamî Bilincin İhyası)
Ali bin Ebu Talib (r.a) dedi ki: "İnsanlara anlayacakları şeyler söyleyin, anlamadıklarını bırakın." (Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi)
Hz. Ömer önceleri parmakların diyetinin miktarı konusunda şöyle bir karar vermişti:
Başparmak için 15, işaret parmağı için 10, orta parmak için 10, yüzük parmağı için 9 ve serçe parmağı için 6 deve.
Ancak Hz. Peygamber sav.'in diyet miktarında parmaklar arasında herhangi bir farklılık gözetmediği ve bütün parmakların diyetini 10'ar deve olarak belirlediği rivayet edilmiştir. Kaynaklar, konuyla ilgili rivayetlerden haberdar olduktan sonra Hz. Ömer'in kendi içtihadını terk edip, hadisin bildirdiği hükmü aldığını bildirmektedir. (Hz. Ömer Ve Nebevi Sünnet)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/islami-bilincin-ihyasi-ebubekir-sifil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)