# İslamın Şiir Anıtlarından - Sezai Karakoç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İslamın Şiir Anıtlarından kimin eseri? İslamın Şiir Anıtlarından kitabının yazarı kimdir? İslamın Şiir Anıtlarından konusu ve anafikri nedir? İslamın Şiir Anıtlarından kitabı ne anlatıyor? İslamın Şiir Anıtlarından kitabının yazarı Sezai Karakoç kimdir? İşte İslamın Şiir Anıtlarından kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/islamin-siir-anitlarindan-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T00:00:54+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T00:00:54+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/sezai-karakoc-kimdir-sezai-karakoc-kitaplari-ve-sozleri-150751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sezai Karakoç 
 Yayın Evi: Diriliş 
 İSBN: 2880000078852 
 Sayfa Sayısı: 95 

İslamın Şiir Anıtlarından Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitabı oluşturan çeviri şiirlerden, Kâab Bin Züheyr`in Kaside-i Bürde`si ve İmam Bûsirî`nin Bürüyen Kaside`si, 1964`de Yeni İstiklâl Gazetesi`nde, Ebulbeka Salih Bin Şerif`in Endülüs`e Ağıt`ı 1966`da Diriliş`te, Mevlâna Celâleddin-i Rûmî`nin Mesnevi Başlangıcı 1967`de Diriliş`te, Mütenebbi ve Ebu Nûvas`a ait şiirler ve İbn-i Câbir`in Güzellikler Kasidesi 1969`da Diriliş`te, Hassan Bin Sabit Hz. Ve Zünnûn-ı Mısrî`ye ait şiirler 1970`de Diriliş`te yayınlanmışlardır. Kaside-i Bürde, Bürüyen Kaside ve Endülüs`e Ağıt adlı şiirler 1967`de Üç Kaside adıyla Fatih Yayınevi kitapları arasından çıkmıştır.

İslamın Şiir Anıtlarından Alıntıları - Sözleri
Gönlüm öyle kırık ki!
Yarabbi ne kaderdir bu!
Ortak koşmayınız Allaha
Müslüman olunuz
Gönlüm öyle kırık ki!
‘Yarabbi ne kaderdir bu!’
Zaman bu, ona ne kılınç kim dayanır. ne meşhur kaleleri
 sultanların.
İnsan nasıl bu yerde anlar O'nun gerçeğini?
***
Dünya ne oluyor ki, O ona muhtaç olsun.
Dünya O'na muhtaç ki, onun için değil midir varoluşu, yokluktan çıkışı?
Gözlerine noldu ki, «dur ağlama» desen coşar ırmak olur;
Ya kalbine ne dersin, «yetiş huzur» dedikçe artar acısı gamı.
“ Kuvvet vermeseydin bir deri bir kemik göğsüm nasıl taşıyabilirdi ? “
Onun tebessümünden ve konuşmasındandır sanki:
Sedefte saklı inci, inciler hep hedefte saklı.
İki burçlu bir kaleyse o, sevinç bir burcu, hüzün bir burcu.
Endülüs’e öyle bir felâket çöktü ki, yok bir eşi.
Dehşetinden Medine’de Uhud, Necid’deki Şehlan dağları yerinden oynadı,
Bir deprem ki, yer yarıldı arz boyu.

Ah! Yarımadada İslâm’a göz değdi, yağdı belâ yağmur gibi.
Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde, İslâm’ın ne namı var ne nişanı;
Sanki hiç olmamıştı, sanki baştanberi yoktu.

Belensiye’ye bir sor, Mürsiye’nin hali nicedir?
Şâtibe’nin başına gelenler? Ceyyan ne oldu?

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba.
Bilginlerinin adı ta uzaklarda çınlayan Kurtuba’ya ne oldu?

Nerede Hıms’ın o ışıklı, o aydınlık bahçeleri, güneşi tazeleyen bahçeleri.
Tükendi mi çılgın çılgın akan şeker gibi tatlı nehirlerinin suyu?

Endülüs binasının temelinde birer köşe taşıydı bunlar
Bu güzelim vatan köşeleri kül haline geldikten sonra yaşamak boşun boşu,
İnsan yaşamaya ne borçlu?

Yüce Şeriat, yârinden ayrılmış bir genç gibi.
Güçlü bir genç gibi, sessiz fakat gözünde gözyaşı dolu.
İslâm’dan boşalıp inkâr karanlığıyla dolan
Endülüs için, ulu İslam, karalar bağladı, gece gündüz yas tuttu.

İslamın Şiir Anıtlarından İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sezai Karakoç dirilişi bütün cephelerde gerçekleştirmek isteyen bir şair. Bu eserini şiir cephesindeki bir dirilişin sembolü olarak görebiliriz.
"Bu ülkede her anlama kıyıldığı gibi şiire de kıyılmıştır" diyor Karakoç. Toplumun kalbini tazeleyen en ruhi gıdası şiirin kurutuluşuna, dünyanın en basit taklitçi şairlerinin büyük şair olarak ilan edilmesine, geçmişle ve şiirle ilginin kesilmesine karşı yeni bir diriliş.
İslam medeniyetinde şiirin vardığı seviyeyi, ulaştığı zenginlik ve derinliği hepimiz biliriz. Gül ve çiçeklerle dolu bu bahçe hakkında bir fikir vermek için ilk göze çarpan tarhlardan alınmış örnekleri okuyorsunuz bu eserde;
İmam-ı Bûsiri'den, çocuğu ölen yaslı bir annenin ağlayışını ve yalnız bir annenin de değil tek bir kadından tüm kadınların halini bir devenin çırpınışlı yürüyüşünde gören o şairlik kudreti Kâab bin Züheyr'e kadar birçok anıttan kasideler okuyabilirsiniz.
İslam mucizesinin şiir anıtlarından bizim de yolumuza ışıklar düşürebilmemiz temennisiyle... (esma) 
Sezai Karakoç'un İslam şiirlerini az da olsa tattırmak için yazdığı kitabı. Daha önce kitap/uc-kaside--86931 kitabındaki (fakat bu kitabın baskısı artık yapılmıyor -ama bende var-:) Kaab bin Züheyr'in Kaside-i Bürde, Salih bin Şerif'in Endülüs'e Ağıt ve İmam-ı Busuri'nin Bürüyen Kaside şiirlerine ek olarak Hasan bin Sabit, Zünnun-i Mısri, Mütenebbi, Ebu Nüvas, İbni Cabir ve Mevlana'nın da şiirlerini eklenerek 1976 senesinde bu kitap yayınlanmış. Yani Üç Kaside kitabının genişletilmiş versiyonu diyebiliriz. En sonda ki Mevlana'ya ise sadece 2 sayfa ayrılmış ve kendisine özel bir kitap yazılacağının düşünüldüğü belirtilmiş. Ki o kitap da sonradan yayımladı. kitap/mevlana--21160 Bu arada ben bu kitabı elim alana kadar ismini sürekli İslamın Şiir Alıntıları sanıp öyle okuyordum, bu da 1000k etkisi galiba. Alıntı değil Anıt olacakmış belki de siz de benim düştüğüm hataya düşmüşsünüzdür. Tekrar kitaba gelirsek adaşım Salih bin Şerif'in Endülüs'e ağıt kitabını duymuşsunuzdur zaten, o efsane. Onun dışında Kaside-i Bürde çok hoşuma gitti. (Salih) 
Her fâciayı unutmak mümkün, olup biten bütün bunları unutmak olabilir.
Ama İslâmın başına geleni avutacak ne bir neşe olabilir, ne unutturacak bir korku.

İçim ilk defa Sezai Karakoç okumanın verdiği sevinçle dolu . Hep gönlümde okumayı istediğim yazarlardan birisiydi , ziyadesiyle kitaba başlarkende bitirirkende mesut oldum . İyi ki dediğim yazarlardan ve kitaplardan birisi oldu .
#Yorumum
Elimde bulunan kitap eski basım ,1985 yılına ait . Sayfaların rengi ,kokusu ve dokusu o kadar bana eskiyi anımsatıyor ki ..her şeyin eskiden güzel olduğuna inanan yapımın pekişmesine neden oldu .
Velâkin Kitap ,1967 de Üç Kaside adıyla yayınlanmış bulunan eserin genişletilmiş baskısı .
Sezai Karakoç bu kitabı şöyle bir gayeye ulaşmak için yazmış ;
Geleceğin şairlerine çağrı gibi yâni geçmiş zaman islâm duyarlılığından bir esintiyi çağa taşımak . Ruhlarda ,bir an için tarihin kalbinde titreşip duran islâm duyarlık ve heyacanından yüksek gerilimli bir akımı yeniden doğurma niyeti .
Sonrasında , İslam medeniyetinde ki şiirin ulaştığı seviye zenginlik ve derinliğin öbür medeniyetlerinkinden çok üstün olduğu gerçeğinin belirtmek istemiştir .
Önemli isimler yer alıyor bu kitapta ;
Kâab Bin Züheyrin Kaside 'i Bürde'si , İmam'ı Büsirinin Bürüyen Kasidesi .. ve son kısımda da mesnevinin başlangıç bölümü var .
İslâmda şiirin bambaşka ruhâ hitap ettiği gerçeğini yine anlamış bulunmaktayım . Ruhâ hitap etti
Şiirin aslolana yakın olduğu gerçeği ile ..

"Bu ülkede her ânlama kıyıldığı gibi şiire de kıyılmıştır ." (İkranur) 

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
İslam
Yitik Cennet
Gün Doğmadan
Monna Rosa - Şiirler 1
Samanyolunda Ziyafet
Düşünceler 1 - Kavramlar

Düşünceler 2 - Kurumlar
Diriliş Muştusu
Ruhun Dirilişi
Diriliş Neslinin Amentüsü
Mevlana
Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
Ateş Dansı - Şiirler VIII
İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
Edebiyat Yazıları 1
Edebiyat Yazıları 2

Edebiyat Yazıları 3
Çıkış Yolu 1
Çıkış Yolu 2
Çıkış Yolu 3
Zamana Adanmış Sözler
Yunus Emre
Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
Unutuş ve Hatırlayış
Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
Piyesler 1
Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
Mehmed Akif
Makamda

Kıyamet Aşısı
İslamın Şiir Anıtlarından
İnsanlığın Dirilişi
Portreler - Hikayeler II
Gündönümü
Dirilişin Çevresinde
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
Armağan
Batı Şiirlerinden
Çağ ve İlham 1
Çağ ve İlham 2
Çağ ve İlham 3

Çağ ve İlham 4
Alınyazısı Saati - Şiirler IX
İslamın Dirilişi
Çağdaş Batı Düşüncesinden
Günlük Yazılar 2 - Sütun
Ölümden Sonra Kalkış
Varolma Savaşı 1

Günlük Yazılar 1 - Farklar
Günlük Yazılar 3 - Sûr
Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
Üç Kaside
Körfez
Mağara ve Işık
Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
"İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
İçimde Nuh'un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
"Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır
Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır
Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil
Görünüşte öç hakikatte değil
Faninin sonsuzla barışması
Affın mağfiretle yarışması
Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı
görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
Kaç aç varsa hepsi ben
Kaç hasta varsa hepsi ben
Kaç liman önlerinde dönen
İşsiz hamal hepsi ben

Kaç aşktan ters yüz edilmiş
Aşık varsa hepsi ben
Bütün çiçeklerle donanıp
Bütün insanlarla ölen
... (Körfez)
Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
“Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
İdealini yitirmiş ruh,
yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
Ne olup ne bitiyor
Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/islamin-siir-anitlarindan-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)