# İslamiyet ve Bilim - Erdoğan Aydın Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İslamiyet ve Bilim kimin eseri? İslamiyet ve Bilim kitabının yazarı kimdir? İslamiyet ve Bilim konusu ve anafikri nedir? İslamiyet ve Bilim kitabı ne anlatıyor? İslamiyet ve Bilim PDF indirme linki var mı?  İslamiyet ve Bilim kitabının yazarı Erdoğan Aydın kimdir? İşte İslamiyet ve Bilim kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/islamiyet-ve-bilim-erdogan-aydin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-04T22:00:19+03:00
- Güncelleme: 2022-06-04T22:00:19+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/04/erdogan-aydin-kimdir-erdogan-aydin-kitaplari-ve-sozleri-238800.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erdoğan Aydın 
 Yayın Evi: Kırmızı 
 İSBN: 9789759169732 
 Sayfa Sayısı: 380 
--reklam--
İslamiyet ve Bilim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İslam tarihinde dinin bilimle çatışma örnekleri Hristiyan tarihi ile kıyaslanmayacak kadar sınırlıdır. Bu durum, diğer dinlerden ayrımla İslamiyet'in bilimle örtüştüğü iddialarına gerekçe yapılmımştır. Bununla da yetinilmemiş, Kur'an'ın ifaeleri ile bilisel bulguların örtüştüğüne ilişkin yaygın iddialar üretilmektedir.

Peki ama İslamiyet'in, bilimin felsefesi ve bulgularıyla örtüştüğü iddiası doğrumudur gerçekten?

İslamiyet Gerçeği'nin bu ikinci cildi, söz konusu iddiaların, hem felsefi ve tarihsel düzlemde tamamen yanlış olduğunu, hem de bilimsel bulgularla Kur'an'ın yargıları arasında tam bir karşıtlık olduğunu tek tek örnekleriyle göstermektedir.
(Arka Kapak)
--reklam--
İslamiyet ve Bilim Alıntıları - Sözleri
Kuranda akıl özgürce düşünüp araştırarak doğanın gizlerini çözmeye ve insanlık için onu denetim altına almaya çalışan gerçek akıldan temelde ayrılır. Oradaki işlevi doğaüstü bir gücün varlığını ve hikmetini kabullenmektir.
Din, her şeyi basit açıklamalarla tanrının varlığına bağlar. Bu yüzden yağmurda allahın rahmetini fırtınada, depremde, yıldırımda vb. allahın gazabını, zenginlik, fakirlik, ölüm ve hastalıkta allahın iradesini bulur. Bilim ise bunların tümünü sorgular ve sonuçta hiçbirinin doğa üstü bir irade tarafından belirlenmediğini hepsinin doğasal ve insani nedenleri olduğunu saptar.
Evrim teorisine saldıranların öncelikle insanın neyden ve nasıl yaratıldığının tutarlı bir yanıtını vermesi gerekir. Sudan mı, kan pıhtısından mı, topraktan mı, balçıktan mı, pişmiş balçıktan mı, özlü ve yapışkan çamurdan mı, anında mı yoksa ot bitirir gibi yavaş yavaş mı?
Bir ara dönem olarak maymundan gelmeyi kendine yediremeyen ilkel insanlığın, çamur olmayı kendine layık görmesi hali söz konusu.
Geçmişte cehaletten, şimdi de dinsel koşullanmışlık sonucu, beyin ve sinir sisteminin fonksiyonları kavranamadığından, insanda, ancak ondan ayrı ruh denen varlığın olduğu sonucuna varılıyor.
İnsanlık, her şeyi tanrıya bağlayıp, kadere razı olan kolay yolu seçenlerin aksine, pek çok durumda bedel ödeyerek akıl ve emek harcayanlara çok şey borçludur.
Kuşkusuz, sorgulama yeteneğini yitirmiş, koşullanmış veya hayatın doyumsuzluğu karşısında bütün iyi yaşam umudunu öbür dünyaya bağlamış insanları ikna etmek imkansız gibidir.
Kuran, bilimsel kavramları altüst etmekte, onların yerine boş sözleri geçirmektedir.
Bu ne biçim allah sözüdür ki, müninlere şifa, zalimlere/kafirlere ziyan sözü verdiği halde gerçek hayatta tersi olur. Şifa bilimini kafirler geliştirir, canı kıymetli müslüman zenginler ve yöneticiler de tedavi için gavur ellerine giderler.
Eğer insanlık allahın ilmi diye nitelenen bu 7. yy düşüncesiyle yetinmiş olsaydı, günümüzdeki düzeyine asla ulaşamayacak, hep ilkel halinde kalacaktı.
Bilim, dünyanın yaratılmadığını, maddenin uzay ve zaman içindeki dönüşümüyle oluştuğunu ve oluşumun da altı gün içinde değil, milyarlarca yılda ortaya çıkan değişikliklerin ürünü olarak gerçekleştiğinin bulmuştur.
- Gelibolulu Ali (1541-1600) Efendinin “Künh-ül Ahbar” adı ile aşağı yukarı 400 yıl önce yazdığı 4 ciltlik tarihinin birinci cildinden..
1. Med ve cezir (Gel-git olayı)
Bu gün gel-git dediğimiz denizin yükselmesi, alçalmadık olayı kitapta şöyle anlatılmaktadır: Med ve cezir ahvali peygamberin huzuru şeriflerinde zikrolunmuş... hadisi şerifini buyurdular; yani ki, denizlerden sorumlu olan melek deryaya ayağın sokmakla med olur, çekmekle cezir hali vuku bulur. (Sayfa 94).
2. Yağmur
Hava yüzünden Meykailin yardımcıları olan melekler bulutları tutarlar, yüce Tanrı’nın emriyle gitmeleri gereken yerlere gönderirler. İbni Abbas kavlince “yağmur kalburla yağdırır. Kalburla olmayıp bir uğurdan yağsa sathı arz yıkılırdı” buyurmuşlardır. Ama bulutlar hava yüzünden ancak 12 mil miktarı yüksekliktedir. Ve şol yağmurlardaki azap ve nimet için gönderilir Cehennemden alınması söylenir. Bu dahi İbni Abbasdan nakledilmiştir: “Gökyüzünde bir derya vardır. Dünyadaki yağmurlar o denizin taşıp dökülmesinden olur. Yüce Tanrı Kavm-i Nuh’u ol su’nun tufanı ile boğmuştur. Ve yevm-ü kıyamette azap için yağacak su dahi andan olacaktır... Her yağmur damlasını bir melek alır, emrolunduğu yere götürür... Ve bilcümle her zamanda yağmur tartılı, ölçülü olarak yağdırılır. Ancak Tufan-ı Nuhda azap olsun diye yağdırılan yağmurlar ölçüsüz tartısız yağdırılmıştır. (Sayfa 78)
3. Gök görlemesi ve şimşek
Müverrih Ali gök görlemesi ve şimşek konusunu şu biçimde anlatmaktadır:
İbni Abbastan naklen: Bir gün kavm-i Yehud, peygamberden, “Gök gürültüsü nedir?” diye sordular. Anlar dahi cevabında: “Bulutlardan sorumlu melek ki elinde ateşten bir değnek vardır, onunla bulutları memur oldukları yerlere göndermektedir. Gök gürlemesi onun sesidir.” buyurdular. Hatta Kavm-i Yehud: “Bizim kitaplarımızda dahi böyledir’ deyu teslim buyurdular. (Sayfa 79)
4. Kar ve dolu
Tanrı kardan ve doludan bir çok dağlar yaratmıştır. Anların sayısını kendisi bilir. Ne zaman dünyanın bir yerine kar yahut dolu yağdırmalı olsa ilgili meleklere emreder. O saatte ol dağdan pek çok kar ve dolu iner. Ol yere yağan karın ve dolunun her tanesini bir melek alır memur olduğu yere götürür. Kar yağması bir de şöyle izah edilmektedir: Bu da İbni Abbastan nakledilmiştir: Tanrı melekler yaratmıştır ki vücutlarının yarısı kardan, yarısı ateştendir, fakat ne ol kar ateşe zarar eder ve ne ol karı eritir gider. Tanrı bir yere kar yağdırmak isterse melek Tanrı emriyle kanatların silkinir. Bundan o yere kar taneleri düşer. (Sayfa 79)
5. Deprem
Tanrı bir melek yaratmıştır ki akar sular, dağlar ve karalar onun elindedir. Kaçanki ol melek hareket etse karalar ve dağlar onunla birlikte hareket eder. Ta ki insanlar arasında deprem olur, her asi cürüm ve günahını düşünür. Depremin hafif veya şiddetli olması insanların günahlarıyla orantılıdır. Depremin üç nedeni vardır: 1) Tanrı dünyaya bir sır söyler, dünya harekete gelir. 2) Günahkarların çoğalması nedeniyle dünya Tanrı korkusu ile titrer 3) Yahut yedi kat yerin altındaki balığın bazı yerleri kımıldanır. Onun tahriki için gazabı ilahi vaki ola. (Sayfa 80)
6. Dünyanın durdurulması
Dünya top gibidir, okyanusun içinde bir karpuza benzer. İlk yaratılışta öyle yüzer yürürdü. Asla binalar yapılmaya, canlıların yaşamasına elverişli değildir. Tanrı 76.673 dağ yarattı. Hepsini yeryüzüne baskı şeklinde etti. Dünya yine de yerinde durmadı. Sonunda Subhane adlı bir meleğe emrolundu. Cennet derelerinden bir lacivert cevher çıkarıp yerlerin etrafına bastırdı. Onunla Kaf dağı peyda oldu. Gök’ün maviliği o cevherin ışımasındadır. Dünya yine de durmadı, yüzmekte devam etti. Sonunda Kaf dağının etrafına “Ayet-el Kürsi” resmolundu. Onun latif özelliği ile dünya durdu. Dağlar olmasa yer yüzü su altında kalırdı... Dağların yararları sayılmakla bitirilemez. Dağların en önemlisi Kaf Dağıdır. Kırmızı zebercet rengindedir. Gözün akının karasını çevrelediği gibi dünyayı çevrelemiştir. Ondan öte nice dünyalar ve nihayetsiz yaratıklar vardır. (Sayfa 163)
7. Dünyanın yeri
Önce yer ve gök yaratılıp yer yüzünün yemişli ağaçları ve gökyüzünün ay ışığı ile aydınlanması, rüzgarların su üzerinde esmesi kararlaştırılıp görünmüştür. Yüce Tanrı yeri yarattıktan sonra bir meleğim boynuna yüklediki ol melek dört köşeli tek parça siyah bir taşın üzerinde durur idiki ol taş yeşil yakuttandı. Ortasında yedi bin surahi vardı ki her bir deliğinde uçsuz bucaksız bir deniz kaynardı ki ol deryaları ve içindeki yaratık ve eşyayı ancak yüce Tanrı bilirdi. Ve yine ol meleğin ayağının altındaki taş bir büyük öküzün üstünde idiki kırk bin gerdanı ve ol miktar kulakları ve yine ol hesap üzre burunları ve ağızları ve dilleri ve boynuzları ve ayakları vardırki her ikisinin arası beş yüz yıllık yolca birbirinden uzaktır. Ve ol öküzün ismi Liyusandır. Ve yine bu zikrolunan öküz büyük bir balık üstündedir ki büyüklüğü ve gözlerinin şimşek çakıp parıldaması yüzünden kimse ona bakamaz. Zümre-i melakeden ve gayrıdan, hatta bütün denizlerden bir uğurdan (hep birden) ol balığın burnu deliğine koyulsa bir hardal tanesi gibi görünmez idi. Ol balık bir deniz ve ol deniz kuvvetli bir rüzgar üstünde durmuştur. O rüzgar da Tanrı’nın gücü üzerinde yerleşmiştir. Tuhaflık bundadır ki, bütün bunların hepsi parlak bir ateş üstündedir. Alevi kuvvetiyle bunların hepsini taşıyabilmektedir. Bütün dünyalar güyaki yanar bir ekmek fırınının üstüne düşmüş yük gibidir. Alevi’nin kuvveti onu yukarı kaldırmıştır. (Sayfa 61)
8. Dünyanın yaratılışı
Öncelerin öncesinde ışık yaratıldı ve karanlıkla farkı ortaya kondu. Böylece gece ile gündüz birbirinden ayrıldı. Ve ikinci günde gökler yaratıldı. Yaniki yerin altındaki su ile üstündeki suyun arasındaki basit toprak yaratıldıktan sonra üzerinde güneş yaratıldı ve onunla sabah ve akşam ortaya çıktı. Üçüncü günde gök altındaki sular bir yere getirildi denizler oluştu. Dördüncü gün parlak ışıklı yıldızlar yaratıldı. Güneş ve ayın ışığı ve ne zaman ışıyacakları kararlaştırıldı. Beşinci günde deniz dibindeki balıklar ve su kışları ve sair deniz kuşları ve havada uçan kuşlar yaratılıp uçmaya başladı. Altıncı günde evcil ve yabani hayvanlar ve hazreti Adem yaratıldı ve öbür hayvanlara musallat kılındı. Ve bütün yaratıklar tamamlanınca yedinci günde iş bitirildi.
9. Gökün yaratılışı
Nur-u Muhammedi yaratıldıktan sonda onun ışığından zahir ile batını (görünenle görünmeyeni) gösteren bir kandil yaratıldı. Yine nurdan bir direk ile göke asıldı. Nur’u Muhammed’i onun içine oturdu. Ve hazreti hakkın Esma-i Hüsna’sının her birini bin yıl ol kandil içinde zikre başladı. Kaçankim ol zikr-i cemil sırası Tanrı’nın adına geldi, Tanrı ol nura bir baktı... Bakıştan Nur-u Muhammediye utanç geldi, dirildi. Ve ol ırkın damlarından peygamberlerin ruhu yaratıldı. Sonra, yine memur olduğu üzre zikirde bulunarak “ism-i kahhar”a geldi, korkudan terler döktü. Ter damlalarından müslümanların ve kafirlerin ruhları yaratıldı. Yani Tanrı’nın kahrediciliğinden o kadar terler döktü ki kıyamete kadar vücuda gelecek müslüman ve kafir bir damladan yaratıldı... Sonra ruhlar dört kısma ayrıldı. Önce peygamberlerin ruhları, ikinci olarak evliya ve bilginlerin ruhları, üçüncü olarak müminlerin, dördüncü olarak kafirlerin ve müşriklerin ruhları dizildi durdu. Nur-u Muhammedi onların padişahları gibi göründü. (Sayfa 61)
10. Gökün Yaratılması
Nur-u Muhammediden sonra ilk yaratılan göktür. Bir yeşil cevherden halkolundu, yetmiş bin dil ile Tanrı’nın adını zikre başladı. Büyüklüğü her türlü tahminden ileri oldu. “Kaab-ül Ahbar” sahibinin rivayetinde, yüz kere yüz bin (on milyon) ve altı kere yüz bin başı ve başında ol miktar yüzü ve her yüzünde ilk rakamdaki kadar lisanı ve her lisanında çeşitli sözcüklerle Tanrı adını zikretmesi emrolundu. Ama hazreti Musa Aleyhisselam olan rivayette gökyüzü beyaz, kırmızı, sarı ve yeşil dört ana renk cevherden yaratılmıştır. Yeşilliğinin hala daha çok olması nedeniyle bu iki rivayet arasında çelişki yoktur. Zira Musa peygamber: “Yarabbi, gökü ne biçimde yarattın?” diye sormuş, şu yanıtı almıştır: “ Ya Musa, beyaz, kırmızı, sarı, yeşil dört tur nurdan yarattım. Gök’ün sekiz bin ayakları vardır kim her birinin uzunluğu 64.000 yıllık yoldur. Ve 8 melek dahi yarattım. Her meleğin uzunluğu ve genişliği biner yıllık mesafedir. Ve her iki meleğin arasında 300.000 kişi vardır. Hepsi melektir. Ve yine gök çevresinde 300.000 melek daha yaratmışımdır ki her birinin 300.000 lisanı vardır. Çok sevdiğim Muhammed Aleyhisselam ümmeti için işleri tövbedir (Sayfa 63)
11. Cennet
İçinde akar sular, bağlar, bostanlar, altın ve gümüşten saraylar ve gül bahçeleri ve hoş sesli bülbüller, erguvan güller, sümbüller, karanfiller vardır. İçindeki huriler her Cuma’dan sonra yine kız olurlar. Onlarla cima eden müslümanlar dünya cimai lezzetin bulurlar. Çocuklar ise, erkek olsun, kız olsun kafur tenli, nur bedenli oğlanlardır ki naz ettiklerinde, cilve yaptıklarında insanın aklı başından gider. Bunları bir kere kucaklayan ve öpen her dahi zevkin etsem deyu durmadan çırpınır. Bütün kız ve oğlanların (huri ve gilmanların) bedenleri mis ve nurdan ve çoğunun safran ve kafurdan ve bir çoğunun amber ve billurdan olup her birinde doyulmaz bir zevk vardır. Birisi buna inanmayıp “billur ve kafurdan nasıl zevk alınır? Onlarla sevişmekten ne lezzet bulunur?” derse cevap verilir ki insan amber ve kafurdan ve pırıl pırıl cevahirden daha değersiz olan topraktan yaratılmışken niçin kucaklanmasından zevk alınır?” İşte inanmayanlara cevap budur.
12. Cennetin kısımları
Birinci cennetin adı Darülcemal’dir (güzellikler evi). Beyaz İnci’den yapılmıştır. İkincisi Darüsselamdır, kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Üçüncüsü Cennet-ül Me’vadırki sarı zebercedden yapılmıştır. Dördüncüsü Cennet-ül Huld’dur ki kırmızı mercandan yaratılmıştır ki kırmızı mercan renginde nurdan oluşmuştur. Beşincisi Cennetünnaim’dir ki halis gümüştendir. Altıncısı Cennet-ül Firdevs’ki kırmızı altındandır. Yedincisi Dar-ül karar’dır ki hoş kokulu misten yapılmıştır. Sekizincisi Cennet-ü and hepsinden mükemmeldir.
Büyük tarihçimiz bunları yazdığı sıralarda, Amerika bulunalı 100 yıl olmuştu, Piri Reis haritasını 80 yıl önce yapmıştı. Rönesans 150 yaşına basmıştı. Kopernik öleli 50 yıl olmuştu. Büyük astronomi bilgini Tycho Brahe henüz yaşıyor ve keşiflerini sürdürüyordu. Kepler birçok buluşlarını gerçekleştirmişti. Galileo Galilei henüz 30 yaşındaydı.
Eğer kader varsa ve insana bütün eylemlerini Tanrı yaptırıyorsa, neden kendi yaptırdığını gene kendisi cezalandırıyor?
Din, her şeyi basit açıklamalarla Tanrı’nın varlığına bağlar. Deprem, sel, yağmur, ölüm, kalım...
Bilim, Allah’ın gücünü, varlığını, rahmet ve kızgınlığını gösterdiği düşünülen öğelerin, maddi nedenlerini ve gerçek anlamını açığa çıkararak, dinsel mantığı etkisizleştirir.
--reklam--
İslamiyet ve Bilim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Çokça belirtildiği ve söylendiği halde din ve Kuran’ın bilimle uyuşmadığının kanıt ve olaylarla ispatı. Ve bilim insanına karşı sert tutum, sürgün ve yeri geldiğinde cinayete kadar ileri gitmesi. Dogmalar ve tamamen bilimsellikten uzak hurafeler üzerine kurulu bir kitap, o kitabın yaydığı din ve dine inananların bilime bakış açısı... (Suat Tatlı) 
Erdoğan Aydın'ın 'Kur'an ve Din','Kimlik Mücadelesinde Alevilik' ve 'İslamiyet ve Bilim: İslamiyet Gerçeği 2' adlı eserlerini peş peşe okuduktan sonra zihin açıcı inceleme ve araştırmalarının, yol gösterici olma özelliğiyle muazzam olduğunu okuyucunun fikrine nakşeden yazar, ayrıca okuyucuya geçmişten gelen inançsal dogmalarıyla yüzleşip 'akli' perspektifte 'inanç' sorgulaması yapmasına zemin hazırlamıştır. Önemle söylemek gerekir ki inancın 'dogma' olduğu, dinin sorgulamasına kılıf olduğu bu söylemin safsatadan başka bir anlam taşımadığını aydınlanmacı, net yorumlara dayanan, tarihle dini buluşturan bu eserler hem Alevi kimliğine sahip olan hem de Sünni gibi mezheplere aidiyetlik duyan tüm kesimlere şiddetle tavsiye edeceğim bir eser. Kişin taşıdığı inancı sorgulamak için değil, toplumun kabul ettiği dini sorgulamaya evet diyorsan okumalısın. (Ferhat doğan) 
Dinin bilimin ortaya çıkardığı verilerle çatışmadığı tezini ispatlamaya yönelik olarak, İslamcı yazarlarca çok yoğun bir enerji harcandığını görüyoruz. Böylelerinin dilinde İslam, diğer dinlerden ayrımla, bilimsel verilerle tamamen örtüşen bir din örneği sergilemektedir. Peki ama durum gerçekten böyle midir? Bu sorunun doğru yanıtını bu kitap da bulabilirsiniz. (caner akcan) 
--reklam--
İslamiyet ve Bilim PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erdoğan Aydın - İslamiyet ve Bilim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslamiyet ve Bilim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erdoğan Aydın Kimdir?
Erdoğan Aydın(doğum: 1957), gazeteci yazar.
Cumhuriyet'in Cumartesi eki olan Hafta Sonu'nda Tarihçe köşesinin yazarlığını da yapmış olan Aydın Roj TV'deki bir programa katılması nedeniyle gazeteden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Eserleri 

Nasıl Müslüman Olduk?
Kimlik Mücadelesinde Alevilik
Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı
Aleviliği Ne Yapmalı?
Doğu - Batı Kıskacında Türkiye
Kabustan Demokrasiye Milliyetçilik, Şeriat ve Alevilik
Osmanlı Gerçeği 'Nizam-ı Alem'in Gayri Resmi Tarihi
Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
Fatih ve Fetih, Mitler ve Gerçekler
İslamcılık ve Din Politikaları
Kur'an ve Din: İslamiyet Gerçeği 1
İslamiyet ve Bilim: İslamiyet Gerçeği 2
İslamiyette Ahlak ve Kadın: İslamiyet Gerçeği 3
İslamiyetin Ekonomi Politiği: İslamiyet Gerçeği 4
Osmanlı'nın Son Savaşı: Turan Hayalinden Sevr'e
Öteki Tarih
--reklam--
Erdoğan Aydın Kitapları - Eserleri
Nasıl Müslüman Olduk
Osmanlı Gerçeği
Öteki Tarih
İslamiyet ve Bilim
Kimlik Mücadelesinde Alevilik
Fatih & Fetih
Kur'an ve Din
İslamiyette Ahlak ve Kadın / İslamiyet Gerçeği 3
İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4
Milliyetçilik: Türkiyenin Çıkmazı
Osmanlı'nın Son Savaşı
İslamiyet Gerçeği 1
Kur'an ve Din
İslamcılık ve Din Politikaları
Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı
Kabustan Demokrasiye - Milliyetçilik, Şeriat ve Alevilik
--reklam--
Erdoğan Aydın Alıntıları - Sözleri
Kendi dini adına bunca vahşetin, işgalin, komplonun, çirkefin, insanlık ayıbının yapılmasına gözyumabilecek bir tanrı fikri nasıl kabul edilebilir? (Nasıl Müslüman Olduk)
Şeriatçı ve Türkçü tarihçilerin çizdiği Osman ve Osmanlı tablosu orijinal değil sahte bir tablodur. Bunun işlevi ise bu sahte tablo üzerinden kendilerine egemenlik alanı inşa etmek bir bütün olarak Türkiye halkının kontrolünü kolaylaştırmaktır. (Osmanlı Gerçeği)
Osmanlı Divanında haklı taraf yoktur, çıkar ilişkilerine bağlı olarak koşulların değerlendirilmesinde farklılıklar vardır sadece. (Fatih & Fetih)
Eğer bugün bir Türk kültüre sahipsek, bunu Sünni Arapçı ve görece Farsçı Selçuklu ve Osmanlı saray politikalarına karşı, hain ilan edilmek ve katledilmek pahasına Baba İshak'ların, Şeyh Bedrettin'lerin, Hacı Bektaş Veli'lerin, Yunus Emre'lerin, Pir Sultan'ların önderliğinde direnen Türkmenlere borçluyuz. (Nasıl Müslüman Olduk)
Onlar yaşadıkları gibi inanmaya devam etmiş... (Kimlik Mücadelesinde Alevilik)
Değil mi ki asıl hayat "öbür dünya"dadır... (Fatih & Fetih)
Görünüşünüz neye benzerse benzesin, nezaket sizi dünyanın en güzel insanı yapar. (Osmanlı Gerçeği)
Peygamberin yaşadığı ilk dönemde sorunlar, Allah'tan geldiğine inanılan kararlarla çözülüyordu. Burada Muhammed, Allah'ı temsilen(!) sorunların çözüm odağıydı. Ancak kendisi ölüp, ayet düzenleme dönemi bittiğinde görüldü ki, Allah peygamber'den sonra ki dönemde yönetimin nasıl seçileceğini belirleyecek bir yöntem/ hukuk belirlemememişti. (İslamcılık ve Din Politikaları)
Osmanlı'nın hoşgörüsü üzerine anlatılan yığınla masala karşın Osmanlı hukuk ve siyaset tarihi benzer fetvalar ve katliamlarla doludur. Büyük İslam bilgini olarak saygı gören Şeyhülislam Ebussuud Efendi' nin fetvalarından biri şöyledir.
Soru :Kızılbaş topluluğunun dine göre topluca öldürülmesi helal midir?
Cevap :Kızılbaşların topluca öldürülmesi elbette dinimize göre helaldir. Bu en büyük kutsal savaştır. Bu yol da ölmek de şehitliğin en ulusudur. (Nasıl Müslüman Olduk)
Bu ne biçim allah sözüdür ki, müninlere şifa, zalimlere/kafirlere ziyan sözü verdiği halde gerçek hayatta tersi olur. Şifa bilimini kafirler geliştirir, canı kıymetli müslüman zenginler ve yöneticiler de tedavi için gavur ellerine giderler. (İslamiyet ve Bilim)
Alevilik, insanlar arası ayrımı aşıp kavimleri ve inançları eşit kabul eder. Kaldı ki, çağdaş insanlık değerlerinin de gösterdiği gibi bu özelliği onun üstünlüğüdür. (Kimlik Mücadelesinde Alevilik)
İsra-31’de “fakirlikten korkulmaması, Allah’ın kimseyi rızıksız bırakmayacağı” ifadelerine rağmen, insanların günümüzde açlıktan ölmeleri de, “ her şeye kadir ve adil” bir gücün varlığını sorgulatan ciddi bir çelişki değil midir? (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
Fetih akınlarıyla birlikte Arapların elde edeceği sınırsız ganimetin temel bir kalemini de köleler oluşturacaktı. Bu kölelerin büyük bir bölümünün emevi ve abbasi döneminde Türklerden oluşmasıdır. (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
“Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. (Nahl-8) (Kur'an ve Din)
Müslüman kadın ile erkek arasında da eşitlik yoktur. Erkekten ve erkek için yaratıldığı söylenen kadın erkek karşısında tabi durumdadır ve bu duruma karşı çıkmaya karşı uyarılır (Nisa 32-34). Çok evlilik, boşanma, yani sıra yönetici olmak hakkının yalnızca erkeğe verildiği, boşanma durumunda çocuklar üzerinde hak sahibi olmadığı, kadın mahkemede ve mirasta yarım erkek hakkıyla sınırlandırıldığı bir eşitsizlik hukuk öngörür şeriat. (İslamcılık ve Din Politikaları)
Şeriat, hiçbir şekilde eşitlik ilkesini kabul etmediğinden dahası, sınırsız eşitsizliği kutsadığından, adalet üretemez. (İslamiyetin Ekonomi Politiği / İslamiyet Gerçeği 4)
Kuranda akıl özgürce düşünüp araştırarak doğanın gizlerini çözmeye ve insanlık için onu denetim altına almaya çalışan gerçek akıldan temelde ayrılır. Oradaki işlevi doğaüstü bir gücün varlığını ve hikmetini kabullenmektir. (İslamiyet ve Bilim)
Liberal ekonomi bir yandan toplumda ekonomik bunalımları derinleştirecek, bir yandan ayakta dimdik yoluna devam edecek, nasıl olur bu? Olmaz... Mutlaka payanda lazım. O payandanın en uygunu da din sömürüsü. Amaç beceriksizliklerini ve yağma düzenini inanmış kitlelere her şey Allah’tan diye yutturmak. (Kur'an ve Din)
İnsanı yaratanın Tanrı değil, aksine Tanrı fikrini ve değişik koşul ve coğrafyalarda farklı dinleri yaratanın insan olduğu... (Kur'an ve Din)
Bilim, dünyanın yaratılmadığını, maddenin uzay ve zaman içindeki dönüşümüyle oluştuğunu ve oluşumun da altı gün içinde değil, milyarlarca yılda ortaya çıkan değişikliklerin ürünü olarak gerçekleştiğinin bulmuştur. (İslamiyet ve Bilim)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/islamiyet-ve-bilim-erdogan-aydin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)