# İtaatsizlik Üzerine - Erich Fromm Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> İtaatsizlik Üzerine kimin eseri? İtaatsizlik Üzerine kitabının yazarı kimdir? İtaatsizlik Üzerine konusu ve anafikri nedir? İtaatsizlik Üzerine kitabı ne anlatıyor? İtaatsizlik Üzerine PDF indirme linki var mı?  İtaatsizlik Üzerine kitabının yazarı Erich Fromm kimdir? İşte İtaatsizlik Üzerine kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/itaatsizlik-uzerine-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T19:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T19:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/erich-fromm-kimdir-erich-fromm-kitaplari-ve-sozleri-233888.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erich Fromm 
 Çevirmen: Nurdan Soysal 
 Orijinal Adı: On Disobedience: Why Freedom Means Saying "No" to Powver 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9786050203554 
 Sayfa Sayısı: 77 
--reklam--
İtaatsizlik Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Şimdiye kadar tarihin büyük bir bölümünde, bir azınlık çoğunluğa hükmetmiştir. Bu hâkimiyeti gerekli kılan, hayatın güzelliklerinin sadece azınlığa yetecek kadar olup, çoğunluğa kırıntıların kalmasıdır. Eğer bu azınlık güzelliklerin tadını çıkarmak ve bunun da ötesinde çoğunluğun kendine hizmet etmesini, kendisi için çalışmasını istemişse gerekli şart şuydu: Çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İtaatsizlik Üzerine Alıntıları - Sözleri
Karşı gelmek için kişinin yalnız kalmaya, hata yapmaya ve günah işlemeye cesareti olmalıdır.
İlköğretimden yükseköğretime, eğitim zirve yaptı.İnsanlar daha fazla eğitim aldıkları halde, daha az akıl yürütüyor, daha az muhakeme ediyor ve daha az fikir üretiyor.
Bir peygamber, peygamber olmayı istediğinden olmamıştır; aslında sadece yanlış kişilerde peygamber olma hırsı vardır.
İnsan, can sıkıntısından ölmektense tüm yaşamını yok edecektir.
Eğer bir insan boyun eğer ve itaatsizlik yapamazsa, o bir köledir; eğer yalnızca karşı gelebiliyor ama itaat ediyorsa, o bir asidir ( bir devrimci değil).
Daha çok tüketiyoruz ama daha çok boşuz.
İnsan kendi ürettiği makinelerin efendisi olacağına hizmetkârı haline geldi.
Çoğu insan, heyecan verici şeyleri sevinçle, heyecanı merakla, tüketimi varlıkla karıştırır.
Her insan kendi içinde bir amaçtır ve asla başka birinin amacı için bir araç haline getirilmemelidir.
Daha zenginiz ama daha az özgürüz.
İtaat ettiğinin bile farkında değilken kim itaatsizlik edebilir?
Düzenin adamı, itaatsizlik yeteneğini kaybetmiştir, itaat ettiğinin bile farkında değildir.
însan aklını yitirmekte ve tümden yok oluş noktasında durmaktadır.
İnsana benzeyen makineler ve makineye benzeyen insanlar yaratıyoruz.
Şüphe etme, eleştirme ve itaat etmeme yeteneği, insanlık için bir gelecek ile uygarlığın sonu arasında duran tek şey olabilir.
--reklam--
İtaatsizlik Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İtaatsizlik Üzerine (Özgürlük Neden Otoriteye "Hayır" Demektir?)

Erich Fromm'dan Sevme Sanatı ve Sahip Olmak ya da Olmak'tan sonra okuduğum 3. kitap...

İtaatsizlik Üzerine (Özgürlük Neden Otoriteye "Hayır" Demektir?), 4 bölümden ve 77 sayfadan oluşan ince ama yoğun bir kitap...

Erich Fromm, bütün kitaplarını -belirli aralıklarla- okumak istediğim yazarlardan biridir.

İtaatsizlik Üzerine (Özgürlük Neden Otoriteye "Hayır" Demektir?)'de; ahlak, etik, itaat, hümanizm ve özgürlük gibi kavramları sıkıcı olmayan bir dille aktaran yazar, okurun düşün dünyasında bazı sarsıcı etkilerde bulunuyor demek yanlış olmaz. Bu bahsi geçen kavramları tarihsel süreç içerisinde çeşitli bağlamlarda ele alan Fromm, güzel bir eser ortaya koymuş. Çevirinin de çok iyi olduğunu söylemeliyim.

Kitaptan bazı alıntılar:

 "İnsanın tarihi, itaatsizlik eylemiyle başlamıştır ve bir itaat eylemiyle sonlandırılması beklenmedik bir şey değildir" (9).

 "Düzenin adamı, itaatsizlik yeteneğini kaybetmiştir, itaat ettiği gerçeğinin farkında bile değildir" (17).

 "Toplumsal sistemlerin çoğunda, itaat, en önemli erdem, itaatsizlik ise en önemli günahtır" (25).

 "İtaat ettiğinin bile farkında değilken kim itaatsizlik edebilir" (26).

 "Düşünür, klişelere ve kamuoyuna itaatsizdir, mantığa ve insanlığa itaat eder. Çünkü mantık evrenseldir, tüm ulusal sınırları aşar ve mantığın peşinden giden düşünür, bir dünya vatandaşıdır; onun konusu, şu veya bu kişi değil, şu ya da bu ulus değil, insandır. Ülkesi, doğduğu yer değil, dünyadır" (28).

 "İnsan bir nesneye dönüştürüldüğü ve bir nesne gibi yönetildiğinde yöneticiler de nesneler haline gelirler ve nesnelerin iradesi, vizyonu ve planı olmaz" (44).

 "İnsan, kendi ürettiği makinelerin efendisi olacağına hizmetkârı haline geldi" (49).

Mutlaka okumalısınız. (Mahir) 
Erich Fromm, okumaya başladığınızda sizinle siyaset bilimi konuşuyor zannedersiniz. Olayı bir an da sosyolojik temellere oturtur. Oradan da sizi alıp bireyciliğe sürükler. Özellikle 'özgürlük' kavramına ilişkin tespitleri bu disiplinlerarası yaklaşımından dolayı çok zengin içerikli. Beni cezbeden şey de buydu bu kitaba başlarken. Özgürlük kavramına olan düşkünlüğüm...
Daha en başta zaten kitabın kapağında bir soru karşılıyor bizi;
"Özgürlük neden otoriteye 'hayır' demektir?"
Bu soruya ben de bir iki soru eklemek istiyorum:
"Sadece otoriteye hayır diyince mi özgür olabiliyoruz?" ya da " Özgür olabilmek için illa otoriteye hayır mı demek zorundayız?" Fromm bu kitabında 4 başlık altında bu ve bunun türevleri olan bütün sorulara cevaplar sunmuş bizlere.
İnsanın tarihi bir itaatsizlik eylemiyle başlamıştır ve Fromm'a göre bu tarihin sonunu getirecek olan 'itaat'in kendisidir.
İtaatsizlik kavramını ele alınırken Fromm ' Toplum neden itaatsizliği ahlaksızlık olarak niteler?' diye başlamaz. Toplumu oluşturan bireylere bakar ve 'Neden birey itaat etmek ister, neden hayır diyemez?' sorularına cevap bulmaya çalışır.
İtaat kavramını farklı yönlerden ele alırken bunun teslimiyetten farklılaştığını söyler; " Bir insana, kuruma ya da güce yönelik (dışadönük) itaat boyun eğmedir." Bunun anlamı da insanın kendi özerkliğinden vazgeçmesi, kendi iradesi ve yargısı yerine yabancı bir güç tarafından yargılanmayı ve onun iradesini kabullenmesidir.
"Kişinin kendi aklına ya da inancına itaat etmesi ise (içedönük itaat) bir boyun eğme değil, onaylamadır." Kendi inanç ve yargısı gerçekten kişiye aitse onun bir parçasıdır.
Fromm'a göre itaatsizlik için bir insanın yalnızlığa, yanılgıya ve suça yönelik cesaretinin olması gerekir. Ama bizde nerede bu tarzda bir insan görseler hemen başka şeyler yöneltirler onlara; asi, serseri, bencil, kafasının dikine giden, uyumsuz tiplemeleri olurlar birden. Toplumdan dışlanırlar. Yalnızlığa yönelik cesareti olması gerekir derken Fromm belki de kastettiği budur. Bunun içinde kitaptan en sevdiğim cümleyi bırakmak istiyorum buraya. Körlemesine bir asilik değil, içi dolu bir itaatsizlikten bahseder Fromm; " Bir asiden değil, bir devrimciden bahsediyorum..." der.
Son olarakta insana bireyin kendisini sorgulattırır. Eğer siz de kendinizi sorgulamak, aslında asi olmadığınızı, yaptıklarınız sadece topluma ters düştüğü için sizi itaatsizlik olarak nitelediklerini farklı ve çok daha etkili bir bakış açısıyla görmek istiyorsanız kesinlikle okumalısınız bu kitabı. Nedensiz asi misiniz? Ayık itaatsiz mi? Hoş, itaatsiz misiniz ya da?.. (Saliha Uludağ) 
Gelo çima şiyar nabî...: Kitap "Özgürlük neden otoriteye 'Hayır' demektir ?" sorusuyla başlar ve yaşamın itaatçi,itaat ettirenin üzerinden sorgulamaya başlar insanı...

Yaşamın asıl kaynağı olan insan , her şeyin bir döngü olmasına sebep olmuştur. Bu döngülerin kurucuları olmuştur.Bu döngüleri bir akım gibi düşünürsek , bu akımın kişiden kişiye farklıymış gibi görünmesi ama asıl özünden bir şey farketmediğine şahit oluruz. İtaat ettirme kavramı , bu döngünün sürekli devam etmesinde baş gösteriyor. Kimse itaat ettiğini görmüyor ama itaat ediyor. Yazarın en sert eleştirisi kişinin bu döngüdeki duruşu ve bu durumdan memnuniyet göstermesidir.

Erich Fromm, kitaplarından alıntı yaparak dile getirdiği
yazar/bertrand-russell da insan ruhunun daha değerli olduğunu aktarır. Bu alıntısında ise düşüncenin gücünden söz eder. İnsanın değişimi düşünmesiyle başlar. gonderi/136864486

Yazarın yaşama , topluma , insana karşı tepkisi haklı ve yerinde olmuş. Kitabın tartışılacak çok yönü var. Ama detay vererek düşüncelerimi dayatmak istemiyorum. Özgür bir benliğe kavuşmak isteyen birey kendi düşüncelerini oluşturacak ve öğrendiği düşünceyi kendi çabalarıyla hayatına uyarlayacak. O yüzden bu kitap okunduktan sonra üzerine fikir beyan edilir, tartışılır...
Kitaptan sevdiğim bir alıntı ;

"Tüm servetimize rağmen yoksuluz çünkü çok şeyimiz var ama biz küçüğüz..."
Bu cümleyle varlığımı sorguladım. Çıkardığım sonuç ise , insana sevgi besleyen bir kalp...

Ve sevdiğim Kürt sanatçının şarkısından alıntı ;
Her tişt vir e, dinya fanî
Te çi birî te çi anî
Te xwendiye bi çend zimanî
Gelo çima şiyar nabî...
----
Her şey yalan , dünya fani
Ne getirdin ne götürebilirsin
Okumuşsun kaç dilde
Acaba neden uyanmazsın... (Ronahî) 
--reklam--
İtaatsizlik Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - İtaatsizlik Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İtaatsizlik Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı 

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
Kendini Savunan İnsan
Sahip Olmak ya da Olmak
Sevme Sanatı
Özgürlükten Kaçış
Barışın Tekniği ve Stratejisi
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
Hayatı Sevmek
Sağlıklı Toplum
İtaatsizlik Üzerine
Özgürlük Korkusu
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
Umut Devrimi
Psikanaliz ve Din
Psikanalizin Bunalımı
Psikanaliz ve Zen Budizm
Rüyalar, Masallar, Mitler
Çağımızın Özgürlük Sorunu
Marx'ın İnsan Anlayışı
Yaşama Sanatı
Yanılsama Zinciri
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
Erdem ve Mutluluk
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
Tanrılar Gibi Olacaksınız
Olma Sanatı
Sigmund Freud’un Misyonu
İsa Dogması
İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
Çağdaş Toplumların Geleceği
Psikanalize Yeni Bir Bakış
Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
Dinleme Sanatı
Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
İnsan Olmak Üzerine
Çağımızda Kişilik Sorunu
İnsanlık Başarabilecek mi?
Die Kunst des Liebens
Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Psixoanaliz ve Din
Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
"... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
"Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
“karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
“Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır.
Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir.
Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir.
Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
" Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/itaatsizlik-uzerine-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)