# Kaçak Yolcu - Adem Özköse Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kaçak Yolcu kimin eseri? Kaçak Yolcu kitabının yazarı kimdir? Kaçak Yolcu konusu ve anafikri nedir? Kaçak Yolcu kitabı ne anlatıyor? Kaçak Yolcu kitabının yazarı Adem Özköse kimdir? İşte Kaçak Yolcu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kacak-yolcu-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-18T02:51:40+03:00
- Güncelleme: 2022-02-18T02:51:40+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/18/adem-ozkose-kimdir-adem-ozkose-kitaplari-ve-sozleri-155496.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Adem Özköse 
 Yayın Evi: Pınar Yayınları 
 İSBN: 9789753524544 
 Sayfa Sayısı: 180 

Kaçak Yolcu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yolculuk sadece gitmek demek değil; aynı zamanda var olmaktır.Arkanızda gezilmiş şehirler, upuzun yollar, bambaşka ülkeler ve birbirinden farklı insanlar bıraktıkça var olduğunuzu,hayatı doya doya yaşadığınızı daha fazla hissedersiniz. Bundandolayı insan gitmelidir. Hiçbir özel hedefi olmasa bile sadece varolmak için gitmeli ve yeryüzünün farklı diyarlarında kendi varoluşöyküsünün peşine düşmelidir. Çünkü yollar “hayat” denilenbilmeceyi çözebilmek için insana üst üste kapılar açar.
Ben de bu gizemli bilmecenin izini sürmek için her fırsattayollara düştüm. Bazen haber için, bazen bir belgesel için, bazen de sadece gitmek için gittim. Fakat yaptığım bu yolculuklar arasındabenim için en unutulmaz olanı 2006 yılında İstanbul’dan Afganistan’a yaptığım kaçak yolculuktu. Her ânı macera doluolan bu yolculuğu bir gün mutlaka kaleme alacağım düşüncesiyle hep içimde tuttum. Yıllar geçse de her hatırlayışımda beni heyecanlandıran,dost meclislerinde her anlatışımda “bunu mutlaka yazmalısın” diye cesaretlendirildiğim kaçak yolculuğumsonunda bir kitap haline geldi. Yazmak içim bilgisayarın başına her oturuşumda kelimeler adeta parmaklarımın arasından kayarakönce cümlelere, sonra da kitap sayfalarına dönüşüyordu.
Yazarken kaçak olmanın stresini, şahit olduğum acıları, yolculukesnasındaki sevinçlerimi tekrar yaşadım ve kitapta anlattığım insanlarla sanki tekrar göz göze geldim.

Kaçak Yolcu Alıntıları - Sözleri
Geride beni hatırlayanların arkamdan tebessüm ettikleri, içten dualar gönderdikleri bir hayat bırakmak istiyorum. Ölümümle birlikte kapanmayan, kıyamet gününe kadar açık kalacak olan bir amel defteri oluşturmayı düşlüyorum.
Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünyada benim için huzur adası gibiydiler.
"Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünya da benim için huzur adası gibiydiler."

Kaçak Yolcu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Üniversiteye geldiğinde çok geç haberim olmuş. Nerdeyse koşarak dinlemeye gitmiştim. Konuşmasının son yirmi dakikasını dinleme şansım olmuştu. Bir yandan dinliyor, bir yandan telefonla kayıt ediyordum. İlk izlenimim sıradan giyimli, sıradan bir insan konuşuyor işte yönündeydi. Sonra konuşmasını dinledikçe anlattıkları ilgimi çekmeye başlamıştı. Söylediği cümleyi tam olarak hatırlayamasamda dünyanın en güzel şeyi bir mazluma umut olmak ve bunu onun gözlerinde görmektir gibi bir cümle kurmuştu. İşte yazarla tanışmam bu şekilde olmuş ve bu sözü duyar duymaz içimden mutlaka kitaplarını alıp okuyacağım diye geçirmiştim. Aldığım ilk kitabı bu oldu ve bu ilk kitabında da "Hayatın ancak mazlumlar için mücadele edildiğinde anlam kazanacağını düşünüyordu." cümlesi hoş bir tevafuk oldu. Kitaba gelecek olursak, insanın var oluş sancısına cevap bulduğu bir yolculuğu anlatmış. Farklı kültürlerden farklı ırklardan insanlar gözlemlenip okuyucuya aktarılmış. Savaşın hüküm sürdüğü, acının hakim olduğu, insanların öldüğü ve öldürüldüğü yerlerde insan kendini nasıl bulabilir sorusunun cevabıdır bu kitap. Düşünün ülkeniz sizle arasında okyanuslar olan ülkeler tarafından işgal edilmiş, sizde haklı olarak bu işgalci güçlere karşı savaşıyorsunuz. Onlar ise sizi dünyada kırmızı bültenlerle arıyor, terörist olarak lanse ediyor fakat istediğiniz tek şey işgalci ABD, Rusya gibi devletlerin kendi topraklarına dönmeleriydi. İşte yazar, aynı zamanda seyyah, bu bölgelere gitmek istiyor. Buralara gitmeye izin çıkmayınca kaçak yollardan gidip gözlemliyor. Gazeteci kimliği ile de tanınan yazar, sağlam tasvirleri ve sade bir dille okuyucuya bu kaçak yolculuğunu anlatıyor. Daha önce kimsenin anlatmadığı bölgeleri ve coğrafyaları anlatması yönünden tektir. Aynı zamanda birliğin ve beraberliğin insanlara yardım etme fikirlerinin aşılanmaya çalışıldığı bu kitabın daha fazla okuyucuyu hak ettiği kanaatindeyim. Sevgiyle kalın... (Samet Koçyiğit) 
Yolculuk sadece gitmek demek değil; aynı zamanda var olmaktır. Arkanızda gezilmiş şehirler, upuzun yollar, bambaşka ülkeler ve birbirinden farklı insanlar bıraktıkça var olduğunuzu, hayatı doya doya yaşadığınızı daha fazla hissedersiniz diyor yazar.
Kitapta Türkiye'den Afganistan'a yaptığı kaçak yolculuğu anlatıyor. Yolculuk macera dolu olaylarla geçiyor. Kısa sürede bitirilebilecek akıcı bir kitap. İyi okumalar... (Lavantasever) 
Hala Adem Özköse'in kitaplarını okumamış insanlar var. Şaşılacak şey.
Üç ülke gezip, seyyah edesıyla yarısı fotoğraf olan kitaplar yok satıyor ama dolaşmadığı müslüman ülkesi neredeyse kalmamış kişilerin kitapları tanınmıyor bile!
Aa doğru savaş, kan, gözyaşı ülkeleri niye okuyalım ki? İlk ağızdan onların hayatlarını anlatan bir gazetecinin kitaplarını niçin bilelim ki?
Neden sitem ediyorum bilmiyorum. Ama öyle.
Kitaba gelirsek; kitap yazarın ilk kitabı değil. Dolaştığı, ulaşılmaz denilen komutanlar ile konuştuğu, birinci ağızdan dinlediği yabancı mühtedilerin yürek dayanmaz hayat hikayelerini yazdığı, inanılmaz zor, garip, kaçak, yollardan müslüman ülkere seyahat ettiği, başka bir yerde, bir filmde, bir romanda bulamayacağınız başka coğrafya insanlarının saklı hikayelerinin ortaya çıktığı başka kitapları da var.
Bu kitaba gelirsek; adına paralel: kaçak olarak yapılan bir Veziristan yolculuğunu anlatıyor.
Adem Özköse, özgürlüklerine düşkün, İngiliz sömürgesine boyun eğmeyen tek yer olan Afganistan'da bulunan Veziristan'a gitmek istiyor.
İstanbul'dan vize istiyor vermiyorlar. Ankara'dan istiyor. Cevap ret.
Kaçak yolla gitmeye karar veriyor ve zorluklar, ilginçlikler ile dolu yolculuğu başlıyor.
Tek nefeste okudum. Kesinlikle okuyunuz.
Afganistan'ı severdim, şimdi gitmek için yanıp tutuşuyorum. Hayal. (N. E. A.) 

Kitabın Yazarı Adem Özköse Kimdir?
Gazeteci, yazar. 1978 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Gazeteciliğe 2004 yılında Vakit gazetesinde başladı. Başta Irak, Afganistan, Patani, Keşmir, Suriye, Güney Lübnan, Gazze, Arakan, Darfur ve Moro olmak üzere dünyanın birçok savaş ve kriz bölgesinde gazetecilik yaptı.

2007-2011 yılları arasında Suriye’nin başkenti Şam’da dört sene kalarak Gerçek Hayat dergisinin Ortadoğu Temsilciliği’ni yürüttü. Sancaktar dergisini çıkaran kadroda yer aldı. Diriliş Postası’nda günlük yazılar yazdı. Dünyanın dört bir tarafına yaptığı uzun yolculuklar belgesellere dönüştü. Bu belgeseller başta TRT olmak üzere birçok televizyon kanalında gösterildi. Kitapları farklı dillere çevrildi.

ESERLERİ:
Cennete Otostop (2011, 2017), Söz Direnişçilerde (Söyleşiler, 2011), Ümmet Coğrafyası (Gezi, 2017), Seyyah (Gezi, 2014), Rotamız Alem-i İslam (Gezi, 2017), Kaçak Yolcu (Gezi, 2017), Esir & Gerçek Bir Esaret Hikayesi (Roman, 2019)

Adem Özköse Kitapları - Eserleri
Cennete Otostop
Kaçak Yolcu
Esir
Ümmet Coğrafyası
Seyyah
Söz Direnişçilerde

Rotamız Alem-i İslam
Sefer

Adem Özköse Alıntıları - Sözleri
Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve Sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz. (Rotamız Alem-i İslam)
Hilafet’in sona ermesine rağmen Türkiye’nin İslâm dünyasındaki etkisi hala devam ediyor.
~Morolu bir Müslüman~ (Ümmet Coğrafyası)
'Müslüman bir direnişçi savaşırken asla İslâm'ın sınırlarını, ölçülerini çiğnememeli. Çünkü ölçüsüz cihad olmaz.' (Ümmet Coğrafyası)
Mülteci kamplarındaki çocukların her biri gözüme tıpkı bataklıkta açmış bir çiçek gibi gözüküyor. Kamplardaki şartlar nasıl olursa olsun çocuklar güldükçe sanki kampları bir bahar havası kaplıyor. Bu kamplarda tebessüm etmek özgürlük; tebessümü ve umudu kaybetmekse gerçek esarettir. (Sefer)
Niçin Müziği bıraktın Müslüman olduktan sonra? İslam'ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsun?

Alman Julia Jawairiyah(Hanımefendi):
Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur'an okumak ve dinlemek. (Cennete Otostop)
Çocuklara işkence edenler, insanları acımasızca öldürenler küçük bir kuşa merhamet eder miydi ? (Esir)

"Bulmak, keşfetmek için çıktığım seyahatlerde yolda olmak daha da anlamlı hale gelmeye başlamış, yollar düşünsel arayışımız güç vermişti. Dervişlerin pirlerinden Feridüddin Attar'ın dediği gibi belki de "Menzili maksud yolculuğun ta kendisiydi." (Sefer)
Batı insanların hayatlarını kolaylaştırmak için gerçekten iyi imkânlar ve güç markalar üretmiş. Fakat hep daha fazla kazanıp daha fazla tüketmek insan için asla gerçek gaye olamaz. Çünkü insanın hayatı anlamlandırabilmesi için her şeyden önce insani, vicdani ve ilahi amaçlara sahip olması gerekir. (Sefer)
Abdülhamid’in torunları Filistin’i, Kudüs’ü asla terk etmediler ve etmeyecekler… (Ümmet Coğrafyası)
Sınırsız özgürlük mü, sınırlı ve düzenli bir hayat mı?
Red Light Districh'i gördükten sonra uzun uzun özgürlük üzerine düşündüm. İslam'a göre insan sınırlarını bildikçe özgürleşirken bugünkü Batı medeniyetine göre sınırlarından kurtuldukça özgürleşiyor. Oysaki insan kendi benliğini, evini, toprağını ancak sınırlarına önem vererek koruyabilir. Sınırları aştığında rahatsız ve huzursuz olur; sınırlarına tekrar geri döndüğünde rahatlar. Sınır insan için aslında vazgeçilmez bir kalkandır. Fakat bu meselede Batı'nın ahlâki sınırsızlığına dikkat kesilip kendimizi de temize çıkaramayız. (Sefer)
Amman Batılılar tarafından Âlem-i Islam'ı bölüp parçalara ayırmak için uygulanan ulusçu projelerin doğurduğu bir şehirdir. Ulusçu zihinler ancak Amman gibi şehirler kurabilirler. Ümmetçi zihinler ve kalpler ise Saraybosna, İstanbul, Şam-ı Şerif ve Kudüs gibi şehirler... (Seyyah)
"Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünya da benim için huzur adası gibiydiler." (Kaçak Yolcu)
Hayatımda ilk ezan sesini Nil Nehri'nin kenarında gezinirken duydum. Ezan okunurken neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamızi etkilediği gibi beni de çok etkiledi. O an içimden Allah'a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah'a secde ettim. (Cennete Otostop)

“Yavaş yavaş ölürler,
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını değiştirmeyen ve genişletemeyenler…” (Sefer)
Batılı emperyalistler Islam dünyasını terk ederken arkalarında da yerli dostlarını bıraktılar. İslam topraklan yıllarca bu diktatörler eliyle esir alındı. Müslümanların tarihi, kültürü , değerleri aşağılandı, hakir görüldü. Topraklarımızdaki zenginliklerimiz yağmalandı , sömürüldü. Ümmet-i Muhammed'in kutsalları çiğnendi, özgürlüklerine prangalar vuruldu . Kimiülkelerde askeri ve siyasi, kimi ülkelerde de kültürel ve fikri kuşatmalar oluşturuldu. Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi . Bütün bunlara başkaldıranlar ise ya hapsedildi ya da idam sehpalarına gönderildi .
Fakat İslam topraklarına musallat olan sömürgeciler her şeyin aslına rücü edeceğini unuttular. Hangi mesafeleri kat
ederse etsin, hangi engellerle karşılaşırsa karşılaşsın suyun bir gün yatağını bulacağını hiç hesaba katmadılar. Ümmet Coğrafyası'nın halkları , aralarına sınırlar konulan kardeşler sonunda sessizliklerini bozdular. Kahire'den, Şam-ı Şerif'den,
İstanbul'dan, Gazze'den, Bingazi'den yükselen özgürlük çığlıkları İslam dünyasının yüzyıldır süren suskunluğunu sonunda yerle bir etti. Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı. İslam dünyası küllerinden yeniden doğmaya , dirilmeye başladı. Artık rüzgar tersine dönüyor. Bir çağ kapanıyor ve yeni bir çağ açılıyor. Teslimiyet kültüründen direniş kültürüne geçiliyor. İslam dünyasının minarelerinden özgürlük sesleri yükseliyor. Yıllardır ezilen Müslümanlar adalet temelli yeni bir İslam dünyası kurmak istiyorlar. Müslüman
halkların kararlılık ve cesareti tarihin kapılarını yeniden zorluyor. (Ümmet Coğrafyası)
Kendi olamayan insanların başkası olmaya çalışırken nasıl da komikleştiklerini seyretmek insanı güldürse de aslında acı vericidir. (Seyyah)
“Dünya İslamla özgürleşecektir”

Çakal Carlos (venezuela’lı aktivist-halen fransız hapishanelerinde) (Söz Direnişçilerde)
İslam'a girdikten sonra Müslümanlara dair hiç hayal kırıklıklarınız oldu mu?

- Evet, hem de çok. Önceleri, Müslümanların hepsinin kapitalizmin sunduğu hayat tarzına karşı çıktıklarını düşünüyordum. Fakat Müslüman olduktan sonra tanıştığım Müslümanların bazılarının yaşamları beni şaşırttı. Bir Müslüman hem İslam'a inanip hem de nasıl bu kadar lüks yaşayabilir? Bunu aklim bir türlü almıyor. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) hayatı boyunca hiç lüks yaşamadı. İsa Mesih de aynı şekilde lüks yaşayanların sonlarının iyi olmayacağı ni söylüyor. İkinci hayal kırıklığım ise Müslümanların Kur'an'ı çok az okumaları oldu. Bu da beni oldukça şaşırtıyor. Çünkü Allah bize sürekli olarak Kur'an okumamızı, ancak Kur'an okuyarak doğru yola ulaşabileceğimizi haber veriyor. (Cennete Otostop)
'İstanbul sadece bir şehir değil; aynı zamanda bir manadır... Âlem-i İslâm'ın geleceği de, yüzyıl önce elimizden alınan İstanbul'un sahip olduğu bu manada gizlidir.' (Rotamız Alem-i İslam)
Çocukların katledildiği dünyada biz yaşamasak da olur (Esir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kacak-yolcu-adem-ozkose-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)