Kaçan Ayna - Giovanni Papini Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Kaçan Ayna kimin eseri? Kaçan Ayna kitabının yazarı kimdir? Kaçan Ayna konusu ve anafikri nedir? Kaçan Ayna kitabı ne anlatıyor? Kaçan Ayna PDF indirme linki var mı? Kaçan Ayna kitabının yazarı Giovanni Papini kimdir? İşte Kaçan Ayna kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Giovanni Papini

Çevirmen: Şadan Karadeniz

Çevirmen: Mukadder Yaycıoğlu

Orijinal Adı: Lo Specchio Che Fugge

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları

İSBN: 9786059658478

Sayfa Sayısı: 104

Kaçan Ayna Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Buenos Aires varoşlarında bir mahallede, Trajik Gazete ile Kör Pilot’u, kötü bir İspanyolca çevirisinden okuduğumda on bir-on iki yaşlarında olmalıyım.

Ne olursa olsun, kişisel bir yaşantıya gönderme yapmak istiyorum. Şimdi, öylesine uzak olan o sayfaları hayranlıkla, gönül borcuyla yeniden okurken, kendi bulduğuma inandığım, kendi biçemimce uzamla zamanın başka noktalarında yeniden işlediğim masallar buluyorum onlarda.

Papini’nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler, insanın melankoliye ve alacakaranlığa eğilimli olduğu bir çağın ürünleridir, ama günümüzde sanat onları değişik kılıklara bürüse de, melankoli ile alacakaranlık yitip gitmiş değildir.”

Jorge Luis Borges

Kaçan Ayna Alıntıları - Sözleri

  • "Kimsin sen?" Bu soruyu yanıtlamaya çalışmış mıydım hiç? Kendi kendime kim olduğumu itiraf etmek hiç aklıma gelmiş miydi? Adımı, yaşımı, yurdumu, boyumu posumu biliyordum, ruhumu ise çok daha az...
  • Düşünüyordum, durmadan düşünüyordum. Uyurken bile düşünüyordum.
  • Artık başkalarında değil, yalnızca kendimde yaşıyordum.
  • Çoktan ölmüşüm, beni gömmeye gelmelerini bekliyormuşum gibi geliyordu bana.
  • Hep kendi kendimle yaşamaktan yoruldum artık. Yirmi dört yıldır kendi kendimin eşliğinde yaşıyorum. Yeter artık:İyiden iyiye sıkıldım.
  • İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur;sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler.
  • Bu sabah oldukça geç saatte, tuhaf bir duyguyla kalktım. Çoktan ölmüşüm, beni gömmeye gelmelerini bekliyormuşum gibi geliyordu bana.
  • İnsanlar geleceği düşünürler, gelecek günler için yaşarlar, sürekli olarak bugünleri gelecek olan yarına feda ederler. Her insan, yalnızca öngördüğü, beklediği, umduğu şey için yaşar.
  • Daha şimdiden başka bir dünyaya aitmiş gibi duyumsuyorum kendimi, çevremi kuşatan her şeyin geçmiş, bitmiş, artık benim hiç ilgimi çekiyormuş gibi dile getirilemez bir görüntüsü var.
  • Yeniden karşılaşmalara, utkulara, yükselişlere, unutmalara umut bağlayan yarın olmasaydı, insanlar yaşamaya razı olmazlardı. Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi.
  • Bambaşka bir yaşam düşlüyorum Ölmemek için öleceğim.
  • Kimsin sen? Ben başkalarının kendisi için var olmadığı biriyim.
  • Yaşamı seviyordum, olabilecek en yüce, en güzel yaşamı, ama onu çevremde görmüyordum,başkalarına göre hali vakti iyi olanlarda bile.
  • Gelecek, gelecek olarak var olamaz;gelecek bir yaratıdan, şimdinin bir parçasını oluşturmaktan başka bir şey değildir;bu yaşama, bu tedirgin, bu hüzünlü, bu acılı yaşama, günden güne kaçan, uzaklaşan bu gelecek uğruna katlanmak, bu saçma sapan yaşamın en acı saçmalığıdır.
  • "Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler..."

Kaçan Ayna İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kaçan Ayna kitabı, içerisinde on öykü bulunan bir hikaye kitabıdır. Her öykü birbirinden bağımsız ve farklı anlamlar içermektedir. Bunlara sadece sıradan öyküler demek mümkün değil. İnsanın geçmişiyle geleceğinin karşılaşmasının nasıl bir durum olacağından tutun; ölmeden, kişinin kendisini nasıl öldürdüğünü, insana biçilmiş kalıplar yüzünden kim olduğunu unuttuğunu ve kendisini nasıl tanımaya çalıştığını, sıradan ve hiçbir şekilde plansız ve olumsuz bir durumla karşılaşılmayan hayatın gerçekten de insan için mükemmel bir hayat olup olmacağını sorgulatan, güzel hikayelerden bahsediyoruz. İnsanın kendisini tanıması ve bilmesi adına sorulmuş sorular ve içsel çatışmaları, biz okuyucuya o kadar gerçekçi aktarılmış ki okuyanın, durup düşünmeden geçmesi mümkün olmuyor. Bu yüzden sadece hikaye kitabı demek, bu kitap için haksızlık olur. Kesinlikle herkesin en az bir kere okuyup nelerin peşinden, ne için koştuğunu ve neler için üzüldüğünü tekrar bir düşünmesi gerekir. Giovanni Papini ile tanışmam Kaçan Ayna kitabı sayesinde oldu. Burdan da bu yazar ve kitapla tanışmamı sağlayan h_umut ‘ a ayrıca teşekkür ediyorum. Ve Kaçan Ayna öyküsünden bir alıntıyla incelememi noktalıyorum: ‘Gelecek, gelecek olarak var olmaz; gelecek, bir yaratıdan, şimdinin bir parçasını oluşturmaktan başka bir şey değildir; bu yaşam, bu tedirgin, bu hüzünlü, bu acı yaşama, günden güne kaçan, uzaklaşan bu gelecek uğruna katlanmak, bu saçma sapan yaşamın en acı saçmalığıdır.’ (Tuğba)

Gözlerimi açtım. Neredeyim? Uyurken yatağımdaydım. Evimde! Şu an yemyeşil bir ormandayım. Bu nasıl olabilir? Anlam veremedim ilk önce. Anlamaya çalıştım. Şaşkınlık... Yerini korku aldı bu sefer. Sakin ol... Sakin kal! Derin derin nefes aldım. Etrafa baktım. Kimse yok. Yalnızım. Nasıl geldim ben buraya? Sorular... Sorular... Yaklaşık on dakika boyunca düşündüm. Sorular sordum. Sonra Sakinleştirdim kendimi. Ayağa kalktım. Tam karşımda duran ağaçta bir kağıt gördüm. Merak ettim. Baktım kağıda. “ BEN KİMİM? ”Evet. Yazan buydu sadece. Anlayamadım. Neyse dedim. Bir oyunda mıyım? Kim oynuyor bu oyunu bana? Ne istiyorlar benden? Gözlerim doldu. Ama kendimi tuttum. Ağlamak en son olacak şey olmalıydı bu bilinmezliğin içinde... Kafayı yemek üzereydim. Sakin ol. Ağlama sakın. Hep yaptığın şeyi yapma. Ağlama! Bu bir oyunsa ve sen ağlarsan kaybedersin. Biraz rahattım şimdi. Derin nefes aldım. Yola devam ettim. Otlar boyuma geliyordu. Ellerimle kenara iterek yürümeye devam ediyordum. Başka bir kağıt ilişti elime. Aldım ve okudum:” GEÇMİŞİNİ SEVİYOR MUSUN?” Bu soru banaydı. Ne garip. Benden cevap mı bekleniyordu? Ama kim? İstemsizce düşünmeye başladım. Sahi geçmişim nasıldı? Seviyor muydum? 19 yaşındaki Ben'i düşündüm. Hayatı öğrenmeye başladığım yaştı. Yaşıtlarım başka şeylerle uğraşırken, ben kendimden büyük şeylerle boğuşuyordum. Farkında değil hiçbir şeyin o Sema. Saf... Şimdi o Sema'ya ulaşsam. Sarssam onu. Kendine bak desem. İnsanlar desem. Görmüyor musun? Bu insanların sana ne yaptıklarını görmüyor musun? Kör müsün? Desem... Kim bilir belki de o kızı yok ederdim. Yürümeye devam ettim. Karşıma bir kulübe çıktı. Sevinç oldu içimde. Koştum. Kapıya vurdum. Açan yok. Israrla devam ettim fakat yok... Pencereye yöneldim. İçeriye baktım. İçeride en yakın arkadaşım oturuyor. Tıklattım pencereyi. Bağırdım, seslendim. Duymuyor, görmüyor beni. En sonunda geldi. Yaklaştı ve bir yabancı gibi baktı yüzüme. Sonra perdeyi çekti. Sinirlendim. Neden bu haldeyim? Ağlamamak için zor tutuyorum kendimi. Neden buradayım? Ne olacak? Etrafa göz gezdirdim. Hiç hayvan yok bu ormanda. Bu korkmama biraz engel oldu. Çünkü bu sahte bir ormanda olduğumun göstergesiydi. Kulübenin arkasına doğru yöneldim. Duvarda başka bir kağıt buldum. Okudum:” KİMİN İÇİN VARSIN?” Düşünüyorum sahi bu hayatta kim için varım? Arkadaşım bile istemedi beni. Kim için yaşıyorum? Kimse için... Sadece kendim için varım ve kendim için yaşıyorum. Bu böyle olmalıydı. Olmalı... Arkada bir yol var. Evet bu beni biraz sevindiriyor. Yola koyuluyorum. Dik bir yol bu. Zorlanıyorum çıkarken ve oldukça da susadım. Susama hissimi algıladıktan sonra bir çeşme çıkıyor karşıma. Hemen su içiyorum. Sonrasında bir kutu fark ediyorum. Kutuyu açıyorum. Yine bir not. “DÜŞÜNMEYE DEVAM ET. SÜRÜYE AİT OLMA! KENDİNİ HATIRLA!” Neydi şimdi bu? Ne demek istenmiş bunda? Düşünüyorum... Kendimi hatırlamaya çalışıyorum. Sahi kimdim ben? Gerçekten nasıl biriydim. Kaptırdım kendimi hayat yolculuğuna. İşe, insanlara, telaşlara... Burada anlıyorum. Bu sürünün insanlar olduğunu. Özümü yitirmeye başladığımı fark ediyorum. Tam o anda bir araba sesi duyuyorum. Simsiyah bir araba yaklaşıyor. Ürküyorum. Ama bir yere kaçamam. Belki de beni kurtarmaya geliyorlar. Umut oluyor içimde. Araba yanımda duruyor. Kapı açılıyor ve içinden ben iniyorum. Nasıl olabilir böyle bir şey? Evet! Bu benim. Başka bir ben! Ayna mı var arada? Hayır yok! Korkma diyor bana. Ben sana seni göstermeye geldim. Sana seni yani bizi anlatmaya geldim. Elime kağıt bırakıyor. Hızlıca arabaya binip uzaklaşıyor. Kalıyorum şaşkınlıkla ve tek başıma... Başlıyorum okumaya: “ Hep kendi kendimle yaşamaktan yoruldum artık. Yirmi dört yıldır kendi kendimin eşliğinde yaşıyorum. Yeter artık : İyiden iyiye sıkıldım. Yalnızca sıkılmak mı? Düşlerimde bile! Ardsız aralıksız yirmi dört yıl birlikte yaşadığım bu kendimden tiksindiğimi, iğrendiğimi, midemin bulandığını söyleyebilirsiniz. Sonunda, kendi kendimi bırakmaya hakkım olduğuna inanıyorum.” ( Sayfa 55 den alıntı.) Sahi gerçekten böyle mi düşünüyordum? Şaşırıyorum kendime. Bunu neden yapıyordum ki? Dayanamıyorum artık. Tutamıyorum kendimi ve iri taneler dökülüyor gözlerimden. Ayakta duramıyorum. Yere yığılıyor, oturuyorum. Düşünüyorum sadece. Kim olduğumu buldum artık. Anladım ki o yaşantının, kendime ait sandığım yaşamın, aslında bana ait olmadığını anlıyorum. Gerçek ben başka birisi, bunu biliyorum. Burada kalamam ama hava kararmaya başlıyor. Gecenin karanlığı bastırmak üzere. Kalkıyorum kalkmak için dermanım olmasa da... Devam ediyorum. Bundan sonra evime varınca ne yapacağımı biliyorum. Bu yaşantıya tamamen son vereceğim. Yok olacağım. Kararlıyım. Bileklerimi kesmek en iyisi... Yolda kocaman bir karton buluyorum ve şunlar yazıyor: “ Bedenine yaptığın o kesikleri tiksinmeden nasıl yapacaksın? Ruhun bunu hakediyor mu? Bu şekilde ölmeyi? Ruh her şeydir. O dünyada her şeyden üstündür.” Anlam veremedim bu yazılanlara yine... İleride tekrar bir karton ve şunlar yazmakta: “ Ruh her şey olabilir, ruh her şeydir, istemdir, dünyanın efendisidir. Ölmeyi istemek yeter, ama ciddi olarak, güçlü bir biçimde, sürekli olarak istemek, o zaman ölüm yavaş yavaş içimize yerleşir, her yanımıza işler, öyle ki, tek bir soluk öteye savurabilir bizi.”( Sayfa 42 den alıntı) O zaman anlıyorum ki; ölümün bu denli azar azar olmasının gerektiğini ve gerçekliğin de bu olduğunu. O anda bir ışık beliriyor. Ben bayılıyorum... Gözlerimi açtığımda tekrar yatağımdayım. Yattığım halimle... Rüya olduğunu düşünüyorum. Rüya bana bir şeyler anlattı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz, olmayacak! Ben eski ben olamam! Su içmek için mutfağa gidiyorum. Buzdolabında bana ait olmayan bir not var! Korkuyorum. Korkarak kağıdı elime alıp okuyorum :” HEPSİ BİR DÜŞ DÜŞ! DÜNYA BİR DÜŞ!” Sevgili dostlarım; Bu kitap beni böyle bir hale getirdi. Kitabı okursanız eğer bu anlattığım BEN’den sizde de olduğunu göreceksiniz. Görüldüğü üzere BEN'im bu kitap yani senin! Eklemem gereken son nokta yirmi dört yaş benim de yaşım. Etkilenme Sema hadi mümkün mü? Kitaplar hayata bomba indirmeye devam etsin! Kitapla kalın! (Esther. Sema)

Mütü kablel en temütü/ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ: Giovanni Papini’nin Şadan Karadeniz çevirisi ile okuduğum 116 sayfalık birkaç öyküden oluşan felsefik bakış açısına sahip, ölümü ,hayatı kendini sorgulayan bir kitap.. Papini, 1881 ‘de İtalya’nın Floransa kentinde dünyaya gelmiş, otuzlu yaşlarının sonlarına kadar kendini arayış içerisinde çelişkilerle dolu ,kendisi gibi düşünmeyenlere saldırgan bir tavırla ,tartışmacı bir şekilde eserlerini kaleme almış bir yazar.. Ergenlik yaşlarının başlarında ansiklopedi yazmaya girişmiş, Yunancası yeterli olmadığı için sonunu getirememiş, bir çok dergi çıkarmış,Bologna Üniversitesinin Dil bölümünde profesör ünvanıyla akademisyenlik yapmıştır.. Hayatının sonlarına doğru Katolik olmuş,ve Mussolini İtalyasının savunucularından biri olmuştur. Öldüğünde ardında tamamlanmamış pek çok kitap bırakmış ve eserlerinde kahramanlarından birine söylettiği gibi;- Belki elinde çiçekle mezarıma gelirsin ve sadece gülümsersin, gülümsüyor olman hiç bir şeyi anlamıyor olmanın delilidir der..Nedense gülünç geldi burası.. Kaçan Ayna kitabı içinde öyküler barındıran ,ölümü yaşamı,kendin olabilmeyi sorgulayan başarılı ve etkileyici bir üslupla kaleme alınmış bir eser.. Kitaba dair eleştiri anlamında söyleyeceğim söz çeviri noktasında olabilir.Çevirmen Şadan Karadeniz Osmanlıca düşmanı biri olarak-halbuki 1931 doğumlu kendisi ve kitabı 1999 ‘ da çevirmiş-türkçe kelimeler uydurmuşta uydurmuş..Sevmiyorum ben öyle anten kunten kelimeleri bana yağsız salçasız hasta yemeği gibi geliyor..Devinsel,tinsel,kestirim,sakınım,susku..Nedir ya bu uyduruk kelimeler yani beni rahatsız etti uyuz oldum diyebilirim.. Beni en çok etkileyen hikaye ;eldivenli Beyefendi’nin kendini ve hayatın anlamını aradığı satırlar oldu..Diyordu ki;ben çok güçlü bir varlığın düşlediği bir şey olmalıyım..Garip bir şekilde okurken rahatladım.. Özellikle de bir çok insanın içinde yaşadığı günleri, gelecek günlerdeki umut ve beklentilerini getireceği için değer verip yaşadığı tesbiti etkileyici ve herşeyi öteleyip bırakıp gitme isteği uyandırıcı .. Haluk Bilginer’in söylediği birşey geldi aklıma bu satırları okurken.İnsanlar yarım gün çalışsınlar öğleden sonraları dere kenarlarına inip resim yapıp müzik dinlesinler,hiç akıl kârı bir şey mi 20 yıl bir borç altına girip bir ev sahibi olmaya çalışmak diyordu..Haklı.. Gelecekte yapay zekanın geleceği noktada,insanlar haftada ortalama sadece 20 saat çalışacaklarmış.. Şimdi tam anımsıyamıyorum kim olduğunu..Elif Şafak’ın Yalnızlık isimli kitabında ünlü yazarlardan birinin fikirleri geldi aklıma..Sanayi İnkılabı insanların toplumların üzerine kabus gibi çöken ,tüm bireysel gelişim zamanlarını baltalayan bir devrim ve bir yere fabrika yapılmasına oradaki insanların felaket gelmiş gibi üzülmeleri gerekirken sevindiklerini ve garip bulduğunu söylüyordu..Haklı bence de..Düşünün ki Papini’nin Saçma Sapan hikaye isimli öyküsünde yazar yoldan geçen bir adamı durduruyor bana acil hikaye konusu gerek hayatını anlat diye rica ediyor..Adam bir başlıyor hayatını anlatmaya..Türkiye’de her baba kızını böyle bir adamla evlendirmek ister,Olaysız,ziyansız bir adam ve yaşam..Orada benim dikkatimi çeken ve burada bahsetme sebebim ise; hayatı boyunca yaptığı işi anlatırken kullandığı tanımlama kelimeleri..İşim biraz sabır gerektiren ve zor olmayan bir iş ve sen bir kırk yıl seni hiç bir şekilde geliştirmeyen bir iş yapıyorsun..Korkunç... Güzellik ;bir gün bitecek Gençlik;bir gün geçecek Ömür;ne kadar çabalarsan çabala,içinde bulunduğun aile ve çevrenin toplamısın.. Bazı insanların izm ve ideolojilerle,inançlarla işi olmaz..Hayata sıkı sıkıya buralardan tutunamazlar..Hayatta;iş,okul,aile bunların hepsinin bir oyalayıcı olduğunun farkındadırlar.. Ölümü en çok merak edenler de ve isteyenlerde hayattan en çok haz alan insanlardır aslında..Düşününsene, hapşurma isteği geliyor kısa aralıklarla..Tüm metabolizmanız hazırlanıyor bu refleks eyleme..Geldi,geldi yükseldiniz nefes hep aldığınız havayı kesik kesik alıyorsunuz ve tüm beden sümkürür gibi boşalıyor..Sonra durağanlaşıyoruz..Yaşamak ama gerçekten yaşamak,hapşurmak gibi olabilir,ardından durağanlaşmak da hazların sonu.. Kaçan Ayna ben de giderek fikri sabitleşen bir insan olma yolumda daha öncede ilgimi çekmiş olan minimalist yaşam felsefesini daha bir ciddiyetle düşünmekten öte eyleme geçirmek yönünde katkı sağladı diyebilirim.. Kaçan Ayna kitabı bana tasavvufî bir bakış açısını hatırlattı sürekli.. En değerli şey;hiçliktir ve bir an önce bu gerçeğini kabul et..Bu hepimizin hayatında düstur olmalı diye düşünenlerdenim.. Bir gün öleceksin, sevdiklerini sevmeye devam edeceğin ne gözün ne kalbin ne işitmeye kulağın kalacak.. Ölmeden önce ölünüz sözü,dünyanın çok daha yaşanılası bir yer olmasını sağlayacak ve idrak edildiğinde ölümsüzlüğü isteyen insan fıtratına en elverişli yaşam tarzı .. Bu incelemeyi buraya kadar okumayı başarmış okurlara birşey sormak istiyorum,size de oluyor mu,artık tüm kitaplar birbirinin devamı gibi gelmeye başlaması, daha önce başka başka sayfalarda bu ve diğerlerini başka kelimelerle okumuştum sanki tanıdık ve usanç duyma duygusu..Bu benim için yeni bir hal..Bakalım nasıl bir noktaya taşıyacak beni.. (Umay Han Atayurtta)

Kaçan Ayna PDF indirme linki var mı?

Giovanni Papini - Kaçan Ayna kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kaçan Ayna PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Giovanni Papini Kimdir?

Giovanni Papini, İtalyan yazarı (Floransa 1881 - 1956). Kendi kendini yetiştirdi, ateşli, kırıcı ve aykırı düşünceli bir polemikçiydi. Birçok öneli topluluk ve dergi kurdu: Leonardo (1903-1907), L'Anini a (1911), La Voce (1912), Lacerba (1913-1914). Birçok çelişik teoriyi benimseyip bıraktıktan sonra, gösterişli bir şekilde Katolikliğe geçti. Ama kendi düşünce tarzına ters düşen nazariye veya insanlara karşı kavgacı tutumunu değiştirmedi.

Giovanni Papini Kitapları - Eserleri

  • Gog
  • Kaçan Ayna
  • Bitik Adam
  • Düşsel Konçerto Cilt 1
  • Düşsel Konçerto Cilt 2

Giovanni Papini Alıntıları - Sözleri

  • Yeniden karşılaşmalara, utkulara, yükselişlere, unutmalara umut bağlayan yarın olmasaydı, insanlar yaşamaya razı olmazlardı. Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi. (Kaçan Ayna)
  • ..düşünce asla durmaz. Kapatılan son sayfa yeni bir oyunun başlangıcından başka bir şey değildir ve çıkılan her zirve başka uçuşlar için kullanılan bir tramplendir. (Bitik Adam)
  • Eğer siz daha zeki olmazsanız, birbirimizi asla tam olarak anlayamayız. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
  • Sadece odamda değil bütün evrende, hiçliğin ortasında tamamen yalnızmışım gibi hissediyordum. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
  • Yüce ruhların dilinde uyku ahmaklığın ve hatanın, uyanış ise zaferin ve gerçekliğin eş anlamlısıdır. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
  • Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım. (Bitik Adam)
  • Bazı akşam, şehirlerde itişip kakışan insan sürülerinden nefretim beni o kadar boğuyor ki, yeryüzünü kesin olarak bunlardan kurtarmak için bir çare var mıdır diye araştırmaya kalkışıyorum. (Gog)
  • Nasıl oluyor da insan, vücudunun her tarafını, parmaklarının uçlarına kadar kapatıyor da en mühimi olan yüzünü açık bırakıyor? Azamızı hicabımızdan veya utancımızdan kapatıyorsak, çoğu zaman en az güzel ve en az muntazam olan suratımızı gizlemiyoruz. (Gog)
  • - Ben öğrenmek isteyen bir cahilim. (Gog)
  • İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur;sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler. (Kaçan Ayna)
  • "Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler..." (Kaçan Ayna)
  • Ben sıradan bir insanım, her ne pahasına olursa olsun sıradan olmayan bir hayat, kesinlikle sıra dışı bir hayat yaşamak isteyen korkunç derecede sıradan bir insanım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
  • Yanlış bir gezegene gelmiş olmamdan korkuyorum. Burası bana çok dar geliyor. Benim için istediğim kadar yer yok. (Gog)
  • "Çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim." (Gog)
  • Ama iyice düşündüm. Dünyanın hiçbir yerinde, şu anda, erkek veya dişi, görmek istediğim, özlediğim kimse yok. (Gog)
  • "...kim seni, benim seni sevdiğim kadar sevecek ki?" (Düşsel Konçerto Cilt 1)
  • Bambaşka bir yaşam düşlüyorum Ölmemek için öleceğim. (Kaçan Ayna)
  • Her şeyi içinde barındırır ruh; geçmişin hatırasını da, başkalarından en çok saklananları da. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
  • Şeytan'dan daha bağışlayıcı bir varlık hiç tanımadım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
  • “ İnanılmaz bir sezgi durumu yüzünden sakin hayatımı altüst eden bendim. “ (Düşsel Konçerto Cilt 2)