# Kadın ve Aile - Vladimir İlyiç Lenin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kadın ve Aile kimin eseri? Kadın ve Aile kitabının yazarı kimdir? Kadın ve Aile konusu ve anafikri nedir? Kadın ve Aile kitabı ne anlatıyor? Kadın ve Aile PDF indirme linki var mı?  Kadın ve Aile kitabının yazarı Vladimir İlyiç Lenin kimdir? İşte Kadın ve Aile kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kadin-ve-aile-vladimir-ilyic-lenin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-24T10:00:20+03:00
- Güncelleme: 2022-04-24T10:00:20+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/24/vladimir-ilyic-lenin-kimdir-vladimir-ilyic-lenin-kitaplari-ve-sozleri-207128.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Karl Marx 
 Yazar: Friedrich Engels 
 Yazar: Vladimir İlyiç Lenin 
 Çevirmen: Öner Ünalan 
 Orijinal Adı: Verlag Für die Frau, Leipzig 
 Yayın Evi: Sol Yayınları 
 İSBN: 9789757399889 
 Sayfa Sayısı: 224 
--reklam--
Kadın ve Aile Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Burjuvazi, aile ilişkisini örten duygusal peçeyi yırttı ve onu sırf bir para ilişkisi durumuna indirgedi" (Marx / Engels).

"Kol emeğinde ustalığın ve gücün payı azaldıkça, bir başka deyişle, modern sanayi daha da geliştikçe, o ölçüde kadın çalışması erkek çalışmasının yerini alır. İşçi sınıfı için yaş ve cinsiyet ayrımlarının artık hiçbir ayırdedici toplumsal geçerliliği kalmamıştır. Bunların hepsi, yaşına ve cinsiyetine göre, kullanılması daha çok ya da daha az maliyeti olan iş aletleridir" (Marx / Engels).

"Benim inanışıma göre, kadın ve erkeğin gerçekten eşit bir duruma gelmesi, ancak her iki cinsin de sermaye tarafından sömürülmesinin ortadan kalkması ve özel ev işinin kamusal bir sanayi haline dönüşmesiyle gerçekleşebilir (Engels).

"Demokrasi, kapitalizmin ezdiği yığınlar için, bu arada ezilmiş cinsiyet için olan bir demokrasi bile, bize yetmez.
Proleter kadın hareketi, biçimsel bir eşitlik için değil, tersine, kadının ekonomik ve toplumsal eşitliği için savaşımı ana görevi bilir. Kadını toplumsal üretken emeğe katmak, onu sonsuz ve bunaltıcı mutfak ve çocuk odası ortamına kapatan köreltici ve alçaltıcı konumundan kurtarmak - ana görev budur.
Bu, hem toplumsal pratiğin hem de görüşlerin temelli bir dönüşümünü gerektiren uzun süreli bir savaşımdır. Bununla birlikte, bu savaşım, komünizmin tam zaferiyle sonuçlanacaktır" (Lenin).

"Kadının gerçek kurtuluşu, gerçek komünizm, ev ekonomisinin ayrıntılarına karşı, ya da daha doğrusu, sosyalist büyük ekonomi için onun kökten değiştirilmesi uğruna, (devlet çarkının başındaki proletaryanın yönetiminde) yığın savaşımı nerede ve ne zaman başlarsa, ancak orada ve o zaman başlayacaktır (Lenin).
--reklam--
Kadın ve Aile Alıntıları - Sözleri
(...) çocukların bugünkü koşullarda çalışmaya zorlandıkları yol, iğrençtir...
Ezilenler ile ezenlerin, sömürülenler ile sömürenlerin “eşitliği” olamaz, yoktur ve olmayacaktır.Kadın için erkeğin yasal üstüncelikleri karşısında hiçbir özgürlük
olmadıkça, sermayenin boyunduruğundan işçinin, kapitalistlerin,mülk sahiplerinin ve tüccarların boyunduruğundan çalışan köylü-
nün hiçbir kurtuluşu olmadıkça, gerçek “özgürlük” olamaz, yoktur ve asla olmayacaktır.Yalancılar ve ikiyüzlüler, beyinsizler ve körler, burjuvazi ve
yandaşları, genellikle özgürlük, genellikle eşitlik ve demokrasi konusundaki boş sözleriyle halkı aldatmak isterler.
Bütün uygar ülkelerde, en ileri olanlarında bile, kadınlar öyle bir konumda bulunuyorlar ki, onlara ev-köleleri demek hiç de gerekçesiz değildir. Hiçbir kapitalist devlet, en özgürü bile, kadınların tam hak eşitliğini tanımıyor.
Familia sözcüğü, başlangıçta, bugünkü darkafalıların duygusallıktan ve evsel çekişmeden bileştirilmiş ideali anlamına gelmez; Romalılarda, ilkin karı-koca ve çocukları ile değil, tersine, yalnız kölelerle ilgilidir. Famulus bir ev kölesi, -ve familia bir adamın olan kölelerin topu demektir. Daha Gaius zamanında, familia, id est patrimonium (yani kalıt payı) vasiyetnameyle belirleniyordu. Deyim, Romalılarca, başkanın kadını, çocukları ve belirli sayıda köleleri, hepsini, Romalı babalık erkine göre öldürme ve yaşatma hakkıyla buyruğunda bulundurduğu yeni bir toplumsal organizma için türetildi.
Bir devrimin başarısı kadınların ona hangi ölçüde katıldığına bağlıdır..
Bir tarihsel çağın değişimi, her zaman, kadınların özgürlüğe doğru ilerleme oranıyla belirlenir
Kahrolsun bu çirkin yalanlar! Ezilenler ile ezenlerin, sömürülenler ile sömürenlerin "eşitliği" olamaz, yoktur ve olmayacaktır. Kadın için erkeğin yasal üstüncelikleri karşısında hiçbir özgürlük olmadıkça, sermayenin boyunduruğundan işçinin, kapitalistlerin, mülk sahiplerinin ve tüccarların boyunduruğundan çalışan köylünün hiçbir kurtuluşu olmadıkça, gerçek "özgürlük" olamaz, yoktur ve asla olmayacaktır.
Ezilen bir cins varoldukça, ezilen bir sınıf varoldukça, sermayede, hisse senetlerinde özel mülkiyet varoldukça, tahıl fazlalarıyla açları uşaklaştıran toklar varoldukça, herkes için özgürlükten ve eşitlikten sözeden yalancılar kahrolsun. Herkes için özgürlük değil, herkes için eşitlik değil, tersine, ezenlere ve sömürenlere karşı, ezme ve sömürme olanağının ortadan kaldırılması için savaşım. Sloganımız budur!
Ezilen cins için özgürlük ve eşitlik!
İşçiler için, çalışan köylüler için özgürlük ve eşitlik!
Ezenlere karşı savaşım, kapitalistlere karşı savaşım, vurgunculara, kulaklara karşı savaşım!
Yürekli teyzeler gibi mırıldanmak yok, savaşçı kadınlar olarak yüksek sesle, açık konuşmalı!
Onlara sorun:
Hangi cinsin hangi cinsle eşitliği?
Hangi ulusun hangi ulusla eşitliği?
Hangi sınıfın hangi sınıfla eşitliği?
Hangi boyunduruktan ya da hangi sınıfın boyunduruğundan kurtuluş?
Hangi sınıf için özgürlük?
Bu soruları ortaya atmaksızın, bunları ön plana çıkarmaksizin, bunların sessizce geçiştirilmesine, gizlenmesine, örtbas edil-
mesine karşı savaşmaksızın politikadan ve demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten ve sosyalizmden sözeden kimse, çalışanların en
acımasız düşmanıdır. Kuzu postuna bürünmüş kurttur, işçilerin ve köylülerin en kötü hasmıdır, mülk sahiplerinin, çarların ve kapitalistlerin bir uşağıdır.
Bütün uygar ülkelerde, en ileri olanlarında bile, kadınlar öyle
bir konumda bulunuyorlar ki, onlara ev-köleleri demek hiç de gerekçesiz değildir. Hiçbir kapitalist devlet, en özgürü bile, kadınların
tam hak eşitliğini tanımıyor.
Burjuva demokrasisi sözde eşitlik ve özgürlük vaadeder. Gerçeklikte bir tek, en ileri burjuva cumhuriyet bile insan soyunun kadinsal yarısını, erkekle tam yasal eşitliğe ve erkeğin vasiliğinden ve baskısından özgürleşmeye ulaştırmadı. Burjuva demokrasisi özgürlük ve eşitlik üzerine kulağa hoş gelen boş sözler, tumturaklı sözcükler, abartmalı vaatler ve gürültülü sloganlar demokrasisidir; gerçekte bütün bunlarla kadının özgürsüzlüğü ve eşitsizliği çalışanların ve sömürülenlerin özgürsüzlüğü ve eşitsizliği gizlenir.
Ailede erkek burjuvadır, kadın proleteryayı
temsil eder..
Goethe, "aşk ile evliliği ayırıyordu ve öyle ki, ona göre aşk evliliği aramaktı ve evlilik bulunmuş, yetkin aşktı". Dolayısıyla, buna göre aşk "bulunmuş aşk"ı aramaktır.
...insanseverliği ve fedakarlığı ile çalım satan, oysa biricik amacı kesesini doldurmak olan bu sınıfa içerlememek, öfkelenmemek elde mi?
--reklam--
Kadın ve Aile İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ekonomi, din ve siyaseti anlamak, aslında insan ilişkilerini anlamak demek. Varolan hemen hemen çoğu yapı, bu üç başat konunun getirileri ve karışımından ibaret. Aile, kadın-erkek eşitliği konuları da bunun alt dalıdır.
Marx, Engels ve Lenin bu üç başat konu ile aile ve kadın arasındaki analojiyi “ekonomi” çatısı altında açık bir şekilde ifade ediyor.

Feministlerin çok kötü bir politika yürüttüğünü düşünüyorum. Feminizm bir ideolojidir. İdeolojiler direkt bireylere karşı uygulanmamalıdır.
Marx, Engels ve Lenin Feminizmin nasıl bir yol çizmesi gerektiğine yardımcı olabilecek söylemlerde bulunmuşlar. Bunu referans alan feminizm dalgaları oldu ama bireysel anlamda feminizmi savunan kadınların işi özünden kopardığını düşünüyorum.

Feminizm, devlete karşı, politikalara, burjuvaya karşı yapılmalı. Ahmet’in, Mehmet’in bireysel olarak suçu yok. Feministlerin erkeklere karşı saldırgan tutumu büyük bir itibar kaybı. “Feminizmin” tutumu böyledir demiyorum, bireysel olarak feminizmi savunan çoğu kadının tutumu böyle ve yanlış. Bireysel anlamda hiçbir erkeğin direkt olarak suçu yok. İnsanlar, doğdukları ülkenin, devlet politikalarının, dinin, kültürün, aile yapısının yansımasıdır. Ufak yaştan birey olana kadar tüm politikalar erkeğin üstün olduğuna yönelik kayırmacı tutumla ilerler. Böyle bir sunum içinde kadını ikinci cins görmeleri elbette kaçınılmaz. Tabii ki kendini geliştiren, sunulan kayırmacı refahın yanlışlığını kavrayan erkekler de vardır fakat, ekonomik kaygılar, yaşam karmaşası içinde çoğunluğun buna odaklanmaması gayet anlaşılır.

Aile, kadın-erkek ilişkilerini, çocuk ilişkilerini, sosyal ilişkileri her zaman politikalar, ekonomiler ve dinler belirlemiştir, belirler. Çarpık ilerleyen ilişkilerde direkt olarak bireylerin suçu yok, kafayı kaldırıp en üstteki yönetimin politikası sorgulanmalıdır. Feminizm de bu üstyapıya yönelik bir duruş sergileyebilir. Üstyapı değiştiği zaman otomatikman insan ilişkileri, yaşam felsefesi de değişir. Buna örnek olarak; İran Devrimi, Taliban Devrimi, Kültür Devrimi, Ekim Devrimi, Atatürk Devrimini örnek verebilirim. Bu radikal değişimlerle kadın ve aile yapılarının da nasıl değişime uğradığını görebilirsiniz.
Ya da, çok uzağa gitmeye gerek yok. En güncel örnek günümüzdeki politika. İktidar öncesi aile yapısı daha liberalken, günümüzde daha muhafazakar ilerlediğini yakinen hissedebiliyoruz.

Feministler, bireysel olarak erkeklere karşı saldırgan tutumlarından vazgeçerse, daha anlaşılır olabileceklerini düşünüyorum. (Mel) 
Siyasal bilgiler fakültesinde öğrenciliğim sırasında; Hocam Ümit Hassan (Kıbrıslı idi)'ın dersi olan "Türk İslam Düşünce Tarihi"n den bitirme tezi olarak hazırladığım "İslamiyette Genelde Aile, Özelde Kadının Yeri" başlıklı tezimin araştırmaları sırasında okuduğum ve incelediğim eserlerden birisi de bu kitap idi. O zamanlar yasaklı olmasına rağmen bulup buluşturur ve okurduk. ben de öğle yapmıştım. Her zaman ifade ettiğim gibi bir kitabı
ders çalışma ve bir vazifeyi ikmal etme babında ele alırsanız, üzerinizde taşıdığınız fazladan bir yük gibi görürsünüz. O zamanlar benim içinde bu böyle olmuştu... Ama çokça da istifade ettiğimi de itiraf etmeliyim... (Halil Yavuz KAYA) 
marks'ın kutsal aile kitabıyla hemen hemen bende aynı hisleri uyandırdı diyebilirim. bu gibi bir isimle kitap yazacak kadar büyük yureklere sahip iki büyük bilim insanının felsefi eseri. özellikle yabancılaşma konusu itibariyle bugün aldığım baskısı, şimdilik elimde oldukça ağır bir his bıraktı. marx ve engels'in hemen her eserinin verdiği duygu gibi, büyük bir saygı ve uyandırdığı cahillikle içinde çabalamayı bekliyor. (yêşim) 
--reklam--
Kadın ve Aile PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Vladimir İlyiç Lenin - Kadın ve Aile kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kadın ve Aile PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Vladimir İlyiç Lenin Kimdir?
Vladimir İlyiç Ulyanov, bilinen adıyla Lenin (22 Nisan 1870, Simbirsk - 21 Ocak 1924, Moskova), Rus sosyalist devrimci, Ekim Devrimi'nin lideri, Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin öncülü olan Rus Komünist Partisi/Bolşevik lideridir.

Lenin aynı zamanda Marksist teorik ve felsefi yazıların yazarı olarak bilimsel sosyalizmin Marx ve Engels sonrası geliştiricilerindendir. Lenin'in en büyük amacı; kapitalizmin uzlaşmaz sınıf çelişkilerinden proleter bir dünya devrimi oluşturup toplumsal sınıf karşıtlıklarının olmadığı insan toplumunun tarihsel oluşumuna öncülük etmekti.[2]
Kendisi, Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm'in de kurucusudur. Leninizm, Marksizmin çağın gereklerine göre hem kuramsal hem politik hem de ekonomik alanda, temel ilkelere bağlı kalarak yeniden uyarlanması olarak anlaşılır. Leninizm kavramı, yeni olgular ve yeni bilimsel gelişmeler doğrultusunda Marksizmin yeniden üretilmesi gereği üzerinden değerlendirilir ve Marksizmin devrimci ve bilimsel özüne uygun olarak geliştirilmesi olarak anlaşılır.

Çocukluğu ve gençliği 

Rusya İmparatorluğu zamanında adı Simbirsk olan Ulyanovsk'ta doğan Lenin demokrasi ve özgür eğitim için mücadele veren devlet memuru İlya Nikolayeviç Ulyanov (1831-1886) ile liberal görüşlere sahip Maria Aleksandrovna Ulyanov'un (1835-1916) oğludur. Ailenin etnik yapısı çeşitlilik gösterir. "Lenin'in ataları Rus, Kalmuk (Oyrat), Tatar, Yahudi, Alman, İsveçli ve muhtemelen diğer birkaç halka daha mensuptur." [5] Lenin Rus Ortodoks Kilisesi'nde vaftiz edilmiştir.
Yaşamının ilk yıllarında iki trajedi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan birincisi 1886 yılında babasının beyin kanamasından ölümü, ikincisi de Mayıs 1887'de ağabeyi Aleksandr İlyiç Ulyanov'un Rus çarı III. Aleksandr'ın hayatına kasteden bir bombalama eylemine katılması nedeniyle asılmasıdır. Aleksandr tutuklandığı sırada yanında bulunan kızkardeşi Anna, Karzan yakınlarındaki küçük Kokuchkino kasabasına sürülmüştür.
Resmî Sovyet biyografilerinde, devrimci eylemlerinin temelinin bu olaylarda yattığı söylenir. Sovyet ders kitabında basılan Beluzov'un ünlü resmi genç Lenin'i ve annesini Aleksandr'ın kaybı için yas tutarken gösterir. "Farklı bir yol izleyeceğiz" cümlesi Lenin'in halk devrimi için anarşist ve bireysel yöntemler yerine Marksist bir yaklaşım seçtiği anlamına gelmektedir. Lenin Marksizm ile ilgilenmeye başladıktan sonra öğrenci gösterilerine katıldı ve sonunda tutuklandı. Kazan Üniversitesi'nden atıldıktan sonra bağımsız olarak çalışmalarına devam etti ve 1891 yılında avukatlık yapmak için lisans aldı. 
Latince ve Yunanca konusunda kendini gösteren Lenin aynı zamanda Almanca, Fransızca ve İngilizce de öğrendi. Ancak Fransızca ve Almanca bilgileri yetersizdi. 1917'de Inessa Armand'ın yardımıyla Fransızca ve İngilizce ile yazılan makaleleri çevirmiş ve aynı yıl Cenevre'de S.N. Raviç'e Benim Fransızca ile ders verme kabiliyetim yok. demiştir.

Devrimcilik dönemi 

Lenin Samara’da birkaç yıl çalıştıktan sonra 1893 yılında St. Petersburg’a yerleşti. Kariyer yapmak yerine devrimci propaganda ile uğraşmayı tercih etti ve Marksizm üzerine çalıştı. 7 Aralık 1895'te tutuklandı. 14 ay tutulduktan sonra Sibirya’daki Shushenskoye köyüne sürgüne gönderildi.
Temmuz 1898’de bir sosyalist eylemci olan Nadejda Krupskaya ile evlendi. Nisan 1899'da Razvitiye kapitalizma v Rossi (Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi - Geniş-Çaplı Sanayi İçin Bir İçpazarın Oluşma Süreci) yayımlandı.
1900 yılında cezasının sona ermesinin ardından Rusya’da ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde çalıştı. Zürih, Cenevre, Münih, Prag, Viyana, Manchester ve Londra’da bulundu. Sürgünde iken, sonraları önde gelen rakiplerinden olacak olan Julius Martov ile Iskra gazetesini kurdu. Devrimci hareket üzerine çeşitli makaleler ve kitaplar yazdı. Bu dönemde çeşitli mahlaslar kullandıktan sonra sonunda Lenin mahlasını kullanmaya karar verdi.
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nde (RSDİP; Rusça: РСДРП ) etkin görev aldı. 1903 yılında yazdığı Çto delat? kitapçığının kısmen etkilemesiyle ortaya çıkan parti içi bölünmede Menşeviklere karşı Bolşeviklere önderlik etti. Bu kitapçığın devrim öncesi Rusya’sında en etkili kitapçıklardan biri olduğu söylenir. 1906 yılında RSDİP’nin başkanlığına seçildi ve güvenlik nedeniyle 1907 yılında Finlandiya’ya geçti.
Avrupa'daki seyahatlerine devam ederek 1912’de Prag Parti Konferansı ve 1915’de Zimmerwald Konferansı gibi birçok sosyalist toplantıya ve etkinliğe katıldı. Lenin Zimmerwald Solu'nun en önemli lideriydi. Inessa Armand Rusya’yı terkedip Paris'e yerleştikten sonra sürgünde yaşayan Lenin ve diğer Bolşevikler'le karşılaştı. Armand'ın bu dönemde Lenin'in sevgilisi olduğuna inanılır. Lenin daha sonra İsviçre’ye geçti.
1914 yılında I. Dünya Savaşı başladığında, o zamanlar kendilerini Marksist diye tanımlayan Avrupa'nın Sosyal Demokrat partileri kendi ülkelerinin savaş için harcadığı çabayı destekledi. Lenin, Alman Sosyal Demokratları'nın savaşı desteklediğine ilk başlarda inanmamıştı, bu olaylar neticesinde savaşı destekleyen partilerden oluşan İkinci Enternasyonal’den ayrıldı. Lenin “emperyalist savaş” olarak nitelediği bu durumun sınıflar arası savaşa dönmesi gerektiğini savunuyordu.

Ekim Devrimi 

Ana madde: Ekim Devrimi
8 Kasım’da Lenin, Rus Sovyet Kongresi tarafından "Halk Komiserleri Konsey Başkanı" (hükümet başkanı) seçildi.
"Komünizm Sovyet iktidarı ile tüm ülkeye elektriğin ulaştırılmasıdır" diyen Lenin, Rusya’nın her yerine elektrik götürülmesinin ve tarım ile sanayinin modernize edilmesinin önemini vurgulamıştır. "Sanayinin modern ve ileri teknoloji üzerinde örgütlenmesinin ve kent ile kırsal arasında bağlantı sağlayacak olan elektriğin yaygınlaştırılmasının kent ile kırsal arasındaki ayrımı ortadan kaldıracağını, kırsaldaki kültür düzeyini yükseltmeye olanak sağlayacağını ve ülkenin en ücra köşelerinde bile geri kalmışlığı, cehaleti, yoksulluğu, hastalığı ve barbarlığı yok edeceğini köylülere göstermeliyiz." Herkes için ücretsiz evrensel bir sağlık sistemi kurmak, kadınlara haklarını iade etmek ve okur yazar olmayan Rus halkına okuma yazma öğretmek konularında çok hevesliydi. Ama Bolşevik hükümetinin öncelikli eylemi Rusya’yı I. Dünya Savaşı’ndan çekip kurtarmaktı.

Yaşamının son yılları 

Ana maddeler: Gürcistan Olayı ve Lenin'in Vasiyeti

Lenin'in sağlığı, devrim ve savaşın getirdiği gerginlik sonucu oldukça zarar görmüş, suikast girişiminde aldığı yaralar sağlık durumunu daha da kötüye götürmüştü. Kurşun hâlâ boynunda idi ve omuriliğe yakın durduğu için, o günün tıp tekniğiyle çıkarılması mümkün değildi. 1922 Mayıs’ında ilk defa felç geçirerek sağ tarafı kısmen felçli kalan Lenin’in hükümetteki rolü giderek azaldı. Aynı yılın Aralık ayında geçirdiği ikinci felçten sonra aktif politikadan çekildi. 1923 Mart’ında geçirdiği üçüncü felcin sonrasında konuşma yeteneğini de yitirerek ölene kadar yatağa bağımlı kaldı.
İlk kez felç geçirdikten sonra, hükümet ile ilgili bazı yazıları eşine dikte ettirdi. Bunların arasında en ünlüsü Lenin'in Vasiyeti’dir. Bu vasiyette, başta Stalin olmak üzere önde gelen komünistleri eleştiriyordu. 1922 Nisan ayından itibaren Komünist Parti’nin genel sekreteri olan Stalin'in eline sınırsız bir otoritenin geçtiğini söylemiş ve yoldaşların Stalin’i bu görevden uzaklaştırmak için bir yol aramalarını önermiştir.
Lenin’in ölümünden sonra eşi, 1924 Mayıs’ındaki 13. Parti Kongresi’nde okunmak üzere vasiyeti Merkez Komite Sekretaryasına teslim eder. Vasiyet o dönemde partiyi yöneten Grigori Zinoviev, Lev Kamenev ve Josef Stalin'i zor durumda bırakır. Partide Lenin'in büyük otoritesi ve saygınlığı metnin örtbas edilmesi ihtimalini imkânsız kılıyordu. Ancak Leon Troçki'ye karşı iktidar mücadelesi veren Zinoviev, Kamenev ve Stalin ellerini zayıflatmak da istemiyorlardı. Bu durumda Merkez Komite toplanacak[29] ve metnin 13. Kongre delegelerine not tutmamaları ve metinden kongrede bahsetmemeleri şartıyla okutulmasına karar verilir. Lenin'in eşi Krupskaya karara karşı çıksa da sonuç değişmez. Metin delegeler tarafından ayrı ayrı okunur ve Lenin'in beklediği iddia edilen etkiyi yaratmaz. Stalin Genel Sekreterliğe devam eder. Vasiyetin bır kısmı ilk olarak 1926 yılında Max Eastman tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı. Troçki ise partiden tasfiye edilip sürgüne gittiği dönem içerisinde 1934 yılında metni basacaktır.
Lenin 21 Ocak 1924 günü, 53 yaşında öldü. Lenin’in ölüm sebebi için yapılan resmî açıklama serebral arteriyoskleroz ya da dördüncü bir inme idi. Ancak Lenin’i tedavi etmeye çalışan 27 doktorun yalnız sekizi otopsi raporunda bu sonuca vardığı için, ölümü ile ilgili başka teoriler de ortaya atıldı. Tarihçilerin büyük çoğunluğu ölüm sebebinin, suikast neticesi boynunda kalan kurşunun neden olduğu bir felç olduğu konusunda hemfikirdir.
Lenin’in ölümünden üç gün sonra Petrograd şehrinin adı Leningrad olarak değiştirildi. Sovyetler Birliği, 1991 yılında dağıldıktan sonra şehrin adı Sankt Petersburg oldu. Leonid Krasin'in önerisiyle mumyalanan naaşı 27 Ocak 1924 tarihinde Moskova’da Lenin’in Mozolesi’nde daimî istirahatgâhına kondu.
--reklam--
Vladimir İlyiç Lenin Kitapları - Eserleri
Halkın Dostları Kimlerdir
Rusyada Kapitalizmin Gelişmesi
Ne Yapmalı?
Bir Adım İleri İki Adım Geri
Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği
Materyalizm ve Ampiryokritisizm
Emperyalizm
Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi
"Sol" Komünizm
Sosyalizm ve Savaş
Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı
Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları
Emperyalist Ekonomizm
İşçi Sınıfı ve Köylülük
Gençlik Üzerine
Tasfiyecilik Üzerine
Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü
Örgütlenme
Proleter Devrimi ve Dönek Kautsky
Kadın ve Aile
Ekim Devrimi Dosyası
Tarımda Kapitalizm
Komün Dersleri
Marx Engels Marksizm
Devrimci Maceracılık
Yönetmeyi Nasıl Öğrendik?
Karl Marx ve Marksizm Üzerine
Devlet ve Devrim
Din ve Devrim
Din Üzerine
Proleter Devrim ve Dönek Kautsky
Son Yazılar Son Mektuplar
Marksist Öğreti
Halkın Devlet Yönetimine Katılımı Üzerine
Edebiyat ve Sanat Üzerine
Sosyalizm ve Anarşizm
Devlet Üzerine
Karl Marx ve Doktrini
Partileşme Süreci
Kadın ve Marksizm
Marksizm ve Ulusal Sorun
Kır Yoksullarına
Eğitim Politikası ve Pedagoji Üzerine
Seçme Yazılar - Devrim, Demokrasi, Sosyalizm
Ne Yapmalı?
Marksizmin Üç Kaynağı
Lenin'in Son Kavgası
Karl Marx
Sanat ve Edebiyat
Halk Eğitimi Üzerine
Ütopik ve Bilimsel Sosyalizm
Ulusal Kimlik ve Etnik Açılım
Marksist Felsefe Yazıları
Rusya'da Sosyal Demokrasinin Tutumu
Yenilgicilik ve Enternasyonalizm
Plehanov'a Mektuplar
Sendikalar Bugünkü Durum ve Troçki'nin Hataları Üzerine
Lenin Seçme Eserler Cilt: 1
Lenin Seçme Eserler Cilt: 2
Lenin Seçme Eserler Cilt: 3
Lenin Seçme Eserler Cilt: 4
Lenin Seçme Eserler Cilt: 5
Lenin Seçme Eserler Cilt: 6
Lenin Seçme Eserler Cilt: 7
Lenin Seçme Eserler Cilt: 8
Lenin Seçme Eserler Cilt: 9
Lenin Seçme Eserler Cilt: 10
Lenin Seçme Eserler Cilt: 11
Lenin Seçme Eserler Cilt: 12
Felsefe Defterleri
Felsefe Defterleri
Emperyalist Savaş Üzerine
1917
Proletarya Diktatörlüğü Üzerine
Bolşevikler ve Proleterya Diktatörlüğü
Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi
İşçi Sınıfı Partisi Üzerine
Mektuplar
Uzaktan Mektuplar
Nereden Başlamalı
Köy Yoksullarına: Sosyalistler Ne İster?
Yaklaşan Felaket
Sovyet İktidarı ve Dünya Devrimi
Kronstadt'tan Parti İçi Muhalefete
Devrimci Proletaryanın 1 Mayıs Eylemi
Friedrich Engels
Boykot Üzerine
Kadınların Kurtuluşu
Lenin 2017
Revizyonizm Üzerine
Dewlet
Türkiye Üzerine
Emperyalizm
Proletarya Kültürü
Marksizm Devlet Üzerine / Devlet ve İhtilal İçin Hazırlık Materyali
Imperialism, the Highest Stage of Capitalism
Bolşevikler İktidarı Ellerinde Tutabilecekler mi?
Proletarya Partisi Üzerine
Anarşizm ve Anarko Sendikalizm
Devrime Doğru
Sosyalist Parti ve Partisiz Devrimcilik
Barış İçinde Birarada Yaşama
Komintern Dünya Devriminin Partisi
Gerilla Savaşı
Toplumda Kadının Rolü Üzerine
Sosyalizmin İnşasında Sorunlar
İşçi Köylü İttifakı
Seçme Yazılar 1
Seçme Yazılar 2
Seçme Yazılar 3
Seçme Yazılar 4
Seçme Yazılar 5
Kültür ve Kültür İhtilali Üzerine
Kapitalizmin Son Aşaması: Emperyalizm
Bütün İktidar Sovyetlere
Bolşevikler Devrime Gidiyor
Ulusların Kaderlerini Kendilerinin Tayin Hakkı
Ulusal Siyaset ve Proleter Enternasyonalizm Sorunları
Kronstadt
Ulusal Sorun ve Kültürel Özerklik
Lenin ve Leon Tolstoy
Örgütlenme Üzerine
Gotha Programının Eleştirisi
Partizan Savaşı
Paris Komünü 150
Doğu'da Ulusal Kurtuluş Hareketleri
Vladimir İlyiç, Lenin
1905 Devrimi Üzerine Yazılar
Toprak Meseleleri
--reklam--
Vladimir İlyiç Lenin Alıntıları - Sözleri
Din halkın afyonudur; Marx'ın bu yargısı, din konusundaki Marksist yaklaşımın köşe taşıdır. Marksizm tüm modern dinleri ve kiliseleri, her türlü dini örgütlenmeyi, daima, burjuva gericiliğin sömürüyü savunmaya ve işçi sınıfını sersemletmeye hizmet eden araçları olarak görmüştür. (Marksist Öğreti)
Zenginler iktidara sahip oldukları sürece, yoksulları şu yA da bu biçimde sürekli ezecekler. (Kır Yoksullarına)
Marx'ın felsefesi, tüm insanlığa, özellikle de işçi sınıfına yüce bir bilgi silahı sunan, tamamlanmış felsefi materyalizmdir. (Karl Marx ve Marksizm Üzerine)
Siyasal özgürlük olmadığı müddetçe, milyonlarca insan birleşemez. (Köy Yoksullarına: Sosyalistler Ne İster?)
Bir devrimin başarısı kadınların ona hangi ölçüde katıldığına bağlıdır.. (Kadın ve Aile)
Sosyalizmi bir ütopyadan bilime ilk dönüştüren , bu bilim için sağlam bir temel koyan, ve bütün yanlarıyla onu daha da geliştirmede ve yetkinleştirmede izlenmesi gereken yolu gösteren ilk teori, Marksizm olmuştur. (Marx Engels Marksizm)
Dinsel inançları yüzünden yurttaşlar arasında fark gözetmek hiç hoş görülemez. Bir yurttaşın dininin resmi belgelerde yalnızca belirtilmesine bile tartışmasız son verilmesi gerekir. (Din Üzerine)
İşte bizim sloganımız!
Ezilen cinse özgürlük ve eşitlik!
işçilere ve emekçi köylülere özgürlük ve eşitlik!
Ezenlere, kapitalistlere ve vurguncu kulaklara karşı mücadele!
Budur bizim savaş sloganımız. Budur bizim proleter gerçeğimiz. Herkes için özgürlük ve eşitlik hakkındaki ballandırılmış, ikiyüzlü ve görkemli deyimleriyle sermaye dünyasının yüzüne çarptığımız gerçeğimiz. (Kadınların Kurtuluşu)
Sınıf mücadelesi devam etmektedir. Değişen şey mücadelenin biçimidir. (Proletarya Kültürü)
Ve, sınıf savaşımı ve sınıf egemenliğinin temelleri özel mülkiyet ve anarşik toplumsal üretim- kayboluncaya dek bu sürecektir. (Marksizmin Üç Kaynağı)
Dinin devletle bir bağı olmamalı ve dinsel cemaatlerin yönetim otoriteleriyle hiçbir bağlantısı bulunmamalıdır. (Din Üzerine)
Hammadde kaynaklarının tamamını ya da büyük kısmını ele geçirmek olanaklı olduğu zaman, kartellerin oluşumu ve tekellerin kuruluşu da çok kolay olmaktadır.. (Emperyalizm)
“ Akıllı adam, yanlış yapmayan adam değildir. Böylesi yoktur ve olamaz. Akıllı adam odur ki, pek ağır olmayan yanlışlar yapar ve onları kolayca ve çabuk düzeltir.” (Sosyalizm ve Anarşizm)
Hareket noktası insanlığın ve sınıfların dışındaki kavramlar üzerinde temellenen her türlü ahlakı reddediyoruz. Bütün bunların, yalnızca toprak sahipleri ve kapitalistlerin çıkarına hizmet eden yalanlar, aldatmacalar, işçi ve köylülerin beyinlerini yıkamaya yarayan propaganda olduğunu söylüyoruz. (Proletarya Kültürü)
"Diyalektik felsefe için son, kesin, kutsal diye bir şey yoktur. Diyalektik felsefe için her şey, ama her şey geçicidir; sonsuz bir doğuş- yok oluş ve sonsuzcasına aşağıdan yukarı tırmanış süreci dışında hiçbir şey yoktur. Diyalektik felsefenin kendisi de, bu sürecin düşünen beyindeki basit bir yansısından başka bir şey değildir." (Karl Marx ve Marksizm Üzerine)
Ayaklanma için elverişli koşullar hükümetin dağıtılmasıyla ajitasyonumuzla ve örgütümüzle yaratılır (Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği)
Dünyanın hiç bir yerinde prolteryanın gelişmesi sendikalar olmadan. Sendikaların ve işçi sınıfının partisinin karşılıklı eylemi olmadan gerçekleşmemiştir ve gercekleşemez. ("Sol" Komünizm)
Əgər qiyamlar sadəcə olaraq məzlum adamların üsyanı idisə, müntəzəm tətillər – sinfi mübarizənin rüşeymini, lakin məhz ancaq rüşeymini ifadə edirdi. Özlüyündə götürülən bu tətillər tred-yunionist mübarizəsi idi, lakin hələ sosial-demokrat mübarizəsi deyildi, bunlar fəhlələrlə sahibkarlar arasında antaqonizmin oyandığını göstərirdi, lakin fəhlələr öz mənafeləri ilə bütün müasir siyasi və ictimai quruluş arasında barışmaz əkslik olduğunu dərk etmirdilər, yəni onlarda sosial-demokrat şüuru yox idi və ola da bilməzdi. Bu mənada 90-cı illərin tətilləri “qiyamlara” nisbətən çox böyük bir tərəqqi olduğuna baxmayaraq, xalis kortəbii bir hərəkat olub qalmaqda idi. (Kapitalizmin Son Aşaması: Emperyalizm)
Kafaların doldurulmasına değil, her öğrencinin kafasının temel olguların bilgisiyle geliştirilip yetkinleştirilmesine ihtiyacımız var. (Sanat ve Edebiyat)
Her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Ama bu hak, olayların, olguların gelişimi ile çevrelenir. Sosyalizme hizmet ediyorsa desteklenir, Emperyalizme hizmet ediyorsa ezilir.. (Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kadin-ve-aile-vladimir-ilyic-lenin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)