# Kadınların Sınıfı - Aksu Bora Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kadınların Sınıfı kimin eseri? Kadınların Sınıfı kitabının yazarı kimdir? Kadınların Sınıfı konusu ve anafikri nedir? Kadınların Sınıfı kitabı ne anlatıyor? Kadınların Sınıfı PDF indirme linki var mı?  Kadınların Sınıfı kitabının yazarı Aksu Bora kimdir? İşte Kadınların Sınıfı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kadinlarin-sinifi-aksu-bora-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-20T20:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-10-20T20:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/20/aksu-bora-kimdir-aksu-bora-kitaplari-ve-sozleri-337991.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aksu Bora 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750503610 
 Sayfa Sayısı: 200 
--reklam--
Kadınların Sınıfı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bizim dükkân 24 saat açık!" Ev kadınlığı, tatili, hastalık izni, emekliliği, mesai saati olmayan bir iştir. Ev dışında çalışanlar da dahil olmak üzere bütün kadınlar evde çalışırlar ve bu çalışmanın karşılığı yoktur. Çünkü ev işleri, kadın olmanın doğal bir parçasıdır. İşte bu doğallık, evde harcanan emeği görünmez kılar. Ev işlerinin "yeniden üretim" olarak etiketlenmesi de bu görünmezliği büyütür. Camları silmekle yemek yapmak, çocuklara bakmakla lavaboları ovmak aynı türden işler midir? Değilse, aradaki farkı nasıl kavramsallaştırabiliriz? Bu kavramsallaştırmayı kadınlar arasındaki farklılıkları tahlil ederken kullanabilir miyiz?
Kadınların Sınıfı, toplumun temel düzenleyici ilkeleri olan sınıfın ve cinsiyetin gündelik yaşam içinde nasıl birbirleri üzerinden kurulduklarını araştırıyor. Kadınların hangi sınıftan olurlarsa olsunlar, sadece kadın olarak ezildikleri doğru olsa bile, bu ezilmenin onları kızkardeş yapıp yapmadığını sorguluyor. Sınıfsal farklılıkların cinsiyete birer "ek" olmanın ötesinde, kadınlığın kurucu bileşenleri olduğunu iddia ediyor ve bu iddiasını gündelikçiler ve ev hanımlarının ilişkisinde sınıyor.
uBu kitap okurunu yöntemsel özeni ve kuramsal yeniliği ile ödüllendiriyor. Ücretli ev hizmetlerini cinsiyet ve sınıf temelli ayrımların ve eşitsizliklerin yaratıldığı, sürdürüldüğü ve bunlara karşı çıkıldığı gündelik pratikler içinde tahlil edebilmesi açısından da çerçeve kurucu ve ender bir çalışma. Aksu Bora kadınları eve bağlayan zincirlerin nasıl örüldüğüne ilişkin güçlü bir mercek sunuyor.
--reklam--
Kadınların Sınıfı Alıntıları - Sözleri
Kadınlık ve Erkekliğin biyolojik bir temeli vardır ve bu değişmez; ancak cinsiyet bu temelden ibaret değildir, onun üzerine kurulan ve toplumsal bağlama göre değişen bir örüntü vardır: Toplumsal cinsiyet
Politik öznelerin "kimlik" temelinde değil ama "hedef" temelinde, yani "olmak" tan değil, "yapmak" tan hareketle kurulabildiğini düşünebiliriz ve böylece "Kadın yoksa feminizm nasıl mümkün olur" sorusunun dar ufkundan çıkma imkanı bulabiliriz.
Batılı söylemde cinsiyetimizin olabilmesi için bir bedene sahip olmamız değil, tersine bedenimizin olabilmesi için bir cinsiyetimizin olması gerektiği anlaşılıyor.
Kendini ve başkalarını algılama hiçbir zaman değer yargılarından ayrı değildir.
Kadın doğulmaz, olunur.
Farklılıklarımız bir yana, hepimizi birleştiren ortak bir payda var: Kadınlık.
Butler'a göre cinsiyet, düzenlenmiş bir performanslar sistemidir. Davranışların doğru bir biçimde tekrarlanması üzerine bina edilmiştir. Ancak her birimiz, küçük ya da saçma nedenlerle, bazen bu tekrarı mükemmel yapamayız. Bu başarısızlık, cinsiyet sisteminin kurmacalığını gösterdiği kadar, cinsiyet normlarına karşı sürekli, planlanmamış bir direnç olduğunun da işaretidir. Hepimiz bu normlara maruz kalabiliriz ama aynı zamanda bunları ihlal etmekten de kendimizi alamayız.
Butler’a göre cinsiyet, düzenlenmiş bir performanslar sistemidir. Davranışların doğru bir biçimde tekrarlanması üzerine bina edilmiştir.
Evin dünyanın pisliklerinden uzak, masum ve temiz bir yer olarak tasarlanması, erkeklerin "dış" dünyaya açılırken kadın ve çocukları bu temiz yerde bırakmaları, içinde yaşadığımız kültürün en belirleyici ve güçlü örüntülerinden biri, belki de birincisidir. Evin ve ailenin böyle kutsallaştırılması, orada olup bitenlerin tamamen görünmez kılınmasına hizmet etmiştir. Böylelikle, aile içindeki eşitsizlikler, şiddet ve tahakküm, istismar ve baskı, "özel" alanın sorunları olarak görmezden gelinirken, evdeki iktidar ilişkilerinin ''dış" dünyadakilerle sürekliliğinin de üzeri örtülmüştür.
--reklam--
Kadınların Sınıfı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aksu Bora, bu kitapta bilindik kadın-erkek tartışması yerine kadın-kadın tartışmasını ele alıyor. İşveren ve işçi kadınlar arasındaki çekişmeyi anlatıyor. Aksu Bora 27 kadın ile görüşme yapıyor ve kitap da bunun üzerine. Kitap, okuyucuya çok geniş bir literatür sunuyor. Sex ve gender arasındaki farkı da çok güzel açıklıyor. Feminist teoriden, sınıflardan, ev kadınından, ücretli ev işinden, ataerkil düzenden vs birçok konuyu titizle ele almış.
Ben kitabı gerçekten çok başarılı buldum, çok güzel bir araştırma olmuş.
Eğer toplumsal cinsiyet (gender) araştırmalarına karşı bir ilginiz varsa ve okumayı seviyorsanız şiddetle öneririm.
Keyifli okumalar! (Aysu de) 
Erkekler ve kadınların birbiri ile eşit olmaması iddiasına ek olarak kadının da kadınla eşit olmadığından bahisle güzel bir incelemede bulunmuş Aksu BORA. Eşitsizliğin sadece cinsiyetle değil birçok bileşenle oluştuğunu ev içi hizmet veren kadınlar ve onlara işveren kadınlar üzerinden örneklendirmiş. Yer yer yanlı bakış açısını hissettiriyor ve insanların çerçevelerini çizerek bi tür akıl okuyuculuk yapıyor olsa da güzel ve daha iyi çalışmalar için başlangıç olabilecek nitelikte bir inceleme olmuş. (Ayşe) 
Aksu Bora Hocamız; Türkiye'de alan ve feminizm çalışmalarında okuyabileceğiniz ender yazarlardan birisidir. Bu kitabında ücretli ev hanımlığını ele alması da bu kitabı güzelleştiren sebeplerden. 2000'lerin baslarında yapilan bu görüşmeler güncelliğini az da olsa yitirmiş olsa da hâlâ okumanız gereken bir kitap. (Gökçe) 
--reklam--
Kadınların Sınıfı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aksu Bora - Kadınların Sınıfı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kadınların Sınıfı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aksu Bora Kimdir?
1963 Van doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra antropoloji doktoru ve doçenti oldu. Halen Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Amargi dergisi ve Ayizi Yayınevi’nin editörlüğünü yapıyor.
--reklam--
Aksu Bora Kitapları - Eserleri
Kadınların Sınıfı
Feminizm Kendi Arasında
90'larda Türkiye'de Feminizm
Yoksulluk Halleri
Feminizm Kendi Arasında
Cumhuriyet’te Çocuktular
İradenin İyimserliği
--reklam--
Aksu Bora Alıntıları - Sözleri
"Kadınlar her türlü kaynaktan erkeklerle eşit yararlanabilmeyi ,ayrımcılığa uğramamayı mücadelelerinin odağına koyarken ,kadınlığa ait oldukları düşünülen değerleri de içeren bir "kadınlık"halinin tanınmasını,kabul görmesini istediler." (Feminizm Kendi Arasında)
Annenizi seviyor karınızı dövüyor musunuz? (90'larda Türkiye'de Feminizm)
"Zamanın ruhu, "herkes"diyince ,şöyle bir şey anlamamıza neden oluyor:Feministler artı sosyalistler artı işçiler artı köylücüler artı lezbiyenler artı çevreciler artı Kürtler...Sanki bütün bu kimlikler/konumlar içinden kaçamayacağımız evlermiş gibi.Yapabileceğimizin en fazlası ,başkalarıyla işbirliği imiş gibi.Oysa herkes diyince sahiden "herkes"i kastediyor olamaz mıyız?Herkesin duymasıiçin bir söz mümkün değil midir artık?Feminizm cinsiyet sistemi hakkında konuşurken sadece kadınlara mı hitap etmelidir?Erkekler ezenler oldukları için işin dışında tutulabilirler mi?Hangi erkekler?Bir şekilde hegemonik erkekliğin dışına düşmüş olanlar-yoksullar,eşcinseller,gençler,yaşlılar,kısırlar,?Erkeklik hiç değişmiyor mu?Erkekler sahide o kadar dertsiz tasasız ,bu cinsiyet sisteminde mutlu yaşayıp gidiyorlar mı? (Feminizm Kendi Arasında)
Dünyayı hangi kelimelerle, hangi hikâyeyle kuracağız? Bu soru, dünyaya nereden/nasıl baktığımızla değil, dünyayla ne yaptığımızla ilgili bir sorudur. (Feminizm Kendi Arasında)
Eşitlik, aynılar arasında olmaz, farklılar arasında olur. Aynılar zaten aynıdır! Dolayısıyla, kadın-erkek, hepimiz insan olduğumuz için eşit değiliz; eşitliği bir değer olarak benimsediğimiz için eşit olmak için mücadele ediyoruz. Eşitlik fıtratımızda değil, politikamızda. (Feminizm Kendi Arasında)
Hastalık yoksulun bedeninde ve evinde birikir. (Yoksulluk Halleri)
“Masumiyettir çocuk ve unutuş, yeni bir başlangıç, bir oyun, kendi kendine dönen bir çarktır, bir ilk hareket, kutlu bir evet deyiştir yaratma oyununa.” (Feminizm Kendi Arasında)
Erkeklerle aynı değiliz, olmayı da istemiyoruz. Eşitlik peşindeyiz. Bizi etiketleyen, sınıflayan, erkeklerden ve birbirimizden farklılıklarımızın ne, farkın ne demek olduğu hakkında söylevler veren lider fıtratlılarla başa çıkacak gücümüz, öfkemiz ve kararlılığımız var. Alışın, buradayız. (Feminizm Kendi Arasında)
Yoksulların kültürünü pozitivist bir biçimde "keşfedilebilecek", "açığa çıkarılabilecek" veya "gözler önüne serilebilecek" bir "şey" olarak görmek yoksulluğa/yoksullara dair "sembolik şiddet" biçimlerine dahil olmak anlamına gelebilir. (Yoksulluk Halleri)
Nostaljiyle özgürlük olmaz! (Feminizm Kendi Arasında)
“ Erkekliğin iktidarla tanımlandığı bir yerde, kendi hayatları üzerindeki iktidarlarını yitirmiş erkekler, derinden yaralanıyorlar.” (Yoksulluk Halleri)
Politik öznelerin "kimlik" temelinde değil ama "hedef" temelinde, yani "olmak" tan değil, "yapmak" tan hareketle kurulabildiğini düşünebiliriz ve böylece "Kadın yoksa feminizm nasıl mümkün olur" sorusunun dar ufkundan çıkma imkanı bulabiliriz. (Kadınların Sınıfı)
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de kız doğmuş olmak, kadın olarak yaşamak, adını koysak da koymasak da, ölçüsü hafif veya ağır (az veya çok) olsa da, kadına yönelik şiddeti görmüş, yaşamış olmak demektir. (90'larda Türkiye'de Feminizm)
Kadın doğulmaz, olunur. (Kadınların Sınıfı)
“İnsan ölmek zorundadır, ama insan ölmek için doğmaz, insan yeni bir şeye başlamak için doğar.” (Feminizm Kendi Arasında)
... Ben otuz yaşındayım ama içime sor, ben yetmiş yaşındayım. (Yoksulluk Halleri)
Hazreti Ali "Allah'ın sevabına olan isteği yüzünden zenginin fakire tevazuu güzeldir. Bununla beraber Allah'ın lütfuna güvenerek fakirin zengine karşı vakarını koruması ondan daha güzeldir" demişlerdir. (Yoksulluk Halleri)
“Erkek egemenliğinin yapıları çok sağlamdır zaten, o yüzden feminist mücadele bu kadar zorludur. Öte yandan feminizmin yapabildiklerini görünce, surda gedik(ler) açmanın zevkine varabilirsiniz! İradenin iyimserliği bu değilse nedir?” (İradenin İyimserliği)
Boyacı kardeşin "onlar gibi baba ekmeği yemiyorum, ben kendi ekmeğimi kendim götürüyorum ama dalga geçiyolar" sözü, gurur kaynağı ile aşağılanma nedeninin aynı olmasının paradoksuna işaret ediyor. (Yoksulluk Halleri)
Kadınlık ve Erkekliğin biyolojik bir temeli vardır ve bu değişmez; ancak cinsiyet bu temelden ibaret değildir, onun üzerine kurulan ve toplumsal bağlama göre değişen bir örüntü vardır: Toplumsal cinsiyet (Kadınların Sınıfı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kadinlarin-sinifi-aksu-bora-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)