# Kaldığımız Yer - Behçet Çelik Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kaldığımız Yer kimin eseri? Kaldığımız Yer kitabının yazarı kimdir? Kaldığımız Yer konusu ve anafikri nedir? Kaldığımız Yer kitabı ne anlatıyor? Kaldığımız Yer PDF indirme linki var mı?  Kaldığımız Yer kitabının yazarı Behçet Çelik kimdir? İşte Kaldığımız Yer kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kaldigimiz-yer-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-15T09:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-05-15T09:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/15/behcet-celik-kimdir-behcet-celik-kitaplari-ve-sozleri-222751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Behçet Çelik 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750725319 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Kaldığımız Yer Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Savaş mavaş değil dostum, apaçık yeryüzünden silmeye azmetmişler. Dertleri de din falan değil, hâkimiyet, güç kazanmak... Güç işte, Allah'ın belası güç! Bir gün nasılsa durulur ortalık, sakinleşir. Ölenler öldükleriyle kalır, o âna kadar ne elde etmişlerse; stratejik konum, mal mülk, zenginlik, liderlik… Onların üzerinden geleceklerini bina ederler.

Behçet Çelik, yeni öykü kitabı Kaldığımız Yer'de yaşadığımız çevrenin, coğrafyanın, günlük hayatta girdiğimiz ilişkilerin, yorgun, soru sormaktan yılmış ruh halimizin fotoğraflarını çekiyor. Geçmişin acıları, o acıları yaşayanlar, "buraları" terk etmiş olanlar, seslerini, bakışlarını bize ulaştırmaya devam ediyorlar. Çünkü kaldığımız yer, bir araf değildir; konuşup hesaplaşamadığımız sürece bizi almayacak, karşıya geçirmeyecek bir acılar köprüsüdür. Behçet Çelik'in her zamanki incelikli üslubu ve güzel Türkçesiyle… 

(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kaldığımız Yer Alıntıları - Sözleri
Küsme, kırılma hakkı kutsaldır benim için. Kimse kimseyi sonsuza kadar yanında yöresinde istemeyebilir, bazen iki insan arasında kalan tek bağ küskünlüktür, ses etmeden bu son düğüme saygı duymak gerekir.
Her ne idiyse aralarındaki bağ, çok geç karşılaşmışlardı. Onca yıl pencerenin önünde dedemin ne yaptığını anladım o an. Beklemişti, belki zamanın geçmesini, belki zamanın gelmesini.
Aradan yıllar geçince öfke de, kin de pörsüyor, hayat gibi, zaman törpülüyor.
Al canım, sen de gönül rahatlığıyla at bunları denize, kimin gerçek yeri nerede kim bilebilir? Belki tam da sen bunu attığında her şey yerli yerinde olacak.
Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım?
Bulurum sanmıştım, aradığımı bulurum bir gün, durulurum.
Anlam aramanın, anlam bulduğunu sanmanın en çok bir yanılgı ya da avuntu olduğunu her geçen anda daha derinden duyup anlayarak sürdüğüm bir ömrün ardından -sarsak bir sanrının peşinden gitmenin nesine ömür dendiğini bu alık kafam bir türlü almadı, almıyor-.
Ta İstanbul’dan kalkıp ülkenin bir ucuna tanımadığı etmediği insanlara yardım için gelmiş biri, ya çok memnundur halinden ya da kaçtığı büyük bir mutsuzluk vardır, diye düşünüyor.
Dünya yuvarlak, demiş, yıldızlar uzak.
"Savaş mavaş değil dostum, apaçık yeryüzünden silmeye azmetmişler. Dertleri de din falan değil, hâkimiyet, güç kazanmak… Güç işte, Allah’ın belası güç! Bir gün nasılsa durulur ortalık, sakinleşir. Ölenler öldükleriyle kalır, o âna kadar ne elde etmişlerse; stratejik konum, mal mülk, zenginlik, liderlik… Onların üzerinden geleceklerini bina ederler."
Yüzüne su çarpmak iyi geldi Emre'ye. Karanlığı azaltmasa da ucundan bir parça seyrelir gibi oldu. En azından, dedi aynadaki suretine, annemle Halit Enişte ondan yana değil.
Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar.
Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar.
İnsan hayal kurarken anlamıyor, o anda gevşeyiverdiğinden; bütün dünya peltemsi bir hal alıyor, oyun hamuru gibi çekiştiriyor, sıkıştırıyor, şekilden şekle koyuyorsun, ancak kaskatı gerçekle yüzleştiğinde dank ediyor hayalin hamlığı _dünya sertleşiyor, içindeki yumrular sımsıkı, hiçbir zaman çözülmeyecek bir yumruğa dönüşüyor.
"Bildiğim yanıldığıma yetmiyor epeydir."
--reklam--
Kaldığımız Yer İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kaldığımız Yer: Edebiyatımız da yeni yeni hikaye yazan yazarları görmeye başladım. Behçet Çelik de onlarda biri. 14 hikaye var içerikte. Ama hepimizin bildiği hikayeler yani kaldığımız yerde ki hikayeler. Komşudan duyduğunuz dedikodunun , dayınızın askerlik anıları, misafirliğe gittiğiniz ortam da ortama değil de başka şeye odaklanırsınız aklınız başka yerdedir vb. Bu durumları kaleme almış okurken sanki o hikayelerde ki biri gibiydim. O ortamda olduğumu hissettim.

Türk güncel yazarlarla arası olmayan biri olarak ben eseri çok beğendim. Artık yerli kalemlere daha çok fırsat vereceğim. (İsmail Kulaç) 
14 öyküden oluşan Kaldığımız Yer’de yazar, küçük anların peşinde hatırlanan zamanlara gidiyor. Ama orada takılıp kalmıyor. Geçmişi şimdiye getiriyor. Bunu bazen karakterlerin düşünceleriyle, bazen eylemleriyle anlatıyor. Toplumsal olaylar bu anların içinde bolca yer alıyor ama asla öykünün ana konusu haline gelmiyor. Yani olayların ortaya çıkışı, devletin ya da başka kurum ya da kişilerin yaptıkları anlatılmıyor; yarım kalan bir anlatıyla bu olayların karakterler üzerindeki etkisi sezdiriliyor.
Özellikle beğendiğim birkaç öyküye değinmem istiyorum.

“Lori...Lori”, askerliği sırasında insanlık dışı emirleri yerine getiren askerlerden birinin öyküsü. Yaklaşık yüz yaşına gelmiş bir dede ve biz onun cenazesindeyiz. Cenaze evine gelen kimsenin tanımadığı bir kadın, dedenin torununa kendini tanıtır. Geçmişe bir yolculuk yaparak dedeyle tanışma zamanını anlatırken daha da geçmişe gider öykü. Yıllar önce duyduğu dili bir parkta kadından duyan dede askerlik zamanına geri döner. Vicdan azabıyla yüz yaşında yüzleşmek zorunda kalır.

“Estağfurullah Asker” bir komutan ve askerin dostluğunu anlatır. Sürekli bir biriyle konuşma arzusu duyan iki arkadaşın bu dostlukları uzun sürmez. Diğer komutanların bakışları sürekli bu ikilinin üzerindedir. Kısık konuşsalar bir plan yapıyor zannedebilirler, sesli konuşsalar dikkat çekiyorlar. Biri Türk biri Kürt.

“Hiçbir Şey Olmamış Gibi”, Ayşe ile Emre’nin öyküsü. ‘Neden dün sabaha doğru eve geldin, neredeydin?’ diye sormak istiyor Emre. Ayşe neden böyle davranıyor, neden bu umursamazlık? Emre’nin kafasında kurguladığı senaryolar ve bu senaryolardan habersiz ilerleyen hayatı.

“Alavüsata” kitaptaki en farklı öykü. Öyküde Vüs’at O. Bener sürekli hissediliyor. Yazmak ve yazar üzerine bir öykü. Okuyucunun sorgulayan bakışlarından kaçmak için değil okuyucuya başka bir perspektiften bakmasını dile getirmek için yazılmış gibi. ““Karanlık denilen yazarı için aydınlıksa hiç mesele yoktur.” (Serkan Mutlu) 
--reklam--
Kaldığımız Yer PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Behçet Çelik - Kaldığımız Yer kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kaldığımız Yer PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Behçet Çelik Kimdir?
Behçet Çelik 1968'de Adana'da doğdu. Adana Anadolu Lisesinden 1986'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990'da mezun oldu. İlk yazısı 1986'da Yeni Adana gazetesinde, ilk öyküsü 1987'de Varlık'ta yayınlandı. Çeşitli dergilerde öykü, yazı ve çevirileri yayınlanan Çelik, Yazılı Günler ve Virgül dergilerini yayınlayanlar arasında yer aldı. 1989'da Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülünü kazandı; Gün Ortasında Arzu isimli öykü kitabı 2008'de Sait Faik Hikâye Armağanına, Diken Ucu adlı öykü kitabı da 2011'de Haldun Taner Öykü Ödülüne değer bulundu. İki Deli Derviş(1992), Yazyalnızı (1996), Herkes Kadar (2002), Düğün Birahanesi (2004), Gün Ortasında Arzu (2007), Diken Ucu(2010) adlı öykü kitaplarının yanı sıra Dünyanın Uğultusu (2009) ve Soluk Bir An (2012) adlı romanları ile Sınıfın Yenisi adlı ilkgençlik romanı (2011) yayınlandı. Çelik'in doğup büyüdüğü Adana üzerine yazılmış yazılardan oluşanAdana'ya Kar Yağmış (2006) adlı bir de derlemesi ve Ateşe Atılmış Bir Çiçek/ Yazarlar, Kitaplar, Okuma Notları(2012) adlı bir deneme kitabı bulunmaktadır. Behçet Çelik'in "Çok Tanıdık, Çok Bildik" isimli öyküsü ABD'de yayımlanan Istanbul Noir adlı kitapta, "Soğuk Bir Ateş" adlı öyküsü de Hollanda'da yayımlanan Stad en Mens adlı kitapta yer almıştır.
--reklam--
Behçet Çelik Kitapları - Eserleri
Gün Ortasında Arzu
Belleğin Girdapları
Diken Ucu
Dünyanın Uğultusu
Soluk Bir An
Sınıfın Yenisi
Düğün Birahanesi
Herkes Kadar
Kaldığımız Yer
Yolun Gölgesi
Patikaların İyi Yanı
Yazyalnızı - İki Deli Derviş
Çantasızlar Kampı
Ateşe Atılmış Bir Çiçek
Adana'ya Kar Yağmış
Düğün Birahanesi
Dünyaya Baktığımız Yol
--reklam--
Behçet Çelik Alıntıları - Sözleri
her düşüme sindi şu uyanıklık. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
“Seyrelmek istemiyor, yok olmak gibi bir şey bu onun için, dağılmak, ortalığa saçılmak, bir daha toparlanamamak.” (Patikaların İyi Yanı)
“Benim güçsüzlüğüm kendini güçlü hissetmene neden oluyor, biliyorum,” dedi.
“Çok yanlış,” dedim. “Bu çok yanlış.”
“Doğru olan ne peki? Çırpınıyorum karşında, susuyorsun. Daha da zorlarsam, kelimelerin yetmediğini söyleyeceksin hep yaptığın gibi. Takılmışsın buna. Beni üzmekten zevk alıyorsun. Yaşadığını böyle hissediyorsun. Kim bilir, kimin öcünü alıyorsun beni böyle sefil hallere sokunca.” (Gün Ortasında Arzu)
Baykuşun tünediği daldayım. Baykuş değil yarasa - baş aşağı asılıyım. (Gün Ortasında Arzu)
Oysa gitmeyi bilen ne de güzel gidiyordu. (Gün Ortasında Arzu)
çevremizi saran incir ağaçlarının kokusu, yalnızca sarhoş olduğum zamanlar duyduğum bir acıyı depreştirdi. yitip gidenin peşinden bakmaya benziyordu. artık göremeyeceğini bildiğin bir dostu, gece rüyanda görüp, sabah ağlayacak
gibi uyanmaya. haymada oturan adamın ufkuna bir iki incir ağacı yerleştirdim. insan neler düşünür böyle bir haymada, bir yola, bir ufka bakarken? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
incecik bir yara, hiç iyileşmiyor. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Her şeyin sonsuza dek değiştiğini ikimiz de anlamıştık, ama tam bize göreydi benim böyle debelenmem ve onun hiçbir şey dememesi. (Diken Ucu)
kardeşim, demezler mi, dostum, canım, bir tanem, nedir bu seni hülyalı hülyalı ortalığa bakmaya zorlayan şey? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Neresi olduğunu kestiremediğim bir yerler açıyor içimde. Bedenin mi bana ait olmaktan çıkıyor, acı mı yer değiştiriyor? Kalbim diyorum, karnım diyorum, göğsüm, hepsinin arasında bunca yıldır farkında olmadığım bir boşluk, neresi bilemiyorum. (Yolun Gölgesi)
yaşaya yaşaya, acısını duya duya, uykusuzluğu, açlığı, her şeyi bir umutsuzluğa ulayan karamsarlığıyla bitireceğim bu kederi. bir sabah, belirli ölçekte keder duyup belirli litre gözyaşı akıtınca, aylar yıllar sonra ilk kez, kedere değil de sabah sevincine uyanacağım. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
tek doğru; her şeyin bir kederle birlikte örüldüğü. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
(...)Dönüp dolaşıp aynı cümleleri yeniden ısrarla peş peşe yineleyen, sanki bütün dünya onlara bir şeyler-para, mülk, unvan, itibar- borçluymuşçasına mağdur ve bundan her daim haklılık, aksilik ve şirretlik almaşığı bir ömür devşiren adamlarla kadınların evreninde sıkışıp kalmış hissetmekten bıkkın, her yanını balçık bataklık kaplamışçasına hareket edememiş olmaktan yorgun, gecenin korkusundan, kaygısından henüz sıyrılamamış halde ağır aksak yürürken tökezleyiverdi, düşer gibiyken doğruldu. (Patikaların İyi Yanı)
"Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir." (Düğün Birahanesi)
Görüşmelerimiz de bu yüzden seyrelmişti. Bana ev içleri, o ikisine dışarısı batıyordu. Kimselerle görüşmediklerini söylemişlerdi bir keresinde. Şikayetçiye benzemiyorlardı bundan. Yalnızca Aytül, insanların her şeyde bir karşılık beklemelerinden bunaldığını söylemişti.

"Bizim ev her zaman, herkese açık, ama her gelen bizim de onlara 'iade-i ziyaret' e gitmemizi bekliyor," demişti. Kendi sözleriyle dolduruşa gelip sesini yükseltmişti ardından. "Ne bu ya? Arkadaş mıyız, diplomatik misyon şefi miyiz, anlamadım!"

Sezai Aytül'e o akşam, "Şefim, büyükelçim" diye takılmıştı sürekli. (Düğün Birahanesi)
Gözyaşlarım kırık şimdi. (Patikaların İyi Yanı)
Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar. (Kaldığımız Yer)
'Herkesin kendini övdüğü bir çağda yaşıyordu.Kimse utanmıyor bundan.' Behçet Çelik - Soluk Bir An (Soluk Bir An)
Başkasının değil senin ne düşündüğün önemli.... (Patikaların İyi Yanı)
Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım? (Kaldığımız Yer)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kaldigimiz-yer-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)