# Kamu Maliyesi - Mahfi Eğilmez Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kamu Maliyesi kimin eseri? Kamu Maliyesi kitabının yazarı kimdir? Kamu Maliyesi konusu ve anafikri nedir? Kamu Maliyesi kitabı ne anlatıyor? Kamu Maliyesi kitabının yazarı Mahfi Eğilmez kimdir? İşte Kamu Maliyesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kamu-maliyesi-mahfi-egilmez-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-14T00:24:22+03:00
- Güncelleme: 2022-02-14T00:24:22+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/14/mahfi-egilmez-kimdir-mahfi-egilmez-kitaplari-ve-sozleri-151596.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mahfi Eğilmez 
 Yayın Evi: Remzi Kitabevi 
 İSBN: 9789751417084 
 Sayfa Sayısı: 176 

Kamu Maliyesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlgililer için temel bir başvuru kaynağı...

İktisat (ekonomi), işletme, hukuk, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, kamu yönetimi, çalışma ekonomisi ve ekonometri bölümlerinde okuyan öğrencilerin ve konuyla ilgilenenlerin maliyeyle ilgili temel bilgilere ihtiyaçları oluyor Bu bilgiler, ekonomide olup biteni anlamak, hem okuduğu bilim dalını bütünlemek, hem de sınav ve mülakatlarda başarılı olmak için gerekli.

Bu kitabın en önemli özelliği zor olanı kolay anlaşılır biçimde sunmuş olmasıdır.

“Yaşam aslında basittir. Onu, karmaşık hale getiren biziz.”

- Konfüçyüs

Kamu Maliyesi Alıntıları - Sözleri
John Maynard Keynes'in ekonomik görüşlerini açıklamasından sonra(İstihdam,Para ve faiz genel Teorisi adlı kitabı) kamu maliyesine olan yaklaşımda da esaslı değişiklikler görülür oldu.Her şeyden önce piyasalarda dengesizlik halleri ortaya çıktığında ya da dengeler istenildiği şekilde değiştirilmek istendiğinde devletin müdahale etmesi gereği kabul görmeye başladı.Keynesyen yaklaşımdan sonra vergilerin nötr değil,tam tersine taraflı olması ve gelir dağılımı bozukluğunu gidermenin de bir aracı olarak kullanılmasını gerektiği görüşü öne çıktı.Benzer şekilde bütçelerin denk olmasının her zaman uygun bir yaklaşım olmadığı,gerektiğinde açık ya da fazla vermesinin ve bu yolla bir maliye politikası aracı olarak kullanılmasının gerektiği savunulur oldu.
 Yukarıda kısaca özetlediğimiz Keynesyen politika,İkinci Dünya Savaşı sonrasından aşağı yukarı 1970'lerden başlayarak ekonomide yeniden piyasalara karışılmaması yönündeki görüşler genel kabul görmeye başladı.Monetarist okul(Milton Friedman),yeni klasik okul temilcileri(Robert Lucas,Thomas Sargent,Neil Wallace vb.) Keynesyen yaklaşımını reddederek piyasalara karışılmaması gerektiğini öne sürmeye ve klasiklerin görüşlerini yeniden öne çıkarmaya yöneldiler.
 Günümüzde kamu maliyesine yaklaşım Keynesyen yaklaşımın ve Monetarist-Yeni Klasik yaklaşımların ortak etkilerini taşıyan bir modern sentez şeklindedir.
Kamu maliyesinin temel amaçları,kaynak dağılımının düzenlenmesi(tahsis etkinliği),ekonomide istikrarın gerçekleştirilmesi,gelir dağılımında adil bir dağılıma ulaşılması(bölüşümde etkinlik),ekonomik kalkınmanın sağlamasıdır.
“Depresyon halinde uygulanacak politika tümüyle genişleyici maliye ve para politikası bileşimi olmak durumundadır.Bir yandan kamu giderleri arttırılır ve özel kesimin ve hane halklarının eline daha çok gelir geçmesi sağlanırken bir yandan da para arzı arttırılıp,faizler düşürülerek yatırımların canlandırılmasına çalışılır.”
VERGİLERİN ÇEŞİTLERİ
Vergiler genel olarak ikiye ayrılır:
(1)Dolaysız vergiler
(2)Dolaylı vergiler

 Dolaysız ve dolaylı vergiler ayrımı birçok farklı bakış açısına göre yapılabilir.Örneğin dolaysız vergiler gelir ve servet vergileri gibi vergi yükünün başkalarına devredilmediği vergileri,dolaylı vergiler ise katma değer vergisi gibi nihai kullanıcıya devredebilen vergileri ifade eder.Gelirin sürekli olarak elde edilmesine ilişkin işlemlerin vergilendirilmesi dolaysız vergileri, mülkiyetin el değiştirmesi ya da bir satış işleminin yapılması sırasında ortaya çıkan vergiler ise dolaylı vergileri ifade eder.Daha dar bir tanımlama yaparsak dolaysız vergilerin geliri ve serveti,dolaylı vergilerin harcamaları esas aldığını söyleyebiliriz.
 Buna göre gelir vergisi,kurumlar vergisi,emlak vergisi gibi vergiler dolaysız, katma değer vergisi,gümrük vergisi,damga vergisi gibi vergiler de dolaylı vergiler arasında yer alır.
Kamu gidrleri birçok şekilde sınıflandırılabilir .Bunlar arasında en çok kullanılan ekonomik sınıflandırmadır.Buna göre kamu giderleri ikiye ayrılır:(1)Gerçek giderler,(2)Transfer giderleri.

(1)Gerçek Giderler
gerçek giderler,üretim faktörleri(emek,sermaye,doğal kaynaklar gibi) ve üretimde kullanılan girdilerin kullanımıyla yapılan hizmetlerin giderleridir.Örneğin bir kamu kurumu hastahanesinde çalışanlara ödenen ücretler,bu hastahanenin ısıtma,aydınlatma ve temizlik giderleri bu hastahanenin kamu hizmeti(sağlık hizmeti)üretmesi için yapılan giderlerdir.Gerçek giderler ikiye ayrılır:(a)Cari giderler,(b)Yatırım giderleri.

(a)Cari giderler
Bunlar üretim faktörlerine yapılan ödemelerdir.Bunlar da ikiye ayrılır: (i)Personel giderleri;kamu hizmetlerini görmek için işe alınan memur ve işçilere yapılan ücret ödemeleri,sigorta ödemeleri,sağlık giderleri,tazminat giderleri,ödüller gibi giderlerdir(ii)Diğer cari giderler,bir yıl içinde kullanılıp bitecek mallara yapılan giderler bu kategoriye girer.Kamu hizmet binalarının bakım,onarım,aydınlatma,ısıtma gibi giderleri,kamu hizmetlerinde kullanılan arabaların bakım,onarım,benzin vb. giderleri gibi giderlerdir.

(b)Yatırım giderleri üretimi artırmak,kaynakların daha iyi kullanımı sağlama için ,yararı birden fazla yıla yayılan mallara yapılan giderler bu grupta toplanır.Kamu kesiminin yeni bir hizmet binası yaptırması,bir okul yapımı,hava alanı,köprü vb. yapımı yatırım giderleri kapsamına giren giderlerdir.

(2)Transfer Giderleri
Yapıldığı dönem itibariyle karşılıksız olan kamu giderleri transfer giderleri olarak sınıflandırabilir.Bu tür giderler daha çok gelirin yeniden dağılımını düzenleme,dolayısıyla gelir dağılımı eşitsizliğini azaltma amacı güder.Bu giderlerin en belirgin özelliği karşılığında bir mal veya hizmetin bulunmamasıdır.Mesela emeklilere ödenen ücretler bu niteliktedir.Devlet,emekliye ayrılmış memurlarından herhangi bir hizmet veya benzeri bir karşılık almaksızın onlara maaş öder.Her ne kadar bu maaş,geçmiş hizmetlerin karşılığı sayılabilirse de ödendiği dönemde emekliden alınan bir karşılık söz konusu değildir.Transfer giderlerini şöyle gruplandırmak mümkündür.(a)Merkezi yönetim bütçesinden yerel yönetimlere yapılan yardım ödemeleri.(b)Kamu borçlanması karşılığında yapılan faiz ödemeleri.(c)Sosyal güvenlik amaçlı ödemeler(emekli maaşları,dul ve yetim aylıkları,öğrencilere verilen krediler bu gruba girer).(d) Sermaye ödemeleri ve gelir transferleri (devletçe KİT'lere,döner sermayeli kuruluşlara yapılan sermaye katkıları bu gruba girer.
Alman kamu maliyecisi ve siyasetçi Adolph Wagner, kamu giderlerinin sürekli arttığını,bu artışın her yerde karşılaşılan bir durum olduğunu gözlemlemiş ve bu gerçeği kendi adıyla anılan bir yasa olarak açıklamıştır.Wagner yasasına göre kamu giderleri hem nominal(görünürde) hem de reel olarak artış halindedir.Burada nominal ve reel artış farklı bir durumu gösterir.Eğer kamu giderleri arttığı halde kamu hizmetlerinde bir artış yoksa bu artış nominal artış olarak kabul edilir.Buna karşılık kamu giderleri kamu hizmetleriyle birlikte artıyorsa o zaman ortada reel bir artış söz konusu demektir.
 Kamu giderlerinde görülen nominal artışlar çeşitli nedenlerle ortaya çıkar.Enflasyon ve/veya paranın dış değerinin düşmesi sonucu satın alınan aynı mal ve hizmetlerin daha pahalşıya alınmaya başlanması,savaşlar,geçmişte düşük ödemelerle yaptırılan bazı kamu hizmetlerinin bedellerinin artması(askerler ödenen asker aylıklarında artışlar olması) bu nedenlerin bazılarıdır.Kamu giderlerinde görülen reel artışlar ise devletin eğitim,sağlık gibi alanlarda daha kaliteli ve kapsamlı hizmet sunması,teknolojideki değişmelerin getirdiği kalite artışları,savunma gücünün artırılması için yeni silahlar,teçhizat alınması,nüfus artışına uyumlu olarak devlet hizmetinin yaygınlaştırılması gibi nedenlerle ortaya çıkar.
Maliye biliminde illüzyon sözcüğü ilk kez İtalyan maliyecisi Amilcare Puviani tarafından mali illüzyon biçiminde kullanılmıştır.Puvani'ye göre eğer kamu gelirleri ve özellikle vergilerin miktarı halk tarafından tam olarak bilinmezse,halk,kamu kesiminin olduğundan düşük maliyetle çalıştığını zanneder ve kamu giderlerinin artırılmasına itiraz etmez.O nedenle de hükümetler topladıkları vergiyi daha düşük göstermek için bir bölümünü gizlemeye yönebilirler.
İngiliz iktisatçı Richard Kahn tarafından ortaya atılmış olan kamu giderlerinin çarpan etkisi;kamu kesimi harcamalarında ortaya çıkacak artışların yöneleceği kişi ve kurumların gelirlerini ve dolayısıyla giderlerini bir döngü halinde artıracağını ve bunun GSYH'da artış yaratacağını ileri süren bir yaklaşımdır.
 Kamu kesiminin yeni bir hizmet binasını 1 milyon TL tahmini bedelle yaptırmaya başladığını,bu inşaatın 24 ay süreceğini,müteahhide başlangıçta 2000.000 TL avans verildiğini ve işin bu avansla başlatıldığını düşünelim.Müteahhide yapılan her ödemeyle kamu giderleri yükseleceği için GSYH de artacaktır(ilk etki.)Kamu kesiminin müteahhide yapacağı ödemelerin büyük bölümü müteahhit tarafından malzeme alımına,mühendis ve işçi ücretlerine harcanacaktır.Bu ödemeler bu paraları alanların gelirlerini dolayısıyla tasarruf,tüketim ve yatırım harcamalarını artıracaktır.Bu kişi ve kurumların yaptıkları harcamalar da başkalarının eline gelir olarak geçecek bu kez onlar da tasarruflarını,tüketim ve yatırım harcamalarını artıracaktır(ikincil etki).Bu böylece devam ederek GSYH'nin bir noktaya ulaşana kadar sürekli artmasına yol açacaktır.Kamu giderlerinde ortaya çıkacak artışların GSYH üzerinde yaratacağı bu ek artışlara kamu giderlerinin çarpan etkisi deniyor.Kamu giderlerinin GSYH üzerinde kaç misli artış sağlayacağı toplumda geçerli marjinal tüketim eğilimi ve marjinal tasarruf eğilimine göre belirlenir.
 Marjinal tüketim eğilimi(mpc),tüketicinin gelirinde oluşan artışın tüketim harcamalarını ne kadar artıracağını gösteren bir orandır.Eğer tüketiciler,ortalama olarak,ellerine geçen her 100 TL'nin 70 TL'sini tüketim harcamalarına,30 TL'sini de tasarrufa ayırıyorsa o zaman bu toplumda marjinal tüketim eğilimi (mpc) 0,7 ve dolayısıyla marjinal tasarruf eğlimi(mps) ise 0,3 demektir.
Kamu harcamalarında orataya çıkan 1 birimlik artışın GSYH'yıartırma katsayısı marjiinal tasarruf oranının yarattığı 0,3'lük sızıntı dışında kalan oran kadar olacaktır.

Kamu giderlerinin çarpan katsayısı=1/1-mpc
(ya da Kamu giderlerinin çarpan katsayısı =1/mps)
yukarıdaki örneği bu denkleme uygularsak:=1/1-0,7=!/0,3=3,3

Yani bu toplumda kamu giderlerinde görülen 1 birimlik artış GSYH2yı 3,3 birim artıracak demektir.
Tıpkı kamu harcamalarındaki artışın yarattığı çarpan etkisi gibi vergilerde ortaya çıkacak bir indirim,kullanabilir geliri,dolayısıyla toplam tüketim ve yatırım harcamalarını artıracak,sonuçta GSYH'de artışa yol açacaktır.Tersine vergilerde ortaya çıkacak bir artış,kullanılabilir geliri,dolayısıyla toplam tüketim ve yatırım harcamalarını düşürecek ve eğer vergi artışından sağlanacak ek gelirler ile kamu giderleri artırılmazsa GSYH'de düşüş meydana gelecektir.
 Ekonominin resesyona doğru gittiğini ve hükümetin gelir vergisinde yüzde 10 oranında indirim yaparak ekonomiyi canlandırmayı planladığını düşünelim.Bu durumda kişilerin ellerine geçen gelir(kullanılabilir ya da harcanabilir gelir)yüzde 10 oranında artacak demektir.Vergi sonrası yıllık geliri 50.000 TL ve marjinal tüketim eğilimi(mpc)0,7(yüzde 70) olan bir kişinin bu indirim sonrası eline geçen paranın 55.000 TL'ye yükseldiğini varsayalım.Geliri 50.000 TL iken (50.000. 0,7=) 35.000 Tl'lik tüketim harcaması yapan ve 15.000 tasarruf eden bu kişi,vergi indirimi sonrası geliri 55.000 TL'ye yükselince 38.500 TL'lik tüketim harcaması ve 16.5000 TL'lik tasarruf yapmaya başlayacak demektir.
 Devletin gelir vergisi oranını yüzde 10 artırdığını düşünelim.B durumda kişilerin ellerine geçen gelir yüzde 10 oranında azalacak demektirVergi sonrası yıllık geliri 50.000 TL ve marjinal tüketim eğilimi 0,7 olan bir kişinin vergi artışı sonrası eline geçen paranın 45.000 TL'ye düştüğünü varsayalım.Geliri 50.000 TL iken (50.000 . 0,77=) 35.000 TL'lik tüketim harcaması yapan ve 15.000 Tl tasarruf eden bu kişi,vergi artıı sonrası geliri 45.000 TL'ye düşünce 31.500 TL'lik tüketim harcaması yapan ve 15.000 TL tasarruf eden bu kişi ,vergi artışı sonrası geliri 45.000 TL'ye düşünce 31.500 TL'lik tüketim harcaması ve 13.500 TL'lik tasarruf yapmaya başlayacak demektir.
Basit vergi çarpanı şöyle bir formülle hesaplanır:

Vergi çarpanı :mpc/ 1-mpc
Yukarıdaki örneğimize uygularsak:
vergi çarpanı=0,7/1-0,7=2,3
Kamu maliyesinde anestezi terimi mali aneztezi biçiminde bir deyim olarak kullanılır.Kişi ve kurumların tam olarak farkına varmadan vergi veya benzeri bir yükümlülüğü ödemeleri halidir.Ya da bir başka ifadele,kişi ve kurumların ödeyecekleri verginin varlığını tam olarak anlamalarının önlenmesi halidir.
 Mali anestezi genel olarak dolaylı vergilerde geçerlidir.Fiyata dahil olarak uygulanan katma değer vergisi(KDV) bu tür mali anestezi konusu olan vergilerin tipik örneğidir.50 TL'ye bir gömlek aldığımızda kasaya 50 TL öder çıkarız.Bunun içinde yüzde 18 oranında KDV olduğunu,gömleğin fiyatının aslında 42,5 TL olduğunu,7,5 TL'sinin KDV olduğunu fark etmeyiz.Çünkü burada vergi,fiyatın içine gizlenmiştir.Buna karşılık KDV eğer fiyata ek olarak uygulansaydı durumu fark ederdik.Örneğin aynı gömlek 42,5 +KDV olarak satılsaydı o zaman gömleğin fiyatının 42,5 TL olduğunu ve üstüne ödeyeceğimiz 7,5 TL'nin devlete vergi olarak gideceğini görürdük.KDV'nin dahil olduğu fiyata gösterilen tepki "pahalıymış" şeklinde olur, oysa KDV'nin dahil olmadığı fiyata gösterilen tepki muhtemelen "devlet ne kadar çok vergi alıyor." şeklinde olur.
 Kişilerin ödediği vergiyi fark etmeden ödemelerini sağlayan bu gibi uygulamalar mali anestezinin örnekleridir.

Kamu Maliyesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabın Yazarı Mahfi Eğilmez Kimdir?
1950 yılında İstanbulda doğdu. Ankara Atatürk Lisesini, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesini (İktisat ve Maliye Bölümü) bitirdi. Gazi Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi dalında doktora yaptı. Yeminli Mali Müşavir ünvanına sahiptir.rnrn1972 yılında Maliye Müfettiş Muavini olarak başladığı kamu hizmetinde Maliye Müfettişi, Gelirler Genel Müdür Yardımcısı (tedvir), Hazine Kamu Kurumları ve İştirakleri Daire Başkanı, Hazine Kamu Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşaviri, Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Hazine ve Dışticaret Müsteşar Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri, Hazine Müsteşarlığı Müşaviri olarak görev yaptı. 1997 yılında Hazine Müsteşarlığı’na atandı. 1997 yılı sonunda kamu hizmetinden ayrıldı.rnrnHalen Garanti Bankası yönetim kurulu murahhas üyeliğinin yanısıra Garanti Leasing ve Doğuş İnsangücü Kaynakları A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor, Radikal Gazetesinde köşe yazısı yazıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politilkası dersleri veriyor.rnrnKatma Değer Vergisi (Teori - Uygulama) (1983); Hazine (1996); IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1996); Light Günlük (2000); Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile ortak 2001); Anitta’nın Laneti (2001) ve Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile ortak 2002) adlı yedi kitabı ve çeşitli ekonomik ve mali konularda yayınlanmış makaleleri vardır.rn

Mahfi Eğilmez Kitapları - Eserleri
Örneklerle Kolay Ekonomi
Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi
Değişim Sürecinde Türkiye
İnferis
Ekonomide Analiz
Küresel Finans Krizi

Ekonomi Politikası
Makro-Ekonomi
Türkiye Ekonomisi
Mikroekonomi
Ekonominin Temelleri
Anitta'nın Laneti
Hazine

Kendime Yazılar
Sahte Sultan
Hattuşa'dan Kaçış
Kamu Maliyesi
Light Günlük
Hitit Ekonomisi
Krizleri Nasıl Çıkardık?

Mahfi Eğilmez Alıntıları - Sözleri
0 ile 1 arasında değişen Gini Katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının düzeldiğini, bire yaklaştıkçada bozulduğunu gösteriyor. (Ekonomide Analiz)
Küresel sistem, kapitalizmin bir ekonomik ve sosyal sistem olarak dünyaya yayılmasıyla ortaya çıkmıştır. (Değişim Sürecinde Türkiye)
Şekel: Hitit para birimi (Anitta'nın Laneti)
Örneğin hayal gücümüzü bir zaman makinesi gibi kullanabiliriz. İnsanın hayal gücü hiçbir şeyle sınırlı değil nasılsa. (Hattuşa'dan Kaçış)
Burada kritik soru şudur: ‘’Giderek artan bir refahı geleceğin refah azalışıyla sağlayarak devam etmek doğru bir karar mıdır?’’ Kapitalizmin önemli çelişkilerinden birisi budur. (Ekonominin Temelleri)
Finansal buluşlar bankacılığın esasını değiştirmez. Bankacılığın esası ölçülebilirlik, kredibilite ve risk yönetimi olarak kalacaktır. (Ekonomi Politikası)

Bir toplum, geçmişte çekilen acıları hatırlamaz, yapılan hataları değerlendirmezse aynı acıları çekmeye mahkûmdur. Tarihini doğru okumayan kuşaklar, gün gelir o tarihi başkalarından dinlemek zorunda kalırlar. (Değişim Sürecinde Türkiye)
Gösteriş tüketimi Veblen'den bu yana kullanılan bir kavramdır.Günümüzde daha çok gelişme yolundaki ülkelerde kişilerin kendi statülerini yüksek göstermek amacıyla imkânlarının ötesinde pahalı mallara ( kredi kullanarak ya da borçlanarak) ulaşma çabalarını açıklamakta kullanılıyor. (Türkiye Ekonomisi)
Ülkenin sorunu yasak koymakta değil konulan yasağı uygulayabilmekte. (Sahte Sultan)
Sarayın zenginliği, altın kupalar, halkın bulamadığı yiyecekler seni şaşırtmasın. Yiyeceğin ekmek, içeceğin su olmalı. (Anitta'nın Laneti)
Keynes'e sormuşlar;

- "Görüşlerinizin gerçeklere uymadığını görseniz ne yapardınız?"

Keynes yanıtlamış:

-"Görüşümü değiştirdim. Ya siz ne yapardınız?" (Makro-Ekonomi)
Devletin borcu, alacağı, ödemeye dönüşebilecek her türlü yükümlülükleri Hazine tarafından izlenir ve yönetilir. (Hazine)
Vergi politikası, ekonominin gidişine göre vergilerin ar­tırılması veya azaltılması biçiminde uygulanır. (Örneklerle Kolay Ekonomi)

Korelasyon katsayısı iki değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü ortaya koyan bir katsayıdır. Bu katsayı - 1 ile +1 arasında bir değer alır. Eksi değerler iki değişken arasında ters yönlü, artı değerler ise doğru yönlü bir ilişki olduğunu gösterir. Katsayının değeri -1 ya da +1'e yaklaştıkça ilişkinin gücü artar. Katsayı sıfıra yaklaştıkça iki değişken arasındaki ilişki azalır, sıfır olursa iki değişken arasında herhangi bir ilişki olmadığı anlaşılır. (Ekonomide Analiz)
Cemal Süreya'nın bir sözü zihninde dolaşıp duruyordu: Önce sevdiğiniz terk eder sizi, ardından uykunuz. (Sahte Sultan)
Paranın dolaşım hızının artması , likiditeye olan talep artışını gösterir.Bu da enflasyonda artışa yol açar. (Türkiye Ekonomisi)
Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konulmasında üç yol vardır: hipotez, bilimsel kanun ve teori. (Ekonomi Politikası)
İnsanlar mallarını muhafaza etmenin yollarını öğrendikçe karşılıksız, faizsiz ve yanında bir fazlalık alma şartıyla borç vermeye başladılar. Faiz, insanlar arasında bu şekilde ortaya çıktı. Faiz, ekonomi ve ticaretin genişlemesi ve paranın da alışveriş aracı olmasın sonucu giderek yaygınlaştı. (Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi)
Özğür insanın,
düşüncelerini bağımsız tutmayı becerebilen insan olduğuna inanıyorum. (Kendime Yazılar)
Ekonominin konusu eldeki sınırlı imkânların sınırsız istekler arasında nasıl tahsis edileceği meselesinin çözümüdür. (Türkiye Ekonomisi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kamu-maliyesi-mahfi-egilmez-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)