# Kapitalizm Uyanıyor mu? - Ali Şeriati Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kapitalizm Uyanıyor mu? kimin eseri? Kapitalizm Uyanıyor mu? kitabının yazarı kimdir? Kapitalizm Uyanıyor mu? konusu ve anafikri nedir? Kapitalizm Uyanıyor mu? kitabı ne anlatıyor? Kapitalizm Uyanıyor mu? kitabının yazarı Ali Şeriati kimdir? İşte Kapitalizm Uyanıyor mu? kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kapitalizm-uyaniyor-mu-ali-seriati-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T16:47:21+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T16:47:21+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/ali-seriati-kimdir-ali-seriati-kitaplari-ve-sozleri-151286.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ali Şeriati 
 Çevirmen: Fikret Yalçınkaya 
 Yayın Evi: Dünya Yayınları 
 İSBN: 
 Sayfa Sayısı: 80 

Kapitalizm Uyanıyor mu? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İslam dünyasının ünlü düşünürlerinden ve siyasi fikirleriyle gündelik hayata önem veren Ali Şeriatinin yoksulluk imkansızlık ve kompleksi oluşturan esas unsur tüketim olayıdır. Yetersiz tüketimi oluşturan unsur diğer insanların ve içinde yaşadığımız toplum üyelerinin tüketim düzeyleridir. Bu pratik gerçek vede reel pazarlarımızda da farkedilir. kapitalist insanlar pazar ihtiyacını sosyal ve iktisadi hayata göre yorumlamaktadırlar. Dinle hiçbir alakaları yoktur aslında.

Kapitalizm Uyanıyor mu? Alıntıları - Sözleri
Kilise şöyle sesleniyordu proleteryaya: "Siz yaşadığınız sosyal ve ekonomik yapıyla doğdunuz. Tanrı sizi böyle yarattı. Hz, İsa sevimli, iyi kalpli ve müşfik babadır. Tanrı sizi arzuladı ve şu anda nasılsanız öyle yarattı. Siz böyle olmak zorundaydınız. Din, Tanrı adına sizin bu halde kalmanızı söylemektedir. Böyle yaratıldınız ve böyle yaşamak zorundasınız. Tıpkı kapitalistlerin, varlıklı insanların ve feodal beylerin mevcut konumlarında yaratılmış olmaları gibi. Gerçek şu ki Tanrı sizi ve varlıklı insanları geçilmez bir duvarla ayırmıştır. Bu duvarı aşmaya çalışmanız Tanrının iradesine karşı gelmek demektir. Aristokratlar doğuştan üstün yaratılmışlardır. Bu aynı zamanda Tanrının da buyruğudur."
Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok
çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık,
yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet,
nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa
yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi
yapmayan namusluları kastediyorum.
..huzursuzluk, emeğin karşılığını bulamamasından çalışmanın mükafatsız kalmasından, dalavereciliğin, dürüst yollardan daha çok iş görmesinden doğuyor...
Sınıfsal çıkarlar tehlikeye girdiği zaman
kapitalist sınıfın içine girdiği yoğun çalışmaları
bulunur. Kapitalistlerin menfaatlari bir an
tehlikeye düşecek olsa, partili hasımlar, bütün
kinlerini unutuyor, düşmanlıklarını bırakıyor, bu
tehlikenin bertaraf edilmesi için beyi, paşası,
parlamenteri tek saf haline geliyorlar.
Egemenliğin kaynağı şu sözünü ettiğimiz millet, öyle mi? Bu milyonlarca aç, bu zavallı, bu cahil kalmış, bu iğfal edilmiş milyonlar... Şu gece ve gündüz ekmek diye sayıklayan zavallılar... Şu, kendisinin hakkı olduğu söylenen seçme hakkı üzerinde düşünmek için harcayacak bir saniyesi bile olmayan yoksullar... Şu basın ve yayın araçlarının işaret buyurduğunu seçen, reddettiğini terk eden milyonlar mı? Bunlar mı egemenliğin sahibidir?
Menfaati putlaştıran, kişisel çıkarı ilahlaştıran acımasız ve vahşi bir kültürün ürünüdür. Fakirleri hem patronların hem de sermayenin kulları haline dönüştüren bir ekonomik ve sosyal sistem olan kapitalizm, altın ve kuvvet ilahları tarafından üretilen fakat halka tükettirilen şeytani bir toplumsal örgütlenme şeklidir.
islam, kazanç ve mülkiyetin temelinde sadece emek arar: Bedenî veya zihnî emek. Kazancın temelinde emeği aradığı için "Faiz"i yasaklamıştır. Çünkü borç verilen para vasıtasıyla sermayeyi arttırmak emeksiz ürün elde etmek demektir. Emek ve alın teri
esastır. Çünkü İslam Peygamberi çalışmaktan şişmiş el için "işte Allah ve Resulünün sevdiği el, bu eldir" buyurmuştur.
Din bezirganları feodal ve kapitalist bir
toplumda kendilerine önemli görevlerin düştüğünü bilmektedirler. Sözü geçen idarelerde
verilen ve ifası için kolaylıklar sağlanan bu
görevler onların geçimlerini sağlamaktadır. Bu
görev yoksul, sömürülen, çalışan fakat aldatılan
kitleleri uyuşturma ve afyonlama görevidir.
bütün bunlardan sonra millet egemenliğin
kaynağıdır, seçme ve dileme hakkı onundur palavrası buyur senin olsun... bu öylesine bir yutturmacadır ki, üstünde konuşmak bile yersiz. egemenliğin kaynağı şu sözünü ettiğimiz millet, öyle mi? bu milyonlarca aç, bu zavallı, bu cahil kalmış, bu iğfal edilmiş milyonlar... şu gece ve gündüz ekmek diye sayıklayan zavallılar... şu, kendisinin hakkı olduğu söylenen seçme hakkı
üzerinde düşünmek için harcıyacak bir saniyesi bile olmayan yoksullar... şu basın ve yayın araçlarının işaret buyurduğunu seçen, reddettiğini terkeden milyonlar mı? bunlar mı egemenliğin sahibidir?
kapitalist devletin bütçesi zenginlerin ödemesi gereken vergilere değil, fakirlerin ödediği vergilere dayanmaktadır.
İslam dudaklarda mırıltı, tesbih tanelerinde gürültü, naralar savrulan mevlit, ünvanlar dağıtılan toplantı, üst baş soyulup atılan ayin olunca kimsenin kılına dokunmaz. Çünkü bütün bu saydıklarımız kitleyi oyalamak için sömürücü kudurganların yarattıkları afyondur.
Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi bir şeyi yapmayan namusluları kastediyorum.
"Kanı hergün biraz daha emilen proleterya ise öleceği günü hasretle
 beklemektedir."
Kapitalist bir sistemde huzursuzluk ve stres hakimdir. Çünkü bu huzursuzluk, emeğin karşılığını bulamamasından, çalışmanın mükafatsız kalmasından, dalavereciliğin, dürüst yollardan daha çok iş görmesinden doğuyor.
kapitalist sistemlerde hayat tek boyutlu ve hedefsiz bir harekettir. buradan ötesi yoktur insan için bu sistemde. însan bu sistemde paraya, şehvete, yemeğe saldırganlığa ve namussuzluğa dönüşmüştür. însan hak ve görevlerini hiçe sayan sosyal-ekonomik düzenin çeşitli güçlerinin tesiriyle değişti. müşrik pratiğe dini kisve giydirdi. putu kendisi yaptı ve yine kendisi taptı.

Kapitalizm Uyanıyor mu? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap eski bir kitap. Söylenenleri o zamanki döneme ve dünyanın 50 yıl önceki durumuna göre algılayabilmek gerek.

Bu zamana göre pek cazibesi kalmasa da Ali Şeriati'yi Ali Şeriati'i yapan o nokta vuruşlar hâlâ mevcut.
 Örneğin:

Bir sosyalist bir kapitalist olmaya çalışır.

İnsanoğlu ırkı, kabileyi, sınıfı, grubu, mevkiyi ve aileyi üstünlüğün ana faktörleri olarak toplumsal gerçekler haline getirdi.
Böylece de İnsanı bir ümmet kılan, batıl dinlerin tesirinden uzak muvahhid bir mümin kılan tüm faktörleri ret ve inkâr ederek, şirki adım adım örgütleştirdi.

Hükümetmeyen İslâm, İslâm olmadığı gibi, İslâm'ın hükmetmesine rızasısı olmayanlar da Müslüman olamamışlardır.

Emperyalistlerin dışsatımlarını garantileyebilmek için ödeyebileceğimiz tek şey bizim yok sulluğumuz, mahrumiyetimiz ve sefaletimiz olacaktır.

sözleri etkileyiciydi. (Ahmet) 
Farklı yazılmış farkında olduğumuz kapitalizm ve emperyalizmin sömürülerini çok güzel açıklamış örneklendirmiş ama çeviri iyi yapılmamış akıcılığı yakalayamamış (Said temel) 

Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.

Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
Hac
İnsanın Dört Zindanı
Ali
Dine Karşı Din
Kendini Devrimci Yetiştirmek
Ebuzer

Anne Baba Biz Suçluyuz
Kadın (Fatıma Fatımadır)
Her Hicret Bir İnkılaptır
Muhammed Kimdir
Kendisi Olmayan İnsan
İnsan
Bilinç ve Eşekleştirme

Dua
Çocuklar ve Gençler
Dinler Tarihi 1
Dinler Tarihi 2
Şehadet
Aydın
İslam ve Sınıfsal Yapı

Marksizm
Kur'an'a Bakış
Hangi Şia?
Kapitalizm
İran ve İslam
İslam Bilimi (Ciltli) I-II
İbrahim'le Buluşma

İslam'ı Tanıma Metodu
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Yeni Çağ'ın Özellikleri
Ne Yapmalı
Yalnızlık Sözleri 1
İslambilim 1
İslambilim 2

Biz ve İkbal
Aydınlara Umut Çağrısı
Ali Şiası Safevi Şiası
Hür Düşünce Mektebi
İslam Nedir Muhammed Kimdir
Mektuplar
Çöle İniş

İslam'ı Anlamak
İnsan Olmak
Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
Muhammed'i Tanıyalım
Kültür ve İdeoloji
Kendini Bilmek
Yalnızlık Sözleri 2

Medeniyet ve Modernizm
Medeniyet Tarihi 1
Medeniyet Tarihi 2
İdeallerin Yenilgisi
Kapitalizm Uyanıyor mu?
Şia
Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası

Sanat
Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
Ümmet ve İmamet
Adem'in Varisi Hüseyin
Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
Kavramlar Sözlüğü
Muhtelif Eserler- I

Muhtelif Eserler- II
İslambilim 3
Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
Tevhidi Altyapı
Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
İslam Ekonomisi
İslam'ın Tarih Felsefesi

İslam Sosyolojisi Üzerine
Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
Yarının Tarihine Bakış
Sevmek Aşktan Üstündür
Terimler Sözlüğü
Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri

Dine Dayanmak
Siret
Ali Şeriati'den Aforizmalar
Dinleri Tanımak
İki Sûre İki Yorum
Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
Toplumbilim Üzerine

Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
Aşk ve Devrim
Ve Cevap Veriyorum
Öze Dönüş
Ayet Yorumları

Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor.
Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara:
Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla.
Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
“Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)

Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum.
[Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
"O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumlu­luktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz..
Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde,
Akıl bineğinin ayağı topalladığında,
Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)

Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok
çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık,
yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet,
nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa
yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi
yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir.
Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
"Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kapitalizm-uyaniyor-mu-ali-seriati-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)