# Kara Yarısı - Mahir Ünsal Eriş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kara Yarısı kimin eseri? Kara Yarısı kitabının yazarı kimdir? Kara Yarısı konusu ve anafikri nedir? Kara Yarısı kitabı ne anlatıyor? Kara Yarısı PDF indirme linki var mı?  Kara Yarısı kitabının yazarı Mahir Ünsal Eriş kimdir? İşte Kara Yarısı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kara-yarisi-mahir-unsal-eris-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T03:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T03:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/mahir-unsal-eris-kimdir-mahir-unsal-eris-kitaplari-ve-sozleri-234049.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mahir Ünsal Eriş 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750740237 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Kara Yarısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Burada bir sokak var. Uzun, ağaçsız ve derin derin uyuyan arabalarla dolu karanlık bir sokak. Birazdan gün, süt mavi örtüsünü sokağın üzerine serecek, evler ağaracak. Gün, köşeden sokağa girecek. Sahiplerini bekleyen atlar gibi sıra sıra dizili arabalar bir bir uyanacak, silkelenip yollara düşecek. Bugün bir cenaze kalkacak bu sokaktan.

Mahir Ünsal Eriş altı yıl aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkıyor. Kara Yarısı’nda, yaşadıkları yerlerin küçük dünyalarına, aşamadıkları içsel sınırlara yahut muhitin kalıplarına hapsolanları ele alıyor. Kimi öykülerde kasabaların dar sokaklarında gezip tutucu, küçük, hiçbir gelecek vaat etmeyen yerlere sıkışıp çırpınanları resmediyor. Kimilerinde de bir kaza ya da alın yazısına kurban gidenlerin yahut ademoğlunun kara yarısına; yani hasede, fesada, çekememezliğe hatta basbayağı içindeki şerre kaptıranların peşine takılıyor. Lakin aydınlığı da zifiri karanlığı da okurlarının yakından bildiği o canlı, iştahlı, yaşam fışkıran üslubuyla anlatıyor.
--reklam--
Kara Yarısı Alıntıları - Sözleri
Güldü. O kadar güzeldi ki; tıpkı günün tepenin ardından kendini gösterişi gibi, ayın güneşle dünya arasından çekilip aydınlığı serbest bırakışı gibi. Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle.
" İnsansızlığın boşluğunu hiçbir zevk, hiçbir heves doldurmuyor. "
İnsansızlığın boşluğunu hiçbir zevk, hiçbir heves doldurmuyor.
Mücadele benim yaşam biçimim olmuş artık. Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan!
"Allah'ım," diyordum her seferinde, "kötüleri yarattın, ona razıyım. Ama bu kadar güzel gülenlerini niye yarattın?"
Kapıyı yüzüme vurdu. Kapının aralığından kaçan karanlık bütün apartmanı doldurdu. Işık söndü. Ses sustu. Dünya istop etti.
Ankara’yı sevmek ,şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir.
Ankara ayazdır,Ankara memurdur,Ankara halısahadır, pavyondur, geçiş üstünlüğüdür.
Allahım! Kötüleri yarattın ona razıyım, ama bu kadar güzel gülenlerini niye yarattın?
Tekrar söylüyorum; eski hikayeler yeniden yanlış hatırlanacak,
Tekrar söylüyorum; tarih en baştan yanlış anlaşılacak,
Tekrar söylüyorum; filmin sonu bu kez de değişmeyecek: seni seviyorum, hepimiz öleceğiz.
Hiçbir şey hayat kadar saçma olamaz. Çünkü onun, yani hayatın, diyorum, her günü aynı bile olsa her günü başkadır. Bundan daha saçma bir şey düşünemiyorum. Gürül şırıl akan bir ırmağın durup dururken, birdenbire, tersine akmaya başlamasından büyük saçmalık bilmiyorum. Ama hayat bunu yapabiliyor işte, becerebiliyor; şaşırıyor muyum? Durup dururken, birdenbire.
İnsan delirirken bile yalnız olmak istemiyor.
Bir yoncanın dört yaprağı gibi dizilmiştik masanın etrafında.
Neden beraber sinemaya, bara ya da tatile gidebileceğim birini sevmiyordum? Neden kabahatim yoksa bile kendimi affettirmeye çalıştığım bu kadın yerine arada bir kavgalarımızda benim de küsebileceğim, yüzüme bakmasına değil bana aldığı küçük tefek hediyelere sevinebileceğim, ışık altında, çırılçıplak ve doya doya sevişebileceğim birini sevemiyordum?
‘Niyet ettim sırtındaki ağırlığın azıcığını almaya…’
--reklam--
Kara Yarısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu adamı okuyun a dostlar ;): Mahir Ünsal Eriş'ten okuduğum 4. Kitap.. Üslubuna, kalemine hayran olduğum bir yazar kendileri.
Sarıyaz ve Kara Yarısı kitabı beraber çıkmıştı, Sarıyaz'ı okuduktan sonra hayranlığım kat kat artmıştı kendisine. Kara Yarısı ise çok başka. 17 öykü var, son 4ü birbiriyle ilintili - ki kendisi bunu Sarıyaz'da da yapmıştı- uzun öykü tadında, azıcık uğraşılsa roman olur film olur tadında.

Öykü okumayı pek tercih etmeyen ben, Melisa Kesmez'le tanıştıktan sonra öyküsüz yapamaz oldum. Günde 1 tane de olsa yatmadan öykü okuyun, rüyalarınızın şekli şemali bile değişecektir garanti veriyorum.

Kısacık birkaç sayfada, böylesi duygu yoğunluğu yaşatabilmek bence takdire şayan.
Kalbimin cız ettiği öyküler oldu bu kitapta. Mutlu mesut şeyler beklemeyin, gerçekten adıyla müsemma kara yarısı bu kitap.

Çok keyif aldığım bir yazar, keşke daha çok okunsa, bilinse. Yolu açık olsun, eşinin de kendisinin de.

Çağdaş Türk Edebiyatını seviyorum ve destekliyorum. Önyargılarınız varsa kırın ve kıymet bilinesi bu yazarlarımız hak ettiği yere gelebilsin.

Kalemine sağlık
yazar/Mahir-unsal-eris (Özge) 
Yazarın Sarıyaz kitabını o kadar çok sevmiştim ki hemen bir kitabını daha almıştım. Okumaya kıyamadığım için kitaplığımda bekliyordu. Sonunda dayanamadım ve okudum. Yine aldı götürdü beni başka yerlere.
Yaşadıkları yerlerin küçük dünyalarına, aşamadıkları içsel sınırlara yahut muhitin kalıplarına hapsolanları ele bu kitapta her öykü bir başka etkiledi beni. Bir yerinden bir cümlesiyle yüreğime dokundu tüm öyküleri.
Birbirinden güzel onyedi öykünün bulunduğu bu kitabı size de tavsiye ederim. (Deniz Bodur) 
Mahir Ünsal Eriş rahat bir kalem. Yazım şekli romana daha yakın olduğu için duygu aktarımında çok başarılı. Aynı anda iki kitap çıkardı. İkisini de aynı iletide değerlendirmek istedim.

Sarıyaz ve Kara Yarısı. İletişim Yayınları'ndan çıkmıştı önceki kitapları. Bu iki kitap Can Yayınları'ndan çıktı. Nedenini bilemiyoruz elbette. Bildiğimiz bir şey iki yayınevinin de başarılı olduğu.

İki kitabı art arda okudum. İlk Sarıyaz'ı. Sitede roman olarak geçiyor kitap fakat bu bir öykü kitabı. Öyküler birbiriyle ilişkili. Sarı dumanla kaplanan bir ilçede yaşanan, birbirine paralel olaylar. Bu durum kitabı roman yapmaz elbette. Öykülere bakacak olursak; içten, klasik, duygu yüklü. Birkaç öykü anıydı bana göre. Bir yazımın öykü olması için belli başlı muhteviyatları içermesi gerekir. Birkaçında bu özellikler yoktu maalesef. Fakat duygulu aktarım yazarı kotarmış. Okur olarak böyle şeyleri okumayı sevdiğimiz için bu bir eksik olarak görünmüyor. Teknik olarak bakıldığı zaman elbette bir sorun. Öykülerin içerikleri hakkında herhangi bir bilgi vermek istemiyorum. Kitabı okumak isteyenler için sürpriz olsun. Fakat şunu bilin ki duygularınız tavan yapacak. Peki yazarda bunu sağlayan özellikler neler? Bu soruya yanıt olarak birkaç şey söylemek istiyorum.

Öykü, kısacık yazımda okurun duygularını alt üst etme sanatıdır bana göre. Koca bir dünyayı, kısacık bir metinde verebilmektir. Bunu sağlayabilen insanlar ise iyi birer öykü yazarıdır. Eriş bu konuda oldukça başarılı bir yazar. Bunu sağlayan özelliklerden bahsetmek istemiştim. Birincisi, kilit noktaları iyi belirliyor yazar. Ve bunun üzerine sıkı çalışıyor. Okuru ele geçirecek noktalarda sağlam kroşeler sallıyor okura. Bu birinci özelliği. İkinci özelliği ise, okura sorular soruyor. Böylece okurla arasında sıkı bir bağ kuruyor. Okur öykünün içine çekilmiş oluyor. Sorularla birlikte zihnini öyküye veriyor. Öykünün içine giriyor. Bu iki özellik belki de bir öykü yazarı için en büyük nimetlerdir. Tonlarca para verilerek gidilen yaratıcı yazarlık kurslarında bile bahsedilmiyor bunlardan. Birkaç ıvır zıvır anlatılıyor o kadar. Neyse...

Kara Yarısı kitabına geçmek istiyorum. Sarıyaz'dan sonra beklentim sabitti. Fakat ilk kitaptan sonra beklentimi karşılamadı kitap. Teknik olarak çoğu öykü anıydı. Öykü kalıbına sığmayan bir çerçeveye sahipti. Günlük gibi, izlenim gibiydi. Peki duygu? Yoğundu. Hem de çok. Belirlediği konular günceldi. Topluma dönüktü. İlk kitaptaki uzun anlatılar yoktu. Toplamda 17 öyküden oluşuyordu. Birkaç tanesi bölünmüş uzun öykülerdi. Onları da hesaba katıyorum. Zihin açıcı özellikleri vardı öykülerin.

İki kitabı karşılaştırdığım zaman Sarıyaz gözümde açık ara önde gelir. Fakat Kara Yarısı da günümüz okurunun ihtiyaçlarını karşılıyor. Sanırım yazar ilk kitabını Sarıyaz olarak belirlemiş. Yayınevi de diğer öykülerini Kara Yarısı'nda toplamış. Maddi gerçekler bunlar. Yazara suç bulamayız. Rahat kalemi olan bir yazar iki saatte bir öykü yazabilir. Hele ki tanınmış bir yazarsa herkes ayıla bayıla okur öykülerini. Yazarların ilk kitapları çok değerlidir bu açıdan. Sonrakiler popülariteye kurban gider çoğunlukla.

İnce elenip sık dokunduğu zaman Kara Yarısı sınıfta kalır. Ama siz yine de iki kitabı da okuyun derim. Öykü seven herkesin kitaplığında bulunması gereken kitaplar. Ha bir de kitap fiyatları makul seviyeye çekilirse daha güzel olur. Ne yapalım böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ne ucuz ki kitap ucuz olsun. Bunca yayınevi kurnazlığı eşliğinde edinilebilecek kitaplar.

Son olarak bir konudan daha bahsetmek istiyorum. Öyküde çeşitlilik. Bir tema bulmak, bunu bir kurguya oturtmak çok zor bir iştir. Hele ki bunu hiçkimsenin yapmadığı şekilde yapabilmek bir mucizedir. Mucizevi yazar beklemek günümüzde çok romantik olacaktır fakat okur olarak biraz çeşitlilik istiyorum. Büke'nin dediği gibi kişisel bunalım vıdı vıdılarından sıkıldım. Bir de çocukluk anılarından. Maalesef Eriş çocukluk anılarından öteye geçemeyen bir yazar. Birkaç öyküsünde çeşitlilik yapmayı denemiş, sonunda bilindik numaralarla öyküyü klişelikten kurtarmayı başaramamış. Umarım ileride kendini tekrar etmekten vazgeçer. Zira kalemi bunu hak etmiyor. (Hakan S.) 
--reklam--
Kara Yarısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş - Kara Yarısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kara Yarısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mahir Ünsal Eriş Kimdir?
1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.

Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.

Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş Kitapları - Eserleri
Sarıyaz
Olduğu Kadar Güzeldik
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
Kara Yarısı
Dünya Bu Kadar
Öbürküler
Benim Adım Feridun
Diğerleri
Gaip
İbranice Dil Hapı
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş Alıntıları - Sözleri
Bizim millet unutmaya meraklıdır. Dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
Torunlarıma bile yetecek kadar sıkılmıştım. (Benim Adım Feridun)
Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. (Benim Adım Feridun)
Cumhuriyet'in yegâne ülküsü nedir? Muasır medeniyetler seviyesinde müreffeh ve münevver bir hayat tesis etmek. (Öbürküler)
Yurtta faşistlere yem olsak daha mı iyi? (Diğerleri)
Öyleyse yaşamak, hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir. (Olduğu Kadar Güzeldik)
Kimi sevse Gülderen, hep onu beklemekle geçerdi bütün vakti. Mesela babasını. (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
İnsan mutluluğa ne kadar çok acıkıyormuş meğer.. (Benim Adım Feridun)
Güldü. O kadar güzeldi ki; tıpkı günün tepenin ardından kendini gösterişi gibi, ayın güneşle dünya arasından çekilip aydınlığı serbest bırakışı gibi. Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle. (Kara Yarısı)
Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım. (Sarıyaz)
bizim millet unutmaya meraklıdır. dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
Bir yoncanın dört yaprağı gibi dizilmiştik masanın etrafında. (Kara Yarısı)
Ama insan hayat dediği şeyin, olmasını bekledikleri değil de başa gelmesi hiç umulmayanların toplamı olduğunu böylelikle öğreniyordu. (Diğerleri)
“Ölmek ne bilmiyorum. Merak da etmedim hiç.” (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
“ İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur.” (Sarıyaz)
Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya ! (Sarıyaz)
“Allah’ından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse.” (Olduğu Kadar Güzeldik)
Ankara’yı sevmek ,şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir. (Kara Yarısı)
"Bir de mektubunuz var." Şaşırdım haliyle.
 Bir kere mektup yazmak mı kaldı şu devirde, ona şaşırdım evvela. (Sarıyaz)
"Her zaman derim, biraz sevgi, biraz şefkat, insana dair her meseleyi halleder!" (Diğerleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kara-yarisi-mahir-unsal-eris-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)