# Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Karanlığın Sol Eli kimin eseri? Karanlığın Sol Eli kitabının yazarı kimdir? Karanlığın Sol Eli konusu ve anafikri nedir? Karanlığın Sol Eli kitabı ne anlatıyor? Karanlığın Sol Eli kitabının yazarı Ursula K. Le Guin kimdir? İşte Karanlığın Sol Eli kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/karanligin-sol-eli-ursula-k-le-guin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-12T00:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-03-12T00:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/12/ursula-k-le-guin-kimdir-ursula-k-le-guin-kitaplari-ve-sozleri-173890.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ursula K. Le Guin 
 Çevirmen: Ümit Altuğ 
 Tasarımcı: Gökçe Alper 
 Orijinal Adı: The Left Hand of Darkness 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9789755390444 
 Sayfa Sayısı: 304 
--reklam--
Karanlığın Sol Eli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bilim-kurgu"nun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula'yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren "Karanlığın Sol Eli", dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçer. Bu gezegende yılın en sıcak zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir (androjen). Cınsel kimliğin bir statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende kişiler yılın belli bir döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar. Öyle ki, birkaç çocuk doğurmuş bir ana daha sonra başka çocukların babası olabilmektedir. "Arkadaşlık" ve "sevgililik" arasındaki "boşluk" anlamsızlaşmış; insan düşüncesini belirleyen düalizm eğilimi azalmış; insanlığın güçlü/ zayıf, koruyucu / korunan, hükmeden / hükmedilen, sahip olan / sahip olunan... ve benzeri ikiliklerini oluşturan temeller zayıflamış gibidir. Cehaletin, şimdinin, mevcuduyetin ilerlemeden daha gözde olduğu bir gezegendir Kış.

Bir gün Kış'a uzaydan bir erkek elçi gelir ve onların da katılmasını istediği bir gezegenler birliğinden söz eder... Elçinin gelişiyle birlikte yerli ile yabancı, erkek ile dişi, benzerlik ile benzemezlik, parça ile bütün arasındaki ilişki ve çelişkiler insanlardaki karşılıklarını bulup yaşamaya başlarlar...

Zihni kapasitesini zorlayan hayeller kurmayı hâla sevenler için...
--reklam--
Karanlığın Sol Eli Alıntıları - Sözleri
Neden gönlümü olabilecek bir işe bağlayamıyorum hiçbir zaman?
Işık karanlığın sol elidir
karanlık da ışığın sağ eli.
ikisi birdir, yaşam ve ölüm, yan yana
yatarlar kemmerdeki sevgililer gibi,
tutuşmuş eller gibi,
sonuçla yol gibi.
“ Hayatı mümkün kılan umulmayan şeylerdir. ”
"Ateş ile korku iyi birer uşak, kötü birer efendidir."
Bir şeye karşı koymak onu sürdürmektir.
"Suskunluk benim seçeceğim bir şey değil, ama yalan söylemekten daha uygun bana."
Hangi soruların cevaplanamaz olduğunu öğrenmek ve onları cevaplamamak: Gerilim ve karanlık dönemlerinde en gerekli yetenek bu.
"Bilinmeyen, önceden görülmeyen, kanıtlanmayan, hayat bunlar üzerine kuruludur. Cehalet düşüncenin temelidir. Kanıtsızlık eylemin temelidir. Tanrı'nın olmadığı kanıtlansaydı dinler olmazdı. Ama Tanrı'nın olduğu kanıtlansaydı da gene dinler olmazdı..."
"Hayatı mümkün kılan şey sürekli, dayanılmaz belisizliktir; yani bir sonra ne olacağını bilmemektir."
Bir roman, herhangi bir roman okurken içindeki her şeyin uydurma olduğunu gayet iyi bilmeli ama okuma sırasında her kelimesine inanmalıyız.
İnsan kendi gölgesini taşımalı...
Konuşuyorum ama duymuyorlar.
Neden karşılaştığım insanlar iyi ya da kötü, nasıl davranırlarsa davransınlar tatsız geliyorlardı? Aralarında etkileyici kişilikler de vardı yine de her birinde eksik olan bir nitelik, bir varlık boyutu vardı, inandırıcı değillerdi. Yeterince oturmuş değillerdi. Sanki gölgeleri yoktu.
Ateist olmak da Tanrı'yı sürdürmektir. Varlığı da yokluğu aynı anlama gelir kanıtlama düzleminde.
Bir şeye karşı koymak onu sürdürmektir.
--reklam--
Karanlığın Sol Eli İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Cinsiyetin önemsiz olduğu, üstünlük ya da zayıflık çağrıştırmadığı bir dünya...

Ursula K. Le Guin'den bir kitap okuduktan sonra diğer kitaplarını da okuma isteği hemen peşinden geliyor. Yazardan okuyucuları düşünsel anlamda zorlayacak, hayal güçlerinin sınırlarını aşmasını sağlayacak bir kitap daha..
Alternatif dünyalar yaratmayı seven yazar yine ilginç bir dünya yaratmış okuyucular için.         
Yarattığı dünyayı; düşünerek, sorgulayarak ve tabi ki de keyifle keşfetmekte bizlere kalıyor. 

Kış adlı gezegendeyiz. Aşırı soğuk bir dünya ve o yaşam şartlarına uyum sağlamış insanlar..
Ve bu gezegendeki herkes cinsiyetsiz. Yazara göre cinsiyetsiz bir toplumda yaşam nasıl olabilirdi sorusunun cevaplarını buluyoruz.
Anlatıcı Ai'yle birlikte kış gezegenindeki ülkeleri, bu ülkelerde yaşayan insanları ve onların davranış biçimlerini bizler de onunla birlikte anlamaya çalışıyoruz.

Anlatıcımız Ai adında bir elçi. Bilmediği, yabancısı olduğu bir dünyada iki yıldır tek başına Ai. Başka bir gezegenden-sıcak gezegeninden- Kış gezegenine, Karhide milletinin yanına gelmişti. İşi ittifak sunmaktı. Ve tabi ki adım atmış olduğu dünyayı araştırmak, incelemek ve gözlemlemek... Ancak işi hiç de kolay değildi. Ai orada elçi olarak bulunuyordu ama onu orada istemeyenler de çoktu. Özellikle kralla yakın ilişkisi bulunan kişiler onun varlığından rahatsızdı.
Bu dünyada geçirdiği zamanlarda Ai'nin bir eşlikçisi de vardı. Estraven, Ai'nin uzun bir süreliğine vasi görevini üstlenen kişiydi. Estraven, Kralın Kulağı pozisyonunda yani en önemli mevkilerden birindeydi. Ai'ye göre şu an için erkekti ama o dünyada böyle tanımların yeri yoktu..
Ai burada geçirdiği süre boyunca hep bir şeyleri anlamaya çabalamış ve amacına ulaşmak için de adımlar atmaya çalışmıştı. Ancak geldiği nokta pek de tatmin edici değildi. Estraven gözden düşmüş, onun vasiliğinden çıkmıştı. Kendisi ise amacına yaklaşmaktan çok uzaklaşmaya başlamıştı. Böyle devam ederse emekleri boşa gidecekti. Kralın yanında, ona haber uçuran saraylıların yanında bir adım daha ilerleyemezdi. Ayrıca Estraven'de sürülmüştü ve ihanetle suçlanıyordu. Bu Ai'de hayal kırıklığı ve korku yaratmıştı. Estraven'in sürüldüğü gün bir karara vardı. Kaldığı şehirden, kraldan ve saraylılardan uzaklaşmak istiyordu. İki yıl boyunca geldiği yeri gözlemlemek, duymak isteyenlere de kendinden ve amacından bahsetmek istemişti. İki isteğinde de başarıyı yakalayamamıştı. Şimdi farklı yerlerde farklı insanlarla bunu denemeliydi...

Tesadüf olması güç bir şekilde Estraven ve Ai'nin yolları tekrar kesişiyor. Bu sefer ikisinin şartları da çok farklı. Ve iktidar savaşları kapıyı çalıyor olabilir. Estraven'in birtakım planları var ve Ai'de bu planlara dahil. Ai'nin gelmesinin asıl nedeni olan teklifi ise kimse tarafından kabul edilmemiş bir şekilde hala masada..
Ai kendi evinden çok uzakta, bilinmeyenlerin bilinenlerden çok daha fazla olduğu bir dünyada yolunu bulmaya çalışıyor. Uzun, yorucu ve belirsiz bir süreç önünde uzanıyordu..

Her zaman yazarların hayal güçlerinden doğmuş şaşırtıcı dünyaları okumayı sevmişimdir. Yeni bir şeyi keşfetmek, yaratılan dünyayı ve kurulan düzeni anlamaya çalışmak tıpkı bilmece çözmek ya da puzzle yapmak kadar keyifli. Karanlığın Sol Eli de buna mükemmel bir şekilde uyuyor. Yazarın sosyal ve siyasi konulara olan ilgisi kitaplarında kendini belli ediyor. Bu kitabında da özellikle toplum ve cinsiyet ilişkisini ele alıyor. Cinsiyetsiz olarak adlandırılan insanların yaşadığı kış gezegenini okuyuculara sunuyor yazar.
Peki sizce kadın-erkek kavramının olmaması daha mı iyi olurdu yoksa daha mı kötü olurdu?
Ai orada iki yılını geçirmiş olsa bile düşünceleri ve gözlemleri hala kendi dünyasının esiriydi. Örneğin cinsiyeti olmaması gereken kişilik özelliklerine cinsiyet atfediyordu. Tıpkı bizler gibi..
Cazibe, nezaket, hoş görünme kadınlara ait olurken güçlü bir duruş, sert bir mizaç erkeklere ait olmalıydı. Çok tanıdık değil mi?
Ai çabalasa da onların fizyolojisine ve cinsiyet algılarına tam olarak anlam veremiyordu. Örneğin geçirmiş oldukları 'Kemmer' evresi. Bu evrede kişilerin belli süreliğine erkeklik ya da kadınlık hormonları yükseliyor. Kemmer evresinde kadınlık hormonu artan gebe kalabiliyor. Seçim onlara ait değil. Kimin dişi kimin erkek olacağı bilinemez. Bu nedenle önceden anne konumunda olan birisi daha sonraki Kemmerde baba konumuna da gelebiliyor. Süreç bittikten sonra ise tekrar cinsiyetsiz olarak hayatlarına devam ediyorlar. Bütün bunları sindirmek Ai için oldukça zordu ve belki de okuyucular için de öyle.
Cinsiyetsizlerin Kemmer sonrası çocuklarını düşünelim... Gebe kalanlar ve erkek rolündekiler artık ne kadın ne erkek. Ancak çocuklar ikisinin çocukları. Peki, çocuğa en çok kim bakacak?(!) Evet bu daha çok bizim dünyamıza göre bir soru ve bize göre cevabı çok net. Çocuk bakımı, çocuğu büyütmek anneye aittir. Baba ise çocuğu uzaktan sevmekle yükümlüdür... Kış gezegeninde ise işler bu şekilde yürümüyor. Bir kişiye bütün sorumluluklar verilip geri çekilmiyor kimse. Eşit bir şekilde sorumlulukları olduğunun bilincinde herkes. Harhangi bir cinsiyete saçma sapan sorumluluklar ve özelliklerin yüklenmediği bir dünya.. Baskı yok, şiddet ve aşağılama yok. Çünkü üstünlük-aşağılık olma durumu yok. Karşıdaki insanın sadece insan olarak değerlendirildiği bir dünya. Kötü olan da iyi olan da sadece insana ait. Cinsiyete değil..

Erkekler ağlamaz, kadınlar kırılgandır.
Erkek taşı sıksa suyunu çıkartmalıdır; kadınlar ise her işi yapamaz, yapmamalıdır.
Erkekler hiçbir seyden korkmaz ve cesaretlidir,  kadınlar ise ürkektir.
Erkekler çalışmaktan ve paradan sorumludur, kadınlar çocuk ve ev işinden sorumludur.
Evlenirken erkek kız alır, kadın ise kocaya verilir...
.
.
.
Her iki cinsiyeti de gereksiz bir yük altına sokan toplumun cinsiyetlere atfettiği rollerden birkaçı..
Kimilerine göre basit kimilerine göre önemsiz şeyler. Ancak ne kadar akıl almaz bir dünyada yaşıyoruz ki dilenen dilek sadece 'insanca' muamele görmek. Sanki doğrusu başka bir şey olabilirmiş gibi...

Cinsiyetsizliğin sosyal yapıya etkisi nedir?
İnsanlar, cinsiyetsiz olursa daha iyi bir varlık haline mi gelir yoksa bu bir şeyi değiştirmez mi?

Cevaplanmak istenen sorular ve keşfedilecek bir dünya sizleri bekliyor..

Keyifli okumalar. (Neslihan TÜRKMEN) 
Ursula K. Le Guin’in hemen hemen herkese tavsiye ettiğim kitabı. Son derece özgün bir konuya sahip ve okuyucuyu gayriihtiyari düşünmeye sevk ediyor.

Yazar kitapta cinsiyetsiz bir toplum kurgulamış. Cinsiyetsiz bir toplum yaratma fikri gerçekten son derece etkileyici bir fikir. İtiraf etmeliyim ki, böyle bir şeyi daha önce hayal dahi etmemiştim. Şimdi ise cinsiyetsiz bir toplumun nasıl sonuçlara gebe olacağını az çok kestirebilir haldeyim. Gerçekten de cinsiyetsiz doğsaydık ikili ilişkilerimiz nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Ya da kitapta olduğu gibi, belirli zaman dilimlerinde kadın belirli zaman dilimlerinde erkek olsaydık hayatımız nasıl şekillenirdi hiç merak ettiniz mi?

Düşünün; birilerinin bebeği olduğunu öğrendiğimizde ilk aklımıza gelen soru ne oluyor? Ben cevaplayayım: O bebeğin cinsiyetinin ne olduğu sorusu oluyor. Gerçekten de insanın doğar doğmaz edindiği ilk kimliksel özelliği genelde cinsiyetidir. Bebeğin ismini bile cinsiyetinden sonra soruyoruz. Yazar adeta kitap boyunca bunu eleştiriyor.

Cinsiyetsiz bir yaşamın toplumsal, siyasal etkileri, toplumu, toplumdaki bireylerin hayata, yaşadığı dünyaya bakışlarını nasıl şekillendirdiğini merak ediyorsanız okuyacağınız en doğru kitap bu kitaptır.

Biraz da konuya değinmek gerekirse; kitap her yanı karla, buzla kaplı, her zaman soğuk bir dünya; “kış” gezegenini anlatıyor. Gezegende yönetim biçimleri, yaşam felsefeleri farklı insan toplulukları ve ülkeler var. İnsanların tümü yerel tabirle; “somer”, yani cinsiyetsiz. Aylar 26 gün. Bir aylık sürede, sadece kısa bir dönemde, (4-6 gün) hormonal dengeleri belirli bir cinsiyete evrilip, kadın veya erkek oluyorlar. Bu sebepten olsa gerek bu gezegende cinsiyetten doğan hiçbir statü farkı yok. Ne erkeğin kadına ne de kadının erkeğe bir üstünlüğü söz konusu. Bu çerçevede işlenen konular genel olarak politik, sosyolojik ve felsefi konulardan oluşuyor.

Özellikle kitabın içerisinde yer alan politik göndermelere ve felsefi bakış açısına hayran kaldım. İncelememin başında da söylediğim gibi soran herkese tavsiye ettiğim bir kitap. Mutlaka okuyun. (Semih Doğan) 
--reklam--
Karanlığın Sol Eli PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karanlığın Sol Eli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ursula K. Le Guin Kimdir?
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.

Yaşamı

Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü.

Edebiyat hayatı

Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.

LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.

Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır.

Ana temaları

Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.

Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.

Daha fazla bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._Le_Guin
--reklam--
Ursula K. Le Guin Kitapları - Eserleri
Mülksüzler
Yerdeniz Büyücüsü
Atuan Mezarları
Sürgün Gezegeni
Karanlığın Sol Eli
En Uzak Sahil
Tehanu
Yerdeniz Öyküleri
Öteki Rüzgar
Her Yerden Çok Uzakta
Rüyanın Öte Yakası
Yaban Kızlar
Dünyaya Orman Denir
Yerdeniz
Kadınlar Rüyalar Ejderhalar
Marifetler
Anlatış
Rocannon'un Dünyası
Lavinia
Lao Tzu: Tao Te Ching
Sesler
Başlama Yeri
Güçler
Devrimden Önceki Gün
Bağışlanmanın Dört Yolu
Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
Rüzgargülü
Balıkçıl Gözü
İçdeniz Balıkçısı
Orsinya Öyküleri
Yanılsamalar Kenti
Dünyanın Kıyısında Dans
Yazma Üzerine Sohbetler
Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak
Uçuştan Uçuşa
Kanatlı Kediler Masalı 1 - Dört Yavru
Zihinde Bir Dalga
Rüzgarın On İki Köşesi
Aya Tırmanmak ve Diğer Öyküler
Malafrena
Hep Yuvaya Dönmek
Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler
Şimdilik Her Şey Yolunda
Günün Geç Vakitleri
Kanatlı Kediler Masalı 2 - Yuvaya Dönüş
Boşa Geçirecek Vakit Yok
Kanatlı Kediler Masalı 4 - Kentte Tek Başına
Balık Çorbası
Kanatlı Kediler Masalı 3 - Yeni Arkadaş
Uçsuz Bucaksız
The Ones Who Walk Away from Omelas
Sözcüklerdir Bütün Derdim
Başka Bir Yer
Denizyolu
Atmacanın Türküsü
The Daughter of Odren
Schrodinger’s Cat
The Stars Below
Direction of the Road
Things A Story
A Trip to the Head
The Field of Vision
Semley's Necklace
Vaster than Empires and More Slow
Why are Americans Afraid of Dragons?
Yerdeniz Büyücüsü
The Other Wind
Tales from Earthsea: The Fifth Book of Earthsea
Balina Süleyman’ın Dokuz Yüz Otuz Birinci Dünya Turu
Tehanu
The Farthest Shore
--reklam--
Ursula K. Le Guin Alıntıları - Sözleri
"Sana ayrıldığım zamanki gibi geri geldim: Bir aptal olarak." (Yerdeniz Büyücüsü)
“Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar. İsyan anlık bir şeydir, birden ortaya çıkar, bir kıvılcım, bir ateş gibidir.” (Marifetler)
Bu gece mavi bir ay doğacak
güneş, rüzgarın ardında battığında.
Hep yaptım. Hep yaptım doğru şeyi.
Şimdi izin verin başlasın varoluşum şarkısına. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
içine şeytanı saldılar mı, asla kurtulamazsın. Hamile olmak yerine onu taşırsın. (Denizyolu)
Bazı insanlar sanatın kontrolle ilişkili olduğunu düşünür. Ben daha çok kendini kontrolle ilgili olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir şey: İçimde anlatılmak isteyen bir hikaye var. O benim amacım. Ben onun aracıyım. Eğer kendimi, egomu, istek ve fikirlerimi, zihinsel çöpümü bir kenarda tutabilir, hikayenin odağını bulabilir ve hikayeyi takip edebilirsem, hikaye kendi kendini anlatacaktır. (Yazma Üzerine Sohbetler)
Domuzların üstünde dolaşan
Şaşkın sinekler gibidir düşünceler. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
--reklam--
Gitmek kolaydı. Gitmeyi sürdürmek zordu. (Balıkçıl Gözü)
“Bir kadına âşık bir adam mı? Ben sadece kadınların âşık olabildiklerini zannederdim.”
“Bazen kadınlar bir erkeğe âşık olabiliyor ki bu da çok kötü” (Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler)
Belki de sevme isteği dışında tutunabileceği bir şey yoktu.
Eğer o duyguyu da yitirirse kaybolurdu. (Başlama Yeri)
Sağır bir şiddet karşısında hangi söz bir anlam ifade eder ki? (Tehanu)
...herkese karşı adil olma havamda değilim. Kendime karşı adil olma havamdayım. (Zihinde Bir Dalga)
To refuse death is to refuse life. (The Farthest Shore)
"Erkeklerden daha ufak tefek oldukları ve dar yerlerde daha rahat hareket edebildikleri ya da toprağa daha ait oldukları için, ya da daha büyük bir ihtimalle âdet olduğu için Yerdeniz'de madenlerde her zaman kadınları çalıştırırlardı." (Yerdeniz Öyküleri)
--reklam--
Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor..
Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler. (Sesler)
“Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” (Sesler)
"Sanki bütün hayatımız boyunca kapıları kilitleyip duruyor gibiyiz. Yaşadığımız yer evin içi." (Tehanu)
BİR TOPLULUĞUN odak noktasıdır kütüphane, o topluluk için kutsal bir yerdir... (Zihinde Bir Dalga)
İnsanın kendi bedeni bir nesne değildir, bir aksesuar değildir, göz zevki vermekle yükümlü bir süs eşyası değildir, sensindir o, yalnızca sen, kendin. Ne zaman ki sen olmaktan çıkar, senin olmaya başlar, sahip olduğun bir şey olmaya başlar, sen de o zaman başlarsın işte onun için kaygılanmaya... (Devrimden Önceki Gün)
Bu sevişmelerin üzerinde tefler çalınsın, tutkunun görkemi gonglarla ilan edilsin. (The Ones Who Walk Away from Omelas)
Zihnimde, öykü ile roman arasındaki bağlantı oldukça ilginç. "Semley'in Kolyesi" kendi başına tam bir öykü ise de, aslında bir romanın tohumu. Öyküyü tamamladığımda Semley ile de işim bitmişti. Ama öyküde küçük bir role sahip, sadece yolu oradan geçen bir karakter vardı: Öykü bittiğinde yeniden gölgelere karışmaya itiraz eden biri. "Benim öykümü de yaz," diye başımın etini yiyip duran biri: "Ben Rocannon. Dünyamı keşfe çıkmak istiyorum ... " Ben de dediğini yaptım. İnanın, bu insanlarla tartışmaya giremiyorsunuz. (Rüzgarın On İki Köşesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/karanligin-sol-eli-ursula-k-le-guin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)